Hava Durumu

#Seçim

- Seçim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Seçim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

PAŞADER Kongresinde Gerginlik: Saadet Partisi Heyeti Salonu Terk Etti Haber

PAŞADER Kongresinde Gerginlik: Saadet Partisi Heyeti Salonu Terk Etti

PAŞADER tarafından gerçekleştirilen olağan kongreye seçim heyecanı kadar siyasi gerilim de damga vurdu. Mevcut Başkan Murat Tunçel, kullanılan oyların 481’ini alarak yeniden başkanlığa seçilirken, kongrede yaşanan “konuşma krizi” salonda tansiyonu yükseltti. Yoğun katılımla gerçekleştirilen kongrede, Bursa siyasetinin önemli isimleri de yer aldı. Protokol konuşmalarında ilk söz hakkı CHP’li temsilcilere verilirken, sırasıyla Erkan Aydın, Şükrü Erdem, Selçuk Türkoğlu ve Mehmet Seskır kürsüye çıkarak konuşmalar yaptı. Ancak kongrede yaşanan bir gelişme, salonda ciddi rahatsızlığa neden oldu. Saadet Heyetine Söz Verilmedi, Tepki Sert Oldu Kongreye kalabalık bir grupla katılan Saadet Partisi heyetine söz hakkı verilmemesi, partililerin sert tepkisine yol açtı. Kongreye katılan isimler arasında Saadet Partisi Genel Merkez Bursa İl Müfettişi Salih Kocatepe ile Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Ahmet Vakkas Yıldız da yer aldı. Yaşananlara sert sözlerle tepki gösteren Salih Kocatepe, dernek yönetiminin tavrını “siyasi nezaketsizlik” olarak değerlendirdi. Kocatepe yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Grubu olan bir siyasi partiye söz verilmezken, grubu dahi olmayan siyasi partilere söz verilmiş olması bizleri yok saymaktır. Bu tavır sadece bizleri değil, Bursalıların vicdanını da yaralamıştır.” “Bekledik, Dinledik Ama Yok Sayıldık” Saadet Partisi heyetinin tüm konuşmaları sonuna kadar dinlediğini belirten Kocatepe, kendilerine hiçbir açıklama yapılmadan doğrudan seçim sürecine geçilmesini sert sözlerle eleştirdi. Kocatepe açıklamasının devamında şunları söyledi: “Bizler nezaket göstererek kongreye katıldık. Salondaki tüm siyasi katılımcıları sabırla dinledik. Siyasi partilerin söz alması kadar doğal hiçbir şey yokken, bizim görmezden gelinmemiz kabul edilemez. Hiçbir bilgilendirme yapılmadan adeta ‘zart’ diye seçime geçildi. Bu yaklaşımı hoş karşılamadık ve protesto ederek salonu terk ettik.” Kongrede Siyasi Ayrımcılık İddiası Yaşanan olay sonrası kongre kulislerinde “siyasi ayrımcılık” tartışmaları başladı. Saadet Partisi cephesi, kongrede farklı siyasi partilere söz hakkı tanınırken kendilerinin dışlanmasını “çifte standart” olarak değerlendirirken, bazı katılımcılar da dernek yönetiminin daha kapsayıcı bir tutum sergilemesi gerektiğini ifade etti. Öte yandan yeniden başkan seçilen Murat Tunçel’in, kongrede yaşanan bu gerginlikle ilgili nasıl bir açıklama yapacağı merak konusu oldu. PAŞADER Kongresine Gölge Düştü Her ne kadar kongrenin ana gündemi başkanlık seçimi olsa da, yaşanan protesto ve salonu terk eden Saadet Partisi heyeti, organizasyonun önüne geçti. Bursa siyasetinde yankı uyandıran olayın ardından, birçok katılımcı sivil toplum kuruluşlarının tüm siyasi görüşlere eşit mesafede olması gerektiği yönünde değerlendirmelerde bulundu. Kongre sonunda yeniden güven tazeleyen Murat Tunçel ve yönetiminin önümüzdeki süreçte yaşanan tartışmalarla ilgili nasıl bir tutum sergileyeceği ise merakla bekleniyor.

BESOB Seçimlerinde Sert Çıkış: Sadi Aydın’dan Mevcut Yönetime Çok Ağır Sözler Haber

BESOB Seçimlerinde Sert Çıkış: Sadi Aydın’dan Mevcut Yönetime Çok Ağır Sözler

Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (BESOB) başkan adayı Sadi Aydın, seçim sürecine damga vuracak son derece sert ve doğrudan bir açıklamayla mevcut yönetime yüklendi. Esnaf teşkilatlarının işlevsizleştirildiğini savunan Aydın, “Artık ‘esnaf odaları ne işe yarar?’ anlayışını tarihe gömme zamanı gelmiştir” diyerek tartışmanın dozunu yükseltti. Aydın, esnaf odalarının yalnızca belge veren pasif kurumlara dönüştürüldüğünü ifade ederek, bu anlayışı açıkça hedef aldı: “Esnaf odaları ve birlikleri; sadece kredi kullanırken faaliyet belgesi veren yapılar değildir, asla da olmamalıdır. Bu kurumlar, esnafın hakkını koruyan, sorunlarına çözüm üreten ve gerektiğinde mücadele eden güçlü yapılardır.” “ESNAF ZAYIFSA, TEŞKİLAT GÖREVİNİ YAPMIYOR DEMEKTİR” Sosyal devlet vurgusunu sert bir dille gündeme taşıyan Aydın, esnafın korunamamasını doğrudan yönetim zafiyeti olarak nitelendirdi: “Sosyal devlet, zayıfı güçlüye karşı korur. Eğer bugün esnaf zayıf bırakılıyorsa, burada görevini yapmayan bir teşkilat vardır.” Aydın’ın en dikkat çeken çıkışlarından biri ise seçim sürecine yönelik oldu. Esnaf iradesi üzerinde baskı kurulduğunu ima eden Aydın, bunu “demokrasiye aykırı” olarak nitelendirdi: “Esnafın iradesine ipotek konulamaz! ‘Bana söz ver, oyunu bana vereceksin’ anlayışı ne etik ne de kabul edilebilir. Bu yaklaşım güven vermez, aksine teşkilata zarar verir.” “14 YILDA NE YAPTINIZ, ÇIKIN ANLATIN!” Mevcut yönetime doğrudan yüklenen Aydın, geçmiş dönem faaliyetlerinin açıklanmasını isteyerek açık meydan okuma yaptı: “14 yıl başkan vekilliği, son 4 yıl birlik başkanlığı yaptığınız dönemde esnaf için ne yaptınız? Çıkın, bunu esnafa açık açık anlatın!” “SEÇİM DEĞİL, ESNAFIN GELECEK KARARIDIR” Seçim sürecinin sıradan bir yarış olmadığını vurgulayan Aydın, bunun esnafın geleceğini belirleyen kritik bir irade beyanı olduğunu söyledi. “Bu süreç sadece bir seçim değildir. Esnafın kendi kaderine yön verdiği demokratik bir karardır. Bu iradeye baskı kurmak, yönlendirmek ya da ipotek altına almak ne demokrasiyle ne de Ahilik kültürüyle bağdaşır.” “GERÇEK GÜNDEMİ SAPTIRIYORLAR” Aydın, mevcut yönetimi esnafın gerçek sorunlarını görmezden gelmekle suçladı. Özellikle ekonomik sıkıntılara dikkat çekti: “Perakende yasası, Bağ-Kur primleri, artan kira ve girdi maliyetleri, finansmana erişim sorunu… Esnafın gerçek gündemi bunlardır. Ama siz bu sorunlara çözüm üretmek yerine oy hesapları yapıyorsunuz.” Çataltepe başta olmak üzere yaşanan sorunların binlerce esnafı zor durumda bıraktığını vurgulayan Aydın, bu konuların bilinçli şekilde geri plana itildiğini savundu. “BİZİM ANLAYIŞIMIZDA TEŞKİLAT YÜK DEĞİL, GÜÇTÜR” Kendi vizyonunu da net ifadelerle ortaya koyan Aydın, “Ben değil, biz” anlayışıyla hareket ettiklerini belirtti: “Bizim anlayışımızda teşkilat, esnafın sırtında yük değil; yanında güçtür. Seyirci değil mücadele eden, suskun değil hakkını savunan bir yapı kuracağız.” DEVLET DESTEKLERİNE DESTEK, AMA ŞARTLI Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan “Türkiye Yüzyılı Yatırım için Güçlü Merkez Programı”na da değinen Aydın, destek paketini olumlu bulduklarını ancak uygulamada aksaklık yaşanmaması gerektiğini söyledi: “Bu paket doğru bir adımdır. Ancak sahada hızlı, adil ve bürokrasiye takılmadan uygulanmalıdır. Esnafın bu desteklere gerçek anlamda ulaşabilmesi şarttır.” “ESNAF TEŞKİLATINI BASAMAK YAPANLARA KARŞIYIZ” Aydın’ın açıklamasının en çarpıcı bölümlerinden biri ise teşkilat üzerinden yükselenlere yönelik eleştirisi oldu: “Esnaf teşkilatını basamak yapıp yükselenlere değil, teşkilat yükselsin diye basamak olanlara selam olsun. Gerçek değer, yükselirken kimi ezdiğin değil; yükseltirken kimi ayağa kaldırdığındır.” “SEYİRCİ KALMAYIN!” Aydın, açıklamasını sert bir çağrıyla tamamladı: “Bu sadece bir yönetim meselesi değil. 98 bin esnafın ve ailesinin geleceğidir. Seyirci kalanlar da bu vebalin ortağıdır. Herkes sorumluluğunu bilmeli.” BESOB seçimleri yaklaşırken Sadi Aydın’ın bu çıkışı, seçim atmosferini ciddi şekilde sertleştirecek gibi görünüyor. Esnaf camiasında yankı uyandıran bu açıklamaların nasıl bir karşılık bulacağı ise önümüzdeki günlerde netleşecek.

Emekliye Pansuman Değil Hak Ettiği Maaşı Teslim Edin! Haber

Emekliye Pansuman Değil Hak Ettiği Maaşı Teslim Edin!

Emekli ve Emekçiler Dernekleri Federasyonu (EMEDFED) Genel Başkanı ve EYT Kurucu Başkanı Gönül Boran Özüpak, emekli ve emekçilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara ilişkin son derece sert bir açıklama yaparak iktidarı ve mevcut ekonomik politikaları hedef aldı. Yazılı açıklamasında sert ifadeler kullanan Özüpak, emeklinin sistematik biçimde yoksullaştırıldığını savundu. Özüpak, “Üreteni korumayan, ömrünü bu ülkeye vermiş emekliyi ve emekçiyi yoksulluğa mahkûm eden, emeği maliyet olarak gören bir anlayış hangi milletin iktidarıdır?” sözleriyle başladığı açıklamasında, mevcut düzenin bilinçli tercihler sonucu oluştuğunu ifade etti. Emeklilere yönelik politikaların geçici çözümlerle geçiştirildiğini belirten Özüpak, “Emeklinin hakkı vaatlerle, pansumanlarla değil; prim-kazanç esaslı intibak yasasıyla teslim edilir. Bunun dışındaki her adım adaletsizliğin devamıdır” dedi. İktidara doğrudan seslenen Özüpak, 2000 sonrası emeklilere verilen intibak sözlerinin tutulmadığını, 2008 yılında yapılan düzenlemelerle aylık bağlanma oranlarının düşürüldüğünü ve “en düşük maaş” sisteminin kalıcı hale getirildiğini öne sürdü. Ayrıca Türkiye İstatistik Kurumu verilerinin gerçeği yansıtmadığını iddia ederek, “Rakamlarla oynayarak yoksulluğu gizleyemezsiniz. Hayatın gerçeği ne tablolarınıza ne de açıklamalarınıza sığıyor” ifadelerini kullandı. Açıklamasında sık sık “intibak adalettir” vurgusu yapan Özüpak, emekli ve emekçilerin artık oyalanmak istemediğini belirterek şu sert mesajları verdi: “Biz oyalama istemiyoruz. Rakam oyunları istemiyoruz. Lütuf istemiyoruz. Sadaka hiç istemiyoruz. Ödediğimiz primin, verdiğimiz emeğin karşılığını istiyoruz.” Siyasi iktidar ve muhalefete de çağrıda bulunan Özüpak, “Siz koltuk hesabı yaparken biz ekmek hesabı yapıyoruz. Biz kimsenin sadakasını değil, hakkımızı istiyoruz” diyerek toplumdaki geçim sıkıntısının geldiği noktaya dikkat çekti. Emeklilerin artık susan değil, hesap soran taraf olduğunu vurgulayan Özüpak, halkın gücünün küçümsenmemesi gerektiğini ifade etti. Açıklamasında ekonomik adaletsizliğin derinleştiğini savunan Özüpak, “Kaynak var ama adil paylaşım yok. Lükse ve şatafata gelince sınırsız harcama yapılırken, emekliye gelince bütçe bahanesi öne sürülüyor. Bu, emeği yoksullukta eşitleyen bir anlayıştır” dedi. Emekli ve emekçilerin yaşadığı tabloyu “pazarda eksilen file, evde ertelenen ihtiyaç” sözleriyle özetleyen Özüpak, mevcut düzenin tesadüf olmadığını, bilinçli bir tercih olduğunu savundu. “Biz sadece eksilen maaş değiliz, biriken hesabız. Ve o hesap ne unutulur ne yarım kalır” diyerek tepkisini daha da sertleştirdi. Açıklamasının sonunda taleplerini net bir şekilde dile getiren Özüpak, tüm emeklilere prim ve kazançlarına göre intibak düzenlemesi yapılmasının zorunluluk olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Babanızın parasından değil, alın terimizle ödediğimiz primlerin karşılığını istiyoruz. Masallarınız karın doyurmuyor. Derdimiz geçim, gelsin seçim.”

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: YÜZDE KAÇ OY ALIRIZ İÇİN DEĞİL; TÜRK MİLLETİNE NE SAĞLAYABİLİRİZ ŞUURUYLA BİR ARADAYIZ Haber

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: YÜZDE KAÇ OY ALIRIZ İÇİN DEĞİL; TÜRK MİLLETİNE NE SAĞLAYABİLİRİZ ŞUURUYLA BİR ARADAYIZ

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “Tolga Akalın ile geçmişte beraberdik. Bugün beraberiz. Yarın da beraberiz… Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne varlığıyla, Türk milletine sevdamızla beraberiz. Biz Anahtar Parti’de yüzde kaç oy alırız için değil; yüzde kaç oy alırsak ne buluruz için de değil, Türk milletine ne sağlayabiliriz gibi bir şuurla bir aradayız” dedi. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Ankara’da düzenlenen basın toplantısı ve partiye katılım töreninde önemli açıklamalarda bulundu. Ağıralioğlu, Anahtar Parti’ye katılan Mehmet Tolga Akalın için “Geçmişte beraberdik. Bugün beraberiz. Yarın da beraberiz” dedi. Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, İran’da yaşanan savaştan seçim tartışmalarına kadar yaptığı değerlendirmede özetle şunları söyledi: “Güçlü bir Türkiye’ye inandık, yola çıktık. Türk milletinin güçlü yarınları için yola çıktık. Memleketimizin umudunu her gün büyütelim, evlatlarımıza bulduğumuzdan daha iyi bir memleket bırakalım diye yola çıktık. Devletimizin bize ne pahasına bırakıldığını, vatanımızın ne pahasına kurtarıldığını, Cumhuriyet’in ne bedelle kurulduğunu, evlatlarımıza neyi ne bedel ödeyerek bırakacağımızı bilebildiğimiz bir hatta mücadeleye söz verdik milletimize. Daha iyisi mümkündür diye çıktığımız memleket yolculuğumuzun her gününe, umudun ve daha fazlasının mümkün olabileceğine dair irademizin kuvvetli sinelerle buluştuğu günler ekledik. Bugün aramıza, daha önce beraber mücadele ettiğimiz, daha önce memleket mücadelesinde omuz omuza olduğumuz; Türk milletinin hak ettiği yeri alabilmesi için sinesinde, şuurunda taşıyabildiği her şeyi ömrü boyunca memleketine borçlu bildiği bir hatta milletine vermeye kastetmiş, gayret etmiş bir mücadele arkadaşımızı partimize katarak yolculuğumuza devam edeceğiz. TÜRKİYE VİCDANIN SÖZCÜSÜ, ÖNCESİ OLABİLMELİ… İran Savaşı’nda sürecin başından itibaren çatışmanın dışında kalabilmeyi başarabilmek Türkiye açısından kıymetlidir. Bölgede bu kadar sıcak savaşın ve kuralsızlığın bölgeyi huzursuz ettiği zamanlarda Türkiye’nin çatışmaların dışında tutulabilmesi kıymetlidir. Lakin Türkiye bir bölge ülkesidir. Türkiye, dünyada bozulan dengede oyun kurucu olarak yeni düzen ve yeni denge teklif edebilecek bir rol üstlenmelidir. Bölgede İstanbul; dünyanın bozulan dengesine yeni denge teklif etme inisiyatifimizin merkezi hâline getirilmelidir. ‘Dünya beşten büyüktür’ diyen makul ve haysiyetli bir çıkışın, dünyayı altüst eden azgınlığa ve keyfiliğe çok daha gür ve güçlü seslerle itiraz edebilmesi gerekir. Amerika Birleşik Devletleri’nde yedi-sekiz milyon kişinin ‘kral istemiyoruz’ diye bağırabildiği; İspanya’nın ‘bu dünya İsrail’in azgınlığına kurban gidecek bir dünya değildir’ diye itiraz edebildiği; İtalya’nın ‘hava sahamızı kullandırmayacağız’ diye bu keyfiliğe karşı durabildiği; İngiltere’nin ‘bu savaş bizim savaşımız değildir’ diye ikaz edebildiği; Almanya’nın ‘biz bu kuralsızlık içerisinde var olmak istemiyoruz’ diye konumlanabildiği yerde Türkiye, sesini sadece savaşın dışında kalmak istikametinde değil; bu dünyadaki hâkim büyük vicdanın sözcüsü ve öncüsü olabilmek noktasına taşıyabilmeliydi. ‘BİZ OLMAZSAK…’ KÖTÜ YÖNETİM DEMEKTİR! Siyasetin pratiğini, kendilerine siyasetin imkânlarını kendi maharetlerine bağlayan yönetimi ikaz ediyorum. AK Parti kurmaylarını, AK Parti’yi ikaz ediyorum, ihtar ediyorum. ‘Biz olmazsak ne olacaksınız?’ demek, devletinizi kötü yönetiyorsunuz demektir. ‘Tayyip Erdoğan olmazsa yıkılırız’ demek, devletinizin büyüklüğüne itimatsızlık demektir. Kim giderse gitsin, kim gelirse gelsin Türkiye Cumhuriyeti Devleti yıkılamaz. Çünkü devlet kapasitesi vardır. Bin yıllardır bu topraklardayız. Bizi bu topraklarda şahıslar değil; aklımız, kurumlarımız, devlet etme kapasitemiz ayakta tutuyor diyebilmeniz gerekir. Bu kadar yıldır hükümet edip sonra bizi kendi şahsınıza, varlığınıza, hayatınıza bağlı hâle getirmeniz, vazifelerinizi doğru yapamadığınız anlamına gelmektedir. Trump’ta muhasebesini yapmak zorunda olduğumuz şey budur. Kocaman bir devlettir Amerika Birleşik Devletleri ama oyuncak olmuş gitmiştir. Amerika hem bölgenin hem NATO’nun hem Orta Doğu’nun hem de insanlığın huzurunu kaçırmıştır. TÜRKİYE DAHA GÜÇLÜ HALE GELMELİ Anahtar Parti, öngörülebilir bir dünya teklif ediyor. Öngörülebilir bir dünyada hem insanlığa çalışabilir, çatışmaları engelleyebilir, barışı sağlayabilir; hem de güvenlik konseptini çatışmalar olmadan tesis edebilecek bir vizyon teklif ediyor Anahtar Parti ve bunun meşalesi olacak bir yönetim mahareti ortaya koyuyor. Dolayısıyla Türkiye güçlü hâle gelmelidir. Güçlü hâle gelebilecek Türkiye’nin güç standartları belli değildir. “Savaş bizi teğet geçti, kriz bizi teğet geçti” diye teselli siyasetinden vazgeçilmelidir. Savaşları engellemek, krizlere rağmen güçle ve kudretle ayakta kalabilecek bir yönetim mahareti sergilenmelidir. Buralar ıskalanmıştır. NATO’nun güney kanadını besleyen, NATO’nun güney kanadında attığı bütün imzalara harfiyen uyarak vazifelerini yerine getiren bir ülke; Amerika Birleşik Devletleri’nin keyfiyetiyle zora sokulmuştur. Parasını verdiğimiz F-35’ler bize verilmemiştir. Modernizasyon anlamında anlaşmalarını yaptığımız silahlar bize teslim edilmemiştir. Bölgemizde, bizim güvenlik endişelerimizi büyütecek şekilde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin düşmanlarına TIR’lar dolusu silah verilmiştir. Güney kanadını beklediğimiz yerde, güney kanadı tehlikeye sokulmuştur. Akdeniz’de; ‘Mavi Vatan’daki varlığımızı ve menfaatlerimizi tehlikeye sokacak şımarıklıklara destek verilmiştir. Adalarda ve Yunanistan’daki üslenme ve mevzilenme heveslerinin hepsini gördük. Gözümüzün önünde bunlar yapılmıştır. Türkiye ile NATO üyesi olduğu için çatışamayacaklarını bildikleri için; Türkiye’yi NATO’dan çıkaramayacakları için de kendilerinin NATO’dan çıkacağına dair birtakım değerlendirmeler yapılmaktadır. Biz, olup biteni gözleyen; olup bitene konumlanabilen, yapması gereken her şeyi yapabilmek için elinde imkân olan bir ülkeyiz. Güçlü siyasete, güçlü devlet yönetimi nezaret etmelidir. Güçlü siyaset, güçlü devlet; memleketi tek cephe hâline getirebilme imkânını oluşturabilmelidir. 86 milyonu bir arada tutabilecek bir yönetim mahareti sergileyeceksiniz. MİLLET İRADESİNE SAYGISIZLIK… Cumhuriyet Halk Partisi, Bursa Belediyesi’nde biliyorsunuz bir soruşturma dolayısıyla süreç yaşadı; belediyede oylama yapılmış, AK Parti’ye geçmiştir. Başından itibaren bu süreçle alakalı ilkesel bir duruşumuz var, biliyorsunuz. O da şudur: Sandıkta milletin iradesine saygı duymak zorundadır siyaset.Sandıkta alamadığınızı belediye encümenleri marifetiyle almak, millet iradesine saygısızlıktır. Bunu bugün siz yapıyorsanız size diyoruz; CHP yapıyor olsaydı CHP’ye derdik. Biz olsaydık “Biz böyle bir şey yapmayız, ayıptır” derdik.Sandıkla alınmış belediyeleri, yargı süreçlerinin size sağladığı imkânla belediye encümenleri üzerinden almaya kalkmanız; memleketi tek cephe yapacağız diye başladığınız güya “terörsüz Türkiye” gündemindeki sözlerinizi bile boşa düşürecek mahiyettedir. MEMLEKETİ BİRLEŞTİRME DEĞİL, BÖLME ADIMI PKK’lılarla memleketi tek cephe yapacağız diye görüşüp, CHP’lilerle cepheleşmek ve bu cephe siyasetini yargının sağladığı alanı kullanarak belediyelerde size verilmemiş oyları gasp etmeye dönüştürmek; memleketi birleştirmeye değil, bölmeye hizmet eder.Cumhurbaşkanımız, eğer AK Parti Genel Başkanı olarak memleketi bu cepheleşmeden kurtarmak istiyorsa, yapması gereken şudur: Cumhurbaşkanlığı makamına yaslanmalı, AK Parti Genel Başkanlığı makamından konuşmamalıdır bu meselede. Cumhurbaşkanlığı makamından konuşmalıdır.Cumhuriyet Halk Partililer onu şöyle derken duymalıdır: “Biz yolsuzluk soruşturmalarına karışmıyoruz. Yolsuzluk soruşturmaları vesilesiyle doğan avantajı partimiz lehine kullanmayı millet iradesine saygısızlık sayıyoruz. Böyle bir hakkımız kanunen olsa bile, böyle bir imkân doğsa bile; bunu kullanmayı, belediye başkanlığı seçiminde tercihini bu yönde kullanmış millete saygısızlık sayıyoruz.” SEÇİMLER ZAMANINDA YAPILMALI… Bir de erken seçim gündemi var… Bu gündemle alakalı bizim pozisyonumuzun, durduğumuz yerin şöyle bilinmesini istiyoruz: Eğer illa seçim yapılacaksa, mecrasında ve zamanında yapılmalıdır.Çünkü mecrasından çıkarılmış bir memlekette, mecrasına otursun diye gayretlerimizi oldu bittiye getirmeyi millet iradesine bu anlamda da hürmetsizlik sayıyoruz. Bu gündem içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi, demokrasinin kendisine vermiş olduğu imkânları kullanmak isteyecektir. Ama Anahtar Parti’nin hayali; mecrasında siyaset, zamanında seçim ve her şeyin yerli yerine oturduğu bir memlekettir. ANAHTAR PARTİ SİYASAL OLARAK DA BÜYÜYOR Her geçen gün büyüyoruz. Sadece sayısal olarak değil, siyasal olarak da büyüyoruz. Türkiye’de bugün “kararsızlar” diye ifade edilen en büyük kitlenin kararlı alternatifi hâline geliyoruz.Araştırmacılar, en büyük oy grubunun ‘kararsızlar’ olduğunu söylüyor. Anahtar Parti, bu kararsızlığa sebep olan sorunları çözme iradesine sahip bir partidir. Kararsızlar bilsinler ki biz kararlıyız. Adaletsizlikten kararsız hâle geldiler. İsraftan kararsız hâle geldiler. Öngörülemez bir memlekette ticaret yaptıkları için kararsız hâle geldiler. Ürettiklerini satamaz, sattıklarının yerine yenisini koyamaz hâle geldikleri için kararsız hâle geldiler. HERKES PARTİM DİYOR; BİZ MİLLETİM DİYORUZ… Tolga Akalın ile geçmişte beraberdik. Bugün beraberiz. Yarın da beraberiz… Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne varlığıyla, Türk milletine sevdamızla beraberiz.Biz Anahtar Parti’de yüzde kaç oy alırız için değil; yüzde kaç oy alırsak ne buluruz için de değil, Türk milletine ne sağlayabiliriz gibi bir şuurla bir aradayız.Anahtar Parti, her partiden bir parti olarak değil; her partinin hakikatine yürüyen bir mesuliyet hattında, Türk milletinin 86 milyonunun güçlü, zengin, müreffeh yarınları için çalışanların partisidir.Herkes ‘partim’ diyor, biz ‘milletim’ diyoruz. Herkes ‘liderim’ diyor, biz ‘devletimiz’ diyoruz. Herkes karizmatik liderlik ve kadro diyor, biz büyük milletin evlatlarıyız diyoruz. Dolayısıyla herkesin partisinde ne kıymet varsa, biz onları milletimiz için sahipleniyoruz. AKALIN: TÜRK SİYASETİNE BİR HEDİYE… Anahtar Parti’ye katılan Mehmet Tolga Akalın ise, “Anadolu’dan yeni bir ses yükseliyor. Uzun yıllar beraber mücadele ettik. Yavuz Başkanın parti totemciliği yapmaması, 21. yüzyılda Türk siyasetine bir hediyedir. Türk siyaseti yeni bir dönemle tanışacak. Bu Türkiye’nin geleceği. Bu gelecekte sizinle omuz omuza mücadele etmekten ve edecek olmaktan dolayı iftihar ediyorum. Sinenizde bana da bu yeri açtığınız için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu. Konuşmaların ardından Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Mehmet Tolga Akalın’a parti rozeti takdim etti.

Üçüncü turda seçim sonuçlandı! Bursa Büyükşehir'in başkan vekili belli oldu Haber

Üçüncü turda seçim sonuçlandı! Bursa Büyükşehir'in başkan vekili belli oldu

Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi, Mustafa Bozbey’in tutuklanmasının ardından başkan vekili seçimini gerçekleştirdi. Toplantı, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz başkanlığında yapıldı. Meclis üyeleri tek tek kürsüye davet edilerek kapalı zarf yöntemiyle oy kullandı. İlk iki turda çoğunluk sağlanamadı Tasnif heyeti, 61 meclis üyesinin katıldığı ilk tur oylamada Cumhur İttifakı adayı Şahin Biba’nın 61 oy aldığını açıkladı. Ancak üçte iki çoğunluk sağlanamadığı için seçim ikinci tura kaldı. İkinci turda da gereken çoğunluk oluşmayınca oylama üçüncü tura taşındı. Üçüncü turda Şahin Biba seçildi Üçüncü tur oylamada salt çoğunluk arandı. 61 meclis üyesinin tamamının oy kullandığı üçüncü turda Şahin Biba, salt çoğunluğun desteğini alarak Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili seçildi. Oktay Yılmaz, sonucu şu şekilde açıkladı: “3. tur oylamasında Şahin Biba 61 oy aldı. Üye tam sayısının salt çoğunluğu sağlandığından, Bursa Büyükşehir Belediyesi başkan vekilliği görevine Şahin Biba seçildi.” Şahin Biba’dan ilk açıklamalar Seçilmesinin ardından kürsüye çıkan yeni Başkan Vekili Şahin Biba şu mesajları verdi: “Başkan vekili seçiminin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Destek veren tüm meclis üyelerimize teşekkür ediyorum. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde üye dağılımı bellidir ve çoğunluk Cumhur İttifakı’ndadır. Herkesi hukuk içinde işleyen demokratik sürece saygı duymaya davet ediyorum. Bursa sıradan bir şehir değildir; tarih, medeniyet ve emanet şehridir. Bizim anlayışımızda görev unvan değil, sorumluluktur. Yetki ayrıcalık değil, millete hizmet vesilesidir. Hiçbir bahaneye sığınmadan, hiçbir mazeretin arkasına saklanmadan tüm enerjimizi Bursa’ya hizmete ayıracağız. Siyaset anlayışımızın merkezinde mazeret değil hizmet, polemik değil eser üretmek vardır. Tek gündemimiz Bursa olacak, tek önceliğimiz Bursalı hemşehrilerimizin refahı olacaktır. Gerçek belediyecilik anlayışıyla 17 ilçemize ayrım yapmadan hizmetlerimizin kesintisiz sürmesi için hep birlikte çalışacağız. Nerede gönül varsa ona dokunmanın gayreti içinde olacağız.” Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde yeni dönemde yönetim, Başkan Vekili Şahin Biba sorumluluğunda yürütülecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.