Hava Durumu

#Turizm

- Turizm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Turizm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

“Şehir Büyük Bir Potansiyele Sahip Ama İhmal Ediliyor” Haber

“Şehir Büyük Bir Potansiyele Sahip Ama İhmal Ediliyor”

DEVA Partisi Bursa Teşkilatı TBMM’de Ali Babacan’a Kapsamlı Bursa Raporu Sundu: 16 Maddelik Şehir Analizi ve Çözüm Önerileri DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, ilçe başkanları ve parti yönetimiyle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen Yeniyol Grubu toplantısına katılarak Genel Başkan Ali Babacan’a Bursa’nın kronik sorunlarına ilişkin kapsamlı bir rapor sundu. Toplantıda, Bursa’nın şehirleşme, ekonomi, ulaşım, çevre ve sosyal yaşam başlıklarında yaşadığı yapısal sorunlar detaylı şekilde ele alınırken, Öztürk’ün daha önce kamuoyuyla paylaştığı 16 maddelik şehir analizinin de doğrudan parti genel merkezine iletildiği belirtildi. TBMM’de Bursa Vurgusu: “Şehir Büyük Bir Potansiyeli Taşıyor Ama Yönetilemiyor” Ali Babacan’ın da katıldığı Yeniyol Grubu toplantısında Bursa’nın Türkiye’nin en güçlü sanayi ve üretim merkezlerinden biri olmasına rağmen ciddi altyapı ve planlama sorunları yaşadığı ifade edildi. Tayfun Öztürk, Bursa’nın mevcut tabloyla “potansiyelinin altında kalan bir metropol” görüntüsü verdiğini belirterek, çözümün ancak planlı, şeffaf ve demokratik bir yönetim anlayışıyla mümkün olabileceğini vurguladı. DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Bursa’nın kronikleşmiş sorunlarına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaparak 16 başlıkta çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı. Öztürk, Bursa’nın ekonomik gücüne ve nüfus büyüklüğüne rağmen altyapıdan ulaşıma, çevreden turizme kadar birçok alanda ciddi eksiklikler yaşadığını ifade etti. Öztürk açıklamasında, “Çözüm yine demokratik siyasetle, sandıkla ve temiz yönetim anlayışıyla mümkün olacaktır” ifadelerini kullanırken, Bursa’nın mevcut sorunlarının yalnızca yerel değil, yapısal bir yönetim sorunu olduğunu vurguladı. “Bursa, Potansiyeli Yüksek Ama İhmal Edilmiş Bir Şehir” Tayfun Öztürk’e göre Bursa, sanayi gücü, nüfusu ve ekonomik kapasitesiyle Türkiye’nin en önemli metropollerinden biri olmasına rağmen, birçok temel alanda emsallerinin gerisinde kalmış durumda. Öztürk, “Bursa birçok şehirle kıyaslandığında sahip olması gereken standartların altında kalmış bir şehir görüntüsü veriyor” dedi. 16 BAŞLIKTA BURSA’NIN KRONİK SORUNLARI 1. Kentsel Dönüşüm Öztürk, özellikle ova bölgeleri ve eski yerleşim alanlarında çarpık yapılaşmanın ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Deprem riski Plansız kentleşme Estetikten uzak yapılaşma nedenleriyle kentsel dönüşümün hızlandırılması gerektiğini söyledi. 2. Trafik Sorunu Bursa’da trafik yoğunluğunun nüfusun çok üzerinde bir baskı oluşturduğunu belirten Öztürk, çözüm için: İlave çevre yolları Kavşak düzenlemeleri Tünel ve viyadük projeleri önerdi. 3. Şehir İçi Ulaşım BursaRay hattının genişletilmesi ve yer altına alınması gerektiğini söyleyen Öztürk, metro sisteminin eksikliğine dikkat çekti. “Bursa, metro ağı olmayan büyük şehir görüntüsünden çıkmalıdır” dedi. 4. Şehir Dışı Ulaşım Havaalanı, demiryolu ve deniz ulaşımındaki eksikliklere dikkat çekildi. Yenişehir Havalimanı’nın verimsiz kullanımı Hızlı tren eksikliği Deniz ulaşımının yetersizliği eleştirildi. 5. Göç Sorunu Kontrolsüz nüfus artışının şehirde trafik, güvenlik ve altyapı sorunlarını büyüttüğü ifade edildi. 6. Doğanbey TOKİ Sorunu Bölgedeki yapılaşmanın yarattığı mağduriyetlerin giderilmesi gerektiği belirtildi. 7. Hava Kirliliği Sanayi kaynaklı kirliliğin özellikle kış aylarında ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı ifade edildi. 8. Doğu-Batı Dengesizliği Osmangazi ve Nilüfer’de yoğunlaşan hizmetlerin Yıldırım ilçesinde yeterince karşılık bulmadığı vurgulandı. 9. Şehir Merkezinin Canlandırılması Heykel ve çarşı bölgesinin sosyal ve kültürel olarak yeniden canlandırılması gerektiği belirtildi. 10. Turizm Sorunu Bursa’nın turizm potansiyelini kullanamadığı ifade edilerek: Yetersiz tanıtım Destinasyon eksikliği Konaklama süresi düşüklüğü eleştirildi. Ayrıca Avrupa ve dünya çapında tanıtım kampanyaları önerildi. 11. “Yeşil Bursa” Kimliğinin Zayıflaması Şehrin yeşil kimliğinin korunması için her alanda ağaçlandırma yapılması gerektiği belirtildi. 12. Uludağ Uludağ’ın korunması ve 12 ay turizm merkezi haline getirilmesi gerektiği vurgulandı. 13. Sahiller Mudanya ve Gemlik sahillerine ulaşımın geliştirilmesi ve altyapı sorunlarının çözülmesi gerektiği ifade edildi. 14. Pahalılık Gıda fiyatlarının kontrolsüz şekilde arttığı belirtilerek piyasa dengesizliğine dikkat çekildi. 15. Projelerin Yavaş İlerlemesi Bursa’daki birçok altyapı projesinin yıllarca geciktiği ve bunun ekonomik kayıplara yol açtığı ifade edildi. 16. Bursaspor Bursaspor’un şehir kimliği açısından kritik bir değer olduğu vurgulandı. Öztürk, kulübün mali sorunlarının şehirdeki büyük işletmeler ve yerel yönetim iş birliğiyle çözülebileceğini belirtti. “Bursa Emanettir” Açıklamasının sonunda Tayfun Öztürk, Bursa’nın tüm değerlerinin korunması gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Şehrin her değeri yöneticilere emanettir. Bu emaneti korumak sadece bir görev değil, aynı zamanda sorumluluktur. Bursa bu ihmali hak etmiyor.” “Bursa’nın Sorunları Siyasi Değil, Yapısaldır” Toplantı sonrası yapılan değerlendirmelerde Tayfun Öztürk, Bursa’nın sorunlarının sadece yerel yönetim meselesi değil, aynı zamanda uzun yıllardır biriken yapısal problemler olduğunu ifade etti. Öztürk, çözümün demokratik siyaset, şeffaf yönetim ve planlı şehircilikten geçtiğini belirterek şu mesajı verdi: “Bursa’nın geleceği günübirlik kararlarla değil, uzun vadeli ve bilimsel şehir planlamasıyla inşa edilmelidir.” Ali Babacan’a Sunulan Rapor Genel Merkezde Değerlendirilecek DEVA Partisi kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Bursa teşkilatı tarafından hazırlanan 16 maddelik raporun, parti genel merkezinde şehir politikaları kapsamında detaylı şekilde değerlendirileceği öğrenildi. Raporda özellikle ulaşım, sanayi planlaması, çevre politikaları ve turizm başlıklarının öncelikli alanlar olarak öne çıktığı belirtildi. Sonuç: “Bursa İçin Yeni Bir Şehir Vizyonu” DEVA Partisi Bursa İl Teşkilatı’nın TBMM’de sunduğu kapsamlı rapor, şehrin çok yönlü sorunlarına dikkat çekerken, aynı zamanda çözüm odaklı bir şehir vizyonu da ortaya koydu. Bursa’nın mevcut potansiyeline rağmen yaşadığı yapısal sıkıntıların altı çizilirken, çözümün ancak planlı, katılımcı ve sürdürülebilir bir yönetim modeliyle mümkün olacağı ifade edildi.

DOCA Tirilye Ultra 2026: Antik Yolların İzinde Nefes Kesen Ultra Maraton Haber

DOCA Tirilye Ultra 2026: Antik Yolların İzinde Nefes Kesen Ultra Maraton

Bursa’nın Mudanya ilçesinde bu yıl ikincisi düzenlenen DOCA Tirilye Ultra 2026, 6 Haziran’da tarihi ve doğal güzellikleriyle öne çıkan parkurunda koşuldu. DOCA Textile Tech PAKKENS tarafından organize edilen yarış, yalnızca bir spor etkinliği olmanın ötesine geçerek tarih, kültür, doğa ve ticaret yollarını bir araya getiren uluslararası nitelikte bir ultra maraton olarak dikkat çekti. Geçtiğimiz yıl ilki gerçekleştirilen organizasyon, bu yıl artan katılım ve genişleyen ilgiyle çok daha büyük bir ölçeğe ulaştı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen sporcuların yoğun ilgisiyle yarışa kayıt yaptıran kişi sayısı 1040’a ulaştı. Kayıtların 6 Mayıs’ta sona ermesinin ardından dahi çok sayıda sporcunun yarışa katılmak için organizasyonla iletişime geçtiği öğrenildi. Bursa dışından gelen bazı sporcu gruplarının bölgeye erken gelerek marina çevresinde kamp kurduğu, organizasyon öncesi hazırlık sürecine dahil olduğu ve Tirilye’de yarış atmosferini günler öncesinden yaşamaya başladığı belirtildi. Üç Farklı Parkurda Zorlu Mücadele DOCA Tirilye Ultra 2026, üç ayrı mesafede gerçekleştirildi: 54K Ultra Parkur 29K Orta Mesafe Koşusu 15K Kısa Parkur Katılımcılar, zeytin ağaçlarının gölgesinde uzanan patikalardan deniz manzaralı yamaçlara, tarihi köylerden antik limanlara kadar uzanan zorlu bir coğrafyada mücadele etti. Organizasyona ayrıca Bursa Koşu Akademisi gönüllüleri ve Mudanya Belediyesi de destek verdi. Bu yönüyle etkinlik, kamu kurumları, sivil toplum ve özel sektör iş birliğinin örnek bir modeli olarak değerlendirildi. “Sadece Bir Yarış Değil, Bir Hikâye Yazılıyor” Organizasyonu gerçekleştiren DOCA Textile Tech PAKKENS, teknik spor tekstili alanında uluslararası markalara üretim yapan, ihracat kapasitesi yüksek bir sanayi kuruluşu olarak biliniyor. Kurucusu ve Genel Müdürü Mustafa Demiralay liderliğinde faaliyet gösteren şirket, yalnızca üretim alanında değil; spor, kültür ve sanat etkinliklerine verdiği destekle de öne çıkıyor. Şirket yetkilileri, ULTRAİL markasıyla yürütülen bu organizasyonun, antik çağdan günümüze uzanan tarihi ticaret yolları üzerinde bir “spor hafızası” oluşturmayı hedeflediğini belirtiyor. Bu yönüyle Tirilye Ultra, yalnızca bir koşu yarışı değil; geçmişle bugünü birleştiren kültürel bir anlatı niteliği taşıyor. Tarihin İçinden Geçen Parkur Etkinliği farklı kılan en önemli unsurlardan biri ise parkurun kendisi oldu. Yarış güzergâhı, Antik Çağ’dan bu yana kullanılan ticaret yolları ve yerleşim bölgeleri üzerinden geçerek katılımcılara benzersiz bir deneyim sundu. İnsanlık tarihinin en eski dinamiklerinden biri olan ticaret yolları, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda kültürel etkileşimin de temelini oluşturdu. Uzmanlara göre İpek Yolu gibi güzergâhlar, medeniyetlerin gelişiminde kritik rol oynadı. DOCA Tirilye Ultra parkuru da bu tarihsel mirası modern sporla buluşturan özel bir rota olarak öne çıkıyor. Ultra Maraton Nedir? Ultra maratonlar, klasik maraton mesafesi olan 42 kilometre 195 metreyi aşan tüm koşu yarışlarını kapsayan bir branş olarak tanımlanıyor. Tirilye Ultra’da olduğu gibi doğa ile iç içe gerçekleştirilen yarışlar ise “trail koşusu” kategorisinde değerlendiriliyor. Trail koşuları; asfalt dışı zeminlerde, patikalarda, orman yollarında ve dağlık arazilerde yapılan, hem fiziksel dayanıklılık hem de doğa ile uyum gerektiren zorlu spor etkinlikleri olarak biliniyor. Bu tür yarışlar, genellikle değişken zemin yapısı, yükselti farkları ve uzun mesafeler nedeniyle sporculara yüksek düzeyde kondisyon ve mental dayanıklılık gerektiriyor. Tirilye’den Kapanca’ya Uzanan Eşsiz Güzergâh 54 kilometrelik ana parkur, Mudanya’nın en özel doğal ve tarihi noktalarını birbirine bağlayan geniş bir rota üzerinden oluşturuldu. DOCA PAKKENS İK ve Kurumsal İletişim Müdürü Hakkı Şenkeser, parkurun detaylarını şu sözlerle anlattı: “Yaklaşık 54 kilometre uzunluğa ve 2157 metre irtifa kazanımına sahip bu parkur Tirilye Sahili’nden başlıyor. Deniz solumuzda kalacak şekilde Kumyaka’nın üst yamaçlarına ve zeytinlikler arasındaki patikalara ulaşıyoruz. Çepni ve Akköy üzerinden ilerleyerek Dereköy’de bulunan 1857 yapımı anıtsal kilisenin önünden geçiyoruz.” Şenkeser, parkurun devamında Mirzaoba, Yalıçiftlik Barajı ve Ketendere sahil hattına ulaşıldığını belirterek Kapanca Antik Limanı’nın etkileyici manzarasının sporculara eşsiz bir deneyim sunduğunu ifade etti. Parkurun devamında 8. yüzyıla tarihlenen Aya Yani Manastırı’na ulaşıldığını, orman içi geçişlerin ardından Tirilye’nin kuş bakışı görüldüğünü belirten Şenkeser, yarışın finalinin ise tarihi Taş Mektep önünden geçilerek Tirilye Meydanı’nda yapıldığını söyledi. Ayrıca parkurun önemli bir özelliğinin de asfalt kullanım oranının yüzde 10’un altında olması olduğu vurgulandı. Bölgeye Katkı ve Uluslararası Tanıtım Organizasyon, yalnızca sportif bir etkinlik değil; aynı zamanda Mudanya ve çevresinin ulusal ve uluslararası tanıtımına katkı sağlayan önemli bir turizm hareketi olarak değerlendiriliyor. Tirilye, Kumyaka, Dereköy, Mirzaoba, Yalıçiftlik ve Kapanca Antik Limanı gibi noktaların yarış sayesinde daha geniş kitlelere tanıtıldığı, bölgenin doğa sporları açısından potansiyelinin öne çıkarıldığı ifade ediliyor. “Müthiş Bir Organizasyon” Katılımcılar ve organizasyon paydaşları, DOCA Tirilye Ultra 2026’yı genel anlamda yüksek organizasyon kalitesi, güçlü gönüllü desteği ve zorlu ama keyifli parkuruyla değerlendirdi. Etkinlik, hem profesyonel ultra koşucular hem de doğa sporlarına ilgi duyan amatör sporcular için unutulmaz bir deneyim olarak kayıtlara geçti. DOCA Tirilye Ultra, ikinci yılında da yalnızca bir yarış değil; tarih, doğa ve insanın dayanıklılığını bir araya getiren büyük bir hikâye olarak öne çıktı.

İYİ Parti’den Cumalıkızık Mesajı: “Köylüyü Yaşatmadan Köyü Yaşatamazsınız” Haber

İYİ Parti’den Cumalıkızık Mesajı: “Köylüyü Yaşatmadan Köyü Yaşatamazsınız”

“Cumalıkızık betonlaşmayla değil; tarihiyle, kültürüyle ve insanıyla korunabilir” İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanlığı, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Cumalıkızık’ın karşı karşıya bulunduğu sorunlara dikkat çekmek amacıyla tarihi köyde kapsamlı bir basın toplantısı gerçekleştirdi. İlçe Başkanı İsmail Seyis öncülüğünde düzenlenen programa, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Milletvekili Selçuk Türkoğlu, İl Başkanı İsmail Kaya, ilçe başkanları, il ve ilçe yöneticileri ile çok sayıda partili katıldı. Cumalıkızık’ın tarihi kimliği, doğal yapısı ve köy yaşamının korunmasına yönelik güçlü mesajların verildiği toplantıda, özellikle köylünün sürecin dışında bırakılmaması gerektiği vurgulandı. Basın açıklamasında, Cumalıkızık’ın yalnızca tarihi evlerden ibaret olmadığı; kadın emeği, üretim kültürü, sosyal hafızası ve yaşayan köy kimliğiyle birlikte korunması gereken eşsiz bir miras alanı olduğu ifade edildi. “Köylüyü Yaşatmadan Köyü Yaşatamazsınız” Toplantıda yapılan açıklamalarda, son yıllarda artan turizm baskısı, betonlaşma tehdidi ve ekonomik zorlukların Cumalıkızık’ın özgün yapısını tehdit ettiği belirtildi. İYİ Parti heyeti adına yapılan değerlendirmede şu ifadeler öne çıktı: “Cumalıkızık’ın tarihi dokusunun, doğasının ve köylüsünün birlikte korunması gerekiyor. Köylüyü yaşatmadan köyü yaşatamazsınız.” Açıklamada, köy halkının ekonomik ve sosyal açıdan desteklenmediği bir koruma anlayışının sürdürülebilir olmayacağı vurgulanırken, özellikle kadın üreticilerin ve yerel esnafın korunmasının UNESCO sürecinin temel unsurlarından biri olduğu ifade edildi. “Cumalıkızık’ın Hafızasına ve Kadın Emeğine Sahip Çıkacağız” Basın toplantısında Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir merkez olarak değerlendirilmesine yönelik eleştiriler de dikkat çekti. Parti yöneticileri, köyün yaşayan kültürünün giderek ticari baskı altında kaldığını belirterek şu mesajı verdi: “Cumalıkızık’ın hafızasına, kadın emeğine, üreticisine ve köy kültürüne sahip çıkmaya devam edeceğiz.” Açıklamada, geleneksel üretim kültürünün korunmasının sadece ekonomik değil aynı zamanda kültürel bir sorumluluk olduğu vurgulandı. Özellikle kadınların ürettiği yerel ürünlerin ve kırsal yaşam kültürünün, Cumalıkızık’ın UNESCO kimliğinin önemli parçalarından biri olduğu ifade edildi. “Betonlaşma Değil, Koruma Öncelikli Olmalı” Toplantının en dikkat çeken başlıklarından biri de bölgedeki yapılaşma baskısı oldu. İYİ Parti heyeti, Cumalıkızık’ın geleceğinin yeni beton projeleriyle değil; tarihi ve doğal dokunun korunmasıyla güvence altına alınabileceğini belirtti. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “UNESCO Dünya Mirası olan Cumalıkızık’ın geleceği; betonlaşmayla değil, tarihiyle, kültürüyle ve insanıyla korunabilir.” Son dönemde bölgede artan ziyaretçi yoğunluğu, otopark baskısı, altyapı eksiklikleri ve çevresel tehditlerin köyün özgün yapısını zorladığı ifade edilirken, plansız uygulamaların tarihi mirasa zarar verebileceği uyarısında bulunuldu. Yetkililere “Şeffaf ve Katılımcı Yönetim” Çağrısı İYİ Parti yöneticileri açıklamalarında, Cumalıkızık’a ilişkin karar süreçlerinde köy halkının daha aktif rol alması gerektiğini de vurguladı. Yetkililere yapılan çağrıda şu mesaj öne çıktı: “Köylüyü dışlayan değil, sürecin parçası yapan şeffaf ve katılımcı bir anlayışla hareket edilmelidir.” Cumalıkızık’ın geleceğine ilişkin planlamaların yalnızca bürokratik kararlarla değil; köy halkı, uzmanlar, sivil toplum kuruluşları ve yerel yöneticilerin ortak aklıyla şekillenmesi gerektiği belirtildi. “Cumalıkızık Hepimizin Ortak Mirasıdır” Toplantının sonunda Cumalıkızık’ın siyasi tartışmaların ötesinde ortak bir kültürel değer olduğu vurgulandı. İYİ Parti heyeti, tarihi köyün korunmasının yalnızca Bursa’nın değil Türkiye’nin ortak sorumluluğu olduğunu ifade ederek şu değerlendirmede bulundu: “Cumalıkızık hepimizin ortak mirasıdır.” Program sonunda parti yöneticileri köy esnafı ve vatandaşlarla da bir araya gelerek bölgedeki sorunlar hakkında görüş alışverişinde bulundu. Cumalıkızık’ın korunmasına yönelik çalışmaların takipçisi olacaklarını belirten heyet, tarihi köyün özgün kimliğinin gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini ifade etti. İsmail Seyis’ten Cumalıkızık Çıkışı: “Bu Mirası Ranta Teslim Etmeyeceğiz” “Köylüyü yok sayarak Cumalıkızık’ı koruyamazsınız” İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanlığı’nın Cumalıkızık’ta düzenlediği basın toplantısında konuşan İlçe Başkanı İsmail Seyis, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan tarihi köyün karşı karşıya olduğu sorunlara sert sözlerle tepki gösterdi. Seyis, Cumalıkızık’ın yıllardır plansızlık, denetimsizlik ve rant baskısı altında bırakıldığını savunarak yetkililere ağır eleştiriler yöneltti. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, İl Başkanı İsmail Kaya, ilçe başkanları, il ve ilçe yöneticileri ile partililerin katıldığı açıklamada konuşan Seyis, Cumalıkızık’ın “turizm adı altında tüketildiğini” söyledi. “UNESCO Tabelası Asmakla Koruma Olmaz” Cumalıkızık’ın yalnızca fotoğraf çekilen turistik bir alan gibi yönetildiğini ifade eden İsmail Seyis, mevcut anlayışın tarihi mirası korumaktan uzak olduğunu dile getirdi. Seyis açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “UNESCO tabelası asmakla koruma olmaz. Eğer köyün insanı ekonomik olarak ayakta kalamıyorsa, tarihi evler kaderine terk ediliyorsa, altyapı çökmüşse, yangın riski varsa burada başarı hikâyesi anlatamazsınız.” Köyde yaşayan vatandaşların yıllardır çözüm beklediğini söyleyen Seyis, sorunların görmezden gelindiğini savundu. “Cumalıkızık Turizm Baskısıyla Nefes Alamıyor” İsmail Seyis, kontrolsüz ziyaretçi yoğunluğunun tarihi köyü ciddi şekilde yıprattığını belirterek mevcut yönetim anlayışını eleştirdi. “Bir günde on binlerce insanı buraya getirip sonra bunu başarı diye anlatıyorlar. Bu tarihi sokaklar stadyum değil. Cumalıkızık turizm baskısıyla artık nefes alamıyor.” Seyis, köyün altyapısının mevcut yoğunluğu kaldırmadığını ifade ederek: otopark sorunlarının büyüdüğünü, güvenlik risklerinin arttığını, tarihi yapıların zarar gördüğünü, köy yaşamının giderek bozulduğunu söyledi. “Köylüyü Yaşatmadan Köyü Yaşatamazsınız” Basın açıklamasında en sert mesajlardan biri köy halkının yaşadığı ekonomik sıkıntılar üzerine verildi. İsmail Seyis, köylünün yıllardır yalnız bırakıldığını ifade ederek şu sözleri kullandı: “Köylüyü yaşatmadan köyü yaşatamazsınız. Buradaki insanlar sadece turizme hizmet eden figüran değildir. Bu köyün gerçek sahipleri yıllardır destek bekliyor.” Seyis, özellikle restorasyon süreçlerinde vatandaşların mağdur edildiğini öne sürerek, birçok tarihi evin hâlâ kaderine terk edildiğini söyledi. “Bazı binalar restore edilirken vatandaşın evi çürümeye bırakılıyor. İnsanlar yıllardır sıra bekliyor. Böyle koruma anlayışı olmaz.” “Cumalıkızık Betonlaşmaya Teslim Ediliyor” Konuşmasında bölgedeki yapılaşma baskısına da dikkat çeken Seyis, tarihi alan çevresindeki plansız büyümenin ciddi tehdit oluşturduğunu belirtti. “Cumalıkızık’ın etrafı betonla çevrilirken kimse çıkıp hesap vermiyor. Tarihi mirası korumak yerine rant projeleriyle gündeme gelen bir anlayışı kabul etmiyoruz.” Seyis, UNESCO mirasının ticari hesaplarla yönetilemeyeceğini ifade ederek: “Cumalıkızık birkaç kişinin ekonomik çıkarına kurban edilemez. Bu miras hepimizin.” dedi. “Kadın Emeği ve Köy Kültürü Yok Sayılıyor” İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, Cumalıkızık’ın yalnızca taş binalardan ibaret olmadığını da vurguladı. Kadın emeğinin, geleneksel üretimin ve köy kültürünün giderek zayıfladığını söyleyen Seyis şu ifadeleri kullandı: “Cumalıkızık’ın hafızası yok oluyor. Kadın emeği yok sayılıyor. Köy kültürü giderek ticari bir dekor haline getiriliyor. Buna sessiz kalmayacağız.” Yerel üreticilerin desteklenmesi gerektiğini ifade eden Seyis, köyün kimliğinin korunmasının ancak yaşayan kültürün desteklenmesiyle mümkün olacağını söyledi. Yetkililere Sert Çağrı: “Köylüyü Dışlayan Anlayıştan Vazgeçin” Seyis konuşmasının sonunda yetkililere doğrudan çağrıda bulundu. Cumalıkızık’a ilişkin kararların masa başında değil, köy halkıyla birlikte alınması gerektiğini belirten Seyis şöyle konuştu: “Köylüyü dışlayan değil, sürecin merkezine koyan bir anlayış istiyoruz. Şeffaf olmayan, halkı dinlemeyen hiçbir planın başarılı olma şansı yok.” İYİ Parti olarak Cumalıkızık’ın tarihi, kültürel ve sosyal kimliğinin korunması için mücadele edeceklerini ifade eden Seyis, sözlerini şu cümleyle tamamladı: “Cumalıkızık sahipsiz değildir. Bu tarihi mirası ranta teslim etmeyeceğiz.”

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis’ten Cumalıkızık Çağrısı: “Türkiye’de Bir Tane Cumalıkızık Var” Haber

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis’ten Cumalıkızık Çağrısı: “Türkiye’de Bir Tane Cumalıkızık Var”

BURSA – İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan tarihi Cumalıkızık Mahallesi’nin yaşadığı çevre ve yapılaşma sorunlarına dikkat çekerek yetkililere çağrıda bulundu. Seyis, bölgenin yeterince korunmadığını savunarak özellikle kaçak yapılaşma ve çevre kirliliğinin tarihi dokuya zarar verdiğini ifade etti. Osmanlı’nın erken dönem sivil mimarisini günümüze taşıyan ve Bursa’nın en önemli kültürel miras alanlarından biri olarak kabul edilen Cumalıkızık’ın ihmal edildiğini belirten Seyis, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Cumalıkızık, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmış ender güzellikte bir mahallemizdir. Ancak ne yazık ki bugün yeterince korunmadığını görüyoruz. Sit alanı olmasına rağmen kaçak yapılara göz yumuluyor, dereler çöplük haline geliyor.” Tarihi mahallede yaşanan çevre sorunlarının yalnızca bölge halkını değil, Bursa’nın turizm ve kültürel mirasını da olumsuz etkilediğini vurgulayan Seyis, özellikle dere yataklarındaki kirlilik görüntülerinin kabul edilemez olduğunu söyledi. “En azından çöpleri toplayalım” Yıldırım Belediyesi’ne ve ilgili kurumlara çağrıda bulunan Seyis, tarihi mirasın korunmasının günlük siyasi tartışmaların ötesinde ortak bir sorumluluk olduğuna dikkat çekti. Seyis açıklamasında, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’a da seslenerek şu değerlendirmede bulundu: “Buradan yetkililere sesleniyoruz; Türkiye’de bir tane Cumalıkızık var. Bu tarihi değeri korumak hepimizin görevi. En azından Yıldırım Belediyesi olarak çevre temizliği konusunda daha hassas davranalım, çöpleri toplayalım.” Cumalıkızık’ın yalnızca Bursa’nın değil, Türkiye’nin kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu belirten Seyis, tarihi dokunun korunabilmesi için kaçak yapılaşmanın önüne geçilmesi, dere temizliği yapılması ve sürdürülebilir koruma politikalarının uygulanması gerektiğini ifade etti. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki alanların korunmasının uluslararası sorumluluk da taşıdığına dikkat çeken Seyis, Cumalıkızık’ın gelecek nesillere sağlıklı şekilde aktarılması için tüm kurumların ortak hareket etmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

BURSA’DA ÖZBEKİSTAN RÜZGÂRI: KÜLTÜR, TARİH VE KARDEŞLİK AYNI ÇATIDA BULUŞTU Haber

BURSA’DA ÖZBEKİSTAN RÜZGÂRI: KÜLTÜR, TARİH VE KARDEŞLİK AYNI ÇATIDA BULUŞTU

Özbekistan Turizm ve Kültür Tanıtımı Günü kapsamında Bursa’da anlamlı ve yoğun katılımlı bir program gerçekleştirildi. Bursa Uludağ Üniversitesi Türk Devletleri Akraba Toplulukları Uygulama ve Araştırma Merkezi (TUDAM) bünyesinde faaliyet gösteren Ali Şir Nevai Özbek Dili ve Kültürü Merkezi ile Özbekistan Ankara Büyükelçiliği iş birliğinde düzenlenen etkinlikte, Özbekistan’ın köklü kültürü ve turizm potansiyeli tanıtılırken, aynı zamanda büyük hükümdar Emir Temur’un 690. doğum yılı da anıldı. Program Şehitler İçin Saygı Duruşuyla Başladı Program, vatan uğruna can veren aziz şehitler anısına gerçekleştirilen saygı duruşu ile başladı. Ardından Türkiye ve Özbekistan milli marşlarının okunmasıyla salonda duygu dolu anlar yaşandı. “İpek Yolu’nun Kalbini Yeniden Hatırlıyoruz” Programın açılışında konuşan Surayyo Khodjoeva, Özbekistan’ın kadim İpek Yolu mirasıyla şekillenen zengin kültürünün, dil ve sanat aracılığıyla nesilden nesile aktarıldığını belirtti. Dilin yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bir medeniyet taşıyıcısı olduğunu vurgulayan Khodjoeva, Ali Şir Nevai’nin düşüncelerine atıfta bulundu. Semerkant, Buhara ve Hiva gibi şehirlerdeki mimari eserlerin yalnızca estetik değil, aynı zamanda bir medeniyetin mühendislik birikimini yansıttığını ifade etti. Andican 2026’da Türk Dünyasının Kültür Başkenti Programda öne çıkan başlıklardan biri de Andican’ın 2026 Türk Dünyası Kültür Başkenti seçilmesi oldu. Türk Devletleri Akraba Toplulukları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ferhat Kurtulmuş, bu gelişmenin Türk dünyası açısından önemli bir kültürel buluşma zemini oluşturacağını belirterek, Andican merkezli etkinliklerin Semerkant, Buhara ve Hiva gibi kadim şehirleri de kapsayacağını söyledi. “Dilde, Fikirde, İşte Birlik” Vurgusu Bursa İl Göç İdaresi Müdürü Haşim Özcan, İsmail Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” sözünü hatırlatarak Türk dünyası arasındaki dayanışmanın önemine dikkat çekti. Türk Dünyası Yörük Türkmen Federasyonu Genel Sekreteri Cemal Akkuş ise iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihsel kökler ve akrabalık bağlarıyla güçlenen derin bir kardeşlik ilişkisi olduğunu ifade etti. “Her Öğrenci Bir Kültür Elçisi” Programın en dikkat çeken konuşmalarından birini gerçekleştiren Rustam Narbaev, Türkiye’de eğitim gören Özbek öğrencilerin yalnızca birey değil, aynı zamanda ülkelerinin temsilcileri olduğunu vurguladı. Narbaev, “Saygıdeğer hocalarım, değerli konuklar! Sevgili öğrenciler, sevgili gençler! Öncelikle, Özbekistan Cumhuriyeti Büyükelçiliği adına, bugün sizlerle bir araya gelip samimi bir sohbet gerçekleştirebilmek benim için büyük bir onur ve sorumluluk olduğunu vurgulamak isterim. Konuşmama başlamadan önce konuşma yapan tüm saygıdeğer misafirlerimizi teşekkürümü izah ederek konuşmama devam etmek isterim. Sevgili öğrenciler! Bugün her biriniz sadece bir öğrenci değilsiniz. Sizler, vatanımız Özbekistan'ın gerçek temsilcileri, başka bir deyişle elçilerisiniz. Evet, her biriniz birer elçisiniz; Türkiye'de ülkemizin yüzünü, kültürünü, değerlerini ve prestijini temsil ediyorsunuz. Sizler burada sadece eğitim görmüyorsunuz. Davranışlarınız, yüksek kültürünüz ve samimi tutumunuzla Özbekistan’ın yüksek değerlerini sergiliyorsunuz. Attığınız her adımda, söylediğiniz her sözde vatanımızın onurunu savunuyorsunuz. Bugün size büyük bir güven duyulmaktadır. Sizden sadece iyi uzmanlar olmanız değil, aynı zamanda bilginiz ve potansiyelinizle ülkemizin büyüklüğünü sergileyecek, açık görüşlü, ruhsal olgunluğa sahip bireyler olmanız beklenmektedir. Sayın katılımcılar! Kardeş ülkemiz Türkiye halkına içten şükranlarımızı sunmak istiyoruz. Bizim için Türkiye sadece bir ortak devlet değil, tarihsel, kültürel ve manevi açıdan yakın olduğumuz kardeş bir ülkedir. Özellikle siz sevgili öğrencilerimizi eğiten Türk öğretim görevlilerine ve profesörlere derin şükranlarımızı sunmak istiyoruz. Onların sıkı çalışması, özverisi ve bilgisi, sizin gelişiminiz için büyük önem taşımaktadır. Sevgili dostlar! Bugün, Özbekistan ile Türkiye arasındaki ilişkiler tüm zamanların en yüksek seviyesindedir. İki ülke arasındaki dostluk, güven ve stratejik ortaklık bağları her geçen gün daha da güçlenmektedir. Bu durum, elbette sizler gibi gençler için daha da büyük fırsatlar yaratmaktadır. Aynı zamanda, bizler sporda da büyük başarılara imza atmaya çalışan halklarız. Türk dünyası ülkelerinin 2026 Dünya Kupası’na katılımı, sadece bir spor başarısı değil, halklarımızın birliği, iradesi ve potansiyelinin muhteşem bir ifadesidir. Bu durum size ilham vermeli ve kendi alanlarınızda en yüksek zirveleri fethetmeniz için cesaretlendirmelidir. Sevgili gençler! Şunu daima unutmayın: Sizler- elçilerimizsiniz, Sizler- vatanımızın umudusunuz, Sizler -geleceğimizi inşa edecek nesilsiniz. Bilgiyi arayın, çaba gösterin, kendinizi geliştirin ve hayallerinizden asla vazgeçmeyin. Size inanıyoruz. Anavatan sizi bekliyor. Sizinle bir mutluluğumuzu paylaşmak isterim bu sene futbolda Dünya Küpesine iki Türk Dünyası ülkeleri de katılacaktır ve bizler için ikisi de şampiyondur. İlginiz için teşekkür ederim! Akademisyenlerden Özbekistan’a Özel Vurgu Üniversitenin İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Muhammed Çelik, Özbekistan’ın Türk dünyasının kültürel ve manevi açıdan en önemli merkezlerinden biri olduğunu belirterek, Özbek dili ve kültürüne yönelik çalışmaların kendisi için önemli bir kazanım olduğunu ifade etti. Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi bölümü- Doç. Dr. Minara Aliyeva Çınar ise iki ülke arasındaki ilişkilerin özellikle eğitim alanında son yıllarda önemli bir ivme kazandığını ve bu durumun gençler için yeni fırsatlar sunduğunu vurguladı. Turizmde Yükselen İlgi Turizm sektörü temsilcisi Kadir Genç, Özbekistan’ın tarihi ve kültürel zenginliklerinin giderek daha fazla ilgi gördüğünü belirterek, Bursa’dan düzenlenen turların her geçen yıl arttığını söyledi. Kültür ve Lezzet Aynı Sofrada Buluştu Programın ikinci bölümünde geleneksel Türk çadırı atmosferinde Özbek kültürü tanıtıldı. Katılımcılara dünyaca ünlü Özbek Pilavı ikram edilirken, samimi sohbetler eşliğinde kültürel etkileşim güçlendi. Görsel Sunumlar Yoğun İlgi Gördü Etkinlikte Özbekistan Cumhurbaşkanı’nın konuşmasının yer aldığı videolar, iki ülke arasındaki iş birliğini anlatan tanıtımlar ve turizm içerikleri katılımcılardan büyük ilgi gördü. Ayrıca Emir Temur’un hayatı ve mirası üzerine hazırlanan sunumlar da dikkat çekti. Bursa’da düzenlenen bu kapsamlı organizasyon, yalnızca bir tanıtım etkinliği olmanın ötesine geçerek Türkiye ile Özbekistan arasındaki tarihsel, kültürel ve gönül bağlarını pekiştirdi. Program, hem geçmişin izlerini hatırlattı hem de geleceğe dair ortak bir vizyon ortaya koydu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.