Hava Durumu

#Şiddet

- Şiddet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şiddet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Turgutlu’daki Silahlı Saldırı Sonrası Hürriyetçi Eğitim Sen’den Okullarda Güvenlik Çağrısı Haber

Turgutlu’daki Silahlı Saldırı Sonrası Hürriyetçi Eğitim Sen’den Okullarda Güvenlik Çağrısı

BURSA – Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bulunan İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde meydana gelen silahlı saldırının ardından eğitim kurumlarındaki güvenlik önlemleri yeniden gündeme geldi. Hürriyetçi Eğitim Sen Bursa 1 Nolu Şube Başkanı Abit Şenel ile Bursa 2 Nolu Şube Başkanı Selahattin Gürses, olay sonrası yaptıkları ortak açıklamada saldırıda yaralanan öğrencilere acil şifa dileklerini ileterek, benzer olayların önüne geçilebilmesi için mevcut güvenlik politikalarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. “GÜVENLİ OKUL, EĞİTİMİN VAZGEÇİLMEZ PARÇASIDIR” Sendika yöneticileri, eğitim kurumlarının yalnızca derslerin yapıldığı alanlar olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Öğrencilerin günlerinin önemli bir bölümünü okullarda geçirdiğine dikkat çekilen açıklamada, çocukların ve eğitim çalışanlarının kendilerini güvende hissetmelerinin sağlıklı bir eğitim ortamının temel şartlarından olduğu ifade edildi. Turgutlu’da yaşanan saldırının tüm yönleriyle araştırılması gerektiğini belirten sendika, olay sonrasında alınacak tedbirlerin geçici uygulamalarla sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çekti. OKUL GİRİŞ VE ÇIKIŞLARI YENİDEN DEĞERLENDİRİLSİN Açıklamada, okullarda uygulanan güvenlik tedbirlerinin okul bazında yeniden ele alınması çağrısında bulunuldu. Okul giriş ve çıkışlarının kontrolü, okul çevresindeki güvenlik koşulları ve ihtiyaç bulunan eğitim kurumlarında güvenlik personeli görevlendirilmesi gibi seçeneklerin değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi. Her okulun bulunduğu bölge, öğrenci profili ve karşı karşıya olduğu risklerin farklı olabileceğine işaret eden sendika yöneticileri, tek tip güvenlik uygulaması yerine ihtiyaçların okul özelinde belirlenmesini önerdi. Bu süreçte okul yöneticileri ile öğretmenlerin görüş ve saha tecrübelerinin de dikkate alınması gerektiği ifade edildi. ŞİDDET VE AKRAN ZORBALIĞINA KARŞI ORTAK MÜCADELE ÇAĞRISI Hürriyetçi Eğitim Sen, okullarda yaşanan şiddet ve akran zorbalığı olaylarının yalnızca eğitim sisteminin kendi içerisinde çözülebilecek bir mesele olmadığı görüşünü dile getirdi. Sendika, çocukların okul dışında ve dijital ortamlarda da şiddet, tehdit, zorbalık ve suça özendiren içeriklerle karşılaşabildiğine dikkat çekerek daha kapsamlı bir mücadele modeli oluşturulması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda Millî Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere İçişleri, Adalet, Aile ve Sosyal Hizmetler ile Sağlık bakanlıklarının, emniyet birimlerinin ve ilgili kurumların koordinasyon içerisinde hareket etmesi çağrısı yapıldı. DİJİTAL ZORBALIK DA GÜNDEMDE Sendikanın dikkat çektiği başlıklardan biri de çocukların dijital ortamlarda karşı karşıya kaldığı riskler oldu. Sosyal medyada yayılan şiddet içerikleri, dijital zorbalık, tehdit ve suça özendiren paylaşımların çocukların güvenliği açısından ayrıca değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Öğrencilerin güvenliğinin yalnızca okul kapısı ve çevresiyle sınırlı tutulamayacağını belirten sendika yöneticileri; fiziksel, sosyal, psikolojik ve dijital güvenliği birlikte ele alan bir yaklaşımın önemine dikkat çekti. “OLAYDAN SONRA DEĞİL, OLMADAN ÖNCE” Açıklamada öne çıkan bir diğer konu ise önleyici tedbirler oldu. Şiddet olayları gerçekleştikten sonra devreye giren uygulamalar yerine, risklerin önceden belirlenebildiği ve gerekli müdahalelerin zamanında yapılabildiği mekanizmaların güçlendirilmesi istendi. Okullardaki risklerin erken tespit edilmesi, rehberlik ve psikolojik destek hizmetlerinin güçlendirilmesi, ailelerle iletişimin artırılması ve ilgili kurumlar arasında düzenli bilgi paylaşımının sağlanması gerektiği belirtildi. “ÇOCUKLARIMIZIN GÜVENLİĞİ ORTAK MESELEMİZ” Hürriyetçi Eğitim Sen Bursa 1 Nolu Şube Başkanı Abit Şenel ve Bursa 2 Nolu Şube Başkanı Selahattin Gürses, öğrencilerin güvenliğinin yalnızca öğretmen ve okul yöneticilerinin sorumluluğuna bırakılamayacağını ifade etti. Ailelerin, kamu kurumlarının, eğitim çalışanlarının ve toplumun farklı kesimlerinin sürece dahil olması gerektiğini belirten sendika yöneticileri, güvenli eğitim ortamının hem öğrencilerin eğitim hakkı hem de eğitim çalışanlarının görevlerini huzur içerisinde sürdürebilmesi açısından önem taşıdığını kaydetti. “SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ” Şenel ve Gürses, Turgutlu’da yaşanan olayın ardından yürütülecek süreci takip edeceklerini bildirerek, eğitim kurumlarındaki güvenlik sorunlarının belirlenmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesine katkı sunmaya devam edeceklerini ifade etti. Sendika yöneticileri açıklamalarının sonunda saldırıda yaralanan öğrencilere acil şifa, ailelerine, arkadaşlarına, öğretmenlerine ve okul yönetimine geçmiş olsun dileklerini iletti. Hürriyetçi Eğitim Sen, benzer olayların yeniden yaşanmaması için gerekli tedbirlerin alınması ve öğrenciler ile eğitim çalışanlarının kendilerini güvende hissedebilecekleri okul ortamlarının güçlendirilmesi çağrısını yineledi.

Gürsu’daki Avukat Cinayetinde İlk Duruşma İçin Geri Sayım: Kocaefe Davası 23 Eylül’de Başlıyor Haber

Gürsu’daki Avukat Cinayetinde İlk Duruşma İçin Geri Sayım: Kocaefe Davası 23 Eylül’de Başlıyor

Bursa'nın Gürsu ilçesindeki avukat Hatice Kocaefe'nin sağlık durumunun kaybolduğu saldırıyla ilgili davada ilk duruşmanın 23 Eylül 2026'da yapıldığı bildirildi. Soruşturma kapsamında 5 kişi tutuklanırken, 2 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Davanın ilk duruşmasında baroların da geniş katılımla hazır olmaları bekleniyor. BURSA - Gürsu'da 28 Nisan 2026'da meydana gelen ve avukat Hatice Kocaefe'nin hayatını kaybettiği saldırının ardından adli süreçte yeni bir aşamaya geçiliyor. Kocaefe'nin tedavisine ilişkin davanın ilk duruşması 23 Eylül 2026 Çarşamba günü Bursa 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yaşanıyor. İstanbul Barosu'na kayıtlı Kocaefe'nin, ablası Elif Çalışkan'ın ticari yaptırımın tahsili amacıyla yürüttüğü hukuki süreç nedeniyle hedef alınırken iddia edilirken, olay aynı zamanda avukatların mesleki faaliyetlerinde karşı karşıya kalınan tehdit ve şiddet tartışmasını da şiddetlendi. OLAYIN ARKASINDAKİ İDDİA: TİCARİ ALACAK Soruşturma dosyasına ve kamuoyuna yansıyan bilgilere göre olayın, Gürsu’daki meyve ticareti nedeniyle ortaya çıkan bir alacak anlaşmazlığından kaynaklandığı öne sürüldü. İddiaya göre Hakkı Çetin’in, Elif Çalışkan’a ait soğuk hava deposuyla yaptığı ticari işlemler kapsamında yaklaşık 5 milyon liralık borcu bulunuyordu. Alacağın tahsili için hukuki sürecin başlatılması üzerine Çalışkan, avukat olan kardeşi Hatice Kocaefe’den destek aldı. İcra takibinin ardından taraflar arasındaki anlaşmazlığın büyüdüğü, hukuki işlemlerin geri çekilmesi yönünde baskı ve tehditlerde bulunulduğu iddiaları soruşturma dosyasına yansıdı. 28 NİSAN’DA SİLAHLAR KONUŞTU Soruşturmanın konusu olan saldırı, 28 Nisan’da Gürsu’nun Ağaköy Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre Hatice Kocaefe, ablası Elif Çalışkan ve babaları Rahmi Kocaefe’nin birlikte bulunduğu sırada bir araçla bölgeye gelen saldırgan tarafından ateş açıldı. Kurşunların isabet ettiği Elif Çalışkan yaralanırken, Hatice Kocaefe ağır yaralandı. Sağlık ekiplerince Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Kocaefe, doktorların müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Saldırı anının çevrede bulunan güvenlik kameralarına yansıdığı ve görüntülerin soruşturma kapsamında incelendiği belirtildi. 5 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI Saldırının ardından başlatılan soruşturmada 7 kişi gözaltına alındı. Soruşturma sürecinde Hakkı Çetin’in yanı sıra A.Ç., E.Ü., S.S. ve H.S. tutuklandı. V.A. ve S.U. hakkında ise adli kontrol kararı uygulandı. Şüpheliler yönünden dosyada kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, suça azmettirme, suçluya yardım etme ve suçluyu kayırma gibi farklı suçlamaların bulunduğu bildirildi. Sanıkların yargılama sırasında olayda hangi rolü üstlendikleri ve üzerlerine atılı suçlardan sorumlu olup olmadıkları mahkeme tarafından değerlendirilecek. SANIKTAN “TESADÜFEN KARŞILAŞTIM” SAVUNMASI Soruşturmanın dikkat çeken başlıklarından biri de Hakkı Çetin’in savunması oldu. Çetin’in, Kocaefe ve ailesini olay günü tesadüfen gördüğünü, saldırının önceden planlanmadığını ve ateş ederken öldürme amacı taşımadığını ileri sürdüğü aktarıldı. Buna karşın soruşturma kapsamında incelenen güvenlik kamerası görüntülerinde, şüphelinin olay öncesinde bölgede otomobiliyle bulunduğuna ilişkin tespitlerin yer aldığı belirtildi. Söz konusu görüntülerin, saldırının planlı olup olmadığı konusunda yargılamada ele alınması beklenen deliller arasında bulunduğu ifade edildi. BAROLARDAN DAVAYA YAKIN TAKİP Kocaefe’nin öldürülmesinin ardından Bursa Barosu davaya müdahil olma talebinde bulundu. Bursa Barosu, olayın yalnızca bireysel bir cinayet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, avukatların yürüttükleri mesleki faaliyetler nedeniyle tehdit edilmesinin ve hedef alınmasının savunma hakkı açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu vurguladı. İstanbul Barosu ve Türkiye Barolar Birliği de süreci yakından takip eden kurumlar arasında yer aldı. İLK DURUŞMA 23 EYLÜL’DE Kocaefe cinayetiyle ilgili davanın ilk duruşması 23 Eylül 2026 saat 10.00'da Bursa 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yaşandı. Duruşmaya Türkiye Barolar Birliği'nin, farklı illerden barolar ve Avukat Hakları Merkezlerinden çok sayıda avukatın katılımı bekleniyor. İlk celsede sanıkların savunmalarının toplanması, dosyadaki delillerin değerlendirilmesi ve olayın öncesinde iddiaların mahkeme önünde sunulması bekleniyor. GÖZLER MAHKEMENİN VERECEĞİ KARARDA Hatice Kocaefe'nin ölümüyle birlikte saldırı, bir ticari alacak anlaşmazlığının ötesinde, avukatların mesleklerini yerine getirirken karşılaşılabilen tehdit ve şiddet tehdidi yeniden alevlendi. Davada mahkemenin değerlendireceği açıklamalar arasında saldırının nasıl gerçekleştiği, olayın planlanıp planlandığı, sanıkların saldırıdaki rolleri ve Kocaefe'nin faaliyet faaliyetinin ortaya çıktığı olup olmadığı iddialar mevcut. 23 Eylül'de başlayacak yargılama, hem Kocaefe standardının standardında hem de savunma makamına yönelik şiddet tartışması açısından hukuk camiası tarafından yakından takip edilecek.

Veteriner Sağlık Çalışanları İçin “Beyaz Kod” Talebi: Kanun Teklifi Hazırlanıyor Haber

Veteriner Sağlık Çalışanları İçin “Beyaz Kod” Talebi: Kanun Teklifi Hazırlanıyor

Hürriyetçi Tarım ve Orman Sendikası (Hürriyetçi Tarım Orman-Sen), görev sırasında şiddete maruz kalma, kalan veteriner hekim, veteriner sağlık teknikerleri ve teknisyenlerinin sağlık çalışanlarına yönelik hukuki koruma mekanizmalarından yararlanabilmesi için harekete geçti. Sendika, veteriner sağlık çalışanlarının da “Beyaz Kod” kapsamını hazırlamasını planladığı kanun teklifini hazırladığını açıkladı. Sendika Genel Başkanı Muzaffer Genç, genel basın toplantısında özel sahada görev yapan veteriner sağlık çalışanlarının karşı karşıya kaldığı şiddet olaylarına dikkat ederek, düzenlenen düzenleme için TBMM'deki tüm siyasi partilerden destek istedi. ÇORUM'DAKİ SALDIRI GÜNDEME TAŞINDI Açıklamanın özeti, 1 Ağustos 2026'da Çorum'un Kınık Köyü'nde görev yapan Veteriner Hekim Yusuf Özdamar ile Veteriner Sağlık Teknikeri Sedat Uzunkaya'ya yönelik saldırıda bulunuldu. Sendikanın aktardığı bilgiler, iki görevliye göre, hayvan aşılama çalışması sırasında fiziksel olarak hasar görmüştü. Hürriyetçi Tarım Orman-Sen, olayı yalnızca çalışanların güvenliği açısından değil, hayvan sağlığı ve gıda güvenliği açısından da değerlendirdi. Genç, veteriner sağlık çalışanlarının yerine getirilmesi sırasında korunması gerektiğini belirtirken, sahadaki güvenlik sorunlarının artık yasal düzenlemelerle ele alınması gerektiğini savundu. “VETERİNERLER TOPLUM SAĞLIĞININ BİR PARÇASI” Sendika tarafından yapılan değerlendirmede, veteriner sağlık makinelerinin yalnızca dağıtma araçlarıyla sınırı olmadığı vurgulandı. İnsan, hayvan ve çevre ürünleri birlikte ele alan “Tek Sağlık” yaklaşımına dikkat çeken sendika, veteriner sağlık çalışanlarının yayılmasıyla mücadele, gıda güvenliği, biyogüvenlik ve sağlık hizmetlerinin korunması gibi alanlarda da görev yaptığını belirtti. Bu nedenle veteriner hekim ve veteriner sağlık çalışanlarının görev süreleri boyunca maruz kaldıkları süre boyunca, yalnızca bireysel bir meslek sorunu olarak görülmesi gerektiği şekilde kullanıldı. 2025 TARİHLİ ARAŞTIRMA DA GÜNDEME GETİRİLDİ Basın toplantısında veteriner hekimlere yönelik şiddete ilişkin akademik bilgiler verildi. Sendikanın aktardığı 2025 tarihli bir verilere göre, Ocak 2013-Kasım 2024 döneminde kamuoyuna yansıyan en az 33 şiddet vakası tespit edildi. Bu olayların arasında fiziksel saldırı, darp, sözlü saldırı, mala zarar verme, cinsel taciz ve görev başında öldürme vakalarının yer aldığı belirtildi. Sendika, resmi kayıtlara ve genel olarak yansımayan olayların dikkate alınmamasını savunarak, mevcut tablonun veteriner sağlık açısından ciddi bir güvenlik sorununun oluştuğunu dile getirdi. “BEYAZ KOD” KAPSAMİ GENİŞLETİLSİN Hürriyetçi Tarım Orman-Sen'in hazırladığı kanun teklifinin temel amacı, veteriner sağlık çalışanlarının görev sırasında ziyaretleri sırasında sağlık çalışanlarına yönelik mevcut koruma mekanizmalarından yararlanabilmesini sağlamaktır. Teklifte; Kamu ve özel görev yapan veteriner hekim, veteriner sağlık teknikerleri ve teknisyenlerinin kapsamı, Görev sırasında yaralama, tehdit ve hakaret eylemlerinde daha ağır cezalar, “Beyaz Kod” ihbarları ve hukuki destek aralıklarının veteriner sağlıklarını çalıştıran da kapsaması . TBMM'YE SİYASİ PARTİLERE ÇAĞRI Sendika, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yapılan teklifin ardından siyasi partilerin saklandıklarını açıkladı. Genel Başkan Muzaffer Genç, veteriner sağlık çalışanlarının can güvenliğinin aynı zamanda toplum sağlığıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek, düzenlemenin siyasi muayenesinin yapılmadan dağıtım programında bulunduğunu belirtti. Genç ayrıca Çorum'daki saldırının adli sürecini takip edeceklerini ve sorumluların gerekli cezayı alması için süreci izleyeceklerini ifade etti. “GÖREV BAŞINDA HİÇBİR VETERİNER YALNIZ KALMAMALI” Hürriyetçi Tarım Orman-Sen, açıklamasının sonunda veteriner sağlık çalışanlarının güvenli çalışma garantisinin yasal güvencesini bir araya getirerek tam mesajını verdi. Sendikaya göre, yalnızca yaşanan saldırılara tepki göstermek değil, benzer olaylara kadar devam edecek kalıcı bir hukuki koruma sistemi oluşturmak. Sendika, veteriner hekimler ile veteriner sağlık teknikerleri ve cihazların donanımının güven içinde sürdürülebilmesi için “Beyaz Kod”un kapsamının genişletilmesi istenirken, planlanan kanun teklifinin Meclis'te yayınlanması çağrısını yineledi.

Eğitim Bir-Sen'den okul saldırılarına sert tepki! Haber

Eğitim Bir-Sen'den okul saldırılarına sert tepki!

Memur-Sen Bursa İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 No’lu Şube Başkanı Ramazan Acar, Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan saldırıya ilişkin Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde gerçekleştirdiği açıklamasında, eğitim kurumlarında artan şiddet olaylarına dikkat çekti. “ŞİDDET OLAYLARI, TOPLUMSAL SORUN HALİNE GELMİŞTİR” Memur-Sen Bursa İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 No’lu Şube Başkanı Ramazan Acar, “Bugün buraya Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde, eski bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen menfur saldırıyı protesto etmek üzere toplanmış bulunuyoruz. Bir kez daha görülmüştür ki; okullarımızda eğitimcilerimize ve öğrencilerimize yönelen şiddet olayları münferit eylemler olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun haline gelmiş, toplumsal çürümeyi gün yüzüne çıkarmıştır” dedi. “ÇÖZÜM ÜRETMEKTE İSTEKSİZ DAVRANILIYOR” Eğitim sistemimizin en önemli paydaşlarından biri olarak; daha iyi bir eğitim, daha iyi bir müfredat, pedagojik yöntemler, daha ileri amaçlar üzerine kafa yormamız gerekirken eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarını konuşmak durumunda kaldıklarını belirten Acar, hal böyle iken yetkililerin çözüm üretmekte yetersiz kaldığını veya isteksiz davrandığını söyledi. “CAN GÜVENLİĞİ, EĞİTİM-ÖĞRETİMİN ÖNÜNE GEÇTİ” Eğitimciye yönelen şiddetin vaka-i adiyeden bir hale geldiğini ifade eden Acar, eğitim çağındaki çocukların şiddete başvurduğu, silaha kolayca ulaşarak pervasızca suç işlediği bir zaman diliminde olunduğunu belirtti. Aklına esenin, aklı kesenin ya da aklı başında olmayanın öğretmene, okul yöneticisine, eğitim çalışanına, öğrenciye şiddet uyguladığı, can güvenliğinin eğitim-öğretimin önüne geçtiği bir zemine doğru hızla yol alındığını ifade eden Acar, eğitimciye şiddetin bireysel suç vakaları olmaktan çıkarak eğitim, aile ve toplum politikalarının sorgulanmasını gerektiren bir iş güvenliği sorununa dönüştüğünü söyledi. “GEREKLİ TEDBİRLER ALINMALI” Evrensel hukuk ve anayasada ifadesini bulan hayat hakkı ve can güvenliği ilkesi çerçevesinde devletin ölüme, yaralanmaya ve zarara sebebiyet verilmesini önleme yükümlülüğü olduğunu ifade eden Acar, devletin vatandaşlarını korumak için gerekli tedbirleri almak zorunda olduğunu söyledi. Aynı şekilde devletin okullarda güvenli ve huzurlu bir çalışma ve eğitim-öğretim ortamı tesis etmek durumunda olduğunu belirten Acar, MEB’in birinci önceliğinin eğitim kurumlarında güvenlik olması gerektiğini vurguladı. Acar, eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarının yalnızca güvenlik boyutuyla değil; sosyal, psikolojik, eğitsel ve değerler yönleriyle birlikte ele alınması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Okulların temizlik ve güvenlik personeli ihtiyacı karşılanmalı.Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri daha etkin ve daha erişilebilir hale getirilmeli, öğrenci sayısına bakılmaksızın her okula rehber öğretmen verilmeli, riskli okulların rehber öğretmen normu artırılmalı.Okul-aile iş birliği, okul güvenliği ekseninde yeniden ele alınmalı.Riskli durumların erken tespiti ve önlenmesine yönelik mekanizmalar, daha işlevsel hale getirilmeli.Öğretmene saygıyı yeniden tesis etmek için hem millî-manevî değerlerimizden, köklü geleneklerimizden hem de dünyadaki örnek uygulamalardan faydalanmalıyız.Öğretmenliğin itibar kazanması ve eğitim sistemimizin istendik seviyeye gelmesi için öğretmenlik mesleğinin öncelikle tercih edilmesini sağlayacak maddî-manevî koşulları oluşturmalı, millî-manevî eğitime önem vermeliyiz.Eğitim süreçlerinde öğrencilerin yalnızca akademik değil; sosyal, duygusal ve psikolojik gelişimlerini de destekleyen bütüncül bir yaklaşıma daha fazla ağırlık verilmeli.Okula aidiyet duygusunu geliştirecek, insana saygıyı artıracak tedbirler alınmalı.Emniyet iş birliği ile okul giriş ve çıkışlarında ve okul çevresinde daha etkin denetimler yapılmalı.MEB’in merkez ve taşra teşkilatında okul güvenliği ile alakalı ayrı bir birim kurulmalı.Tüm okul türlerinde disiplin mevzuatı okul güvenliği ekseninde yeniden ele alınmalı.Cezai ehliyet yaşı düşürülmeli.” “SALDIRIYI BİR KEZ DAHA LANETLİYORUZ” Acar, Siverek’te yaşanan menfur olayın eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin son örneği olması gerektiğini belirterek, eğitimcilerin her türlü şiddet ve saldırı karşısında savunmasız bırakılmaması gerektiğini ifade etti. Acar, “Eğitimciye yönelik şiddeti protesto ettiğimiz, yetkilileri daha etkin tedbirler almaya davet ettiğimiz açıklamamız burada sona ermiştir. Siverek’te, menfur saldırıda yaralanan 16 canımıza Cenab-ı Allah’tan acil şifalar diliyor, menfur saldırıyı bir kez daha lanetliyor, eğitimde şiddetin takipçisi olmaya devam edeceğimizi ilan ediyoruz” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.