Hava Durumu

#Şeffaflık

- Şeffaflık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şeffaflık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AĞIRALİOĞLU’NDAN İKTİDARA SERT TEPKİ: “TİTANİK GEMİNİZ FON BUZDAĞINA ÇARPTI!” Haber

AĞIRALİOĞLU’NDAN İKTİDARA SERT TEPKİ: “TİTANİK GEMİNİZ FON BUZDAĞINA ÇARPTI!”

“BU BİR FON MESELESİ DEĞİL, FON REZALETİDİR” Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, gündeme ilişkin değerlendirmelerinde finans piyasalarında yaşanan fon tartışmalarını ve kamu kurumlarının denetim sorumluluğunu ele aldı. Yaşananların yalnızca yatırımcı mağduriyeti olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Ağıralioğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin de sorgulanması gerektiğini savundu. Ağıralioğlu, “Bunun adı fon meselesi değildir, bunun adı fon rezaletidir” diyerek denetim mekanizmalarının görevlerini yerine getirmediğini ileri sürdü. “TİTANİK GEMİNİZ FON BUZDAĞINA ÇARPTI” Konuşmasının en dikkat çeken bölümünde AK Parti’nin 25 yıllık iktidarını Titanik gemisine benzeten Ağıralioğlu, şu ifadeleri kullandı: “Titanik geminiz fon buzdağına çarptı, batıyorsunuz! Gemiyi ilk terk edenler üst kattaki kamaralarda imkân bulanlar, filikaları alıp gidenler. Gemi batarken çalgı çalıp oynayanlar var. Altta batanlar da milletiniz.” Ağıralioğlu, iktidarın kendisini güçlü ve sarsılmaz gördüğünü belirterek yaşanan gelişmelerin yönetim sistemindeki sorunları ortaya çıkardığını savundu. “Bu geminin su aldığı yerlerde kabahat sizin, kontrol sizin, denetim sizin, hepsi sizin yetkinizdeydi” sözleriyle siyasi sorumluluğun iktidara ait olduğunu ifade etti. “467 BİN KİŞİNİN MAĞDURİYETİNİN HESABI VERİLMELİ” Fon tartışmaları kapsamında 467 bin kişinin mağdur olduğunu öne süren Ağıralioğlu, ilgili kamu kurumlarının ve sorumluların hesap vermesi gerektiğini söyledi. Atama ve denetim yetkilerinin iktidarın elinde bulunduğunu hatırlatan Anahtar Parti lideri, yaşanan sorunların yalnızca belirli kişilere yüklenerek çözülemeyeceğini dile getirdi. Denetim mekanizmalarının neden işlemediğinin açıklanmasını isteyen Ağıralioğlu, sorumluluğu bulunan herkes hakkında gerekli işlemlerin yapılması çağrısında bulundu. CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A SESLENDİ: “BU REZALET YETER!” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a doğrudan seslenen Ağıralioğlu, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yapıldığını belirttiği uyarıların dikkate alınmadığını savundu. Ağıralioğlu, iktidar partisindeki bazı isimlerin fon tartışmalarında gündeme gelmesine de tepki göstererek şöyle konuştu: “Sayın Cumhurbaşkanım, sadece bu ikisi yetmiyor mu size? İstifa mekanizmalarını, hesap verme mekanizmalarını, milletten özür mekanizmasını sağlıklı çalıştırmak için bu sistemi sorgulamak adına bu rezalet yeter bize!” “MİLLET FAKİRLEŞİYOR, İKTİDAR HEDEFLERİNİ TUTTURAMIYOR” Ekonomi yönetimini de eleştiren Ağıralioğlu, Orta Vadeli Program’da açıklanan hedeflerle bütçe rakamları arasında tutarsızlıklar bulunduğunu öne sürdü. Sosyal yardım harcamalarında öngörülen artışa dikkat çeken Ağıralioğlu, iktidarın seçim ekonomisine yöneldiğini iddia etti. “Milletiniz dertli, milletiniz garip, milletiniz fakir” diyen Ağıralioğlu, vatandaşların artık siyasi tartışmalardan çok ekonomik refah ve güvenilir bir gelecek istediğini belirtti. “SEÇİM ARTIK MİLLETİN GÜNDEMİNDEDİR” Türkiye’nin siyasi ve ekonomik açıdan değişim sürecine girdiğini savunan Ağıralioğlu, yaklaşan dönemde seçmenin mevcut yönetim anlayışını sorgulayacağını ifade etti. Anahtar Parti lideri, “Seçim artık partilerin gündemi değil, milletin gündemidir. Millet parti kavgası istemiyor, millet zenginlik istiyor, bolluk ve bereket istiyor” dedi. “KİM HAK YEMİŞSE HESAP SORULMALI” Konuşmasının sonunda son dönemde düzenlenen operasyonlara da değinen Ağıralioğlu, uyuşturucu, kaçakçılık, kayıt dışı ekonomi ve kara para aklama gibi suçlarla mücadelede geçmiş yıllardaki denetim eksikliklerinin araştırılması gerektiğini savundu. Ağıralioğlu, “Kim hak yemişse, kim memleketin bir delikli kuruşuna tamah etmişse ondan hesap sorulmalıdır” diyerek şeffaflık ve hesap verebilirlik çağrısını yineledi. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu’nun açıklamaları, fon tartışmalarının ekonomik boyutunun yanı sıra siyasi sorumluluk ve kamu denetimi konularını da yeniden gündeme taşıdı.

Özdağ’dan yargı eleştirisi ve Yemen’e asker gönderilmesine itiraz Haber

Özdağ’dan yargı eleştirisi ve Yemen’e asker gönderilmesine itiraz

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ı ziyaretinin ardından açıklamalarda bulundu. Yargı uygulamalarını eleştiren Özdağ, fon soruşturmasında şeffaflık çağrısı yaptı ve Türk askerinin Yemen’de görevlendirilmesine karşı çıktı. Tanju Özcan’ı ikinci kez ziyaret ettiğini belirten Özdağ, önceki görüşmelerine kıyasla Özcan’ın sağlık durumunu ve moralini daha iyi bulduğunu söyledi. Özcan’ın yaklaşan karar duruşmasından beraat beklentisi taşıdığını aktardı. Muhalefet üzerindeki yargı baskısının arttığını savunan Özdağ, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ile yanıltıcı bilgiyi yayma suçlarına ilişkin düzenlemelerin siyasi amaçlarla kullanıldığını ileri sürdü. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasını da eleştiren Özdağ, “Türkiye artık bir hukuk devleti değildir” dedi. Hukuka ve adalete duyulan güvenin zedelendiğini ifade eden Özdağ, demokratik değişimin seçim yoluyla gerçekleşmesi gerektiğini belirterek mücadelenin hukuk çerçevesinde sürdürüleceğini söyledi. Halk TV’ye ilişkin gelişmeleri değerlendirdi Basın mensuplarının Halk TV’ye yönelik operasyon, gözaltı kararları ve kayyum atanmasına ilişkin sorusunu yanıtlayan Özdağ, söz konusu gelişmeleri basın özgürlüğü açısından eleştirdi. Zamanlamaya dikkat çeken Özdağ, operasyonun Ekrem İmamoğlu’nun savunma duruşmalarının başladığı güne denk gelmesinin siyasi bir mesaj taşıdığını savundu. Kendi tutukluluk sürecine de değinen Özdağ, hakkında yürütülen işlemlerin siyasi nitelik taşıdığını ileri sürdü. Muhalif siyasetçiler ve yayın kuruluşlarına yönelik uygulamaların yurttaşların hukuki güvencelerini zayıflattığını söyledi. Bahçeli’ye şeffaflık çağrısı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin fon soruşturmasına ilişkin açıklamaları sorulan Özdağ, Bahçeli’nin iktidar üzerindeki etkisini kullanarak soruşturmanın şeffaf yürütülmesine katkı sağlayabileceğini belirtti. “Eğer Bahçeli isterse fon yolsuzluğu soruşturmasının şeffaf yapılmasını sağlayabilir” diyen Özdağ, açıklamaların somut adımlar ve görüşmelerle desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Soruşturma kapsamında siyasi konuma göre farklı muamele yapıldığını da iddia etti. Yemen konusunda askerî müdahaleye karşı çıktı Türk Silahlı Kuvvetlerinin Suudi Arabistan’a destek vermesine yönelik tartışmaları değerlendiren Özdağ, Türk askerinin Yemen’de Husilere karşı kullanılmasına karşı olduğunu söyledi. Böyle bir politikanın Türkiye’nin çıkarlarına hizmet etmeyeceğini savunan Özdağ, bunun ABD ve İsrail’in bölgesel hedefleriyle örtüştüğünü ileri sürdü. Olası bir askerî müdahalenin deniz ticareti açısından da risk yaratabileceğini belirten Özdağ, Kızıldeniz güzergâhını kullanan Türk gemilerinin hedef hâline gelebileceği uyarısında bulundu. Donald Trump’ın Türkiye’den Yemen konusunda destek istenebileceğine ilişkin sözleri de sorulan Özdağ, “Türk askerinin kanı Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğü veya Suudi ailesinin serveti için dökülemez” ifadelerini kullandı.

YENİ Parti’den Bursa Çevre Otoyolu Tepkisi: “Yolları Şirketlerin Gelir Kapısına Çevirmeyin” Haber

YENİ Parti’den Bursa Çevre Otoyolu Tepkisi: “Yolları Şirketlerin Gelir Kapısına Çevirmeyin”

YENİ Parti Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, köprü ve otoyolların özelleştirme kapsamına alınmasına sert tepki gösterdi. Bursa Çevre Otoyolu’nun Çağlayan Kavşağı-Yenişehir Kavşağı arasındaki kesiminin de bu kapsama dahil edildiğini ifade eden Yeşiltaş, “Bursa’nın yollarını halktan koparamazsınız. Kamu malını şirketlerin kazanç kapısına dönüştüremezsiniz” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmî Gazete’de yayımlanan özelleştirme kararı, YENİ Parti Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş tarafından eleştirildi. Söz konusu karar kapsamında Bursa Çevre Otoyolu’nun Çağlayan Kavşağı ile Yenişehir Kavşağı arasındaki bölümün yer almasına dikkat çeken Yeşiltaş, iktidarın özelleştirme hamlelerinin temel ulaşım altyapısına kadar uzandığını savundu. “ŞİMDİ SIRA YOLLARA GELDİ” Türkiye’nin kamu varlıklarının uzun süredir özelleştirme politikalarıyla karşı karşıya olduğunu belirten Yeşiltaş, gelinen aşamada köprü ve otoyolların da bu sürece eklendiğini söyledi. Yeşiltaş, “Türkiye’nin ortak birikimini yıllardır satarak bitiremediler. Şimdi ise sıra yollarımıza geldi. Yetinmeyip Bursa’nın yollarına da göz diktiler” şeklinde konuştu. “BURSALILARIN VERGİLERİYLE YAPILDI” Bursa Çevre Otoyolu’nun bir kamu yatırımı olduğunun altını çizen Yeşiltaş, yolun özel şirketlere gelir getirecek bir modele dönüştürülmesine karşı olduklarını vurguladı. Yeşiltaş, “Bursa Çevre Otoyolu sadece asfalt ve betondan ibaret değildir. Burası Bursalıların vergileriyle, kamu kaynaklarıyla inşa edilmiş bir altyapıdır. Şimdi bu yolu 30 yıllığına özel şirketlerin gelir kapısı yapmak istiyorlar” diye belirtti. Özelleştirmelerin fabrikalardan arazilere, limanlardan çeşitli kamu işletmelerine kadar geniş bir sahada uygulandığını ifade eden Yeşiltaş, köprü ve otoyolların da aynı mantığın bir parçası haline getirildiğini öne sürdü. “ADI DEĞİŞSE DE SONUÇ DEĞİŞMİYOR” Kararda işletme hakkının verilmesi, kiralama ve gelir ortaklığı gibi farklı yöntemlerin öngörüldüğüne değinen Yeşiltaş, kullanılan yöntemin özelleştirmenin özünü değiştirmediğini savundu. “Bize ‘satmıyoruz, işletme hakkını devrediyoruz’ diyebilirler” diyen Yeşiltaş, “Halkın vergileriyle inşa edilen bir yol, kamu yararı yerine özel şirketlerin kâr hesabına göre işletilecekse bunun adı kamu hizmeti olmaz. Bunun adı özelleştirmedir” ifadelerini kullandı. 30 YILLIK SÜREYE TEPKİ Özelleştirme işlemlerinin 2031 yılına kadar tamamlanmasının ve işletme süresinin 30 yıl olarak belirlenmesinin ayrıca tartışılması gerektiğini dile getiren Yeşiltaş, bu kararların gelecek nesilleri de etkileyeceğini söyledi. Yeşiltaş, “Bugün alınan kararın bedelini sadece bugünün yurttaşı değil, çocuklarımız ve torunlarımız da ödeyecek. Ülkenin geleceğini onlarca yıllığına şirketlerin insafına bağlayamazsınız” dedi. “BURSA’NIN İHTİYACI DAHA FAZLA ULAŞIM YATIRIMI” Bursa’nın hızla artan nüfusu ve sanayisi nedeniyle ağır bir trafik yükü altında olduğunu belirten Yeşiltaş, mevcut ulaşım altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Kentin asıl ihtiyacının yeni ulaşım yatırımları ve vatandaşın ulaşım maliyetlerini düşürecek uygulamalar olduğunu söyleyen Yeşiltaş, mevcut yolların özel sektör tarafından işletilmesinin çözüm olmadığını savundu. “YOL KAMUNUNDUR” Ulaşım altyapısının temel bir kamu hizmeti olduğunu vurgulayan Yeşiltaş, yapılacak işlemlerde kamu yararının esas alınması gerektiğini söyledi. Yeşiltaş, “Devlet vatandaşın hayatını kolaylaştırmak için vardır. Her özelleştirmede şu soruyu sormak gerekir: Bu işlem vatandaşın mı, yoksa belirli şirketlerin mi yararına?” diye konuştu. “BURSA’NIN HAKKINI SAVUNACAĞIZ” YENİ Parti olarak Bursa Çevre Otoyolu'na dair süreci yakından takip edeceklerini açıklayan Yeşiltaş, kamu varlıklarının şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri dışında özel çıkarlara devredilmesine karşı olduklarını belirtti. Yeşiltaş açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bursa’nın toprağını, suyunu, ormanını, ulaşım altyapısını ve ortak değerlerini kimse babasının malı gibi dağıtamaz. Bursa’nın yolunu da, yeşilini de, suyunu da, toprağını da ve geleceğini de savunacağız. Bursa’nın yollarını halktan koparamazsınız. Kamu malını özelleştirme adı altında parsel parsel devredemezsiniz. YENİ Parti olarak kamu kaynaklarının özel çıkarlara aktarılmasının karşısında duracağız. İlk seçimde iktidar olduktan sonra milletimizin ihtiyacı olan adımları atacak, bütün otoyolları yeniden devletleştireceğiz.”

Çataltepe’de Çözüm Bekleyişi Sürüyor: Esnaf Artık Somut Adım İstiyor Haber

Çataltepe’de Çözüm Bekleyişi Sürüyor: Esnaf Artık Somut Adım İstiyor

Bursa'daki binlerce esnafın yakından ilgilendiği Çataltepe Sanayi Sitesi süreci , aradan geçen yıllara rağmen kesin bir çözüme kavuşmayı bekliyor. Hukuki ve idari grupların yanı sıra siyasi oluşumların de yayılan dosyalarda, hak sahiplerinin aralıklarının belirsizliğin sona erdirilmesi. Sürecin takipçilerinden Çataltepe Sanayi İş İnsanları ve Mağdurları Derneği (ÇATSANDER) , mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla denemeyi sürdürüyor. Dernek yönetimi, konunun yalnızca bir sanayi sitesi veya mülkiyet meselesi olarak görülmemesi, aynı zamanda kamu tarafından yönetilen şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından da önem taşıdığını belirtiyor. ÇATSANDER mücadeleyi sürdürüyor ÇATSANDER Onursal Başkanı Mehmet Kuş , Yönetim Kurulu Başkanı Zekai Akdoğan ve Başkanvekili Aydın Çitil , yıllardır devam eden süreçte hak sahiplerinin gündemde sürdürülmeye çalışıyor. Dernek yönetimi; Kurumlarla yapılan görüşmeler, genişletilmiş dosyalar, kamuoyundaki açıklamalar ve Ankara'daki temaslarla çözüm arayışlarını sürdürdüklerini ifade ediyor. ÇATSANDER'in gündeme getirdiği temel soru ise değişmiyor: “Binlerce esnafının ilgisini çeken ve yıllardır bilinen bir sorun neden hala kalıcı bir çözüme kavuşturulamadı?” Şeffaflık ve çözüm takvimi takvimi Dernek, bundan sonraki süreçte ilgili adımların atılacağı ve alınacak kararların kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılmasını istiyor. Siyasi aktörlere de çağrıda bulunan ÇATSANDER, verilen sözlerin artık somut uygulamalara dönüşmesinin sağlanmasını savunuyor. Dosyanın Ankara'ya taşındığını ve ilgili kurumlarla görüşmelerde sürerek dernek yönetimini sürdürdüğünü, Bursa Valiliği başta olmak üzere süre dahil olmak üzere katılım girişimlerini önemsediklerini ancak asıl kişilerin hak sahiplerinin mağduriyetini tamamen ortadan kaldıracak kalıcı bir çözüm olduğunu vurguluyor. Çataltepe'de yıllardır devam eden bekleyişte gözler şimdi ilgili kurumlarda. Hak sahiplerinin talepleri oldukça net: Belirsizlik sona ersin, çözüm takvimi açıklansın ve yıllarda beklenen somut adımlar atılsın.

Öztürk’ten “Çerçeve Yasa” Çıkışı: “HAYIR Diyeceğim” Haber

Öztürk’ten “Çerçeve Yasa” Çıkışı: “HAYIR Diyeceğim”

BURSA – Yeni Parti Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, TBMM tartışmalarındaki “Çerçeve Yasa” tartışmasına ilişkin açıklama yaptı. Düzenlemeye karşı çıkan Öztürk, oylamada “Hayır” oyu kullanacağını ilan etti. Öztürk, kamuoyunda “Terörsüz Türkiye” olarak halkın rejiminin demokratikleşme ve toplumsal barıştan ziyade iktidarın siyasi iktidarın güvencesine yönelik olduğunu savundu. “İtirazımız barışa değil” Türkiye'nin ekonomik ve hukuki sorunlarına dikkat çeken Öztürk, işçi, emekli, çiftçi ve esnafın geçim sıkıntısı yaşadığı bir dönemde böylesine önemli bir sürecin şeffaf hale geldiğini belirtti. Öztürk, “Bizim itirazımız barışa, demokrasiye ya da Terörsüz Türkiye'ye değil; hukukun askıya alınması, muhalefeti susturanların ve seçilmişlere kayyum atayanların kapalı kapılar ardında devam ettiği sürece hayatta kalması” ifadesini kullandı. “Kapalı kapıların takibinde metne evet demem” Düzenlemenin hazırlık sürecini eleştiren Öztürk, kamuoyunun yayın içeriği ve olası sonuçlar konusunda yeterince bilgilendirilmediğini ileri sürdü. Öztürk, “Kapalı dolapların gizli bir şekilde hazırlandığını, karşılığında hiçbir şey yapılmadığını eksik ve yetersiz bir Çerçeve Yasa'ya 'yetmez ama evet' demek benim için mümkün değil” dedi. Bursa ve Rumeli vurgusu Bursa milletvekili olarak kentin kamuoyunun duygularına da değinen Öztürk, özellikle Balkan ve Rumeli camiasının devam ettiği süreçte kaygılarının bulunduğunu savundu. Türkiye'nin özgürleştirici düzenlemelerinin milletin bilgisi ve Meclis'in etkin denetimiyle hazırlanmasını sağlayarak Öztürk, demokratikleşmenin ancak hukuk devleti ve şeffaflık temelinde mümkün olabileceğini ifade etti. “Çerçeve Yasa'ya HAYIR” Açıklamanın sonundaki geliri netleştiren Hasan Öztürk, “Bu nedenle bugün yapılan Çerçeve Yasa çalışanlarında 'HAYIR' diyeceğimi kamuoyuna saygıyla duyurum” açıklamasında bulundu. Öztürk'ün çıkışı, Bursa'dan TBMM'deki düzenlemeye yönelik net siyasi itirazlardan biri olarak öne çıktı.

DUACINARI PROJESİ ÜZERİNDEKİ TARTIŞMALAR BÜYÜYOR: “KÜLTÜR VE YAŞAM MERKEZİ Mİ, TİCARET VE RANT MERKEZİ Mİ?” Haber

DUACINARI PROJESİ ÜZERİNDEKİ TARTIŞMALAR BÜYÜYOR: “KÜLTÜR VE YAŞAM MERKEZİ Mİ, TİCARET VE RANT MERKEZİ Mİ?”

Bursa'nın nüfus yoğunluğu yüksek ilçelerinden biri olan Yıldırım'da inşası süren Duacınarı Kültür ve Yaşam Merkezi Projesi, kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis tarafından yapılan sert eleştiriler ve kamuoyuna yöneltilen sorular, proje üzerindeki soru işaretlerini artırdı. Sürecin şeffaflıktan uzak yürütüldüğünü iddia eden Seyis; Yıldırım halkının yeterince bilgilendirilmediğini, bölge sakinlerinin görüşlerine başvurulmadığını ve kamu kaynaklarıyla gerçekleştirilen bir yatırımın detaylarının gizlendiğini öne sürdü. Yıldırım kamuoyunda giderek büyüyen tartışmaların odağında ise şu temel soru yer alıyor: "Duacınarı Kültür ve Yaşam Merkezi mi inşa ediliyor, yoksa yeni bir ticaret ve rant alanı mı oluşturuluyor?" "YILDIRIM HALKI BİLGİLENDİRİLMİYOR" İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, yaptığı değerlendirmelerde konunun sadece bir bina inşası olmadığını, Yıldırım'ın geleceğini etkileyecek kritik bir yatırım olduğunu vurguladı. Seyis'e göre, böylesine kapsamlı bir proje hazırlanırken mahalle sakinleri, muhtarlar, esnaf odaları, sivil toplum kuruluşları, şehir plancıları ve bölge temsilcileriyle kapsamlı bir istişare süreci yürütülmesi gerekiyordu. Ancak iddialara göre bu süreç işletilmedi. Projenin hangi ihtiyaç analizleri doğrultusunda hazırlandığı, hangi kriterlerle şekillendirildiği ve asıl kullanım amacının ne olduğu konusunda kamuoyuna yeterli açıklamanın yapılmadığı ileri sürülüyor. İsmail Seyis, "Yıldırım'da yürütülen bu projede halkın söz hakkı görmezden gelinmiştir" ifadelerini kullandı. "İHALE SÜRECİ NEDEN TAM OLARAK AÇIKLANMIYOR?" Tartışmaların en kritik noktalarından birini ise ihale süreci oluşturuyor. Muhalefet kanadı; maliyetlerin, ihale detaylarının, yüklenici firmanın, sözleşme şartlarının ve projenin kapsamının şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirtiyor. Kamu kaynaklarının kullanımında şeffaflık ilkesinin işletilmesi gerektiğini vurgulayan Seyis, şu soruları yöneltti: Projenin toplam maliyeti nedir? İhale hangi şartlar altında gerçekleştirilmiştir? İhaleye katılan firmalar kimlerdir? Teknik detaylar kamuoyuna neden ayrıntılı olarak açıklanmamaktadır? Projenin nihai kullanım planı nedir? Kültürel alanların oranı ne kadardır? Ticari alanların büyüklüğü nedir? Bu soruların yanıtlanması gerektiğini savunan Seyis, "Bu durum şeffaf yönetim anlayışının bir gereğidir" dedi. "KÜLTÜR ADI ALTINDA TİCARİ PROJE Mİ?" Yıldırım kamuoyunda en çok tartışılan konulardan biri de merkezin kullanım amacı. Projenin ismi "Kültür ve Yaşam Merkezi" olsa da, ilerleyen süreçte ticari faaliyetlerin ağırlık kazanacağı yönünde çeşitli iddialar konuşuluyor. Vatandaşlar arasında; "Bu proje gerçekten kültürel gelişim için mi yapılıyor?" "Yoksa ticari birimlerin ön planda olduğu yeni bir rant alanına mı dönüşecek?" Sorusunun sıkça sorulmaya başlandığı görülüyor. Muhalefet temsilcileri, kültür merkezlerinin toplumsal ortak kullanım alanları olması gerektiğini, ticari kapasitenin ön plana çıkmasının kamu yararını gölgeleyebileceğini savunuyor. "MİLYONLARCA LİRALIK YATIRIM KİMİN İHTİYACINI KARŞILAYACAK?" Projeye ayrılan bütçenin büyüklüğü de tartışmaların odağında yer almaya devam ediyor. Yıldırım'ın; Trafik, Kentsel dönüşüm, Otopark, Gençlik merkezleri, Spor alanları, Sosyal destek projeleri, Yeşil alan eksikliği, Deprem hazırlıkları, gibi pek çok temel sorunu varken, milyonlarca liralık bu yatırımın gerçek ihtiyaçlara cevap verip vermediğinin açıklanması talep ediliyor. "Öncelik gösterişli binalar mı, yoksa vatandaşın günlük yaşamını kolaylaştıracak hizmetler mi?" sorusu da kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. "DUACINARI HALKINDIR" İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, Duacınarı'nın sadece belirli çevrelerin değil, tüm Yıldırım halkının ortak değeri olduğunu vurguladı. Seyis'e göre, kamuya ait alanlar üzerinde yapılacak yatırımların temel amacı vatandaşın faydası olmalıdır. Bu nedenle tüm ayrıntıların şeffaf bir şekilde paylaşılması ve bölge halkının karar süreçlerine dahil edilmesi gerektiğini belirtti. "KARARI YILDIRIM HALKI VERECEK" Duacınarı Kültür ve Yaşam Merkezi üzerinden yürütülen tartışmaların büyüme eğiliminde olduğu görülürken, tüm detayların şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor. Yıldırım halkı şu an şu soruların cevabını arıyor: Duacınarı Kültür ve Yaşam Merkezi, gerçekten bir kültür ve yaşam merkezi olarak mı hizmet verecek? Bir Kültür ve Ticaret Merkezi'ne mi dönüşecek? Yoksa kamu kaynaklarıyla yeni bir rant alanı mı yaratılıyor? Bu soruların yanıtı sadece siyasi açıklamalarla değil, proje tamamlandığında ortaya çıkacak somut sonuçlar ve Yıldırım halkının yapacağı nihai değerlendirme ile belli olacak. Tartışmalar sürerken değişmeyen tek bir gerçek var: Yıldırım halkı, kamu kaynaklarıyla yürütülen yatırımlarda daha fazla şeffaflık, daha fazla katılım ve daha yüksek hesap verebilirlik talep ediyor.

"Makamda Oturan Değil, Sahada Mücadele Eden Bir Siyaset Anlayışı" Haber

"Makamda Oturan Değil, Sahada Mücadele Eden Bir Siyaset Anlayışı"

İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanı Orhan Karaduman, son dönemde kamuoyunda şahsına yönelik artan yoğun ilgi üzerine, yaşam öyküsünü ve siyasal mücadelesini paylaşırken, Gemlik'in yıllardır çözüme kavuşturulamayan problemleri hakkında da çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Makam odalarında siyaset üretmektense vatandaşla iç içe olmayı seçtiğini vurgulayan Karaduman, "Siyaset koltukta oturmak değil, milletin derdine ortak olmaktır." mesajını verdi. Gemlikli vatandaşlardan sık sık "Orhan Karaduman kimdir?" sorusunun geldiğini ifade eden Karaduman, hem siyasi geçmişini hem de bugüne dek sürdürdüğü hizmet vizyonunu anlatma gerekliliği duyduğunu belirtti. Cumhuriyet Mübadillerinin Torunu Aile köklerinin Selanik'in Vodina bölgesine uzandığını kaydeden Karaduman, dedelerinin 1923 Lozan Mübadelesi ile Gemlik'e yerleştiğini ve yaklaşık bir asırdır ilçenin imarında, gelişiminde ve sosyal dokusunda aktif rol aldıklarını söyledi. 9 Temmuz 1961 tarihinde Gemlik'in Orhaniye Mahallesi'nde dünyaya gelen Karaduman, eğitim hayatına Atatürk İlkokulu'nda adım attı. Ardından Şükrü Şenol İlkokulu'nda eğitim gören Karaduman, ailesinin İstanbul'a taşınmasıyla birlikte okul hayatına burada devam etti. Askerlik hizmetini tamamladıktan sonra evlilik vesilesiyle İsviçre'ye yerleşen Karaduman, burada uzun yıllar boyunca hem profesyonel iş hayatında hem de Türk toplumunun örgütlenmesi noktasında kritik görevler üstlendi. Avrupa'da Sivil Toplum ve Teşkilatçılık Deneyimi İsviçre'de bulunduğu dönemde Avrupa Türk Federasyonu'na bağlı İsviçre Türk Federasyonu bünyesinde iki dönem Genel Başkan Yardımcılığı ve Teşkilat Başkanlığı yapan Karaduman, aynı zamanda Baden Türk İslam Kültür Ocağı'nın kurucu başkanlığını yürüttü. Yaklaşık 12 yıl işçi olarak çalışmasının ardından ticaret dünyasına adım atan Karaduman, gastronomi sektöründe 15 yılı aşkın bir girişimcilik tecrübesi edindi. Buna ek olarak Türk-İsviçre Down Sendrom Derneği, MİSİAD İsviçre ve İYİSİAD İsviçre gibi pek çok sivil toplum kuruluşunun kuruluş aşamasında aktif rol alarak kurucu başkanlık görevlerinde bulundu. İYİ Parti'nin Kuruluşundan Bu Yana Görev Aldı Karaduman, siyasi yaşamında İYİ Parti'nin kuruluş aşamalarından itibaren aktif sorumluluklar aldı. 2018 yılında İYİ Parti İsviçre Dış Temsilciliği Kurucu Başkanlığı görevine getirilen Karaduman, bu görevi altı yıl boyunca sürdürdü. Bu süreç zarfında dönemin Türk Dünyası ve Yurt Dışı Türklerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcıları ile milletvekilleri Buğra Kavuncu, Ahmet Erozan, Rıdvan Uz, Yavuz Ağıralioğlu ve Ayyüce Türkeş Taş ile ortak çalışmalar yürüttüğünü belirtti. "Emekli Olur Olmaz Memleketime Hizmet İçin Döndüm" 2024 yılında İsviçre'den emekli olarak kesin dönüş gerçekleştiren Karaduman, doğup büyüdüğü Gemlik'e hizmet etmek amacıyla İYİ Parti Gemlik İlçe Teşkilatı'nda göreve başladığını ifade etti. İlk olarak Halis Çelik yönetiminde Teşkilat Başkanı olarak hizmet veren Karaduman, daha sonra düzenlenen kongrede delegelerin oylarıyla İlçe Başkanlığına seçildi. "Gemlik'i Yönetemeyenler Hesap Vermeli" Göreve geldiği andan itibaren geleneksel siyaset anlayışını reddettiğini belirten Karaduman, Gemlik'in kronik hale gelmiş sorunlarının yıllardır çözülmediğini savundu. İlçede altyapıdan ulaşıma, çevresel faktörlerden sosyal yaşama kadar birçok konuda vatandaşların hep aynı şikayetleri dile getirdiğini söyleyen Karaduman, "Seçim dönemlerinde verilen vaatlerin büyük kısmı unutuluyor. Vatandaş ise her geçen gün artan hayat pahalılığı, ekonomik darboğaz ve yerel problemlerle yalnız bırakılıyor." şeklinde değerlendirmelerde bulundu. Karaduman, siyasetin yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan bir faaliyet olması durumunu eleştirerek, sorunların ancak sahada sürekli var olarak çözülebileceğini vurguladı. "Biz Makamda Değil, Sokaktayız" İlçe başkanlığı sorumluluğunu üstlendiği günden beri makam odasına kapanarak siyaset yapmayı tercih etmediğini söyleyen Karaduman, vaktinin büyük kısmını esnaf ziyaretleri, mahalle buluşmaları, dernek toplantıları ve vatandaşlarla kurduğu birebir temaslarla geçirdiğini belirtti. Gemlik'in asıl gündeminin resmi salonlarda değil; çarşıda, pazarda, kahvehanelerde ve sokaklarda olduğunu ifade eden Karaduman, "Vatandaşın yaşadığı sıkıntıyı yerinde dinlemeden çözüm üretmek mümkün değildir." dedi. "Temiz ve Dürüst Siyasetten Taviz Vermeyeceğiz" Siyasetin şahsi çıkarlara, makam ve koltuk kavgalarına alet edilmesini yanlış bulduğunu belirten Karaduman, görev süresi boyunca şeffaflık, dürüstlük ve hesap verebilirlik prensiplerinden ödün vermeyeceğini söyledi. Gemlik'te kutuplaştıran değil, birleştiren bir siyaset dili oluşturmayı amaçladıklarını kaydeden Karaduman, ortak aklı ön plana alan, çözüm odaklı ve insan merkezli bir yönetim modelini savunduklarını dile getirdi. Karaduman, "Bizim mücadelemiz makam sahibi olmak için değil, Gemlik'in sorunlarını ortadan kaldırmak içindir. Siyaseti bir kariyer basamağı olarak değil, millete hizmet etmenin en yüce yollarından biri olarak görüyoruz. En büyük makam, milletimizin gönlünde yer edinebilmektir." ifadelerini kullandı. İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanı Orhan Karaduman, önümüzdeki dönemde de vatandaşlarla iç içe olmaya, ilçenin dertlerini gündeme taşımaya ve çözüm yolları üretmeye devam edeceklerini vurgulayarak, "Gemlik'in sesi olmaya, halkımızın haklarını her platformda savunmaya kararlıyız." sözleriyle açıklamasını noktaladı.

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis'ten Yıldırım Belediyesi'ne Sert Eleştiriler: "Kentsel Dönüşüm Rantın Değil, Vatandaşın Dönüşümü Olmalıdır" Haber

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis'ten Yıldırım Belediyesi'ne Sert Eleştiriler: "Kentsel Dönüşüm Rantın Değil, Vatandaşın Dönüşümü Olmalıdır"

BURSA – İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis; Yıldırım Belediyesi'nin kentsel dönüşüm hamlelerinden belediyecilik vizyonuna, saha faaliyetlerinden zabıta çalışmalarına kadar pek çok hususta detaylı değerlendirmelerde bulunarak, Belediye Başkanı Oktay Yılmaz yönetiminin uygulamalarına yönelik sert eleştiriler getirdi. Özellikle Mimarsinan-Güllük Mahallesi'nde yürütülen kentsel dönüşüm sürecinde sosyal dengelerin yeterince gözetilmediğini savunan Seyis, belediyeciliğin sadece yapılaşmadan ibaret olmadığını, asıl amacın vatandaşın güvenini ve rızasını kazanmak olduğunu vurguladı. "Kentsel Dönüşüme Karşı Değiliz, Adaletsiz Dönüşüme Karşıyız" Söylemlerinde öncelikle kentsel dönüşüm adımlarını ele alan Seyis, Yıldırım'ın deprem riski sebebiyle yenilenmeye ihtiyaç duyduğunu ancak izlenen yöntemin toplumsal vicdanı yaraladığını ileri sürdü. "Kentsel dönüşüm kuşkusuz gereklidir. Yıldırım'daki eski yapı stokunun modernize edilmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur. Lakin dönüşüm; vatandaşın onayı alınmadan, hak sahipleriyle yeterli iletişim kurulmadan ve hakkaniyet ilkesi zedelenerek gerçekleştirilirse, sonuçta sadece yeni binalar değil; kırgınlıklar, mağduriyetler ve toplumsal huzursuzluklar ortaya çıkar." Seyis'e göre Mimarsinan-Güllük bölgesindeki yıkımların ardından oluşan tablo, yalnızca fiziksel bir değişimi değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik sorunların da derinleştiğini göstermektedir. "Şehirleri Betonla Değil, İnsan Merkezli Anlayışla İnşa Etmeliyiz" Belediyeciliğin temelinde insan odaklı bir yönetim modelinin olması gerektiğini belirten İYİ Parti İlçe Başkanı, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bir belediye sadece yol, kaldırım ve bina yönetmez; aynı zamanda insanların umutlarını, gelecek planlarını ve yaşam alanlarını da idare eder. Eğer vatandaş kendisini bu sürecin dışında hissediyorsa, o dönüşüm teknik olarak başarılı olsa dahi toplumsal açıdan eksik kalmış demektir." Uzlaşma kültürünün ön plana çıkarılması, hak sahiplerinin karar alma mekanizmalarına dahil edilmesi ve şeffaf bir bilgilendirme sürecinin işletilmesinin kritik önem taşıdığına dikkat çekti. "Vatandaşın Soruları Cevap Bekliyor" Seyis, açıklamasının devamında belediye hizmetlerine dair kamuoyuna yansıyan bir video kaydını gündeme getirdi. Söz konusu videoda, resmi kıyafetli olduğu iddia edilen bazı şahısların mesai saatlerinde voleybol oynadığının öne sürüldüğünü belirten Seyis, konunun açıklığa kavuşturulmasını talep etti. "Videodaki kişilerin kimlikleri, hangi görevleri icra ettikleri ve görüntülerin mesai saatleri içinde kaydedilip kaydedilmediği kamuoyuna net bir şekilde açıklanmalıdır." Bu doğrultuda şu soruların yanıtlanmasını istedi: Görüntülerde yer alan şahıslar belediye personeli midir? Eğer personel iseler görev tanımları nelerdir? Görüntüler mesai saatleri içerisinde mi alınmıştır? İddialar gerçekse kamu hizmeti aksatılmış mıdır? Belediye yönetimi konuyla ilgili herhangi bir idari soruşturma başlatacak mıdır? Kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanımının tüm belediyeler için temel bir sorumluluk olduğunu ifade eden Seyis, denetimin önemine değindi. "Denetim Bekleyen Mahalleler Varken Bu İddialar Ciddiyetle Araştırılmalıdır" Yıldırım'ın 71 mahallesinde vatandaşların altyapı, çevre düzenlemesi, kaçak yapılaşma, trafik, park işgalleri ve çeşitli belediyecilik hizmetleri konusunda çözüm bekleyen pek çok talebi olduğunu söyleyen Seyis, görüntülerin doğruluğu halinde bunun vatandaş nezdinde soru işaretleri yaratacağını belirtti. "Kamu görevlilerinin çalışma düzenine dair iddialar objektif bir şekilde araştırılmalıdır. Eğer iddialar asılsızsa belediye bunu belgeleriyle kanıtlamalı; eğer bir ihmal varsa gerekli idari süreçler hızla işletilmelidir." "71 Mahallenin Sorunları Tek Tek Dinlendi" İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanlığı'nın sadece eleştiri üretmediğini vurgulayan Seyis, teşkilat olarak ilçe genelindeki 71 mahalle başkanıyla kapsamlı istişare toplantıları gerçekleştirdiklerini duyurdu. Bu görüşmeler neticesinde Yıldırım'ın temel problemlerine dair geniş bir saha raporu hazırladıklarını belirten Seyis, vatandaşların öncelikli taleplerini şu başlıklar altında özetledi: Kentsel dönüşüm süreçlerinde şeffaflık ve uzlaşının artırılması, Depreme dayanıklı konut üretiminin hızlandırılması, Mahalle bazlı altyapı eksikliklerinin giderilmesi, Otopark sorununa kalıcı çözümler bulunması, Trafik yoğunluğunu azaltacak yeni ulaşım projelerinin devreye alınması, Yeşil alan ve sosyal donatı alanlarının genişletilmesi, Gençlere yönelik spor ve kültür yatırımlarının artırılması, Kadınlara yönelik sosyal destek projelerinin güçlendirilmesi, Esnafın ekonomik anlamda desteklenmesi, Sokak güvenliği ve zabıta denetimlerinin daha etkin kılınması, Kentsel dönüşüm mağduriyetlerine karşı hukuki ve sosyal destek mekanizmaları kurulması. "Yıldırım'ın Geleceği Siyasi Polemiklerle Değil, Ortak Akılla İnşa Edilmeli" Yerel yönetimlerin muhalefetten gelen eleştirileri dikkate almasının demokratik bir gereklilik olduğunu ifade eden Seyis, amaçlarının hizmet kalitesini artırmak olduğunu dile getirdi. "Bizim yaklaşımımız; eleştirmek için eleştirmek değil, eksikleri belirleyip çözüm yolları sunmaktır. Yıldırım, Bursa'nın nüfus yoğunluğu en yüksek ilçelerinden biridir ve buradaki sorunlar günlük beyanatlarla değil, uzun vadeli planlarla çözülebilir." "Vatandaşın Beklentisi Şeffaf, Hesap Verebilir ve Katılımcı Belediyecilik" Açıklamalarını Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ve yönetimine yaptığı çağrıyla noktalayan Seyis, tartışmalı konuların açıkça yanıtlanmasının kurumsal itibar ve toplumsal huzur için elzem olduğunu belirtti. İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanlığı, 71 mahallede yürütülen saha çalışmalarıyla hazırlanan raporun, orta vadede hem Yıldırım Belediyesi'ne hem de Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne sunulacağını; ilçedeki yaşam kalitesini yükseltecek yatırım başlıklarının ilgili kurumlarla paylaşılacağını bildirdi. Seyis, "Yıldırım'ın geleceğini belirleyecek her projede vatandaşın sesi duyulmalı, hak sahiplerinin rızası gözetilmeli ve kamu kaynakları maksimum verimlilikle kullanılmalıdır. Güçlü kentler ancak adalet, şeffaflık ve katılımcı yönetim anlayışıyla kurulur." sözleriyle açıklamasını tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.