Hava Durumu

#Sosyal Adalet

- Sosyal Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Adalet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DSP’den Temizlik Emekçilerine Saha Ziyareti: “Sorunları Yerinde Dinliyoruz” Haber

DSP’den Temizlik Emekçilerine Saha Ziyareti: “Sorunları Yerinde Dinliyoruz”

Demokratik Sol Parti (DSP) İl Başkanı Mehmet Seskır, kentteki işçi işçileriyle bir araya gelerek çalışma koşulları, ekonomik zorluklar ve beklentiler üzerine görüş alışverişinde bulundu. Sabahın erken saatleri mesaiye başlayan temizlik emekçilerini ziyaret eden Seskır, çalışanların talep ve önerilerini yerinde dinledi. Demokratik Sol Parti (DSP) İl Başkanı Mehmet Seskır , günün ilk ışıklarında göreve uygun temizlik işçileriyle buluşarak çalışma koşullarını, ekonomik açıdan ve sosyal hakların düşüncelerine göre beklentileridi. Saha ziyaretleri kapsamında çalışanlarla sohbet eden Seskır, temizlik personelinin kentsel sürdürülebilirliği ve toplumsal sağlığın korunmasının kritik bir sorumluluğunun üstlendiğini belirtti. “Şehrin görünmeyen kahramanları” Temizlik çalışanlarının zorlu hava şartlarına ve ağır iş yüküne rağmen kamu hizmeti sunmaya devam ettiğini vurgulayan Seskır, “Vatandaşlarımız temiz sokaklara uyanıyorsa bunda gece gündüz demeden çalışan temizlik emekçilerimizin büyük payı var.Onların şehirlerimizin görünmeyen kahramanları” dedi. Yapılan görüşmelerde; hayat pahalılığı, ücretler, çalışma saatleri, fazla mesai, iş yükü, sosyal haklar ve iş güvenliği gibi konular ön planın çıkarılarak genişletilmesiyle getirildi. Özellikle yoğun trafik altında ve çeşitli atıklarla temas halinde çalışarak dayanıklılığa dayanıklılığa dikkat çeken Seskır, koruyucu kıyafet ve ekipmanların eksiksiz bakımının sağlandığını vurguladı. Talepler rapor edildi Çalışanlardan gelen tüm görüş ve taleplerin kayıt belgesi alındığını Seskırarak, bu taleplerin özet bir rapor haline getirilerek ilgili kurumlara iletileceğini duyurdu. Saha ziyaretlerinin farklı meslek gruplarıyla devam edeceğini söyleyen Seskır, "Sorunları masanın başında değil, sahada doğrudan vatandaşımızdan dinliyoruz. Çözüm üretmenin ilk adımı, insanların sesine kulak vermektir" ifadesini kullandı. DSP'nin emek, sosyal adalet ve dayanıklılığını esas alan politikalarını sürdüreceğini belirten Seskır, temizlik çalışanlarının yaşam ve çalışma koşullarının tercih edilebilir yöndeki taleplerin takipçisi olacaklarını kaydetti. Seskır, DSP'nin sosyal adalet ve dayanışma politikaları çerçevesinde toplumun her kesimiyle buluşmaya devam edeceklerini ifade ederek, temizlik sorunlarının sorunlarının takipçisi olacaklarını ve çözüm odaklı yaklaşımı sürdüreceklerini söyledi.

Memur Emeklileri Platformu'ndan Anayasa Mahkemesi'ne Sert Çağrı: "Üç Yıldır Süren Hak Kaybı Sessiz Bir Çığlığa Dönüştü" Haber

Memur Emeklileri Platformu'ndan Anayasa Mahkemesi'ne Sert Çağrı: "Üç Yıldır Süren Hak Kaybı Sessiz Bir Çığlığa Dönüştü"

Memur Emeklileri Platformu, Temmuz 2023'te bu yana memur emeklilerine ödenmeyen seyyanen ilave ödemenin yol açtığı zararlara ilişkin dikkat çekici bir bildiri yayımladı. "Sessiz Çığlığın İlanıdır" liderliğiyle kamuoyuna duyurulan bildiride, yaklaşık üç yıldır devam ettiği belirtilen hak kaybının asker emeklisini ekonomik ve sosyal açıdan ağır bir çıkmaza sürüklendiği savunuldu. Platform, Anayasa Mahkemesi'ni (AYM) dosyaya parlaklık sorunları ve kusuriyetinin giderilmesi için acilen karar çalışmaya çağrıldı. Platform tarafından yapılan açıklamada, Temmuz 2023'te bu yana memur emeklilerinin anayasal hak olarak değerlendirdikleri seyyanen ilave ödeme artışından yararlanamadıkları, bunun da maaşlarda ciddi gelir kaybı neden olduğu ifade edildi. Bildiride, yaklaşık 36 ülkede devam ettiği belirtilen kullanım yalnızca ekonomik bir sorun olmadığı, aynı zamanda sosyal devlet ilkesi, hukuk devleti anlayışı ve insan onuru açısından önem da dikkate alınması gereken ciddi bir hak ciddiyeti öne çıktığı öne sürüldü. "Hak Kaybı Milyonlarca Emekliyi Yoksulluğa Sürükleniyor" Açıklamada, memur emeklilerinin maaşlarında oluşan gelir kaybının temel yaşam ihtiyaçlarını karşılamayı karmaşıklaştırdığı, özellikle yüksek enflasyon ve artan yaşam süreleri boyunca emeklilerin beslenmesi, barınma, sağlık ve ilaç giderlerini karşılamakta zorluk çektiği ifade edildi. Platform, uzun süre kamu hizmetinde görev yapan memur emekliliklerinin emeklilik süresini insanca yaşayabilecek bir gelire sahip olmalarını vurgulayarak, mevcut kullanımın sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını savundu. AYM'nin Tedbir Kararı Vermesi Talep Edildi Bildiride, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 73. maddesine çalıştırılarak, tedbir kararı verilebilmesi için dosyada "yaşam hakkı ile maddi ve manevi bütünlüğe yönelik ağır tehlike" cezasının memurun emeklileri açısından ileri sürüldü. Platform ayrıntılarında, ekonomik yoksunluğun yalnızca maddi kayıp olarak değerlendirilmesi gerekli görülen ek şu görüşlere yer verildi: Kaybın emeklilerin beslenmesi ve barınmanın olumsuz bozulması, İlaç ve tedavi giderlerinin karşılanmasının güçlendiği, İleri yaş grubundaki emeklilerin sağlık harcamalarının artırıldığı, Sürekli ekonomik baskının psikolojik ve sosyal etkilerin doğurduğu ifade edildi. Açıklamada, yaşam hakkının yalnızca fiziksel saldırılarla sınırlı yorumlanamayacağı, ekonomik yoksunluğun da bireysel yaşam özgürlüğü ve sağlık haklarının doğrudan sunulan unsurlar arasında yer aldığı savunuldu. "Memur Emeklileri Çalışma Hayatının Son Sınırına Kadar Hizmet Verdi" Platformda, memur emeklilerinin diğer emekli gruplarından farklı olarak büyük bölmelerin saklandığı yaş haddine kadar sürdürüldüğüne dikkat çekildi. Açıklamada, kamu görevlilerinin önemli bir bölümünün 65 yaş sınırına kadar uğraştığı, uzun yıllar devlet hizmetinde bulunan bu kişilerin emeklilik döneminde, ekonomik koşullarla mücadele etmek zorunda kaldıkları ifade edildi. Özellikle 60 yaş üstü emeklilerin kronik sağlık sorunları nedeniyle yeniden çalışma hayatına dönmelerinin çoğu zaman mümkün olmadığı belirtilirken, tek geçişli emekli aylıklarının olduğu vurgulandı. "Geciken Adalet, Telafisi İmkânsız Sonuçlar Doğuruyor" Bildirinin en dikkat süresinin uzatılmasından biri ise yargılamanın değerlendirilmesi oldu. Platform, Anayasa Mahkemesi'nde devam eden sürecin devam ettiğini ileri yaştaki memurların emeklilerine yönelik olarak geri döndürülmesinin mümkün olmayan sonuçların doğurduğunu savundu. Açıklamada, yaşları kaydedilen yüksek olan memur emeklilerinin uzun süreler boyunca fiziksel olarak depolanacak zamanlarının kullanıma sunulduğu, geciken her günün yeni mağduriyetleri oluşturularak bir araya getirildi. Platform, adaletin makul bir süreçteki gelişiminin hukuk devletinin temel politikalarından biri olduğunu belirtirken, uzun bacakların hak arama özgürlüğünün genişlediğini ileri sürdü. Anayasa Mahkemesi'ne Acil Çağrı Memur Emeklileri Platformu, açıklamanın sonunda Anayasa Mahkemesi'ne doğrudan çağrıda bulunarak, seyyanen ilave ödemeye ilişkin mağduriyetin silahlı olarak değerlendirilmesini istedi. Platform ayrıntılarında, kısıtlamaların yeni bir ayrıcalık ya da sosyal yardım olmadığı, uzun süreli kamu hizmeti sırasında kazanıldığı açıkça mali hakların teslim edildiği vurgulandı. Açıklamada, "Bizler sadaka değil, uzun süre boyunca hak ettiğimiz ücretinin tamamını tamamlamak istiyoruz." Anayasa Mahkemesi'nin ileri yaştaki subay emeklilerinin sağlık durumları, ekonomik durumlarını ve geri gönderilemeyecek süreleri dikkate alarak hızlandırması talep edildi. Platform, kamuoyuna yaptığı çağrıda ise memur emeklilerinin yaşadıkları mağduriyetin yalnızca ekonomik bir sorun olarak değil, sosyal adalet ve hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, çözümün gecikmeden hayata dönüşünü istedi.

Zeydan Karalar’dan CHP Bursa İl Başkanlığı’na Ziyaret: Kent Gündemi ve Yerel Yönetim Süreci Masaya Yatırıldı Haber

Zeydan Karalar’dan CHP Bursa İl Başkanlığı’na Ziyaret: Kent Gündemi ve Yerel Yönetim Süreci Masaya Yatırıldı

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) önde gelen isimlerinden Zeydan Karalar, CHP Bursa İl Başkanlığı’nı ziyaret ederek İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ile kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdi. Ziyarette, Bursa’nın güncel sorunları, yerel yönetim süreçleri ve son dönemde yaşanan siyasi gelişmeler ayrıntılı şekilde ele alındı. Bursa’nın kronik sorunları gündemdeydi Gerçekleştirilen görüşmede Bursa’nın uzun süredir çözüm bekleyen temel sorunları masaya yatırıldı. Özellikle hızlı nüfus artışıyla birlikte büyüyen ulaşım problemleri, plansız kentleşme, sanayi ve çevre dengesi, altyapı yetersizlikleri ve ekonomik zorlukların kente etkileri detaylı şekilde değerlendirildi. Karşılıklı fikir alışverişinde bulunulan toplantıda, yerel yönetimlerin bu sorunlara yönelik atabileceği adımlar üzerinde duruldu. Zeydan Karalar’ın, Adana’daki yerel yönetim deneyimlerini paylaşarak, büyükşehir belediyeciliğinde karşılaşılan benzer sorunlara yönelik çözüm önerilerini aktardığı öğrenildi. Bu kapsamda sosyal belediyecilik uygulamaları, kaynak yönetimi ve halk odaklı hizmet anlayışının önemine dikkat çekildi. “Bozbey sonrası süreç” değerlendirildi Toplantının önemli başlıklarından birini de Mustafa Bozbey sonrası Bursa’daki yerel yönetim süreci oluşturdu. Görüşmede, yeni dönemde belediyecilik anlayışının nasıl şekillendiği, mevcut projelerin durumu ve kamuoyundaki yansımalar kapsamlı biçimde ele alındı. İl Başkanı Nihat Yeşiltaş’ın, Bursa’da CHP örgütünün saha çalışmaları, seçmen beklentileri ve yerel yönetimle koordinasyon konularında bilgi verdiği; Karalar’ın ise bu sürecin sağlıklı ilerlemesi adına parti içi uyum ve ortak aklın önemine vurgu yaptığı belirtildi. Parti örgütü ve yerel yönetim ilişkisi öne çıktı Ziyarette ayrıca parti örgütü ile yerel yönetimler arasındaki iletişim ve iş birliği konuları da gündeme geldi. CHP’nin yerelde daha etkin ve çözüm odaklı bir politika üretmesi için örgütlerin sahadaki rolünün güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Karalar’ın, Bursa gibi stratejik bir şehirde parti çalışmalarının sadece seçim dönemleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, sürekli sahada olmanın ve vatandaşla doğrudan temas kurmanın önemine dikkat çektiği kaydedildi. Ortak mesaj: “Bursa için daha güçlü iş birliği” Görüşmenin sonunda her iki isim de Bursa’nın sorunlarının çözümü için daha güçlü bir iş birliği ve koordinasyon içinde çalışılması gerektiği konusunda görüş birliğine vardı. CHP’nin yerel yönetim anlayışının temelinde şeffaflık, katılımcılık ve sosyal adalet ilkelerinin bulunduğu vurgulanarak, Bursa’da bu yaklaşımın daha da güçlendirilmesi hedefi dile getirildi. Ziyaret, karşılıklı iyi dileklerin iletilmesi ve ilerleyen süreçte benzer istişare toplantılarının sürdürülmesi temennisiyle sona erdi.

SERT ÇIKIŞ: “BU BİR DÖNÜŞÜM DEĞİL, AÇIKÇA MAĞDURİYET ÜRETME DÜZENİ!” Haber

SERT ÇIKIŞ: “BU BİR DÖNÜŞÜM DEĞİL, AÇIKÇA MAĞDURİYET ÜRETME DÜZENİ!”

İmar yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu, yaptığı açıklamayla hem kalkınma politikalarına hem de tarım-toprak katkılarına sert sözlerle yüklendi. Hacıoğlu, “Bu ülkelerde sorun artık teknik değil, doğrudan adalet sorunudur” diyerek mevcut sistemin vatandaş aleyhine uygulamalarını açıkça dile getirdi. “Mülkiyet Yoksa Dönüşüm Değil, Felaket Vardır!” Hacıoğlu'nun en net vurgusu, evrensel insanın barınma gücünün kalıcı hukuki güvence altında olmamasıydı. Kamuoyuna yansıyan payların gerçeği saklamadığını söyleyen Hacıoğlu, ayırma dönüşümü adı altında tutulan liberallerin vatandaşta güven değil korku yarattığını söyledi: "Altını kalın çizgilerle çiziyoruz: Mülkiyeti olmayan bir yapıda olmayan dönüşüm olmaz! Olursa bunun adı dönüşüm değil, açıkça mağduriyet döndürür." Bugün tapusu, yapı kaydı veya resmi seçenekleri bulunmayan dünya genelinde dönüşüm kapsamına alınmasının ciddi sonuçları doğuran Hacıoğlu, şu risklere dikkat çekti: Hak sahipliğinin belirsiz bırakılması Yerinde dönüşüm yerine vatandaşın yerinden edilmesi Ağır borç yükleriyle karşı karşıya kalınması Sosyal bağların koparılması ve yaşam düzeninin altüst edilmesi “Önce Yapı Kayıt, Sonra Dönüşüm!” Hacıoğlu’na göre çözüm açık ama bilinçli şekilde erteleniyor: “Yapı kayıt sistemi olmadan yapılan her dönüşüm, çözüm değil yeni bir krizdir.” Yapı kayıt sisteminin yalnızca teknik bir düzenleme değil, aynı zamanda sosyal adalet meselesi olduğunu vurgulayan Hacıoğlu, bu sistemin: Mülkiyet hakkını güvence altına alacağını Devlet-vatandaş ilişkisini yeniden tesis edeceğini Dönüşüm süreçlerini adil hale getireceğini Afet riskleri için sağlıklı veri oluşturacağını ifade etti “KENTSEL DEĞİL, RANTSAL DÖNÜŞÜM DAYATILIYOR!” Sahadan gelen tepkilerin artık gizlenemez noktaya ulaştığını söyleyen Hacıoğlu, vatandaşın talebini şu sözlerle özetledi: “Biz kentsel dönüşüm değil, rantsal dönüşüm görüyoruz! İnsanlar evlerini değil, hayatlarını kaybetme korkusu yaşıyor.” Vatandaşın talebinin son derece net ve meşru olduğunu belirten Hacıoğlu: “Önce hakkımızı verin, sonra dönüşümü konuşalım!” diyerek çağrısını yineledi. MECLİS’E AÇIK ÇAĞRI İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nin talepleri ise net: Yapı kayıt düzenlemesi derhal Meclis’e getirilmeli Mülkiyet sorunları çözüme kavuşturulmalı Kentsel dönüşüm adil bir zemine oturtulmalı Hacıoğlu’nun sert uyarısı dikkat çekti: “Adalet yoksa dönüşüm de yoktur! Olsa olsa insanları yerinden etmek vardır.” TARIM ÜZERİNDEN İKİYÜZLÜLÜK ELEŞTİRİSİ: “BETONA GELİNCE SERBEST, VATANDAŞA GELİNCE YASAK!” Açıklamanın ikinci bölümünde ise hedefte bu kez tarım politikaları ve şehirleşme anlayışı vardı. Hacıoğlu, üretim modeli üzerinden çarpıcı bir karşılaştırma yaparak mevcut sistemin çelişkilerini gözler önüne serdi. 700 metrekarelik bir arazide klasik tarım yapan bir vatandaşın neredeyse hiçbir gelir elde edemediğini belirten Hacıoğlu, buna karşılık aynı alanın doğru planlandığında katbekat fazla ekonomik değer üretebildiğini söyledi. “650 kilo mısırdan elde edilen gelirle bir ailenin temel gıda ihtiyacı bile karşılanamazken, aynı alan doğru kullanıldığında adeta bir yaşam sistemine dönüşür.” Ancak asıl sert çıkış, tarım arazilerinin imara açılması konusundaydı: “Şu an oturduğunuz evlerin büyük çoğunluğu 20-30 yıl önce tarım arazisiydi. O zaman sorun yoktu da, vatandaş kendi tarlasına küçük bir yapı yaptığında mı ‘tarım düşmanı’ oluyor?” “BU DÜZEN MİLLİ SERVETİ YOK EDİYOR!” Hacıoğlu, sistemin çifte standart üzerine kurulu olduğunu savundu: Büyük projeler için tarım arazileri kolayca imara açılıyor Vatandaş kendi arazisinde yapılaşınca suçlu ilan ediliyor “Eğer gerçekten toprağı korumak istiyorsanız, o zaman buyurun şehirlerin büyük bölümünü yıkın! Çünkü hepsinin altında bir zamanlar tarım vardı.” “ADALET İMZAYLA DEĞİL, VİCDANLA OLUR!” Açıklamanın en çarpıcı cümlesi ise şu oldu: “Bir imzayla hava imara açca 'yasal', vatandaş kullanınca 'suç' oluyor. Bu adalet değil, açık bir çifte standarttır.” “BAHÇELİ YAŞAM LÜKS DEĞİL, HAKTIR!” Hacıoğlu, şehirleşme politikalarının insanlardan doğadan koptuğunu belirterek, bahçeli yaşamın bir ayrıcalık olmadığını temel bir hak olduğunu söyledi. Langa Caddesi örneğini veren Hacıoğlu, örnekleri şu şekilde özetledi: "Bir zamanlar bostan olan yerler bugün beton yığını. Ama o toprakların hafızası hala yaşıyor. Langa hıyarı şu anda bir efsane olarak anılıyorsa, bu bizi kaybettiğimizi kaybetmemişiz yeter." SON SÖZ: “BU ARTIK BİR UYARI DEĞİL, AÇIK BİR İSYANDIR” İmar yasasına Takılanlar Derneği'nin açıklaması, yalnızca bir basın metni değil; Büyüyen bir toplumsal tepkinin sert bir dışavurumu olarak değerlendiriliyor. Mesaj net: Mülkiyet çözülmeden dönüşüm olmaz. Adalet sağlanmadan sistem işlemez. Toprak korumasından gelecek kurulmaz. Ve en önemlisi: Vatandaş yok sayılarak hiçbir politika ayakta kalmıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.