Hava Durumu

#Yargı

- Yargı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yargı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Avukat Cüneyt Bülent Şeker'den "Topuk Kanı Davaları" Konusunda Uyarılar: "Hiç Kimse Bu Davaların Sonucunu Garanti Edemez" Haber

Avukat Cüneyt Bülent Şeker'den "Topuk Kanı Davaları" Konusunda Uyarılar: "Hiç Kimse Bu Davaların Sonucunu Garanti Edemez"

Topuk kanı uygulamasına ilişkin açılan davalarda ailelere hukuki destek verdiğini belirten Avukat Cüneyt Bülent Şeker, sosyal medya üzerinden yaptığı kapsamlı açıklamada hem vatandaşlara hem de meslektaşlarına önemli uyarılarda bulundu. Şeker, özellikle bu alanda "garantili sonuç" vaadiyle para talep eden kişi ve gruplara karşı dikkatli olunması gerektiğini savunurken, ücretsiz olarak paylaştığı dilekçelerin ticari amaçlarla satıldığını öne sürdü. "Garanti Sonuç" Vaadine Tepki Avukat Cüneyt Bülent Şeker, kamuoyunda "topuk kanı davaları" olarak bilinen hukuki süreçlerde bazı kişi veya grupların, belirli isimleri veya hareketleri referans göstererek davaları kesin olarak kazanabileceklerini iddia ettiğini belirtti. Şeker, vatandaşlardan bu tür söylemlere itibar etmemelerini isteyerek, hiçbir hukukçunun dava sonucunu garanti edemeyeceğini ifade etti. Kendisinin de bugüne kadar çok sayıda olumlu karar almasına rağmen hiçbir müvekkiline kesin başarı vaadinde bulunmadığını belirten Şeker, "Bu davalarda size garanti veren kişi doğru söylemiyordur ve sizi yanıltıyordur." görüşünü dile getirdi. "Ücretsiz Dilekçeler Satılıyor" İddiası Açıklamasında hazırladığı dilekçe örneklerinin tamamen ücretsiz olduğunu belirten Şeker, bu belgelerin Gıda Hareketi internet sitesinde kamuoyunun erişimine açık şekilde yayımlandığını söyledi. Bazı kişilerin söz konusu dilekçelerin yalnızca üst kısmındaki kimlik bilgilerini değiştirip özetleyerek ücret karşılığında vatandaşlara sattığını iddia eden Şeker, ailelerin bu tür girişimlere karşı dikkatli olmaları gerektiğini ifade etti. "Bu Davalar Sadece Dilekçe Meselesi Değil" Şeker'e göre topuk kanı davalarının yalnızca temel hukuki argümanlardan ibaret olmadığına dikkat çekildi. Açıklamasında, davalarda esas hukuk kadar usul hukukunun da belirleyici olduğunu savunan Şeker, her mahkemenin ve her hakimin farklı usul değerlendirmeleri yapabildiğini, bu nedenle standart bir dilekçeyle tüm davaların yürütülemeyeceğini öne sürdü. Şeker, verilen ilk derece mahkemesi kararlarına göre istinaf başvurularının da farklı şekilde hazırlanması gerektiğini belirterek, her dosyanın kendine özgü hukuki değerlendirme gerektirdiğini ifade etti. "Davaların Avukat Aracılığıyla Takip Edilmesi Faydalı Olabilir" Vatandaşlara mümkün olması halinde davalarını bir avukat aracılığıyla takip etmelerini tavsiye eden Şeker, dosyada resmi olarak görev yapan bir avukatın bulunmasının hem mahkemelerin hem de kolluk kuvvetlerinin sürece daha dikkatli yaklaşmasını sağlayabileceğini savundu. Şeker ayrıca, telefonla kendisini avukat olarak tanıtan kişilere de hemen güvenilmemesi gerektiğini belirterek, avukatın kayıtlı olduğu barodan kimlik ve iletişim bilgilerinin doğrulanmasını önerdi. Bu konuda sahtecilik girişimlerine ilişkin duyumlar aldığını da iddia eden Şeker, vatandaşların yalnızca barolar tarafından doğrulanmış iletişim bilgileri üzerinden avukatlarla görüşmelerinin daha güvenli olacağını ifade etti. "Zor Kullanılması Durumunda Avukatın Müdahalesi Hayati Önem Taşıyor" Açıklamasında özellikle kolluk kuvvetlerinin devreye girdiği durumlara da değinen Şeker, zor kullanılarak topuk kanı, test veya benzeri sağlık uygulamalarının yaptırılmaya çalışılması halinde avukat desteğinin kritik öneme sahip olduğunu ileri sürdü. Bu tür süreçlerde yalnızca hazır dilekçelerle sonuca ulaşılamayacağını savunan Şeker, hukuki müdahalenin olayın gelişimine göre yürütülmesi gerektiğini ifade etti. "Usul Hukuku Sürekli Değişen Bir Alan" Şeker, uygulamada mahkemelerin farklı kararlar verebildiğini, idarenin de zaman içerisinde yeni yöntemler geliştirdiğini öne sürdü. Kendi değerlendirmesine göre hukuki süreçlerde geliştirilen yeni usul çözümlerine karşı idarenin de farklı uygulamalar geliştirdiğini ifade eden Şeker, bu nedenle hukuki mücadelenin yalnızca standart dilekçeler üzerinden yürütülemeyeceğini savundu. Meslektaşlarına Çağrı Şeker, topuk kanı davalarıyla daha fazla avukatın ilgilenmesi gerektiğini belirterek, bu alandaki hukuki bilgi ve deneyimlerini meslektaşlarıyla paylaşmaya hazır olduğunu açıkladı. Kendisine telefon veya e-posta yoluyla ulaşan avukatlara elindeki bilgi ve belgeleri aktardığını ifade eden Şeker, bu alanda hukukçuların çoğalmasının vatandaşların hukuki haklarının korunmasına katkı sağlayacağını dile getirdi. "Davalar Hukuk ve Adalet İlkelerine Göre Yürütülmüyor" İddiası Şeker, açıklamasında davaların yürütülme biçimine ilişkin eleştiriler de yöneltti. Bazı yargı mensuplarının vicdani kanaatleri doğrultusunda karar vermeye çalıştığını ifade eden Şeker, buna karşın birçok hakimin üst mahkemelerin kararları veya sistem baskısı nedeniyle farklı hareket ettiğini iddia etti. Ayrıca bazı hakimlerin ailelere karşı suçlu muamelesi yaptığını, kolluk kuvvetlerini ailelerin adreslerine yönlendiren kararlar verdiğini öne süren Şeker, bu uygulamaları sert ifadelerle eleştirdi. "Lehe Kararlar Çoğunlukla Usul Hatalarından Kaynaklanıyor" Şeker'in değerlendirmesine göre olumlu sonuçlanan kararların önemli bir kısmı davanın esasından değil, usul eksikliklerinden kaynaklanıyor. Özellikle ailelerin yeterince dinlenmemesi, idarenin eski genelgelerine dayanılması veya çocuğun doğumundan sonra geçen süre gibi hususların istinaf mahkemelerince dikkate alınabildiğini ifade eden Şeker, bu tür bozma kararlarının zaman kazandırması bakımından önemli olduğunu söyledi. Kamuoyu Oluşturulması Çağrısı Açıklamasının sonunda çözüm önerilerine de yer veren Şeker, kalıcı değişimin yalnızca mahkeme salonlarında değil, kamuoyu nezdinde de yürütülecek çalışmalarla mümkün olacağını savundu. Şeker, yaşadıkları süreci kamuoyuyla paylaşan ailelerin, açıklama yapan hukukçuların ve sağlık çalışanlarının katkısıyla toplumsal farkındalığın artabileceğini ifade ederek, basın ve sosyal medyada mağduriyetlerin görünür hale gelmesinin önemli olduğunu dile getirdi. Tartışmalar Sürüyor Topuk kanı uygulaması ve bu uygulamaya yönelik açılan davalar son dönemde kamuoyunda farklı görüşlerin dile getirildiği başlıklar arasında yer almayı sürdürüyor. Bir tarafta uygulamanın çocuk sağlığının korunması açısından önem taşıdığını savunan görüşler bulunurken, diğer tarafta uygulamaya hukuki gerekçelerle itiraz eden aileler ve hukukçular da çeşitli davalar açmaya devam ediyor. Avukat Cüneyt Bülent Şeker'in son açıklamaları da bu tartışmalar kapsamında, özellikle hukuki süreçlerin nasıl yürütülmesi gerektiği ve vatandaşların dolandırıcılık iddialarına karşı dikkatli olması gerektiği yönündeki değerlendirmeleriyle gündeme geldi.

Ağıralioğlu: Hükümet İktidarda kalmak için her şeyi yapacaktır Haber

Ağıralioğlu: Hükümet İktidarda kalmak için her şeyi yapacaktır

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi’nin CHP kurultay davasında, Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılması ve Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralması anlamına gelen ‘mutlak butlan’ kararı sonrası Cüneyt Özdemir YouTube kanalındaki canlı yayına telefonla bağlanarak önemli açıklamalarda bulundu. Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, gazeteci Kenan Taş’a “Ben bu gelişmeyi açıkçası bir erken seçim işareti gibi görürüm. Yani bunu bir erken seçim avantajına dönüştürmek isteyeceklerini düşünüyorum” ifadelerini kullanarak, özetle şunları söyledi: BU KARARI KESİNLİKLE MAKUL BULMUYORUZ! “Karar uzun zamandır yargının siyasetin üstünde baskı yaptığının söylendiği bir zamanda çıktı. Yüksek Seçim Kurulu’nu ve kurallarını titizlikle korumamız lazım. Eğer bugün bu yapılanı, yani mahkemeler vasıtasıyla siyasete bu tarz müdahaleleri makul ve meşru görürsek, Türkiye’de artık demokrasiyi de sandığı da konuşabilme imkânımız kalmaz. Yüksek Seçim Kurulu’nun kararları mahkeme denetimine kapalı kararlardır; seçme iradesini tam anlamıyla korumak için sistem böyle dizayn edilmiştir. Yüksek Seçim Kurulu’nun kurumsal varlığının iradesini boşa düşüren ve geriye dönük yürütülen bu tarz kararlar, geçmişteki pek çok kararı da boşa düşürüp büyük bir kaosa sebep olur. Böyle bir şeye meşruiyet tanımak, o anlamda bundan sonra yapılacak bütün seçimleri şaibeli ve özürlü hale getirir. Dolayısıyla biz bu kararı; demokrasiye, millet iradesine ve devletin kurumsal varlığına yapılmış açık bir müdahale gibi algıladık. Bu yüzden kesinlikle makul bulmuyoruz. YARGI SİYASETİN GÖLGESİNDE KALIYOR! Bu durum uzunca bir zamandır zaten konuşuluyor: Türk siyasetinde yargının siyasetin gölgesinde kaldığı, özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne bağlı olarak siyasetin tesiri ve etkisi altında kalan bu mekanizmanın, iktidara siyasi avantajlar sağladığı sıklıkla dile getiriliyordu. Bu tip bir karar, beraberinde Cumhuriyet Halk Partisi’nde de bir takım ciddi komplikasyonlara sebep olacaktır. Hükümet bu süreci uzunca bir zamandır şöyle yönetiyor; ‘Ben yapabilirim’ diyerek değil, ‘Muhalefet yapamaz’ diyerek; ‘Ben başarabilirim’ üzerinden değil de ‘Muhalefet başaramaz’ söylemi üzerine bir propaganda aksı oluşturmaya çalışıyor. Parçalı bir muhalefet yapısı, bütünüyle dağılmış bir muhalefet her zaman hükümetin avantajınadır. Dolayısıyla hükümet, buradaki tüm ekonomik dezavantajlarına rağmen süreci yönetebileceği bir avantaj görürse, erken seçimi anında gündeme getirebilir. Ben bu gelişmeyi açıkçası bir erken seçim işareti gibi görürüm. Yani bunu bir erken seçim avantajına dönüştürmek isteyeceklerini düşünüyorum. Bugün basın toplantısında da açıkça ifade ettim; Türkiye’de tertip ettikleri her şey, bu ‘terörsüz Türkiye’ meselesi de dahil olmak üzere, hükümetin geçen dönem milletten yetki almadığı, yetkisinin olmadığını düşündüğü gündemleridir. Geçen seçimde milletin karşısına çıkıp ‘Öcalan’ın canına okuyacağız’ diye seçildiler. Geçen seçimde ‘Biz bu memleketin bölücülere teslim edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz, bu Altılı Masa memleketi şöyle yapacak, böyle parçalayacak’ dediler. Ama bugün geldikleri noktada, meydanlarda halka söylediklerinin tam hilafına davranıp, bunu tamamen bir seçim avantajına tahvil etmeye çalışıyorlar. Geçen seçim masanın altında DEM var diyorlardı; şimdi ise bizzat DEM ile beraber yürümeyi tercih ettiler. Dolayısıyla biz bu popülizmden çok net şöyle bir sonuç çıkarıyoruz: Hükümet, iktidarda kalabilmek için her şeyi ama her şeyi yapacaktır.”

ZAFER PARTİSİ’NDEN BURSA YERELİNDE SERT ÇIKIŞ: “NERDE KALDIĞINIZI EN İYİ SİZ BİLİYORSUNUZ” Haber

ZAFER PARTİSİ’NDEN BURSA YERELİNDE SERT ÇIKIŞ: “NERDE KALDIĞINIZI EN İYİ SİZ BİLİYORSUNUZ”

Bursa yerel siyasetinde tansiyon yükselirken, Zafer Partisi Keles İlçe Başkanı Bahçet Arı’ndan dikkat çeken ve sert ifadeler içeren bir açıklama geldi. Yerel yönetimlere yönelik eleştirilerini peş peşe sıralayan Arı, geçmiş uygulamalar üzerinden yüklendiği açıklamasında “algı değil icraat” vurgusu yaptı. “NERDE KALDIĞINIZI HATIRLATMAYA GEREK YOK” Son dönemde kamuoyunda sıkça dile getirilen “Nerede kalmıştık?” söylemine gönderme yapan Arı, bu ifadeye sert bir karşılık vererek, “Siz nerede kaldığınızı çok iyi biliyorsunuz” dedi. Açıklamasında özellikle geçmişte alınan bazı kararların bugün görmezden gelindiğini savunan Arı, belediye yönetimlerini çifte standartla suçladı. SU ZAMMI ÜZERİNDEN YÜKLENDİ: “ÇOĞUNLUK SİZDEYDİ, HİÇ DÜŞÜNMEDEN GEÇİRDİNİZ” Arı’nın en sert eleştirilerinden biri, su fiyatlarına yapılan zamlar üzerinden geldi. Belediye meclisinde çoğunluğun kendilerinde olduğu dönemde alınan kararları hatırlatan Arı, bu artışların sorgulanmadan kabul edildiğini öne sürdü: “Mecliste çoğunluk sizdeyken, vatandaşı düşünmeden suya zam yaptınız. Şimdi çıkıp farklı söylemler üretmenin bir anlamı yok. Samimiyseniz, önce o zammı geri alın.” ULAŞIM ZAMLARI TARTIŞMASI: “DÜN ELEŞTİRDİĞİNİZİ BUGÜN SAVUNACAK MISINIZ?” Açıklamada ulaşım zamları da geniş yer buldu. Bursa genelinde yapılan zamların geçmişte sert şekilde eleştirildiğini hatırlatan Arı, bugünkü tutumun ne olacağını sorguladı: “Dünya genelinde akaryakıt fiyatları artmışken bile Bursa’daki ulaşım zamlarını siyasete malzeme yaptınız. Bugün aynı koşullar geçerliyken ne yapacaksınız? Aynı tepkiyi gösterebilecek misiniz?” LİYAKAT TARTIŞMASI: “YILLARCA SESSİZ KALDINIZ” Yerel yönetimlerdeki kadrolaşma tartışmalarına da değinen Arı, liyakat söylemleri üzerinden sert eleştirilerde bulundu. Geçmişte yapılan atamalara sessiz kalındığını iddia eden Arı, bugün aynı konunun gündeme taşınmasını “samimiyetsizlik” olarak nitelendirdi: “Yıllarca kendi kadrolarınızı en kritik noktalara yerleştirirken tek kelime etmediniz. Aynı durum size yapılınca ortalığı ayağa kaldırıyorsunuz. Bu millet bu çelişkiyi görüyor.” “ARTIK BAHANE YOK”: DAĞ YÖRESİ VURGUSU Bursa’nın dağ yöresine ilişkin sorunlara da dikkat çeken Arı, iki yıldır “büyükşehir destek vermiyor” gerekçesiyle çözüm üretilmediğini savundu. Artık bu söylemin geçerliliğini yitirdiğini belirten Arı, bölge halkının beklentilerinin karşılanması gerektiğini vurguladı: “İki yıldır aynı bahaneyi dinliyoruz. Artık oyalama dönemi bitti. Dağ yöresindeki vatandaşın beklentisini karşılamak zorundasınız.” “ALGILARLA DEĞİL, İCRAATLA KONUŞUN” Açıklamasının genelinde sert ve meydan okuyan bir dil kullanan Arı, yerel yönetimlere açık çağrıda bulundu: “Algı operasyonlarıyla değil, somut icraatlarla konuşun. Bu millet artık neyin ne olduğunu çok iyi biliyor.” YARGI VURGUSU: “HERKES EŞİT ŞEKİLDE HESAP VERMELİ” Açıklamasının sonunda dikkat çeken bir not paylaşan Arı, herhangi bir siyasi figürün destekçisi olmadığını özellikle belirterek, yargı süreçlerine ilişkin net bir tavır ortaya koydu. Mustafa Bozbey isminin geçtiği tartışmalara dolaylı gönderme yapan Arı, şu ifadeleri kullandı: “Kim olursa olsun, aynı dosyada adı geçen herkes eşit şekilde yargılanmalıdır. Yandaş ya da muhalif ayrımı kabul edilemez.” BURSA SİYASETİNDE GERİLİM YÜKSELİYOR Bu sert çıkış, Bursa yerel siyasetinde yeni bir tartışma dalgasının fitilini ateşledi. Özellikle zam politikaları, liyakat tartışmaları ve bölgesel hizmet eksiklikleri üzerinden yürüyen polemiklerin önümüzdeki günlerde daha da sertleşmesi bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.