Hava Durumu

#Recep Tayyip Erdoğan

- Recep Tayyip Erdoğan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Recep Tayyip Erdoğan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AĞIRALİOĞLU’NDAN İKTİDARA SERT TEPKİ: “TİTANİK GEMİNİZ FON BUZDAĞINA ÇARPTI!” Haber

AĞIRALİOĞLU’NDAN İKTİDARA SERT TEPKİ: “TİTANİK GEMİNİZ FON BUZDAĞINA ÇARPTI!”

“BU BİR FON MESELESİ DEĞİL, FON REZALETİDİR” Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, gündeme ilişkin değerlendirmelerinde finans piyasalarında yaşanan fon tartışmalarını ve kamu kurumlarının denetim sorumluluğunu ele aldı. Yaşananların yalnızca yatırımcı mağduriyeti olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Ağıralioğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin de sorgulanması gerektiğini savundu. Ağıralioğlu, “Bunun adı fon meselesi değildir, bunun adı fon rezaletidir” diyerek denetim mekanizmalarının görevlerini yerine getirmediğini ileri sürdü. “TİTANİK GEMİNİZ FON BUZDAĞINA ÇARPTI” Konuşmasının en dikkat çeken bölümünde AK Parti’nin 25 yıllık iktidarını Titanik gemisine benzeten Ağıralioğlu, şu ifadeleri kullandı: “Titanik geminiz fon buzdağına çarptı, batıyorsunuz! Gemiyi ilk terk edenler üst kattaki kamaralarda imkân bulanlar, filikaları alıp gidenler. Gemi batarken çalgı çalıp oynayanlar var. Altta batanlar da milletiniz.” Ağıralioğlu, iktidarın kendisini güçlü ve sarsılmaz gördüğünü belirterek yaşanan gelişmelerin yönetim sistemindeki sorunları ortaya çıkardığını savundu. “Bu geminin su aldığı yerlerde kabahat sizin, kontrol sizin, denetim sizin, hepsi sizin yetkinizdeydi” sözleriyle siyasi sorumluluğun iktidara ait olduğunu ifade etti. “467 BİN KİŞİNİN MAĞDURİYETİNİN HESABI VERİLMELİ” Fon tartışmaları kapsamında 467 bin kişinin mağdur olduğunu öne süren Ağıralioğlu, ilgili kamu kurumlarının ve sorumluların hesap vermesi gerektiğini söyledi. Atama ve denetim yetkilerinin iktidarın elinde bulunduğunu hatırlatan Anahtar Parti lideri, yaşanan sorunların yalnızca belirli kişilere yüklenerek çözülemeyeceğini dile getirdi. Denetim mekanizmalarının neden işlemediğinin açıklanmasını isteyen Ağıralioğlu, sorumluluğu bulunan herkes hakkında gerekli işlemlerin yapılması çağrısında bulundu. CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A SESLENDİ: “BU REZALET YETER!” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a doğrudan seslenen Ağıralioğlu, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yapıldığını belirttiği uyarıların dikkate alınmadığını savundu. Ağıralioğlu, iktidar partisindeki bazı isimlerin fon tartışmalarında gündeme gelmesine de tepki göstererek şöyle konuştu: “Sayın Cumhurbaşkanım, sadece bu ikisi yetmiyor mu size? İstifa mekanizmalarını, hesap verme mekanizmalarını, milletten özür mekanizmasını sağlıklı çalıştırmak için bu sistemi sorgulamak adına bu rezalet yeter bize!” “MİLLET FAKİRLEŞİYOR, İKTİDAR HEDEFLERİNİ TUTTURAMIYOR” Ekonomi yönetimini de eleştiren Ağıralioğlu, Orta Vadeli Program’da açıklanan hedeflerle bütçe rakamları arasında tutarsızlıklar bulunduğunu öne sürdü. Sosyal yardım harcamalarında öngörülen artışa dikkat çeken Ağıralioğlu, iktidarın seçim ekonomisine yöneldiğini iddia etti. “Milletiniz dertli, milletiniz garip, milletiniz fakir” diyen Ağıralioğlu, vatandaşların artık siyasi tartışmalardan çok ekonomik refah ve güvenilir bir gelecek istediğini belirtti. “SEÇİM ARTIK MİLLETİN GÜNDEMİNDEDİR” Türkiye’nin siyasi ve ekonomik açıdan değişim sürecine girdiğini savunan Ağıralioğlu, yaklaşan dönemde seçmenin mevcut yönetim anlayışını sorgulayacağını ifade etti. Anahtar Parti lideri, “Seçim artık partilerin gündemi değil, milletin gündemidir. Millet parti kavgası istemiyor, millet zenginlik istiyor, bolluk ve bereket istiyor” dedi. “KİM HAK YEMİŞSE HESAP SORULMALI” Konuşmasının sonunda son dönemde düzenlenen operasyonlara da değinen Ağıralioğlu, uyuşturucu, kaçakçılık, kayıt dışı ekonomi ve kara para aklama gibi suçlarla mücadelede geçmiş yıllardaki denetim eksikliklerinin araştırılması gerektiğini savundu. Ağıralioğlu, “Kim hak yemişse, kim memleketin bir delikli kuruşuna tamah etmişse ondan hesap sorulmalıdır” diyerek şeffaflık ve hesap verebilirlik çağrısını yineledi. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu’nun açıklamaları, fon tartışmalarının ekonomik boyutunun yanı sıra siyasi sorumluluk ve kamu denetimi konularını da yeniden gündeme taşıdı.

Bursalı fenomen Muhtar, AK Partili oldu! Haber

Bursalı fenomen Muhtar, AK Partili oldu!

AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, renkli sosyal medya paylaşımlarıyla 'Fenomen Muhtar' olarak ünlenen ve AK Parti'ye üye olan Mustafakemalpaşa Yamanlı Mahalle Muhtarı Necati Eren'e parti rozeti taktı. 19 Ekim Muhtarlar Günü dolayısıyla Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Muhtarlar Günü Programı geniş katılımla tamamlandı. Programda Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Yavuz , Bursa Muhtarlar Derneği Başkanı,ve Beşevler Mahalle Muhtarı Erol Yılmazer konuşma gerçekleştirdi. FENOMEN MUHTAR'A AK PARTİ ROZETİ TAKILDI 31 Mart yerel seçimleri öncesinde, seçimi kazanması durumunda mahallesindeki tüm evlerin dış cephesini tek başına boyayacağını vadeden ve seçildikten sonra bu sözünü yerine getirerek ulusal basında yer alan Mustafakemalpaşa Yamanlı Mahalle Muhtarı Necati Eren, AK Parti üyesi oldu. Eren'in rozetini AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan taktı. Muhtarlar Günü'nde Muhtar Necati Eren'in büyük bir jest yaptığını dile getiren Gürkan, Eren'in başarılı hizmetlerin devamını diledi ve "AK Parti ailesine hoşgeldin' dedi. Muhtar Eren ise, İstanbul'da karete hocalarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın korumalığını yaptığını hatırlatarak, köyde yaptığı ve fenomen olarak adlandırıldığı hizmetlerin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İstanbuyl'da belediye başkanı iken başardığı işleri örnek alarak hayata geçirdiğini belirtti.

Ümit Özdağ'dan İktidara Ekonomi ve Özelleştirme Eleştirisi Haber

Ümit Özdağ'dan İktidara Ekonomi ve Özelleştirme Eleştirisi

“Köprü ve otoyollardan elinizi çekin” Resmi Gazete'de yayımlanan kararla iki Boğaz köprüsü, sekiz otoyol ve dört çevre yolunun özelleştirme programına alınmasına tepki gösteren Özdağ, söz konusu altyapı yatırımlarının milletin kaynaklarıyla oluşturulduğunu söyledi. Özdağ, özelleştirmenin uzun vadede kamu açısından ciddi gelir kaybına yol açacağını savunarak, köprü ve otoyolların yıllık gelirlerinin açıklanandan daha yüksek olduğunu ileri sürdü. Özelleştirme sonrasında geçiş ücretlerinde artış yaşanabileceğini belirten Özdağ, bunun vatandaşın günlük yaşam maliyetlerine de yansıyacağını ifade etti. Orta Vadeli Program'a tepki Ekonomi yönetiminin açıkladığı Orta Vadeli Program'ı da değerlendiren Özdağ, geçmiş yıllarda açıklanan enflasyon ve büyüme hedeflerinin sık sık revize edildiğini söyledi. Enflasyon tahminlerindeki değişiklikleri ekonomi yönetiminin başarısızlığı olarak değerlendiren Özdağ, vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntının açıklanan programlarla giderilemediğini savundu. Özdağ; emekliler, asgari ücretliler, çiftçiler, esnaf ve çalışanların satın alma gücünün ciddi şekilde gerilediğini belirterek hükümete genç işsizliği, dış ticaret açığı, gelir dağılımı ve vergi adaleti üzerinden eleştiriler yöneltti. Zafer Partisi'nin hazırladığı “Zafer Ekonomisi Programı”nın da yakın zamanda kamuoyuyla paylaşılacağını açıklayan Özdağ, programın Türkiye'nin yeniden üretim ekonomisine geçişini hedeflediğini söyledi. Suriye ve terör politikalarını eleştirdi Konuşmasının önemli bölümünü Suriye'deki gelişmelere ve terörle mücadele politikalarına ayıran Özdağ, PKK/YPG yapılanmasına ilişkin hükümetin izlediği politikaya tepki gösterdi. Suriye'de üniter yapının tam anlamıyla sağlanamadığını savunan Özdağ, bölgede YPG'nin etkinliğini sürdürdüğünü ileri sürdü. Suriye Türkmenlerinin ise süreç içerisinde yeterince desteklenmediğini ifade etti. Özdağ ayrıca Suriye'deki eğitim politikalarında Türkçenin konumuna ilişkin gelişmeleri de eleştirerek Türkiye'nin bölgeye yaptığı yatırımlarla uygulanan politikalar arasında çelişki bulunduğunu savundu. Suriyelilerin geri dönüşü mesajı Türkiye'deki Suriyelilerin durumuna da değinen Özdağ, Zafer Partisi'nin iktidara gelmesi halinde geçici koruma kapsamındaki Suriyelilerin ülkelerine dönüşünü sağlayacak politikaların uygulanacağını söyledi. Suriye'nin yeniden yapılanmasının bölgesel ekonomi açısından önemli fırsatlar oluşturabileceğini belirten Özdağ, Gaziantep ve Hatay'ın bu süreçte ekonomik ve ticari merkezler haline getirilebileceğini ifade etti. Mansur Yavaş-Erdoğan görüşmesine dikkat çeken yorum Özdağ'a, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşme de soruldu. Bir belediye başkanının Cumhurbaşkanı ile kent sorunlarını görüşmesinin normal karşılanması gerektiğini belirten Özdağ, Ankara'nın çözüm bekleyen sorunları ve finansman ihtiyacı bulunduğuna dikkat çekti. Özdağ, görüşmeyle ilgili asıl dikkat edilmesi gereken noktanın Mansur Yavaş'ın neden Erdoğan'la görüştüğü değil, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın neden Mansur Yavaş ile görüşme gerçekleştirdiği olduğunu savundu. Zafer Partisi lideri, bu görüşmenin siyasi açıdan ne anlama geldiğinin önümüzdeki günlerde daha net ortaya çıkacağını ifade etti.

Gürkan’dan AK Parti’nin 25. Yılına Mesaj: “Türkiye Yüzyılı’na Kararlılıkla Yürüyoruz” Haber

Gürkan’dan AK Parti’nin 25. Yılına Mesaj: “Türkiye Yüzyılı’na Kararlılıkla Yürüyoruz”

BURSA – AK Parti'nin 25'inci yıl dönümü itibarıyla açıklama yapan AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, partisinin 14 Ağustos 2001'deki siyasi yolculuğunun “Türkiye Yüzyılı” hedefiyle sürdüğünü söyledi. Gürkan, AK Parti'nin 25 yıllık süreçte Türkiye'nin siyasi, ekonomik, sosyal ve teknolojik kullanımında önemli rol üstlendiğini belirterek, partinin yapısının milletin değişimi ve demokrasi talebinin bir sonucu olduğunu ifade etti. “Milletimizin emanetini taşıyoruz” 3 Kasım 2002 seçimlerinde AK Parti'nin tek başına iktidara geleceğini siyasi tarihte önemli bir dönüm noktasında değerlendiren Gürkan, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın rejimine vurgu yaptı. Gürkan, 25 yıllık süreçte ekonomik krizlerden darbe girişimlerine, terör saldırılarından doğal afetlere kadar birçok sınavla karşılaşıldığını belirterek, tüm çalışmalarda milletle birlikte hareket ettiklerini söyledi. “Terörsüz Türkiye hedefinde önemli aşama” Açıklamasında “Terörsüz Türkiye”yi hedef alan Gürkan, terör sorununa karşı mücadelede önemli bir aşamaya gelindiğini savundu. Gürkan, bu süreçte şehitlerin hatırası ve gazilerin fedakârlıklarının gözetlenerek birlik ve kardeşlik içerisinde geleceklerin gidişatını ifade etti. Savunma, ulaşım ve teknoloji vurgusu AK Parti dönemindeki yatırımlara da değinen Gürkan; Ulaşım, sağlık, eğitim, enerji ve savunma sanayisindeki projeler öne çıkarıldı. Türkiye'nin savunma sanayisinde kendi teknolojilerini geliştiren bir ülke varlığının nereden geldiğini belirten Gürkan, yerli otomobil, insansız hava araçları, savaş gemileri ve çalıştırma projelerini Türkiye'nin teknolojik dönüşümün gözden geçirmesi olarak değerlendirdi. Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gürkan, Türkiye'nin ihracatının 2002'deki yaklaşık 36 milyar dolar seviyesinden 276 milyar doların üzerine çıktığını belirtti. “Türkiye'nin en büyük siyasi partisiyiz” AK Parti'nin teşkilat yapısına da değinen Gürkan, resmi olarak açıklanan partinin 11 milyon 709 bin 913 üyesiyle Türkiye'nin en fazla üyesine sahip siyasi parti olduğunu söyledi. Partinin 25 yıllık başarısında teşkilat üyelerinin önemli payını gösteren Gürkan, bugünlerde görev yapan tüm teşkilat üyelerine teşekkür etti. Hedef: Türkiye Yüzyılı Gürkan, açıklamanın sonunda önlerindeki dönemde daha büyük hedefler sergilediğini belirterek, Türkiye Yüzyılı vizyonuna vurgu yaptı. “25 yıldır olduğu gibi bundan sonra da milletimizin emanetini omuzlarımızda taşıyacak, Türkiye Yüzyılı hedefimize kararlılıkla yürüyeceğiz” diyen Gürkan, Bursa ve Türkiye için almayı sürdüreceklerini ifade etti.

Bu Yaşattıklarınızı Unutmayacağız! Haber

Bu Yaşattıklarınızı Unutmayacağız!

CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Bursa’da kamuya ait sağlık kurumlarının satışa çıkarılması üzerinden iktidara çok sert sözlerle yüklendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla 4 gün önce Resmi Gazete’de yayımlanan karar doğrultusunda, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından Bursa Memleket Hastanesi, Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi ve ek hizmet binası, Diş Hastanesi ile Mustafakemalpaşa’daki aktif bir aile sağlığı merkezinin satış listesine alınması kentte büyük tepki topladı. “BU KARARIN SORUMLUSU BELLİ, KİMSE KAÇAMAZ” Öztürk, söz konusu satış kararının ardından AKP Bursa teşkilatından gelen “bu hastaneler satılamaz” yönündeki açıklamaları hedef alarak, “Ortada açık bir kararname var. İmza kime ait? Sayın Erdoğan’a. Buna rağmen çıkıp ‘satılamaz’ diyerek kamuoyunu aldatmaya çalışmak siyasi akılla da vicdanla da bağdaşmaz” dedi. “SANKİ KARARI ERDOĞAN DEĞİL BAŞKASI ALDI!” İktidar temsilcilerinin tutumunu sert ifadelerle eleştiren Öztürk, “Sanki bu kararı alan Recep Tayyip Erdoğan değil de başka bir ülkenin lideri! Gerçeklikten kopmuş bir siyasi tiyatro izliyoruz. Bursalıların aklıyla alay etmeyi bırakın” diye konuştu. “İNKÂR DEĞİL, CESARET GÖSTERİN” AKP’li siyasetçilere açık çağrıda bulunan Öztürk, “İnkâr etmeyi bırakın. Çıkın ve ‘yanlış yaptık’ deyin. Eğer samimiyseniz, bu kararı düzelteceğinizi söyleyin. Ya da açıkça ifade edin: ‘Biz de bu karara karşıyız.’ Gelin, Bursa’nın sağlık kurumlarını savunmak için birlikte basın açıklaması yapalım” ifadelerini kullandı. “BURSA’NIN SAĞLIĞI SATILIK DEĞİLDİR” Bursa’daki sağlık altyapısının özelleştirme yoluyla zayıflatılmasına kesinlikle karşı olduklarını vurgulayan Öztürk, “Bu şehir sanayisiyle olduğu kadar nüfus yoğunluğu ve deprem riskiyle de kritik bir noktada. Böyle bir tabloda hastaneleri satılığa çıkarmak, halk sağlığını hiçe saymaktır. Bursa’nın sağlığı satılık değildir” diyerek tepkisini en üst perdeden dile getirdi. Kararın ardından kent genelinde tepkilerin büyüyerek devam etmesi beklenirken, gözler iktidar kanadından gelecek yeni açıklamalara çevrildi.

Hobi Bahçeleri Üzerinden Mülkiyet Haklarımızı Gasp Ediyorsunuz! Haber

Hobi Bahçeleri Üzerinden Mülkiyet Haklarımızı Gasp Ediyorsunuz!

İmar tartışmalarının parçaları sıkışan “hobi bahçeleri” başlığı, aslında her yıl kangrene dönüşmüş devasa bir esnek parçalanma üzerini örten bir perde olmaktan öteye geçemiyor. İbrahim Hacıoğlu, yaptığı sert ve özet açıklamalarla bu perdenin aralanması açıklamasını vurgulayarak, konunun yalnızca birkaç bahçe parselinden ibaret olmadığını, doğrudan doğruya milyonların hayatlarının derin bir yönetim ve planlama sorununun ortaya çıkmasının önüne serdi. Hacıoğlu'nun ifadelerine göre kamuoyunda ya da bilinçsiz şekilde daraltılan tartışma zemini, gerçeklerle çarpışıyor. “Hobi bahçeleri” hakkında anlatılanlar üzerinden yapılan tartışmalar, aslında sistematik olmayan planlama yapmadığı konularda geliştirilen kişinin fiili bakımına bakmadan gelinmesinin bir sonucu. Bu durum, sadece bir imar seçeneği değil; sosyal, ekonomik ve hukuki boyutları olan çok katlı bir kriz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından dile getirilen “vatandaş mağdur olmayacak, orta yol bulunacak” yaklaşımı, ilk bakışta umut verici bir çerçeve çizse de, sahadaki gerçeklik bu söylemin henüz somut ve kapsayıcı bir politikaya dönüşemediğini ortaya koyuyor. Kaçak yapılaşmanın önlenmesi, tarım arazilerinin korunması ve vatandaşın yatırımının heba edilmemesi gibi üç kritik başlık arasında sıkışan çözüm arayışı, hâlâ net bir yol haritasına kavuşabilmiş değil. Ancak asıl çarpıcı olan, bugüne kadar sorulmaktan kaçınılan soruların ağırlığı. Köy yerleşimlerinde yıllardır yaşayan vatandaşların hukuki statüsü ne olacak? İmar planı yapılmamış bölgelerde süregelen belirsizlik daha ne kadar devam edecek? 2018 yılında verilen yapı kayıt haklarının iptaliyle ortaya çıkan derin mağduriyet nasıl giderilecek? Deprem korkusuyla kırsala yönelen ve güvenli bir yaşam arayışına giren vatandaşların kaderi neye göre belirlenecek? Gelinen noktada mesele artık teknik bir “kaçak yapı” tartışması olmaktan çıkmış durumda. Asıl mesele, devletin planlama yapmadığı alanlarda doğan yaşamın hukuki bir zemine oturtulup oturtulamayacağıdır. Bu gerçeklik görmezden gelindikçe, sorun çözülmek yerine daha da büyüyor. 2018 yılında verilen hakların sonradan geri alınması ise krizi daha da derinleştiren bir kırılma noktası olarak öne çıkıyor. Aynı koşullarda bulunan vatandaşlar arasında oluşan eşitsizlik, sadece ekonomik bir adaletsizlik yaratmakla kalmadı; devlet ile vatandaş arasındaki güven ilişkisini de ciddi biçimde sarstı. Bugün gelinen noktada bu güvensizlik, çözüm üretmenin önündeki en büyük engellerden biri olarak duruyor. Hacıoğlu’nun en sert eleştirilerinden biri ise parçalı ve günü kurtarmaya yönelik yaklaşımlara yönelik. Hobi bahçeleri için “orta yol” aranırken, aynı durumda olan milyonlarca yapı kayıt mağdurunun görmezden gelinmesini “eksik ve yanlış” olarak nitelendiriyor. Ona göre, yapı kaydını dışlayan herhangi bir düzenleme, sorunun özünü ıskalamaktan başka bir anlam taşımıyor. Dernek tarafından önerilen çözüm ise net: Parça parça müdahaleler yerine, bütüncül bir imar ve yapı kayıt reformu. Plansız alanların planlanması, mevcut yapıların denetlenerek kayıt altına alınması, uygun yapıların ekonomiye kazandırılması ve riskli yapıların dönüşüm kapsamına alınması gerektiği vurgulanıyor. Bu yaklaşımın yalnızca vatandaşın mağduriyetini gidermekle kalmayacağı; aynı zamanda devletin gelirlerini artıracağı ve tarım arazilerinin korunmasına da katkı sağlayacağı ifade ediliyor. Bu çerçevede yapılan çağrı ise oldukça sert ve açık: Yetkililer, sadece belirli başlıklara odaklanan dar çözümlerden vazgeçmeli. Hobi bahçeleri için geliştirilecek herhangi bir model, aynı sorunu yaşayan tüm yapı kayıt mağdurlarını kapsayacak şekilde genişletilmeli. Aksi takdirde atılacak her adım, sorunu çözmek yerine daha da derinleştirecek. Sonuç olarak bu mesele, teknik bir imar tartışması değil; doğrudan doğruya toplumsal bir gerçekliktir. Siyasi tartışmaların politikalarının sonuçlarının geçtiği bu sorun, ancak ortak akıl, adalet ve prosedürlerle çözülebilir. Aksi halde, görmezden gelinen onun yapısı, aslında büyüyen bir toplumsal ücret sessiz kalmaya devam edecek.

Eğitimde Şiddet Alarmı: Bursa’dan Sert Tepki! “Artık Sabrımız Kalmadı” Haber

Eğitimde Şiddet Alarmı: Bursa’dan Sert Tepki! “Artık Sabrımız Kalmadı”

Türkiye'de eğitimde mesafelerin uzamasıyla ilgili tepkiler giderek sertleşirken, Ömer Işıkoğlu ve Fatih Gümüş açıklamalarıyla adeta isyan etti. Türk Eğitim-Sen Bursa teşkilatının iki şube başkanı, yaşanan olaylar artık münferit değil, sistematik bir olayların göstergesi olduğunu vurgulayarak çok sert ifadeler kullandı. Işıkoğlu ve Gümüş, eğitim sektöründe artan izlemenin dikkate alınmamasını “açık bir ihmal ve kusursuzluk zinciri” olarak nitelendirirken, resmi olarak doğrudan çağrıda bulundu: “Bugün hayatta gerekli olan işlerin çalışmayanlar, yaşanacak onu doğrudan durdurucudur.” Açıklamada, Siverek'te yaşanan silahlı saldırının ve daha önce öğretmen Fatma Nur Çelik'in hayatını kaybettiği olay, eğitim sisteminin nasıl bir tehdit altında olduğu açıkça ortaya konuldu. İki başkan, “Artık sabrimız kalmadı” diyerek tepkilerini şu sözlerle sürdürdü: "Okulları koruyamayan bir sistem hiçbir mazereti olamaz! Öğretmenine sahip çıkamayan bir anlayış, öğrencilerin de kaybetmeye mahkûmdur. Her defasında 'önlem alınacak' deniliyor ama ortada ne somut bir adım var ne de gerçek bir irade!" Yetkililerin yıllar boyu süren uyarılara izin vermemesini sert sözlerle eleştiren sendika temsilcileri, eğitimde güvenlik sorunlarının artık ertelenemez bir kriz durumunun geldiğini belirtti. Açıklamada, okullarda güvenliğin sağlanamamasının “devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan bir tablo” olduğu ifade edildi. Işıkoğlu ve Gümüş, özellikle okullarda denetim eksikliği, güvenlik personeli eksikliği ve desteğin zayıflığına dikkat edildiğini, bu eksikliklerin doğrudan şiddet olaylarına zemin hazırlandığını söyledi. “Her olaydan sonra aynı cümleleri duymaktan bıktık. Artık söz değil, icraat istiyoruz” ifadeleriyle tepkilerini daha da sertleştirdiler. Toplumsal yozlaşmaya da dikkat eden iki başkan, öğretmene yönelik saygının ciddi şekilde aşındığını vurgulayarak şu görüşmelere yönelti: "Biz ne zaman bu hale geldik? Öğretmenine saygıyı kaybeden bir toplum, hangi gelecek inşa edilebilir?" Açıklamada, yalnızca güvenlik önlemlerinin değil, aynı zamanda caydırıcı yasal düzenlemelerin de yetersiz ifade edilmesiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve ilgili kurumlara açık çağrı yapıldı: “Eğitim insanlarına yönelik teknolojiyi önleyecek bilgisayarların kâğıt üzerinde kalmamalı, sahada tavizsiz uygulanması.” İki mağaza bölmesi, eğitimde kayıt takibi için topyekûn bir seferberlik programında bulunarak, başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm kişilerin sorumluluğunda çalışmaya davet etti. “Bu mesele artık sadece eğitimcilerin değil, ülkenin beka meselesidir” ifadeleri dikkat çekti. Açıklamanın sonunda tonlarca daha da sertleşti: "Eğer bugün yapılması gerekiyorsa, yaşanacak onun olay hesabı sorulacaktır. Biz susmayacağız, geri adım atmayacağız. Okullar güvenli hale gelene kadar mücadelemizi en sert şekilde sürdüreceğiz." Eğitim camiasında geniş yankı uyandıran bu çıkış, günümüzdeki eğitim politikaları ve okul güvenliği konusundaki tartışmaların daha da alevleneceğinin sinyalini verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.