Hava Durumu

#Sosyal Güvenlik

- Sosyal Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Fikret Aslan: “Bursa büyürken Bursalı neden yoksullaşıyor?” Haber

Fikret Aslan: “Bursa büyürken Bursalı neden yoksullaşıyor?”

Anahtar Parti Bursa İl Başkanlığı tarafından parti binasında düzenlenen 6 aylık değerlendirme toplantısına; Genel Başkan Yardımcısı Emine Küçükali, Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, il ve ilçe yöneticileri ile çok sayıda basın mensubu katıldı. Aslan, konuşmasına “Siyaset güvenini, ölçüsünü ve ahlakını kaybetti. Siyasetin yeni güven merkezi Anahtar Parti’dir” diyerek başladı. HUKUK ENDEKSİNDE 118. SIRAYA GERİLEDİK Türkiye’nin Dünya Hukukun Üstünlüğü Endeksi’ndeki gerilemesine vurgu yapan Aslan, “2009’da 61. sırada olan Türkiye, 2015’te 80’e, 2024’te 117’ye, 2025’te ise 118. sıraya geriledi. Son iki yılda en çok gerileyen ülke konumundayız. Temel haklar kategorisinde 143 ülke arasında 134. sıradayız. Kamuoyu araştırmaları halkın yüzde 75-80’inin adalet sistemine güvenmediğini gösteriyor. Geç işleyen adalet, adalet değildir” dedi. “ÇALIŞARAK BATIYORUZ” Esnaf ve sanayi ziyaretlerinden edindikleri izlenimleri aktaran Aslan, “Cadde cadde, sokak sokak gezdik. Vatandaşın ortak feryadı: ‘Çalışarak batıyoruz.’ Bursa milyarlarca dolarlık ihracat yapıyor ama kepenk kapatan esnafın sayısı hızla artıyor. İşveren eleman bulamıyor, gençler işsiz. Çalışanların geliri temel ihtiyaçları karşılamıyor” ifadelerini kullandı. TARİHİ BİR DÖNÜŞÜMÜN ARDINDAN Tekstil sektöründeki çöküşe dikkat çeken Aslan, “Vişne Caddesi’nde 5 yıl önce 100 bin dolar hava parası verilen dükkanlar şimdi kiracı arıyor. Makinelerini yükleyip Mısır’a giden iş adamlarını görüyoruz. Devlet aklıyla planlama yapılmadı. Avrupa ülkeleri dönüşümü planlı yaparken, biz alın teriyle alınan makineleri geçmiş kredilere kurban ediyoruz” dedi. BURSA KÜÇÜLÜYOR Bursa’nın ekonomik verilerini rakamlarla değerlendiren Aslan, “2010’da Bursa’nın ihracatı 11 milyar dolardı ve Türkiye ihracatından yüzde 10 pay alıyordu. 2025’te ihracat 17 milyar dolara çıksa da pay yüzde 6’ya düştü. Kocaeli, Gaziantep, Sakarya gibi iller jet hızıyla büyürken Bursa küçülüyor. Bu, Bursa milletvekillerinin sorunlarla yeterince ilgilenmediğini gösteriyor” diye konuştu. AÇLIK VİZYONU ELEŞTİRİSİ Alım gücündeki düşüşe de değinen Aslan, “Aralık 2025 itibarıyla 41 milyon vatandaş kredi kartı borcunu ödeyemez durumda. Açlık sınırı 38 bin TL iken emekli ve asgari ücretlinin durumu ortada. Türkiye Yüzyılı vizyonunun bize getirdiği somut veri ‘Açlık Vizyonu’dur” dedi. SAĞLIKTA KRONİK SORUNLAR Bursa’nın sağlık sorunlarını sıralayan Aslan, nüfus artışına göre yatırım yetersizliği, şehir hastanesine ulaşım, hekim ve randevu eksikliği gibi başlıklara dikkat çekti. Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi’nin defalarca ertelenen açılışına tepki gösteren Aslan, “2022’de bitmesi gereken hastane, 2023, 2024 derken 2026’ya geldik. Resmi açıklamalara göre yüklenici firma işi bıraktı. Peki cihazlar var mı, neden açılamıyor? Hukuk ve ekonomi bozulduğu gibi sağlık da bozuldu” dedi. Aslan, konuşmasını “Anahtar Parti iktidarında bunların hepsi düzelecektir” diyerek tamamladı ve sözü Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mimar Emine Küçükali’ye bıraktı. EMİNE KÜÇÜKALİ: "YEŞİL BURSA'YI BETON YAPILAR İŞGAL ETMİŞ DURUMDA" Fikret Aslan'ın ardından söz alan Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Emine Küçükali ise çevre, afet ve şehircilik politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Geçen yıl yaşanan orman yangınlarının ardından Bursa'daki çalışmaları yerinde incelediklerini belirten Küçükali, ilgili kurumlarla görüşerek bilgi aldıklarını söyledi. "Geçen yıl Bursa'da yaşanan orman yangınlarında gözümüz de kalbimiz de Bursa'daydı. Bugün, bir yıl sonra yeniden geldik. Ormanlarımız yeniden kazanılıyor mu diye hem kurumlarımızdan bilgi aldık hem de sahada incelemelerde bulunduk." Yürütülen rehabilitasyon çalışmalarının olumlu ilerlediğini ifade eden Küçükali, eksik görülen konuların da takipçisi olacaklarını belirtti. "ASIL BAŞARI YANGININ HİÇ ÇIKMAMASIDIR" Yangın sonrası müdahaleden çok önleyici tedbirlerin önemine dikkat çeken Küçükali, özellikle orman köylerinde yaşayan vatandaşların eğitilmesi gerektiğini söyledi. "Asıl başarı yangın çıktıktan sonra müdahale etmek değil, yangının hiç çıkmamasını sağlamaktır." "ŞEHİRCİLİK SADECE BİNA YAPMAK DEĞİLDİR" Konuşmasının önemli bölümünü Bursa'daki kentleşmeye ayıran Küçükali, şehir planlamasının insan odaklı olması gerektiğini ifade etti. "Şehircilik sadece bina yapmak değildir. Şehircilik; insanın huzur içinde yaşayacağı, çocukların güvenle büyüyeceği yaşam alanları oluşturmaktır." Bursa'nın doğal kimliğini kaybetmeye başladığını savunan Küçükali, şu değerlendirmede bulundu: "Yeşil Bursa dediğimiz, tarihiyle ve doğasıyla örnek gösterilen Bursa'yı bugün beton yapılar işgal etmiş durumda." TOKİ VE PLANSIZ YAPILAŞMA ELEŞTİRİSİ Yoğun konut üretiminin altyapı sorunlarını beraberinde getirdiğini belirten Küçükali, şehirlerin taşıma kapasitesinin göz ardı edildiğini ifade etti. "Bir bölgeyi belli bir nüfusa göre planlıyorsunuz, ardından iki katı yoğunlukta yapılaşmaya izin veriyorsunuz. Kanalizasyonu, elektriği, suyu bu yükü nasıl taşıyacak? Bugün yaşadığımız trafik ve altyapı sorunlarının temel nedeni plansızlıktır." "RAYLI SİSTEM GÜÇLENDİRİLMELİ" Bursa gibi büyük bir sanayi kentinde ulaşım yatırımlarının yeniden planlanması gerektiğini söyleyen Küçükali, yeni yolların tek başına çözüm olmadığını ifade etti. "Trafik sorununu sadece yol yaparak çözemezsiniz. Doğru planlama yapan ülkeler raylı sistemlerini geliştirir." GENÇLER İÇİN SPOR YATIRIMI ÇAĞRISI Macaristan örneğini veren Küçükali, spor yatırımlarının yalnızca başarı değil sosyal güvenlik açısından da önemli olduğunu belirtti. "Devlet gençlerin hayatındaki boşlukları sporla doldurursa uyuşturucu ve suç örgütleri o boşluğu dolduramaz." Konuşmasının sonunda Bursa basınının kentin sorunlarını gündemde tutmasını önemsediklerini ifade eden Küçükali, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

''Her üç emekliden biri taban aylığa bağımlı" Haber

''Her üç emekliden biri taban aylığa bağımlı"

Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, Temmuz ayında yürürlüğe girmesi beklenen en düşük emekli aylığı düzenlemesine ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, milyonlarca emekliyi ilgilendiren düzenlemenin mevcut sorunları çözmekten uzak olduğunu savundu. Meclis'e sunulan torba kanun teklifinde en düşük emekli aylığının 20 bin liradan 23 bin 552 liraya yükseltilmesinin öngörüldüğünü hatırlatan Erdem, emeklilik sisteminde kalıcı ve adil bir reform yapılması gerektiğini söyledi. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulan torba kanun teklifine göre Temmuz ayından itibaren en düşük emekli aylığının 20 bin liradan 23 bin 552 liraya çıkarılması planlanıyor. Düzenlemeden yaklaşık 5 milyon 100 bin emeklinin yararlanması beklenirken, Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, söz konusu artışın emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara kalıcı çözüm getirmeyeceğini belirtti. Erdem, açıklamasında en düşük emekli aylığı uygulamasının yıllar içerisinde giderek daha geniş bir kesimi kapsadığına dikkat çekerek, bu durumun emeklilik sistemindeki bozulmanın en önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade etti. "Taban aylık uygulaması giderek yaygınlaşıyor" En düşük emekli aylığı uygulamasının 2019 yılında bin lira olarak hayata geçirildiğini hatırlatan Erdem, o dönemde yaklaşık 800 bin emeklinin bu uygulamadan yararlandığını belirtti. Aradan geçen yıllarda tablonun önemli ölçüde değiştiğini kaydeden Erdem, şu değerlendirmeyi yaptı: "2019 yılında emeklilerin yalnızca yüzde 7'si en düşük emekli aylığı alıyordu. Bugün ise bu oran yüzde 31'e yükseldi. Başka bir ifadeyle artık her üç emekliden biri taban aylığa bağımlı hale geldi. Bu tablo, emeklilik sistemindeki bozulmanın ve emekli gelirlerindeki erimenin en somut göstergesidir." Ortalama emekli aylığı ile taban aylık arasındaki fark kapanıyor Erdem, Temmuz 2026 itibarıyla oluşacak maaş tablosuna ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Buna göre en düşük emekli aylığının 23 bin 552 liraya yükselmesi beklenirken, ortalama emekli aylığının ise bunun yalnızca yaklaşık yüzde 17 üzerinde, yani 27 bin 700 lira seviyesinde olacağı öngörülüyor. Bu verilerin, prim ödeme esasına dayalı emeklilik sisteminin giderek zayıfladığını gösterdiğini belirten Erdem, ortalama maaş ile taban maaş arasındaki farkın her geçen yıl daraldığını ifade etti. "Emekli aylıkları asgari ücret karşısında değer kaybetti" Açıklamada emekli maaşlarının yıllar içindeki alım gücüne de dikkat çekildi. DİSK-AR'ın Temmuz 2025 tarihli araştırmasına atıfta bulunan Erdem, emekli aylıklarının asgari ücret karşısında ciddi oranda gerilediğini belirterek, Mart 2025 itibarıyla ortalama emekli aylığının asgari ücretin yalnızca yüzde 78'i seviyesinde kaldığını ifade etti. Erdem, 2016 yılına kadar emekli aylıklarının asgari ücretin üzerinde seyrettiğini, ancak sonraki yıllarda yüksek enflasyon, yetersiz maaş artışları ve uygulanan sosyal güvenlik politikaları nedeniyle emeklilerin satın alma gücünün önemli ölçüde düştüğünü savundu. Açıklamada, artan gıda fiyatları, kira giderleri, enerji maliyetleri ve sağlık harcamalarının emeklilerin bütçesini her geçen gün daha fazla zorladığına da dikkat çekildi. "En düşük emekli aylığı bir sisteme bağlı değil" Erkan Erdem, mevcut uygulamanın belirli ve kalıcı bir hesaplama yöntemine dayanmadığını belirterek, en düşük emekli aylığının her zam döneminde çıkarılan torba kanunlarla yeniden belirlendiğini söyledi. Bu durumun sosyal güvenlik sisteminde belirsizlik yarattığını ifade eden Erdem, şu değerlendirmede bulundu: "AKP, 2008 yılında kaldırdığı bu uygulamaya emekli maaşlarının çok düşmesi nedeniyle 2019 yılında yeniden dönmek zorunda kaldı. Ancak bunu herhangi bir sisteme ya da objektif kurala bağlamadı. Her maaş artışında yeni bir torba kanun çıkarılıyor ve taban aylık yeniden belirleniyor. Bu yöntem sosyal güvenlik sisteminin temel ilkeleriyle bağdaşmıyor." "Uzun yıllar prim ödeyen ile kısa süre çalışan aynı seviyeye geliyor" Erdem, mevcut sistemin prim ödeme esasını da zedelediğini savunarak, uzun yıllar boyunca yüksek prim ödeyen emekliler ile daha kısa süre çalışan kişilerin benzer maaş seviyelerine gelmesinin sosyal güvenlik sistemindeki adalet duygusunu zayıflattığını söyledi. "Bugünkü uygulama otuz yıl boyunca prim ödeyen emekliyle daha kısa süre çalışmış emekliyi dipte eşitliyor. Prim ödeme gün sayısı ve ödenen prim miktarı arasındaki fark giderek anlamsız hale geliyor. Bu durum hem çalışma hayatındaki motivasyonu hem de sosyal güvenlik sistemine duyulan güveni olumsuz etkiliyor." ifadelerini kullandı. Kalıcı reform çağrısı Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu, açıklamasının sonunda emeklilik sisteminde geçici maaş artışları yerine kalıcı düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Platform adına konuşan Erkan Erdem, kök emekli aylıklarının prim esasına göre yeniden ve kalıcı biçimde güncellenmesini, en düşük emekli aylığı uygulamasının ise her zam döneminde çıkarılan torba kanunlarla değil, önceden belirlenmiş objektif kriterlere dayanan kalıcı bir yasal sisteme bağlanmasını talep etti. Erdem, emeklilerin yıllarca çalışarak ülke ekonomisine katkı sunduğunu belirterek, insanca yaşam koşullarını sağlayacak bir gelir düzeyinin sosyal devlet anlayışının gereği olduğunu ifade etti. Emeklilerin geçim sıkıntısının giderek ağırlaştığını dile getiren Erdem, hükümete ve TBMM'ye sosyal güvenlik sisteminde adaletin yeniden tesis edilmesi, emekli maaşlarının gerçek yaşam maliyetleri dikkate alınarak belirlenmesi ve emeklilerin alım gücünü kalıcı olarak artıracak düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

“İlk İşe Giriş Tarihimiz Sigorta Başlangıcı Sayılsın” Haber

“İlk İşe Giriş Tarihimiz Sigorta Başlangıcı Sayılsın”

Yıllardır emeklilik sisteminde yaşadıkları hak kaybının giderilmesi için mücadele eden staj ve çıraklık sigortası mağdurları, seslerini bir kez daha güçlü şekilde duyurmak amacıyla Bursa’da geniş katılımlı bir basın açıklaması düzenlemeye hazırlanıyor. Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu ile Bursa Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Derneği öncülüğünde gerçekleştirilecek organizasyon, 12 Temmuz 2026 Pazar günü saat 12.00’de Bursa 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda (Fomara Meydanı) yapılacak. “Büyük Bursa Buluşması” adıyla gerçekleştirilecek etkinlikte, staj ve çıraklık dönemlerinde fiilen çalışan ancak ilk işe giriş tarihleri emeklilik hesabında sigorta başlangıcı olarak kabul edilmeyen milyonlarca vatandaşın yaşadığı mağduriyet kamuoyunun gündemine taşınacak. “Çalıştık, Ürettik Ama Emeklilikte Yok Sayıldık” Federasyon tarafından yapılan çağrıda, stajyer ve çırakların yalnızca kısa vadeli sigorta kolları kapsamında değerlendirilmesinin sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmadığı ifade edildi. Açıklamada, staj ve çıraklık dönemlerinde işletmelerde fiilen çalışan gençlerin üretime katkı sunduğu, iş kazası riski altında çalıştığı ve çalışma hayatının bir parçası olduğu halde, emeklilik hesabında bu sürelerin yok sayılmasının büyük bir adaletsizlik oluşturduğu vurgulandı. Mağdurların en temel talebi ise açık ve net: “İlk işe giriş tarihimiz sigorta başlangıcı olarak kabul edilsin.” Anayasal Haklara Dikkat Çekilecek Basın açıklamasında, mevcut uygulamanın Anayasa’nın; eşitlik ilkesini düzenleyen 10. maddesine, çalışma hakkını güvence altına alan 49. maddesine, sosyal güvenlik hakkını düzenleyen 60. maddesine aykırılık oluşturduğu yönündeki değerlendirmeler kamuoyuyla paylaşılacak. Federasyon ayrıca, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında stajyer ve çırakların “çalışan” olarak kabul edilmesine rağmen sosyal güvenlik mevzuatında aynı statünün tanınmamasının önemli bir hukuki çelişki oluşturduğunu savunuyor. Sadece Emeklilik Değil, Sosyal Güvenlik Hakları da Eksik Staj ve çıraklık mağdurları yalnızca emeklilik başlangıcında değil, sosyal güvenlik alanında da önemli hak kayıpları yaşadıklarını dile getiriyor. Mevcut sistem nedeniyle birçok stajyer ve çırak; İş kazası sonrası çeşitli sosyal güvenlik haklarından, Meslek hastalıkları kapsamında sağlanan bazı güvencelerden, Sürekli iş göremezlik gelirinden, İş kazası sonucu hayatını kaybedenlerin yakınlarına bağlanan bazı haklardan istenilen ölçüde yararlanamadıklarını ifade ediyor. Dernek yetkilileri, yıllardır devam eden bu mağduriyetin artık kalıcı bir yasal düzenleme ile sona erdirilmesini istiyor. Bursa’da Siyasetin Geniş Katılımı Bekleniyor Organizasyonun yalnızca mağdurların değil, siyaset dünyasının da dikkatini çekmesi bekleniyor. Edinilen bilgilere göre basın açıklamasına katılım sağlaması beklenen isimler arasında; İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı’nın katılımı yönünde girişimler, CHP Bursa İl Başkanı Turgut Özkan, Yeniden Refah Partisi il yöneticileri, Zafer Partisi Bursa İl Başkanı, çeşitli siyasi partilerin milletvekilleri, CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Hayat Hanım olarak bilinen milletvekili, Saadet Partisi milletvekilleri ve farklı siyasi partilerin temsilcileri yer alıyor. Organizasyon komitesi, siyasi görüş ayrımı gözetmeksizin tüm milletvekillerini, belediye başkanlarını, il başkanlarını, sendikaları, meslek odalarını, sivil toplum kuruluşlarını ve vatandaşları bu hak mücadelesine destek vermeye davet ediyor. “Bu Mücadele Sadece Staj Mağdurlarının Değil” Federasyonun hazırladığı basın metninde dikkat çeken ifadelerden biri ise şu oldu: “Bu mücadele yalnızca staj ve çıraklık mağdurlarının değil; hukuk, eşitlik ve sosyal adalet talep eden herkesin ortak mücadelesidir.” Bu mesajla birlikte mücadelenin yalnızca belirli bir grubun sorunu olmadığı, sosyal güvenlik sisteminde adalet arayan milyonlarca vatandaşın ortak talebi olduğu vurgulanıyor. Bursa’dan Türkiye’ye Güçlü Mesaj Verilecek Bursa’da düzenlenecek buluşmanın, Türkiye’nin birçok ilinden gelecek staj ve çıraklık mağdurlarını bir araya getirmesi bekleniyor. Katılımcılar, yıllardır çözüm bekleyen sorunun artık ertelenmemesi gerektiğini belirterek hükümete ve TBMM’ye çağrıda bulunacak. Etkinlikte yapılacak basın açıklamasında şu talepler öne çıkacak: Stajyer ve çırakların sosyal güvenlik mevzuatında çalışan statüsünün açık şekilde tanınması, Staj ve çıraklık dönemindeki ilk işe giriş tarihlerinin sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesi, İş sağlığı ve güvenliği ile sosyal güvenlik haklarının eksiksiz uygulanması, Yıllardır süren mağduriyetin kalıcı yasal düzenlemeyle sona erdirilmesi. “Herkesi Bursa’daki Büyük Buluşmaya Bekliyoruz” Bursa Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Derneği Başkanı Taner Tuncay, tüm mağdurlara ve duyarlı vatandaşlara çağrıda bulunarak şu mesajı verdi: “12 Temmuz Pazar günü saat 12.00’de Bursa 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda gerçekleştireceğimiz Büyük Bursa Buluşması’nda sesimizi daha güçlü duyurmak istiyoruz. Yıllardır süren mağduriyetimizin çözümü için tüm staj ve çıraklık mağdurlarını, ailelerini, sendikaları, sivil toplum kuruluşlarını, siyasi parti temsilcilerini ve adalet duygusunu taşıyan herkesi basın açıklamamıza destek vermeye davet ediyoruz.” Yıllardır çözüm bekleyen staj ve çıraklık sigortası sorununun Bursa’dan yükselecek ortak sesle yeniden Türkiye gündemine taşınması hedeflenirken, organizasyonun yoğun katılımla gerçekleşmesi ve sosyal güvenlik sisteminde yapılması talep edilen düzenlemelere ilişkin kamuoyu farkındalığını artırması bekleniyor.

BÜRO İŞ’TEN SOSYAL GÜVENLİK HAFTASINDA ÇARPIÇCI AÇIKLAMA Haber

BÜRO İŞ’TEN SOSYAL GÜVENLİK HAFTASINDA ÇARPIÇCI AÇIKLAMA

Büro-İş Sendikası, Sosyal Güvenlik Haftası dolayısıyla sosyal güvenlik sistemine ilişkin görüş ve önerilerini paylaştı. Büro İş Sendikası Bursa Şubesi; kamu emekçilerinin yaşadığı hak kayıplarını ve SGK çalışanlarının sorun ile taleplerini kamuoyunun dikkatine sunuyoruz” dedi. Büro İş sendikası Bursa Şube Başkanı Zeynep Alper tarafından yönetim kurulu adına yapılan basın açıklamasında; Ülkemizde “reform” adı altında SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı tek çatı altında birleştirilmiş; yıllardır çıkarılan yasal düzenlemelerle emeklilik yaşı yükseltilmiş, aylık bağlama oranları düşürülmüş, prim gün sayıları artırılmış ve çalışanlar arasında ciddi hak kayıpları yaratılmıştır” denildi. Yazılı basın açıklamasında; Özellikle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, kamu çalışanları arasında büyük bir eşitsizliğe neden olmuştur. 1 Ekim 2008 öncesi göreve başlayan memurlar için 25 yıllık hizmette aylık bağlama oranı yüzde 75 olarak uygulanırken, aynı süreyle görev yapan ancak 1 Ekim 2008 sonrası işe başlayan memurlar için bu oran yüzde 50’ye düşürülmüştür. Başta seyyanen zamlar olmak üzere birçok ek ödeme emekli keseneğine yansıtılmamış; uygulanan politikalar kamu emekçileri için “mezarda emeklilik” anlayışını dayatmıştır. Bir başka büyük mağduriyet de EYT düzenlemesinde yaşanmıştır. 8 Eylül 1999 öncesi sigortalı olanlar EYT kapsamına alınırken, sadece 1 gün sonra sigortalı olan milyonlarca emekçi 17 yıl daha beklemeye mahkûm edilmiştir. Bu adaletsizlik derhal giderilmeli, kademeli emeklilik düzenlemesi hayata geçirilmelidir. Bugün ise çalışanların karşısına “Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES)” çıkarılmaktadır. Çalışanın maaşından yüzde 3 kesinti yapılmasını öngören bu sistem, zaten geçim sıkıntısı yaşayan emekçileri daha da yoksullaştıracaktır. Biriken fonların kamu yatırımlarına aktarılacağı söylenmektedir. Ancak geçmiş deneyimler göstermiştir ki kamu fonları çoğu zaman sermayeye, yandaşa ve rant çevrelerine kaynak olarak kullanılmaktadır. İşsizlik Sigortası Fonu’nda devlet katkısının bir gecede yüzde 50 düşürülmesi hafızalardadır. Aynı güvencesizlik TES için de geçerlidir. TÜİK’in açıkladığı düşük enflasyon verileri ve toplu sözleşme süreçlerinde yaşanan kayıplar nedeniyle maaşlarımız her geçen gün erimektedir. 4 aylık resmi enflasyon yüzde 14,64 olurken memura verilen yüzde 11 zam daha yılın ilk aylarında erimiştir. Üyesi bulunduğumuz Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun Mayıs 2026 araştırmasına göre: Açlık sınırı 36 bin 313 TL, Yoksulluk sınırı ise 108 bin 820 TL’ye ulaşmıştır. Bugün: En düşük emekli maaşı açlık sınırının altında, İki memur maaşı ise ancak yoksulluk sınırına yaklaşabilmektedir. Sosyal güvenlik bir insan hakkıdır. Sosyal devlet; çalışanını, emeklisini yoksulluğa mahkûm eden değil, insanca yaşam koşullarını sağlayan devlettir. Özellikle pandemi ve EYT süreçlerinde büyük özveriyle çalışan SGK emekçileri bugün ciddi ekonomik ve özlük hak kayıpları yaşamaktadır. TALEPLERİMİZ: * Tüm memurlara yoksulluk sınırı üzerinde maaş sağlayacak seyyanen zam verilmelidir. * Enflasyon farkları aylık ödenmelidir. * 2008 öncesi-sonrası emeklilik ayrımı kaldırılmalıdır. * Tüm ek ödemeler emekli keseneğine dahil edilmelidir. * Vergi oranı yüzde 10’da sabitlenmelidir. * 3600 ek gösterge tüm memurlara verilmelidir. * Büyükşehir tazminatı ve kira yardımı sağlanmalıdır. * SGK çalışanlarına Sosyal Güvenlik Tazminatı verilmelidir. * Personel eksikliği giderilmeli, kurum içi uzmanlık sınavı açılmalıdır. * Görevde yükselme sınavlarında mülakat kaldırılmalıdır. * Liyakatsiz görevlendirmelere son verilmelidir. * 666 sayılı KHK ile kaldırılan ikramiyeler geri verilmelidir. * Yardımcı Hizmetler Sınıfı kaldırılmalıdır. * Fazla mesai ücretleri günümüz koşullarına göre artırılmalıdır. * Yemek, ulaşım ve sosyal yardımlar güncellenmelidir. * Memur disiplin affı çıkarılmalıdır. * Yeşil pasaport hakkı tüm memurlara verilmelidir. Kamu emekçileri ve emekliler olarak yoksulluğa, güvencesizliğe ve hak gasplarına karşı mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz” denildi.

Kentte Esnaf Can Çekişiyor! Haber

Kentte Esnaf Can Çekişiyor!

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Örgütü’nün gerçekleştirdiği Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ziyareti, kent ekonomisinin bel kemiğini oluşturan esnaf ve sanatkarların yaşadığı derin ekonomik sorunların masaya yatırıldığı önemli bir buluşmaya dönüştü. CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Ankara Milletvekili ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı kurulunda görev yapan Gamze Taşcıer ile İstanbul Milletvekili Yunus Emre’nin katıldığı ziyaret, Bursa’daki esnaf temsilcilerinin ekonomik darboğaza ilişkin çarpıcı değerlendirmelerine sahne oldu. Heyet, BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit ve oda başkanlarıyla bir araya gelerek esnafın giderek ağırlaşan ekonomik şartlar altında verdiği ayakta kalma mücadelesini dinledi. Toplantıda özellikle küçük esnafın artan maliyetler, yüksek kira giderleri, enerji fiyatlarındaki sert yükseliş, krediye erişim sorunları ve düşen alım gücü nedeniyle tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşadığı vurgulandı. Gerçekleştirilen görüşmede Bursa’daki birçok sektörde faaliyet gösteren esnaf temsilcileri, son dönemde yaşanan ekonomik dalgalanmaların işletmeler üzerindeki baskıyı her geçen gün artırdığını ifade etti. Artan akaryakıt fiyatlarının lojistik maliyetlerini yükselttiği, elektrik ve doğalgaz faturalarının işletmelerin sürdürülebilirliğini tehdit ettiği, yüksek faiz politikalarının ise esnafın finansmana ulaşmasını neredeyse imkânsız hale getirdiği dile getirildi. Özellikle küçük işletmelerin zincir marketler ve büyük sermaye karşısında korunmasız bırakıldığına dikkat çekilen toplantıda, mahalle esnafının birer birer kepenk kapattığı yönündeki kaygılar öne çıktı. Esnaf temsilcileri, geçmişte aile geçindirebilen ve istihdam sağlayabilen işletmelerin bugün yalnızca ayakta kalabilmek için mücadele verdiğini ifade ederek, ekonomik sistemin üretenden ve emekçiden uzaklaştığını savundu. CHP heyeti ise esnafın yalnız bırakılmaması gerektiğini belirterek, üretimi, emeği ve küçük işletmeleri önceleyen bir ekonomik anlayışın zorunlu hale geldiğini ifade etti. Görüşmede, gençlerin artık iş kurmaya cesaret edemediği, sanatkarların mesleklerini sürdürebilmek için ciddi fedakârlıklar yapmak zorunda kaldığı ve ekonomik belirsizliğin toplumun tüm kesimlerine yayıldığı vurgulandı. CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, esnafın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal anlamda da ciddi bir baskı altında olduğunu belirterek, “Esnafın nefes alabildiği, gençlerin umutla iş kurabildiği, sanatkarın emeğinin karşılığını alabildiği adil bir ekonomik düzen için mücadelemizi sürdürüyoruz” mesajını verdi. Türkiye ekonomisinin temel taşı olan küçük işletmelerin güçlendirilmeden ekonomik kalkınmanın mümkün olmayacağını ifade eden Yeşiltaş, esnafın yaşadığı sorunların siyasi polemiklerin ötesinde milli bir mesele olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Toplantıda ayrıca sosyal güvenlik yükleri, Bağ-Kur primleri, vergi sistemi ve kayıt dışı ekonomiyle mücadele konuları da ele alındı. Oda başkanları, özellikle prim ve vergi yüklerinin küçük esnaf üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu, birçok işletmenin yalnızca ayakta kalabilmek adına borçlanmak zorunda kaldığını belirtti. Genç girişimcilerin ise yüksek maliyetler ve ekonomik belirsizlik nedeniyle yatırım yapmaktan çekindiği ifade edildi. BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit ve oda temsilcileri, esnafın yaşadığı sorunların çözümü için siyasi partilerle diyalog içinde olunmasının önemine dikkat çekerken, yerel ekonominin korunmasının toplumsal istikrar açısından kritik önemde olduğunu vurguladı. Ziyaret sonunda CHP heyeti, Bursa esnafının taleplerini ve çözüm önerilerini ilgili platformlarda gündeme taşımaya devam edeceklerini belirtirken, nazik ev sahipliği dolayısıyla BESOB yönetimine ve oda başkanlarına teşekkür etti. Gerçekleşen buluşma, yalnızca bir nezaket ziyareti değil; ekonomik krizin derinleştiği bir dönemde esnafın yaşadığı sorunların doğrudan sahadan dinlendiği önemli bir temas olarak değerlendirildi.

Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Ankara’ya Yürüyor Haber

Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Ankara’ya Yürüyor

“Sosyal Güvenlikte Eşitlik” Sloganı Başkentte Yankılanacak Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşın emeklilik hakkını doğrudan etkileyen staj ve çıraklık sigortası mağduriyeti, Federasyon Başkanı Murat Aydın öncülüğünde 10 Mayıs Pazar günü Ankara Ulus Meydanı’nda düzenlenecek dev mitingle bir kez daha gündeme taşınıyor. “Sosyal güvenlikte eşitlik” sloganıyla yola çıkan mağdurlar, çocuk yaşta başlayan emeklerini yasal güvence altına almak için başkentte tek ses olacak. Bursa’dan Tam Kadro Katılım Bursa Çıraklık ve Staj Sigortası Mağdurları Derneği, federasyonun çağrısı üzerine Ankara’daki büyük buluşmaya tam kadro destek verecek. Dernek yönetimi, Bursalı mağdurların sesini başkente taşımak için hazırlıklarını tamamladı ve etkinliğin bir dönüm noktası olacağını vurguladı. Dernek yetkilileri, “Bursa’dan yoğun bir katılım bekliyoruz. Üyelerimiz, ellerindeki tüm demokratik hakları sonuna kadar kullanacak” dedi. Yeni Liderlik, Güçlü Yol Haritası Federasyon Başkanlığı görevine atanan Murat Aydın, staj ve çıraklık sigortası mağdurlarının taleplerini daha yüksek bir sesle savunmak için kararlı bir yol haritası belirlediklerini açıkladı. Aydın, geçmişte fiilen çalışılan dönemlerin emeklilik hesaplamalarına dahil edilmemesini “büyük bir hak kaybı” olarak nitelendirerek, mücadeleyi örgütlü ve görünür kılma kararlılığı vurguladı. Sosyal Güvenlikte Kronik Hak Kaybı Sosyal güvenlik uzmanları, genç yaşta fiilen çalışmaya başlayan çırak ve stajyerlerin sigorta girişlerinin sadece kısa vadeli sigorta kollarını kapsamasının, hem prim günlerini hem de emeklilik yaşını doğrudan etkilediğini belirtiyor. Sigorta başlangıç tarihlerinin emeklilik hesaplamalarında esas alınmaması, bireylerin akranlarına kıyasla yıllarca daha geç emekli olmalarına yol açıyor ve ciddi bir eşitsizlik yaratıyor. “Artık İzleme Değil, Ses Verme Zamanı” 10 Mayıs Pazar günü Ankara Ulus Meydanı’nda gerçekleşecek buluşma, mağdurlar için yalnızca bir protesto değil; yıllardır süren sessiz çığlığın görünür hâle gelmesi anlamına geliyor. Federasyon bileşenleri, bu etkinliğin siyasi karar alıcılar üzerinde somut bir etki yaratmasını ve staj ile çıraklık dönemindeki çalışmaların borçlanma yoluyla veya doğrudan uzun vadeli sigorta başlangıcı sayılması için gereken adımların atılmasını hedefliyor. Milyonlarca vatandaşın yıllardır hakkını aradığı bu mücadele, başkent Ankara’da düzenlenecek büyük mitingle bir kez daha ulusal gündemin odağına taşınacak. Murat Aydın ve federasyon ekibi, Türkiye genelinde örgütlenen derneklerin katılımıyla sosyal güvenlikte adalet talebini bir kez daha yüksek sesle haykıracak.

Bursa Nilüfer’de yaşlanma politikaları tartışıldı Haber

Bursa Nilüfer’de yaşlanma politikaları tartışıldı

Bursa Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen “Türkiye'de Yaşlanma Politikaları” etkinliğinde, Türkiye’nin hızla yaşlanan nüfus yapısı ve bu süreçte karşılaşılan hak ihlalleri çarpıcı verilerle ele alındı. BURSA (İGFA) - Bursa Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirilen etkinliğin açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz, yaşlılık gerçeğinin kamusal akılla ele alınması gerektiğini belirterek, “Buradaki tartışmalar biz yerel yöneticilere ışık tutacak. Çıkacak sonuçlar kamusal iyileştirmeler için çok kıymetli” dedi. Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın da yaşlanma meselesinin önümüzdeki dönemin politikalarını belirleyecek en önemli geçiş dönemlerinden biri olduğunu vurguladı. TÜRKİYE DÜNYANIN EN HIZLI YAŞLANAN ÜLKESİ Programın ana konuşmacısı olan Prof. Dr. Özgür Arun, Türkiye’nin yaşlanma hızına dair verileri paylaştı. Türkiye’nin yaşlı nüfus oranının yüzde 10’u aşarak “çok yaşlı toplum” statüsüne girdiğini belirten Arun, temel sorunun yoksulluk olduğunu ifade etti. Arun, “Türkiye’nin sorunu yoksullaşarak hızla yaşlanmasıdır. Bugünün çocukları ve gençleri, mevcut sosyal güvenlik sistemi içinde emekli olamama riskiyle karşı karşıya” uyarısında bulundu. Yaşlılara yönelik şiddet, ihmal ve istismar konularına da değinen Prof. Dr. Arun, 2025 yılında Türkiye genelinde 2205 hak ihlali tespit edildiğini, Bursa’nın ise İstanbul ve Antalya ile birlikte en çok ihlal yaşanan iller arasında yer aldığını belirterek, “Türkler yaşlısını sever, Türkler yaşlısını korur diyemiyorum ben bu rakamları gördüğümde. Türkler yaşlısıyla savaşıyor diyor bu veriler. Üstelik bu hak ihlallerinin yarısı ölümle sonuçlanıyor. Yani her yıl binlerce yaşlı insan hak ihlali sonucu hayatını kaybediyor. Bu durum kültürel değil, yapısal bir sorun haline gelmektedir” diye konuştu. MELİH ELAL OKUMA GRUBU İLE “YAŞAMI OKUMAK” Etkinliğin ikinci oturumunda, Nilüfer Kent Konseyi bünyesinde 20 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Melih Elal Okuma Grubu üyeleri, uzmanlarla birlikte interaktif bir çalışma gerçekleştirdi. Uzm. Klinik Psikolog İpek Polat, Prof. Dr. Handan Can ve Prof. Dr. Erdoğan Kartal’ın eşlik ettiği oturumda, katılımcılar duygu durum kartları üzerinden paylaşımlarda bulundu. “Dilek Ağacı” öyküsünün okunmasıyla devam eden bölümde; köklenmek, aidiyet ve yaşlılıkta hayata tutunma temaları üzerine katılımcılarla derinlikli bir sohbet gerçekleştirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.