Hava Durumu

#Tasarruf

- Tasarruf haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tasarruf haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ağıralioğlu’ndan 20 Milyar Dolarlık Tasarruf Çıkışı  “Bu Dosya Kapatılmamalı” Haber

Ağıralioğlu’ndan 20 Milyar Dolarlık Tasarruf Çıkışı “Bu Dosya Kapatılmamalı”

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, sermaye piyasalarında yaşanan gelişmeler ve yatırımcıların uğradığı öne sürülen kayıplar üzerinden denetim kurumlarına yönelik sorular yöneltti. Ağıralioğlu, 455 binden fazla yatırımcının yaklaşık 20 milyar dolarlık tasarrufunun kaybedildiği yönündeki iddiaların ayrıntılı şekilde araştırılması gerektiğini söyledi. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Ağıralioğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın huzurunda imzalandığını belirttiği ve yaklaşık 20 milyar dolarlık büyüklüğe sahip uçak anlaşması ile sermaye piyasalarında gündeme gelen kayıpları karşılaştırdı. “Vatandaşın tasarrufuna da sahip çıkılmalı” Devletin büyük ölçekli uluslararası anlaşmalar yapabilecek ekonomik kapasiteye sahip olduğunu belirten Ağıralioğlu, aynı iradenin yatırımcıların tasarruflarının korunması konusunda da gösterilmesi gerektiğini savundu. Ağıralioğlu, “20 milyar dolara yaklaşan uçak anlaşmasını yapabilen bir devlet, vatandaşının yaklaşık 20 milyar dolarlık tasarrufuna sahip çıkamaz mı?” ifadelerini kullandı. Yatırımcıların söz konusu birikimleri uzun yıllar boyunca oluşturduğuna dikkat çeken Ağıralioğlu; vatandaşların maaşlarından, aile bütçelerinden ve gelecek planlarından tasarruf ederek sermaye piyasalarına yöneldiğini söyledi. SPK, Borsa İstanbul, Takasbank ve MKK’ya sorular Ağıralioğlu açıklamasında Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Borsa İstanbul, Takasbank ve Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun (MKK) süreçteki denetim ve gözetim faaliyetlerini de gündeme getirdi. Kamu kurumlarının gelişmeleri ne zaman fark ettiğinin ve neden daha erken müdahale edilmediğinin açıklığa kavuşturulmasını isteyen Ağıralioğlu, sorumlulukların belirlenmesi gerektiğini ifade etti. Ağıralioğlu, devletin uçak almasına veya filosunu büyütmesine karşı olmadıklarının altını çizerek, kamu yönetiminin büyüklüğünün yalnızca yaptığı yatırımlar ve anlaşmalarla değil, vatandaşların hak ve tasarruflarını koruma kapasitesiyle de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “455 binden fazla vatandaşın parasının hesabı verilmeli” Sermaye piyasalarında yaşanan sürecin tüm yönleriyle incelenmesi gerektiğini belirten Ağıralioğlu, denetim mekanizmalarının hangi aşamada nasıl çalıştığının kamuoyuna açıklanmasını istedi. Ağıralioğlu, açıklamasını şu çağrıyla tamamladı: “Kim neyi gördü? Kim neyi denetledi? Kim neden zamanında müdahale etmedi? 455 binden fazla vatandaşımızın parasının hesabı verilmeden bu dosya kapatılmamalıdır.”

Cebimizdeki küçük paralardan büyük ekonomik değişime: Türk Lirası’nın dönüşümü Haber

Cebimizdeki küçük paralardan büyük ekonomik değişime: Türk Lirası’nın dönüşümü

Bir dönem günlük hayatın vazgeçilmezleri arasında yer alan küçük değerli madeni paralar, bugün ekonomik geçmişin sembolleri olarak hatırlanıyor. geçmişteki küçük tutarın dahi hesaplandığı dönemlerden, yüksek süreçlerin sıradanlaştığı çürümeye uzanan süreç, Türkiye ekonomisindeki değişim de göz önünde seriyor. Ekonomideki dönüşümün yalnızca fiyatların ve paranın üstündekilerin genişletilmesiyle sınırı kalmadı. Enflasyon, tasarruf verimliliğinden gelecek planlarına kadar pek çok alanda davranış biçimlerini değiştirdi. Üretim ve tasarruf anlayışı değişti Cumhuriyetin ilk kapasitesi sınırlı kaynaklarla üretimin büyümesini artırmak, mali disiplini sağlamak ve ekonomik bağımsızlığı sağlamak için fonksiyonel hedefler arasında bulunuyordu. Zaman içerisinde ise tüketim, borçlanma ve dış kaynaklara dayalı büyüme modellerinin ağırlığı arttı. Bu süreçte ithalata bağlılık ve yüksek katma değerli üretimin yeterince geliştirilememesi, ekonominin dış gelişmelere karşı daha hassas hale getirilmesine neden olan unsurlar arasında çalışıldı. Enflasyonun paranın boyutunu değiştirdi Ekonomik hayatın önemli birikimlerinden biri olan enflasyon, paranın satın alma gücü de önemli ölçüde tükeniyor. Fiyatların sürekli artmasıyla birlikte tasarruf ve harcama tercihleri ​​değişirken, uzun vadeli ekonomik planlama da zorlaştı. 2005 yılında Türk Lirası'ndan altı sıfır atılması ise bu oyunların en dikkat çekici adımlarından biri oldu. Para biriminin programlama ve programlamalarının kolaylaştırılması düzenlemesi, ancak ekonomik istikrarın tek başına bir göstergesi olmadı. Güven Ekonomik açıdan bir para biriminin gücü, yalnızca üzerindeki rakamlarla ölçülmüyor. Üretim kapasitesi, fiyat istikrarı, kurumlara güven ve planlanabilirler paranın gerçek değerinin odaklandığı politikanın temel unsurları arasında yer alıyor. Bu nedenle geçmişteki küçük miktarlardaki bile önem taşıyan dönemlerden bugün çok daha yüksek düzeyde konuşulan ekonomik ortamlar arası geçiş, yalnızca genişleyen bir değişim olarak değerlendirilmiyor. ekonomi Güçlü, güçlü para Ekonomide kalıcı istikrar için hukuk güvenliği, planlanabilir politikalar, etkin kurumlar, liyakat ve yüksek katma değerli üretimin öne çıkarılması gerektiği belirtiliyor. Geçmişin küçük madeni paraları bugün kullanımdan ölçüde büyük kalkmış olsa da ekonomik açıdan önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Paranın değerlerinin büyüklüğü değil, onu destekleyen ekonomik yapıyı belirliyor.

Saadet Partisi’nden İktidara Kamu İhaleleri Üzerinden Sert Eleştiri: “Milletin Parası Belirli Çevrelere Aktarılamaz” Haber

Saadet Partisi’nden İktidara Kamu İhaleleri Üzerinden Sert Eleştiri: “Milletin Parası Belirli Çevrelere Aktarılamaz”

BURSA – Saadet Partisi Sosyal İşlerden Sorumlu Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, kamu alımları ve ihale sistemi devam etmekte olup, Türkiye'de kamuya yönelik kullanıma yönelik mevcut anlayış sert sözlerle eleştirdi. Kamu alımlarında şeffaflığın giderek ortadan kaybolduğunu, rekabetin zayıfladığını ve istisnai uygulamaların olağan hale getirildiğini savunan Yurtsever, “Milletin alın terinden oluşan kaynaklar üzerinde hiç kimseden tasarruf hakkı yoktur” dedi. Türkiye'nin ağır ekonomik koşullarının sona erdiği Yurtsever, dünyanın her yerindeki vatandaşın hayat pahalılığı, yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetiyle mücadele ettiği bir dönemdeki kamunun nasıl gerçekleştiğini ifade etti. Vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını söyleyen Yurtsever, buna karşılık kamu harcamalarındaki tartışmaların toplumsal vicdanında ciddi soruların oluştuğunu kaydetti. “Kamu alımları sistemi yıllar içerisinde yapılan düzenlemelerle kayıtlardan çıkarılmıştır” diyen Yurtsever, açık rekabeti esas alan ihale anlayışının yerinin giderek daha kapalı ve ısınması zor kopyaların ayrılmasını savundu. “İstisnalar Kural Haline Getirildi” Açıklamada kamu alımlarındaki istisna uygulamalarına dikkat çeken Yurtsever, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bir ülkede istisnalar çoğaldıkça şeffaflık artar, şeffaflık azaldıkça da milletin devlete olan güveni zarar görür. Kamu alımlarında açık ihale yöntemi temel kural olması gerekirken, bugün istisnai yöntemler giderek yaygınlaştığında ciddi tartışmalara neden olmaktadır. Devletin kasalarından çıkan her kuruşun hesabı millete." Yurtsever, kamu yönetiminin hesap verebilirliğinin zayıflamasının yalnızca ekonomik olmadığını, aynı zamanda demokratik bir sorun olduğunu belirterek, kamu hizmetlerinin kullanımında toplumsal bilgi alma olanağının bozulmasının olduğunu söyledi. “86 Milyonun Hakkı Korunmalıdır” Saadet Partisi olarak kamu malını bir emanet olarak gördüklerini vurgulayan Yurtsever, kamu harcamalarının belli kesimlerin değil bütünlüklü ortak değer olduğunu ifade etti. "Bu finansman herhangi bir grup, çevrenin veya ayrıcalıklı kesimin değil; 86 milyon vatandaşımızın ortak hakkıdır. Milletin vergileriyle oluşan bütçe üzerinde tasarrufluluk kolaylığı her zaman kamuya ait olmalıdır. Kamu maliyeleri siyasi, bürokratik veya ekonomik güç odaklarının değil, milletin emanetidir" dedi. “Türkiye İsrafı Değil Tasarrufu Konuşmalıdır” Türkiye'nin ekonomik gerçekleri ortadayken kamu yönetimi tasarruf bilgilerinin ayrılmasını değiştirerek Yurtsever, kamu harcamalarında verimlilik ve denetimin çalışmalarının zorunlu olduğunu ifade etti. "Bugün vatandaş pazarında, piyasada ve faturalarında ağır bir yük gösterirken devletin en küçük israfın bile kabul edilmesi mümkün değildir. Türkiye'nin ihtiyaçlarının kamu kaynakları hoyratça tüketen anlayışlar değil, tasarruf esası alan, adaleti önceleyen ve milletin emanetine sahip çıkan bir yönetim anlayışıdır" diye konuştu. “Her Kuruşun Hesabı Sorulmalıdır” Açıklamanın sonuna kadar kamu yönetiminin şeffaflık ve dürüstlük çağrısını yineleyen Yurtsever, bütçenin harcandığı her kuruşun kamuoyu tarafından denetlenebilir olması gerektiğini belirtti. "Darı fedakarlık yaparken kamu yönetiminin de aynı esnekliği göstermesi gerekir. Her kuruşun hesabının verilmesi, ihalelerin şeffaf biçimde yürütülmesi, denetim bloğunun güçlü bir sistem hem ekonomik kayıpları önleyecek hem de devlete fiili güveni artıracaktır. Kamu malına emanet gözüyle bakılmadıkça ne israf önlenebilir ne de adalet tesis edilebilir." Saadet Partili Yurtsever'in açıklamaları, kamu ihaleleri, kamu harcamaları ve devletin yönettiği şeffaflık tartışmalarının yeniden gündemde olduğu bir dönemde dikkat çeken eleştiriler arasında yer aldı.

Sedat Yalçın:Türkiye’nin sorunu yanlış üretim modeli Haber

Sedat Yalçın:Türkiye’nin sorunu yanlış üretim modeli

Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı, Kalkınma Politikaları Başkanı Yeminli Mali Müşavir Sedat Yalçın, para politikalarının enflasyonu başlatan ve şiddetlendiren unsurların kontrol edilebileceğini ancak kalıcı çözümün üretim sisteminin yeniden yapılandırılmasından bozulduğunu vurguladı. Merkez Bankası'nın faiz, döviz kuru, kredi verisi ve tasarruf-yatırım dengesi üzerinden enflasyonu yönetebileceğini ifade eden Yalçın, buna rağmen sorunun sadece para politikasıyla çözülemeyeceğini söyledi. “Yapısal sorunlar ekonomiyi kilitliyor” Türkiye'de üretim sistemi uzun yıllar boyunca biriken yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Yalçın, eğitim sistemi ile iş gücü değişimi arasındaki kopukluğun üretim kalitesini düşürdüğünü dile getirdi. Mesleki eğitim ile mühendislik alanları arasındaki uyumsuzluk da ekonominin rekabet gücünün arttığı faktörler arasında gösterilmiştir. Enerji ve ara malında piyasadan Türkiye ekonomisinin kırılgan hale getirdiğini belirten Yalçın, bu durumun cari açık riskini artırdığı gibi maliyet enflasyonunu da tetiklediğini ifade etti. Sanayi ve tarımda verimlilik sorunu Sanayi ve tarımda küçük değişiklik ve parçalı işletme verimliliğini sınırladığını belirten Yalçın, sanayinin uzun vadeli finansman varlığının zorlandığını söyledi. Kalkınmada fonksiyonel planlama eksikliğine dikkat eden Yalçın, organize sanayi bölgelerinin ulaşım ve liman bağlantılarındaki gecikmenin lojistik maliyetlerinin artırıldığını ifade etti. “Yüksek teknoloji üretimine geçmek zorundayız” Yalçın, Türkiye'nin rekabette geri kalmaması için yüksek teknolojiye dayalı üretimmodeline tutulmasını vurgulayarak, dijital ve yeşil dönüşümün tamamlamış bir üretim ekosisteminin akımının şartı olduğunu söyledi. Güçlü bir lojistik altyapısı, coğrafi entegrasyon ve ihracatta yüksek teknoloji payının kalkınma politikalarının temel hedefi arasında yer açmakta olan Yalçın, “Türkiye'nin üretim sistemini özetleyen bir reformdan ekonomik olarak kalıcı şekilde elde edilmesi mümkün değil” kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.