Hava Durumu

#Tbmm

- Tbmm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tbmm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: SUÇA BULAŞMAMIŞ TERÖR ÖRGÜTÜ NE DEMEK? Haber

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: SUÇA BULAŞMAMIŞ TERÖR ÖRGÜTÜ NE DEMEK?

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, TBMM’de görüşülen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi ile ilgili partisinin Rize İl Başkanlığında basın toplantısı düzenledi. Genel Başkan Ağıralioğlu özetle şunları söyledi: BU NASIL SUÇA BULAŞMAMAK? “Suça bulaşmamış terör örgütü ne demek? Suça bulaşmamış terör örgütü mensubu ne demek? Hukukta karşılığı şudur bunun: Terör örgütü mensubu olmaktır... Mesela ‘suça bulaşmamış’ diye çıkardığınız adamların bir kısmı şöyle olabilir: Suça bulaşmamış ama vuracak olanların hepsine imkân sağlamış, silah bulmuş, eroin satmış, esrar satmış, kaçakçılık yapmış, alçaklık yapmış; hem çocuklarımızı zehirlemiş hem de kazandığı parayla PKK’ya silah temin etmiş. Vurmamış ama vurana silah vermiş. Bu şimdi suça bulaşmamış mı oluyor? Kendisi vurmamış ama koordinat vermiş mesela; bombalanacak yerin koordinatını vermiş, istihbarat vermiş, pusu kurulacak yerin koordinatını vermiş. Bu şimdi suça bulaşmamış mı oluyor? BİZ PKK’YA DÜŞMANIZ; YPG, PYD VE PJAK DURUYOR! Biz Kürtlerle küs değiliz, biz PKK’yla mücadele ediyoruz. PKK’yla da barışmayacağız. Siz ‘barış’ diyorsanız, biz Kürtlerle küs değiliz. Biz PKK’ya, terör örgütüne düşmanız ve gömeceğiz onları. Terör örgütüyle barışmak gibi bir şey diyorsanız bizim böyle bir gündemimiz yok. ‘Kürtlerle barışacağız’ diyorsanız, Kürtlere küs değiliz, kardeşiz biz. Biz Kürtlerle beraber bu teröristlerin canını okuyoruz bu kadar zamandır, bir tane Kürt’ü PKK’ya kaptırmamak için. Şimdi güya barış lakırdılarının arasında ‘Pişman değiliz, terörist de değiliz, teslim de olmadık’ diye bağıran, konuşan PKK’lılar gördük. Bu arada YPG duruyor, bu arada PYD duruyor, bu arada PJAK duruyor, bu arada Suriye’de bir entegrasyon konuşuluyor. Sınırlarımızda bir savaş var, görülüyor. YETKİNİZİ YENİLEYİN… Bütün bunlar olup biterken biz bir şeye inandırılıyoruz. Hassasiyetlerimiz var, ne dediysek hükûmeti döndüremedik. Şimdi Rize’den, Cumhurbaşkanımızın memleketinden, 24 yıldır memleketi yönetsin diye arkasında milletin dağ gibi durduğu bir hükûmetin kurucusunun memleketinden sesleniyorum: Geçen seçimi, 2023 seçimini Sayın Cumhurbaşkanımız ve hükûmetin üyeleri, Cumhur İttifakı şöyle kazandı. Bütün seçim propagandası ‘PKK’nın canını okuyacağız, Öcalan’a nefes aldırmayacağız, PKK’lıları meclise sokmayacağız. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu bölücülerle beraberliğini, PKK’nın siyasi uzantısı olan HDP’nin meclisteki varlığı da dahil her şeyi engelleyeceğiz.’ diye seçildiler. Cumhurbaşkanımız o dönem buralarda da konuştu. Dedi ki: ‘Bu Kemal Kılıçdaroğlu’na oy verirseniz Öcalan’ı meclise çağıracak, bu Selahattin’i evine gönderecek, evine çıkaracak, meclise çağıracak, affedecek, çıkaracak.’ diyordu Sayın Cumhurbaşkanı. ‘Bu HDP ne? PKK’nın siyasi uzantısı.’ Öyle diyordu. ‘Bunlara oy vermeyin. Biraz enflasyona, biraz fakirliğinize, biraz işsizliğinize sebep olduk; bunları toparlayacağız ama çok şükür ki vatanınıza kem söz edenlere, düşmanlık edenlere de tebessüm etmedik’ diyorlardı. Geçen seçimi bu yetkiyle kazandınız. Rize’de yaptığımız basın toplantısının merkezinde olan şeyi söylüyorum size: Geçen seçimi milletle yaptığınız mukavele üzerinden bu meşruiyetle kazandınız. Yani bu milletle sözleşmeniz düştü boşa. Şimdi bunu yapmaya yetkiniz yok. Ya yetkinizi yenileyeceksiniz ya da bu yaptığınızı milletinize soracaksınız. O zaman bu yasayı millete sunacaksınız. Yani ya erken seçim ya referandum! ÖCALAN KÜRT DEĞİLDİR! Öcalan Kürt değildir, Öcalan Kürtlerin temsilcisi değildir. PKK Kürtler için kurulmuş bir sosyal organizasyonmuş gibi gösteriliyor. PKK Kürtlerin başına bela olmuş bir terör örgütüdür. Milletin de başına bela olmuş, Kürtlerin de başına bela olmuş bir terör örgütüdür. Biz memleketimizde Anayasa’yı tartıştırmayız, üniter yapıyı tartıştırmayız, resmi dil taleplerini asla müsamahayla karşılamayız. Ana dil haktır, devlet geliştirir, müsaade eder, kültürel olarak bunların hepsini destekler. Resmi dil Türkçedir! Kürtlerimizi de hamiyetli davranmaya davet ediyorum. İsrail’in elinde oyuncak edecek sizi bu Amerikalılar. Dolayısıyla siz dünya ahiret milletinizle kardeş olup bu terör örgütleriyle beraber omuz omuza mücadele edeceğimiz kardeşlerimizsiniz. Biz sizi PKK’lılara vermeyeceğiz, hiçbir şartla vermeyeceğiz. Dolayısıyla bu hassasiyet koordinatlarında Rize’de ‘Ya erken seçim ya referandum’ diyoruz. CHP VE YENİ PARTİNİN YASAYA ‘EVET’ VERMELERİNİ YADIRGADIM… Kemal Kılıçdaroğlu, 2023 seçimlerinde bu kadar laf söz duydu hükümetten; şimdi beraberler… Özgür Özel’e de o kadar söz söylüyorlardı, Özgür Bey de onlara bu kadar söz söylüyordu. Bu kadar kavganın arasında nasıl oluyor da siz çocuklarımızın katillerinin affında anlaşabiliyorsunuz? Yani hiç mi milletinize yaslanmayacaksınız? Hiç mi milletinizi duymayacaksınız? Hiç mi milletiniz için bir şey söylemeyeceksiniz? O yüzden bu koordinatlarda olmalarını inanın yadırgadım. Yasaya ‘evet’ vermelerini yadırgadım. Biz bu milletin evlatlarıyız. Vatanı koruyacağız, devleti koruyacağız, cumhuriyeti koruyacağız, sınırları koruyacağız. Türk milletini, Türk milleti olarak koruyacağız. Ulus devleti koruyacağız, üniter yapıyı koruyacağız, memleketi dış mihraklara, operasyonlara karşı koruyacağız. Aileyi, ferdi, her şeyi koruyacağız.”

''Her üç emekliden biri taban aylığa bağımlı" Haber

''Her üç emekliden biri taban aylığa bağımlı"

Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, Temmuz ayında yürürlüğe girmesi beklenen en düşük emekli aylığı düzenlemesine ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, milyonlarca emekliyi ilgilendiren düzenlemenin mevcut sorunları çözmekten uzak olduğunu savundu. Meclis'e sunulan torba kanun teklifinde en düşük emekli aylığının 20 bin liradan 23 bin 552 liraya yükseltilmesinin öngörüldüğünü hatırlatan Erdem, emeklilik sisteminde kalıcı ve adil bir reform yapılması gerektiğini söyledi. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulan torba kanun teklifine göre Temmuz ayından itibaren en düşük emekli aylığının 20 bin liradan 23 bin 552 liraya çıkarılması planlanıyor. Düzenlemeden yaklaşık 5 milyon 100 bin emeklinin yararlanması beklenirken, Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, söz konusu artışın emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara kalıcı çözüm getirmeyeceğini belirtti. Erdem, açıklamasında en düşük emekli aylığı uygulamasının yıllar içerisinde giderek daha geniş bir kesimi kapsadığına dikkat çekerek, bu durumun emeklilik sistemindeki bozulmanın en önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade etti. "Taban aylık uygulaması giderek yaygınlaşıyor" En düşük emekli aylığı uygulamasının 2019 yılında bin lira olarak hayata geçirildiğini hatırlatan Erdem, o dönemde yaklaşık 800 bin emeklinin bu uygulamadan yararlandığını belirtti. Aradan geçen yıllarda tablonun önemli ölçüde değiştiğini kaydeden Erdem, şu değerlendirmeyi yaptı: "2019 yılında emeklilerin yalnızca yüzde 7'si en düşük emekli aylığı alıyordu. Bugün ise bu oran yüzde 31'e yükseldi. Başka bir ifadeyle artık her üç emekliden biri taban aylığa bağımlı hale geldi. Bu tablo, emeklilik sistemindeki bozulmanın ve emekli gelirlerindeki erimenin en somut göstergesidir." Ortalama emekli aylığı ile taban aylık arasındaki fark kapanıyor Erdem, Temmuz 2026 itibarıyla oluşacak maaş tablosuna ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Buna göre en düşük emekli aylığının 23 bin 552 liraya yükselmesi beklenirken, ortalama emekli aylığının ise bunun yalnızca yaklaşık yüzde 17 üzerinde, yani 27 bin 700 lira seviyesinde olacağı öngörülüyor. Bu verilerin, prim ödeme esasına dayalı emeklilik sisteminin giderek zayıfladığını gösterdiğini belirten Erdem, ortalama maaş ile taban maaş arasındaki farkın her geçen yıl daraldığını ifade etti. "Emekli aylıkları asgari ücret karşısında değer kaybetti" Açıklamada emekli maaşlarının yıllar içindeki alım gücüne de dikkat çekildi. DİSK-AR'ın Temmuz 2025 tarihli araştırmasına atıfta bulunan Erdem, emekli aylıklarının asgari ücret karşısında ciddi oranda gerilediğini belirterek, Mart 2025 itibarıyla ortalama emekli aylığının asgari ücretin yalnızca yüzde 78'i seviyesinde kaldığını ifade etti. Erdem, 2016 yılına kadar emekli aylıklarının asgari ücretin üzerinde seyrettiğini, ancak sonraki yıllarda yüksek enflasyon, yetersiz maaş artışları ve uygulanan sosyal güvenlik politikaları nedeniyle emeklilerin satın alma gücünün önemli ölçüde düştüğünü savundu. Açıklamada, artan gıda fiyatları, kira giderleri, enerji maliyetleri ve sağlık harcamalarının emeklilerin bütçesini her geçen gün daha fazla zorladığına da dikkat çekildi. "En düşük emekli aylığı bir sisteme bağlı değil" Erkan Erdem, mevcut uygulamanın belirli ve kalıcı bir hesaplama yöntemine dayanmadığını belirterek, en düşük emekli aylığının her zam döneminde çıkarılan torba kanunlarla yeniden belirlendiğini söyledi. Bu durumun sosyal güvenlik sisteminde belirsizlik yarattığını ifade eden Erdem, şu değerlendirmede bulundu: "AKP, 2008 yılında kaldırdığı bu uygulamaya emekli maaşlarının çok düşmesi nedeniyle 2019 yılında yeniden dönmek zorunda kaldı. Ancak bunu herhangi bir sisteme ya da objektif kurala bağlamadı. Her maaş artışında yeni bir torba kanun çıkarılıyor ve taban aylık yeniden belirleniyor. Bu yöntem sosyal güvenlik sisteminin temel ilkeleriyle bağdaşmıyor." "Uzun yıllar prim ödeyen ile kısa süre çalışan aynı seviyeye geliyor" Erdem, mevcut sistemin prim ödeme esasını da zedelediğini savunarak, uzun yıllar boyunca yüksek prim ödeyen emekliler ile daha kısa süre çalışan kişilerin benzer maaş seviyelerine gelmesinin sosyal güvenlik sistemindeki adalet duygusunu zayıflattığını söyledi. "Bugünkü uygulama otuz yıl boyunca prim ödeyen emekliyle daha kısa süre çalışmış emekliyi dipte eşitliyor. Prim ödeme gün sayısı ve ödenen prim miktarı arasındaki fark giderek anlamsız hale geliyor. Bu durum hem çalışma hayatındaki motivasyonu hem de sosyal güvenlik sistemine duyulan güveni olumsuz etkiliyor." ifadelerini kullandı. Kalıcı reform çağrısı Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu, açıklamasının sonunda emeklilik sisteminde geçici maaş artışları yerine kalıcı düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Platform adına konuşan Erkan Erdem, kök emekli aylıklarının prim esasına göre yeniden ve kalıcı biçimde güncellenmesini, en düşük emekli aylığı uygulamasının ise her zam döneminde çıkarılan torba kanunlarla değil, önceden belirlenmiş objektif kriterlere dayanan kalıcı bir yasal sisteme bağlanmasını talep etti. Erdem, emeklilerin yıllarca çalışarak ülke ekonomisine katkı sunduğunu belirterek, insanca yaşam koşullarını sağlayacak bir gelir düzeyinin sosyal devlet anlayışının gereği olduğunu ifade etti. Emeklilerin geçim sıkıntısının giderek ağırlaştığını dile getiren Erdem, hükümete ve TBMM'ye sosyal güvenlik sisteminde adaletin yeniden tesis edilmesi, emekli maaşlarının gerçek yaşam maliyetleri dikkate alınarak belirlenmesi ve emeklilerin alım gücünü kalıcı olarak artıracak düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

“İlk İşe Giriş Tarihimiz Sigorta Başlangıcı Sayılsın” Haber

“İlk İşe Giriş Tarihimiz Sigorta Başlangıcı Sayılsın”

Yıllardır emeklilik sisteminde yaşadıkları hak kaybının giderilmesi için mücadele eden staj ve çıraklık sigortası mağdurları, seslerini bir kez daha güçlü şekilde duyurmak amacıyla Bursa’da geniş katılımlı bir basın açıklaması düzenlemeye hazırlanıyor. Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu ile Bursa Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Derneği öncülüğünde gerçekleştirilecek organizasyon, 12 Temmuz 2026 Pazar günü saat 12.00’de Bursa 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda (Fomara Meydanı) yapılacak. “Büyük Bursa Buluşması” adıyla gerçekleştirilecek etkinlikte, staj ve çıraklık dönemlerinde fiilen çalışan ancak ilk işe giriş tarihleri emeklilik hesabında sigorta başlangıcı olarak kabul edilmeyen milyonlarca vatandaşın yaşadığı mağduriyet kamuoyunun gündemine taşınacak. “Çalıştık, Ürettik Ama Emeklilikte Yok Sayıldık” Federasyon tarafından yapılan çağrıda, stajyer ve çırakların yalnızca kısa vadeli sigorta kolları kapsamında değerlendirilmesinin sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmadığı ifade edildi. Açıklamada, staj ve çıraklık dönemlerinde işletmelerde fiilen çalışan gençlerin üretime katkı sunduğu, iş kazası riski altında çalıştığı ve çalışma hayatının bir parçası olduğu halde, emeklilik hesabında bu sürelerin yok sayılmasının büyük bir adaletsizlik oluşturduğu vurgulandı. Mağdurların en temel talebi ise açık ve net: “İlk işe giriş tarihimiz sigorta başlangıcı olarak kabul edilsin.” Anayasal Haklara Dikkat Çekilecek Basın açıklamasında, mevcut uygulamanın Anayasa’nın; eşitlik ilkesini düzenleyen 10. maddesine, çalışma hakkını güvence altına alan 49. maddesine, sosyal güvenlik hakkını düzenleyen 60. maddesine aykırılık oluşturduğu yönündeki değerlendirmeler kamuoyuyla paylaşılacak. Federasyon ayrıca, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında stajyer ve çırakların “çalışan” olarak kabul edilmesine rağmen sosyal güvenlik mevzuatında aynı statünün tanınmamasının önemli bir hukuki çelişki oluşturduğunu savunuyor. Sadece Emeklilik Değil, Sosyal Güvenlik Hakları da Eksik Staj ve çıraklık mağdurları yalnızca emeklilik başlangıcında değil, sosyal güvenlik alanında da önemli hak kayıpları yaşadıklarını dile getiriyor. Mevcut sistem nedeniyle birçok stajyer ve çırak; İş kazası sonrası çeşitli sosyal güvenlik haklarından, Meslek hastalıkları kapsamında sağlanan bazı güvencelerden, Sürekli iş göremezlik gelirinden, İş kazası sonucu hayatını kaybedenlerin yakınlarına bağlanan bazı haklardan istenilen ölçüde yararlanamadıklarını ifade ediyor. Dernek yetkilileri, yıllardır devam eden bu mağduriyetin artık kalıcı bir yasal düzenleme ile sona erdirilmesini istiyor. Bursa’da Siyasetin Geniş Katılımı Bekleniyor Organizasyonun yalnızca mağdurların değil, siyaset dünyasının da dikkatini çekmesi bekleniyor. Edinilen bilgilere göre basın açıklamasına katılım sağlaması beklenen isimler arasında; İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı’nın katılımı yönünde girişimler, CHP Bursa İl Başkanı Turgut Özkan, Yeniden Refah Partisi il yöneticileri, Zafer Partisi Bursa İl Başkanı, çeşitli siyasi partilerin milletvekilleri, CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Hayat Hanım olarak bilinen milletvekili, Saadet Partisi milletvekilleri ve farklı siyasi partilerin temsilcileri yer alıyor. Organizasyon komitesi, siyasi görüş ayrımı gözetmeksizin tüm milletvekillerini, belediye başkanlarını, il başkanlarını, sendikaları, meslek odalarını, sivil toplum kuruluşlarını ve vatandaşları bu hak mücadelesine destek vermeye davet ediyor. “Bu Mücadele Sadece Staj Mağdurlarının Değil” Federasyonun hazırladığı basın metninde dikkat çeken ifadelerden biri ise şu oldu: “Bu mücadele yalnızca staj ve çıraklık mağdurlarının değil; hukuk, eşitlik ve sosyal adalet talep eden herkesin ortak mücadelesidir.” Bu mesajla birlikte mücadelenin yalnızca belirli bir grubun sorunu olmadığı, sosyal güvenlik sisteminde adalet arayan milyonlarca vatandaşın ortak talebi olduğu vurgulanıyor. Bursa’dan Türkiye’ye Güçlü Mesaj Verilecek Bursa’da düzenlenecek buluşmanın, Türkiye’nin birçok ilinden gelecek staj ve çıraklık mağdurlarını bir araya getirmesi bekleniyor. Katılımcılar, yıllardır çözüm bekleyen sorunun artık ertelenmemesi gerektiğini belirterek hükümete ve TBMM’ye çağrıda bulunacak. Etkinlikte yapılacak basın açıklamasında şu talepler öne çıkacak: Stajyer ve çırakların sosyal güvenlik mevzuatında çalışan statüsünün açık şekilde tanınması, Staj ve çıraklık dönemindeki ilk işe giriş tarihlerinin sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesi, İş sağlığı ve güvenliği ile sosyal güvenlik haklarının eksiksiz uygulanması, Yıllardır süren mağduriyetin kalıcı yasal düzenlemeyle sona erdirilmesi. “Herkesi Bursa’daki Büyük Buluşmaya Bekliyoruz” Bursa Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Derneği Başkanı Taner Tuncay, tüm mağdurlara ve duyarlı vatandaşlara çağrıda bulunarak şu mesajı verdi: “12 Temmuz Pazar günü saat 12.00’de Bursa 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda gerçekleştireceğimiz Büyük Bursa Buluşması’nda sesimizi daha güçlü duyurmak istiyoruz. Yıllardır süren mağduriyetimizin çözümü için tüm staj ve çıraklık mağdurlarını, ailelerini, sendikaları, sivil toplum kuruluşlarını, siyasi parti temsilcilerini ve adalet duygusunu taşıyan herkesi basın açıklamamıza destek vermeye davet ediyoruz.” Yıllardır çözüm bekleyen staj ve çıraklık sigortası sorununun Bursa’dan yükselecek ortak sesle yeniden Türkiye gündemine taşınması hedeflenirken, organizasyonun yoğun katılımla gerçekleşmesi ve sosyal güvenlik sisteminde yapılması talep edilen düzenlemelere ilişkin kamuoyu farkındalığını artırması bekleniyor.

BURKON’dan Ankara’da Güçlü Bursa Çıkatması: Siyasetin Zirvesinde Bursa İçin Ortak Akıl Buluşması Haber

BURKON’dan Ankara’da Güçlü Bursa Çıkatması: Siyasetin Zirvesinde Bursa İçin Ortak Akıl Buluşması

Bursa Dernekler Konfederasyonu (BURKON), Bursa’nın geleceği, kentin sorunları ve vatandaşların beklentilerini dile getirmek amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ve siyasi partilerin genel merkezlerine çıkarma yaptı. BURKON çatısı altındaki federasyon ve dernek başkanlarının katılımıyla gerçekleşen geniş kapsamlı Ankara programında, farklı siyasi partilerden Bursa milletvekilleri ve genel başkan yardımcıları ile bir araya gelinerek tam bir birlik ve beraberlik mesajı verildi.Siyasetin Farklı Renkleri Bursa Ortak Paydasında Buluştu BURKON heyeti, Ankara temasları kapsamında ilk olarak AK Parti Bursa milletvekilleri Emine Yavuz Gözgeç, Ahmet Kılıç, Mustafa Yavuz, Refik Özen, Muhammet Müfit Aydın ve Osman Mesten ile Gazi Meclis çatısı altında bir araya geldi. Heyet ardından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezini ziyaret ederek CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ile görüştü. Ankara’daki temaslar, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Bursa Milletvekili Fevzi Zırhlıoğlu ile İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu ve İYİ Parti TBMM Grup Başkanvekili Turhan Çömez ziyaretleriyle devam etti. BURKON yönetimi ayrıca, bir önceki dönem bakanlarından AK Parti Artvin Milletvekili Faruk Çelik’i de makamında ziyaret ederek istişarelerde bulundu.Gündem: Kentin Geleceği ve Toplumsal Dayanışma Ziyaretlerde kentin sosyo-ekonomik yapısı, hemşerilerin talepleri ve Türkiye'nin içinden geçtiği güncel süreçler masaya yatırıldı. Ortak akıl, toplumsal dayanışma ve millet iradesinin önemine vurgu yapılan görüşmelerde, BURKON’un Bursa’nın hak ettiği değeri görmesi adına yürütülecek her türlü projede köprü görevi üstlenmeye kararlı olduğu ifade edildi. 24 Temmuz'daki Büyük Geceye Davet BURKON heyeti, gerçekleştirdiği ziyaretler vesilesiyle görüştüğü tüm milletvekillerine ve parti yöneticilerine, 24 Temmuz’da düzenlenecek olan "BURKON Tanıtım ve Birlik Gecesi" davetiyelerini takdim etti. Konfederasyon yönetiminden ziyaretler sonrası yapılan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:"Bursa’mızın sorunlarını ve hemşerilerimizin beklentilerini aktardığımız bu anlamlı buluşmalarda, bizleri son derece samimi ve sıcak bir şekilde misafir eden, Bursa’mız için her zaman elini taşın altına koyan kıymetli milletvekillerimize kalbi teşekkürlerimizi sunarız. Birlikte daha güçlüyüz." Burkon Konfederasyonu yönetimi

"Yurt Dışındaki Vatandaşlar Ehliyet Mağduriyeti Yaşıyor" Haber

"Yurt Dışındaki Vatandaşlar Ehliyet Mağduriyeti Yaşıyor"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının sürücü belgelerinin dönüştürülmesi sürecinde yaşadıkları mağduriyetleri gündeme taşıdı. Kayışoğlu, Avrupa ülkelerinde ehliyetlerini bulundukları ülkenin sürücü belgesiyle değiştiren vatandaşların Türkiye'deki resmi sistemlerde hâlâ eski tip Türk ehliyeti sahibi olarak görünmeleri nedeniyle haksız cezalarla karşı karşıya kaldığını belirterek, kurumlar arası koordinasyon eksikliğinin acilen giderilmesi çağrısında bulundu. TBMM Genel Kurulu'nda Gündeme Geldi CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, TBMM Genel Kurulu'ndaki konuşmasında, Avrupa'da yaşayan Türk vatandaşlarının sürücü belgelerinin dönüştürülmesi sırasında yaşanan idari sorunların ciddi mağduriyetlere neden olduğunu söyledi. Avrupa ülkelerinde yaşayan birçok Türk vatandaşının, bulundukları ülkelerin mevzuatı gereği Türkiye'den aldıkları sürücü belgelerini ilgili makamlara teslim ederek yerel sürücü belgesi almak zorunda kaldığını hatırlatan Kayışoğlu, bu işlemlerin Türkiye'deki resmi kayıt sistemlerine doğru şekilde yansıtılamamasının vatandaşları mağdur ettiğini ifade etti. "Vatandaşlarımızın Hiçbir Kusuru Yok" Yaşanan sorunun vatandaşlardan değil, kamu kurumları arasındaki koordinasyon eksikliğinden kaynaklandığını dile getiren Kayışoğlu, mağduriyetin tamamen idari süreçlerde yaşanan aksaklıklardan doğduğunu belirtti. "Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız, kendi kusurlarından kaynaklanmayan, koordinasyon eksikliğinden kaynaklanan ciddi bir mağduriyetle karşı karşıyadırlar." diyen Kayışoğlu, Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşların Türk sürücü belgelerini teslim ederek yaşadıkları ülkenin ehliyetini aldıklarını, ancak buna rağmen Türkiye'deki sistemlerde hâlâ eski tip Türk ehliyetine sahipmiş gibi göründüklerini söyledi. "Geçerli Ehliyetlerine Rağmen Ceza Alıyorlar" Kayışoğlu, ehliyet değişikliğine ilişkin bilgilerin Türkiye'deki ilgili kurumların sistemlerine aktarılmaması nedeniyle vatandaşların hukuki açıdan zor durumda kaldığını ifade etti. Türkiye'de yapılan kontrollerde, sistemlerde eski tip ehliyet sahibi olarak görünen vatandaşların, geçerli yabancı sürücü belgelerine sahip olmalarına rağmen çeşitli cezai yaptırımlarla karşı karşıya kaldıklarını belirten Kayışoğlu, bunun kabul edilemez bir durum olduğunu dile getirdi. "Dijitalleşme ve Kurumlar Arası Entegrasyon Sorunu" Konuşmasında yaşanan mağduriyetin devlet kurumları arasındaki veri paylaşımı ve dijital entegrasyon eksikliğini ortaya koyduğunu savunan CHP'li Kayışoğlu, sorunun uzun süredir devam ettiğine dikkat çekti. "Bu değişim bilgisi Türkiye'deki sistemlere işlenmediği için vatandaşlarımız geçerli yabancı ehliyetlerine rağmen eski tip ehliyeti varmış gibi cezai yaptırımlara maruz kalıyorlar. Bu kabul edilemez bir tablodur. Devletin dijitalleşme ve kurumlar arası entegrasyon konusundaki zafiyetini ortaya koymaktadır." ifadelerini kullanan Kayışoğlu, ilgili kurumların soruna kalıcı çözüm üretmesi gerektiğini söyledi. İktidara Çağrı Nurhayat Altaca Kayışoğlu, hükümete ve ilgili kamu kurumlarına çağrıda bulunarak, kurumlar arasındaki koordinasyonun hızla sağlanması gerektiğini ifade etti. Vatandaşların idari eksikliklerden kaynaklanan mağduriyetlerinin sona erdirilmesini isteyen Kayışoğlu, gerekli teknik ve hukuki düzenlemelerin gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. "İktidar bu sorunu görmezden gelemez. Derhâl gerekli adımlar atılmalı, kurumlar arasındaki koordinasyon sağlanmalı ve vatandaşlarımızın maruz kaldığı bu haksız cezalar bir an önce sona erdirilmelidir." dedi. Yurt Dışındaki Vatandaşların Sorunları Gündemde Yurt dışında yaşayan milyonlarca Türk vatandaşının kamu hizmetlerine erişimi, resmi işlemleri ve Türkiye'deki dijital sistemlerle ilgili yaşadığı sorunlar zaman zaman TBMM gündemine taşınıyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Nurhayat Altaca Kayışoğlu'nun Meclis Genel Kurulu'nda yaptığı son açıklama da, özellikle Avrupa ülkelerinde ehliyet değişimi yapan vatandaşların karşılaştığı idari sorunların çözülmesi ve kurumlar arası veri paylaşımının güçlendirilmesi yönündeki talepleri yeniden gündeme taşıdı.

“Şehir Büyük Bir Potansiyele Sahip Ama İhmal Ediliyor” Haber

“Şehir Büyük Bir Potansiyele Sahip Ama İhmal Ediliyor”

DEVA Partisi Bursa Teşkilatı TBMM’de Ali Babacan’a Kapsamlı Bursa Raporu Sundu: 16 Maddelik Şehir Analizi ve Çözüm Önerileri DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, ilçe başkanları ve parti yönetimiyle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen Yeniyol Grubu toplantısına katılarak Genel Başkan Ali Babacan’a Bursa’nın kronik sorunlarına ilişkin kapsamlı bir rapor sundu. Toplantıda, Bursa’nın şehirleşme, ekonomi, ulaşım, çevre ve sosyal yaşam başlıklarında yaşadığı yapısal sorunlar detaylı şekilde ele alınırken, Öztürk’ün daha önce kamuoyuyla paylaştığı 16 maddelik şehir analizinin de doğrudan parti genel merkezine iletildiği belirtildi. TBMM’de Bursa Vurgusu: “Şehir Büyük Bir Potansiyeli Taşıyor Ama Yönetilemiyor” Ali Babacan’ın da katıldığı Yeniyol Grubu toplantısında Bursa’nın Türkiye’nin en güçlü sanayi ve üretim merkezlerinden biri olmasına rağmen ciddi altyapı ve planlama sorunları yaşadığı ifade edildi. Tayfun Öztürk, Bursa’nın mevcut tabloyla “potansiyelinin altında kalan bir metropol” görüntüsü verdiğini belirterek, çözümün ancak planlı, şeffaf ve demokratik bir yönetim anlayışıyla mümkün olabileceğini vurguladı. DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Bursa’nın kronikleşmiş sorunlarına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaparak 16 başlıkta çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı. Öztürk, Bursa’nın ekonomik gücüne ve nüfus büyüklüğüne rağmen altyapıdan ulaşıma, çevreden turizme kadar birçok alanda ciddi eksiklikler yaşadığını ifade etti. Öztürk açıklamasında, “Çözüm yine demokratik siyasetle, sandıkla ve temiz yönetim anlayışıyla mümkün olacaktır” ifadelerini kullanırken, Bursa’nın mevcut sorunlarının yalnızca yerel değil, yapısal bir yönetim sorunu olduğunu vurguladı. “Bursa, Potansiyeli Yüksek Ama İhmal Edilmiş Bir Şehir” Tayfun Öztürk’e göre Bursa, sanayi gücü, nüfusu ve ekonomik kapasitesiyle Türkiye’nin en önemli metropollerinden biri olmasına rağmen, birçok temel alanda emsallerinin gerisinde kalmış durumda. Öztürk, “Bursa birçok şehirle kıyaslandığında sahip olması gereken standartların altında kalmış bir şehir görüntüsü veriyor” dedi. 16 BAŞLIKTA BURSA’NIN KRONİK SORUNLARI 1. Kentsel Dönüşüm Öztürk, özellikle ova bölgeleri ve eski yerleşim alanlarında çarpık yapılaşmanın ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Deprem riski Plansız kentleşme Estetikten uzak yapılaşma nedenleriyle kentsel dönüşümün hızlandırılması gerektiğini söyledi. 2. Trafik Sorunu Bursa’da trafik yoğunluğunun nüfusun çok üzerinde bir baskı oluşturduğunu belirten Öztürk, çözüm için: İlave çevre yolları Kavşak düzenlemeleri Tünel ve viyadük projeleri önerdi. 3. Şehir İçi Ulaşım BursaRay hattının genişletilmesi ve yer altına alınması gerektiğini söyleyen Öztürk, metro sisteminin eksikliğine dikkat çekti. “Bursa, metro ağı olmayan büyük şehir görüntüsünden çıkmalıdır” dedi. 4. Şehir Dışı Ulaşım Havaalanı, demiryolu ve deniz ulaşımındaki eksikliklere dikkat çekildi. Yenişehir Havalimanı’nın verimsiz kullanımı Hızlı tren eksikliği Deniz ulaşımının yetersizliği eleştirildi. 5. Göç Sorunu Kontrolsüz nüfus artışının şehirde trafik, güvenlik ve altyapı sorunlarını büyüttüğü ifade edildi. 6. Doğanbey TOKİ Sorunu Bölgedeki yapılaşmanın yarattığı mağduriyetlerin giderilmesi gerektiği belirtildi. 7. Hava Kirliliği Sanayi kaynaklı kirliliğin özellikle kış aylarında ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı ifade edildi. 8. Doğu-Batı Dengesizliği Osmangazi ve Nilüfer’de yoğunlaşan hizmetlerin Yıldırım ilçesinde yeterince karşılık bulmadığı vurgulandı. 9. Şehir Merkezinin Canlandırılması Heykel ve çarşı bölgesinin sosyal ve kültürel olarak yeniden canlandırılması gerektiği belirtildi. 10. Turizm Sorunu Bursa’nın turizm potansiyelini kullanamadığı ifade edilerek: Yetersiz tanıtım Destinasyon eksikliği Konaklama süresi düşüklüğü eleştirildi. Ayrıca Avrupa ve dünya çapında tanıtım kampanyaları önerildi. 11. “Yeşil Bursa” Kimliğinin Zayıflaması Şehrin yeşil kimliğinin korunması için her alanda ağaçlandırma yapılması gerektiği belirtildi. 12. Uludağ Uludağ’ın korunması ve 12 ay turizm merkezi haline getirilmesi gerektiği vurgulandı. 13. Sahiller Mudanya ve Gemlik sahillerine ulaşımın geliştirilmesi ve altyapı sorunlarının çözülmesi gerektiği ifade edildi. 14. Pahalılık Gıda fiyatlarının kontrolsüz şekilde arttığı belirtilerek piyasa dengesizliğine dikkat çekildi. 15. Projelerin Yavaş İlerlemesi Bursa’daki birçok altyapı projesinin yıllarca geciktiği ve bunun ekonomik kayıplara yol açtığı ifade edildi. 16. Bursaspor Bursaspor’un şehir kimliği açısından kritik bir değer olduğu vurgulandı. Öztürk, kulübün mali sorunlarının şehirdeki büyük işletmeler ve yerel yönetim iş birliğiyle çözülebileceğini belirtti. “Bursa Emanettir” Açıklamasının sonunda Tayfun Öztürk, Bursa’nın tüm değerlerinin korunması gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Şehrin her değeri yöneticilere emanettir. Bu emaneti korumak sadece bir görev değil, aynı zamanda sorumluluktur. Bursa bu ihmali hak etmiyor.” “Bursa’nın Sorunları Siyasi Değil, Yapısaldır” Toplantı sonrası yapılan değerlendirmelerde Tayfun Öztürk, Bursa’nın sorunlarının sadece yerel yönetim meselesi değil, aynı zamanda uzun yıllardır biriken yapısal problemler olduğunu ifade etti. Öztürk, çözümün demokratik siyaset, şeffaf yönetim ve planlı şehircilikten geçtiğini belirterek şu mesajı verdi: “Bursa’nın geleceği günübirlik kararlarla değil, uzun vadeli ve bilimsel şehir planlamasıyla inşa edilmelidir.” Ali Babacan’a Sunulan Rapor Genel Merkezde Değerlendirilecek DEVA Partisi kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Bursa teşkilatı tarafından hazırlanan 16 maddelik raporun, parti genel merkezinde şehir politikaları kapsamında detaylı şekilde değerlendirileceği öğrenildi. Raporda özellikle ulaşım, sanayi planlaması, çevre politikaları ve turizm başlıklarının öncelikli alanlar olarak öne çıktığı belirtildi. Sonuç: “Bursa İçin Yeni Bir Şehir Vizyonu” DEVA Partisi Bursa İl Teşkilatı’nın TBMM’de sunduğu kapsamlı rapor, şehrin çok yönlü sorunlarına dikkat çekerken, aynı zamanda çözüm odaklı bir şehir vizyonu da ortaya koydu. Bursa’nın mevcut potansiyeline rağmen yaşadığı yapısal sıkıntıların altı çizilirken, çözümün ancak planlı, katılımcı ve sürdürülebilir bir yönetim modeliyle mümkün olacağı ifade edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.