Hava Durumu

#Tayfun Öztürk

- Tayfun Öztürk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tayfun Öztürk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DEVA Partisi Bursa’dan Sağlık Müdürlüğü’ne “Diploma ve Denklik” Soruları Haber

DEVA Partisi Bursa’dan Sağlık Müdürlüğü’ne “Diploma ve Denklik” Soruları

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk , kentte görev yapanların diplomalarının, dağıtımlarının ve denklik hekimlerinin nasıl denetlendiğinin kamuoyuna açıklanmasını istedi. Öztürk, tartışmanın yabancı hekimler üzerinden yürütülmediğini belirterek, asıl raporun tüm hekimlerin geçerli diploması, çıkışları ve çalışma raporlarına sahip olup olmadığının güvenilir biçimde kontrol edildiğini söyledi. Bu yetenek Bursa İl Sağlık Müdürlüğü'ne yönelik bir dizi sorusuna yönelen Öztürk; Kentte görev yapan yabancı uyruklu hekimlerin çalışmaları, diplomaların hangi yönde doğrulanmasının ve denklik operasyonlarının nasıl kontrol edildiğinin açıklanması talebini yaptı. Öztürk ayrıca son beş yılda sahte diploma, sahte belgeler veya yeterlilik belgesi konusunda kaç ihbarı ve şikayetler yapıldığı, soruşturmaya dönüş yapıldığı ve herhangi bir usulsüzlük tespitinin yapılmadığı soruldu. Özel hastaneler, tıp merkezleri ve kamu hastanelerindeki hekimlerin belgelerinin hangi sıklıkta güncellendiğini de gündeme getiren Öztürk, özellikle toplu alımlarda sağlık çalışanlarının diploma ve depo bilgilerinin yeniden doğrulanıp doğrulanmasını istedi. “Vatandaş Sağlık Sistemine Güvenmek İstiyor” Sağlık hizmetlerinde güvenin temel unsurunun denetlenebilirlik olduğunu vurgulayan Öztürk, hekimlerin milliyetinden bağımsız olarak herkes için aynı kontrol aralıklarının olduğunu ifade etti. Öztürk, “Diploma gerçek, denklik geçerli, sürümler doğrulanmış ve çalışma yetkilisi belgelenmiş olmalı . DEVA Partisi Bursa İl Başkanı, soruların siyasi polemik taşıma amacını taşıdığını belirtirken, İl Sağlık Müdürlüğü'nün resmi verilerle kamuoyunu bilgilendirmesinin kentteki soru işaretlerini gidereceğini söyledi. Gözler şimdi Bursa İl Sağlık Müdürlüğü'nün, hekimlerin diploma ve denkliklerine ilişkin yöneltilen sorulara vereceği yanıtlara bakıldı.

“Bursa Hak Ettiği Yönetim Anlayışından Çok Uzak” Haber

“Bursa Hak Ettiği Yönetim Anlayışından Çok Uzak”

"Türkiye'nin Üreten Başkenti, Hizmette Hak Ettiği Noktanın Çok Gerisinde" DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Bursa'nın yıllardır biriken ve her geçen gün derinleşen sorunlarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunarak hem merkezi yönetimi hem de yerel yönetimleri sert sözlerle eleştirdi. Bursa'nın sahip olduğu ekonomik güç, sanayi kapasitesi, tarımsal üretim potansiyeli ve stratejik konumuna rağmen temel altyapı, ulaşım, çevre ve şehircilik alanlarında kronikleşen sorunlarla karşı karşıya bırakıldığını savunan Öztürk, "Bursa artık günü kurtaran politikalarla yönetilemez. Bu şehir, vizyon isteyen, plan isteyen ve cesur kararlar gerektiren bir döneme girmiştir." dedi. Öztürk, Bursa'nın yalnızca Türkiye'nin değil, Avrupa'nın da önemli üretim merkezlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, böylesine güçlü bir kentin ulaşım krizinden hava kirliliğine, plansız kentleşmeden deprem hazırlığına kadar birçok temel konuda geri kalmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti. "Bursa'nın Trafiği Alarm Veriyor" Kent içi ulaşımın artık günlük yaşamı felç eden bir noktaya geldiğini belirten Tayfun Öztürk, özellikle sabah ve akşam saatlerinde yaşanan trafik yoğunluğunun ekonomik kayıplara, çevresel sorunlara ve ciddi zaman israfına yol açtığını söyledi. "Bursa büyüyor ancak yollar aynı kalıyor. Nüfus artıyor ama ulaşım planları buna göre güncellenmiyor. İnsanlar her gün saatlerini trafikte kaybediyor. Bu sadece ulaşım sorunu değildir; aynı zamanda ekonomik verimlilik, yaşam kalitesi ve şehir yönetimi sorunudur." Öztürk, raylı sistem ağının genişletilmesi, yeni çevre yollarının planlanması, toplu ulaşımın güçlendirilmesi ve akıllı ulaşım sistemlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini belirterek, ulaşımın seçim dönemlerinde verilen vaatlerin ötesine taşınması gerektiğini vurguladı. "Deprem Kapıda, Bursa Hâlâ Hazır Değil" Marmara Bölgesi'nin deprem gerçeğiyle yaşadığını hatırlatan DEVA Partisi Bursa İl Başkanı, Bursa'daki yapı stokunun önemli bölümünün risk taşıdığına dikkat çekti. "Kentsel dönüşüm yıllardır konuşuluyor ancak istenilen hızda ilerlemiyor. Depremi bekleyerek şehir yönetilmez. Bilim insanlarının uyarıları ortadayken hâlâ kapsamlı bir dönüşüm seferberliği başlatılamamış olması ciddi bir eksikliktir." Öztürk, dönüşümün yalnızca bina yenilemekten ibaret olmadığını; altyapı, ulaşım, toplanma alanları, afet koordinasyonu ve sosyal donatıları kapsayan bütüncül bir planlama anlayışına ihtiyaç bulunduğunu ifade etti. "Sanayi Güçlü Ama Çevre Alarm Veriyor" Bursa'nın üretim gücüyle öne çıkan bir kent olduğunu söyleyen Öztürk, sanayi ile çevrenin karşı karşıya getirilmemesi gerektiğini belirtti. "Hava kirliliği artık mevsimsel bir sorun olmaktan çıkmıştır. Nilüfer Çayı'nın durumu ortadadır. Sanayi üretimi elbette devam edecektir ancak çevreyi koruyacak güçlü denetim mekanizmaları oluşturulmadan sürdürülebilir kalkınmadan söz edilemez." Çevre yatırımlarının ertelenmemesi gerektiğini belirten Öztürk, temiz üretim teknolojilerinin teşvik edilmesi ve sanayi bölgelerinde çevresel standartların daha sıkı uygulanması çağrısında bulundu. "Tarım Bursa'nın Geleceğidir" Bursa'nın yalnızca sanayi değil aynı zamanda önemli bir tarım kenti olduğuna dikkat çeken Tayfun Öztürk, verimli tarım arazilerinin plansız yapılaşma baskısıyla karşı karşıya olduğunu ifade etti. "Bursa Ovası betonlaşmanın değil üretimin merkezi olmalıdır. Çiftçi artan maliyetler nedeniyle üretimden uzaklaşıyor. Mazot, gübre, sulama ve enerji maliyetleri üreticiyi zorluyor. Üretici kazanamazsa tüketici de uygun fiyatla gıdaya ulaşamaz." Tarımın stratejik sektör olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Öztürk, genç nüfusun tarıma yönlendirilmesi ve üreticinin desteklenmesi gerektiğini söyledi. "Gençler Bursa'da Gelecek Göremiyor" İşsizlik ve beyin göçünün Bursa açısından önemli sorunlardan biri haline geldiğini belirten Öztürk, özellikle üniversite mezunu gençlerin başka şehirlerde veya yurt dışında gelecek aradığını ifade etti. "Gençler yalnızca iş değil; adalet, liyakat, özgürlük ve umut arıyor. Bursa gibi güçlü bir şehir gençlerini kaybediyorsa bunun üzerinde ciddi şekilde düşünmek gerekir." Teknoloji yatırımlarının artırılması, girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesi ve yüksek katma değerli üretime geçilmesi gerektiğini belirtti. "Bursa'nın Sorunları Parça Parça Değil, Bütüncül Bir Vizyonla Çözülmeli" DEVA Partisi Bursa İl Başkanı, Bursa'nın artık kısa vadeli çözümlerle yönetilemeyeceğini belirterek kentin uzun vadeli stratejik bir master plana ihtiyacı olduğunu söyledi. Öztürk'e göre Bursa'nın öncelikli çözüm başlıkları şöyle sıralandı: Depreme dayanıklı şehirleşme ve hızlandırılmış kentsel dönüşüm. Ulaşım ana planının yeniden hazırlanması ve raylı sistem yatırımlarının artırılması. Bursa Ovası'nın kesin olarak korunması ve tarımsal üretimin desteklenmesi. Hava, su ve çevre kirliliğiyle etkin mücadele. Sanayide yüksek teknolojiye dayalı dönüşüm. Genç istihdamını artıracak yeni yatırım alanlarının oluşturulması. Sosyal konut projeleriyle konut krizine kalıcı çözüm üretilmesi. Dijital belediyecilik uygulamalarının yaygınlaştırılması. Şeffaf, hesap verebilir ve katılımcı yerel yönetim anlayışının güçlendirilmesi. "Bursa Türkiye'nin Lokomotifidir; Hak Ettiği Yönetim Anlayışını Bekliyor" Açıklamasının sonunda Bursa'nın Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biri olduğunu vurgulayan Tayfun Öztürk, kentin mevcut potansiyelinin doğru planlama ve güçlü yönetim anlayışıyla çok daha ileriye taşınabileceğini ifade etti. "Bugün Bursa'nın ihtiyacı yeni sloganlar değil; bilimsel planlama, ortak akıl, liyakat ve kararlı yönetimdir. Bu şehir günü kurtaran projelerle değil, gelecek nesilleri düşünen vizyoner politikalarla yönetilmelidir. Bursa'nın kaybedecek tek bir günü bile kalmamıştır. Artık mazeret değil, çözüm üretme zamanıdır."

“Gerçekler Çarpıtılıyor” Haber

“Gerçekler Çarpıtılıyor”

DEVA İl Başkanı Tayfun Öztürk'ten Musul ve Lozan Tartışmalarına Tarihi Yanıt… DEVA Partisi İl Başkanı Tayfun Öztürk, son dönemde yeniden başlatılan Musul, Lozan Antlaşması ve Cumhuriyet'in kuruluşunun önerileriyle ilgili ayrıntılı bir değerlendirmeyle yanıt verdi. Tarihteki dalgalanmanın koparak yorumlandığını belirten Öztürk, Osmanlı Devleti'nin oğlu döneminde başlayan Cumhuriyet'in devam ettiğini doğru okunduğunu söyledi. Öztürk, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Musul'u neden kaybettiğini, Lozan Antlaşması'nın bu süreçteki rolünü ve Musul petrolleriyle ilgili yıllardır kamuoyunda tekrarlanan iddiaların tarihi gerçeklerle örtüşmediğini ifade etti. “Osmanlı Güçlü Kalsaydı Tarih Çok Farklı Yazılabilirdi” açıklamasında Osmanlı Devleti'nin son dönemki yapısal parçalarına dikkat ederek Öztürk, dönemler boyunca tüm dünya şartlarına uygunluğun sağlanmasında zorlandığını belirtti. Öztürk'e göre, medreselerin bilimsel gelişmelere kapılarını kapatmaması, Osmanlı'nın aydınlanma ve sanayi devrimlerini zamanında gerçekleştirebilmesi, devlet yönetimindeki reformların başarıyla uygulanabilmesi halinde tarih farklı şekillenebilirdi. Osmanlı'nın son durumunun ağır dış borç yükü altında kaldığını, kapitülasyonlar nedeniyle ekonomik bağımsızlığını önemli ölçüde kaybettiğini kaybeden Öztürk, yaşanan savaşların da rejiminin siyasi ve askeri gücünün ciddi biçimde güçlendiğini söyledi. II. Abdülhamid döneminde büyük toprak kayıplarının yaşandığı, gücün Haliç'te uzun süre atıldığı ve uluslararası dengelerde giderek daha kırılgan hale geldiğini belirten Öztürk, Birinci Dünya Savaşı'na girilmesinin de imparatorluğun dağılma sürecini hızlandırdığını vurguladı. “1918 Sonrası Türkiye Tarihinin En Ağır İşgal Süreci Yaşandı” Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı sonrasında fiilen parçalandığını hatırlatan Öztürk, 1918-1922 yılları arasında Anadolu'nun büyük bir bölümünün işgal edildiğini belirtti. Açıklamada, İstanbul, İzmir, Bursa, Trakya'nın tamamı, Batı Anadolu'nun büyük bölümü ile Güney ve Doğu Anadolu'nun çeşitli bölgelerinin işgal güçlerinin kontrolünden geçerek geçiş yapıldı. Öztürk, Yunan ordularının 1920 yılında Ankara'ya kadar genişliğini ve başkente yaklaşık 50 kilometre mesafeye kadar yaklaştığını hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu: "Bugün Musul'un neden yaşlı tutulamadığını sorgulayanların önce o günün şartlarını anlaması gerekir. Anadolu'nun büyük bölümü işgal altındayken, mevcut ekonomik kaynaklar tükenmişken ve halk yokluk içindeyken verilen mola mücadelesi dikkate alınamaz." “Musul Lozan'da Kaybedilmedi” Kamuoyunda sıkça dile getirilen “Musul Lozan'da kayboldudi” iddiasının tarihi gerçeklerle bağdaşmadığını savunan Öztürk, Lozan Antlaşması'nda Musul meselesinin kesin olarak çözüme kavuşturulmadığını söyledi. Öztürk'e göre Lozan görüşmeleri sırasında Türkiye ile İngiltere arasında Musul konusunda uzlaşma sağlanamadı ve konu, Lozan'ın ardından iki ülke arasında yapılacak ikili görüşmelere devam edildi. Bu nedenle Musul'un Lozan'da kaydedildiği yöndeki değerlendirmelerin gerçek gerçekliği yansıttığını belirten Öztürk, sorunun sonraki gelişmeler çerçevesinde şekillendiğini ifade etti. Şeyh Sait İsyanı Süreci Nasıl Etkilendi? Öztürk, Musul konusunda ile Türkiye arasında görüşmeler sürerken 1925 yılında ortaya çıkan Şeyh Sait İsyanı'nın İngiltere'de Türkiye'nin elini uzattığını savundu. Cumhuriyet'in henüz kuruluş aşamasında olduğu bir dönemde yaşanan isyanın siyasi ve siyasi özgürlüklerini değiştirdiğini belirten Öztürk, Musul meselesinin de bu gelişmelerden doğrudan etkilendiğini ifade etti. Bu birleşme Musul'un nihai olarak 1926 yılında yapılan Ankara Antlaşması sonrasında Türkiye sınırları dışında kalanlar kaydetti. Musul Petrolleri Hakkındaki “500 Bin Sterlin” İddiası Öztürk, yıllardır birçok siyasi tartışmada gündeme getirilen “Türkiye, Musul petrollerindeki paranın 500 bin sterlin karşılığında satıldığı” iddiasının da gerçeği yansıtmadığını söyledi. 1926 Ankara Antlaşması’nın 14. maddesine dikkat çeken Öztürk, antlaşmada Türkiye’ye Irak petrol gelirlerinden 25 yıl boyunca yüzde 10 pay verilmesinin öngörüldüğünü belirtti. Antlaşmaya ek olarak İngiltere ve Irak tarafından Türkiye’ye gönderilen bir mektupta, isterse bu payın yerine 500 bin sterlinlik peşin ödeme seçeneğinin sunulduğunu ifade eden Öztürk, Türkiye’nin bu peşin ödeme teklifini kabul etmediğini söyledi. Türkiye’nin tercihinin, 25 yıl süreyle petrol gelirlerinden pay almak yönünde olduğunu vurguladı. “Türkiye Uzun Yıllar Petrol Geliri Tahsil Etti” Irak’ta petrol üretiminin 1927 yılında başladığını ve petrol boru hattının 1934 yılında tamamlandığını hatırlatan Öztürk, devlet bütçelerinde yapılan incelemelerin Türkiye’nin Musul petrollerinden gelir elde ettiğini açıkça ortaya koyduğunu söyledi. 1934 ile 1951 yılları arasındaki bütçe kayıtlarında “Sözleşmesi Gereğince Musul Petrollerinden Alınan” başlığı altında düzenli tahsilatların görüldüğünü ifade eden Öztürk, gelir kaleminin 1955 yılına kadar bütçelerde yer aldığını belirtti. Özellikle 1954 yılında yüksek tutarlı bir ödemenin kayıtlarda bulunduğunu söyleyen Öztürk, bu durumun Türkiye’nin petrol gelirlerinden hiç pay almadığı yönündeki iddiaları çürüttüğünü savundu. Bağdat Paktı ve Sonraki Süreç Öztürk, 1955 yılında Türkiye ile Irak arasında kurulan Bağdat Paktı sonrasında tahsil edilmeyen alacakların bulunduğunu ifade etti. Dönemin siyasi atmosferi nedeniyle ekonomik alacakların ikinci plana itildiğini belirten Öztürk, Irak’ta 1958 yılında gerçekleşen askeri darbenin ardından sürecin daha da karmaşık hale geldiğini söyledi. 1959’dan itibaren söz konusu petrol gelirlerinin bütçelerde “alacak” olarak yer almaya devam ettiğini kaydeden Öztürk, 1986 yılında Başbakan Turgut Özal döneminde bu alacaklardan hukuken vazgeçildiğini ifade etti. Tartışmalı Alacak Miktarı Musul petrollerinden kaynaklanan alacağın miktarı konusunda farklı değerlendirmeler bulunduğunu belirten Öztürk, bazı hesaplamalara göre Türkiye’nin yaklaşık 5,5 milyon sterlinlik hakka sahip olduğunu, bunun yaklaşık 3,5 milyon sterlinlik bölümünün tahsil edildiğini söyledi. Öte yandan eski Maliye Bakanı Hikmet Uluğbay’ın çalışmalarında alacağın çok daha yüksek olabileceği yönünde değerlendirmeler bulunduğunu ifade eden Öztürk, bu konuda akademik ve tarihsel araştırmaların sürdüğünü belirtti. “Cumhuriyetin Kuruluş Koşulları Unutulmamalı” Açıklamasının sonunda Cumhuriyet’in kuruluş sürecine dikkat çeken Öztürk, Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde yürütülen Kurtuluş Savaşı’nın Türkiye’nin bağımsızlığı açısından tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Anadolu'nun işgal altında bulunduğunu, ekonomik tükenmediği ve devlet yapısının çöktüğü bir bakıma verilen mücadelenin sonuçlarının bugünün şartlarıyla değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Öztürk, tarihsel olayların ideolojik tedavilerle değil, belgeler ve gerçeklerin ele alınması gerektiğini söyledi. Tarihi konuların siyasi polemik malzemesi yapımının toplumsal hafızaya zarar verdiğini ifade eden Öztürk, kamuoyunun olumlu özelliklerinin önemsendiğini kaydetti. “Amacımız herhangi bir kişiye cevap vermiyor; tarihi olaylar hakkında yeterli özelliklere sahip olmayan vatandaşlarımızın yanlış bilgilerle yönlendirilmesini engellemektir” diyen Öztürk, tarih tartışmalarında belge ve öğrenilmesi esaslarının alınmasına ilişkin sözlerine ekledi.

Ekonomiyi BİM’e mi Emanet Edeceksiniz! Haber

Ekonomiyi BİM’e mi Emanet Edeceksiniz!

DEVA Partisi İl Başkanı Tayfun Öztürk'ün açıklamaları, Türkiye'de bireysel sektör finans kapital ile giderek iç içe tutulana günlük tartışmaları sert biçimde yeniden destekledi. Öztürk, “Biz kimsenin ticaretine karşı değiliz” diyerek başlayan değerlendirmesinde, BİM'in Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'ndan (BDDK) banka kurma izni, normal bir şirkete dönüş değil, ekonomik ve toplumsal yapıda derin bir kırılmanın açık göstergesi olarak nitelendirildi. Kamuoyunda uzun süredir devam eden “3 harfliler” olarak anılan büyük indirim zincirlerine yönelik eleştirilerin ve tartışmaların gölgesinde gelen bu izin kararı, siyasi ve ekonomik atmosferin kesiştiği bir dönemde dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Öztürk'ün çıkışında, bir yandan “hukuk faaliyeti dışı operasyon” söylemlerinin öne çıktığı bir süreç, diğer yandan büyük ekonomik aktörlerin yeni alanların agresif biçimde yönlendirilmesi aralıkları vurgulanarak, sistemde sürekli olarak sert bir sorgulama yapıldı. Açıklamanın en kopma noktası, BİM'in finans sektörünün girişinin yalnızca ticari bir hamle değil, emek sömürüsü tartışmalarının doğal sonucu olarak ortaya çıkan bir sermaye yoğunlaşması olduğu iddiası oldu. Öztürk'e göre bu tablo, yıllardır düşük ücret politikaları, aşırı yoğun iş temposu ve sendikal örgütlenmenin fiilen genişletilmiş çalışma düzeni üzerinden büyüyen bir ekonomik modelin, artık perakende sınırların aşarak finans sisteminin taşındığını gösteriyor. Söz konusu kişilerin bireylerinin, bireylerin emek rejiminde yer alıyor. Düşük kazançlı işletme modeliyle yüksek kârlılığa ulaşan, yalnızca raflarda değil, ekonomik alanda da yeni güç alanları oluşturması, kamuoyunda ciddi soru işaretlerini beraberinde getiriyor. 1995 yılında kurulan ve Türkiye'nin en geniş yayılım ağına sahip indirim pazarı zincirlerinden biri haline gelen BİM (Birleşik Mağazalar A.Ş.), agresif büyüme stratejisi, özel markalı ürün politikası ve yaygın mağaza ağıyla baskın aktörlerden biri olarak konumlanıyor. Ancak bugün gelinen noktada tartışma, şirketin büyüme başarısından ziyade bu büyümenin hangi emek koşulları üzerinden inşa edildiği ve bu sermayenin hangi alanların doğru genişlediği sorularına yoğunlaşıyor. Ortaya çıkan tablo, yalnızca bir şirketin banka kurma girişimi olarak değil; Türkiye'de sermaye yapısının yapısı, emek-sermaye durumunun giderek daha da sertleşmesi ve ekonomik gücün farklı sektörlere işlenmesi değerlendirilerek daha büyük bir yapısal yapısal işaret olarak yorumlanıyor.

“Şehir Büyük Bir Potansiyele Sahip Ama İhmal Ediliyor” Haber

“Şehir Büyük Bir Potansiyele Sahip Ama İhmal Ediliyor”

DEVA Partisi Bursa Teşkilatı TBMM'de Ali Babacan'a Kapsamlı Bursa Raporu Sundu: 16 Maddelik Şehir Analizi ve Çözüm Önerileri DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, ilçe başkanları ve parti yönetimiyle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde toplanan Yeniyol Grubu toplantısına katılarak Genel Başkan Ali Babacan'a Bursa'nın kronik sorunlarına ilişkin bir rapor sundu. Toplantıda, Bursa'nın şehirleşme, ekonomi, ulaşım, çevre ve sosyal yaşam inançlarında yaşanan yapısal sorunlar ayrıntılı şekilde ele alınırken, Öztürk'ün daha önce kamuoyuyla paylaştığı 16 maddelik şehir analizinin de doğrudan parti genel akışıyla iletildiği belirtildi. TBMM'de Bursa Vurgusu: “Şehir Büyük Bir Potansiyeli Taşıyor Ama Yönetilemiyor” Ali Babacan'ın da katıldığı Yeniyol Grubu toplantısında Bursa'nın Türkiye'nin en güçlü sanayi ve üretim başlangıcında biri olmasına rağmen ciddi altyapı ve planlama sorunları yaşadığı belirtiliyor. Tayfun Öztürk, Bursa’nın mevcut tabloyla “potansiyelinin altında kalan bir metropol” görüntüsü verdiğini belirterek, çözümün ancak planlı, şeffaf ve demokratik bir yönetim anlayışıyla mümkün olabileceğini vurguladı. DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Bursa’nın kronikleşmiş sorunlarına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaparak 16 başlıkta çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı. Öztürk, Bursa’nın ekonomik gücüne ve nüfus büyüklüğüne rağmen altyapıdan ulaşıma, çevreden turizme kadar birçok alanda ciddi eksiklikler yaşadığını ifade etti. Öztürk açıklamasında, “Çözüm yine demokratik siyasetle, sandıkla ve temiz yönetim anlayışıyla mümkün olacaktır” ifadelerini kullanırken, Bursa’nın mevcut sorunlarının yalnızca yerel değil, yapısal bir yönetim sorunu olduğunu vurguladı. “Bursa, Potansiyeli Yüksek Ama İhmal Edilmiş Bir Şehir” Tayfun Öztürk’e göre Bursa, sanayi gücü, nüfusu ve ekonomik kapasitesiyle Türkiye’nin en önemli metropollerinden biri olmasına rağmen, birçok temel alanda emsallerinin gerisinde kalmış durumda. Öztürk, “Bursa birçok şehirle kıyaslandığında sahip olması gereken standartların altında kalmış bir şehir görüntüsü veriyor” dedi. 16 BAŞLIKTA BURSA’NIN KRONİK SORUNLARI 1. Kentsel Dönüşüm Öztürk, özellikle ova bölgeleri ve eski yerleşim alanlarında çarpık yapılaşmanın ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Deprem riski Plansız kentleşme Estetikten uzak yapılaşma nedenleriyle kentsel dönüşümün hızlandırılması gerektiğini söyledi. 2. Trafik Sorunu Bursa’da trafik yoğunluğunun nüfusun çok üzerinde bir baskı oluşturduğunu belirten Öztürk, çözüm için: İlave çevre yolları Kavşak düzenlemeleri Tünel ve viyadük projeleri önerdi. 3. Şehir İçi Ulaşım BursaRay hattının genişletilmesi ve yer altına alınması gerektiğini söyleyen Öztürk, metro sisteminin eksikliğine dikkat çekti. “Bursa, metro ağı olmayan büyük şehir görüntüsünden çıkmalıdır” dedi. 4. Şehir Dışı Ulaşım Havaalanı, demiryolu ve deniz ulaşımındaki eksikliklere dikkat çekildi. Yenişehir Havalimanı’nın verimsiz kullanımı Hızlı tren eksikliği Deniz ulaşımının yetersizliği eleştirildi. 5. Göç Sorunu Kontrolsüz nüfus artışının şehirde trafik, güvenlik ve altyapı sorunlarını büyüttüğü ifade edildi. 6. Doğanbey TOKİ Sorunu Bölgedeki yapılaşmanın yarattığı mağduriyetlerin giderilmesi gerektiği belirtildi. 7. Hava Kirliliği Sanayi kaynaklı kirliliğin özellikle kış aylarında ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı ifade edildi. 8. Doğu-Batı Dengesizliği Osmangazi ve Nilüfer’de yoğunlaşan hizmetlerin Yıldırım ilçesinde yeterince karşılık bulmadığı vurgulandı. 9. Şehir Merkezinin Canlandırılması Heykel ve çarşı bölgesinin sosyal ve kültürel olarak yeniden canlandırılması gerektiği belirtildi. 10. Turizm Sorunu Bursa’nın turizm potansiyelini kullanamadığı ifade edilerek: Yetersiz tanıtım Destinasyon eksikliği Konaklama süresi düşüklüğü eleştirildi. Ayrıca Avrupa ve dünya çapında tanıtım kampanyaları önerildi. 11. “Yeşil Bursa” Kimliğinin Zayıflaması Şehrin yeşil kimliğinin korunması için her alanda ağaçlandırma yapılması gerektiği belirtildi. 12. Uludağ Uludağ’ın korunması ve 12 ay turizm merkezi haline getirilmesi gerektiği vurgulandı. 13. Sahiller Mudanya ve Gemlik sahillerine ulaşımın geliştirilmesi ve altyapı sorunlarının çözülmesi gerektiği ifade edildi. 14. Pahalılık Gıda fiyatlarının kontrolsüz şekilde arttığı belirtilerek piyasa dengesizliğine dikkat çekildi. 15. Projelerin Yavaş İlerlemesi Bursa’daki birçok altyapı projesinin yıllarca geciktiği ve bunun ekonomik kayıplara yol açtığı ifade edildi. 16. Bursaspor Bursaspor’un şehir kimliği açısından kritik bir değer olduğu vurgulandı. Öztürk, kulübün mali sorunlarının şehirdeki büyük işletmeler ve yerel yönetim iş birliğiyle çözülebileceğini belirtti. “Bursa Emanettir” Açıklamasının sonunda Tayfun Öztürk, Bursa’nın tüm değerlerinin korunması gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Şehrin her değeri yöneticilere emanettir. Bu emaneti korumak sadece bir görev değil, aynı zamanda sorumluluktur. Bursa bu ihmali hak etmiyor.” “Bursa’nın Sorunları Siyasi Değil, Yapısaldır” Toplantı sonrası yapılan değerlendirmelerde Tayfun Öztürk, Bursa’nın sorunlarının sadece yerel yönetim meselesi değil, aynı zamanda uzun yıllardır biriken yapısal problemler olduğunu ifade etti. Öztürk, çözümün demokratik siyaset, şeffaf yönetim ve planlı şehircilikten geçtiğini belirterek şu mesajı verdi: “Bursa’nın geleceği günübirlik kararlarla değil, uzun vadeli ve bilimsel şehir planlamasıyla inşa edilmelidir.” Ali Babacan’a Sunulan Rapor Genel Merkezde Değerlendirilecek DEVA Partisi kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Bursa teşkilatı tarafından hazırlanan 16 maddelik raporun, parti genel merkezinde şehir politikaları kapsamında detaylı şekilde değerlendirileceği öğrenildi. Raporda özellikle ulaşım, sanayi planlaması, çevre politikaları ve turizm başlıklarının öncelikli alanlar olarak öne çıktığı belirtildi. Sonuç: “Bursa İçin Yeni Bir Şehir Vizyonu” DEVA Partisi Bursa İl Teşkilatı’nın TBMM’de sunduğu kapsamlı rapor, şehrin çok yönlü sorunlarına dikkat çekerken, aynı zamanda çözüm odaklı bir şehir vizyonu da ortaya koydu. Bursa'nın mevcut potansiyeline rağmen yaşayabilme yapısal sıkıntıların altı çizilirken, çözümün ancak planlı, sürekli ve sürdürülebilir bir yönetim modeliyle mümkün olacağı ifade edildi.

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk’ten Sert Çıkış: “Bursa’nın Sorunu Kaynak Değil, Yönetimdir” Haber

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk’ten Sert Çıkış: “Bursa’nın Sorunu Kaynak Değil, Yönetimdir”

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Bursa'nın mevcut yönetim anlayışına yönelik dikkat ve sert ifadeler içeren kapsamlı bir açıklama yaptı. Öztürk, kentin sahibi olduğu güçlü güçlü olmasına rağmen uzun yıllardır yanlış yönetim anlayışı nedeniyle geri dönebildiğini savunarak, “Bursa'nın sorunu kaynak değil, açık ve net biçimde yönetim sorunudur” dedi. “Bursa potansiyelinin gerisinde bırakılıyor” Açıklamasında Bursa'nın sanayi gücü, birleştirilmesi kapasitesi ve bütünleştirilmesi insan kaynağıyla Türkiye'nin en önemli desteğinin birisine vurgu yapan Öztürk, bu birikimin yeterince değerlendirilemediğini ifade etti. Mevcut yönetim anlayışını eleştiren Öztürk, “Şehirde yapılan parçalı müdahaleler, günü kurtarmaya yönelik projeler ve plansız yatırımlar Bursa'yı desteklemek yerine yerinde saydırmaktadır” diye konuştu. Kentte özellikle ulaşım ve yaşam kalitesi sorunlarının giderek derinleştiğini belirten Öztürk, "Trafik her geçen gün artıyor, şehir büyüyor ama yaşam kalitesi düşüyor. Ekonomik üretim artışına rağmen bu artış vatandaşın refahına yeterince yansımıyor" ifadesini kullandı. “Geçici çözümlerle bu şehir yönetilemez” Öztürk, Bursa'nın artık kısa vadede ve günün birlik çözümleriyle yönetilemeyeceğini belirterek, nihai bir anlayışın değişimine ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. "Artık asfalt dökerek, yolu genişleterek, küçük dokunuşlarla bu zaferleri çözmek mümkün değil. Bursa'nın satış sisteminin değişimidir" diyen Öztürk, ulaşım, şehirleşme ve ekonomi alanında bütüncül politikalar yapılmasını söyledi. DEVA'nın Bursa vizyonu: Planlı ve sürdürülebilir şehir DEVA Partisi olarak Bursa'ya yönelik çözüm önerilerini de paylaşan Öztürk, partilerinin gününü kurtaran değil, gelecekte inşa eden bir yaklaşımı benimsediğini ifade etti. “Bizler Bursa için veriye dayalı, uygulanabilir ve sürdürülebilir çözümlerle hareket ediyoruz” diyen Öztürk, şu başlıkların altını çizdi: Ulaşımda kalıcı ve akıllı çözümler Ekonomide üretim refaha dönüştürülen politikalar Şehirleşmede güvenli ve planlı büyüme Gençler için umut, esnaf için nefesler olacak projeler “Bursa'nın kaybedeceği zaman yok” Açıklamanın sonunda Bursa'nın mevcut bölümleri kabul edilemediğini belirten Öztürk, "Bu şehir potansiyelinin sınıflandırılmış değil, hak ettiği değere ulaşmayı hak etmektedir. Bursa'nın kaybedecek zamanı yoktur" dedi. DEVA Partisi olarak göreve hazır bilgi birikimimizi vurgulayan Öztürk, “Biz hazırız.Bursa için planımız var, çözümümüz var, irademiz var” sözleriyle açıklamasını tamamladı.

DEVA Partisi’nden Bursa Yönetimine Sert Eleştiri: “Sorun Kaynak Değil, Açık Bir Yönetim Zafiyetidir” Haber

DEVA Partisi’nden Bursa Yönetimine Sert Eleştiri: “Sorun Kaynak Değil, Açık Bir Yönetim Zafiyetidir”

DEVA Partisi Bursa teşkilatından Tayfun Öztürk adına yapılan açıklamada, Bursa'nın mevcut yönetim anlayışına yönelik sert eleştirileri ve dikkat çekici tespitlerin bulunmasıyla protesto edildi. Açıklamada, Bursa'nın sahip olduğu güçlü sanayi ilişkileri, verimli tarım arazileri ve insan kaynaklarına rağmen uzun süredir “yanlış yönetim anlayışı” nedeniyle potansiyelinin gerisinde kaldığı vurgulandı. Öztürk, Bursa'nın mevcut durumunun “kaçırılmış imkânlar durumu” olarak nitelendirerek, sorun kaynak ekonomik eksiklik değil, doğrudan yönetim eksikliği olduğunu ifade etti. Açıklamada, "Bugün Bursa'nın karşı karşıya olduğu tabloyu saklamanın bir anlamı yok. Bu şehirde sorun para değil, vizyon ve yönetimdir" sözleriyle eleştirilerinin tonu yükseldi. “Gün Kurtaran Değil, Günü Tüketen Projelerle Karşı Karşıyayız” Mevcut yerel yönetim politikalarının hedef alındığı yerden, şehir içi hayatta tutulma sürecinin büyük bölümünün uzun vadeli planlama anlayışından uzak olduğu belirtildi. Parçalı müdahaleler, plansız yatırımlar ve kısa vadeli çözümlerin Bursa'yı muhafaza etmek yerine zaman kaybettiği savunuldu. Öztürk, özellikle trafik ve şehirleşme konularına dikkat ederek, "Her gün biraz daha kilitlenen bir trafik, kontrolsüz büyüyen bir şehir ve düşen kalitesiyle karşı karşıyayız. Bursa büyüyor ama Bursalı aynı oranda nefes alamıyor" ifadesini kullandı. Açıklamada, ekonomik büyümenin de toplumsal refaha yeterince yayıldığı vurgulanarak, üretim gücü olmasına rağmen vatandaşın günlük yaşamında hissedilir bir iyileşme gösterdiğine dikkat çekildi. “Artık Yama Değil, Sistem Biçimliği Gerekiyor” DEVA Partisi cephesinden yapılan değerlendirmede, Bursa'nın sorunlarının geçici çözümlerle giderilemeyeceği net bir dille ifade edildi. Mevcut yaklaşımın “asfalt dökümü, yol genişletme” mantığının aralığının geçemediği belirtilirken, bunun sürdürülebilir olduğu savunulamadı. Öztürk, "Bursa'nın ihtiyacı olan şey değil, kalıcı bir sistem değişimidir. Ulaşımda bütüncül planlama, şehirleşmede disiplin ve ekonomide katma değer odaklı dönüşüm artık ertelenemez bir şekilde sürdürülür" diyerek daha kapsamlı bir dönüşüm programı yaptı. “DEVA Partisi Bursa'ya Plan Getirecek” Açıklamasının devamında DEVA Partisi'nin Bursa için hazırladığı vizyon ve çözüm önerilerine yer verildi. Bölüm günü kurtarmaya yönelik değil, uzun vadeli ve sürdürülebilir politikalarla hareket ederek hareket ettiğini belirten Öztürk, çözümün veriye dayalı ve uygulanabilir projelerden ilerlemesini sağladı. Bu yetenekle ilgili öne çıkan başlıklar şöyle sıralandı: Ulaşımda kalıcı ve akıllı sistemler Ekonomide üretimi doğrudan refaha dönüştüren politikalar Şehirleşmede güvenli, planlı ve denetimli büyüme Gençlere umut, esnafa nefes verecek destek olacak “Bursa'nın Kaybedecek Bir Dakikası Yok” Açıklamasının en dikkat edilmesi gereken bölümün bir yerinde ise zaman vurgusu öne çıktı. Bursa'nın mevcut potansiyeline rağmen geri kalmış bir performansın sergilendiği yükseltilerek, artık gecikmeye tahammül edilmeden dile getirildi. Öztürk, "Bu şehir potansiyelinin altında olanları hak edemiyor. Bursa ya yerinde saymaya devam edecek ya da hak ettiği sıçramayı yapacak. Bunun için kararlı bir irade gerekiyor" sözleriyle mevcut yönetime yönelik eleştirilerini sürdürdü. “Biz Hazırız” Mesajı DEVA Partisi'nin Bursa için somut bir yol haritasına sahip olduğunu belirten Tayfun Öztürk, açıklamasını net bir siyasi mesajla şöyle tamamladı: “Biz hazırız.Bursa için planımız var, çözümümüz var, irademiz var.Buşehir doğru yönetildiğinde sadece Türkiye'nin değil, de en güçlü biri olabilir.” Sertlerle mevcut tabloyu eleştiren açıklama, Bursa'da dönemdeki siyasi tartışmaların daha da yoğunlaşacağının işaretlerini verdiğini, şehir yönetimi ve planlama politikaları üzerindeki tartışmayı da yeniden alevlendirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.