Yavuz Ağıralioğlu: Eğitimsiz başaramayız, üretimsiz kalkınamayız!
Afyonkarahisar İl Başkanlığı açılışı ve halk buluşması yoğun katılımla gerçekleşti. Programda genel başkan yardımcıları , MYK ve Kurucular Kurulu üyeleri, il başkanları yer alırken Bursa İl Başkanı Fikret Aslan ve Bursa teşkilatı da katılım sağladı.
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Afyonkarahisar’da düzenlenen basın toplantısında, “Önümüzdeki dönem herkesin kapısını çalabilecek, herkesten oy isteyebilecek, herkesle omuz omuza, kol kola Türk milletinin geleceğini inşa edebilecek bir partiyiz. Aleviydi, Sünniydi, sağcıydı, solcuydu, Türkmendi, Kürttü diye milletin ayaklarına bağlanmış prangalardan milletin kurtarılmasının yolunun, 86 milyonun aile olarak görülebildiği, ay yıldızlı al bayrağın altında cumhuriyetimizin demokrasi ve hukukla taçlanmış güçlü geleceğine zengin bir ülke kurabilmeye inanıyorum” diye konuştu.
MEMLEKETTE KAVGAYA İHTİYAÇ YOK
Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:
“Anahtar Parti, bir parti hevesinin, ‘bir tane de bizim olsun’ duygusunun değil; bizim olan milletin olsun, milletin olan bizim olsun, 86 milyon partilimiz, partilimiz 86 milyonun mesuliyetini duyabilsin diye yeni bir siyasi merkez inşa etmeye karar verdik ve öyle kurulduk. Bu kadar parti varken bir parti niye olsun diye bir soruya muhatap olacağımızı biliyorduk. Bu partiyi partiden daha fazla bir şeye tekabül etsin diye çok ciddi bir siyasi muhasebeden sonra milletin teveccühüne takdim edebildik. Dolayısıyla memlekete parti lazım mı? ‘Değil; plan lazım’. Memlekette partilerin birbirini yenmesine ihtiyaç var mı? ‘Hayır’. Memlekette memleketin sorunlarını yenecek bir yönetim maharetine ihtiyaç var. Memlekette bir mezhep, meşrep, aidiyet, değerler etrafında bir kavgaya ihtiyaç var mı? ‘Hayır.’
ANAYASA İÇİN HÜKÜM ÖNERİSİ…
6 yıldır Sayın Cumhurbaşkanı enflasyonu tek haneli rakamlara düşürmekten bahsetmektedir. O yüzden baktık ki düşmüyor. Bu kadar başarısızlığa rağmen seçimde de başarılı olunamıyorsa, birtakım müeyyideler konulmalıdır. Lüzumsuz lakırdıya gerek yoktur. 8 çeyrekte enflasyonu tek haneli rakamlara düşüremeyen hükümet, 90 gün içinde seçime gider diye bir madde anayasaya yazılmalıdır. Başarısız hükümet seçime gider diye bir karineyi biz Anayasaya yazmalıyız. Yani 8 çeyrekte, 2.5 senede Anayasaya bir hüküm yazalım ki başımıza ne geleceğini bilelim!
Kuruluşumuzdan bugüne canhıraş sahalardayız. Çok zor olan bir mücadeleyi verdik, başardık. Bütün illerimizle teşkilatlandık. Birkaç ilçemiz tamamlanınca da 900 olacak. Yani Türkiye’nin tamamında teşkilatlandık. 161. parti olarak kurulduk. Şu anda ilk beşteyiz. Baraj problemi olmayan bir partiyiz! Anahtar Parti, Türk milletinin önümüzdeki dönemi için merkez namzedidir. Siyasetin merkezine bir yönetim teklif ediyoruz. Kimlik tartışması, değer tartışması yapmayacağız. Merkezine adaleti koyduğumuz, hesap verilebilirliği önemsediğimiz, öncelediğimiz, şeffaflığı bir sisteme dönüştürdüğümüz, parlamentoyu etkin hâle getireceğimiz, yargıyı tam bağımsız olarak milletin sığınacağı liman hâlinde planlayacağımız, eğitimin kalitesini, üretimin niteliğini, millete nitelikli gıda yedirme hassasiyetini, kendi kendine yeten bir ülke diye bir söz vardı. Sözde kalmasın da Türk milletinin yine övüncü olsun diye kendi kendine yetebilen bir ülkeyi yeniden ayağa kaldıracağız. Eğitimsiz mümkün değil, üretimsiz mümkün değil parolası Anahtar Parti’nin parolasıdır. Eğitimsiz kalkınamayız, üretimsiz başaramayız.
SAHADA TEBESSÜM VE GÜVEN VAR…
Önümüzdeki dönem herkesin kapısını çalabilecek, herkesten oy isteyebilecek, herkesle omuz omuza, kol kola Türk milletinin geleceğini inşa edebilecek bir partiyiz. Bizdendi değildi demeden 86 milyonun kapısını tek tek çalabilecek, bizim mezhep, sizin meşrep demeden ay yıldızlı al bayrağın altında olan herkesle omuz omuza Türk milletinin yarınlarını inşa edecek en mühim potansiyele sahip partiyiz. Tebessüm görüyoruz sahada, güven duyuluyor bize.
Aleviydi, Sünniydi, sağcıydı, solcuydu, Türkmendi, Kürttü diye milletin ayaklarına bağlanmış prangalardan milletin kurtarılmasının yolunun, 86 milyonun aile olarak görülebildiği, ay yıldızlı al bayrağın altında cumhuriyetimizin demokrasi ve hukukla taçlanmış güçlü geleceğine, zengin bir ülke kurabilmeye inanıyorum.
SİYASETTE AKRABAYA KONUŞUR GİBİ KONUŞULMALI…
Siyasette nezaket bir mecburiyettir. Yani beğenmeyebilirsiniz insanları ama insanların huzurunu kaçıramazsınız. Hususiyetle şöyle davranılmasını çok arzu ederim ben; herkesin evinde, hanesinde, akrabasında her partiden insan vardır. Akrabalarınıza nasıl konuşuyorsanız parti konuşmasını öyle yapmak zorundasınız. CHP’li akrabalarınız varsa, akrabalarınıza küfretmiyorsanız, hakaret etmiyorsanız, akrabalarınızı rencide etmiyorsanız CHP’ye oy verenleri de, CHP’lileri de rencide etmeyeceksiniz. AK Partili akrabalarınız varsa AK Partililere akrabalarınızla konuşur gibi konuşacaksınız. MHP’li akrabalarınız varsa, MHP’liyseniz onlarla nasıl konuşuyorsanız öyle konuşacaksınız. Bu Güneydoğu’da da böyledir. Çokları vardır ki işte kendisi MHP ilçe başkanı, amcasının oğlu diyelim, işte HDP’de yönetici. Böyleleri de vardır. Bölücülük hariç, devlet-millet düşmanlığı hariç partililiğin aileye konuşulur gibi konuşulması gerektiğine çok inanırım. Çünkü kendi ailemizden başka partiye oy veriyorlar diye kimsenin kalbini kırmıyorsanız, milletinizi de aile sayacaksınız. Siyasetin terbiyesi bence bunu mecbur hâle getiriyor. Bence böyle olmak zorunda. Akrabayı korur gibi. Ailenizi korur gibi; Anahtar Parti’nin memleket hizmet parolasında bu duygu çok hâkimdir. O olsun diye arkadaşlarımı da çok tembihliyorum. Biz evini, hanesini toplamak isteyen gurbetten gelmiş evlat gibi olalım. Ailesini toplamak zorunda olan, aileyi ayağa kaldırmak zorunda olan evlat gibi.
TÜRKLER KENDİSİ GİBİ OLMADIĞINDAN DÜNYA BU HALDE!
Türk milleti yerinde duramadığı için dünyanın dengesinin bozulduğuna inanırım. Türk milletini tarihten çektikleri için çekmeye çalıştıkları için dünyanın muvazenesinin bozulduğuna inanırım. Herkes kendisi gibidir. Türk milleti kendisi gibi olamadığı için dünyanın bu hâlde olduğuna inanırım. Bize karşı üstünlük sağlayamadıkları günlerden itibaren Türk milletini güçlü yapan her şeyi bozmaya kastetmiş bir hesabın Türk milletine bu finali yaşattığına inanırım. İnsanlığa borcumun eşiti bende şu: Türk milletini yerine taşımak. Gazze’ye merhametin eşiti bende şu: Türk milletini eski kudretli zamanlarına taşımak. Doğu Türkistan’a bir şeyler yapabilir miyizin eşiti: Türk devletini kudretli hâle getirmek. Musul’a, Kerkük’e, Karabağ’a, Azerbaycan’a, neremiz varsa, nerede hicrana düşmüşsek, insanlığın ufkunda nerede zulüm varsa, ufuk karardıysa orada aydınlık için Türk milletini insanlığın ufkuna teklif etmek. Dolayısıyla benim Türkçülük Günü vesilesiyle Türklüğüm adına, Müslümanlığım adına, cumhuriyetçiliğim adına muhafaza etmek istediklerimin merkezine Türk milletini koyuyorum. Çünkü Türk milleti yerinde değil diye dünyanın bu hâlde olduğuna inanıyorum ben.
KİMSEYE; KÜRTSÜN, ALEVİSİN, SÜNNİSİN DENİLMEZ
Cumhuriyeti şöyle bir nimet biliyorum: Ben Trabzon’da doğdum, Yozgat’ta büyüdüm. Cumhurbaşkanlığı dâhil devletin bütün makamlarına hayal kurabiliyorsam bana bunu cumhuriyet veriyor. Hakkâri'den bir cumhurbaşkanı gelir; Kürt de olur, Zaza da olur, Alevi de olur, Sünni de olur, Tunceli'den de gelir, her yerden gelir. Bu toprakların evlatları her makama talip olur, her makama gelir. Kimseye ‘Sen tutmazsın, Kürtsün, Alevisin, Sünnisin’ denilmez. Herkes her istediği yerden gelir. Cumhuriyet de zaten bunun imkânı demektir. Tayyip Erdoğan Rize'den katılmış yarışmaya, devletin en üst makamına gelmiş. Abdullah Bey Kayseri’den katılmış yarışmaya, Demirci Ahmet’in oğlu cumhurbaşkanı olmuş. Binali Bey Erzincan’dan. Kara Kuvvetleri Komutanımız var, Genelkurmay Başkanlarımız var. Hava Kuvvetleri Komutanı Malatya’dan. Cumhurbaşkanı çıkarmışız, Bayburt'tan kuvvet komutanı çıkarmışız. Kürt cumhurbaşkanımız da olmuş. Kimin aklına gelmiş bu Kürt’tür? Kim diyebilir bu Kürt’tür, bu Türkmen’dir? Ne demek yani, ne münasebetsiz laflar bunlar? O yüzden biz 85 milyon bir aileyiz ve bu aile bütünümüz içerisinde kimsenin aidiyetini, ekâliyetini konuşuyor değiliz; hürmetsizlik yok. Ama terör ve terörizme müsamaha asla yok, asla. Böyle bir şeye müsaade edemeyiz.”