Hava Durumu

#Sosyal Medya

- Sosyal Medya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Medya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eczacı Melike Şahin Kozaş'tan Bursa'da Kozmetik Güvenliği Uyarısı: "Cilt Sağlığında Bilimsel Yaklaşım ve Güvenilir Ürün Kullanımı Hayati Önem Taşıyor" Haber

Eczacı Melike Şahin Kozaş'tan Bursa'da Kozmetik Güvenliği Uyarısı: "Cilt Sağlığında Bilimsel Yaklaşım ve Güvenilir Ürün Kullanımı Hayati Önem Taşıyor"

BURSA – Günümüzde sosyal medya etkisi, internet üzerinden kontrolsüz kozmetik ürün satışları ve yetkisiz uygulama merkezlerinin artması, cilt sağlığını tehdit eden önemli riskleri de beraberinde getiriyor. Akne, cilt lekeleri, kırışıklıklar, cilt sarkmaları, yanlış estetik uygulamalar ve sahte kozmetik ürünlerden kaynaklanan mağduriyetler her geçen gün artarken, uzmanlar vatandaşların yalnızca bilimsel temelli tedavilere ve güvenilir sağlık kuruluşlarına başvurması gerektiğini vurguluyor. Kozmetik bilimi alanındaki akademik çalışmalarıyla dikkat çeken Eczacı Melike Şahin Kozaş, cilt sağlığının yalnızca estetik bir konu olmadığını, aynı zamanda halk sağlığını doğrudan ilgilendiren önemli bir alan olduğunu belirterek, özellikle Bursa'da yaşayan vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Akademik Birikimini Kozmetik Bilimiyle Birleştiriyor Eczacı Melike Şahin Kozaş, 2008-2014 yılları arasında Semmelweis Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nde eğitimini tamamladıktan sonra, kozmetik alanındaki uzmanlığını geliştirmek amacıyla Yeditepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Kozmetoloji Yüksek Lisans Programı'nda (2014-2016) lisansüstü eğitim aldı. Eczacılık eğitiminin sağladığı farmasötik bilgi birikimini kozmetoloji alanındaki akademik uzmanlığıyla birleştiren Kozaş, kozmetik ürünlerin içerik güvenliği, etkin hammaddeler, doğru formülasyon ve bilimsel cilt bakım uygulamaları üzerine çalışmalar yürütmektedir. Kozmetik Sorunlar Her Yaş Grubunu Etkiliyor Uzmanlara göre günümüzde en sık karşılaşılan kozmetik sorunlar arasında; Akne ve akne izleri, Güneş lekeleri ve hiperpigmentasyon, Cilt elastikiyetinin azalması, Erken yaşlanma belirtileri, Siyah nokta ve geniş gözenek problemleri, Cilt sarkmaları, Hatalı estetik uygulamalara bağlı deformasyonlar, Sahte veya merdiven altı kozmetik ürünlerin neden olduğu alerjik reaksiyonlar, Kimyasal yanıklar ve kalıcı cilt hasarları yer alıyor. Özellikle internet üzerinden satılan kaynağı belirsiz kozmetik ürünlerin kullanımının son yıllarda ciddi sağlık sorunlarına yol açtığına dikkat çekiliyor. Bilimsel Teşhis Tedavinin İlk Basamağı Eczacı Melike Şahin Kozaş, kozmetik problemlerin her bireyde farklı nedenlerden kaynaklanabileceğini belirterek şu değerlendirmede bulunuyor: "Ciltte görülen aynı belirti her zaman aynı hastalık anlamına gelmez. Hormonal bozukluklar, alerjik reaksiyonlar, yanlış kozmetik kullanımı, çevresel faktörler veya sistemik hastalıklar benzer belirtiler oluşturabilir. Bu nedenle sosyal medyada önerilen ürünler yerine dermatolojik değerlendirme sonrasında kişiye özel tedavi planlanmalıdır." Kozaş'a göre doğru teşhis konulmadan yapılan bilinçsiz uygulamalar, mevcut cilt problemlerini daha da ağırlaştırabiliyor. Medikal Estetikte Güvenilir Merkezlerin Önemi Uzman kontrolünde gerçekleştirilen medikal estetik uygulamalar, cilt sağlığının korunması ve yaşlanma belirtilerinin azaltılmasında önemli rol oynuyor. Bursa'da uzman dermatologlar ve medikal estetik hekimleri tarafından uygulanan tedaviler arasında; Botulinum toksin uygulamaları, Dermal dolgu işlemleri, PRP (Platelet Rich Plasma), Dermapen (mikroiğneleme), Karbon peeling, Fraksiyonel lazer uygulamaları, Cilt yenileme protokolleri, Mezoterapi, Ozon destekli uygulamalar, Medikal cilt bakım protokolleri bulunuyor. Bu yöntemlerin yalnızca uygun endikasyonlarda, steril koşullarda ve yetkili sağlık profesyonelleri tarafından uygulanması gerektiği belirtiliyor. Kaliteli Hammadde Kullanımı Sağlıklı Kozmetiğin Temeli Kozmetik sektöründe son yıllarda "doğal", "organik" ve "temiz içerik" kavramlarına yönelik ilginin arttığını ifade eden Kozaş, özellikle kendi kozmetik ürünlerini hazırlamak isteyen tüketicilerin güvenilir hammadde kullanımına dikkat etmesi gerektiğini vurguluyor. Şeffaf içerik bilgisi sunan, analiz belgeleri bulunan ve ilgili mevzuata uygun şekilde faaliyet gösteren tedarikçilerden temin edilen hammaddelerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Kozaş, merdiven altı üretim yapan işletmelerden alınan içeriklerin ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğini ifade ediyor. Uzmanlara göre sahte kozmetik ürünlerde; Ağır metaller, Yasaklı koruyucu maddeler, Steroid türevleri, Uygun olmayan boya maddeleri, Mikrobiyolojik kontaminasyon riski bulunabiliyor. Bu durum uzun vadede egzama, kontakt dermatit, pigment bozuklukları ve kalıcı cilt hasarlarına neden olabiliyor. Bursa'nın Aromatik Bitki Potansiyeli Kozmetik Sektörüne Katkı Sağlıyor Bursa'da geliştirilen tıbbi ve aromatik bitki projeleri sayesinde lavanta, kekik, adaçayı, biberiye gibi bitkilerden elde edilen hidrosoller ve uçucu yağlar kozmetik sektöründe değerlendiriliyor. Uzmanlar, doğal içerikli ürünlerin destekleyici bakım amacıyla kullanılabileceğini ancak bu ürünlerin de doğru konsantrasyonlarda hazırlanması ve bilinçsiz şekilde uygulanmaması gerektiğini belirtiyor. Özellikle uçucu yağların doğrudan cilde uygulanmasının tahriş ve alerjik reaksiyon riskini artırabileceği ifade ediliyor. Sahte Kozmetik Ürünler Büyük Risk Oluşturuyor Son yıllarda internet üzerinden satılan sahte kozmetik ürünlerin sayısında önemli artış yaşandığına dikkat çeken uzmanlar, tüketicilerin yalnızca güvenilir satış kanallarını tercih etmeleri gerektiğini söylüyor. Ambalajı taklit edilen veya içeriği değiştirilen ürünler; Cilt yanıkları, Kalıcı lekeler, Alerjik reaksiyonlar, Kimyasal tahriş, Enfeksiyonlar, Göz hasarları, Sistemik toksik etkilere kadar uzanabilen ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Yetkisiz Uygulamalar Hukuki Süreç Doğurabiliyor Uzmanlar, güzellik merkezlerinde gerçekleştirilen yetkisiz tıbbi işlemler ile hijyen kurallarına aykırı uygulamaların hem sağlık hem de hukuk açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. Vatandaşların sahte kozmetik ürünleri, hijyen eksiklikleri veya hatalı uygulamalar nedeniyle mağdur olmaları halinde; Sağlık Bakanlığı'nın ilgili bildirim kanallarına başvurabilecekleri, Gerekli sağlık raporlarını alabilecekleri, Fotoğraf ve belgeyle süreci kayıt altına alabilecekleri, Tüketici ve hukuki başvuru yollarını kullanabilecekleri ifade ediliyor. Bilimsel Yaklaşım Cilt Sağlığının Vazgeçilmez Unsuru Eczacı Melike Şahin Kozaş, kozmetik alanındaki gelişmelerin bilimsel araştırmalar ışığında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, bilinçsiz ürün kullanımının ve yetkisiz uygulamaların ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini vurguluyor. Kozaş, "Cilt sağlığı kısa vadeli estetik kaygılarla değil, bilimsel veriler doğrultusunda planlanan, kişiye özel ve güvenilir uygulamalarla korunmalıdır. Doğru teşhis, kaliteli hammadde, güvenilir ürün ve uzman kontrolü sağlıklı sonuçların temelini oluşturur." değerlendirmesinde bulunuyor. Uzmanlar, vatandaşların kozmetik uygulamalarda yalnızca yetkili sağlık profesyonellerine danışmalarını, Sağlık Bakanlığı mevzuatına uygun faaliyet gösteren merkezleri tercih etmelerini ve kaynağı belirsiz ürünlerden uzak durmalarını öneriyor.

Avukat Cüneyt Bülent Şeker'den "Topuk Kanı Davaları" Konusunda Uyarılar: "Hiç Kimse Bu Davaların Sonucunu Garanti Edemez" Haber

Avukat Cüneyt Bülent Şeker'den "Topuk Kanı Davaları" Konusunda Uyarılar: "Hiç Kimse Bu Davaların Sonucunu Garanti Edemez"

Topuk kanı uygulamasına ilişkin açılan davalarda ailelere hukuki destek verdiğini belirten Avukat Cüneyt Bülent Şeker, sosyal medya üzerinden yaptığı kapsamlı açıklamada hem vatandaşlara hem de meslektaşlarına önemli uyarılarda bulundu. Şeker, özellikle bu alanda "garantili sonuç" vaadiyle para talep eden kişi ve gruplara karşı dikkatli olunması gerektiğini savunurken, ücretsiz olarak paylaştığı dilekçelerin ticari amaçlarla satıldığını öne sürdü. "Garanti Sonuç" Vaadine Tepki Avukat Cüneyt Bülent Şeker, kamuoyunda "topuk kanı davaları" olarak bilinen hukuki süreçlerde bazı kişi veya grupların, belirli isimleri veya hareketleri referans göstererek davaları kesin olarak kazanabileceklerini iddia ettiğini belirtti. Şeker, vatandaşlardan bu tür söylemlere itibar etmemelerini isteyerek, hiçbir hukukçunun dava sonucunu garanti edemeyeceğini ifade etti. Kendisinin de bugüne kadar çok sayıda olumlu karar almasına rağmen hiçbir müvekkiline kesin başarı vaadinde bulunmadığını belirten Şeker, "Bu davalarda size garanti veren kişi doğru söylemiyordur ve sizi yanıltıyordur." görüşünü dile getirdi. "Ücretsiz Dilekçeler Satılıyor" İddiası Açıklamasında hazırladığı dilekçe örneklerinin tamamen ücretsiz olduğunu belirten Şeker, bu belgelerin Gıda Hareketi internet sitesinde kamuoyunun erişimine açık şekilde yayımlandığını söyledi. Bazı kişilerin söz konusu dilekçelerin yalnızca üst kısmındaki kimlik bilgilerini değiştirip özetleyerek ücret karşılığında vatandaşlara sattığını iddia eden Şeker, ailelerin bu tür girişimlere karşı dikkatli olmaları gerektiğini ifade etti. "Bu Davalar Sadece Dilekçe Meselesi Değil" Şeker'e göre topuk kanı davalarının yalnızca temel hukuki argümanlardan ibaret olmadığına dikkat çekildi. Açıklamasında, davalarda esas hukuk kadar usul hukukunun da belirleyici olduğunu savunan Şeker, her mahkemenin ve her hakimin farklı usul değerlendirmeleri yapabildiğini, bu nedenle standart bir dilekçeyle tüm davaların yürütülemeyeceğini öne sürdü. Şeker, verilen ilk derece mahkemesi kararlarına göre istinaf başvurularının da farklı şekilde hazırlanması gerektiğini belirterek, her dosyanın kendine özgü hukuki değerlendirme gerektirdiğini ifade etti. "Davaların Avukat Aracılığıyla Takip Edilmesi Faydalı Olabilir" Vatandaşlara mümkün olması halinde davalarını bir avukat aracılığıyla takip etmelerini tavsiye eden Şeker, dosyada resmi olarak görev yapan bir avukatın bulunmasının hem mahkemelerin hem de kolluk kuvvetlerinin sürece daha dikkatli yaklaşmasını sağlayabileceğini savundu. Şeker ayrıca, telefonla kendisini avukat olarak tanıtan kişilere de hemen güvenilmemesi gerektiğini belirterek, avukatın kayıtlı olduğu barodan kimlik ve iletişim bilgilerinin doğrulanmasını önerdi. Bu konuda sahtecilik girişimlerine ilişkin duyumlar aldığını da iddia eden Şeker, vatandaşların yalnızca barolar tarafından doğrulanmış iletişim bilgileri üzerinden avukatlarla görüşmelerinin daha güvenli olacağını ifade etti. "Zor Kullanılması Durumunda Avukatın Müdahalesi Hayati Önem Taşıyor" Açıklamasında özellikle kolluk kuvvetlerinin devreye girdiği durumlara da değinen Şeker, zor kullanılarak topuk kanı, test veya benzeri sağlık uygulamalarının yaptırılmaya çalışılması halinde avukat desteğinin kritik öneme sahip olduğunu ileri sürdü. Bu tür süreçlerde yalnızca hazır dilekçelerle sonuca ulaşılamayacağını savunan Şeker, hukuki müdahalenin olayın gelişimine göre yürütülmesi gerektiğini ifade etti. "Usul Hukuku Sürekli Değişen Bir Alan" Şeker, uygulamada mahkemelerin farklı kararlar verebildiğini, idarenin de zaman içerisinde yeni yöntemler geliştirdiğini öne sürdü. Kendi değerlendirmesine göre hukuki süreçlerde geliştirilen yeni usul çözümlerine karşı idarenin de farklı uygulamalar geliştirdiğini ifade eden Şeker, bu nedenle hukuki mücadelenin yalnızca standart dilekçeler üzerinden yürütülemeyeceğini savundu. Meslektaşlarına Çağrı Şeker, topuk kanı davalarıyla daha fazla avukatın ilgilenmesi gerektiğini belirterek, bu alandaki hukuki bilgi ve deneyimlerini meslektaşlarıyla paylaşmaya hazır olduğunu açıkladı. Kendisine telefon veya e-posta yoluyla ulaşan avukatlara elindeki bilgi ve belgeleri aktardığını ifade eden Şeker, bu alanda hukukçuların çoğalmasının vatandaşların hukuki haklarının korunmasına katkı sağlayacağını dile getirdi. "Davalar Hukuk ve Adalet İlkelerine Göre Yürütülmüyor" İddiası Şeker, açıklamasında davaların yürütülme biçimine ilişkin eleştiriler de yöneltti. Bazı yargı mensuplarının vicdani kanaatleri doğrultusunda karar vermeye çalıştığını ifade eden Şeker, buna karşın birçok hakimin üst mahkemelerin kararları veya sistem baskısı nedeniyle farklı hareket ettiğini iddia etti. Ayrıca bazı hakimlerin ailelere karşı suçlu muamelesi yaptığını, kolluk kuvvetlerini ailelerin adreslerine yönlendiren kararlar verdiğini öne süren Şeker, bu uygulamaları sert ifadelerle eleştirdi. "Lehe Kararlar Çoğunlukla Usul Hatalarından Kaynaklanıyor" Şeker'in değerlendirmesine göre olumlu sonuçlanan kararların önemli bir kısmı davanın esasından değil, usul eksikliklerinden kaynaklanıyor. Özellikle ailelerin yeterince dinlenmemesi, idarenin eski genelgelerine dayanılması veya çocuğun doğumundan sonra geçen süre gibi hususların istinaf mahkemelerince dikkate alınabildiğini ifade eden Şeker, bu tür bozma kararlarının zaman kazandırması bakımından önemli olduğunu söyledi. Kamuoyu Oluşturulması Çağrısı Açıklamasının sonunda çözüm önerilerine de yer veren Şeker, kalıcı değişimin yalnızca mahkeme salonlarında değil, kamuoyu nezdinde de yürütülecek çalışmalarla mümkün olacağını savundu. Şeker, yaşadıkları süreci kamuoyuyla paylaşan ailelerin, açıklama yapan hukukçuların ve sağlık çalışanlarının katkısıyla toplumsal farkındalığın artabileceğini ifade ederek, basın ve sosyal medyada mağduriyetlerin görünür hale gelmesinin önemli olduğunu dile getirdi. Tartışmalar Sürüyor Topuk kanı uygulaması ve bu uygulamaya yönelik açılan davalar son dönemde kamuoyunda farklı görüşlerin dile getirildiği başlıklar arasında yer almayı sürdürüyor. Bir tarafta uygulamanın çocuk sağlığının korunması açısından önem taşıdığını savunan görüşler bulunurken, diğer tarafta uygulamaya hukuki gerekçelerle itiraz eden aileler ve hukukçular da çeşitli davalar açmaya devam ediyor. Avukat Cüneyt Bülent Şeker'in son açıklamaları da bu tartışmalar kapsamında, özellikle hukuki süreçlerin nasıl yürütülmesi gerektiği ve vatandaşların dolandırıcılık iddialarına karşı dikkatli olması gerektiği yönündeki değerlendirmeleriyle gündeme geldi.

Zafer Partisi Nilüfer İlçe Teşkilatı’ndan Önemli Panel: “Akran Zorbalığına Sosyolojik Temelde Bakış ve Başvurulabilecek Hukuki Yollar” Haber

Zafer Partisi Nilüfer İlçe Teşkilatı’ndan Önemli Panel: “Akran Zorbalığına Sosyolojik Temelde Bakış ve Başvurulabilecek Hukuki Yollar”

BURSA – Son yıllarda özellikle çocuklar ve gençler arasında giderek artan akran zorbalığı vakaları, eğitimcilerden ailelere, hukukçulardan sosyal bilimcilere kadar toplumun tüm kesimlerini yakından ilgilendiren önemli bir sorun haline gelirken, Zafer Partisi Nilüfer İlçe Teşkilatı tarafından düzenlenen anlamlı bir panelde konu çok yönlü olarak ele alındı. Zafer Partisi Nilüfer İlçe Teşkilatı tarafından gerçekleştirilen 7. Kadın Buluşması kapsamında düzenlenen “Akran Zorbalığına Sosyolojik Temelde Bakış ve Başvurulabilecek Hukuki Yollar” başlıklı panel, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programda akran zorbalığının nedenleri, bireyler üzerindeki psikolojik etkileri, ailelerin ve eğitim kurumlarının sorumlulukları ile mağdurların başvurabileceği hukuki yollar detaylı şekilde değerlendirildi. Etkinliğin ev sahipliğini yapan Zafer Partisi Nilüfer İlçe Başkanı Işıl Esgin, günümüzde çocuklar ve gençler arasında yaşanan akran zorbalığının yalnızca okul sınırları içerisinde kalan bir problem olmadığını, sosyal medya ve dijital platformların etkisiyle çok daha geniş bir boyuta ulaştığını belirterek bu konuda toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğine dikkat çekti. Çocukların ve Gençlerin Geleceğini Etkileyen Sorun Panelde yapılan değerlendirmelerde, akran zorbalığının yalnızca fiziksel şiddetle sınırlı olmadığı; psikolojik baskı, dışlama, hakaret, tehdit, sosyal izolasyon ve dijital ortamda gerçekleştirilen siber zorbalık gibi farklı şekillerde ortaya çıkabildiği vurgulandı. Uzmanlar, zorbalığa maruz kalan çocukların özgüven kaybı, akademik başarısızlık, kaygı bozukluğu, depresyon ve sosyal hayattan uzaklaşma gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabildiğini ifade ederken, erken müdahalenin ve bilinçli yaklaşımın büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Hukuki Haklar ve Başvuru Yolları Anlatıldı Programın konuşmacıları arasında yer alan Avukat Elif Kaleli Acar, akran zorbalığı mağdurlarının ve ailelerinin sahip olduğu hukuki haklar konusunda kapsamlı bilgiler verdi. Özellikle okul ortamlarında yaşanan olaylarda idari süreçler, hukuki başvuru mekanizmaları ve mağdur çocukların korunmasına yönelik yasal düzenlemeler hakkında katılımcılar bilgilendirildi. Acar, zorbalık olaylarının çoğu zaman “çocuklar arasında yaşanan sıradan anlaşmazlıklar” olarak değerlendirilmesinin yanlış olduğuna dikkat çekerek, bazı vakaların ciddi psikolojik ve hukuki sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Sosyolojik Boyutu Ele Alındı Panelde konuşan Genel Merkez Eğitim Komisyonu Sorumlusu Prof. Dr. Sibel Taş ise akran zorbalığının yalnızca bireysel davranışlardan kaynaklanan bir problem olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Taş, aile yapısı, sosyal çevre, eğitim sistemi, dijital medya kullanımı ve toplumsal değerlerin çocukların davranış biçimleri üzerindeki etkilerine değinerek, sorunun sosyolojik boyutunun göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Toplumda empati kültürünün güçlendirilmesi, çocukların sağlıklı iletişim becerileri kazanması ve ailelerin bilinçlendirilmesinin akran zorbalığıyla mücadelede kritik öneme sahip olduğu vurgulandı. Kadınların ve Sivil Toplumun Rolü Vurgulandı Programda ayrıca çocukların güvenli bir sosyal çevrede büyümesinde annelerin, kadınların ve sivil toplum kuruluşlarının üstlendiği role dikkat çekildi. Katılımcılar, ailelerin çocuklarıyla daha güçlü iletişim kurmasının ve okullarla iş birliği içerisinde hareket etmesinin önemine işaret etti. Toplantının organizasyonunda görev alan Zafer Partisi Nilüfer Kadın Komisyonu ile Bal-Göç Kadın Komisyonu'nun çalışmaları da katılımcılar tarafından takdirle karşılandı. Işıl Esgin’den Teşekkür Mesajı Etkinlik sonrasında değerlendirmede bulunan Zafer Partisi Nilüfer İlçe Başkanı Işıl Esgin, toplumun geleceği olan çocukların güvenli ve sağlıklı ortamlarda yetişmesinin herkesin ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, programa katkı sunan konuşmacılara ve katılımcılara teşekkür etti. Esgin, “Akran zorbalığı günümüzde ailelerin, eğitimcilerin ve toplumun birlikte mücadele etmesi gereken önemli bir sosyal sorundur. Bu konuda farkındalık oluşturmak, çocuklarımızın yaşadığı sorunları görünür kılmak ve çözüm yollarını konuşmak büyük önem taşıyor. Programımıza katkı sağlayan Avukat Elif Kaleli Acar’a, Genel Merkez Eğitim Komisyonu Sorumlumuz Prof. Dr. Sibel Taş’a, Nilüfer Kadın Komisyonumuza, Bal-Göç Kadın Komisyonu’na ve tüm katılımcılarımıza teşekkür ediyoruz” dedi. Toplumun her kesimini ilgilendiren akran zorbalığı konusunda gerçekleştirilen panel, katılımcıların soruları ve karşılıklı görüş alışverişleriyle sona ererken, çocukların ruhsal ve sosyal gelişimini tehdit eden bu soruna karşı farkındalığın artırılması gerektiği mesajı öne çıktı.

Halil Büyükışıklar’dan Yerel Yönetimlere Sert Eleştiriler: İnegöl ve Bursa Büyükşehir Üzerine Paylaşım Tartışma Yarattı Haber

Halil Büyükışıklar’dan Yerel Yönetimlere Sert Eleştiriler: İnegöl ve Bursa Büyükşehir Üzerine Paylaşım Tartışma Yarattı

BURSA / İNEGÖL – Eski Cumhuriyet Halk Partisi (Cumhuriyet Halk Partisi) ve Demokratik Sol Parti (Demokratik Sol Parti) İnegöl İlçe Başkanı Halil Büyükışıklar, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalarla yerel yönetimlere yönelik dikkat çeken eleştirilerde bulundu. Büyükışıklar’ın paylaşımı, Bursa ve İnegöl siyasetinde geniş yankı uyandırdı. Paylaşımında özellikle Mustafa Bozbey ve İnegöl özelinde yürütülen belediye hizmetleri ve siyasi süreçleri hedef alan Büyükışıklar, altyapı çalışmaları, yol ve kaldırım sorunları ile belediye yönetimleri arasındaki siyasi gerilimlere dikkat çekti. “80 Gündür Gündem Değişti” İddiası Büyükışıklar, paylaşımında Bursa Büyükşehir Belediyesi ile ilgili geçmiş dönemde yapılan altyapı yatırımlarının yeterince gündeme getirilmediğini savunarak, son dönemde ise yol ve kaldırım sorunlarının geri planda bırakıldığını ileri sürdü. Sosyal medya açıklamasında, özellikle İnegöl’de bazı bölgelerde devam eden altyapı ve yol çalışmaları üzerinden eleştirilerde bulunan Büyükışıklar, yerel basının ve bazı siyasi aktörlerin bu konuları artık gündeme taşımadığını iddia etti. Altyapı ve Hizmet Tartışmaları Büyükışıklar, İnegöl’de yürütülen altyapı projelerine de değinerek, geçmişte kısa süre içinde yüksek maliyetli yatırımlar yapıldığını ancak buna rağmen bazı bölgelerde yol ve kaldırım sorunlarının sürdüğünü öne sürdü. Özellikle yağışlı havalarda yaşanan çamur ve ulaşım sıkıntılarını gündeme taşıyan açıklamalar, sosyal medyada farklı yorumlara neden oldu. Paylaşımda, bazı cadde ve kavşaklarda devam eden kazı ve düzenleme çalışmalarına da atıfta bulunularak, vatandaşların günlük yaşamda zorluk yaşadığı ifade edildi. İnegöl Belediye Başkanı’na Eleştiriler Büyükışıklar, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban hakkında da değerlendirmelerde bulunarak, belediyecilik hizmetlerinin yeterliliği konusunda soru işaretleri dile getirdi. Açıklamalarında, yerel yönetimlerin vatandaşların beklentilerini karşılamakta yetersiz kaldığını savundu. Söz konusu ifadeler, özellikle İnegöl’de siyasi tartışmaları yeniden alevlendirirken, belediye yönetimi cephesinden konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılıp yapılmayacağı merak konusu oldu. Siyasi Mesaj ve Geçmiş Görev Vurgusu Halil Büyükışıklar, açıklamasında geçmişte yürüttüğü ilçe başkanlığı görevlerine atıfta bulunarak, yerel yönetimlerle olan geçmiş diyalog süreçlerine de değindi. Açıklamasında, farklı dönemlerde belediyelerle yaşanan iletişim tarzlarını hatırlatarak karşılıklı eleştirilerde bulundu. Siyasi gözlemciler, Büyükışıklar’ın çıkışını “yerel yönetim performansına yönelik sert bir eleştiri” olarak değerlendirirken, paylaşımın hem Bursa Büyükşehir Belediyesi hem de İnegöl Belediyesi ekseninde yeni bir tartışma başlatabileceğini ifade ediyor. Tartışmaların Siyasi Yansımaları Söz konusu açıklamalar, Bursa yerel siyasetinde özellikle altyapı hizmetleri, belediye yatırımları ve kamuoyu iletişimi başlıklarında yeni bir tartışma zemini oluşturdu. Sosyal medyada geniş yankı bulan paylaşım, destek ve eleştirilerin bir arada yer aldığı yorumlara neden oldu. Yerel yönetimlerin önümüzdeki günlerde bu iddialar ve eleştirilerle ilgili nasıl bir açıklama yapacağı ise merakla bekleniyor.

Anahtar Parti Gürsu, ilçenin altyapı sorunlarına dikkat çekti Haber

Anahtar Parti Gürsu, ilçenin altyapı sorunlarına dikkat çekti

Son günlerde ilçemizde gerçekleştirilen bazı çalışmalarla ilgili vatandaşlarımızın sosyal medya üzerinden dile getirdiği eleştirileri dikkatle takip ediyoruz. Bir siyasi parti olarak halkımızın her görüşünü, eleştirisini ve önerisini önemsiyor; bunların yerel yönetimlerin hizmet kalitesini artırması açısından değerli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle yolların durumu, sokaklardaki bozulmalar, yama ve çukur sorunları ile trafik güvenliğini etkileyebilecek düzenlemeler konusunda vatandaşlarımızın ciddi endişeler taşıdığı görülmektedir. İlçemizin çeşitli noktalarında yaşanan altyapı ve ulaşım sorunlarının çözümü için yetkililerin gerekli hassasiyeti göstermesi büyük önem arz etmektedir. Vatandaşlarımızın ifade ettiği gibi, yapılan çalışmaların sadece görsel değil; güvenlik, ulaşım konforu ve şehir estetiği açısından da değerlendirilmesi gerekmektedir. Özellikle trafik kazalarına yol açabilecek uygulamalar konusunda uzman görüşleri doğrultusunda gerekli incelemelerin yapılması ve kamuoyunun şeffaf şekilde bilgilendirilmesi önemlidir. Anahtar Parti Gürsu İlçe Başkanlığı olarak, ilçemizin gelişimine katkı sağlayacak her projeyi desteklediğimizi, ancak vatandaşlarımızın haklı taleplerinin de takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz. Gürsu’nun daha yaşanabilir, daha güvenli ve daha modern bir ilçe olması için halkımızın sesi olmaya devam edeceğiz. Süleyman Ağırman Anahtar Parti Gürsu İlçe Başkanı

BBP’den Sert Açıklama: “Okullara Yönelik Saldırılar Artık Milli Güvenlik Meselesidir” Haber

BBP’den Sert Açıklama: “Okullara Yönelik Saldırılar Artık Milli Güvenlik Meselesidir”

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı, Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırıların ardından kapsamlı bir açıklama yayımlayarak okul güvenliği, dijital tehditler ve caydırıcı cezalar konusunda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Alfatlı, eğitim kurumlarına yönelik saldırıların artık münferit olaylar olmaktan çıktığını belirterek, bunun doğrudan Türkiye’nin geleceğini hedef alan bir milli güvenlik sorunu haline geldiğini ifade etti. “Milletçe Derin Bir Üzüntü Yaşıyoruz” Açıklamasında önceki gün Siverek’te, ardından Kahramanmaraş’ta meydana gelen olayların toplumda derin bir üzüntü yarattığını belirten Alfatlı, çocukların emanet edildiği okullara yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu vurguladı. “Evlatlarımızı emanet ettiğimiz, öğretmenlerimizin anne ve baba şefkatiyle görev yaptığı okullarımıza yönelik bu saldırılar artık münferit olaylar olmaktan çıkmıştır.” “Her Kurşun Geleceğimize Sıkılıyor” Okullarda yaşanan şiddetin yalnızca bireylere değil, ülkenin yarınlarına yöneldiğini belirten BBP’li Alfatlı, şu ifadeleri kullandı: “Eğitim yuvalarımızda sıkılan her kurşun; çocuklarımızın umutlarına, toplumsal huzurumuza ve milletimizin geleceğine yöneliktir.” Türkiye Genelinde 1 Haftalık Güvenlik Revizyonu Çağrısı Alfatlı, benzer olayların tekrar yaşanmaması için acil tedbirlerin devreye alınması gerektiğini belirterek tüm Türkiye’de okullarda güvenlik denetimi yapılmasını istedi. Önerilen önlemler şu şekilde sıralandı: Tüm Türkiye genelinde okullarda en az 1 hafta süreyle güvenlik revizyonu yapılması Fiziki ve idari eksikliklerin süratle giderilmesi Okul girişleri ve çevresinde profesyonel güvenlik personeli görevlendirilmesi Gerekli görülen alanlarda kolluk kuvveti desteği sağlanması Dijital Platformlara Karşı Mücadele Çağrısı Açıklamada, çocukları hedef alan dijital tehditlere de dikkat çekildi. Özellikle oyun görünümü altında gençleri radikalleştirme ve yönlendirme riski taşıyan platformlara karşı siber güvenlik birimlerinin aktif mücadele yürütmesi gerektiği belirtildi. “Siber güvenlik birimleri, çocuklarımızı hedef alan dijital mecralara karşı etkin ve kararlı mücadele yürütmelidir.” Sosyolojik ve Psikolojik Boyut Vurgusu BBP, yaşanan olayların yalnızca güvenlik boyutuyla ele alınmasının yeterli olmayacağını savundu. Açıklamada aile yapısındaki değişim, sosyal medya etkisi, şiddeti normalleştiren içerikler ve gençlerin psikolojik yönlendirmelere açık hale gelmesi gibi unsurların da kapsamlı biçimde incelenmesi gerektiği ifade edildi. Bu kapsamda: Eğitim politikalarının güçlendirilmesi Sosyal destek mekanizmalarının artırılması Denetim süreçlerinin etkinleştirilmesi çağrısı yapıldı. “En Ağır Cezalar Uygulanmalı” Ekrem Alfatlı’nın açıklamasında en dikkat çeken başlıklardan biri de ceza yaptırımları oldu. Eğitim kurumlarına yönelik silahlı saldırıların sıradan suçlar gibi değerlendirilemeyeceğini ifade eden Alfatlı, faillerin en ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini söyledi. “Kamu vicdanının tesisi için bu fiilleri işleyenler hakkında tahliyesiz müebbet hapis ve idam cezası yaptırımları uygulanmalıdır.” “Devletimizin Gücü Yeterlidir” Devletin gerekli adımları atacak kapasiteye sahip olduğunu vurgulayan BBP, okul güvenliğinin yalnızca idari bir tercih değil, toplumsal zorunluluk olduğunu kaydetti. “Okullarımızın güvenli limanlar haline getirilmesi bir tercih değil, zorunluluktur.” “Sürecin Takipçisi Olacağız” BBP açıklamasının sonunda, çocukların güvenliği ve eğitim ortamlarının huzuru için atılacak her adımın destekçisi olacaklarını duyurdu. Yaşanan saldırılarda hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara acil şifa dilekleri iletilirken, kamuoyuna başsağlığı mesajı verildi.

Saldırıda katledilen Ayla öğretmenin kahramanlığı... Haber

Saldırıda katledilen Ayla öğretmenin kahramanlığı...

Kahramanmaraş'taki Ayser Çalık Ortaokulu'na düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybeden öğretmenin Ayla Kara olduğu öğrenildi. 9 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ Kahramanmaraş'ta ortaokulda 8'inci sınıf öğrencisi tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırıda 1 öğretmen ile 8 öğrenci hayatını kaybetti. Saldırıda yaşamını yitiren matematik öğretmeni Ayla Kara'nın, öğrencilerini korumak amacıyla kendini siper ettiği sırada hayatını kaybettiği bilgisine ulaşıldı. Okulda yaşanan üzücü olayda, öğrenciler ve öğretmenler büyük bir şok yaşadı. Saldırının hemen ardından bölgeye çok sayıda sağlık ve güvenlik ekibi yönlendirilirken, yaralılar acil olarak hastanelere kaldırıldı. FEDAKARLIĞI YÜREK BURKDU Görev yaptığı okulda öğrencileriyle kurduğu yakın bağ ve mesleğine olan özverisiyle bilinen Ayla Kara'nın, olay anında öğrencilerini korumaya çalıştığı öğrenildi. Kara'nın, öğrencilerini tehlikeden uzak tutmak için üzerlerine atladığının ortaya çıkması, acıyı daha da artırdı. OKULUN SEVİLEN ÖĞRETMENİYDİ Meslektaşları ve öğrencileri tarafından sevilen bir öğretmen olduğu belirtilen Ayla Kara'nın vefatı, eğitim camiasında derin bir üzüntüye neden oldu. Ayla Öğretmenin meslektaşları, sosyal medya platformlarında paylaştıkları mesajlarla duydukları derin üzüntüyü dile getirdi. Kara'nın öğrencilerine olan bağlılığı, fedakarlığı ve örnek duruşuna vurgu yapılan paylaşımlarda, eğitim camiasının önemli bir değerini kaybettiği ifade edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.