Hava Durumu

#Zafer Partisi

- Zafer Partisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Zafer Partisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mahmut Kara Yazdı: Sessiz Çoğunluğun Beklediği Gün ve Türkiye’nin Güven Arayışı Haber

Mahmut Kara Yazdı: Sessiz Çoğunluğun Beklediği Gün ve Türkiye’nin Güven Arayışı

ANKARA – Türkiye’de siyaset sahnesi uzun yıllardır yüksek sesli tartışmaların, kutuplaştırıcı söylemlerin ve sürekli değişen gündemlerin etkisi altında şekillenirken, toplumun geniş kesimlerinde farklı bir beklentinin giderek daha belirgin hale geldiği ifade ediliyor. Zafer Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi Mahmut Kara, kaleme aldığı değerlendirmede Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu temel sorunların yalnızca ekonomik göstergelerle açıklanamayacağını belirterek, ülkenin en önemli meselesinin devlet ile millet arasındaki güven ilişkisinin yeniden tesis edilmesi olduğunu vurguladı. Kara’ya göre, kamuoyunda sıkça tartışılan siyasi polemikler ve günlük gündem başlıkları, vatandaşın hayatını doğrudan etkileyen temel meselelerin önüne geçmiş durumda. Ancak toplumun geniş kesimleri için cevap bekleyen sorular hâlâ aynı önemini koruyor. “Milletin Soruları Değişmiyor” Türkiye’nin dört bir yanında vatandaşların benzer kaygıları paylaştığını ifade eden Kara, ülkenin geleceğine ilişkin tartışmaların yüzeysel gündemlerin ötesine taşınması gerektiğini söyledi. Sınır güvenliği, düzensiz göç, genç nüfusun gelecek kaygısı, tarımsal üretimde yaşanan gerileme, emeklilerin ekonomik koşulları ve kamu kurumlarına duyulan güvenin azalması gibi konuların toplumun ortak gündemi olduğunu belirten Kara, bu başlıkların yalnızca belirli siyasi çevrelerin değil, milyonlarca vatandaşın doğrudan yaşamını etkileyen temel meseleler olduğunu kaydetti. Kara, “Milletin zihnindeki sorular değişmiyor. İnsanlar günlük siyasi tartışmalardan çok, çocuklarının geleceğini, ekonomik güvenliğini ve ülkenin yarınlarını düşünüyor” değerlendirmesinde bulundu. “Türkiye Sadece Ekonomik Değil, Güven Krizi de Yaşıyor” Mahmut Kara’nın değerlendirmesinde öne çıkan başlıklardan biri de Türkiye’nin içinde bulunduğu sürecin yalnızca ekonomik göstergeler üzerinden okunamayacağı yönündeki görüş oldu. Kara’ya göre ülkede yaşanan sıkıntıların temelinde ekonomik problemlerin yanı sıra daha derin bir güven sorunu bulunuyor. Vatandaşların devletin büyüklüğünü yalnızca kurumsal kapasitesiyle değil, adalet duygusu ve hukuka olan bağlılığıyla değerlendirdiğini ifade eden Kara, devlet ile vatandaş arasındaki güven ilişkisinin toplumların en önemli dayanak noktası olduğunu belirtti. “Devletin büyüklüğü yalnızca sahip olduğu imkânlarla değil, vatandaşının ona duyduğu güvenle ölçülür” diyen Kara, güçlü devlet anlayışının temelinde hukukun üstünlüğü, adalet ve şeffaf yönetim ilkelerinin yer alması gerektiğini savundu. “Demografik Yapıdan Milli Kimliğe Kadar Uzanan Endişeler Var” Türkiye’nin son yıllarda karşı karşıya kaldığı gelişmelerin toplumun geniş kesimlerinde ortak kaygılar oluşturduğunu belirten Kara, bu kaygıların yalnızca ekonomik sorunlarla sınırlı olmadığını söyledi. Demografik yapıdaki değişimler, milli kimliğin korunması, kültürel bütünlük, hukuk sistemine duyulan güven ve ekonomik bağımsızlık gibi konuların toplumun farklı kesimlerinde ciddi tartışmalara yol açtığını ifade eden Kara, milletlerin yalnızca coğrafi sınırlarla tanımlanamayacağını vurguladı. Bir milletin ortak hafızası, kültürü ve geleceğe dair ortak hedefleri sayesinde güçlü kaldığını belirten Kara, bu bağların zayıflamasının toplumsal dayanıklılığı olumsuz etkileyebileceğini dile getirdi. “Sorunları Ertelemek Çözüm Değildir” Mahmut Kara, Türkiye’nin önündeki en büyük risklerden birinin mevcut sorunların üzerinin örtülerek çözülmüş gibi gösterilmesi olduğunu ifade etti. Toplumsal, ekonomik ve siyasal problemlerin zamanında ele alınmaması halinde daha büyük maliyetler doğurabileceğini belirten Kara, kamu yönetiminde gerçekçi yaklaşımların önemine dikkat çekti. Kara’ya göre, ertelenen her sorun zaman içerisinde büyüyor ve çözümü daha zor hale geliyor. Bu nedenle siyaset kurumunun günü kurtarmaya yönelik politikalar yerine uzun vadeli devlet perspektifiyle hareket etmesi gerekiyor. “Türk Milleti Dayatmaları Hiçbir Dönemde Kabul Etmedi” Türkiye’de son yıllarda toplumun farklı kimlikler üzerinden ayrıştırılmaya çalışıldığını öne süren Kara, ekonomik bağımlılığın da bazı çevreler tarafından kaçınılmaz bir kader gibi sunulduğunu savundu. Ancak Türk milletinin tarih boyunca karşı karşıya kaldığı baskılara boyun eğmediğini belirten Kara, toplumsal hafızanın güçlü olduğunu ve vatandaşların yaşanan gelişmeleri yakından takip ettiğini söyledi. Kara, toplumun geniş kesimlerinin sessiz görünse de olup bitenleri dikkatle izlediğini belirterek şu görüşleri dile getirdi: “Milletimiz kimin söyledikleriyle yaptıkları arasında fark olduğunu görüyor. Kimin siyasi çıkar uğruna geçmişte savunduğu değerlerden uzaklaştığını görüyor. Kimin millet adına konuşurken milletin gerçek sorunlarından koptuğunu görüyor.” “Türkiye’nin İhtiyacı Yeni Sloganlar Değil” Mahmut Kara’ya göre Türkiye’nin önündeki temel ihtiyaç yeni siyasi sloganlar ya da kısa vadeli söylemler değil. Ülkenin ihtiyaç duyduğu şeyin yeniden güven tesis eden bir devlet anlayışı olduğunu belirten Kara, hukuk devleti ilkelerinin güçlendirilmesi, liyakat sisteminin esas alınması, sınır güvenliğinin sağlanması ve üretim ekonomisinin desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Türk milletinin ortak geleceğinin günlük siyasi hesapların üzerinde tutulmasının zorunlu olduğunu savunan Kara, devlet yönetiminde kurumsallığın ve hukukun belirleyici olması gerektiğini vurguladı. “En Büyük Tehlike Güven Bağının Zedelenmesidir” Değerlendirmesinde devlet-millet ilişkisine özel önem veren Kara, tarih boyunca birçok devletin ekonomik krizler ve siyasi çekişmeler yaşadığını ancak en büyük zararın güven kaybı nedeniyle ortaya çıktığını söyledi. Toplumsal huzurun ve ekonomik kalkınmanın kalıcı olabilmesi için vatandaşların devlete güven duyması gerektiğini belirten Kara, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin daha fazla kutuplaşmaya değil, daha fazla hukuka ve şeffaflığa ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Kara’ya göre, toplumsal birlik ve beraberliği güçlendirecek en önemli unsur, devlet yönetiminde adalet duygusunun güçlenmesi ve vatandaşların kendilerini eşit şekilde temsil edilmiş hissetmeleri olacak. “Geleceğin Türkiye’si Kurallarla İnşa Edilmeli” Mahmut Kara yazısının sonunda Türkiye’nin geçmişte çok daha ağır şartların üstesinden geldiğini hatırlatarak, milletin bugün de aynı sağduyuya sahip olduğunu belirtti. Siyaset kurumunun eleştirileri düşmanlık olarak görmek yerine demokratik bir katkı olarak değerlendirmesi gerektiğini ifade eden Kara, devlet yönetiminde adalet, hukuk ve liyakat ilkelerinin merkeze alınmasının önemine dikkat çekti. Kara, değerlendirmesini şu mesajla tamamladı: “Güçlü devletin temeli korku değil güvendir. Güvenin olmadığı yerde ekonomik kalkınma da toplumsal huzur da kalıcı olmaz. Türkiye’nin ihtiyacı kişilere bağlı bir düzen değil, kurallara bağlı bir devlettir. Geleceğin Türkiye’si de ancak bu anlayış üzerine inşa edilebilir.” Bu değerlendirme, Türkiye’de siyasetin yönü, devlet-vatandaş ilişkileri ve toplumsal güven meselesi üzerine süren tartışmalara yeni bir perspektif sunarken, kamuoyunda özellikle hukuk, liyakat ve kurumsal güven başlıkları etrafında yürütülen tartışmaların önümüzdeki dönemde de gündemdeki yerini koruyacağını gösteriyor.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’dan Bursa Çıkarması Haber

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’dan Bursa Çıkarması

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 14-16 Mayıs 2026 tarihleri arasında Bursa genelinde yoğun katılımlı bir ziyaret programı gerçekleştirecek. Üç gün sürecek temaslar kapsamında ilçe teşkilatları, esnaf temsilcileri, akademik çevreler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlarla bir araya gelecek olan Özdağ’ın programında ekonomik sorunlar, yerel yönetimler, üretici talepleri ve Türkiye gündemine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunması bekleniyor. Zafer Partisi Bursa İl Başkanlığı tarafından organize edilen program kapsamında Genel Başkan Ümit Özdağ’ın Bursa merkez başta olmak üzere Kestel, Karacabey, Mustafakemalpaşa ve Gemlik ilçelerinde çeşitli ziyaretler ve halk buluşmaları gerçekleştireceği bildirildi. 14 Mayıs Perşembe: Bursa Merkez ve Kestel Programı Genel Başkan Ümit Özdağ’ın Bursa programı, 14 Mayıs Perşembe günü saat 13.00’te As Merkez önünde gerçekleştirilecek karşılama töreniyle başlayacak. Partililer ve vatandaşların yoğun katılım göstermesi beklenen programın ardından Özdağ, akademik ve mesleki kuruluş temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirecek. Saat 13.15’te Akademik Odalar Birliği ziyareti kapsamında çeşitli oda temsilcileriyle bir araya gelecek olan Özdağ’ın, Türkiye ekonomisi, eğitim politikaları ve meslek kuruluşlarının sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunacağı öğrenildi. Programın devamında Kestel ilçesine geçecek olan Zafer Partisi heyeti, saat 15.30’da Kestel Esnaf ve Sanatkârlar Odası’nı ziyaret edecek. Burada esnafın yaşadığı ekonomik sıkıntılar, artan maliyetler ve yerel ticaretin durumu üzerine görüş alışverişinde bulunulacak. Saat 16.30’da BALGÖÇ Kestel Şubesi’ni ziyaret edecek olan Özdağ’ın, Balkan Türkleri ve göçmen vatandaşlarla bir araya gelerek bölgesel meseleler hakkında değerlendirmeler yapması bekleniyor. Akşam programında ise saat 18.00’de Kestel İlçe Teşkilatı binasında partililerle buluşacak olan Özdağ, teşkilat mensuplarına hitap edecek. Günün son programı ise saat 18.30’da Barakfakih’te düzenlenecek yemek organizasyonu olacak. 15 Mayıs Cuma: Karacabey ve Mustafakemalpaşa Temasları Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın Bursa ziyaretlerinin ikinci günü Karacabey programıyla başlayacak. Saat 10.30’da Karacabey İlçe Başkanlığı’nı ziyaret edecek olan Özdağ, burada teşkilat üyeleriyle bir araya gelecek. Saat 11.00 ile 12.00 arasında Karacabey’de esnaf ziyaretleri gerçekleştirecek olan Özdağ’ın vatandaşların ekonomik sorunlarını dinlemesi ve çözüm önerilerini paylaşması bekleniyor. Saat 12.00’de Karacabey Ziraat Odası’nda oda temsilcileriyle buluşacak olan Özdağ, tarım politikaları, çiftçilerin yaşadığı maliyet baskısı ve üretim sorunları üzerine değerlendirmelerde bulunacak. Cuma namazı sonrası vatandaşlarla bir araya gelecek olan Özdağ, ardından Mustafakemalpaşa programına geçecek. Saat 14.15’te muhtar ziyaretleri gerçekleştirecek olan Zafer Partisi heyeti, yerel yönetimlerin karşılaştığı sorunlara ilişkin görüş alışverişinde bulunacak. Saat 14.45’te Mustafakemalpaşa Belediye Meydanı’nda karşılama programı düzenlenecek. Özdağ daha sonra Belediye Başkanı ve ilçe esnafını ziyaret ederek vatandaşlarla buluşacak. Günün son programı ise saat 18.00’de Heybeli Otel’de gerçekleştirilecek Akademisyenler Toplantısı olacak. Toplantıda Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve sosyal gündemine ilişkin kapsamlı değerlendirmeler yapılması bekleniyor. 16 Mayıs Cumartesi: Gemlik ve İl Başkanlığı Açılışı Ümit Özdağ’ın Bursa temaslarının son günü Gemlik programıyla başlayacak. Sabah saat 10.00’da Gemlik’e geçecek olan Özdağ, saat 10.30’da Gemlik Ticaret ve Sanayi Odası, Esnaf Odası ve Ticaret Borsası temsilcileriyle bir araya gelecek. İlçe ekonomisi, sanayi üretimi, liman faaliyetleri ve ticari hayatın değerlendirileceği görüşmelerin ardından Özdağ, saat 11.15’te Gemlik Kafeler Bölgesi’nde esnaf ziyaretleri gerçekleştirecek. Öğle yemeği programının ardından Bursa merkeze geçecek olan Zafer Partisi Genel Başkanı, saat 14.00’te gerçekleştirilecek İl Başkanlığı Açılış Programı’na katılacak. Açılış programına çok sayıda partili, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve vatandaşın katılması bekleniyor. Programın son bölümünde ise Özdağ, saat 15.00’te Fomara ve Cumhuriyet Caddesi’nde esnaf ziyaretlerinde bulunacak. Vatandaşlarla birebir temas kuracak olan Özdağ’ın Bursa ziyaretlerini akşam saatlerinde tamamlaması planlanıyor. Zafer Partisi Bursa İl Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, tüm vatandaşlar programlara davet edilirken, Genel Başkan Ümit Özdağ’ın Bursa ziyaretlerinin parti teşkilatları açısından önemli bir motivasyon kaynağı olacağı ifade edildi.

Gürsu’da CHP Yöneticilerinden Rus Ruleti! Haber

Gürsu’da CHP Yöneticilerinden Rus Ruleti!

Bursa’nın Gürsu ilçesinde 2019 yerel seçimlerinden 2024 sonuçlarına uzanan tablo, siyasette dengelerin sanıldığı kadar kolay değişmediğini, aksine sert gerçeklerle yüzleşildiğini ortaya koyuyor. Rakamlar net, tablo açık: söylem başka, sandık bambaşka bir hikâye yazıyor. 2019: CHP’nin zirvesi ama yetmedi 2019 seçimlerinde Mustafa Işık liderliğindeki Adalet ve Kalkınma Partisi %62,74 gibi ezici bir oranla 30.499 oy alarak açık ara seçimi kazandı. Buna karşılık Cumhuriyet Halk Partisi adayı Funda Türkcoş Pekiner %32,53 oyla 15.814 seçmenin desteğini aldı. Bu oran CHP adına “başarı” olarak lanse edilse de, aradaki uçurum gerçeği değiştirmedi: Gürsu seçmeni tercihini net biçimde iktidardan yana kullandı. Diğer partiler ise tabelada kaldı. Saadet Partisi %3,49, Demokrat Parti %0,46 ve Vatan Partisi %0,31 seviyesinde kaldı. Bu sonuçlar, ilçede ana rekabetin iki parti arasında geçtiğini, ancak dengenin açık biçimde tek taraflı olduğunu gösterdi. Ahıska seçmeni: Hesap tutmadı Seçim analizlerinde en çok tartışılan başlıklardan biri Ahıska kökenli seçmenin etkisi oldu. İlçede yaklaşık 70.300 seçmenden 52.913’ünün oy kullandığı seçimde, seçmenin yaklaşık %16,8’ini Ahıska kökenlilerin oluşturduğu değerlendiriliyor. Ancak sahada yapılan hesapların sandıkta karşılık bulmadığı açıkça görüldü. Sevinç Muhammed milliyetçi bir partide siyaset yaptığı zamanlarda ilçede karşılığı olan Ahıskalı ismin, bu seçmen grubunun tamamını mobilize edebileceği yönündeki beklenti gerçekçi çıkmadı. Veriler, 2024 de Zafer Partisi Gürsu Belediye Başkan Adayı Sevinç Muhammed bu kitlenin ancak dörtte birine ulaşabildiğini gösteriyor. Bu durum, kimlik temelli siyaset hesaplarının sahada düşündüğü kadar karşılık bulmadığını net biçimde ortaya koydu. 2024: Oylar bölündü, tablo değişmedi 2024 yerel seçimlerinde ise tablo şekil değiştirse de sonuç değişmedi. Yine Mustafa Işık kazandı ancak bu kez oy oranı %43,86’ya geriledi (22.011 oy). Buna rağmen muhalefet cephesinin parçalı yapısı, sonucu değiştirmeye yetmedi. CHP adayı Haşim Öztürk %25,63’te kaldı. Asıl dikkat çeken ise Zafer Partisi adayı Sevinç Muhammed’in %10,97 (5.507 oy) alması oldu. Ancak bu oran bile, Ahıska seçmen üzerinden kurulan büyük siyasi beklentilerin oldukça altında kaldı. CHP’nin 2029 hesabı: Zor bir denklem Kulislerde, CHP’nin 2029 seçimleri için Ahıska kökenli bir aday olarak Sevinç Muhammed ismi üzerinde durduğu konuşuluyor. Ancak mevcut veriler bu stratejinin ciddi riskler barındırdığını gösteriyor. Gürsu gibi sağ seçmenin ağırlıkta olduğu, Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi il ve ilçe teşkilatlarında Ahıska kökenli isimlerin de güçlü şekilde yer aldığı bir ilçede, CHP’nin “kimlik üzerinden oy devşirme” planı gerçekçi görünmüyor. Hatta mevcut kemikleşmiş olan %16,32 bandındaki oy potansiyelinin bile korunmasının zor olabileceği değerlendiriliyor. Rozet takma törenlerinde sınırlı katılımlarla verilen mesajların sahada karşılık bulup bulmayacağı ise büyük bir soru işareti. Sevinç Muhammed’in yaklaşık 20 kişilik yeni katılımı duyurması, sembolik bir hamle olarak görülürken, geniş seçmen kitlesine etki etmekten uzak olduğu yorumları yapılıyor. Sert gerçek: Gürsu’da siyaset romantizm kaldırmıyor Ortaya çıkan tabloyu özetlemek gerekirse: Gürsu’da siyaset, söylemle değil sandıkla belirleniyor. Kimlik, aidiyet ya da sosyal medya etkisi tek başına seçim kazandırmıyor. CHP’nin geçmişte Funda Türkcoş Pekiner ile yakaladığı %32,5’lik oran bir “tavan” olarak kalmış durumda. Bu çıtanın üzerine çıkılamadığı gibi, 2024’te ciddi bir gerileme yaşandı. Buna rağmen hâlâ aynı yöntemlerle farklı sonuç beklemek, siyasi gerçeklikten kopmak olarak değerlendiriliyor. Sevinç Muhammed’in rozet takma töreninde dile getirdiği “Cumhuriyetin kuruluş ayarlarına dönme” söylemi ideolojik bir motivasyon sunsa da, Gürsu seçmeninin önceliklerinin çok daha farklı olduğu açık. Ekonomi, yerel hizmetler ve teşkilat gücü belirleyici olmaya devam ediyor. Hesaplar değil sandık konuşur Gürsu’da rakamlar acımasız bir gerçeği ortaya koyuyor: Matematik yanlış kurulduğunda siyaset de kaybediyor. Ahıska seçmen üzerinden kurulan abartılı beklentiler, parçalı muhalefet yapısı ve sahadan kopuk stratejiler birleşince sonuç değişmiyor. 2029’a giderken herkesin önünde net bir tablo var. Ama bu tabloyu değiştirmek için slogan değil, sahici ve güçlü bir siyasi zemin gerekiyor. Aksi halde Gürsu’da sonuç yine sürpriz olmayacak.

Zafer Partisi Bursa İl Başkanı Cihat Gazi’den Sert Tepki: “Bursa’nın Değerlerini Peşkeş Çektirmeyeceğiz” Haber

Zafer Partisi Bursa İl Başkanı Cihat Gazi’den Sert Tepki: “Bursa’nın Değerlerini Peşkeş Çektirmeyeceğiz”

Zafer Partisi Bursa İl Başkanı Cihat Gazi, Bursa Devlet Hastanesi önünde yaptığı açıklamada iktidarın sağlık tesisleri ve kamu arazileri üzerindeki satış politikalarına çok sert sözlerle yüklendi. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Bursa Devlet Hastanesi ve Onkoloji Hastanesi’nin satışına yönelik süreci hedef alan Gazi, alınan kararların Bursa halkının sağlık hakkını doğrudan tehdit ettiğini vurguladı. Gazi, 1868 yılında Bursalıların desteğiyle kurulan ve kentin köklü sağlık kurumlarından biri olan Bursa Devlet Hastanesi’nin satışına yönelik girişimi “tarihi ve vicdani bir yıkım” olarak nitelendirerek, “Bursalılar hastanelerde servislerde dahi yer bulamazken, iktidarın Bursa’nın tam merkezinde bulunan bu köklü kurumu satış listesine koyması kabul edilemez bir aymazlıktır” ifadelerini kullandı. İktidarın kamu varlıklarını sistematik şekilde elden çıkardığını savunan Gazi, “Bursa’nın değerlerini korumak yerine sermayeye devretmeyi görev edinmiş bir anlayışla karşı karşıyayız. Bu tablo, kötü mirasçı mantığının açık bir göstergesidir” diyerek tepkisini daha da sertleştirdi. Yapılan girişimlere karşı hukuki mücadele başlattıklarını belirten Gazi, Zafer Partisi olarak sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını söyledi. Açıklamasında yalnızca hastanelerin değil, son dönemde satışa çıkarılan kamu arazilerinin de ciddi bir tehdit oluşturduğunu dile getiren Gazi, Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’nda deprem toplanma alanı olarak kullanılan arazi, Yıldırım ve Yavuz Selim kavşaklarındaki kritik noktalar ile birlikte toplam dört değerli arazinin satış kararına dikkat çekti. Bu alanların “kupon arazi” niteliği taşıdığını vurgulayan Gazi, “Deprem gerçeğinin kapıda olduğu bir şehirde, toplanma alanlarını bile satış listesine koymak sorumsuzluk değil, doğrudan halkın can güvenliğini hiçe saymaktır” dedi. Öte yandan Bursa Çevre Yolu ve bağlantı otoyollarının özelleştirileceğine dair iddialara da değinen Gazi, bu girişimin doğrudan vatandaşın cebine yeni bir yük bindireceğini ifade etti. “Zaten geçim sıkıntısı altında ezilen Bursalıların omuzlarına aylık binlerce liralık ek yük bindirmek, sosyal devlet anlayışının tamamen terk edildiğinin ilanıdır” diyen Gazi, ulaşımın bir lüks değil temel hak olduğunun altını çizdi. Gazi açıklamasını, “Bursa’nın tek tek değerlerini elden çıkarmaya çalışan bu anlayışa karşı susmayacağız. Hastanelerimizi, arazilerimizi, yollarımızı savunmaya devam edeceğiz. Zafer Partisi Bursa İl Teşkilatı olarak Bursalıların hakkını sonuna kadar koruyacağız” sözleriyle tamamladı.

Ümit Özdağ: Zafer Partisi sahada Haber

Ümit Özdağ: Zafer Partisi sahada

Bursa programı kapsamında Genel Merkez heyetiyle birlikte temaslarda bulunduklarını belirten Özdağ, İnegöl’ün ardından Bursa merkez ve farklı illerde ziyaretlerini sürdüreceklerini ifade etti. Parti olarak sahada aktif olduklarını vurgulayan Özdağ, “Zafer Partisi olarak biz sahadayız ve sahada çalışmalarımızı yüksek bir tempoyla sürdürüyoruz” dedi. Son dönemde okullarda yaşanan şiddet olaylarına ilişkin soruyu da yanıtlayan Özdağ, bu tür olayların yalnızca güvenlik önlemleriyle açıklanamayacağını belirtti. Basın ve sosyal medyada olay görüntülerinin paylaşılmasının doğru olmadığını savunan Özdağ, “Basının otokontrolle bu konuya yaklaşması gerekiyor. Asla görüntü olmamalı” ifadelerini kullandı. Eğitim ortamlarında şiddet riskine ilişkin akademik çalışmalara değinen Özdağ, sorunun çok boyutlu olduğunu ve sosyolojik ile psikolojik faktörlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Partisinin oy oranına ilişkin anket sorusunu da yanıtlayan Özdağ, anketlerin güvenilirliği konusunda tartışmalar bulunduğunu belirterek, “Ben anketler üzerinden konuşmaktan çok sahadaki canlılık üzerinden değerlendirme yapmayı tercih ediyorum” dedi. CHP ile olası siyasi iş birliğine yönelik soruya da değinen Özdağ, herhangi bir partiyle ittifaktan ziyade ilkesel bir birliktelikten söz ettiklerini ifade etti. Özdağ, “Biz herhangi bir siyasi partiyle ittifaktan bahsetmiyoruz, bir ilke etrafında birleşmekten bahsediyoruz. O ilke Cumhuriyet’in kuruluş ilkeleri ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür” diye konuştu. CHP’ye yönelik değerlendirmelerde de bulunan Özdağ, “Bizim CHP’ye yaptığımız çağrı kamuoyu önünde çok açıktır” ifadelerini kullandı. Özdağ, konuşmasının sonunda İnegöl’ün ekonomik yapısına da değinerek ilçenin ihracat başarısını ve sanayi çeşitliliğini övdü. İnegöl’ün önemli bir ekonomik başarıya imza attığını belirten Özdağ, bölge halkını tebrik etti.

ZAFER PARTİSİ’NDEN BURSA YERELİNDE SERT ÇIKIŞ: “NERDE KALDIĞINIZI EN İYİ SİZ BİLİYORSUNUZ” Haber

ZAFER PARTİSİ’NDEN BURSA YERELİNDE SERT ÇIKIŞ: “NERDE KALDIĞINIZI EN İYİ SİZ BİLİYORSUNUZ”

Bursa yerel siyasetinde tansiyon yükselirken, Zafer Partisi Keles İlçe Başkanı Bahçet Arı’ndan dikkat çeken ve sert ifadeler içeren bir açıklama geldi. Yerel yönetimlere yönelik eleştirilerini peş peşe sıralayan Arı, geçmiş uygulamalar üzerinden yüklendiği açıklamasında “algı değil icraat” vurgusu yaptı. “NERDE KALDIĞINIZI HATIRLATMAYA GEREK YOK” Son dönemde kamuoyunda sıkça dile getirilen “Nerede kalmıştık?” söylemine gönderme yapan Arı, bu ifadeye sert bir karşılık vererek, “Siz nerede kaldığınızı çok iyi biliyorsunuz” dedi. Açıklamasında özellikle geçmişte alınan bazı kararların bugün görmezden gelindiğini savunan Arı, belediye yönetimlerini çifte standartla suçladı. SU ZAMMI ÜZERİNDEN YÜKLENDİ: “ÇOĞUNLUK SİZDEYDİ, HİÇ DÜŞÜNMEDEN GEÇİRDİNİZ” Arı’nın en sert eleştirilerinden biri, su fiyatlarına yapılan zamlar üzerinden geldi. Belediye meclisinde çoğunluğun kendilerinde olduğu dönemde alınan kararları hatırlatan Arı, bu artışların sorgulanmadan kabul edildiğini öne sürdü: “Mecliste çoğunluk sizdeyken, vatandaşı düşünmeden suya zam yaptınız. Şimdi çıkıp farklı söylemler üretmenin bir anlamı yok. Samimiyseniz, önce o zammı geri alın.” ULAŞIM ZAMLARI TARTIŞMASI: “DÜN ELEŞTİRDİĞİNİZİ BUGÜN SAVUNACAK MISINIZ?” Açıklamada ulaşım zamları da geniş yer buldu. Bursa genelinde yapılan zamların geçmişte sert şekilde eleştirildiğini hatırlatan Arı, bugünkü tutumun ne olacağını sorguladı: “Dünya genelinde akaryakıt fiyatları artmışken bile Bursa’daki ulaşım zamlarını siyasete malzeme yaptınız. Bugün aynı koşullar geçerliyken ne yapacaksınız? Aynı tepkiyi gösterebilecek misiniz?” LİYAKAT TARTIŞMASI: “YILLARCA SESSİZ KALDINIZ” Yerel yönetimlerdeki kadrolaşma tartışmalarına da değinen Arı, liyakat söylemleri üzerinden sert eleştirilerde bulundu. Geçmişte yapılan atamalara sessiz kalındığını iddia eden Arı, bugün aynı konunun gündeme taşınmasını “samimiyetsizlik” olarak nitelendirdi: “Yıllarca kendi kadrolarınızı en kritik noktalara yerleştirirken tek kelime etmediniz. Aynı durum size yapılınca ortalığı ayağa kaldırıyorsunuz. Bu millet bu çelişkiyi görüyor.” “ARTIK BAHANE YOK”: DAĞ YÖRESİ VURGUSU Bursa’nın dağ yöresine ilişkin sorunlara da dikkat çeken Arı, iki yıldır “büyükşehir destek vermiyor” gerekçesiyle çözüm üretilmediğini savundu. Artık bu söylemin geçerliliğini yitirdiğini belirten Arı, bölge halkının beklentilerinin karşılanması gerektiğini vurguladı: “İki yıldır aynı bahaneyi dinliyoruz. Artık oyalama dönemi bitti. Dağ yöresindeki vatandaşın beklentisini karşılamak zorundasınız.” “ALGILARLA DEĞİL, İCRAATLA KONUŞUN” Açıklamasının genelinde sert ve meydan okuyan bir dil kullanan Arı, yerel yönetimlere açık çağrıda bulundu: “Algı operasyonlarıyla değil, somut icraatlarla konuşun. Bu millet artık neyin ne olduğunu çok iyi biliyor.” YARGI VURGUSU: “HERKES EŞİT ŞEKİLDE HESAP VERMELİ” Açıklamasının sonunda dikkat çeken bir not paylaşan Arı, herhangi bir siyasi figürün destekçisi olmadığını özellikle belirterek, yargı süreçlerine ilişkin net bir tavır ortaya koydu. Mustafa Bozbey isminin geçtiği tartışmalara dolaylı gönderme yapan Arı, şu ifadeleri kullandı: “Kim olursa olsun, aynı dosyada adı geçen herkes eşit şekilde yargılanmalıdır. Yandaş ya da muhalif ayrımı kabul edilemez.” BURSA SİYASETİNDE GERİLİM YÜKSELİYOR Bu sert çıkış, Bursa yerel siyasetinde yeni bir tartışma dalgasının fitilini ateşledi. Özellikle zam politikaları, liyakat tartışmaları ve bölgesel hizmet eksiklikleri üzerinden yürüyen polemiklerin önümüzdeki günlerde daha da sertleşmesi bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.