Hava Durumu

#Su Kaynakları

- Su Kaynakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su Kaynakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BTSO SEÇİMLERİ ÖNCESİ BURSA’NIN SU VE SANAYİ GELECEĞİ TARTIŞMAYA AÇILDI Haber

BTSO SEÇİMLERİ ÖNCESİ BURSA’NIN SU VE SANAYİ GELECEĞİ TARTIŞMAYA AÇILDI

Necati Şahin, BTSO seçimlerinin yalnızca oda yönetiminin belirleneceği bir sürecin olmadığını belirterek, Bursa'nın sanayi politikası, tarım alanları, su kaynakları ve büyümenin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şahin'in açıklamasında Çınarcık Barajı ile TEKNOSAB arasındaki su tahsisi iddiaları öne çıktı. BURSA – İnşaat mühendisi ve Bursa'daki çeşitli meslek kuruluşları ile spor camiasında görevliler üstlenen Necati Şahin, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın (BTSO) seçimlerini dikkate alarak bir değerlendirme yaptı. Şahin, gelecek seçimde yalnızca BTSO'nun yeni yönetiminin belirlenmesi olarak ele alınmaması gerektiğini belirterek, Bursa'nın gelecek yıllardaki sanayi ve kentleşme tercihleri ​​açısından önemli bir döneme girildiğini savundu. Bursa'da 48 yıldır yaşadığını belirten Şahin, rekabetçi sıra yanı kentte yaşadığında da aktif kişilerin üstlendiğini, geçmişte Bursaspor'un yönetiminde asbaşkanlık yaptığını ve İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi'nde 10. yıl başkanlık görevinde bulunduğunu hatırlattı. Şahin’in değerlendirmesinde Bursa’nın sanayi büyümesi ile doğal kaynakların korunması arasındaki denge başlıca gündem maddesi oldu. “BTSO SEÇİMLERİ BURSA’NIN GELECEĞİYLE İLGİLİ” BTSO seçimlerinin rutin bir oda seçimi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Şahin, Bursa’nın sanayi politikalarının kentin havası, su kaynakları, tarım alanları ve doğal varlıkları üzerinde doğrudan etkili olduğunu söyledi. Bursa’nın ekonomik gücünün korunması gerektiğini belirten Şahin, sanayileşmenin doğal kaynaklar üzerindeki baskısının da dikkate alınması gerektiğini dile getirdi. Şahin’in açıklamasında özellikle Çınarcık Barajı ve TEKNOSAB arasında gündeme gelen su bağlantısı ve su tahsisi konusu dikkat çekti. ÇINARCIK BARAJI İÇİN PLANLANAN KULLANIMLAR Şahin, Çınarcık Barajı’nın Bursa’nın uzun vadeli su ihtiyacına katkı sağlamak amacıyla planlandığını belirtti. Barajın Orhaneli Çayı üzerinde bulunduğunu aktaran Şahin, yıllık içme ve kullanma suyu kapasitesinin 140 milyon metreküp olarak öngörüldüğünü ifade etti. Şahin’e göre barajın planlama aşamasında birden fazla kullanım amacı bulunuyordu. Bunlar arasında Mustafakemalpaşa Ovası’nın sulanması, Bursa’nın gelecekteki içme ve kullanma suyu ihtiyacının karşılanmasına katkı sunulması, Uluabat Gölü’ne can suyu bırakılması ve bu su üzerinden enerji üretimi yer alıyordu. Şahin, barajın ilk planlandığı dönemde bugün TEKNOSAB ve çevresinde bulunan sanayi yapılanmasının mevcut planlamada bulunmadığını ileri sürdü. TEKNOSAB’A SU TAHSİSİ İDDİASI Açıklamanın en dikkat çekici bölümünü ise Çınarcık Barajı’ndan TEKNOSAB’a su tahsisiyle ilgili iddialar oluşturdu. Şahin, Bursa’nın içme suyu sistemine yönelik çalışmalar tamamlanmadan önce TEKNOSAB için bir su isale sisteminin devreye alındığını öne sürdü. Bunun yanı sıra Şahin, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü ile yapılan bir protokol kapsamında Çınarcık Barajı’nın yıllık kapasitesinin yarısına karşılık gelen yaklaşık 70 milyon metreküplük suyun TEKNOSAB’a tahsis edildiğini iddia etti. Şahin, söz konusu tahsisin hukuki ve teknik dayanaklarının kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini savundu. “SANAYİ BÖLGELERİ ARASINDA FARKLI UYGULAMA OLMAMALI” Bursa’daki organize sanayi bölgelerinin su ihtiyaçlarını farklı yöntemlerle karşıladığını belirten Şahin, sanayi kuruluşlarının alternatif su kaynaklarına yönelmesi gerektiğini ifade etti. Bazı organize sanayi bölgelerinde gölet, arıtılmış atık su ve yeniden kullanım sistemlerinden yararlanıldığını aktaran Şahin, TEKNOSAB açısından da benzer alternatiflerin değerlendirilmesini istedi. Şahin, özellikle deniz suyunun arıtılarak sanayi kullanımına kazandırılmasının seçeneklerden biri olabileceğini dile getirdi. Sanayi bölgelerine su sağlanmasında farklı standartların uygulanmasının doğru olmayacağını savunan Şahin, Bursa’nın su kaynaklarının bütün sanayi bölgeleri açısından eşit ve sürdürülebilir bir anlayışla değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “İÇME SUYU YETERSİZ KALIRSA TAHSİS KESİLEBİLİR” İDDİASI Necati Şahin, DSİ ile birlikte sunulduğu protokolde Bursa'nın kullanma ve kullanma suyunun karşılanma sorunu yaşanması durumunda TEKNOSAB'a verilen suyun kesilebileceğine ilişkin bir hüküm bulunduğunu ileri sürdü. Şahin, böyle bir hükümler halinde bunun hem küresel hem de TEKNOSAB'daki bireysel bakış açısını açık biçimlendirme sürecini ifade etti. Bu iddia, Bursa'nın artan evinde ve sanayi yatırımlarının karşısında su tüketiminin nasıl karşılanacağı tartışmasının yeniden gündeme getirilmesini destekledi. ERDEM SAKER'İN SÖZLERİNE ATIF Şahin, değerlendirmesinde eski Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı ve İnşaat Yüksek Mühendisi Erdem Saker'in 2024 yılında EKO HABER'de yayımlanan taleplerinde bulunmaktaydı. Saker'in geçmişte Çınarcık Barajı'nın planlama ve yapım aşamasında görev yaparak genişlediğini söyleyen Şahin, Bursa'nın su tutulması konusunda Saker'in değerlendirmelerinin önem taşıdığını söyledi. Şahin, Saker'in katıldığı, “Çınarcık Barajı'nın 1 bardak suyu bile TEKNOSAB'a verilemez” şeklindeki ifadeyle aktardı. SANAYİ BÜYÜMELİ, ANCAK KAYNAKLAR KORUMALI Şahin'in açıklaması, BTSO seçimleri üzerinden Bursa'nın kalkınma modeli tartışmasını da gündeme taşıdı. Türkiye'nin önemli sanayi kentlerinden biri olan Bursa'da sanayi yatırımlarının ekonomik büyüme ve istihdam açısından önemli olduğunu belirten Şahin, buna karşılık tarım arazileri, su havzaları, ormanlar ve doğal oluşumların da çoğalması da dikkat çekti. Özellikle sanayi yatırımlarının artmasıyla birlikte su tüketimi, tarım topraklarının korunması, şiddet etkileri ve altyapı ihtiyacının daha fazla kalkınmayı başlatan Şahin, ekonomik büyüme ile büyümenin sürdürülebilirliğin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. “BURSA'NIN GELECEĞİ İÇİN KARAR VERİLECEK” BTSO seçimlerinin Bursa'nın ekonomik gelişmeleri açısından önemli bir fırsat olduğunu savunan Şahin, odanın yalnızca ticari ve sanayi hedefi olmadığını, kentin doğal gelişim konusunda da tercih eğitimi aldığını belirtti. Şahin, sanayi politikalarının belirlenmesinde kısa vadeli ekonomik kazançların yanı sıra gelecek kuşakların su, tarım ve çevre ihtiyaçlarının da çoğalmasına katılması gerektiğini vurguladı. Açıklamanın sonunda Bursa'nın ortak bir yaşam alanına dikkat çeken Şahin, değerlendirmesini “Başka Bursa yok. Bursa hepimizin” sözleriyle tamamladı. Öte yandan Şahin'in açıklamasında yer alan Çınarcık Barajı'nın kullanım amacı, TEKNOSAB'a su dağıtımları, isale hattı ve DSİ protokolüne ilişkin iddiaların ilgili kayıtlar ve resmi belgelerin üzerinden ayrıca doğrulanması gerekiyor. Söz konusu iddialara ilişkin DSİ, TEKNOSAB, BTSO ve ilgili yerel yönetimlerin açıklamaları da tartışmanın tüm gelişmelerle ortaya çıkmasının önemini taşıyor.

Bursa Siyasetinde Yeni Gündem: Tartışma Transferlerden Kentin Kronik Sorunlarına Kaydırılıyor Haber

Bursa Siyasetinde Yeni Gündem: Tartışma Transferlerden Kentin Kronik Sorunlarına Kaydırılıyor

BURSA – Bursa siyasetinde son dönemde ortaya çıkan parti değişiklikleri ve belediye dengelerine ilişkin tartışmaların yanı sıra, kentte uzun süredir çözüm bekleyen sorunlar da yeniden gündeme geliyor. CHP Bursa İl Başkanı Turgut Özkan ve il yönetiminin gerçekleştirdiği toplantıda, siyasi bölünmenin Bursa'nın temel meselelerine odaklanması gerçekten tarafta öne çıktı. Deprem riski, kırılma dönüşümü, ulaşım, kaçak yapılaşma, Bursa Ovası'nın korunması, su kaynakları, çevre sorunları, Çataltepe Projesi, konut maliyetleri ve gençlerin istihdamı gibi inançlar, kentin geleceğe dönük bakış açısı yeniden tartışılmaya başlandı. Bursa'nın yapısal parti değişikliklerinden daha büyük Kentte siyasi transferler ve belediye yönetimlerindeki olası değişiklikler günlük siyasetin önemli başlıkları arasında yer alırken, Bursa'nın uzun yıllar devam eden sorunlarının yönetim değişikliklerinden bağımsız olarak ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Bu kapsamda öne çıkan temel soru ise “Kim hangi partiye geçti?” yerine “Bursa neden yıllardır aynı sorunları konuşuyor?” şeklinde ifade ediliyor. Yaklaşık 25 yıllık dönemde Bursa’nın nüfusu ve sanayi kapasitesi büyürken, kentte ulaşım, yapılaşma, altyapı ve çevre başta olmak üzere çeşitli alanlardaki sorunların da büyüdüğü değerlendirmesi yapılıyor. Deprem ve kentsel dönüşüm ilk sırada Bursa’nın en önemli gündemlerinden biri deprem riski olmaya devam ediyor. Riskli yapıların tespiti, kentsel dönüşümün hızlandırılması, afet toplanma alanlarının korunması ve kritik altyapının güçlendirilmesi kentin öncelikli başlıkları arasında gösteriliyor. Kentsel dönüşümde ise yalnızca binaların yenilenmesinin yeterli olmayacağı, dönüşümün mahalle ölçeğinde ele alınması gerektiğine dikkat çekiliyor. Yeni konutlarla birlikte ulaşım, otopark, yeşil alan, okul, sağlık tesisi ve sosyal donatıların da planlanmasının önem taşıdığı belirtiliyor. Ulaşım sorunu büyüyor Bursa’da günlük yaşamı doğrudan etkileyen trafik yoğunluğu da siyasi gündemin önemli başlıklarından biri. Kentte ulaşımın yalnızca yeni yol ve kavşak yatırımlarıyla çözülemeyeceği, raylı sistem, otobüs hatları, aktarma merkezleri, yaya ve bisiklet ulaşımı ile otopark politikalarının birlikte değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. BursaRay’ın kapasitesi ve yeni yerleşim bölgelerine ulaşım bağlantıları da uzun vadeli kent planlaması açısından ele alınması gereken konular arasında bulunuyor. Bursa Ovası için koruma çağrısı Sanayi ve konut alanlarının genişlemesiyle birlikte Bursa Ovası üzerindeki yapılaşma baskısı da yeniden gündemde. Tarım topraklarının korunmasının yalnızca tarımsal üretim açısından değil, gıda güvenliği, su kaynakları ve çevresel sürdürülebilirlik açısından da stratejik öneme sahip olduğu belirtiliyor. Bursa’nın büyüme ihtiyacı ile tarım alanlarının korunması arasında uzun vadeli bir denge kurulması gerektiği vurgulanıyor. Çataltepe’de esnafın beklentisi sürüyor Kent gündeminin bir diğer önemli dosyası ise Çataltepe Sanayi Sitesi Projesi. Yıllardır tamamlanmayı bekleyen projenin, yalnızca bir sanayi yatırımı değil, Bursa esnafının üretim kapasitesi, istihdam ve kent ekonomisi açısından da önemli olduğu değerlendiriliyor. Projenin geleceğine ilişkin net takvim, finansman modeli ve uygulama sürecinin kamuoyuyla açık biçimde paylaşılması gerektiği yönündeki beklenti sürüyor. Su kaynakları ve çevre gündemde İklim değişikliği ve kuraklıkla birlikte Bursa’nın su kaynaklarının korunması da uzun vadeli kent planlamasının başlıkları arasında gösteriliyor. İçme suyu, tarım ve sanayinin ihtiyaçlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilirken, hava kalitesi, sanayi kaynaklı emisyonlar, atık yönetimi ve su kirliliği gibi çevre sorunlarının da ölçülebilir veriler üzerinden ele alınması gerektiği ifade ediliyor. Gençler ve sosyal yaşam da gündemde Bursa'nın güçlü sanayi bölgelerinin güçleri için önemli bir istihdam potansiyeli oluşturulabilirken, gelecekteki sektörlere yönelik eğitim ve istihdam hizmetlerinin yeniden yapılandırılması kaydediliyor. Yapay zeka, ileri imalat, elektrikli araçlar, robotik ve yeşil dönüşüm gibi esnekliklere yönelik yeni fırsatlar yaratılabilirken, artan kira ve yaşam maliyetlerinde kent politikalarının önemli bir parçası olması gerektiği vurgulanıyor. “Kent Karnesi” Bursa'nın son 25 yıllık gelişim verilerinin üzerinden değerlendirilmesi de dikkat çekiyor. Bu gücün ulaşım yatırımlarından dönüşümüne, yeşil bölgelerin sanayi bölgelerine, su kaynaklarından sosyal desteklerine kadar pek çok liderliğin yıllara göre karşılaştırılabileceği bir “Bursa Kent Karnesi”nin hazırlanması öneriliyor. Projenin başlangıç ​​tarihi, bütçesi, bütçesi, sorumlu kurumunun ortaya çıkması ve kamuoyuna açık şekilde ortaya konulmasının, kent yönetimindeki hesap verebilirliğinin güçlendirilebileceği ifade ediliyor. Bursa siyasetinin ilk 10 başlığı önümüzdeki dönemde nüfusun siyasi birimlerinde; Deprem ve yapı politikası Kentsel dönüşüm Ulaşım ve toplu taşıma Bursa Ovası'nın korunması Su hedefinin Çevre ve hava kalitesi Kaçak yapılaşmayla mücadele Çataltepe Projesi Sosyal politikalar ve yaşam maliyeti Genç istihdamı ve yeni nesil üretim hikayelerinin daha fazla tartışılması bekleniyor. Bursa siyasetinde yaşanan dönemdeki temel tartışmanın yalnızca siyasi aktörlerin hangi partide yer aldığı üzerinden değil, kentin gelecek yıllarına ilişkin somut politikaların üzerinden gösterilmesi bekleniyor. Kentteki tartışmanın yönünü değiştirecek asıl unsurun ise yeni siyasi söylemlerden çok ölçülebilir hedefler, uygulanabilir projeler ve şeffaf bir kent yönetimi anlayışı değerlendiriliyor. Bursa'nın ekonomik temel sorusu artık yalnızca siyasi dengelerin nasıl değişeceği değil; Kent gelecek 25 yılın nasıl planlanacak.

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Çevre ve İklim Değişikliği Uyarısı: “Doğanın İhtiyaçlarını Görmezden Gelemeyiz” Haber

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Çevre ve İklim Değişikliği Uyarısı: “Doğanın İhtiyaçlarını Görmezden Gelemeyiz”

Aşırı Yaz Sıcaklıkları Ekosistemi Tehdit Ediyor DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, son yıllarda aşırı derecede artan artış aşırı sıcaklıkların doğa üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat ederek çevre bilincinin yayılması ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunda daha kararlı adımların atılması gerektiğini vurguladı. “Doğanın İhtiyaçları” başlıklı değerlendirmesinde yaz aylarında yaşanan sıcak hava dalgalarının yalnızca insan sorunları değil, tüm canlıları ve doğal yaşamı tehdit ettiğini Genişler, özellikle su kaynakları, ormanlar, tarım alanları ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki risklere dikkat çekti. Küresel İklim Değişikliği Yaz Aylarını Daha Tehlikeli Hale Getiriyor Dünya çapında olduğu gibi Türkiye'de de yaz aylarında sıcaklıkların her geçen yıl daha yüksek seviyelere yayılmasını sağlayan Recep Genişler, küresel iklim sıcaklıklarının etkilerinin artık günlük yaşamda net şekilde hissedildiğini ifade etti. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıkların yalnızca geçici bir hava olayı olmadığını söyleyen Genişler, bu durumun doğal dengeyi doğrudan olumsuz bir şekilde etkilediğini kaydetti. Yaz mevsiminin normal koşullarının dengelenebildiği, yönetimin yoğunlaştığı ve insanların açık alanlarda daha fazla zaman geçirdiği bir dönem olduğunu söyleyen Genişler, son yıllarda yaşanan aşırı sıcaklıkların bu olumlu tabloyu çevirmeye gittiğini söyledi. Su Kaynaklarında Kritik Azalma Yaşanıyor Aşırı sıcakların en önemli sonuçlarından birinin su kaynağında meydana gelen kayıplara dikkat ederek Genişler, göller, akarsular, barajlar ve yer altı su rezervlerinde ciddi enerji azalmasının arttığını belirtti. Hava sıcaklığının yükselmesiyle birlikte buharlaşmanın hızlanmasını ifade eden Genişler, özellikle yaz aylarında artan yönetim sulama ihtiyacının mevcut kaynakların üzerindeki baskıyı daha da artırdığını söyledi. Sudaki kayıplarda yalnızca insanların enerjileri değil, su ekosistemlerinde yaşayan balıklar, amfibiler ve diğer canlı türlerinin de tehdit altında olduğu vurgulandı. Uzmanların kuraklık riskine karşı sık sık uyarılarda bulunduğunu hatırlatan Genişler, Tasarruf suyunun artık bireysel bir tercih değil, toplumsal bir kişi haline geldiğini ifade etti. Orman Yangınları Doğal Yaşamı Yok Ediyor Yüksek sıcaklıklar ve düşük nem oranlarının yaz aylarında orman yangınlarının istatistiksel nedenleri arasında yer değiştirdiğini söyleyen Recep Genişler, Türkiye'nin özellikle Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde son yıllarda çok sayıda büyük yangınla karşı karşıya kalamayacağını söyledi. Kuruyan bitki örtüsünün en küçük bir kılavuzla bile tutuşabildiğini belirten Genişler, yangınların yalnızca ağaçları değil, tüm ekosistemi yok olduğunu dile getirdi. Ormanın büyümesinin dokunuşu Genişletenler şunları kaydetti: yetişen hektarlık orman alanı yok oluyor. Yüzlerce canlı türde yaşam sınırına erişebilirsiniz. Toprak değişimi azalıyor. Atmosfere büyük miktarda karbon salınıyor. Erozyon riski artıyor. Ekolojik denge uzun yıllar boyunca onarılamayacak zararlar görülüyor. Yangınların ardından ortaya çıkan tahribatın yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri de devamını ifade eden Genişler, ormanların korunmasının iklim değişimiyle mücadelede hayati önem taşıdığını vurguladı. Bitki Örtüsü ve Tarım Alanları Risk Altında Aşırı sıcaklıkların doğal bitki örtüsü üzerinde de ciddi olumsuz etkilerin büyüyerek genişlediğini, yüksek sıcaklık ve yetersiz yağış nedeniyle birçok bitki örtüsünün bozulmasını sağladığını söyledi. Fotosentez faaliyetlerinin yavaşlamasıyla birlikte bitkilerin gelişiminin olumsuz etkilendiğini belirten Genişler, bazı türlerin tamamen kuruyarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Kuraklık nedeniyle; Çayır ve meralar verimsizleşiyor, Tarımsal ürünlerde verim kaybı yaşanıyor, Doğal bitki çeşitliliği azalıyor, Toprak yüzeyi çıplaklaşarak erozyona açık hale geliyor. Tarımsal üretimde yaşanan düşüşlerin gıda güvenliği açısından da önemli riskler oluşturduğunu belirten Genişler, çiftçilerin iklim değişikliğine uyum sağlayacak yeni yöntemlere yönlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yaban Hayatı Sıcak Hava Dalgalarından Olumsuz Etkileniyor Recep Genişler, aşırı sıcakların yalnızca bitkileri değil, hayvan türlerini de doğrudan etkilediğini belirtti. Su kaynaklarının azalması ve besin zincirinde meydana gelen bozulmalar nedeniyle birçok hayvanın yaşam mücadelesi verdiğini ifade etti. Özellikle kuşlar, sürüngenler ve memelilerin sıcak hava dalgalarından ciddi şekilde etkilendiğini söyleyen Genişler, bazı türlerin yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldığını, bazılarının ise yeterli su bulamadığı için hayatını kaybettiğini dile getirdi. Bu durumun biyolojik çeşitliliği tehdit ettiğini vurgulayan Genişler, doğal yaşamın korunmasının çevre politikalarının merkezinde yer alması gerektiğini söyledi. Toprak Verimliliği Düşüyor, Çölleşme Riski Artıyor Toprağın ekosistemin temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Genişler, aşırı sıcaklıkların toprağın nemini hızla kaybetmesine neden olduğunu belirtti. Kuruyan toprakların zamanla sertleştiğini ve verimliliğini yitirdiğini ifade eden Genişler, bitki örtüsünün azalmasının da toprağı koruyan doğal yapıyı zayıflattığını söyledi. Bu süreç sonucunda; Tarımsal üretim azalıyor, Çölleşme riski yükseliyor, Toprak canlılarının yaşam alanları zarar görüyor, Ekosistemlerin sürdürülebilirliği tehlikeye giriyor. Türkiye'nin birçok bölgesinde kuraklık ve çölleşme riskinin giderek arttığını belirten Genişler, toprağın korunmasının geleceğin korunması anlamına geldiğini ifade etti. Hava Kirliliği ve Sağlık Sorunları Artıyor Aşırı sıcaklıkların hava kalitesi üzerinde de olumsuz etkiler oluşturduğunu belirten Genişler, sıcak havalarda atmosferdeki kirletici maddelerin yoğunlaştığını söyledi. Orman yangınlarından kaynaklanan yoğun dumanın da hava kirliliğini artırdığını belirten Genişler, bunun hem insan sağlığını hem de çevreyi tehdit ettiğini kaydetti. Artan hava kirliliğinin bitkilerin gelişimini olumsuz etkilediğini ve ekosistemler üzerinde ek baskılar oluşturduğunu ifade eden Genişler, çevre ve halk sağlığı politikalarının birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. İklim Değişikliği Kısır Döngüye Dönüşüyor Aşırı sıcaklıkların hem iklim değişikliğinin sonucu hem de bu süreci hızlandıran bir etken olduğunu söyleyen Genişler, orman yangınları ve kuraklık nedeniyle doğal karbon yutaklarının zarar gördüğünü belirtti. Atmosfere daha fazla sera gazı salımının küresel ısınmayı artırdığını ifade eden Genişler, bunun da daha sık ve daha şiddetli sıcak hava dalgalarına yol açtığını söyledi. “İklim değişimi ve aşırı sıcaklıklar arasında değişen besleyen olumsuz bir döngü oluşuyor. Bu döngünün kırılması için yerel, ulusal ve küresel ölçekte güçlü çevre politikalarına ihtiyaç vardır” dedi. Çözüm İçin Ortak Mücadele Çağrısı Recep Genişler, doğanın korunması için bireylerden kamu kişilere kadar herkesin sorumluluğunun üstlenmesinde belirtilen alınabilecek önlemleri şu şekilde sıraladı: Su kaynakları tasarruflu kullanılmalı. Orman yangınlarına karşı toplumsal olarak artırılmalı. Ağaçlandırma çalışmaları yaygınlaştırılmalıdır. Yenilenebilir enerji yatırımları desteklenmeli. Doğal korumasına parlaklık verilmeli. Modern ve tasarruflu sistem kullanımı. Karbon salınımını azaltacak çevreci politikalar uygulanmalı. İklim değişimiyle mücadelede uluslararası iş birlikleri güçlendirilmeli. “Doğayı Korumak Geleceği Korumaktır” Açıklamanın sonunda çevre bereketinde bulunan DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, doğanın korunmasının yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de sorumluluğu olduğunu belirtti. Genişletme, orman yangınlarının patlaması, biyolojik çeşitliliğin zarar görmesi ve toprak bozulmasının kopması gibi sorunlar artık gelecekten değil, bugünün gerçeğidir.

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Çevre ve Doğa Vurgusu Haber

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Çevre ve Doğa Vurgusu

“Doğada Mutlu Olurken, Doğaya Ne Kattık?” DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, çevre bilinci, doğa sevgisi ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya incelemesi konusunda dikkatli bir şekilde özetlenmiş bir özet bulundu. Genişler, insanların doğanın sunduğu nimetlerden sürekli faydalandığını ancak aynı hassasiyeti doğayı koruma konusunda göstermediğini belirterek, “Doğada huzur buluyoruz ama doğaya ne veriyoruz?” artık herkes tarafından ciddi şekilde düşünülmesi gerektiğini söyledi. Recep Genişler açıklamasında, doğanın yalnızca insanların dinlenme alanı değil; yaşam kaynağı olduğunu vurgulayarak çevre kirliliğini, orman yangınlarını, plansız yapılaşma ve bilinçsiz tüketimin gizliliğini tehdit ettiğine dikkat çekti. “Doğa İnsanlığın Ortak Mirasıdır” Doğanın insan yaşamı için vazgeçilmez olduğuna dikkat etmek Genişler, temiz hava, su kaynakları, ormanlar ve verimli toprakların sadece bugünün değil gelecek nesillerin de yaşam garantisi olduğunu ifade etti. Genişletmelerin açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “İnsanlık tarih boyunca doğanın sunduğu güzelliklerden faydalandı. Ormanlarda huzur bulduk, denizlerde serinledik, topraktan beslenip hayatımızı sürdürdük. Ancak bugün geldiğimiz noktada doğaya verdiğimiz zarar, aldığımız faydanın çok önüne geçmiş durumda. Doğa yalnızca tüketilecek bir kaynak değil, korunması gereken ortak mirastır.” “Şehir Hayatından Kaçıyoruz Ama Doğayı Kirletiyoruz” Modern yaşamın yoğun temposundan uzaklaşmak isteyen insanların doğal alanlara yöneldiğini belirten Recep Genişler, özellikle hafta sonları piknik alanları, sahiller ve ormanlık bölgelerde ciddi çevre kirliliği oluştuğunu söyledi. Doğanın insan psikolojisi üzerindeki olumlu etkilerine değinen Genişler: “İnsanlar doğada nefes alıyor, stres atıyor, ruhsal olarak yenileniyor. Ancak ne yazık ki birçok kişi arkasında plastik şişeler, cam atıklar, poşetler ve sigara izmaritleri bırakıyor. Huzur bulduğumuz alanları kendi ellerimizle kirletiyoruz. Bu anlayışın değişmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı. “Orman Yangınları Geleceğimizi Yakıyor” Türkiye’nin son yıllarda büyük orman yangınlarıyla mücadele ettiğini hatırlatan DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, ihmalkârlığın telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açtığını belirtti. Özellikle söndürülmeyen mangal ateşleri, cam kırıkları ve dikkatsiz davranışların büyük felaketlere neden olduğunu söyleyen Genişler şöyle konuştu: “Yanan sadece ağaçlar değil; milyonlarca canlının yaşam alanı, ülkemizin oksijen kaynağı ve geleceğimizdir. Her yıl binlerce hektar orman alanı yok oluyor. Bu sadece çevre sorunu değil, aynı zamanda ekonomik ve insani bir felakettir.” “Su Kaynakları Alarm Veriyor” Recep Genişler açıklamasında su kaynaklarının korunmasının hayati önem taşıdığına da dikkat çekti. Sanayi atıkları, bilinçsiz kullanım ve çevre kirliliğinin göller, nehirler ve denizler üzerinde büyük tahribat oluşturduğunu belirten Genişler, temiz suyun geleceğin en stratejik kaynaklarından biri olduğunu söyledi. “Bugün suyu hoyratça tüketirsek yarın çocuklarımız temiz suya ulaşmakta zorlanacak. Su tasarrufu artık bireysel tercih değil toplumsal sorumluluktur.” dedi. “Plansız Yapılaşma Doğal Yaşamı Yok Ediyor” Yeşil alanların hızla azalmasının iklim değişikliğini hızlandırdığına dikkat çeken Genişler, kontrolsüz yapılaşmanın yalnızca doğayı değil canlı yaşamını da tehdit ettiğini belirtti. Birçok hayvan türünün yaşam alanlarını kaybettiğini ifade eden Genişler: “Doğayı yok ettiğimizde aslında yaşam zincirini bozuyoruz. İnsan doğanın sahibi değil, bir parçasıdır. Doğal denge bozulduğunda bunun bedelini tüm insanlık ödüyor.” şeklinde konuştu. “Çevreyi Korumak Sadece Devletin Değil Herkesin Görevidir” Çevre bilincinin küçük yaşlardan itibaren topluma kazandırılması gerektiğini vurgulayan Recep Genişler, çevre koruma konusunda herkesin sorumluluk alması gerektiğini söyledi. Genişler açıklamasında şu çağrılarda bulundu: Çöpler doğaya değil geri dönüşüm programına atılmalı, Plastik tüketimi azaltılmalı, Ağaçlandırma özelliği destek verilmeli, Su ve enerji tasarrufu yapılmalı, Geri dönüşüm kültürü yaygınlaştırılmalı, Çocuklara çevre bilinci kazandırılmalı. “Doğa Bize Ait Değil, Biz Doğanın Bir Parçasıyız” Açıklamasının sonunda güçlü mesajları veren DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, çevrenin özgürleşmesinin artık ertelenemez bir şekilde olduğunu ifade etti. "Bugün doğaya zarar her zarar, yarının yaşam koşulları değişiyor. Temiz hava, temiz su ve yeşil alanlar tükenirse insanlığın geleceği de tehlikeye girer. Küçük gibi görünen çevreci davranışlar büyük değişimlerin başlangıcı olabilir. Doğa bize ait değil, biz doğanın bir parçasıyız. Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünyanın herkesin ortak sorumluluğudur." sözleriyle açıklamasını tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.