Hava Durumu

#Turizm

- Turizm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Turizm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan: "Bursa'nın Sorunlarını Ertelemek Değil, Çözmek İçin Yola Çıktık" Haber

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan: "Bursa'nın Sorunlarını Ertelemek Değil, Çözmek İçin Yola Çıktık"

BURSA – Türkiye'nin üretim, ihracat, tarım ve turizm alanında lokomotif şehirlerinden biri olan Bursa, son yıllarda hızla büyüyen nüfusuna paralel olarak ulaşım, kentsel dönüşüm, çevre, deprem riski, altyapı, sağlık, eğitim ve istihdam gibi birçok alanda önemli sorunlarla karşı karşıya bulunuyor. Yaklaşık dört milyonluk nüfusuyla Türkiye'nin en büyük metropollerinden biri olan kentte, yıllardır gündemde olan kronik problemlerin çözümü konusunda kamuoyunda geniş kapsamlı tartışmalar sürerken, Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, Bursa'nın mevcut durumu ve geleceğine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Kentin yalnızca bugünkü sorunlarının değil, önümüzdeki 20-30 yılı şekillendirecek stratejik kararların da artık ertelenemeyeceğini belirten Aslan, Bursa'nın sahip olduğu ekonomik, tarihi ve kültürel potansiyele rağmen hak ettiği noktaya ulaşamadığını ifade etti. "Bursa, Türkiye'nin Üretim Gücüdür" Fikret Aslan, Bursa'nın yalnızca bir sanayi şehri olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirterek, kentin aynı zamanda tarım, turizm, teknoloji, kültür ve ihracat açısından da Türkiye'nin en önemli merkezlerinden biri olduğuna dikkat çekti. "Bursa, Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan şehirlerden biridir. Otomotivden tekstile, makine sanayinden gıdaya, zeytinden siyah incire kadar çok geniş bir üretim kapasitesine sahibiz. Aynı zamanda Uludağ, İznik, Cumalıkızık, tarihi çarşıları ve doğal güzellikleriyle dünya çapında tanıtılması gereken bir turizm kentiyiz. Böylesine güçlü bir potansiyele sahip Bursa'nın kronik sorunlarla anılması kabul edilemez." Aslan, kentin geleceğinin günlük siyasi tartışmaların ötesinde ele alınması gerektiğini vurgulayarak, Bursa'nın uzun vadeli bir kalkınma planına ihtiyaç duyduğunu söyledi. Deprem Gerçeği Göz Ardı Edilemez Bursa'nın en önemli gündem maddelerinden birinin deprem riski olduğuna işaret eden Aslan, özellikle Gemlik Fay Hattı'nın oluşturduğu tehlikeye dikkat çekti. Yıldırım, Osmangazi ve Gemlik başta olmak üzere çok sayıda ilçede riskli yapı stokunun bulunduğunu belirten Aslan, kentsel dönüşümün yalnızca bina yenileme çalışması olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti. "Kentsel dönüşüm; güvenli konutlar, sağlam altyapı, yeterli yeşil alanlar, afet toplanma bölgeleri ve dirençli şehir anlayışıyla birlikte planlanmalıdır. Deprem olduktan sonra değil, olmadan önce harekete geçmek zorundayız." Aslan, deprem hazırlıklarının şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmasının önemine de dikkat çekerek, vatandaşların doğru bilgilendirilmesinin hayati önem taşıdığını dile getirdi. Bursa'nın Trafik Sorunu Her Geçen Gün Ağırlaşıyor Kentin en büyük sorunlarından birinin ulaşım olduğunu belirten Fikret Aslan, özellikle Acemler Kavşağı, Ankara Yolu ve İzmir Yolu güzergâhlarında yaşanan yoğunluğun hem ekonomik kayıplara hem de yaşam kalitesinin düşmesine neden olduğunu söyledi. "Her gün binlerce vatandaşımız saatlerini trafikte geçiriyor. Bu yalnızca zaman kaybı değil; aynı zamanda ekonomik verimliliği azaltan, çevreyi olumsuz etkileyen ve sosyal hayatı zorlaştıran ciddi bir sorundur." Aslan, raylı sistem yatırımlarının genişletilmesi, toplu ulaşımın güçlendirilmesi, akıllı ulaşım sistemlerinin yaygınlaştırılması ve ulaşım master planının bilimsel veriler ışığında yeniden hazırlanması gerektiğini ifade etti. Ayrıca yıllardır tamamlanamayan hızlı tren projesi ile Yenişehir Havalimanı'nın etkin şekilde kullanılamamasının Bursa'nın ulaşım vizyonunu olumsuz etkilediğini belirtti. Tarım Arazileri Bursa'nın Geleceğidir Verimli Bursa Ovası'nın korunmasının yalnızca çiftçiler için değil, gelecek nesiller açısından da büyük önem taşıdığını söyleyen Aslan, tarım alanlarının plansız yapılaşmaya açılmasının uzun vadede telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağını ifade etti. Bursa'nın siyah inciri, şeftalisi, zeytini ve diğer coğrafi işaretli ürünlerinin dünya pazarında daha güçlü bir marka hâline getirilmesi gerektiğini belirten Aslan, üreticilerin artan maliyetler nedeniyle ciddi ekonomik baskı altında olduğunu dile getirdi. "Çiftçimizin üretimde kalabilmesi için mazot, gübre, sulama ve enerji maliyetleri konusunda kalıcı destek mekanizmaları oluşturulmalıdır. Tarım yalnızca ekonomik faaliyet değil, aynı zamanda gıda güvenliği meselesidir." Sanayi Güçlenirken İnsan da Güçlenmeli Bursa'nın sanayi üretimindeki başarısının sürdürülebilir olması için nitelikli iş gücünün artırılması gerektiğini ifade eden Aslan, genç işsizliğinin çözümünün eğitim ile üretim arasındaki bağın güçlendirilmesinden geçtiğini söyledi. Meslek liseleri ile organize sanayi bölgeleri arasında daha güçlü iş birlikleri kurulmasının önemine değinen Aslan, yüksek teknoloji yatırımlarının artırılması ve genç girişimcilerin desteklenmesi gerektiğini belirtti. "Bursa yalnızca üretim yapan değil, teknoloji geliştiren ve dünya markaları çıkaran bir şehir olmak zorundadır." Çevre ve Su Kaynakları Alarm Veriyor Bursa'nın doğal kaynaklarının korunmasının artık ertelenemeyecek bir konu olduğunu vurgulayan Fikret Aslan, Nilüfer Çayı'ndaki kirlilik, su kaynaklarının azalması ve sanayi kaynaklı çevresel baskılar konusunda daha etkili politikalar geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Uludağ'ın yalnızca Bursa'nın değil, Türkiye'nin ortak değeri olduğunu belirten Aslan, çevre koruma politikalarının kısa vadeli değil, gelecek kuşakları gözeten anlayışla yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Sağlık ve Eğitimde Artan Talep Bursa'nın hızla artan nüfusuna paralel olarak sağlık ve eğitim yatırımlarının da aynı hızla artırılması gerektiğini dile getiren Aslan, devlet hastanelerindeki yoğunluk, randevu sistemi ve okul kapasitesi gibi konuların vatandaşların günlük yaşamını doğrudan etkilediğini söyledi. Üniversite mezunu gençlerin kentte istihdam olanaklarına erişimini kolaylaştıracak yeni yatırımların önemine dikkat çeken Aslan, eğitim ile istihdam arasındaki uyumun güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Gençler, Kadınlar ve Emekliler İçin Kapsayıcı Politikalar Aslan, gençlerin sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere daha fazla erişebilmesi gerektiğini belirterek, kadınların çalışma hayatına katılımını artıracak projelerin desteklenmesinin önemine değindi. Emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntıların da toplumsal refah açısından önemli bir sorun olduğunu ifade eden Aslan, sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. "Bursa'nın Geleceği Ortak Akılla İnşa Edilmeli" Yerel yönetimlerin, merkezi idarenin, meslek odalarının, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaşların ortak hareket etmesinin önemine vurgu yapan Fikret Aslan, Bursa'nın kronik sorunlarının ancak katılımcı ve şeffaf bir yönetim anlayışıyla çözülebileceğini ifade etti. "Bursa'nın geleceği siyasi polemiklerle değil; ortak akılla, bilimsel planlamayla ve toplumun tüm kesimlerinin katkısıyla şekillenmelidir. Biz Anahtar Parti olarak ayrıştıran değil birleştiren, günü kurtaran değil geleceği planlayan bir anlayışla hareket ediyoruz." "İlk Önceliğimiz Güvenli, Üreten ve Yaşanabilir Bursa" Açıklamalarının sonunda Bursa'nın geleceğine ilişkin hedeflerini paylaşan Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, önceliklerinin güvenli, çevreye duyarlı, üretim kapasitesi yüksek, ulaşım sorunlarını çözmüş ve gençlerine umut veren bir Bursa inşa etmek olduğunu belirtti. Aslan, "Bursa'nın sorunlarını konuşmaktan öte, çözüm üreten bir siyaset anlayışını benimsiyoruz. Depreme dirençli kentler, güçlü ulaşım altyapısı, korunan tarım alanları, sürdürülebilir sanayi, temiz çevre ve sosyal adalet temelinde şekillenen bir Bursa hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bursa'nın hak ettiği değere ulaşması için tüm kesimlerle diyalog içinde, ortak akıl ve çözüm odaklı bir anlayışla çalışmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi'nden Turizm Sektörüne İlişkin Kapsamlı Değerlendirme: "Fahiş Fiyat Tartışmaları Türkiye'nin Turizm İmajına Zarar Veriyor" Haber

Saadet Partisi'nden Turizm Sektörüne İlişkin Kapsamlı Değerlendirme: "Fahiş Fiyat Tartışmaları Türkiye'nin Turizm İmajına Zarar Veriyor"

Saadet Partisi Sosyal İşlerden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, turizm sektöründe son yıllarda giderek büyüyen yapısal sorunlara ilişkin kapsamlı bir basın açıklaması yaptı. Türkiye'nin sahip olduğu yüksek turizm potansiyeline rağmen sektörün ciddi sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu belirten Yurtsever, özellikle fahiş fiyat uygulamaları, artan maliyetler, denetim eksiklikleri ve hizmet kalitesindeki farklılıkların hem sektörün sürdürülebilir büyümesini hem de Türkiye'nin uluslararası turizmdeki itibarını olumsuz etkilediğini ifade etti. Turizmin Türkiye ekonomisinin en stratejik alanlarından biri olduğuna dikkat çeken Yurtsever, sektörün yalnızca döviz girdisi sağlayan bir faaliyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, turizmin istihdam oluşturan, şehir ekonomilerini canlandıran, esnafın gelirini artıran ve kültürel değerlerin korunmasına katkı sunan çok yönlü bir kalkınma alanı olduğunun altını çizdi. "Türkiye Dünyanın En Önemli Turizm Ülkelerinden Biri" Basın açıklamasında Türkiye'nin doğal güzellikleri, tarihi mirası, kültürel zenginliği ve eşsiz coğrafi konumuyla dünyanın en önemli turizm destinasyonları arasında yer aldığına vurgu yapan Yurtsever, sektörün ülke ekonomisine sağladığı katkının her geçen yıl daha da önem kazandığını söyledi. Turizmin milyonlarca kişiye doğrudan ve dolaylı istihdam sağladığını ifade eden Yurtsever, sektörün otellerden restoranlara, ulaşımdan perakendeye, tarımdan kültür sanat faaliyetlerine kadar birçok alanı beslediğini belirtti. "Ziyaretçi Sayısı Artıyor, Gelir Aynı Oranda Yükselmiyor" Türkiye'nin son yıllarda turist sayısında önemli artışlar yaşadığına dikkat çeken Yurtsever, buna rağmen turizm gelirlerinin aynı oranda yükselmemesinin sektörün yapısal sorunlarının devam ettiğini ortaya koyduğunu söyledi. Turizmde yalnızca ziyaretçi sayısının artmasının yeterli olmadığını dile getiren Yurtsever, kişi başına düşen turizm harcamasının artırılması gerektiğini belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: "Türkiye sahip olduğu potansiyelin çok daha üzerinde gelir elde edebilecek imkânlara sahiptir. Ancak yüksek maliyetler, hizmet kalitesindeki farklılıklar, denetim eksiklikleri, kayıt dışı faaliyetler ve kamuoyunda sıkça tartışılan fahiş fiyat uygulamaları sektörün sürdürülebilir gelişiminin önünde önemli engeller oluşturmaktadır." "Fahiş Fiyat Tartışmaları Turizm İmajını Zedeliyor" Son dönemde özellikle turizm merkezlerinde gündeme gelen yüksek fiyat uygulamalarının hem yerli hem de yabancı turistler açısından önemli sorunlara neden olduğunu belirten Yurtsever, fiyatlandırmalarda şeffaflığın sağlanmasının zorunluluk haline geldiğini ifade etti. Turizm bölgelerinde bazı işletmelerde görülen aşırı fiyat artışlarının Türkiye'nin uluslararası turizm algısına zarar verdiğini dile getiren Yurtsever, şu ifadeleri kullandı: "Turizm bölgelerinde yaşanan yüksek fiyat uygulamaları ve şeffaf olmayan fiyatlandırmalar, yerli vatandaşlarımızın tatil yapma imkânlarını önemli ölçüde sınırlandırırken, ülkemizi ziyaret eden yabancı misafirlerin memnuniyet seviyesini de düşürmektedir. Sosyal medyada ve uluslararası basında yer alan olumsuz haberler, Türkiye'nin turizm markasına zarar verebilmekte ve uzun vadede rekabet gücünü olumsuz etkileyebilmektedir." "İşletmelerin Maliyet Yükü de Görmezden Gelinmemeli" Sorunun yalnızca fiyat artışlarından ibaret olmadığını belirten Yurtsever, turizm işletmelerinin de ağır ekonomik koşullar altında faaliyet göstermeye çalıştığını söyledi. Enerji maliyetlerindeki yükseliş, kira artışları, personel giderleri, gıda maliyetleri ve finansmana erişimde yaşanan güçlüklerin işletmeler üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu kaydeden Yurtsever, sürdürülebilir turizm politikalarının ancak sektörün tüm paydaşlarının sorunlarını dikkate alan bütüncül yaklaşımlarla mümkün olacağını ifade etti. "Nitelikli Personel Eksikliği Hizmet Kalitesini Düşürüyor" Turizm sektörünün en önemli sorunlarından birinin de insan kaynağı olduğunu belirten Yurtsever, nitelikli personel eksikliği nedeniyle hizmet standartlarında önemli farklılıklar oluştuğunu söyledi. Mevsimlik çalışma sistemi nedeniyle çalışanların uzun vadeli istihdam güvencesinden uzak kaldığını belirten Yurtsever, düşük ücretler, ağır çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin eksikliklerin sektörde personel sirkülasyonunu artırdığını ifade etti. Deneyimli çalışanların farklı sektörlere yönelmesinin hizmet kalitesini olumsuz etkilediğini vurgulayan Yurtsever, turizmde kalıcı başarının ancak eğitimli ve mesleki yeterliliğe sahip insan kaynağıyla mümkün olabileceğini dile getirdi. "Kayıt Dışı Faaliyetler Haksız Rekabete Yol Açıyor" Turizm sektöründe kayıt dışı faaliyetlerin de önemli sorunlardan biri olduğunu belirten Yurtsever, yetersiz denetimlerin kurallara uygun şekilde faaliyet gösteren işletmeleri zor durumda bıraktığını söyledi. Vergi yükümlülüklerini yerine getiren ve yasal mevzuata uygun çalışan işletmelerin kayıt dışı faaliyet gösteren işletmeler karşısında haksız rekabete maruz kaldığını belirten Yurtsever, etkin denetim mekanizmalarının oluşturulmasının sektör açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. "Turizm Sadece Döviz Geliri Değildir" Saadet Partisi olarak turizme bakış açılarını da açıklayan Yurtsever, turizmin yalnızca ekonomik kazanç sağlayan bir sektör olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Turizmin şehirlerin kalkınmasına katkı sağlayan, küçük esnafı destekleyen, kültürel mirası koruyan ve toplumsal refahı artıran stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Yurtsever, turizm politikalarının uzun vadeli planlamalarla oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Çözüm Önerilerini Sıraladı Turizm sektörünün daha güçlü bir yapıya kavuşabilmesi için çeşitli önerilerde bulunan Yurtsever, öncelikle fiyat şeffaflığının sağlanması gerektiğini belirtti. Etkin denetim sistemlerinin kurulmasının, kayıt dışılıkla kararlı mücadele edilmesinin ve sektör çalışanlarının eğitimine daha fazla yatırım yapılmasının önemine işaret eden Yurtsever, alternatif turizm alanlarının geliştirilmesi gerektiğini de ifade etti. Türkiye'nin yalnızca deniz, kum ve güneş turizmiyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Yurtsever, kültür, sağlık, gastronomi, doğa, inanç ve kongre turizmi gibi yüksek katma değer üreten alanlarda çok daha güçlü politikalar geliştirilmesinin hem turist sayısını hem de kişi başına düşen turizm gelirini artıracağını söyledi. "Türkiye Potansiyelini Ortaya Çıkarabilir" Açıklamasının sonunda Türkiye'nin turizm alanında çok büyük bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Nebi Yurtsever, doğru planlama, güçlü denetim mekanizmaları ve sürdürülebilir politikalarla sektörün mevcut sorunlarının çözülebileceğini ifade etti. Yurtsever, "Türkiye'nin turizm sektöründeki yapısal sorunlarını çözmek ve sahip olduğu büyük potansiyeli tam anlamıyla ortaya çıkarmak mümkündür. Bunun için sektörün tüm paydaşlarının ortak akılla hareket ettiği, şeffaflığın esas alındığı, kaliteyi önceleyen ve sürdürülebilirliği hedefleyen politikaların hayata geçirilmesi gerekmektedir." diyerek açıklamasını tamamladı.

TURİZMİN BAŞKENTİ ALARM VERİYOR! ANTALYA'DAN YÜKSELEN SESSİZLİK EKONOMİYİ DE SARSIYOR Özcan Gönülal: "Oteller Dolu Görünebilir Ama Çarşılar Boş, Esnaf Umutsuz. Turizm Alarm Veriyor." Haber

TURİZMİN BAŞKENTİ ALARM VERİYOR! ANTALYA'DAN YÜKSELEN SESSİZLİK EKONOMİYİ DE SARSIYOR Özcan Gönülal: "Oteller Dolu Görünebilir Ama Çarşılar Boş, Esnaf Umutsuz. Turizm Alarm Veriyor."

Türkiye'nin turizm vitrini, dünyanın en önemli tatil destinasyonlarından biri ve her yıl milyonlarca yabancı turisti ağırlayan Antalya'da dikkat çeken ekonomik tablo, sektörün geleceğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. İYİ Parti Osmangazi İlçe Başkanlığı Türk Dünyası ve Dış Türklerden Sorumlu Başkan Yardımcısı, aynı zamanda İYİ Parti Bursa İl Başkanlığı Turizm Komisyonu Üyesi Özcan Gönülal, Antalya'da yaptığı gözlemler ve sektör temsilcileriyle gerçekleştirdiği görüşmelere dayanarak turizm ekonomisinde yaşanan değişime ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Gönülal'a göre Antalya'da yaşanan sorun yalnızca turizm sektörünün değil, doğrudan Türkiye ekonomisinin geleceğini ilgilendiriyor. Turizm gelirlerinin ekonomideki stratejik önemine dikkat çeken Gönülal, "Bugün mesele birkaç otelin doluluk oranı değildir. Asıl mesele, milyonlarca turistin geldiği bir şehirde ekonomik canlılığın neden hissedilmediğidir." ifadelerini kullandı. "TURİZMİN BAŞKENTİNDE EKONOMİK HAREKETLİLİK ESKİ GÜCÜNDE DEĞİL" Uzun yıllardır Türkiye'nin turizm lokomotifi olarak gösterilen Antalya, sahip olduğu beş yıldızlı tesisler, uluslararası hava ulaşım ağı, doğal güzellikleri, tarihi mirası ve yüksek yatak kapasitesiyle dünya turizminde önemli bir konuma sahip bulunuyor. Ancak Gönülal'ın değerlendirmesine göre son yıllarda şehirde hissedilen ekonomik atmosfer, geçmiş dönemlerden belirgin şekilde farklı. Milyonlarca turistin Antalya'yı ziyaret etmesine rağmen şehir merkezindeki ticaret hacminin beklenen seviyede olmadığına dikkat çeken Gönülal, özellikle küçük esnafın ciddi gelir kaybı yaşadığı yönünde çok sayıda değerlendirme dinlediğini belirtti. "Eskiden turistin şehre gelişi sadece otelleri değil, bütün Antalya'yı hareketlendirirdi. Bugün ise otellerde hareket var gibi görünse de aynı canlılığı çarşılarda, küçük işletmelerde ve şehir ekonomisinin diğer alanlarında görmek giderek zorlaşıyor." dedi. "TURİZM SADECE OTELCİLİK DEĞİLDİR" Turizmin yalnızca konaklama sektöründen ibaret olmadığını vurgulayan Gönülal, sektörün ülke ekonomisindeki zincirleme etkisine dikkat çekti. Turizmin; tarım üreticisini, hal esnafını, nakliyeciyi, restoran işletmelerini, kafeleri, hediyelik eşya satıcılarını, kuyumcuları, tekstil sektörünü, ulaşım şirketlerini, transfer firmalarını, taksicileri, tur rehberlerini, seyahat acentelerini, eğlence sektörünü, binlerce küçük işletmeyi doğrudan etkileyen dev bir ekonomik ekosistem olduğunu belirten Gönülal, sektörün yaşadığı her sorunun kısa sürede ülke ekonomisinin diğer alanlarına da yansıdığını söyledi. "Turizm yalnızca birkaç büyük yatırımcının meselesi değildir. Antalya'da yüz binlerce insan doğrudan veya dolaylı olarak turizmden ekmek yemektedir." değerlendirmesinde bulundu. SAHADAKİ GÖZLEMLERİNİ PAYLAŞTI Açıklamalarının masa başında hazırlanmış değerlendirmeler olmadığını ifade eden Özcan Gönülal, Antalya'daki gözlemlerinin uzun yıllara dayandığını söyledi. Kızının Akdeniz Üniversitesi'nden mezun olması nedeniyle Antalya'ya sık sık gittiğini belirten Gönülal, her ziyaretinde şehir merkezini, turizm bölgelerini, alışveriş noktalarını ve esnafı yakından gözlemleme fırsatı bulduğunu anlattı. "Geçmiş yıllarda yabancı turistlerin yoğunluk oluşturduğu birçok bölgede bugün farklı bir tabloyla karşılaşıyoruz. Hareket var gibi görünse de alışveriş hacmi aynı seviyede değil. Esnafın önemli bölümü bu değişimi açık şekilde dile getiriyor." ifadelerini kullandı. "ESNAF KAZANAMIYOR" İDDİASI Gönülal'ın değerlendirmesine göre Antalya'da faaliyet gösteren birçok işletme ziyaretçi sayısından ziyade turistlerin harcama alışkanlıklarının değişmesinden endişe duyuyor. Artan hayat pahalılığı, küresel ekonomik belirsizlikler ve yükselen fiyatlar nedeniyle turistlerin daha kontrollü harcama yaptığını ifade eden Gönülal, bunun şehir ekonomisine doğrudan yansıdığını savundu. Özellikle şehir merkezindeki küçük işletmelerin eski sezonları aradığını belirten Gönülal, "Oteller dolu olabilir ancak şehir ekonomisinin tamamı aynı ölçüde kazanamıyorsa burada üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir tablo vardır." dedi. YÜKSEK MALİYETLER SEKTÖRÜ ZORLUYOR Turizm işletmelerinin yalnızca müşteri sayısıyla mücadele etmediğini belirten Gönülal, artan maliyetlerin sektör üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu söyledi. Enerji giderleri, personel maliyetleri, kira artışları, gıda fiyatları ve işletme giderlerindeki yükseliş nedeniyle birçok turizm işletmesinin kârlılık sorunu yaşadığını dile getiren Gönülal, doluluk oranlarının tek başına sektörün sağlıklı olduğu anlamına gelmeyeceğini ifade etti. "Bir tesis yüzde 90 dolulukla çalışabilir ancak artan maliyetler nedeniyle önceki yıllardan daha az gelir elde edebilir. Bu nedenle sadece turist sayısına bakılarak başarı değerlendirmesi yapılamaz." dedi. "ASIL KRİTER KİŞİ BAŞINA HARCAMA OLMALI" Türkiye'nin turizm politikalarının yalnızca ziyaretçi sayısına odaklanmaması gerektiğini belirten Gönülal, kişi başına düşen turizm gelirinin artırılmasının artık zorunlu hale geldiğini söyledi. "Milyonlarca turist geliyor olabilir. Ancak önemli olan bu turistlerin şehir ekonomisine ne kadar katkı sağladığıdır. Eğer turist geliyor ama esnaf kazanamıyorsa, üretici mutlu değilse, ticaret canlanmıyorsa bu tabloyu yeniden değerlendirmek gerekir." ifadelerini kullandı. ORTAK AKIL ÇAĞRISI Antalya'nın sahip olduğu doğal ve tarihi zenginliklerin dünyanın sayılı turizm destinasyonları arasında yer aldığını belirten Gönülal, bu avantajın korunabilmesi için tüm kurumların ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi. Merkezi yönetim, yerel yönetimler, turizm yatırımcıları, üniversiteler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve sektör temsilcilerinin ortak bir turizm vizyonunda buluşmasının önemine dikkat çeken Gönülal, sürdürülebilir, yüksek gelir üreten ve şehir ekonomisinin tamamına yayılan yeni bir turizm modelinin oluşturulması gerektiğini ifade etti. "ANTALYA TÜRKİYE'NİN EKONOMİK GÜVENCESİDİR" Antalya'nın yalnızca bir tatil kenti olmadığını, aynı zamanda Türkiye'nin döviz gelirlerinin en önemli merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Gönülal, turizmde yaşanabilecek her olumsuz gelişmenin ülke ekonomisini doğrudan etkileyebileceğini söyledi. "Turizm güçlü olursa ekonomi güçlü olur. Turizm güçlenirse üretim güçlenir, istihdam artar, ihracata dolaylı katkı sağlanır ve şehirler kalkınır. Antalya'nın kaybedeceği her ekonomik değer aslında Türkiye'nin kaybıdır." değerlendirmesinde bulundu. "BU SESSİZLİK GÖRMEZDEN GELİNMEMELİ" Açıklamasının sonunda yetkililere çağrıda bulunan Özcan Gönülal, Antalya'da sahadan yükselen seslerin dikkatle dinlenmesi gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: "Antalya hâlâ dünyanın en önemli turizm şehirlerinden biridir. Buna hiçbir itirazımız yok. Ancak turizmin gerçek başarısı yalnızca havalimanına inen yolcu sayısıyla ölçülemez. Başarı; çarşıdaki esnafın yüzünün gülmesi, üreticinin kazanması, çalışanların refahının artması ve şehir ekonomisinin bütün kesimlerine yayılan canlılıkla ölçülür. Eğer turizmin başkentinde sessizlik konuşuluyorsa, bu sessizlik geleceğe yönelik önemli bir uyarıdır. Bu uyarıyı görmezden gelmek yerine doğru analiz etmek ve kalıcı çözümler üretmek zorundayız."

“Şehir Büyük Bir Potansiyele Sahip Ama İhmal Ediliyor” Haber

“Şehir Büyük Bir Potansiyele Sahip Ama İhmal Ediliyor”

DEVA Partisi Bursa Teşkilatı TBMM’de Ali Babacan’a Kapsamlı Bursa Raporu Sundu: 16 Maddelik Şehir Analizi ve Çözüm Önerileri DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, ilçe başkanları ve parti yönetimiyle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen Yeniyol Grubu toplantısına katılarak Genel Başkan Ali Babacan’a Bursa’nın kronik sorunlarına ilişkin kapsamlı bir rapor sundu. Toplantıda, Bursa’nın şehirleşme, ekonomi, ulaşım, çevre ve sosyal yaşam başlıklarında yaşadığı yapısal sorunlar detaylı şekilde ele alınırken, Öztürk’ün daha önce kamuoyuyla paylaştığı 16 maddelik şehir analizinin de doğrudan parti genel merkezine iletildiği belirtildi. TBMM’de Bursa Vurgusu: “Şehir Büyük Bir Potansiyeli Taşıyor Ama Yönetilemiyor” Ali Babacan’ın da katıldığı Yeniyol Grubu toplantısında Bursa’nın Türkiye’nin en güçlü sanayi ve üretim merkezlerinden biri olmasına rağmen ciddi altyapı ve planlama sorunları yaşadığı ifade edildi. Tayfun Öztürk, Bursa’nın mevcut tabloyla “potansiyelinin altında kalan bir metropol” görüntüsü verdiğini belirterek, çözümün ancak planlı, şeffaf ve demokratik bir yönetim anlayışıyla mümkün olabileceğini vurguladı. DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Bursa’nın kronikleşmiş sorunlarına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaparak 16 başlıkta çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı. Öztürk, Bursa’nın ekonomik gücüne ve nüfus büyüklüğüne rağmen altyapıdan ulaşıma, çevreden turizme kadar birçok alanda ciddi eksiklikler yaşadığını ifade etti. Öztürk açıklamasında, “Çözüm yine demokratik siyasetle, sandıkla ve temiz yönetim anlayışıyla mümkün olacaktır” ifadelerini kullanırken, Bursa’nın mevcut sorunlarının yalnızca yerel değil, yapısal bir yönetim sorunu olduğunu vurguladı. “Bursa, Potansiyeli Yüksek Ama İhmal Edilmiş Bir Şehir” Tayfun Öztürk’e göre Bursa, sanayi gücü, nüfusu ve ekonomik kapasitesiyle Türkiye’nin en önemli metropollerinden biri olmasına rağmen, birçok temel alanda emsallerinin gerisinde kalmış durumda. Öztürk, “Bursa birçok şehirle kıyaslandığında sahip olması gereken standartların altında kalmış bir şehir görüntüsü veriyor” dedi. 16 BAŞLIKTA BURSA’NIN KRONİK SORUNLARI 1. Kentsel Dönüşüm Öztürk, özellikle ova bölgeleri ve eski yerleşim alanlarında çarpık yapılaşmanın ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Deprem riski Plansız kentleşme Estetikten uzak yapılaşma nedenleriyle kentsel dönüşümün hızlandırılması gerektiğini söyledi. 2. Trafik Sorunu Bursa’da trafik yoğunluğunun nüfusun çok üzerinde bir baskı oluşturduğunu belirten Öztürk, çözüm için: İlave çevre yolları Kavşak düzenlemeleri Tünel ve viyadük projeleri önerdi. 3. Şehir İçi Ulaşım BursaRay hattının genişletilmesi ve yer altına alınması gerektiğini söyleyen Öztürk, metro sisteminin eksikliğine dikkat çekti. “Bursa, metro ağı olmayan büyük şehir görüntüsünden çıkmalıdır” dedi. 4. Şehir Dışı Ulaşım Havaalanı, demiryolu ve deniz ulaşımındaki eksikliklere dikkat çekildi. Yenişehir Havalimanı’nın verimsiz kullanımı Hızlı tren eksikliği Deniz ulaşımının yetersizliği eleştirildi. 5. Göç Sorunu Kontrolsüz nüfus artışının şehirde trafik, güvenlik ve altyapı sorunlarını büyüttüğü ifade edildi. 6. Doğanbey TOKİ Sorunu Bölgedeki yapılaşmanın yarattığı mağduriyetlerin giderilmesi gerektiği belirtildi. 7. Hava Kirliliği Sanayi kaynaklı kirliliğin özellikle kış aylarında ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı ifade edildi. 8. Doğu-Batı Dengesizliği Osmangazi ve Nilüfer’de yoğunlaşan hizmetlerin Yıldırım ilçesinde yeterince karşılık bulmadığı vurgulandı. 9. Şehir Merkezinin Canlandırılması Heykel ve çarşı bölgesinin sosyal ve kültürel olarak yeniden canlandırılması gerektiği belirtildi. 10. Turizm Sorunu Bursa’nın turizm potansiyelini kullanamadığı ifade edilerek: Yetersiz tanıtım Destinasyon eksikliği Konaklama süresi düşüklüğü eleştirildi. Ayrıca Avrupa ve dünya çapında tanıtım kampanyaları önerildi. 11. “Yeşil Bursa” Kimliğinin Zayıflaması Şehrin yeşil kimliğinin korunması için her alanda ağaçlandırma yapılması gerektiği belirtildi. 12. Uludağ Uludağ’ın korunması ve 12 ay turizm merkezi haline getirilmesi gerektiği vurgulandı. 13. Sahiller Mudanya ve Gemlik sahillerine ulaşımın geliştirilmesi ve altyapı sorunlarının çözülmesi gerektiği ifade edildi. 14. Pahalılık Gıda fiyatlarının kontrolsüz şekilde arttığı belirtilerek piyasa dengesizliğine dikkat çekildi. 15. Projelerin Yavaş İlerlemesi Bursa’daki birçok altyapı projesinin yıllarca geciktiği ve bunun ekonomik kayıplara yol açtığı ifade edildi. 16. Bursaspor Bursaspor’un şehir kimliği açısından kritik bir değer olduğu vurgulandı. Öztürk, kulübün mali sorunlarının şehirdeki büyük işletmeler ve yerel yönetim iş birliğiyle çözülebileceğini belirtti. “Bursa Emanettir” Açıklamasının sonunda Tayfun Öztürk, Bursa’nın tüm değerlerinin korunması gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Şehrin her değeri yöneticilere emanettir. Bu emaneti korumak sadece bir görev değil, aynı zamanda sorumluluktur. Bursa bu ihmali hak etmiyor.” “Bursa’nın Sorunları Siyasi Değil, Yapısaldır” Toplantı sonrası yapılan değerlendirmelerde Tayfun Öztürk, Bursa’nın sorunlarının sadece yerel yönetim meselesi değil, aynı zamanda uzun yıllardır biriken yapısal problemler olduğunu ifade etti. Öztürk, çözümün demokratik siyaset, şeffaf yönetim ve planlı şehircilikten geçtiğini belirterek şu mesajı verdi: “Bursa’nın geleceği günübirlik kararlarla değil, uzun vadeli ve bilimsel şehir planlamasıyla inşa edilmelidir.” Ali Babacan’a Sunulan Rapor Genel Merkezde Değerlendirilecek DEVA Partisi kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Bursa teşkilatı tarafından hazırlanan 16 maddelik raporun, parti genel merkezinde şehir politikaları kapsamında detaylı şekilde değerlendirileceği öğrenildi. Raporda özellikle ulaşım, sanayi planlaması, çevre politikaları ve turizm başlıklarının öncelikli alanlar olarak öne çıktığı belirtildi. Sonuç: “Bursa İçin Yeni Bir Şehir Vizyonu” DEVA Partisi Bursa İl Teşkilatı’nın TBMM’de sunduğu kapsamlı rapor, şehrin çok yönlü sorunlarına dikkat çekerken, aynı zamanda çözüm odaklı bir şehir vizyonu da ortaya koydu. Bursa’nın mevcut potansiyeline rağmen yaşadığı yapısal sıkıntıların altı çizilirken, çözümün ancak planlı, katılımcı ve sürdürülebilir bir yönetim modeliyle mümkün olacağı ifade edildi.

DOCA Tirilye Ultra 2026: Antik Yolların İzinde Nefes Kesen Ultra Maraton Haber

DOCA Tirilye Ultra 2026: Antik Yolların İzinde Nefes Kesen Ultra Maraton

Bursa’nın Mudanya ilçesinde bu yıl ikincisi düzenlenen DOCA Tirilye Ultra 2026, 6 Haziran’da tarihi ve doğal güzellikleriyle öne çıkan parkurunda koşuldu. DOCA Textile Tech PAKKENS tarafından organize edilen yarış, yalnızca bir spor etkinliği olmanın ötesine geçerek tarih, kültür, doğa ve ticaret yollarını bir araya getiren uluslararası nitelikte bir ultra maraton olarak dikkat çekti. Geçtiğimiz yıl ilki gerçekleştirilen organizasyon, bu yıl artan katılım ve genişleyen ilgiyle çok daha büyük bir ölçeğe ulaştı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen sporcuların yoğun ilgisiyle yarışa kayıt yaptıran kişi sayısı 1040’a ulaştı. Kayıtların 6 Mayıs’ta sona ermesinin ardından dahi çok sayıda sporcunun yarışa katılmak için organizasyonla iletişime geçtiği öğrenildi. Bursa dışından gelen bazı sporcu gruplarının bölgeye erken gelerek marina çevresinde kamp kurduğu, organizasyon öncesi hazırlık sürecine dahil olduğu ve Tirilye’de yarış atmosferini günler öncesinden yaşamaya başladığı belirtildi. Üç Farklı Parkurda Zorlu Mücadele DOCA Tirilye Ultra 2026, üç ayrı mesafede gerçekleştirildi: 54K Ultra Parkur 29K Orta Mesafe Koşusu 15K Kısa Parkur Katılımcılar, zeytin ağaçlarının gölgesinde uzanan patikalardan deniz manzaralı yamaçlara, tarihi köylerden antik limanlara kadar uzanan zorlu bir coğrafyada mücadele etti. Organizasyona ayrıca Bursa Koşu Akademisi gönüllüleri ve Mudanya Belediyesi de destek verdi. Bu yönüyle etkinlik, kamu kurumları, sivil toplum ve özel sektör iş birliğinin örnek bir modeli olarak değerlendirildi. “Sadece Bir Yarış Değil, Bir Hikâye Yazılıyor” Organizasyonu gerçekleştiren DOCA Textile Tech PAKKENS, teknik spor tekstili alanında uluslararası markalara üretim yapan, ihracat kapasitesi yüksek bir sanayi kuruluşu olarak biliniyor. Kurucusu ve Genel Müdürü Mustafa Demiralay liderliğinde faaliyet gösteren şirket, yalnızca üretim alanında değil; spor, kültür ve sanat etkinliklerine verdiği destekle de öne çıkıyor. Şirket yetkilileri, ULTRAİL markasıyla yürütülen bu organizasyonun, antik çağdan günümüze uzanan tarihi ticaret yolları üzerinde bir “spor hafızası” oluşturmayı hedeflediğini belirtiyor. Bu yönüyle Tirilye Ultra, yalnızca bir koşu yarışı değil; geçmişle bugünü birleştiren kültürel bir anlatı niteliği taşıyor. Tarihin İçinden Geçen Parkur Etkinliği farklı kılan en önemli unsurlardan biri ise parkurun kendisi oldu. Yarış güzergâhı, Antik Çağ’dan bu yana kullanılan ticaret yolları ve yerleşim bölgeleri üzerinden geçerek katılımcılara benzersiz bir deneyim sundu. İnsanlık tarihinin en eski dinamiklerinden biri olan ticaret yolları, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda kültürel etkileşimin de temelini oluşturdu. Uzmanlara göre İpek Yolu gibi güzergâhlar, medeniyetlerin gelişiminde kritik rol oynadı. DOCA Tirilye Ultra parkuru da bu tarihsel mirası modern sporla buluşturan özel bir rota olarak öne çıkıyor. Ultra Maraton Nedir? Ultra maratonlar, klasik maraton mesafesi olan 42 kilometre 195 metreyi aşan tüm koşu yarışlarını kapsayan bir branş olarak tanımlanıyor. Tirilye Ultra’da olduğu gibi doğa ile iç içe gerçekleştirilen yarışlar ise “trail koşusu” kategorisinde değerlendiriliyor. Trail koşuları; asfalt dışı zeminlerde, patikalarda, orman yollarında ve dağlık arazilerde yapılan, hem fiziksel dayanıklılık hem de doğa ile uyum gerektiren zorlu spor etkinlikleri olarak biliniyor. Bu tür yarışlar, genellikle değişken zemin yapısı, yükselti farkları ve uzun mesafeler nedeniyle sporculara yüksek düzeyde kondisyon ve mental dayanıklılık gerektiriyor. Tirilye’den Kapanca’ya Uzanan Eşsiz Güzergâh 54 kilometrelik ana parkur, Mudanya’nın en özel doğal ve tarihi noktalarını birbirine bağlayan geniş bir rota üzerinden oluşturuldu. DOCA PAKKENS İK ve Kurumsal İletişim Müdürü Hakkı Şenkeser, parkurun detaylarını şu sözlerle anlattı: “Yaklaşık 54 kilometre uzunluğa ve 2157 metre irtifa kazanımına sahip bu parkur Tirilye Sahili’nden başlıyor. Deniz solumuzda kalacak şekilde Kumyaka’nın üst yamaçlarına ve zeytinlikler arasındaki patikalara ulaşıyoruz. Çepni ve Akköy üzerinden ilerleyerek Dereköy’de bulunan 1857 yapımı anıtsal kilisenin önünden geçiyoruz.” Şenkeser, parkurun devamında Mirzaoba, Yalıçiftlik Barajı ve Ketendere sahil hattına ulaşıldığını belirterek Kapanca Antik Limanı’nın etkileyici manzarasının sporculara eşsiz bir deneyim sunduğunu ifade etti. Parkurun devamında 8. yüzyıla tarihlenen Aya Yani Manastırı’na ulaşıldığını, orman içi geçişlerin ardından Tirilye’nin kuş bakışı görüldüğünü belirten Şenkeser, yarışın finalinin ise tarihi Taş Mektep önünden geçilerek Tirilye Meydanı’nda yapıldığını söyledi. Ayrıca parkurun önemli bir özelliğinin de asfalt kullanım oranının yüzde 10’un altında olması olduğu vurgulandı. Bölgeye Katkı ve Uluslararası Tanıtım Organizasyon, yalnızca sportif bir etkinlik değil; aynı zamanda Mudanya ve çevresinin ulusal ve uluslararası tanıtımına katkı sağlayan önemli bir turizm hareketi olarak değerlendiriliyor. Tirilye, Kumyaka, Dereköy, Mirzaoba, Yalıçiftlik ve Kapanca Antik Limanı gibi noktaların yarış sayesinde daha geniş kitlelere tanıtıldığı, bölgenin doğa sporları açısından potansiyelinin öne çıkarıldığı ifade ediliyor. “Müthiş Bir Organizasyon” Katılımcılar ve organizasyon paydaşları, DOCA Tirilye Ultra 2026’yı genel anlamda yüksek organizasyon kalitesi, güçlü gönüllü desteği ve zorlu ama keyifli parkuruyla değerlendirdi. Etkinlik, hem profesyonel ultra koşucular hem de doğa sporlarına ilgi duyan amatör sporcular için unutulmaz bir deneyim olarak kayıtlara geçti. DOCA Tirilye Ultra, ikinci yılında da yalnızca bir yarış değil; tarih, doğa ve insanın dayanıklılığını bir araya getiren büyük bir hikâye olarak öne çıktı.

İYİ Parti’den Cumalıkızık Mesajı: “Köylüyü Yaşatmadan Köyü Yaşatamazsınız” Haber

İYİ Parti’den Cumalıkızık Mesajı: “Köylüyü Yaşatmadan Köyü Yaşatamazsınız”

“Cumalıkızık betonlaşmayla değil; tarihiyle, kültürüyle ve insanıyla korunabilir” İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanlığı, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Cumalıkızık’ın karşı karşıya bulunduğu sorunlara dikkat çekmek amacıyla tarihi köyde kapsamlı bir basın toplantısı gerçekleştirdi. İlçe Başkanı İsmail Seyis öncülüğünde düzenlenen programa, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Milletvekili Selçuk Türkoğlu, İl Başkanı İsmail Kaya, ilçe başkanları, il ve ilçe yöneticileri ile çok sayıda partili katıldı. Cumalıkızık’ın tarihi kimliği, doğal yapısı ve köy yaşamının korunmasına yönelik güçlü mesajların verildiği toplantıda, özellikle köylünün sürecin dışında bırakılmaması gerektiği vurgulandı. Basın açıklamasında, Cumalıkızık’ın yalnızca tarihi evlerden ibaret olmadığı; kadın emeği, üretim kültürü, sosyal hafızası ve yaşayan köy kimliğiyle birlikte korunması gereken eşsiz bir miras alanı olduğu ifade edildi. “Köylüyü Yaşatmadan Köyü Yaşatamazsınız” Toplantıda yapılan açıklamalarda, son yıllarda artan turizm baskısı, betonlaşma tehdidi ve ekonomik zorlukların Cumalıkızık’ın özgün yapısını tehdit ettiği belirtildi. İYİ Parti heyeti adına yapılan değerlendirmede şu ifadeler öne çıktı: “Cumalıkızık’ın tarihi dokusunun, doğasının ve köylüsünün birlikte korunması gerekiyor. Köylüyü yaşatmadan köyü yaşatamazsınız.” Açıklamada, köy halkının ekonomik ve sosyal açıdan desteklenmediği bir koruma anlayışının sürdürülebilir olmayacağı vurgulanırken, özellikle kadın üreticilerin ve yerel esnafın korunmasının UNESCO sürecinin temel unsurlarından biri olduğu ifade edildi. “Cumalıkızık’ın Hafızasına ve Kadın Emeğine Sahip Çıkacağız” Basın toplantısında Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir merkez olarak değerlendirilmesine yönelik eleştiriler de dikkat çekti. Parti yöneticileri, köyün yaşayan kültürünün giderek ticari baskı altında kaldığını belirterek şu mesajı verdi: “Cumalıkızık’ın hafızasına, kadın emeğine, üreticisine ve köy kültürüne sahip çıkmaya devam edeceğiz.” Açıklamada, geleneksel üretim kültürünün korunmasının sadece ekonomik değil aynı zamanda kültürel bir sorumluluk olduğu vurgulandı. Özellikle kadınların ürettiği yerel ürünlerin ve kırsal yaşam kültürünün, Cumalıkızık’ın UNESCO kimliğinin önemli parçalarından biri olduğu ifade edildi. “Betonlaşma Değil, Koruma Öncelikli Olmalı” Toplantının en dikkat çeken başlıklarından biri de bölgedeki yapılaşma baskısı oldu. İYİ Parti heyeti, Cumalıkızık’ın geleceğinin yeni beton projeleriyle değil; tarihi ve doğal dokunun korunmasıyla güvence altına alınabileceğini belirtti. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “UNESCO Dünya Mirası olan Cumalıkızık’ın geleceği; betonlaşmayla değil, tarihiyle, kültürüyle ve insanıyla korunabilir.” Son dönemde bölgede artan ziyaretçi yoğunluğu, otopark baskısı, altyapı eksiklikleri ve çevresel tehditlerin köyün özgün yapısını zorladığı ifade edilirken, plansız uygulamaların tarihi mirasa zarar verebileceği uyarısında bulunuldu. Yetkililere “Şeffaf ve Katılımcı Yönetim” Çağrısı İYİ Parti yöneticileri açıklamalarında, Cumalıkızık’a ilişkin karar süreçlerinde köy halkının daha aktif rol alması gerektiğini de vurguladı. Yetkililere yapılan çağrıda şu mesaj öne çıktı: “Köylüyü dışlayan değil, sürecin parçası yapan şeffaf ve katılımcı bir anlayışla hareket edilmelidir.” Cumalıkızık’ın geleceğine ilişkin planlamaların yalnızca bürokratik kararlarla değil; köy halkı, uzmanlar, sivil toplum kuruluşları ve yerel yöneticilerin ortak aklıyla şekillenmesi gerektiği belirtildi. “Cumalıkızık Hepimizin Ortak Mirasıdır” Toplantının sonunda Cumalıkızık’ın siyasi tartışmaların ötesinde ortak bir kültürel değer olduğu vurgulandı. İYİ Parti heyeti, tarihi köyün korunmasının yalnızca Bursa’nın değil Türkiye’nin ortak sorumluluğu olduğunu ifade ederek şu değerlendirmede bulundu: “Cumalıkızık hepimizin ortak mirasıdır.” Program sonunda parti yöneticileri köy esnafı ve vatandaşlarla da bir araya gelerek bölgedeki sorunlar hakkında görüş alışverişinde bulundu. Cumalıkızık’ın korunmasına yönelik çalışmaların takipçisi olacaklarını belirten heyet, tarihi köyün özgün kimliğinin gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini ifade etti. İsmail Seyis’ten Cumalıkızık Çıkışı: “Bu Mirası Ranta Teslim Etmeyeceğiz” “Köylüyü yok sayarak Cumalıkızık’ı koruyamazsınız” İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanlığı’nın Cumalıkızık’ta düzenlediği basın toplantısında konuşan İlçe Başkanı İsmail Seyis, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan tarihi köyün karşı karşıya olduğu sorunlara sert sözlerle tepki gösterdi. Seyis, Cumalıkızık’ın yıllardır plansızlık, denetimsizlik ve rant baskısı altında bırakıldığını savunarak yetkililere ağır eleştiriler yöneltti. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, İl Başkanı İsmail Kaya, ilçe başkanları, il ve ilçe yöneticileri ile partililerin katıldığı açıklamada konuşan Seyis, Cumalıkızık’ın “turizm adı altında tüketildiğini” söyledi. “UNESCO Tabelası Asmakla Koruma Olmaz” Cumalıkızık’ın yalnızca fotoğraf çekilen turistik bir alan gibi yönetildiğini ifade eden İsmail Seyis, mevcut anlayışın tarihi mirası korumaktan uzak olduğunu dile getirdi. Seyis açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “UNESCO tabelası asmakla koruma olmaz. Eğer köyün insanı ekonomik olarak ayakta kalamıyorsa, tarihi evler kaderine terk ediliyorsa, altyapı çökmüşse, yangın riski varsa burada başarı hikâyesi anlatamazsınız.” Köyde yaşayan vatandaşların yıllardır çözüm beklediğini söyleyen Seyis, sorunların görmezden gelindiğini savundu. “Cumalıkızık Turizm Baskısıyla Nefes Alamıyor” İsmail Seyis, kontrolsüz ziyaretçi yoğunluğunun tarihi köyü ciddi şekilde yıprattığını belirterek mevcut yönetim anlayışını eleştirdi. “Bir günde on binlerce insanı buraya getirip sonra bunu başarı diye anlatıyorlar. Bu tarihi sokaklar stadyum değil. Cumalıkızık turizm baskısıyla artık nefes alamıyor.” Seyis, köyün altyapısının mevcut yoğunluğu kaldırmadığını ifade ederek: otopark sorunlarının büyüdüğünü, güvenlik risklerinin arttığını, tarihi yapıların zarar gördüğünü, köy yaşamının giderek bozulduğunu söyledi. “Köylüyü Yaşatmadan Köyü Yaşatamazsınız” Basın açıklamasında en sert mesajlardan biri köy halkının yaşadığı ekonomik sıkıntılar üzerine verildi. İsmail Seyis, köylünün yıllardır yalnız bırakıldığını ifade ederek şu sözleri kullandı: “Köylüyü yaşatmadan köyü yaşatamazsınız. Buradaki insanlar sadece turizme hizmet eden figüran değildir. Bu köyün gerçek sahipleri yıllardır destek bekliyor.” Seyis, özellikle restorasyon süreçlerinde vatandaşların mağdur edildiğini öne sürerek, birçok tarihi evin hâlâ kaderine terk edildiğini söyledi. “Bazı binalar restore edilirken vatandaşın evi çürümeye bırakılıyor. İnsanlar yıllardır sıra bekliyor. Böyle koruma anlayışı olmaz.” “Cumalıkızık Betonlaşmaya Teslim Ediliyor” Konuşmasında bölgedeki yapılaşma baskısına da dikkat çeken Seyis, tarihi alan çevresindeki plansız büyümenin ciddi tehdit oluşturduğunu belirtti. “Cumalıkızık’ın etrafı betonla çevrilirken kimse çıkıp hesap vermiyor. Tarihi mirası korumak yerine rant projeleriyle gündeme gelen bir anlayışı kabul etmiyoruz.” Seyis, UNESCO mirasının ticari hesaplarla yönetilemeyeceğini ifade ederek: “Cumalıkızık birkaç kişinin ekonomik çıkarına kurban edilemez. Bu miras hepimizin.” dedi. “Kadın Emeği ve Köy Kültürü Yok Sayılıyor” İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, Cumalıkızık’ın yalnızca taş binalardan ibaret olmadığını da vurguladı. Kadın emeğinin, geleneksel üretimin ve köy kültürünün giderek zayıfladığını söyleyen Seyis şu ifadeleri kullandı: “Cumalıkızık’ın hafızası yok oluyor. Kadın emeği yok sayılıyor. Köy kültürü giderek ticari bir dekor haline getiriliyor. Buna sessiz kalmayacağız.” Yerel üreticilerin desteklenmesi gerektiğini ifade eden Seyis, köyün kimliğinin korunmasının ancak yaşayan kültürün desteklenmesiyle mümkün olacağını söyledi. Yetkililere Sert Çağrı: “Köylüyü Dışlayan Anlayıştan Vazgeçin” Seyis konuşmasının sonunda yetkililere doğrudan çağrıda bulundu. Cumalıkızık’a ilişkin kararların masa başında değil, köy halkıyla birlikte alınması gerektiğini belirten Seyis şöyle konuştu: “Köylüyü dışlayan değil, sürecin merkezine koyan bir anlayış istiyoruz. Şeffaf olmayan, halkı dinlemeyen hiçbir planın başarılı olma şansı yok.” İYİ Parti olarak Cumalıkızık’ın tarihi, kültürel ve sosyal kimliğinin korunması için mücadele edeceklerini ifade eden Seyis, sözlerini şu cümleyle tamamladı: “Cumalıkızık sahipsiz değildir. Bu tarihi mirası ranta teslim etmeyeceğiz.”

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis’ten Cumalıkızık Çağrısı: “Türkiye’de Bir Tane Cumalıkızık Var” Haber

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis’ten Cumalıkızık Çağrısı: “Türkiye’de Bir Tane Cumalıkızık Var”

BURSA – İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan tarihi Cumalıkızık Mahallesi’nin yaşadığı çevre ve yapılaşma sorunlarına dikkat çekerek yetkililere çağrıda bulundu. Seyis, bölgenin yeterince korunmadığını savunarak özellikle kaçak yapılaşma ve çevre kirliliğinin tarihi dokuya zarar verdiğini ifade etti. Osmanlı’nın erken dönem sivil mimarisini günümüze taşıyan ve Bursa’nın en önemli kültürel miras alanlarından biri olarak kabul edilen Cumalıkızık’ın ihmal edildiğini belirten Seyis, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Cumalıkızık, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmış ender güzellikte bir mahallemizdir. Ancak ne yazık ki bugün yeterince korunmadığını görüyoruz. Sit alanı olmasına rağmen kaçak yapılara göz yumuluyor, dereler çöplük haline geliyor.” Tarihi mahallede yaşanan çevre sorunlarının yalnızca bölge halkını değil, Bursa’nın turizm ve kültürel mirasını da olumsuz etkilediğini vurgulayan Seyis, özellikle dere yataklarındaki kirlilik görüntülerinin kabul edilemez olduğunu söyledi. “En azından çöpleri toplayalım” Yıldırım Belediyesi’ne ve ilgili kurumlara çağrıda bulunan Seyis, tarihi mirasın korunmasının günlük siyasi tartışmaların ötesinde ortak bir sorumluluk olduğuna dikkat çekti. Seyis açıklamasında, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’a da seslenerek şu değerlendirmede bulundu: “Buradan yetkililere sesleniyoruz; Türkiye’de bir tane Cumalıkızık var. Bu tarihi değeri korumak hepimizin görevi. En azından Yıldırım Belediyesi olarak çevre temizliği konusunda daha hassas davranalım, çöpleri toplayalım.” Cumalıkızık’ın yalnızca Bursa’nın değil, Türkiye’nin kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu belirten Seyis, tarihi dokunun korunabilmesi için kaçak yapılaşmanın önüne geçilmesi, dere temizliği yapılması ve sürdürülebilir koruma politikalarının uygulanması gerektiğini ifade etti. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki alanların korunmasının uluslararası sorumluluk da taşıdığına dikkat çeken Seyis, Cumalıkızık’ın gelecek nesillere sağlıklı şekilde aktarılması için tüm kurumların ortak hareket etmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.