Hava Durumu

#Yavuz Ağıralioğlu

- Yavuz Ağıralioğlu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yavuz Ağıralioğlu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: SUÇA BULAŞMAMIŞ TERÖR ÖRGÜTÜ NE DEMEK? Haber

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: SUÇA BULAŞMAMIŞ TERÖR ÖRGÜTÜ NE DEMEK?

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, TBMM’de görüşülen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi ile ilgili partisinin Rize İl Başkanlığında basın toplantısı düzenledi. Genel Başkan Ağıralioğlu özetle şunları söyledi: BU NASIL SUÇA BULAŞMAMAK? “Suça bulaşmamış terör örgütü ne demek? Suça bulaşmamış terör örgütü mensubu ne demek? Hukukta karşılığı şudur bunun: Terör örgütü mensubu olmaktır... Mesela ‘suça bulaşmamış’ diye çıkardığınız adamların bir kısmı şöyle olabilir: Suça bulaşmamış ama vuracak olanların hepsine imkân sağlamış, silah bulmuş, eroin satmış, esrar satmış, kaçakçılık yapmış, alçaklık yapmış; hem çocuklarımızı zehirlemiş hem de kazandığı parayla PKK’ya silah temin etmiş. Vurmamış ama vurana silah vermiş. Bu şimdi suça bulaşmamış mı oluyor? Kendisi vurmamış ama koordinat vermiş mesela; bombalanacak yerin koordinatını vermiş, istihbarat vermiş, pusu kurulacak yerin koordinatını vermiş. Bu şimdi suça bulaşmamış mı oluyor? BİZ PKK’YA DÜŞMANIZ; YPG, PYD VE PJAK DURUYOR! Biz Kürtlerle küs değiliz, biz PKK’yla mücadele ediyoruz. PKK’yla da barışmayacağız. Siz ‘barış’ diyorsanız, biz Kürtlerle küs değiliz. Biz PKK’ya, terör örgütüne düşmanız ve gömeceğiz onları. Terör örgütüyle barışmak gibi bir şey diyorsanız bizim böyle bir gündemimiz yok. ‘Kürtlerle barışacağız’ diyorsanız, Kürtlere küs değiliz, kardeşiz biz. Biz Kürtlerle beraber bu teröristlerin canını okuyoruz bu kadar zamandır, bir tane Kürt’ü PKK’ya kaptırmamak için. Şimdi güya barış lakırdılarının arasında ‘Pişman değiliz, terörist de değiliz, teslim de olmadık’ diye bağıran, konuşan PKK’lılar gördük. Bu arada YPG duruyor, bu arada PYD duruyor, bu arada PJAK duruyor, bu arada Suriye’de bir entegrasyon konuşuluyor. Sınırlarımızda bir savaş var, görülüyor. YETKİNİZİ YENİLEYİN… Bütün bunlar olup biterken biz bir şeye inandırılıyoruz. Hassasiyetlerimiz var, ne dediysek hükûmeti döndüremedik. Şimdi Rize’den, Cumhurbaşkanımızın memleketinden, 24 yıldır memleketi yönetsin diye arkasında milletin dağ gibi durduğu bir hükûmetin kurucusunun memleketinden sesleniyorum: Geçen seçimi, 2023 seçimini Sayın Cumhurbaşkanımız ve hükûmetin üyeleri, Cumhur İttifakı şöyle kazandı. Bütün seçim propagandası ‘PKK’nın canını okuyacağız, Öcalan’a nefes aldırmayacağız, PKK’lıları meclise sokmayacağız. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu bölücülerle beraberliğini, PKK’nın siyasi uzantısı olan HDP’nin meclisteki varlığı da dahil her şeyi engelleyeceğiz.’ diye seçildiler. Cumhurbaşkanımız o dönem buralarda da konuştu. Dedi ki: ‘Bu Kemal Kılıçdaroğlu’na oy verirseniz Öcalan’ı meclise çağıracak, bu Selahattin’i evine gönderecek, evine çıkaracak, meclise çağıracak, affedecek, çıkaracak.’ diyordu Sayın Cumhurbaşkanı. ‘Bu HDP ne? PKK’nın siyasi uzantısı.’ Öyle diyordu. ‘Bunlara oy vermeyin. Biraz enflasyona, biraz fakirliğinize, biraz işsizliğinize sebep olduk; bunları toparlayacağız ama çok şükür ki vatanınıza kem söz edenlere, düşmanlık edenlere de tebessüm etmedik’ diyorlardı. Geçen seçimi bu yetkiyle kazandınız. Rize’de yaptığımız basın toplantısının merkezinde olan şeyi söylüyorum size: Geçen seçimi milletle yaptığınız mukavele üzerinden bu meşruiyetle kazandınız. Yani bu milletle sözleşmeniz düştü boşa. Şimdi bunu yapmaya yetkiniz yok. Ya yetkinizi yenileyeceksiniz ya da bu yaptığınızı milletinize soracaksınız. O zaman bu yasayı millete sunacaksınız. Yani ya erken seçim ya referandum! ÖCALAN KÜRT DEĞİLDİR! Öcalan Kürt değildir, Öcalan Kürtlerin temsilcisi değildir. PKK Kürtler için kurulmuş bir sosyal organizasyonmuş gibi gösteriliyor. PKK Kürtlerin başına bela olmuş bir terör örgütüdür. Milletin de başına bela olmuş, Kürtlerin de başına bela olmuş bir terör örgütüdür. Biz memleketimizde Anayasa’yı tartıştırmayız, üniter yapıyı tartıştırmayız, resmi dil taleplerini asla müsamahayla karşılamayız. Ana dil haktır, devlet geliştirir, müsaade eder, kültürel olarak bunların hepsini destekler. Resmi dil Türkçedir! Kürtlerimizi de hamiyetli davranmaya davet ediyorum. İsrail’in elinde oyuncak edecek sizi bu Amerikalılar. Dolayısıyla siz dünya ahiret milletinizle kardeş olup bu terör örgütleriyle beraber omuz omuza mücadele edeceğimiz kardeşlerimizsiniz. Biz sizi PKK’lılara vermeyeceğiz, hiçbir şartla vermeyeceğiz. Dolayısıyla bu hassasiyet koordinatlarında Rize’de ‘Ya erken seçim ya referandum’ diyoruz. CHP VE YENİ PARTİNİN YASAYA ‘EVET’ VERMELERİNİ YADIRGADIM… Kemal Kılıçdaroğlu, 2023 seçimlerinde bu kadar laf söz duydu hükümetten; şimdi beraberler… Özgür Özel’e de o kadar söz söylüyorlardı, Özgür Bey de onlara bu kadar söz söylüyordu. Bu kadar kavganın arasında nasıl oluyor da siz çocuklarımızın katillerinin affında anlaşabiliyorsunuz? Yani hiç mi milletinize yaslanmayacaksınız? Hiç mi milletinizi duymayacaksınız? Hiç mi milletiniz için bir şey söylemeyeceksiniz? O yüzden bu koordinatlarda olmalarını inanın yadırgadım. Yasaya ‘evet’ vermelerini yadırgadım. Biz bu milletin evlatlarıyız. Vatanı koruyacağız, devleti koruyacağız, cumhuriyeti koruyacağız, sınırları koruyacağız. Türk milletini, Türk milleti olarak koruyacağız. Ulus devleti koruyacağız, üniter yapıyı koruyacağız, memleketi dış mihraklara, operasyonlara karşı koruyacağız. Aileyi, ferdi, her şeyi koruyacağız.”

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: YASAYI ÖCALAN VE KANDİL’DEKİ KATİLLER BİLİYOR; BEN BİLMİYORUM! Haber

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: YASAYI ÖCALAN VE KANDİL’DEKİ KATİLLER BİLİYOR; BEN BİLMİYORUM!

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Meclis’e gelmesi beklenen “Çerçeve Yasa” ile ilgili kamuoyunun bilgisi olmamasını eleştirerek, “Yasayı Öcalan ve Kandil’deki katiller biliyor; ben bilmiyorum” dedi. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında “Terörsüz Türkiye” ve “Çerçeve Yasa” ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Genel Başkan Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi: “Bugün bir çerçeve yasa gündemimiz var. Devlet Bey’in uzunca zaman konuşup lehinde tavır alıp, herkesin bu hizada durmasını tavsiye edip, hükümetle eşleştirip, hükümetin politikasını, programını devlet programıdır, devlet aklıdır diye takdim ettiği bir süreç var. Bu sürecin şimdi adı konmuş yasal zeminini ‘çerçeve yasa’ diye sundukları bir süreç var. Bu süreçle ilgili başından itibaren kaygılarımız vardı bizim. Yol haritasını ifade etmeye çalıştık her yerde devletimiz ve milletimiz adına. Şimdi süreç bugün imzaya açılmış... Anahtar Parti olarak, evladınız Yavuz Ağıralioğlu olarak; ben bu siyasi sürecin bugününü, tarihe şahit ederek, vatanı, milleti ve bu uğurda bedel ödeyenleri şahit ederek, milletimi şahit ederek değerlendirmelerde bulunacağım. Kimileri için bu değerlendirmemiz ayna hükmünde olsun. Yani hükümetimize ayna tutmuş olalım. TRABZON’DA MİZACIMI, YOZGAT’TA RUHUMU MAYALADIM… Nereden bakarsanız bakın, bugün tarihi bir gün. Mevzu tarihi bir gün... Ben Trabzon’da doğdum, Yozgat’ta büyüdüm. Vatan millet sevdamı bu hat üzerinde; Trabzon’da mizacımı, Yozgat’ta ruhumu mayaladığım bu hakikat üzerinde; vatan deyince, bayrak deyince, devlet deyince, din deyince, iman deyince, millî bütünlük deyince buralarda göğsü kabaran, yüreği coşan insanlar adına ben bir mesuliyet hattında mücadele ettim. Cumhuriyete, vatana, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne, Türk milletine, Türk milletinin bu topraklardaki ilelebet varlığına ne katkı sağlayabilirsem, elimden ne geliyorsa bu hatta durabildim. Ömrümün kalanını da devletime, milletime Allah izin verirse kurban vereceğim. Bu mesuliyet hattında geçirdiğim ömre rağmen; terör diye bir belanın güya hitama ermesi için konuşulan ve “Terörsüz Türkiye” diye takdim edilen sürecin çerçeve yasası diye bahsedilen yasasını Öcalan biliyor, ben bilmiyorum! Kandil’deki katiller biliyor, ben bilmiyorum. Ömürleri devlete, millete düşmanlıkla geçmiş. Evlatlarımızı vura vura yaşlanmış adamlar biliyor, ben bilmiyorum. Biz bir partiyiz. Anketlerin ortalamasında 3-4 milyon oya tekabül ediyoruz. Biz bilmiyoruz. Ne konuşulduğunu bilmiyoruz. Şu anda da bilmiyorum. Bilmediğim bir şeye konuşmak zorunda bırakıyorsunuz beni. Milletvekilleriniz biliyor mu? Onlar da bilmiyorlardır. Devlet sırrı, devlet aklı diye bir şey konuşa konuşa bir şey yapıyorsunuz. Siz bu işleri yapmaya heves ettiğiniz andan itibaren eski dediklerinizi devamlı gündeme sokan bir sosyal mecra hafızası var, arşivi var. O arşivde hani siz bir şey söylüyorsunuz bugün ama tam tersini söylediğiniz her video önümüze düşüyor bizim. Sosyal mecra biraz böyle bir alan. Daha önce ne demişlerdi alanı? Hiç unutturmuyorlar daha önce ne dediklerinizi. Ben sizin eski söylediklerinizi okuyunca utanıyorum. Ne devletli tavırlardan bahsetmişsiniz? Ne muazzam bir hassasiyetle şehidin, şühedanın, vatanın, milletin, dinin, imanın, sınırın, hakkın, hukukun, devlet ciddiyetinin ne kıymetli laflarını etmişsiniz. Sonra bu ettiğiniz bütün lafların hilafına, sanki o lafları size biz ettirmişiz gibi, hiç etmemişsiniz gibi bugün sizin o söylediklerinizin arkasında duranları da terörize etmişsiniz mesela. Sizin siyaset pratiğiniz sizi öyle bir yere getirmiş ki bugün bu aynayı size tutmak zorundayım ben. Siz meşruiyet kaynağı zannetmişsiniz kendinizi. SİYASİ ALANI İSTEDİĞİNİZ GİBİ BELİRLİYORSUNUZ İstediğinize terörist deme hakkını kendinizde görünce, siyasi alanı istediğiniz gibi belirleyince olabildiğini zannetmişsiniz mesela. Sizi ve iktidarınızı tehdit edenleri teröristlikle suçlayabilmişsiniz mesela. Yani birisi sizi ve iktidarınızı tehdit edince, o tehdit edenlerin iradesini ilzam etmek için onların iradelerini gölgelemek için millet nezdinde itibarlarını lekelemek için onlara terörist deyivermişsiniz mesela. TERÖRLE MÜCADELE KANUNU YOK SAYILIYOR Ondan sonra şimdi teröristlere siyasi alan tahkim ediyorsunuz. Şimdi teröristlerden kanaat önderi çıkarıyorsunuz. Yani siyasetçileri sizi tehdit edince, iktidarınızı tenkit edince, sizi birtakım uyarılarla siyasi gücünüzden edebilme imkânı, ihtimali belirince terörize etmişsiniz. Meşru siyasetçiye terörist demişsiniz mesela. Teröristler demişsiniz. İktidarınıza yardımcı olunca da teröristten siyasetçi çıkarıyorsunuz. Yani siz aslında meşruiyet kaynağını kendiniz belirleyince Terörle Mücadele Yasası’nı da delebiliyorsunuz. Bunu ifade etmek için söyledim. Terörle Mücadele Yasası var. Şu anda terörle mücadele ekseninde suç işliyorsunuz. Yaptığınız suç şu anda şu: Kişiye özel yasa çıkmaz, hukuku deliyorsunuz! Pişman değilim, diyor. Yenilmedim, diyor. Yaptığım terör değildi, diyor. Siz de bu arada bu muhataplıkla, sadece teröre, teröriste pişmansa yahut bir daha yapmayacağını beyan ediyorsa açacağınız alanı orada sınırlı tutmak mecburiyetindeyken şöyle yapmışsınız: Teröriste istediği şeyi vermişsiniz. Zaten Öcalan bir tek şey istiyordu; Kürtlerin meşru temsilcisi biz olalım. Biz yıllardır “PKK Kürt’ün temsilcisi değildir. Öcalan Kürtler için mücadele eden biri değildir. Öcalan canidir. PKK terör örgütüdür. Kürtler kardeşimizdir. PKK düşmanımızdır” diyorduk. Biz Kürtler için savaştık diyorlardı. Siz o hakkı vermiş oldunuz şimdi. Biz Kürtlerle küs değiliz ki barışacağız. Biz Kürtlerle beraber, Türk milletinin ayrılmaz parçaları olarak bir aradayız ve teröre karşı beraber mücadele ediyoruz. Öcalan, öldürdüğü Kürtlerin, ırzını, iffetini çiğnediği Kürt kızlarının hesabını veremez. Dağlarda infaz ettiği, içörgüt hesaplaşmasında infaz ettiği Kürt gençlerinin hesabını veremez. En çok Kürtlerin canını yakmış, en çok Kürtlere hakaret etmiş bir örgütü Kürtlerin hamisi yaptınız. Bu sürecin en tehlikeli tarafı burasıdır. Öcalan’ın istediği şey Kürtlerin temsilcisi olmaktı, siz o hakkı verdiniz şimdi... VAH Kİ SİZE VAH!.. Çerçeve suç, çerçeve yasa diyorsunuz ya... Ne çerçeve ne yasa. Çerçeve yasaya bakın. Suça bulaşmayan ne demek? Lütfen izah edin. Milletvekili arkadaşlarım, bugün imzaya açılmış metnin arkasında şunu bilsinler: Suça bulaşmamış ne demek? Örgüt üyeliği bizzat tarif edilmiş suçtur. Kendi adam vurmamış da vuracak adamı bulmuş. Vuracak adamları dağdan, evlatlarımıza ateş edecek katilleri şehirden toplamış; bu suça bulaşmamış. Vurmamış da vuracak olan adama silah bulmuş; suça bulaşmamış. Milletin çoluğunu çocuğunu kandırmış, dağa göndermiş; suça bulaşmamış. Bombalama yapacaklarsa istihbarat yapmış; suça bulaşmamış. Koordinat vermiş; suça bulaşmamış. Bunları şimdi çıkarmaya çalışıyorsunuz, aziz milletvekillerimiz. Suça bulaşmamış diye çıkarmaya çalıştıklarınız bu örgütün bütün planlarının içinde olan adamlar. Vah size vah! Vah size vah! Hissenize, suça bulaşmamış diye evlatlarımızı 41 yıldır öldüren bu alçaklar sürüsünün plan yapanını, para bulanını, silah organize edenini, eleman bulanını affetmek düşüyor. Vah ki size vah! SÜREÇ NE OLURSA OLSUN BİZ KOCAMAN BİR MİLLETİZ! Öcalan’dan kurucu önder çıkardınız. Ben şimdi kantarın topuzunu biraz kaçırsam konuşurken benden bir terörist çıkarabilirsiniz. Utanmadan bana mesela bugün, yarın kurmaylarınız, sözcüleriniz diyebilirler ki ‘Yavuz Ağıralioğlu terörden medet umuyor.’ Öcalan barıştan medet umuyor, ben terörden medet umuyor olurum! Kaygılarımız var diye, endişelerimiz var diye, devletimizi korumamız lazım diye, cumhuriyetimizi muhafaza etmemiz lazım diye, üniter yapıyı korumamız lazım diye, Kürtleri PKK’dan korumamız lazım diye, Kürtleri Öcalan’dan korumamız lazım diye, hukuku korumamız lazım diye, kanunu, kuralı, devlet ciddiyetini korumamız lazım diye hassasiyet gösteriyorum, ısrar ediyorum. Önümüzdeki süreç ne olursa olsun biz kocaman bir devletiz, kocaman bir milletiz. Bu topraklarda beraberliğimize nice pusular oldu. ‘Bölünsünler, parçalansınlar’ diye hepsini bozabildiğimiz için biz koca bir milletiz. ‘Terörsüz Türkiye’ falan diye dediğiniz şeyde sadece Terörsüz Türkiye’nin adına, niyetine, kastına bağlıyız biz! Gerçekten memleketimizde terör olmasın, kimsenin evladı ölmesin, kimsenin canı yanmasın, memleketimizde bölücülüğün, memlekette bölünmenin, memlekette kavganın bedelini çocuklarımız ödemesin. Ama bu topraklarda varlığımızı ayakta tutan şeyin bir devlet ciddiyeti, bir plan kabiliyeti, bir mücadele hassasiyeti olduğunu unutamazsınız.”

Anahtar Parti Bursa Teşkilatı Yeşilyayla'da Vatandaşlarla Buluştu: "Türkiye'nin Anahtarı Milletimizin Elindedir" Haber

Anahtar Parti Bursa Teşkilatı Yeşilyayla'da Vatandaşlarla Buluştu: "Türkiye'nin Anahtarı Milletimizin Elindedir"

Anahtar Parti Bursa İl Başkanlığı, saha çalışmalarını aralıksız sürdürerek vatandaşlarla buluşmaya ve toplumun her kesiminin talep ve beklentilerini yerinde dinlemeye devam ediyor. Bu kapsamda, Bursa İl Başkanı Sayın Fikret Aslan öncülüğünde gerçekleştirilen Yeşilyayla Mahallesi ziyaretine, Ankara'dan Bursa'ya gelen Genel Başkan Yardımcısı Sayın Emine Küçükali ile Yıldırım İlçe Başkanı Sayın Tayfun Yıldırım da katıldı. Yıldırım ilçesinin en yoğun mahallelerinden biri olan Yeşilyayla'da gerçekleştirilen program boyunca mahalle esnafı tek tek ziyaret edilirken, cadde ve sokaklarda vatandaşlarla samimi sohbetler gerçekleştirildi. Bölge sakinlerinin talep, öneri ve beklentileri dinlenirken, Türkiye'nin mevcut ekonomik ve sosyal gündemine ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu. Program boyunca esnafın yaşadığı ekonomik zorluklar, artan maliyetler, yüksek enflasyonun ticaret üzerindeki etkileri, küçük işletmelerin karşı karşıya bulunduğu finansman sorunları ve vatandaşların günlük yaşamını doğrudan etkileyen ekonomik gelişmeler masaya yatırıldı. Anahtar Parti heyeti, vatandaşların dile getirdiği her görüşü dikkatle dinleyerek çözüm odaklı siyaset anlayışıyla hareket ettiklerini vurguladı. Ziyaret sırasında vatandaşların Genel Başkan Sayın Yavuz Ağıralioğlu'na gösterdiği ilgi, sevgi ve güven dikkat çekti. Özellikle gençlerin ve esnafın gösterdiği sıcak karşılama, teşkilat mensupları tarafından memnuniyetle karşılandı. Vatandaşlar, Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal sorunların çözümü için yeni ve güven veren bir siyaset anlayışına ihtiyaç duyduklarını ifade ederken, Anahtar Parti'nin ortaya koyduğu vizyonu dikkatle takip ettiklerini dile getirdi. İl Başkanı Sayın Fikret Aslan, saha çalışmalarının yalnızca seçim dönemleriyle sınırlı olmadığını belirterek, toplumun her kesimine ulaşmayı ve vatandaşın sesini doğrudan dinlemeyi siyaset anlayışlarının temel ilkesi olarak gördüklerini ifade etti. Aslan, Bursa'nın her mahallesinde vatandaşlarla bir araya gelmeye devam edeceklerini belirterek şunları söyledi: "Bizler makam siyasetinin değil, millet siyasetinin temsilcileriyiz. Sorunları masa başında değil, sahada dinliyor; çözüm önerilerimizi vatandaşlarımızın beklentileri doğrultusunda şekillendiriyoruz. Esnafımızın yaşadığı sıkıntıları, emeklilerimizin, gençlerimizin ve çalışanlarımızın beklentilerini yerinde görmek bizim için büyük önem taşıyor. Anahtar Parti olarak milletimizin yanında olmaya, onların sesi olmaya devam edeceğiz." Genel Başkan Yardımcısı Sayın Emine Küçükali ise Bursa'nın üretim gücü, sanayisi ve girişimcilik ruhuyla Türkiye'nin en önemli şehirlerinden biri olduğunu belirterek, vatandaşların gösterdiği ilgi ve misafirperverlikten büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti. Küçükali, Anahtar Parti'nin temel hedefinin toplumun tüm kesimlerini kapsayan, adaletli, şeffaf ve çözüm odaklı bir yönetim anlayışını hayata geçirmek olduğunu söyledi. Ziyaret boyunca mahalle sakinleriyle çekilen hatıra fotoğrafları, yapılan sohbetler ve esnaf ziyaretleri samimi görüntülere sahne olurken, vatandaşların Anahtar Parti heyetine gösterdiği yakın ilgi programın en dikkat çekici yönlerinden biri oldu. Program sonunda Anahtar Parti Bursa İl Başkanlığı tarafından yapılan değerlendirmede, vatandaşların gösterdiği ilgi ve teveccühün kendilerine büyük bir sorumluluk yüklediği belirtilerek şu ifadelere yer verildi: "Bugün Yeşilyayla'da bir kez daha gördük ki milletimiz; samimiyeti, dürüstlüğü ve çözüm üreten siyaseti desteklemektedir. Sıkılan her el, kurulan her gönül bağı ve dinlediğimiz her vatandaşımız bizlere umut vermektedir. Türkiye'nin geleceğine dair umudu büyüten bu buluşmalar, daha güçlü yarınların inşası adına bizlere ilham vermektedir. Bizler milletimizle birlikte yürümeye, Bursa'nın her mahallesinde vatandaşlarımızla buluşmaya, sorunları yerinde dinleyip çözüm önerilerimizi paylaşmaya devam edeceğiz. Çünkü inanıyoruz ki güçlü bir Türkiye'nin yolu güçlü bir milletten geçer. Türkiye'nin anahtarı milletimizin elindedir." Anahtar Parti Bursa İl Başkanlığı, önümüzdeki süreçte de Bursa'nın tüm ilçelerinde saha çalışmalarını sürdüreceğini, vatandaşlarla buluşmaya ve çözüm odaklı siyaset anlayışını her platformda anlatmaya devam edeceğini bildirdi.

Yerel Seçimlerde Yeni Parti Etkisi: Anahtar Parti İlk Sınavda Parladı Haber

Yerel Seçimlerde Yeni Parti Etkisi: Anahtar Parti İlk Sınavda Parladı

Yavuz Ağıralioğlu’nun liderliğindeki Anahtar Parti, ilk kez girdiği seçimde Tokat’ın Reşadiye ilçesine bağlı Yolüstü Beldesi’nde beklenmedik bir başarı yakaladı. Resmi olmayan sonuçlara göre yüzde 20 oy oranıyla ikinci parti olan Anahtar Parti, yeni bir siyasi hareketin yerel düzeyde nasıl etki yaratabileceğini gösterdi. Yaklaşık 1.600 seçmenin katılımıyla gerçekleşen seçimde AK Parti adayı Mustafa Altın 911 oyla başkan seçilirken, Anahtar Parti adayı Mehmet Can Coşkun 208 oy aldı. Genel Başkan Ağıralioğlu’nun bizzat destek verdiği Coşkun’un performansı, partinin kısa sürede taban oluşturabildiğinin işareti olarak yorumlanıyor. Siyasi analistler, Anahtar Parti’nin bu sonucunu “yeni parti etkisi” olarak değerlendiriyor. Özellikle belde statüsünü yeniden kazanan yerleşim yerlerinde altyapı, hizmet ve kalkınma beklentisinin yüksek olduğu bir dönemde, klasik partilerin dışında bir alternatife verilen %20’lik destek dikkat çekici bulunuyor. Bu seçim, sadece Yolüstü için değil, Türkiye genelindeki yerel siyaset dinamikleri açısından da önemli bir gösterge oldu. Anahtar Parti’nin elde ettiği başarı, önümüzdeki dönemde yeni partilerin yerel seçimlerde daha fazla rol oynayabileceğinin ilk sinyali olarak görülüyor.Yolüstü Beldesi’nde yeni yönetim şimdi beldenin geleceğini şekillendirecek projeleri devralırken, Anahtar Parti’nin bu çıkışının siyasi dengeleri nasıl etkileyeceği merak konusu.

Bursa'da Yeniden Refah’tan Anahtar Parti’ye bir katılım daha! Haber

Bursa'da Yeniden Refah’tan Anahtar Parti’ye bir katılım daha!

Yeniden Refah'tay ayrılan il başkan yardımcısı Kemal Cömert, Anahtar Parti'ye katıldı. Cömert'e rozetini Genel Başkan Yardımcısı Sedat Yalçın takdı. Anahtar Parti Bursa İl Başkan Yardımcısı ve Kalkınma Politikaları Başkanı İsmail Gökhan Özkul, Cömert’in partiye katılımına ilişkin yaptığı açıklamada, “Kemal Bey, siyasi olarak bizlerle yürümek istediğini, Sayın Yavuz Ağıralioğlu’nun siyaset anlayışını ve ülke idealini beğendiğini ifade etti. Bizler de kendisinin partimize önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Genel Başkan Yardımcımız Sayın Sedat Yalçın, İl Başkanımız Fikret Aslan ve kendisi ile birlikte bundan sonra aynı çatı altında yol yürüyeceğiz. Bu nedenle hem kendi adıma hem Kemal Bey adına hem de Bursa ve ülkemiz adına son derece mutluyum" ifadelerini kullandı. Yeniden Refah'tay ayrılan il başkan yardımcısı Kemal Cömert, Anahtar Parti'ye katıldı. Cömert'e rozetini Genel Başkan Yardımcısı Sedat Yalçın takdı. Anahtar Parti Bursa İl Başkan Yardımcısı ve Kalkınma Politikaları Başkanı İsmail Gökhan Özkul, Cömert’in partiye katılımına ilişkin yaptığı açıklamada, “Kemal Bey, siyasi olarak bizlerle yürümek istediğini, Sayın Yavuz Ağıralioğlu’nun siyaset anlayışını ve ülke idealini beğendiğini ifade etti. Bizler de kendisinin partimize önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Genel Başkan Yardımcımız Sayın Sedat Yalçın, İl Başkanımız Fikret Aslan ve kendisi ile birlikte bundan sonra aynı çatı altında yol yürüyeceğiz. Bu nedenle hem kendi adıma hem Kemal Bey adına hem de Bursa ve ülkemiz adına son derece mutluyum" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve ahlaki açıdan zorlu bir süreçten geçtiğini belirten Cömert, “Milli ve manevi değerlerle Cumhuriyetimizin çağdaş değerlerini buluşturan, kapsayıcı bir siyasi anlayışa sahip olan Anahtar Parti’nin, bünyesinde her geçen gün çoğalan liyakatli ve donanımlı kadrolarıyla ülkemizin sorunlarına çözüm üreteceğine inandım. Bu düşüncelerle bugün gerçekleştirilen bayramlaşma programında ben de Anahtar Parti ailesine katılmış oldum” şeklinde konuştu.. Cömert ayrıca Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan’a, Genel Başkan Yardımcısı Sedat Yalçın’a, Bursa teşkilatına ve İl Başkan Yardımcısı İsmail Gökhan Özkul’a teşekkür etti. Katılımlar Devam Ediyor Öte yandan Anahtar Parti’ye son dönemde Yeniden Refah Partisi’nden katılımlar dikkat çekiyor. Daha önce Yeniden Refah Partisi Karacabey İlçe Başkanlığı görevinden ayrılan Aydın Köksal ile il başkan yardımcılığı görevinden istifa eden Bilen Başarır gibi birçok isim Anahtar Parti’ye katılan isimler arasında yer almıştı. Anahtar Parti Bursa Teşkilatı, farklı siyasi geçmişlere sahip isimlerin katılımıyla saha çalışmalarını ve teşkilatlanma faaliyetlerini sürdürdüğünü belirtti.

Anahtar Parti Lideri Ağıralioğlu: Razı değiliz! Haber

Anahtar Parti Lideri Ağıralioğlu: Razı değiliz!

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Niğde halk buluşmasına katıldı. Vatandaşın yaşadığı sorunlara ‘razı değiliz’ diyerek itiraz eden Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi: “Bizler parti değil devlet, oy değil millet demeye karar vermiş bir hareketiz. O yüzden AK Parti’ye düşmana ya da hasıma bakar gibi bakmıyoruz; adeta aynaya bakar gibi bakıyoruz. O aynada neyin iyi, neyin kötü olduğunu; ne yapılınca memleketin abad, ne yapılınca berbat olduğunu görerek, bunun derin muhasebesini yaparak yürüyoruz. Anahtar Parti olarak, geride kalan 24 yılın muhasebesini yapıyor ve gür bir sesle haykırıyoruz: 2026 yılında biz bu emekli ücretine razı değiliz! Biz bu asgari ücrete razı değiliz! Çocuklarımıza reva görülen bu yarım yamalak eğitime, evlatlarımızın işsizliğine ve mesleksiz kalmasına razı değiliz! Tarımdaki bu plansızlığa, çiftçimizin omuzlarına yüklediğiniz ağır yüklere razı değiliz! Bu dağınıklık yüzünden ürünün tarlada çürümesine sebep olan savurganlığınıza, programsızlığınıza razı değiliz! Yüksek faize, bu ağır enflasyona razı değiliz! Adaletin bu denli siyasallaşmasına, mülakat adaletsizliklerine, torpile ve yoksulluğa asla razı değiliz! Bizler bir zamanlar emekli ikramiyemizle bir ev, bir araba alabiliyorduk; şimdi ise o ikramiyeyle bir koltuk takımı dahi alınamıyor. Biz bu düzene razı değiliz! Biz bu memleketi bu hale getiren sizin dağınıklığınızdan, plansızlığınızdan, israfınızdan ve hesapsız harcamalarınızdan bizim hissemize düşen bu fakirliğe razı değiliz! Size bu memleketi yönetin diye vekalet verdik. Biz sizin asiliniz, siz bizim vekilimiz olmanıza rağmen, elinizdeki devlet gücüyle bizleri korkutmaya çalışmanıza razı değiliz! Sizin artık bir patatesi bile yönetemeyecek durumda olduğunuzu görüyoruz ve size razı değiliz! Her gün bir dediğinizin ertesi gün tersini söylüyorsunuz, razı değiliz. Her yaptığınızın mutlak doğru olduğuna inanıyor, insanların dinini, imanını, vatan ve millet sevgisini sorgulama hakkını kendinizde görüyorsunuz; bu saygısızlığınıza razı değiliz! Bir gün Öcalan’a sövüp oy toplamanıza, ertesi gün Öcalan ile yol yürümeye kalkmanıza razı değiliz! Bu kadar varlığı, imkanı olan bir memleketi bu büyük darlığa düşürmenize razı değiliz! Biz bugün doğru soruları soruyoruz. Peki, bu gidişata sadece razı olmamakla mı kalacağız? Elbette hayır. Anahtar Parti, bu düzene razı olmayanların ve ‘tüm bu saydıklarımızı düzeltecek imkân da akıl da bu devlette var’ diyenlerin partisidir. Dolayısıyla biz; eksiklerin yerine halkı aşa ve işe kavuşturan, finansal istikrarı sağlamış, enflasyonsuz ve faizsiz bir ülkeyi inşa edecek olan iradeyiz. Liyakati kurumsallaştıracak, mülakatı tamamen kaldıracak, çocuklarımıza dünya standartlarında bir eğitim verip bu eğitimi istihdamla birleştirecek olan biziz. Tarımı ve tarladaki ürünü planlayacak; çiftçi ekerken maliyetine ortak olup, biçerken harmanda bereketi büyütecek olan kadroyuz. Biz bu memleketi ayağa kaldıracak olan tarafı temsil ediyoruz. Biz, sermayenin korkup kaçtığı değil, güven duyup gelebildiği bir ülkeyi organize edeceğiz. Paranın hangi ülkeye, neden gittiğini sizler de gayet iyi biliyorsunuz; çünkü bu memleketten kazandığınız paraları bizzat kendiniz nerelere götürüyorsanız, hukuk ve güven ortamı tam olarak oralarda yatıyor. Anahtar Parti olarak bizler, Türk siyasetinde nezaketin, mesuliyetin, terbiyenin ve devlet ciddiyetinin adresiyiz. Sayın Cumhurbaşkanı bugüne kadar karşısına çıkan pek çok rakibi kolayca yendi, hiçbirini dişine göre bulmadı ve bu kadar soruna rağmen o rakipleri yenmenin konforunu yaşadı. İşte Anahtar Parti, Reis Bey’in bu siyasi konforunu bozmak ve siyasete gerçek bir kalite getirmek için kurulmuştur. Tayyip Bey’in dilinden düşürmediği bir söz var: ‘Yahu bu yalan dünyada bir dişimize göre muhalefet bulamadık.’ Sayın Cumhurbaşkanım, biz tam dişinize göre bir hareketiz; siz şimdiden o dişlerinizi bir kontrol ettirin! Bizler sadece kuru bir iktidar koltuğu için değil, bu aziz milleti hak ettiği zenginlikle buluşturmak ve elinizde mağdur olmuş halkımızla kenetlenmek için geliyoruz. Bu yüzden bizim işimiz kolay. Neden mi kolay? Çünkü zor olanı bugüne kadar onlar yaptılar. Bu kadar yetişmiş insan gücü olan, bu kadar birikimi, imkânı ve potansiyeli bulunan muazzam bir memleketi bu darlığa, bu zorluğa düşürmek gerçekten büyük bir beceriksizlik isterdi; onlar işte bu zoru başardılar! Toprağınız olmasa, suyunuz olmasa, ekecek çiftçiniz, üretecek girişimciniz, satacak tüccarınız, projeyi yapacak mühendisiniz ya da dünyanın her yerine koşacak enerjiniz olmasa, dersiniz ki ‘ne yapalım, imkâanımız yok.’ Ama bu kadar varlığı olan bir memleketi siz yokluğa mahkum ettiniz. ANAHTAR PARTİ GELİNCE NE OLACAK? Biz gelince ne mi olacak? Biz gelince şu olacak: Bu partili cumhurbaşkanlığı işi devletimizi de milletimizi de çok yordu. Anahtar Parti iktidarında kesinlikle partili cumhurbaşkanlığı uygulaması olmayacak. Cumhurbaşkanı herkesin, 85 milyonun cumhurbaşkanı olacak. Kendi partisine yaslanıp diğer partilere öfke kusan bir figür yerine; her partiyi, her vatandaşı bu devletin öz evladı gibi gören kapsayıcı bir cumhurbaşkanlığı makamı tesis edilecek. Anahtar Parti iktidara geldiğinde, ilk ve en mühim adalet şemsiyesi bizzat cumhurbaşkanlığı makamından aşağıya doğru açılacak. Devletin başı, milletin de gerçek başı olacak; cumhurun başı, cumhurun tamamını kucaklayacak. Bizim iktidarımızda teröristler asla meclise giremeyecek. Anahtar Parti iş başına geldiğinde, kırk yıldır aziz milletimizin ümit şafaklarına kabus gibi çöken, yüreklere hüzün düşüren bu bölücü terör örgütlerini övenler, devletin tek bir kuruşuna dahi el süremeyecekler. Çocuklarımızın katiline meclis kürsülerinden övgüler dizip, bir de üstüne devletten maaş alma dönemi tamamen son bulacak. Bizim iktidarımızda teröriste terörist, terör örgütüne terör örgütü denir. Teröristlere ‘umut hakkı’ falan tanınmayacak, hainlerin adı dahi anılmayacak. Onların isimleri bir umutla değil, hak ettikleri en ağır cezalarla tarihin kara sayfalarına gömülecek. Kendilerine infaz edilmesi için verilen o cezaları son gününe kadar çekecek ve kirlettikleri bu dünyadan defolup gidecekler. Bizim, teröristlerin isimleriyle kirletilecek bir meclisimiz yoktur. Teröristler bizim devlet iktidarımızda asla ‘kurucu önder’ olarak kabul edilemez, edilmeyecektir. Hainler muhatap alınmayacak, önlerine mikrofonlar konulmayacak, prompter cihazları gönderilmeyecek ve onlarla asla kirli pazarlıklar, hediyeleşmeler yapılmayacaktır. Siyaset her şeyden önce ilkeli ve öngörülebilir olacak; milletimiz nihayet terbiyeli, seviyeli bir siyasete şahitlik edecek. Millet siyasetçilerden korkmayacak; aksine siyasetçiler milletten, milletin sandıktaki iradesinden korkacak. Bizim iktidarımızla birlikte; ‘Milletime verdiğim sözü tutamazsam, ben bir daha halkımın huzuruna çıkamam’ diyen edep sahibi siyasetçilerin dönemi başlayacak. Bugün seçip meclise gönderdiğimiz vekillerin, yarın bize ne yapacaklarını düşünmekten ödümüz patlıyor. Oysa onlar bizim vekilimiz, onları seçen asıl biziz. Bizler kadrolarımızı kurarken asla partili atamayacağız, partili kartviziti aramayacağız; sadece bileni arayacak, işin uzmanını bulacağız. O liyakatli isim bizim partimizden olmasa bile gözümüzü kırpmadan göreve getireceğiz. Çünkü bizim tek şiarımız liyakattir; biz liyakatin yanında, liyakat de bizim yanımızda olacak. Biz bu memleketi gençlerle ve kadınlarla birlikte omuz omuza vererek ayağa kaldıracağız. Bu ülkenin bütün yükünü şimdiye kadar hep birlikte çekmiş olduğumuz için önümüzde duran kalan yük, geçmişte göğüslediklerimizden asla daha fazla değildir. O yüzden inancınız tam olsun, memleketi ayağa kaldırmak çok kolaydır. TOPYEKÛN BİR SEFERBERLİK İLAN EDİLDİ Bugünden itibaren artık net bir şekilde seçim sathına girmiş bulunuyoruz. Anahtar Parti’yi önümüzdeki dönemde iktidar yapacaksak, bugünden tezi yok topyekûn bir seferberlik ilan ediyoruz. Biz sadece kürsülerden konuşan bir hareket değiliz. Türkiye’nin her bir köşesinde açtığımız bu teşkilatları; herkesin kendi helal alın terinden, zamanından, eşinden, işinden ve sevdiklerinden fedakarlık ede ede, gece gündüz emek vererek kurduk. Halısını omuzunda taşıyan, boyasını kendi elleriyle yapan, kirasını cebinden veren, evinde eşine yemeğini yaptırıp kermesine koşan, anasının hayır duasını alıp, babasını o kalabalığa omuz versin diye faaliyetlere çağıran, evlatlarına ‘Biz sizlerin geleceği için çalışıyoruz’ diyerek onları bu kutlu organizasyonlara katan koca bir neferiz biz. Bir milletin omuzlarına yeni bir yük düşmesin diye bunca meşakkati omuzlayıp, sadece bir yıl içinde 800 teşkilatı birden açan bu tertemiz partiye ve kadrolara hiçbir mecrada hakaret ettirmem, nezaketsizlik yapılmasına asla müsaade etmem; bunu herkes böyle bilsin!”

Ağıralioğlu: Hükümet İktidarda kalmak için her şeyi yapacaktır Haber

Ağıralioğlu: Hükümet İktidarda kalmak için her şeyi yapacaktır

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi’nin CHP kurultay davasında, Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılması ve Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralması anlamına gelen ‘mutlak butlan’ kararı sonrası Cüneyt Özdemir YouTube kanalındaki canlı yayına telefonla bağlanarak önemli açıklamalarda bulundu. Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, gazeteci Kenan Taş’a “Ben bu gelişmeyi açıkçası bir erken seçim işareti gibi görürüm. Yani bunu bir erken seçim avantajına dönüştürmek isteyeceklerini düşünüyorum” ifadelerini kullanarak, özetle şunları söyledi: BU KARARI KESİNLİKLE MAKUL BULMUYORUZ! “Karar uzun zamandır yargının siyasetin üstünde baskı yaptığının söylendiği bir zamanda çıktı. Yüksek Seçim Kurulu’nu ve kurallarını titizlikle korumamız lazım. Eğer bugün bu yapılanı, yani mahkemeler vasıtasıyla siyasete bu tarz müdahaleleri makul ve meşru görürsek, Türkiye’de artık demokrasiyi de sandığı da konuşabilme imkânımız kalmaz. Yüksek Seçim Kurulu’nun kararları mahkeme denetimine kapalı kararlardır; seçme iradesini tam anlamıyla korumak için sistem böyle dizayn edilmiştir. Yüksek Seçim Kurulu’nun kurumsal varlığının iradesini boşa düşüren ve geriye dönük yürütülen bu tarz kararlar, geçmişteki pek çok kararı da boşa düşürüp büyük bir kaosa sebep olur. Böyle bir şeye meşruiyet tanımak, o anlamda bundan sonra yapılacak bütün seçimleri şaibeli ve özürlü hale getirir. Dolayısıyla biz bu kararı; demokrasiye, millet iradesine ve devletin kurumsal varlığına yapılmış açık bir müdahale gibi algıladık. Bu yüzden kesinlikle makul bulmuyoruz. YARGI SİYASETİN GÖLGESİNDE KALIYOR! Bu durum uzunca bir zamandır zaten konuşuluyor: Türk siyasetinde yargının siyasetin gölgesinde kaldığı, özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne bağlı olarak siyasetin tesiri ve etkisi altında kalan bu mekanizmanın, iktidara siyasi avantajlar sağladığı sıklıkla dile getiriliyordu. Bu tip bir karar, beraberinde Cumhuriyet Halk Partisi’nde de bir takım ciddi komplikasyonlara sebep olacaktır. Hükümet bu süreci uzunca bir zamandır şöyle yönetiyor; ‘Ben yapabilirim’ diyerek değil, ‘Muhalefet yapamaz’ diyerek; ‘Ben başarabilirim’ üzerinden değil de ‘Muhalefet başaramaz’ söylemi üzerine bir propaganda aksı oluşturmaya çalışıyor. Parçalı bir muhalefet yapısı, bütünüyle dağılmış bir muhalefet her zaman hükümetin avantajınadır. Dolayısıyla hükümet, buradaki tüm ekonomik dezavantajlarına rağmen süreci yönetebileceği bir avantaj görürse, erken seçimi anında gündeme getirebilir. Ben bu gelişmeyi açıkçası bir erken seçim işareti gibi görürüm. Yani bunu bir erken seçim avantajına dönüştürmek isteyeceklerini düşünüyorum. Bugün basın toplantısında da açıkça ifade ettim; Türkiye’de tertip ettikleri her şey, bu ‘terörsüz Türkiye’ meselesi de dahil olmak üzere, hükümetin geçen dönem milletten yetki almadığı, yetkisinin olmadığını düşündüğü gündemleridir. Geçen seçimde milletin karşısına çıkıp ‘Öcalan’ın canına okuyacağız’ diye seçildiler. Geçen seçimde ‘Biz bu memleketin bölücülere teslim edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz, bu Altılı Masa memleketi şöyle yapacak, böyle parçalayacak’ dediler. Ama bugün geldikleri noktada, meydanlarda halka söylediklerinin tam hilafına davranıp, bunu tamamen bir seçim avantajına tahvil etmeye çalışıyorlar. Geçen seçim masanın altında DEM var diyorlardı; şimdi ise bizzat DEM ile beraber yürümeyi tercih ettiler. Dolayısıyla biz bu popülizmden çok net şöyle bir sonuç çıkarıyoruz: Hükümet, iktidarda kalabilmek için her şeyi ama her şeyi yapacaktır.”

Yavuz Ağıralioğlu: Eğitimsiz başaramayız, üretimsiz kalkınamayız! Haber

Yavuz Ağıralioğlu: Eğitimsiz başaramayız, üretimsiz kalkınamayız!

Afyonkarahisar İl Başkanlığı açılışı ve halk buluşması yoğun katılımla gerçekleşti. Programda genel başkan yardımcıları , MYK ve Kurucular Kurulu üyeleri, il başkanları yer alırken Bursa İl Başkanı Fikret Aslan ve Bursa teşkilatı da katılım sağladı. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Afyonkarahisar’da düzenlenen basın toplantısında, “Önümüzdeki dönem herkesin kapısını çalabilecek, herkesten oy isteyebilecek, herkesle omuz omuza, kol kola Türk milletinin geleceğini inşa edebilecek bir partiyiz. Aleviydi, Sünniydi, sağcıydı, solcuydu, Türkmendi, Kürttü diye milletin ayaklarına bağlanmış prangalardan milletin kurtarılmasının yolunun, 86 milyonun aile olarak görülebildiği, ay yıldızlı al bayrağın altında cumhuriyetimizin demokrasi ve hukukla taçlanmış güçlü geleceğine zengin bir ülke kurabilmeye inanıyorum” diye konuştu. MEMLEKETTE KAVGAYA İHTİYAÇ YOK Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi: “Anahtar Parti, bir parti hevesinin, ‘bir tane de bizim olsun’ duygusunun değil; bizim olan milletin olsun, milletin olan bizim olsun, 86 milyon partilimiz, partilimiz 86 milyonun mesuliyetini duyabilsin diye yeni bir siyasi merkez inşa etmeye karar verdik ve öyle kurulduk. Bu kadar parti varken bir parti niye olsun diye bir soruya muhatap olacağımızı biliyorduk. Bu partiyi partiden daha fazla bir şeye tekabül etsin diye çok ciddi bir siyasi muhasebeden sonra milletin teveccühüne takdim edebildik. Dolayısıyla memlekete parti lazım mı? ‘Değil; plan lazım’. Memlekette partilerin birbirini yenmesine ihtiyaç var mı? ‘Hayır’. Memlekette memleketin sorunlarını yenecek bir yönetim maharetine ihtiyaç var. Memlekette bir mezhep, meşrep, aidiyet, değerler etrafında bir kavgaya ihtiyaç var mı? ‘Hayır.’ ANAYASA İÇİN HÜKÜM ÖNERİSİ… 6 yıldır Sayın Cumhurbaşkanı enflasyonu tek haneli rakamlara düşürmekten bahsetmektedir. O yüzden baktık ki düşmüyor. Bu kadar başarısızlığa rağmen seçimde de başarılı olunamıyorsa, birtakım müeyyideler konulmalıdır. Lüzumsuz lakırdıya gerek yoktur. 8 çeyrekte enflasyonu tek haneli rakamlara düşüremeyen hükümet, 90 gün içinde seçime gider diye bir madde anayasaya yazılmalıdır. Başarısız hükümet seçime gider diye bir karineyi biz Anayasaya yazmalıyız. Yani 8 çeyrekte, 2.5 senede Anayasaya bir hüküm yazalım ki başımıza ne geleceğini bilelim! Kuruluşumuzdan bugüne canhıraş sahalardayız. Çok zor olan bir mücadeleyi verdik, başardık. Bütün illerimizle teşkilatlandık. Birkaç ilçemiz tamamlanınca da 900 olacak. Yani Türkiye’nin tamamında teşkilatlandık. 161. parti olarak kurulduk. Şu anda ilk beşteyiz. Baraj problemi olmayan bir partiyiz! Anahtar Parti, Türk milletinin önümüzdeki dönemi için merkez namzedidir. Siyasetin merkezine bir yönetim teklif ediyoruz. Kimlik tartışması, değer tartışması yapmayacağız. Merkezine adaleti koyduğumuz, hesap verilebilirliği önemsediğimiz, öncelediğimiz, şeffaflığı bir sisteme dönüştürdüğümüz, parlamentoyu etkin hâle getireceğimiz, yargıyı tam bağımsız olarak milletin sığınacağı liman hâlinde planlayacağımız, eğitimin kalitesini, üretimin niteliğini, millete nitelikli gıda yedirme hassasiyetini, kendi kendine yeten bir ülke diye bir söz vardı. Sözde kalmasın da Türk milletinin yine övüncü olsun diye kendi kendine yetebilen bir ülkeyi yeniden ayağa kaldıracağız. Eğitimsiz mümkün değil, üretimsiz mümkün değil parolası Anahtar Parti’nin parolasıdır. Eğitimsiz kalkınamayız, üretimsiz başaramayız. SAHADA TEBESSÜM VE GÜVEN VAR… Önümüzdeki dönem herkesin kapısını çalabilecek, herkesten oy isteyebilecek, herkesle omuz omuza, kol kola Türk milletinin geleceğini inşa edebilecek bir partiyiz. Bizdendi değildi demeden 86 milyonun kapısını tek tek çalabilecek, bizim mezhep, sizin meşrep demeden ay yıldızlı al bayrağın altında olan herkesle omuz omuza Türk milletinin yarınlarını inşa edecek en mühim potansiyele sahip partiyiz. Tebessüm görüyoruz sahada, güven duyuluyor bize. Aleviydi, Sünniydi, sağcıydı, solcuydu, Türkmendi, Kürttü diye milletin ayaklarına bağlanmış prangalardan milletin kurtarılmasının yolunun, 86 milyonun aile olarak görülebildiği, ay yıldızlı al bayrağın altında cumhuriyetimizin demokrasi ve hukukla taçlanmış güçlü geleceğine, zengin bir ülke kurabilmeye inanıyorum. SİYASETTE AKRABAYA KONUŞUR GİBİ KONUŞULMALI… Siyasette nezaket bir mecburiyettir. Yani beğenmeyebilirsiniz insanları ama insanların huzurunu kaçıramazsınız. Hususiyetle şöyle davranılmasını çok arzu ederim ben; herkesin evinde, hanesinde, akrabasında her partiden insan vardır. Akrabalarınıza nasıl konuşuyorsanız parti konuşmasını öyle yapmak zorundasınız. CHP’li akrabalarınız varsa, akrabalarınıza küfretmiyorsanız, hakaret etmiyorsanız, akrabalarınızı rencide etmiyorsanız CHP’ye oy verenleri de, CHP’lileri de rencide etmeyeceksiniz. AK Partili akrabalarınız varsa AK Partililere akrabalarınızla konuşur gibi konuşacaksınız. MHP’li akrabalarınız varsa, MHP’liyseniz onlarla nasıl konuşuyorsanız öyle konuşacaksınız. Bu Güneydoğu’da da böyledir. Çokları vardır ki işte kendisi MHP ilçe başkanı, amcasının oğlu diyelim, işte HDP’de yönetici. Böyleleri de vardır. Bölücülük hariç, devlet-millet düşmanlığı hariç partililiğin aileye konuşulur gibi konuşulması gerektiğine çok inanırım. Çünkü kendi ailemizden başka partiye oy veriyorlar diye kimsenin kalbini kırmıyorsanız, milletinizi de aile sayacaksınız. Siyasetin terbiyesi bence bunu mecbur hâle getiriyor. Bence böyle olmak zorunda. Akrabayı korur gibi. Ailenizi korur gibi; Anahtar Parti’nin memleket hizmet parolasında bu duygu çok hâkimdir. O olsun diye arkadaşlarımı da çok tembihliyorum. Biz evini, hanesini toplamak isteyen gurbetten gelmiş evlat gibi olalım. Ailesini toplamak zorunda olan, aileyi ayağa kaldırmak zorunda olan evlat gibi. TÜRKLER KENDİSİ GİBİ OLMADIĞINDAN DÜNYA BU HALDE! Türk milleti yerinde duramadığı için dünyanın dengesinin bozulduğuna inanırım. Türk milletini tarihten çektikleri için çekmeye çalıştıkları için dünyanın muvazenesinin bozulduğuna inanırım. Herkes kendisi gibidir. Türk milleti kendisi gibi olamadığı için dünyanın bu hâlde olduğuna inanırım. Bize karşı üstünlük sağlayamadıkları günlerden itibaren Türk milletini güçlü yapan her şeyi bozmaya kastetmiş bir hesabın Türk milletine bu finali yaşattığına inanırım. İnsanlığa borcumun eşiti bende şu: Türk milletini yerine taşımak. Gazze’ye merhametin eşiti bende şu: Türk milletini eski kudretli zamanlarına taşımak. Doğu Türkistan’a bir şeyler yapabilir miyizin eşiti: Türk devletini kudretli hâle getirmek. Musul’a, Kerkük’e, Karabağ’a, Azerbaycan’a, neremiz varsa, nerede hicrana düşmüşsek, insanlığın ufkunda nerede zulüm varsa, ufuk karardıysa orada aydınlık için Türk milletini insanlığın ufkuna teklif etmek. Dolayısıyla benim Türkçülük Günü vesilesiyle Türklüğüm adına, Müslümanlığım adına, cumhuriyetçiliğim adına muhafaza etmek istediklerimin merkezine Türk milletini koyuyorum. Çünkü Türk milleti yerinde değil diye dünyanın bu hâlde olduğuna inanıyorum ben. KİMSEYE; KÜRTSÜN, ALEVİSİN, SÜNNİSİN DENİLMEZ Cumhuriyeti şöyle bir nimet biliyorum: Ben Trabzon’da doğdum, Yozgat’ta büyüdüm. Cumhurbaşkanlığı dâhil devletin bütün makamlarına hayal kurabiliyorsam bana bunu cumhuriyet veriyor. Hakkâri'den bir cumhurbaşkanı gelir; Kürt de olur, Zaza da olur, Alevi de olur, Sünni de olur, Tunceli'den de gelir, her yerden gelir. Bu toprakların evlatları her makama talip olur, her makama gelir. Kimseye ‘Sen tutmazsın, Kürtsün, Alevisin, Sünnisin’ denilmez. Herkes her istediği yerden gelir. Cumhuriyet de zaten bunun imkânı demektir. Tayyip Erdoğan Rize'den katılmış yarışmaya, devletin en üst makamına gelmiş. Abdullah Bey Kayseri’den katılmış yarışmaya, Demirci Ahmet’in oğlu cumhurbaşkanı olmuş. Binali Bey Erzincan’dan. Kara Kuvvetleri Komutanımız var, Genelkurmay Başkanlarımız var. Hava Kuvvetleri Komutanı Malatya’dan. Cumhurbaşkanı çıkarmışız, Bayburt'tan kuvvet komutanı çıkarmışız. Kürt cumhurbaşkanımız da olmuş. Kimin aklına gelmiş bu Kürt’tür? Kim diyebilir bu Kürt’tür, bu Türkmen’dir? Ne demek yani, ne münasebetsiz laflar bunlar? O yüzden biz 85 milyon bir aileyiz ve bu aile bütünümüz içerisinde kimsenin aidiyetini, ekâliyetini konuşuyor değiliz; hürmetsizlik yok. Ama terör ve terörizme müsamaha asla yok, asla. Böyle bir şeye müsaade edemeyiz.”

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: YÜZDE KAÇ OY ALIRIZ İÇİN DEĞİL; TÜRK MİLLETİNE NE SAĞLAYABİLİRİZ ŞUURUYLA BİR ARADAYIZ Haber

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: YÜZDE KAÇ OY ALIRIZ İÇİN DEĞİL; TÜRK MİLLETİNE NE SAĞLAYABİLİRİZ ŞUURUYLA BİR ARADAYIZ

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “Tolga Akalın ile geçmişte beraberdik. Bugün beraberiz. Yarın da beraberiz… Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne varlığıyla, Türk milletine sevdamızla beraberiz. Biz Anahtar Parti’de yüzde kaç oy alırız için değil; yüzde kaç oy alırsak ne buluruz için de değil, Türk milletine ne sağlayabiliriz gibi bir şuurla bir aradayız” dedi. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Ankara’da düzenlenen basın toplantısı ve partiye katılım töreninde önemli açıklamalarda bulundu. Ağıralioğlu, Anahtar Parti’ye katılan Mehmet Tolga Akalın için “Geçmişte beraberdik. Bugün beraberiz. Yarın da beraberiz” dedi. Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, İran’da yaşanan savaştan seçim tartışmalarına kadar yaptığı değerlendirmede özetle şunları söyledi: “Güçlü bir Türkiye’ye inandık, yola çıktık. Türk milletinin güçlü yarınları için yola çıktık. Memleketimizin umudunu her gün büyütelim, evlatlarımıza bulduğumuzdan daha iyi bir memleket bırakalım diye yola çıktık. Devletimizin bize ne pahasına bırakıldığını, vatanımızın ne pahasına kurtarıldığını, Cumhuriyet’in ne bedelle kurulduğunu, evlatlarımıza neyi ne bedel ödeyerek bırakacağımızı bilebildiğimiz bir hatta mücadeleye söz verdik milletimize. Daha iyisi mümkündür diye çıktığımız memleket yolculuğumuzun her gününe, umudun ve daha fazlasının mümkün olabileceğine dair irademizin kuvvetli sinelerle buluştuğu günler ekledik. Bugün aramıza, daha önce beraber mücadele ettiğimiz, daha önce memleket mücadelesinde omuz omuza olduğumuz; Türk milletinin hak ettiği yeri alabilmesi için sinesinde, şuurunda taşıyabildiği her şeyi ömrü boyunca memleketine borçlu bildiği bir hatta milletine vermeye kastetmiş, gayret etmiş bir mücadele arkadaşımızı partimize katarak yolculuğumuza devam edeceğiz. TÜRKİYE VİCDANIN SÖZCÜSÜ, ÖNCESİ OLABİLMELİ… İran Savaşı’nda sürecin başından itibaren çatışmanın dışında kalabilmeyi başarabilmek Türkiye açısından kıymetlidir. Bölgede bu kadar sıcak savaşın ve kuralsızlığın bölgeyi huzursuz ettiği zamanlarda Türkiye’nin çatışmaların dışında tutulabilmesi kıymetlidir. Lakin Türkiye bir bölge ülkesidir. Türkiye, dünyada bozulan dengede oyun kurucu olarak yeni düzen ve yeni denge teklif edebilecek bir rol üstlenmelidir. Bölgede İstanbul; dünyanın bozulan dengesine yeni denge teklif etme inisiyatifimizin merkezi hâline getirilmelidir. ‘Dünya beşten büyüktür’ diyen makul ve haysiyetli bir çıkışın, dünyayı altüst eden azgınlığa ve keyfiliğe çok daha gür ve güçlü seslerle itiraz edebilmesi gerekir. Amerika Birleşik Devletleri’nde yedi-sekiz milyon kişinin ‘kral istemiyoruz’ diye bağırabildiği; İspanya’nın ‘bu dünya İsrail’in azgınlığına kurban gidecek bir dünya değildir’ diye itiraz edebildiği; İtalya’nın ‘hava sahamızı kullandırmayacağız’ diye bu keyfiliğe karşı durabildiği; İngiltere’nin ‘bu savaş bizim savaşımız değildir’ diye ikaz edebildiği; Almanya’nın ‘biz bu kuralsızlık içerisinde var olmak istemiyoruz’ diye konumlanabildiği yerde Türkiye, sesini sadece savaşın dışında kalmak istikametinde değil; bu dünyadaki hâkim büyük vicdanın sözcüsü ve öncüsü olabilmek noktasına taşıyabilmeliydi. ‘BİZ OLMAZSAK…’ KÖTÜ YÖNETİM DEMEKTİR! Siyasetin pratiğini, kendilerine siyasetin imkânlarını kendi maharetlerine bağlayan yönetimi ikaz ediyorum. AK Parti kurmaylarını, AK Parti’yi ikaz ediyorum, ihtar ediyorum. ‘Biz olmazsak ne olacaksınız?’ demek, devletinizi kötü yönetiyorsunuz demektir. ‘Tayyip Erdoğan olmazsa yıkılırız’ demek, devletinizin büyüklüğüne itimatsızlık demektir. Kim giderse gitsin, kim gelirse gelsin Türkiye Cumhuriyeti Devleti yıkılamaz. Çünkü devlet kapasitesi vardır. Bin yıllardır bu topraklardayız. Bizi bu topraklarda şahıslar değil; aklımız, kurumlarımız, devlet etme kapasitemiz ayakta tutuyor diyebilmeniz gerekir. Bu kadar yıldır hükümet edip sonra bizi kendi şahsınıza, varlığınıza, hayatınıza bağlı hâle getirmeniz, vazifelerinizi doğru yapamadığınız anlamına gelmektedir. Trump’ta muhasebesini yapmak zorunda olduğumuz şey budur. Kocaman bir devlettir Amerika Birleşik Devletleri ama oyuncak olmuş gitmiştir. Amerika hem bölgenin hem NATO’nun hem Orta Doğu’nun hem de insanlığın huzurunu kaçırmıştır. TÜRKİYE DAHA GÜÇLÜ HALE GELMELİ Anahtar Parti, öngörülebilir bir dünya teklif ediyor. Öngörülebilir bir dünyada hem insanlığa çalışabilir, çatışmaları engelleyebilir, barışı sağlayabilir; hem de güvenlik konseptini çatışmalar olmadan tesis edebilecek bir vizyon teklif ediyor Anahtar Parti ve bunun meşalesi olacak bir yönetim mahareti ortaya koyuyor. Dolayısıyla Türkiye güçlü hâle gelmelidir. Güçlü hâle gelebilecek Türkiye’nin güç standartları belli değildir. “Savaş bizi teğet geçti, kriz bizi teğet geçti” diye teselli siyasetinden vazgeçilmelidir. Savaşları engellemek, krizlere rağmen güçle ve kudretle ayakta kalabilecek bir yönetim mahareti sergilenmelidir. Buralar ıskalanmıştır. NATO’nun güney kanadını besleyen, NATO’nun güney kanadında attığı bütün imzalara harfiyen uyarak vazifelerini yerine getiren bir ülke; Amerika Birleşik Devletleri’nin keyfiyetiyle zora sokulmuştur. Parasını verdiğimiz F-35’ler bize verilmemiştir. Modernizasyon anlamında anlaşmalarını yaptığımız silahlar bize teslim edilmemiştir. Bölgemizde, bizim güvenlik endişelerimizi büyütecek şekilde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin düşmanlarına TIR’lar dolusu silah verilmiştir. Güney kanadını beklediğimiz yerde, güney kanadı tehlikeye sokulmuştur. Akdeniz’de; ‘Mavi Vatan’daki varlığımızı ve menfaatlerimizi tehlikeye sokacak şımarıklıklara destek verilmiştir. Adalarda ve Yunanistan’daki üslenme ve mevzilenme heveslerinin hepsini gördük. Gözümüzün önünde bunlar yapılmıştır. Türkiye ile NATO üyesi olduğu için çatışamayacaklarını bildikleri için; Türkiye’yi NATO’dan çıkaramayacakları için de kendilerinin NATO’dan çıkacağına dair birtakım değerlendirmeler yapılmaktadır. Biz, olup biteni gözleyen; olup bitene konumlanabilen, yapması gereken her şeyi yapabilmek için elinde imkân olan bir ülkeyiz. Güçlü siyasete, güçlü devlet yönetimi nezaret etmelidir. Güçlü siyaset, güçlü devlet; memleketi tek cephe hâline getirebilme imkânını oluşturabilmelidir. 86 milyonu bir arada tutabilecek bir yönetim mahareti sergileyeceksiniz. MİLLET İRADESİNE SAYGISIZLIK… Cumhuriyet Halk Partisi, Bursa Belediyesi’nde biliyorsunuz bir soruşturma dolayısıyla süreç yaşadı; belediyede oylama yapılmış, AK Parti’ye geçmiştir. Başından itibaren bu süreçle alakalı ilkesel bir duruşumuz var, biliyorsunuz. O da şudur: Sandıkta milletin iradesine saygı duymak zorundadır siyaset.Sandıkta alamadığınızı belediye encümenleri marifetiyle almak, millet iradesine saygısızlıktır. Bunu bugün siz yapıyorsanız size diyoruz; CHP yapıyor olsaydı CHP’ye derdik. Biz olsaydık “Biz böyle bir şey yapmayız, ayıptır” derdik.Sandıkla alınmış belediyeleri, yargı süreçlerinin size sağladığı imkânla belediye encümenleri üzerinden almaya kalkmanız; memleketi tek cephe yapacağız diye başladığınız güya “terörsüz Türkiye” gündemindeki sözlerinizi bile boşa düşürecek mahiyettedir. MEMLEKETİ BİRLEŞTİRME DEĞİL, BÖLME ADIMI PKK’lılarla memleketi tek cephe yapacağız diye görüşüp, CHP’lilerle cepheleşmek ve bu cephe siyasetini yargının sağladığı alanı kullanarak belediyelerde size verilmemiş oyları gasp etmeye dönüştürmek; memleketi birleştirmeye değil, bölmeye hizmet eder.Cumhurbaşkanımız, eğer AK Parti Genel Başkanı olarak memleketi bu cepheleşmeden kurtarmak istiyorsa, yapması gereken şudur: Cumhurbaşkanlığı makamına yaslanmalı, AK Parti Genel Başkanlığı makamından konuşmamalıdır bu meselede. Cumhurbaşkanlığı makamından konuşmalıdır.Cumhuriyet Halk Partililer onu şöyle derken duymalıdır: “Biz yolsuzluk soruşturmalarına karışmıyoruz. Yolsuzluk soruşturmaları vesilesiyle doğan avantajı partimiz lehine kullanmayı millet iradesine saygısızlık sayıyoruz. Böyle bir hakkımız kanunen olsa bile, böyle bir imkân doğsa bile; bunu kullanmayı, belediye başkanlığı seçiminde tercihini bu yönde kullanmış millete saygısızlık sayıyoruz.” SEÇİMLER ZAMANINDA YAPILMALI… Bir de erken seçim gündemi var… Bu gündemle alakalı bizim pozisyonumuzun, durduğumuz yerin şöyle bilinmesini istiyoruz: Eğer illa seçim yapılacaksa, mecrasında ve zamanında yapılmalıdır.Çünkü mecrasından çıkarılmış bir memlekette, mecrasına otursun diye gayretlerimizi oldu bittiye getirmeyi millet iradesine bu anlamda da hürmetsizlik sayıyoruz. Bu gündem içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi, demokrasinin kendisine vermiş olduğu imkânları kullanmak isteyecektir. Ama Anahtar Parti’nin hayali; mecrasında siyaset, zamanında seçim ve her şeyin yerli yerine oturduğu bir memlekettir. ANAHTAR PARTİ SİYASAL OLARAK DA BÜYÜYOR Her geçen gün büyüyoruz. Sadece sayısal olarak değil, siyasal olarak da büyüyoruz. Türkiye’de bugün “kararsızlar” diye ifade edilen en büyük kitlenin kararlı alternatifi hâline geliyoruz.Araştırmacılar, en büyük oy grubunun ‘kararsızlar’ olduğunu söylüyor. Anahtar Parti, bu kararsızlığa sebep olan sorunları çözme iradesine sahip bir partidir. Kararsızlar bilsinler ki biz kararlıyız. Adaletsizlikten kararsız hâle geldiler. İsraftan kararsız hâle geldiler. Öngörülemez bir memlekette ticaret yaptıkları için kararsız hâle geldiler. Ürettiklerini satamaz, sattıklarının yerine yenisini koyamaz hâle geldikleri için kararsız hâle geldiler. HERKES PARTİM DİYOR; BİZ MİLLETİM DİYORUZ… Tolga Akalın ile geçmişte beraberdik. Bugün beraberiz. Yarın da beraberiz… Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne varlığıyla, Türk milletine sevdamızla beraberiz.Biz Anahtar Parti’de yüzde kaç oy alırız için değil; yüzde kaç oy alırsak ne buluruz için de değil, Türk milletine ne sağlayabiliriz gibi bir şuurla bir aradayız.Anahtar Parti, her partiden bir parti olarak değil; her partinin hakikatine yürüyen bir mesuliyet hattında, Türk milletinin 86 milyonunun güçlü, zengin, müreffeh yarınları için çalışanların partisidir.Herkes ‘partim’ diyor, biz ‘milletim’ diyoruz. Herkes ‘liderim’ diyor, biz ‘devletimiz’ diyoruz. Herkes karizmatik liderlik ve kadro diyor, biz büyük milletin evlatlarıyız diyoruz. Dolayısıyla herkesin partisinde ne kıymet varsa, biz onları milletimiz için sahipleniyoruz. AKALIN: TÜRK SİYASETİNE BİR HEDİYE… Anahtar Parti’ye katılan Mehmet Tolga Akalın ise, “Anadolu’dan yeni bir ses yükseliyor. Uzun yıllar beraber mücadele ettik. Yavuz Başkanın parti totemciliği yapmaması, 21. yüzyılda Türk siyasetine bir hediyedir. Türk siyaseti yeni bir dönemle tanışacak. Bu Türkiye’nin geleceği. Bu gelecekte sizinle omuz omuza mücadele etmekten ve edecek olmaktan dolayı iftihar ediyorum. Sinenizde bana da bu yeri açtığınız için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu. Konuşmaların ardından Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Mehmet Tolga Akalın’a parti rozeti takdim etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.