Hava Durumu

#Yoksulluk

- Yoksulluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yoksulluk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’da Emekli İsyanı: “Bu Düzen Emekliyi Açlığa, Hastalığa ve Sessiz Ölüme Mahkûm Ediyor” Haber

Bursa’da Emekli İsyanı: “Bu Düzen Emekliyi Açlığa, Hastalığa ve Sessiz Ölüme Mahkûm Ediyor”

Bursa’da düzenlenen basın açıklamasında Devrimci Emekliler Sendikası Bursa Şubesi, emeklilerin yaşadığı ağır ekonomik ve sosyal yıkımı sert sözlerle gündeme taşıdı. Şube Sekreteri Sürmeli Selçuk Söğüt tarafından yapılan açıklamada, mevcut ekonomik düzenin milyonlarca emekliyi “insanca yaşamdan kopardığı” vurgulanırken, iktidarın uyguladığı politikalar “organize bir yoksullaştırma sistemi” olarak nitelendirildi. Sendika açıklaması, yalnızca maaş taleplerinin dile getirildiği sıradan bir protesto olmaktan öte, Türkiye’de emeklilerin içine sürüklendiği yaşam koşullarına yönelik çok sert bir toplumsal itiraz niteliği taşıdı. Açıklamada kullanılan ifadeler, emeklilerin artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda insani ve psikolojik bir çöküşle karşı karşıya olduğunu gözler önüne serdi. “Emeklilik Dinlenme Dönemi Değil, Hayatta Kalma Savaşına Dönüştü” Basın açıklamasında konuşan Sürmeli Selçuk Söğüt, yıllarca ülkenin üretim gücünü omuzlayan emeklilerin bugün “devletin sırtında yük” gibi gösterildiğini belirterek sert tepki gösterdi. Açıklamada, fabrikalardan hastanelere, okullardan tarlalara kadar ülkenin her alanında yıllarca emek veren milyonlarca yurttaşın bugün açlık sınırının altında yaşamaya zorlandığı ifade edildi. Emekliliğin artık huzurlu bir yaşam evresi olmaktan çıktığı belirtilirken, mevcut ekonomik sistemin emeklileri doğrudan “sefalet rejimi” içine ittiği savunuldu. Sendika yönetimi, özellikle son yıllarda hızla artan hayat pahalılığı karşısında emekli maaşlarının eridiğini, milyonlarca insanın temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiğini belirterek, “iktidarın emekliyi görünmez hale getirmeye çalıştığını” öne sürdü. Sağlık Sistemine Ağır Eleştiri: “Randevu Almak Milli Piyango Gibi” Açıklamanın en dikkat çeken bölümlerinden biri sağlık sistemine yönelik sert eleştiriler oldu. Emeklilerin ilerleyen yaşları nedeniyle sağlık hizmetlerine daha fazla ihtiyaç duyduğuna dikkat çeken Söğüt, bugün kamusal sağlık sisteminin emekliler açısından erişilemez hale geldiğini ifade etti. Özellikle Merkezi Hekim Randevu Sistemi üzerinden uzman doktora ulaşmanın neredeyse imkânsız hale geldiği belirtilirken, göz, kardiyoloji, nöroloji ve ortopedi gibi kritik branşlarda aylar sonrasına randevu verildiği vurgulandı. Açıklamada, “Bizlerin o süreyi bekleyecek zamanı, sağlığı ya da ömrü olup olmadığı kimsenin umurunda değil” ifadeleri kullanılırken, kamu hastanelerindeki yoğunluk ve sağlık sistemindeki tıkanıklığın, dar gelirli yurttaşları özel hastanelere mecbur bıraktığı savunuldu. Muayene ücretleri, ilaç katkı payları ve sürekli artan fark ücretlerinin de emekli maaşlarını daha cebe girmeden erittiği belirtilirken, mevcut sistem “hastaları enkaz altında bırakan bir sağlık çöküşü” olarak tanımlandı. “İktidar Emeklinin Sofrasına Kadar Müdahale Ediyor” Devrimci Emekliler Sendikası’nın açıklamasında ekonomik kriz ve hayat pahalılığına ilişkin kullanılan ifadeler ise dikkat çekici sertlikteydi. Türkiye’de açlık sınırının 30 bin lirayı, yoksulluk sınırının ise 115 bin lirayı aştığı belirtilirken, milyonlarca emeklinin 20 bin lira seviyesindeki maaşlarla yaşam mücadelesi verdiği ifade edildi. Eskiden temel tüketim ürünü olan et, peynir ve süt ürünlerinin artık emekliler için ulaşılması zor lüksler haline geldiği vurgulanırken, açıklamada şu dikkat çekici değerlendirmelere yer verildi: “İktidar artık emeklinin ne yiyeceğine, ne kadar protein tüketebileceğine, hangi saatte ucuz ekmek kuyruğuna gireceğine kadar karar veren bir noktaya gelmiştir.” Açıklamada Avrupa’daki emeklilerin sosyal yaşam ve tatil imkanlarına dikkat çekilirken, Türkiye’de milyonlarca emeklinin yaşam alanının “mutfak ile oturma odası arasındaki dar koridora sıkıştığı” ifade edildi. Bayram İkramiyesi Tepkisi: “İkramiye Değil, Sus Payı” Sendika yönetimi, yıllardır tartışma konusu olan bayram ikramiyelerine ilişkin de çok sert ifadeler kullandı. Kamuoyuna “müjde” olarak sunulan 4 bin liralık bayram ikramiyesinin gerçek yaşam koşulları karşısında hiçbir anlam taşımadığı belirtilirken, bu rakamla bırakın kurbanlık almayı, temel market ihtiyaçlarının dahi karşılanamadığı vurgulandı. Torunlara bayram harçlığı vermenin bile lüks haline geldiği ifade edilen açıklamada, mevcut ikramiye tutarının emeklilere verilen değeri gösterdiği savunularak, “Bu ödeme artık bir bayram ikramiyesi değil, açıkça bir sus payıdır” denildi. Seyyanen Zam Tartışması: “Emekliye Açık Ayrımcılık” Basın açıklamasında memur emeklilerine yönelik seyyanen zam düzenlemesi de hedef alındı. Aktif görevdeki memurlara verilen seyyanen artışın emekli memurların maaşlarına yansıtılmamasının büyük bir adaletsizlik olduğu belirtildi. Aynı kurumlarda yıllarca çalışan insanların emekli olduktan sonra ciddi gelir kaybına uğradığı ifade edilirken, bu uygulamanın “emekliliği cezaya dönüştürdüğü” savunuldu. Sendika, emekliler ile aktif çalışanlar arasındaki maaş farkının her geçen gün daha da büyüdüğünü belirterek, bunun sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını vurguladı. “Sadaka Değil, Hakkımızı İstiyoruz” Açıklamanın sonunda Devrimci Emekliler Sendikası, taleplerini kamuoyuna net maddeler halinde duyurdu. Sendika; En düşük emekli maaşının insanca yaşam seviyesine çıkarılmasını, Sağlıkta alınan tüm katkı paylarının kaldırılmasını, Emeklilere ücretsiz ve öncelikli sağlık hizmeti sağlanmasını, Bayram ikramiyelerinin en az bir asgari ücret düzeyine yükseltilmesini, Sendikal örgütlenme üzerindeki baskıların kaldırılmasını, DİSK Dev Emekli-Sen’in toplu sözleşme süreçlerinde meşru taraf olarak kabul edilmesini talep etti. Açıklama, meydanda atılan sert sloganlarla sona erdi: “Evlerimize hapsedilmeyeceğiz! Gasp edilen haklarımızı alana kadar alanlardayız, sokaklardayız, omuz omuzayız!” Meydanda sık sık: “Yaşasın DİSK!” “Yaşasın DEV Emekli-Sen!” “Yaşasın örgütlü mücadelemiz!” sloganları yükselirken, emeklilerin önümüzdeki süreçte daha geniş katılımlı eylemler düzenlemeye hazırlandığı mesajı verildi.

Yeşil Sol Parti Bursa İl Örgütü’nden 1 Mayıs Çağrısı: “Emek, Barış ve Demokrasi Mücadelesi Ortaklaştırılmalı” Haber

Yeşil Sol Parti Bursa İl Örgütü’nden 1 Mayıs Çağrısı: “Emek, Barış ve Demokrasi Mücadelesi Ortaklaştırılmalı”

Yeşil Sol Parti Bursa İl Örgütü, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla kapsamlı bir yazılı açıklama yayımladı. İl eş sözcüleri İlminur Yiğitoğlu ve Sayım Gültekin imzasını taşıyan açıklamada, 2026 yılı 1 Mayıs’ının yalnızca bir anma günü değil, aynı zamanda emek, demokrasi, barış ve ekoloji mücadelesinin güçlendirileceği tarihsel bir dönemeç olması gerektiği vurgulandı. Açıklamada, toplumsal muhalefetin ortak bir zeminde buluşmasının önemine dikkat çekilerek, tüm yurttaşlara birlikte mücadele çağrısı yapıldı. “Dünya ve Türkiye derin bir krizden geçiyor” Açıklamada, küresel ölçekte artan eşitsizlikler, yaygınlaşan savaşlar ve güçlenen otoriter yönetimlerin emekçiler üzerindeki etkilerine değinildi. Bu sürecin, işçi sınıfı açısından daha fazla yoksulluk, güvencesizlik ve hak kaybı anlamına geldiği ifade edildi. Türkiye’de de benzer bir tablonun yaşandığı belirtilerek, geniş halk kesimlerinin ağır bir geçim kriziyle karşı karşıya bırakıldığı kaydedildi. 2026 1 Mayıs’ının, bu koşullar altında emekçilerin taleplerini daha güçlü dile getirdiği ve ortak mücadele iradesini pekiştirdiği kritik bir eşik olduğu ifade edildi. “Asgari ücret açlık sınırının altında, emekliler yoksullukla karşı karşıya” Metinde, Türkiye’de emek sömürüsünün yapısal bir nitelik kazandığına dikkat çekildi. Asgari ücretin milyonlarca çalışan için ortalama ücret haline geldiği ve bu ücretin açlık sınırının altında kaldığı belirtilirken, emeklilerin de insanca yaşam koşullarından uzaklaştığı ifade edildi. Kayıt dışı çalışan işçilerin ise denetimsizlik, güvencesizlik ve düşük ücret sarmalında ağır bir sömürüye maruz kaldığı vurgulandı. Ayrıca esnek çalışma modelleri, taşeronlaşma ve dijital platformlar üzerinden yürüyen “platform ekonomisi”nin emek yapısını parçaladığı ve ortak hak mücadelesini zayıflattığı değerlendirmesi yapıldı. “Yeni örgütlenme modelleri şart” İşçi sınıfının yapısal dönüşüm geçirdiği belirtilen açıklamada, geçmişte daha örgütlü ve kolektif olan yapının yerini bugün daha dağınık ve güvencesiz çalışma biçimlerinin aldığı ifade edildi. Bu durumun sınıf dayanışmasını zayıflattığı ve sermaye lehine bir tablo yarattığı belirtildi. Bu nedenle mevcut örgütlenme biçimlerinin yetersiz kaldığına dikkat çekilen açıklamada, kayıt dışı çalışanlar, platform işçileri, göçmen emekçiler ve güvencesiz tüm kesimleri kapsayan yeni bir sendikal yaklaşımın geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. “Savaş politikaları emekçileri doğrudan etkiliyor” Açıklamada küresel ölçekte artan savaş riskine de geniş yer verildi. Savaşların, enerji kaynakları ve doğal varlıklar üzerindeki emperyalist rekabetten beslendiği belirtilerek, bu politikaların emekçiler için daha fazla yoksulluk, baskı ve sömürü anlamına geldiği ifade edildi. Emperyalist politikalara karşı mücadelenin, barış ve demokrasi talepleriyle birlikte ele alınması gerektiği kaydedildi. “Emek, demokrasi ve barış birbirinden ayrı düşünülemez” Yeşil Sol Parti, demokratik hakların güvence altına alınmadığı bir ortamda emekçilerin kazanımlarını koruyamayacağını vurguladı. Aynı şekilde savaş politikalarının sürdüğü bir düzende toplumsal refahın ve adaletin sağlanamayacağı ifade edildi. Bu nedenle mücadelenin hem emek sömürüsüne hem de otoriterleşme ve savaş politikalarına karşı bütünlüklü bir hat üzerinden yürütülmesi gerektiği belirtildi. “1 Mayıs ortak mücadelenin büyütülmesi için fırsat” Açıklamanın sonunda, 2026 1 Mayıs’ının emekçilerin birliğini güçlendiren, toplumsal muhalefetin ortaklaştığı bir zemin haline getirilmesi gerektiği ifade edildi. Yeşil Sol Parti, tüm emekçileri, emeklileri, gençleri ve halk kesimlerini; emeğin haklarını, demokratik bir toplumsal düzeni ve kalıcı barışı birlikte savunmaya çağırdı. “Emek, demokrasi, barış ve ekolojik bir yaşam için mücadeleyi birlikte büyüteceğiz” denilen açıklama, “Yaşasın 1 Mayıs” sloganıyla son buldu.

Bursa Nilüfer’de yaşlanma politikaları tartışıldı Haber

Bursa Nilüfer’de yaşlanma politikaları tartışıldı

Bursa Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen “Türkiye'de Yaşlanma Politikaları” etkinliğinde, Türkiye’nin hızla yaşlanan nüfus yapısı ve bu süreçte karşılaşılan hak ihlalleri çarpıcı verilerle ele alındı. BURSA (İGFA) - Bursa Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirilen etkinliğin açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz, yaşlılık gerçeğinin kamusal akılla ele alınması gerektiğini belirterek, “Buradaki tartışmalar biz yerel yöneticilere ışık tutacak. Çıkacak sonuçlar kamusal iyileştirmeler için çok kıymetli” dedi. Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın da yaşlanma meselesinin önümüzdeki dönemin politikalarını belirleyecek en önemli geçiş dönemlerinden biri olduğunu vurguladı. TÜRKİYE DÜNYANIN EN HIZLI YAŞLANAN ÜLKESİ Programın ana konuşmacısı olan Prof. Dr. Özgür Arun, Türkiye’nin yaşlanma hızına dair verileri paylaştı. Türkiye’nin yaşlı nüfus oranının yüzde 10’u aşarak “çok yaşlı toplum” statüsüne girdiğini belirten Arun, temel sorunun yoksulluk olduğunu ifade etti. Arun, “Türkiye’nin sorunu yoksullaşarak hızla yaşlanmasıdır. Bugünün çocukları ve gençleri, mevcut sosyal güvenlik sistemi içinde emekli olamama riskiyle karşı karşıya” uyarısında bulundu. Yaşlılara yönelik şiddet, ihmal ve istismar konularına da değinen Prof. Dr. Arun, 2025 yılında Türkiye genelinde 2205 hak ihlali tespit edildiğini, Bursa’nın ise İstanbul ve Antalya ile birlikte en çok ihlal yaşanan iller arasında yer aldığını belirterek, “Türkler yaşlısını sever, Türkler yaşlısını korur diyemiyorum ben bu rakamları gördüğümde. Türkler yaşlısıyla savaşıyor diyor bu veriler. Üstelik bu hak ihlallerinin yarısı ölümle sonuçlanıyor. Yani her yıl binlerce yaşlı insan hak ihlali sonucu hayatını kaybediyor. Bu durum kültürel değil, yapısal bir sorun haline gelmektedir” diye konuştu. MELİH ELAL OKUMA GRUBU İLE “YAŞAMI OKUMAK” Etkinliğin ikinci oturumunda, Nilüfer Kent Konseyi bünyesinde 20 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Melih Elal Okuma Grubu üyeleri, uzmanlarla birlikte interaktif bir çalışma gerçekleştirdi. Uzm. Klinik Psikolog İpek Polat, Prof. Dr. Handan Can ve Prof. Dr. Erdoğan Kartal’ın eşlik ettiği oturumda, katılımcılar duygu durum kartları üzerinden paylaşımlarda bulundu. “Dilek Ağacı” öyküsünün okunmasıyla devam eden bölümde; köklenmek, aidiyet ve yaşlılıkta hayata tutunma temaları üzerine katılımcılarla derinlikli bir sohbet gerçekleştirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.