Hava Durumu

#Toplu Sözleşme

- Toplu Sözleşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toplu Sözleşme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır: “Kamu Çalışanlarının Alım Gücü Bir Kez Daha Geriledi” Haber

Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır: “Kamu Çalışanlarının Alım Gücü Bir Kez Daha Geriledi”

Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Haziran ayı enflasyon verilerine ilişkin değerlendirmede bulundu. Karabayır, kamu görevlileri ve emeklilerin yılın ilk altı ayında bir kez daha ciddi oranda alım gücü kaybı yaşadığını belirtti. Haziran ayında enflasyonun %0,99, yılın ilk altı ayındaki toplam enflasyonun ise %17,76 olarak gerçekleştiğini hatırlatan Karabayır, kamu çalışanlarına Ocak ayında verilen %11’lik maaş artışının bu süreçte yetersiz kaldığını ifade etti. Bu tabloya göre maaşların enflasyon karşısında %6,09 oranında eridiğini söyledi. “Maaş artışları kaybı telafi etmiyor” Karabayır, Temmuz ayında yapılacak %7 oranındaki ikinci dönem artışıyla birlikte maaşlarda kısmi bir yükseliş yaşanacağını belirterek, buna rağmen alım gücündeki kaybın telafi edilemediğini vurguladı. Açıklamasında memur maaşlarına ilişkin hesaplamalara da yer veren Karabayır, en düşük dereceli bekâr memur maaşının 56 bin 731 liradan 64 bin 367 liraya, ortalama memur maaşının ise 68 bin 460 liradan 77 bin 715 liraya yükseleceğini ifade etti. Bu artışların sırasıyla 7 bin 636 lira ve 9 bin 255 lira seviyesinde olduğunu belirtti. Evli ve eşi çalışmayan kamu çalışanlarına verilen 3 bin 581 TL eş yardımı ile çocuk yardımlarının da dikkate alınması gerektiğini söyleyen Karabayır, bu kalemlerin de mevcut ekonomik tabloyu değiştirmeye yetmediğini dile getirdi. “Refah değil, erime yaşanıyor” Kamu görevlilerinin gelir artışlarının refah düzeyini yükseltmekten uzak olduğunu ifade eden Karabayır, mevcut sistemin çalışanların alım gücünü koruyamadığını söyledi. “Bu rakamlar refah seviyesinin yükseldiğini değil, alım gücünün eridiğini göstermektedir. Kamu çalışanlarımızın altı ay boyunca geçimini sağlaması bu şartlarda mümkün değildir.” Karabayır, enflasyona endeksli maaş artış sisteminin yapısal bir sorun oluşturduğunu belirterek, “önce eriyen maaşların sonra zam olarak geri verilmesi” anlayışının sürdürülemez olduğunu ifade etti. “Gerçek hayat pahalılığı ile resmi enflasyon arasında fark var” Açıklamasında resmi enflasyon verileri ile vatandaşın günlük yaşamda karşılaştığı fiyat artışları arasındaki farka da dikkat çeken Karabayır, özellikle kira, gıda, enerji, eğitim ve ulaşım giderlerindeki artışların kamu çalışanlarının bütçesini ciddi şekilde zorladığını söyledi. Türkiye ekonomisinin büyüdüğünü, milli gelirin arttığını ve ihracatın yükseldiğini hatırlatan Karabayır, buna rağmen kamu çalışanları ve emeklilerin bu büyümeden yeterli payı alamadığını ifade etti. Talepler: “İlave zam ve yapısal düzenleme şart” Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır, kamu çalışanları ve emekliler adına şu talepleri dile getirdi: Temmuz ayında maaşlara ilave zam yapılması Refah payı uygulamasının hayata geçirilmesi Eşel mobil sistemine geçilmesi Toplu sözleşme sisteminin enflasyonu öngören yapıya kavuşturulması Emekli maaşları ile görev maaşları arasındaki farkın giderilmesi Emeklilikte gelir kaybına yol açan düzenlemelerin revize edilmesi Karabayır, mevcut sistemin kamu çalışanlarını her altı ayda bir aynı ekonomik döngüye mahkûm ettiğini belirterek, kalıcı bir çözüm çağrısında bulundu. “Mücadele kararlılıkla sürecek” Kamu çalışanlarının sadece enflasyon oranında değil, refah artışıyla birlikte gelir elde etmesi gerektiğini vurgulayan Karabayır, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Kamu görevlileri enflasyonun gerisinden gelen maaş artışlarını değil, enflasyonun önünde giden bir ücret politikası istemektedir. Mücadelemiz, bu adaletsiz ücret yapısı değişene kadar kararlılıkla sürecektir.”

İşçiler adliye koridorlarında, sendikal kriz mahkemeye taşındı Haber

İşçiler adliye koridorlarında, sendikal kriz mahkemeye taşındı

Bursa’da enerji sektörünün en kritik şirketlerinden biri olan BursaGaz bünyesinde yaşanan işten çıkarmalar ve sendikal yetki tartışmaları, giderek sertleşen bir işçi-işveren krizine dönüşmüş durumda. Direnişin 13. gününde işçiler, hem işten çıkarmaları hem de toplu iş sözleşmesi sürecini protesto ederek hukuki ve fiili mücadelelerini sürdürdüklerini açıkladı. İşçiler ve bazı sendikal yapılar, işveren ile TES-İŞ arasında yürütülen yetki itiraz davasını “süreci uzatma ve işçi iradesini zayıflatma girişimi” olarak nitelendiriyor. Yapılan açıklamalarda, yargı sürecinin hızla sonuçlandırılabileceği halde bilinçli şekilde uzatıldığı iddia edilerek sert eleştiriler yöneltildi. “Adalet süreci bilinçli olarak mı uzatılıyor?” tartışması İşçi temsilcileri, davanın dosya üzerinden sonuçlandırılabilecek nitelikte olmasına rağmen duruşmalı şekilde ilerlemesinin “sermaye lehine zaman kazanma stratejisi” olduğunu öne sürüyor. Bu iddialar, yargı sürecinin tarafsızlığına yönelik tartışmaları da beraberinde getirdi. Öte yandan işçiler, adliye süreçlerini takip etmek üzere aileleriyle birlikte geldiklerinde güvenlik güçleriyle karşı karşıya bırakıldıklarını, adliye koridorlarında “suçlu muamelesi” gördüklerini ifade ederek duruma tepki gösterdi. Adliye önünde gergin bekleyiş Direnişin 13. gününde işçiler, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi önünde toplanarak davaları takip etti. Açıklamalarda, işten çıkarılan enerji işçilerinin işe iadesi sağlanana ve “insanca çalışma koşulları” içeren bir toplu iş sözleşmesi imzalanana kadar mücadeleden geri adım atılmayacağı vurgulandı. İşçi grupları, özellikle enerji sektöründe örgütlenme mücadelesinin baskı altına alınmaya çalışıldığını savunarak süreci “hak arama mücadelesine karşı sistematik bir engelleme” olarak tanımladı. “Baskılar bizi durduramaz” mesajı İşçi temsilcileri, tehdit ve baskı iddialarına rağmen geri adım atmayacaklarını belirterek şu mesajı verdi: mücadele sürecek, işten çıkarılan çalışanlar geri alınacak ve toplu iş sözleşmesi süreci yeniden şekillenecek. Açıklamalarda ayrıca DİSK ve Enerji-Sen destekli bir örgütlenme hattı üzerinden hareket edildiği de vurgulandı. Valilikte kritik görüşme Gelişmelere paralel olarak işçi temsilcilerinin Bursa Valiliği bünyesinde bir toplantı gerçekleştirdiği bildirildi. Görüşmenin içeriğine ilişkin resmi bir açıklama yapılmazken, sürecin ilerleyen günlerde daha da kritik bir aşamaya girmesi bekleniyor. Sürecin yönü belirsiz BursaGaz’daki işçi hareketi, yalnızca bir işten çıkarma krizi değil; aynı zamanda sendikal temsil, toplu sözleşme hakkı ve yargı sürecinin işleyişi üzerinden büyüyen çok katmanlı bir çatışmaya dönüşmüş durumda. Tarafların karşılıklı sert açıklamaları, önümüzdeki günlerde gerilimin daha da artabileceğine işaret ediyor.

Bursa’da Emekli İsyanı: “Bu Düzen Emekliyi Açlığa, Hastalığa ve Sessiz Ölüme Mahkûm Ediyor” Haber

Bursa’da Emekli İsyanı: “Bu Düzen Emekliyi Açlığa, Hastalığa ve Sessiz Ölüme Mahkûm Ediyor”

Bursa’da düzenlenen basın açıklamasında Devrimci Emekliler Sendikası Bursa Şubesi, emeklilerin yaşadığı ağır ekonomik ve sosyal yıkımı sert sözlerle gündeme taşıdı. Şube Sekreteri Sürmeli Selçuk Söğüt tarafından yapılan açıklamada, mevcut ekonomik düzenin milyonlarca emekliyi “insanca yaşamdan kopardığı” vurgulanırken, iktidarın uyguladığı politikalar “organize bir yoksullaştırma sistemi” olarak nitelendirildi. Sendika açıklaması, yalnızca maaş taleplerinin dile getirildiği sıradan bir protesto olmaktan öte, Türkiye’de emeklilerin içine sürüklendiği yaşam koşullarına yönelik çok sert bir toplumsal itiraz niteliği taşıdı. Açıklamada kullanılan ifadeler, emeklilerin artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda insani ve psikolojik bir çöküşle karşı karşıya olduğunu gözler önüne serdi. “Emeklilik Dinlenme Dönemi Değil, Hayatta Kalma Savaşına Dönüştü” Basın açıklamasında konuşan Sürmeli Selçuk Söğüt, yıllarca ülkenin üretim gücünü omuzlayan emeklilerin bugün “devletin sırtında yük” gibi gösterildiğini belirterek sert tepki gösterdi. Açıklamada, fabrikalardan hastanelere, okullardan tarlalara kadar ülkenin her alanında yıllarca emek veren milyonlarca yurttaşın bugün açlık sınırının altında yaşamaya zorlandığı ifade edildi. Emekliliğin artık huzurlu bir yaşam evresi olmaktan çıktığı belirtilirken, mevcut ekonomik sistemin emeklileri doğrudan “sefalet rejimi” içine ittiği savunuldu. Sendika yönetimi, özellikle son yıllarda hızla artan hayat pahalılığı karşısında emekli maaşlarının eridiğini, milyonlarca insanın temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiğini belirterek, “iktidarın emekliyi görünmez hale getirmeye çalıştığını” öne sürdü. Sağlık Sistemine Ağır Eleştiri: “Randevu Almak Milli Piyango Gibi” Açıklamanın en dikkat çeken bölümlerinden biri sağlık sistemine yönelik sert eleştiriler oldu. Emeklilerin ilerleyen yaşları nedeniyle sağlık hizmetlerine daha fazla ihtiyaç duyduğuna dikkat çeken Söğüt, bugün kamusal sağlık sisteminin emekliler açısından erişilemez hale geldiğini ifade etti. Özellikle Merkezi Hekim Randevu Sistemi üzerinden uzman doktora ulaşmanın neredeyse imkânsız hale geldiği belirtilirken, göz, kardiyoloji, nöroloji ve ortopedi gibi kritik branşlarda aylar sonrasına randevu verildiği vurgulandı. Açıklamada, “Bizlerin o süreyi bekleyecek zamanı, sağlığı ya da ömrü olup olmadığı kimsenin umurunda değil” ifadeleri kullanılırken, kamu hastanelerindeki yoğunluk ve sağlık sistemindeki tıkanıklığın, dar gelirli yurttaşları özel hastanelere mecbur bıraktığı savunuldu. Muayene ücretleri, ilaç katkı payları ve sürekli artan fark ücretlerinin de emekli maaşlarını daha cebe girmeden erittiği belirtilirken, mevcut sistem “hastaları enkaz altında bırakan bir sağlık çöküşü” olarak tanımlandı. “İktidar Emeklinin Sofrasına Kadar Müdahale Ediyor” Devrimci Emekliler Sendikası’nın açıklamasında ekonomik kriz ve hayat pahalılığına ilişkin kullanılan ifadeler ise dikkat çekici sertlikteydi. Türkiye’de açlık sınırının 30 bin lirayı, yoksulluk sınırının ise 115 bin lirayı aştığı belirtilirken, milyonlarca emeklinin 20 bin lira seviyesindeki maaşlarla yaşam mücadelesi verdiği ifade edildi. Eskiden temel tüketim ürünü olan et, peynir ve süt ürünlerinin artık emekliler için ulaşılması zor lüksler haline geldiği vurgulanırken, açıklamada şu dikkat çekici değerlendirmelere yer verildi: “İktidar artık emeklinin ne yiyeceğine, ne kadar protein tüketebileceğine, hangi saatte ucuz ekmek kuyruğuna gireceğine kadar karar veren bir noktaya gelmiştir.” Açıklamada Avrupa’daki emeklilerin sosyal yaşam ve tatil imkanlarına dikkat çekilirken, Türkiye’de milyonlarca emeklinin yaşam alanının “mutfak ile oturma odası arasındaki dar koridora sıkıştığı” ifade edildi. Bayram İkramiyesi Tepkisi: “İkramiye Değil, Sus Payı” Sendika yönetimi, yıllardır tartışma konusu olan bayram ikramiyelerine ilişkin de çok sert ifadeler kullandı. Kamuoyuna “müjde” olarak sunulan 4 bin liralık bayram ikramiyesinin gerçek yaşam koşulları karşısında hiçbir anlam taşımadığı belirtilirken, bu rakamla bırakın kurbanlık almayı, temel market ihtiyaçlarının dahi karşılanamadığı vurgulandı. Torunlara bayram harçlığı vermenin bile lüks haline geldiği ifade edilen açıklamada, mevcut ikramiye tutarının emeklilere verilen değeri gösterdiği savunularak, “Bu ödeme artık bir bayram ikramiyesi değil, açıkça bir sus payıdır” denildi. Seyyanen Zam Tartışması: “Emekliye Açık Ayrımcılık” Basın açıklamasında memur emeklilerine yönelik seyyanen zam düzenlemesi de hedef alındı. Aktif görevdeki memurlara verilen seyyanen artışın emekli memurların maaşlarına yansıtılmamasının büyük bir adaletsizlik olduğu belirtildi. Aynı kurumlarda yıllarca çalışan insanların emekli olduktan sonra ciddi gelir kaybına uğradığı ifade edilirken, bu uygulamanın “emekliliği cezaya dönüştürdüğü” savunuldu. Sendika, emekliler ile aktif çalışanlar arasındaki maaş farkının her geçen gün daha da büyüdüğünü belirterek, bunun sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını vurguladı. “Sadaka Değil, Hakkımızı İstiyoruz” Açıklamanın sonunda Devrimci Emekliler Sendikası, taleplerini kamuoyuna net maddeler halinde duyurdu. Sendika; En düşük emekli maaşının insanca yaşam seviyesine çıkarılmasını, Sağlıkta alınan tüm katkı paylarının kaldırılmasını, Emeklilere ücretsiz ve öncelikli sağlık hizmeti sağlanmasını, Bayram ikramiyelerinin en az bir asgari ücret düzeyine yükseltilmesini, Sendikal örgütlenme üzerindeki baskıların kaldırılmasını, DİSK Dev Emekli-Sen’in toplu sözleşme süreçlerinde meşru taraf olarak kabul edilmesini talep etti. Açıklama, meydanda atılan sert sloganlarla sona erdi: “Evlerimize hapsedilmeyeceğiz! Gasp edilen haklarımızı alana kadar alanlardayız, sokaklardayız, omuz omuzayız!” Meydanda sık sık: “Yaşasın DİSK!” “Yaşasın DEV Emekli-Sen!” “Yaşasın örgütlü mücadelemiz!” sloganları yükselirken, emeklilerin önümüzdeki süreçte daha geniş katılımlı eylemler düzenlemeye hazırlandığı mesajı verildi.

Türkiye Kamu-Sen Bursa İl Temsilcisi İbrahim Bulut’tan Sert Açıklama: “Memurun Hakkı Teslim Edilmeden Sosyal Adalet Sağlanamaz” Haber

Türkiye Kamu-Sen Bursa İl Temsilcisi İbrahim Bulut’tan Sert Açıklama: “Memurun Hakkı Teslim Edilmeden Sosyal Adalet Sağlanamaz”

Türkiye Kamu-Sen Bursa İl Temsilcisi İbrahim Bulut, kamu çalışanlarının uzun süredir biriken sorunlarına ilişkin kapsamlı ve sert bir açıklama yaptı. Bulut, memurların özlük haklarının korunması ve geliştirilmesi noktasında mücadelelerini kararlılıkla sürdürdüklerini vurgulayarak, mevcut tabloyu “kabul edilemez bir adaletsizlik düzeni” olarak nitelendirdi. Bulut açıklamasında, özellikle yüksek enflasyon karşısında maaşların hızla eridiğine dikkat çekti. Memurların alım gücünün her geçen gün daha da düştüğünü belirten Bulut, “Kamu çalışanı ay sonunu getiremez hale gelmişken ekonomik dengeden söz etmek mümkün değildir. Vergi dilimi uygulamalarıyla yıl içinde maaşlar adeta cezalandırılmakta, çalışan daha fazla kazandıkça daha ağır bir yükün altına sokulmaktadır” ifadelerini kullandı. Kamuda ücret adaletsizliğinin derinleştiğini de dile getiren Bulut, aynı işi yapan memurlar arasında kurumdan kuruma değişen ciddi maaş farklarının sosyal barışı zedelediğini söyledi. Tazminat ve ek ödeme sistemindeki dengesizliklerin çalışanlar arasında huzursuzluk yarattığını belirten Bulut, “Eşit işe eşit ücret ilkesi kağıt üzerinde kalmıştır” diyerek duruma tepki gösterdi. Kamu personel sistemindeki statü farklılıklarına da değinen Bulut, kadrolu, sözleşmeli ve taşeron çalışanlar arasındaki hak farklılıklarının artık sürdürülemez bir noktaya geldiğini ifade etti. Bu yapının çalışma hayatında ciddi bir karmaşa yarattığını belirten Bulut, tüm kamu çalışanlarının tek çatı altında eşit haklara sahip olması gerektiğini savundu. Liyakat ve kariyer sistemine yönelik eleştirilerinde ise Bulut, görevde yükselme ve unvan değişikliği süreçlerinde adalet ilkesinin zedelendiğini öne sürdü. Mülakat sisteminin ciddi mağduriyetlere yol açtığını belirten Bulut, “Atamalarda liyakat yerine farklı kriterlerin devreye girdiğine dair güçlü bir algı oluşmuştur. Bu durum, kamuya olan güveni sarsmaktadır” dedi. Çalışma koşullarına ilişkin sorunların da görmezden gelindiğini ifade eden Bulut, özellikle yardımcı hizmetler sınıfının yıllardır çözülemeyen problemlerine dikkat çekti. Görev tanımlarının belirsizliği, fazla mesai ücretlerinin yetersizliği ya da ödenmemesi ve tayin-yer değiştirme süreçlerindeki zorlukların çalışanları mağdur ettiğini belirtti. Sendikal haklar ve toplu sözleşme süreçlerine de değinen Bulut, bu mekanizmaların etkin işlemediğini savunarak, kamu çalışanlarının haklarını tam anlamıyla koruyacak güçlü ve adil bir sistemin kurulması gerektiğini vurguladı. Ayrıca 3600 ek gösterge düzenlemesinden yararlanamayan kesimlerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğini belirten Bulut, kamudaki yönetici atamalarında liyakat ilkesinin esas alınması ve disiplin cezalarında adaletin sağlanması çağrısında bulundu. Açıklamasının sonunda yetkililere seslenen Bulut, “Memurun alın teri görmezden gelinemez. Sosyal devlet anlayışı, kamu çalışanının hakkını teslim etmekle başlar. Bizler mücadelemizi kararlılıkla sürdürecek, memurun sesi olmaya devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.