Hava Durumu

#Rant

- Rant haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rant haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İYİ Parti’den Cumalıkızık Mesajı: “Köylüyü Yaşatmadan Köyü Yaşatamazsınız” Haber

İYİ Parti’den Cumalıkızık Mesajı: “Köylüyü Yaşatmadan Köyü Yaşatamazsınız”

“Cumalıkızık betonlaşmayla değil; tarihiyle, kültürüyle ve insanıyla korunabilir” İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanlığı, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Cumalıkızık’ın karşı karşıya bulunduğu sorunlara dikkat çekmek amacıyla tarihi köyde kapsamlı bir basın toplantısı gerçekleştirdi. İlçe Başkanı İsmail Seyis öncülüğünde düzenlenen programa, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Milletvekili Selçuk Türkoğlu, İl Başkanı İsmail Kaya, ilçe başkanları, il ve ilçe yöneticileri ile çok sayıda partili katıldı. Cumalıkızık’ın tarihi kimliği, doğal yapısı ve köy yaşamının korunmasına yönelik güçlü mesajların verildiği toplantıda, özellikle köylünün sürecin dışında bırakılmaması gerektiği vurgulandı. Basın açıklamasında, Cumalıkızık’ın yalnızca tarihi evlerden ibaret olmadığı; kadın emeği, üretim kültürü, sosyal hafızası ve yaşayan köy kimliğiyle birlikte korunması gereken eşsiz bir miras alanı olduğu ifade edildi. “Köylüyü Yaşatmadan Köyü Yaşatamazsınız” Toplantıda yapılan açıklamalarda, son yıllarda artan turizm baskısı, betonlaşma tehdidi ve ekonomik zorlukların Cumalıkızık’ın özgün yapısını tehdit ettiği belirtildi. İYİ Parti heyeti adına yapılan değerlendirmede şu ifadeler öne çıktı: “Cumalıkızık’ın tarihi dokusunun, doğasının ve köylüsünün birlikte korunması gerekiyor. Köylüyü yaşatmadan köyü yaşatamazsınız.” Açıklamada, köy halkının ekonomik ve sosyal açıdan desteklenmediği bir koruma anlayışının sürdürülebilir olmayacağı vurgulanırken, özellikle kadın üreticilerin ve yerel esnafın korunmasının UNESCO sürecinin temel unsurlarından biri olduğu ifade edildi. “Cumalıkızık’ın Hafızasına ve Kadın Emeğine Sahip Çıkacağız” Basın toplantısında Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir merkez olarak değerlendirilmesine yönelik eleştiriler de dikkat çekti. Parti yöneticileri, köyün yaşayan kültürünün giderek ticari baskı altında kaldığını belirterek şu mesajı verdi: “Cumalıkızık’ın hafızasına, kadın emeğine, üreticisine ve köy kültürüne sahip çıkmaya devam edeceğiz.” Açıklamada, geleneksel üretim kültürünün korunmasının sadece ekonomik değil aynı zamanda kültürel bir sorumluluk olduğu vurgulandı. Özellikle kadınların ürettiği yerel ürünlerin ve kırsal yaşam kültürünün, Cumalıkızık’ın UNESCO kimliğinin önemli parçalarından biri olduğu ifade edildi. “Betonlaşma Değil, Koruma Öncelikli Olmalı” Toplantının en dikkat çeken başlıklarından biri de bölgedeki yapılaşma baskısı oldu. İYİ Parti heyeti, Cumalıkızık’ın geleceğinin yeni beton projeleriyle değil; tarihi ve doğal dokunun korunmasıyla güvence altına alınabileceğini belirtti. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “UNESCO Dünya Mirası olan Cumalıkızık’ın geleceği; betonlaşmayla değil, tarihiyle, kültürüyle ve insanıyla korunabilir.” Son dönemde bölgede artan ziyaretçi yoğunluğu, otopark baskısı, altyapı eksiklikleri ve çevresel tehditlerin köyün özgün yapısını zorladığı ifade edilirken, plansız uygulamaların tarihi mirasa zarar verebileceği uyarısında bulunuldu. Yetkililere “Şeffaf ve Katılımcı Yönetim” Çağrısı İYİ Parti yöneticileri açıklamalarında, Cumalıkızık’a ilişkin karar süreçlerinde köy halkının daha aktif rol alması gerektiğini de vurguladı. Yetkililere yapılan çağrıda şu mesaj öne çıktı: “Köylüyü dışlayan değil, sürecin parçası yapan şeffaf ve katılımcı bir anlayışla hareket edilmelidir.” Cumalıkızık’ın geleceğine ilişkin planlamaların yalnızca bürokratik kararlarla değil; köy halkı, uzmanlar, sivil toplum kuruluşları ve yerel yöneticilerin ortak aklıyla şekillenmesi gerektiği belirtildi. “Cumalıkızık Hepimizin Ortak Mirasıdır” Toplantının sonunda Cumalıkızık’ın siyasi tartışmaların ötesinde ortak bir kültürel değer olduğu vurgulandı. İYİ Parti heyeti, tarihi köyün korunmasının yalnızca Bursa’nın değil Türkiye’nin ortak sorumluluğu olduğunu ifade ederek şu değerlendirmede bulundu: “Cumalıkızık hepimizin ortak mirasıdır.” Program sonunda parti yöneticileri köy esnafı ve vatandaşlarla da bir araya gelerek bölgedeki sorunlar hakkında görüş alışverişinde bulundu. Cumalıkızık’ın korunmasına yönelik çalışmaların takipçisi olacaklarını belirten heyet, tarihi köyün özgün kimliğinin gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini ifade etti. İsmail Seyis’ten Cumalıkızık Çıkışı: “Bu Mirası Ranta Teslim Etmeyeceğiz” “Köylüyü yok sayarak Cumalıkızık’ı koruyamazsınız” İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanlığı’nın Cumalıkızık’ta düzenlediği basın toplantısında konuşan İlçe Başkanı İsmail Seyis, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan tarihi köyün karşı karşıya olduğu sorunlara sert sözlerle tepki gösterdi. Seyis, Cumalıkızık’ın yıllardır plansızlık, denetimsizlik ve rant baskısı altında bırakıldığını savunarak yetkililere ağır eleştiriler yöneltti. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, İl Başkanı İsmail Kaya, ilçe başkanları, il ve ilçe yöneticileri ile partililerin katıldığı açıklamada konuşan Seyis, Cumalıkızık’ın “turizm adı altında tüketildiğini” söyledi. “UNESCO Tabelası Asmakla Koruma Olmaz” Cumalıkızık’ın yalnızca fotoğraf çekilen turistik bir alan gibi yönetildiğini ifade eden İsmail Seyis, mevcut anlayışın tarihi mirası korumaktan uzak olduğunu dile getirdi. Seyis açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “UNESCO tabelası asmakla koruma olmaz. Eğer köyün insanı ekonomik olarak ayakta kalamıyorsa, tarihi evler kaderine terk ediliyorsa, altyapı çökmüşse, yangın riski varsa burada başarı hikâyesi anlatamazsınız.” Köyde yaşayan vatandaşların yıllardır çözüm beklediğini söyleyen Seyis, sorunların görmezden gelindiğini savundu. “Cumalıkızık Turizm Baskısıyla Nefes Alamıyor” İsmail Seyis, kontrolsüz ziyaretçi yoğunluğunun tarihi köyü ciddi şekilde yıprattığını belirterek mevcut yönetim anlayışını eleştirdi. “Bir günde on binlerce insanı buraya getirip sonra bunu başarı diye anlatıyorlar. Bu tarihi sokaklar stadyum değil. Cumalıkızık turizm baskısıyla artık nefes alamıyor.” Seyis, köyün altyapısının mevcut yoğunluğu kaldırmadığını ifade ederek: otopark sorunlarının büyüdüğünü, güvenlik risklerinin arttığını, tarihi yapıların zarar gördüğünü, köy yaşamının giderek bozulduğunu söyledi. “Köylüyü Yaşatmadan Köyü Yaşatamazsınız” Basın açıklamasında en sert mesajlardan biri köy halkının yaşadığı ekonomik sıkıntılar üzerine verildi. İsmail Seyis, köylünün yıllardır yalnız bırakıldığını ifade ederek şu sözleri kullandı: “Köylüyü yaşatmadan köyü yaşatamazsınız. Buradaki insanlar sadece turizme hizmet eden figüran değildir. Bu köyün gerçek sahipleri yıllardır destek bekliyor.” Seyis, özellikle restorasyon süreçlerinde vatandaşların mağdur edildiğini öne sürerek, birçok tarihi evin hâlâ kaderine terk edildiğini söyledi. “Bazı binalar restore edilirken vatandaşın evi çürümeye bırakılıyor. İnsanlar yıllardır sıra bekliyor. Böyle koruma anlayışı olmaz.” “Cumalıkızık Betonlaşmaya Teslim Ediliyor” Konuşmasında bölgedeki yapılaşma baskısına da dikkat çeken Seyis, tarihi alan çevresindeki plansız büyümenin ciddi tehdit oluşturduğunu belirtti. “Cumalıkızık’ın etrafı betonla çevrilirken kimse çıkıp hesap vermiyor. Tarihi mirası korumak yerine rant projeleriyle gündeme gelen bir anlayışı kabul etmiyoruz.” Seyis, UNESCO mirasının ticari hesaplarla yönetilemeyeceğini ifade ederek: “Cumalıkızık birkaç kişinin ekonomik çıkarına kurban edilemez. Bu miras hepimizin.” dedi. “Kadın Emeği ve Köy Kültürü Yok Sayılıyor” İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, Cumalıkızık’ın yalnızca taş binalardan ibaret olmadığını da vurguladı. Kadın emeğinin, geleneksel üretimin ve köy kültürünün giderek zayıfladığını söyleyen Seyis şu ifadeleri kullandı: “Cumalıkızık’ın hafızası yok oluyor. Kadın emeği yok sayılıyor. Köy kültürü giderek ticari bir dekor haline getiriliyor. Buna sessiz kalmayacağız.” Yerel üreticilerin desteklenmesi gerektiğini ifade eden Seyis, köyün kimliğinin korunmasının ancak yaşayan kültürün desteklenmesiyle mümkün olacağını söyledi. Yetkililere Sert Çağrı: “Köylüyü Dışlayan Anlayıştan Vazgeçin” Seyis konuşmasının sonunda yetkililere doğrudan çağrıda bulundu. Cumalıkızık’a ilişkin kararların masa başında değil, köy halkıyla birlikte alınması gerektiğini belirten Seyis şöyle konuştu: “Köylüyü dışlayan değil, sürecin merkezine koyan bir anlayış istiyoruz. Şeffaf olmayan, halkı dinlemeyen hiçbir planın başarılı olma şansı yok.” İYİ Parti olarak Cumalıkızık’ın tarihi, kültürel ve sosyal kimliğinin korunması için mücadele edeceklerini ifade eden Seyis, sözlerini şu cümleyle tamamladı: “Cumalıkızık sahipsiz değildir. Bu tarihi mirası ranta teslim etmeyeceğiz.”

“Bursa Ayağa Kalk, Hastanelerine Sahip Çık!” Haber

“Bursa Ayağa Kalk, Hastanelerine Sahip Çık!”

Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir’den Sert Tepki 24 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla, mülkiyeti Maliye Hazinesi’ne ait 71 taşınmaz ve üzerlerindeki yapıların özelleştirme kapsamına alınması kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, kararın Bursa ayağı özellikle sert tepkilere neden oldu. Özelleştirme listesine Bursa’da bulunan 4 önemli sağlık tesisinin dahil edilmesi, siyasi ve toplumsal çevrelerde “kabul edilemez bir adım” olarak değerlendirildi. Karara göre satış, kiralama, gelir ortaklığı modeli ve işletme hakkı devri gibi yöntemlerle değerlendirilebilecek taşınmazlar arasında; Osmangazi ilçesindeki eski Bursa Devlet Hastanesi ve Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi arazisi, Çekirge’deki Ümran Sönmez Medikal Onkoloji Kliniği, Yıldırım’daki Bursa Diş Hastanesi ve Mustafakemalpaşa’daki 7 Nolu Aile Sağlığı Merkezi yer aldı. Kararın ardından en sert çıkışlardan biri Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir’den geldi. “Bu Bir Özelleştirme Değil, Kamusal Sağlık Hafızasının Tasfiyesidir” Demir, yaptığı açıklamada özellikle Osmangazi’de yer alan ve Bursalılar için sembolik bir değer taşıyan eski Bursa Devlet Hastanesi üzerinden sert ifadeler kullandı. Kamuoyuna “Muradiye Devlet Hastanesi” olarak bilinen, eski adıyla Bursa Memleket Hastanesi’nin özelleştirme kapsamına alınmasını “kabul edilemez bir ihanet planı” olarak nitelendirdi. Demir, hastanenin yalnızca bir sağlık tesisi olmadığını, Bursa’nın tarihsel ve toplumsal hafızasının bir parçası olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bu hastane 1950’li yıllarda Bursalıların bağışlarıyla, halkın imek emeğiyle inşa edildi. Bu bir bina değil; bu şehrin ruhudur, hafızasıdır. Şimdi bu miras masa başı kararlarla satılmak isteniyor. Buna sessiz kalamayız.” “Şehir Hastanesi Uğruna Kamu Hastaneleri Feda Edildi” Demir, sağlık politikalarına yönelik eleştirilerini de sertleştirerek, şehir hastaneleri modelinin kamu sağlık sistemini zayıflattığını savundu. Bursa’da şehir hastanesi açıldıktan sonra birçok devlet hastanesinin kapatıldığını hatırlatan Demir, vatandaşların ulaşımı zor olan tek bir merkeze mecbur bırakıldığını ifade etti. “Hasta garantili şehir hastaneleri sistemiyle kamu kaynakları belirli şirketlere aktarılıyor. Köprüde geçiş garantisi, havalimanında yolcu garantisi neyse, sağlıkta da hasta garantisi sistemi kurulmuş durumda. Bu kabul edilebilir bir düzen değildir” dedi. “Deprem Riski Bahane Edildi, Hastane Yıllarca Kaderine Terk Edildi” Eski Bursa Devlet Hastanesi’nin kapatılma gerekçesi olarak “deprem riski”nin gösterildiğini hatırlatan Demir, bu sürecin şeffaf yürütülmediğini öne sürdü. Hastanenin güçlendirilmesi ya da yeniden hizmete açılması yönünde verilen sözlerin tutulmadığını ifade ederek, yapının yıllardır atıl bırakıldığını söyledi. “Eğer gerçekten risk varsa, bunu ortadan kaldırmak devletin görevidir. Güçlendirme yapılmadı, yatırım yapılmadı, yıllarca oyalama politikası izlendi. Şimdi ise bu alan özel sektöre devredilmek isteniyor. Buna planlı bir tasfiye dememek mümkün değil.” “Bursa’nın Bağışıyla Yapılan Hastane Birilerine Rant Aracı Yapılamaz” Demir, hastanenin bulunduğu arazinin değerine dikkat çekerek, alanın rant odaklı projelere açılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Bursa’nın geçmişte kendi imkânlarıyla inşa ettiği bir sağlık kurumunun bugün “ticari kazanç alanına” dönüştürülmek istendiğini söyledi. “Kimdir bu çok özel ve hatırlı kişiler? Bursalıların bağışlarıyla yapılan bu hastane nasıl olur da birkaç imza ile el değiştirir? Bu şehir buna izin vermez” ifadelerini kullandı. “Bu Karar Bursalılara Açık Bir Haksızlıktır” Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir, açıklamasının sonunda sert bir çağrıda bulunarak Bursalıları tepki göstermeye davet etti: “Bu sadece bir taşınmaz satışı değildir. Bu, bir şehrin hafızasına, geçmişine ve hakkına müdahaledir. Bursa bunu kabul edemez. Bu karar Bursalılara açık bir haksızlıktır.” Demir, sözlerini “Bursa ayağa kalk, hastanesine sahip çık” çağrısıyla tamamladı. Özelleştirme kararının nasıl uygulanacağı ve Bursa’daki sağlık tesislerinin geleceğine ilişkin süreç kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, tepkilerin önümüzdeki günlerde daha da artması bekleniyor.

DEVA PARTİSİ NİLÜFER İLÇE BAŞKANI Fatih Kayıkçı’DAN SERT ÇIKIŞ: “BURSA KÜÇÜK SANAYİ SİTESİ GÖZ GÖRE GÖRE ÇÜRÜTÜLÜYOR!” Haber

DEVA PARTİSİ NİLÜFER İLÇE BAŞKANI Fatih Kayıkçı’DAN SERT ÇIKIŞ: “BURSA KÜÇÜK SANAYİ SİTESİ GÖZ GÖRE GÖRE ÇÜRÜTÜLÜYOR!”

Bursa’nın üretim damarlarından biri olan Bursa Küçük Sanayi Sitesi için uzun süredir dile getirilen sorunlar, artık görmezden gelinemez bir noktaya ulaştı. Fatih Kayıkçı, Nilüfer ilçesinin Çalı Yolu üzerinde, Ataevler ve Üçevler mahalleleri arasında konumlanan bu kritik üretim merkezinin adeta kaderine terk edildiğini belirterek, hem Nilüfer Belediyesi’ni hem de Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni sert sözlerle hedef aldı. Yaklaşık 40 yıllık geçmişe sahip olan sanayi sitesinin bugün “sahipsizlik ve ilgisizlik yüzünden döküldüğünü” vurgulayan Kayıkçı, bölgedeki çarpıcı dönüşüme dikkat çekti. Bir yanda altyapısı çökmüş, yolları parçalanmış, bakım yüzü görmemiş bir sanayi alanı; diğer yanda ise hızla yükselen çok katlı lüks rezidanslar… Bu çelişkinin kabul edilemez olduğunu belirten Kayıkçı, “Üreten kesim çürümeye terk edilirken, rant odaklı yapılaşma teşvik ediliyor” ifadelerini kullandı. Bölgedeki nüfus yoğunluğunun şimdiden 200 bine yaklaştığını hatırlatan Kayıkçı, bu büyümenin plansız ve dengesiz ilerlediğini söyledi. “Bu kadar yoğunluğun olduğu bir alanda, ekonomiye can suyu veren küçük sanayinin altyapı ihtiyaçlarını görmezden gelmek, yalnızca ihmalkârlık değil, aynı zamanda ekonomik akla ihanettir” diyerek tepkisini yükseltti. Sanayi sitesinin ulaşım açısından da önemli bir noktada bulunduğunu belirten Kayıkçı, Çalı Yolu üzerindeki bu alanın, metro erişimi açısından Ataevler Metro İstasyonu gibi kritik bir durağa yakınlığına rağmen gerekli ulaşım ve yol iyileştirmelerinden mahrum bırakıldığını dile getirdi. “Yollar, yılların yorgunluğunu iliklerine kadar hissediyor. Çukurlar, bozulmuş asfalt, altyapı eksiklikleri üretimi sekteye uğratıyor” dedi. Ayrıca sanayi sitesinin, Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB) ile komşu konumda olmasına rağmen aynı ilgi ve planlamadan yararlanamadığını belirten Kayıkçı, bölgedeki potansiyelin heba edildiğini ifade etti. 1.243 dekar alana kurulu ve 1.563 işyerine ev sahipliği yapan Beşevler Küçük Sanayi Sitesi’nde 10 bini aşkın kişinin istihdam edildiğini hatırlatan Kayıkçı, bu büyüklükte bir ekonomik gücün bu denli ihmal edilmesini “akıl dışı” olarak nitelendirdi. Kayıkçı açıklamasını sert bir çağrıyla noktaladı: “Buradan açıkça uyarıyorum; bu ilgisizlik sürdürülebilir değildir. Küçük sanayi esnafı bu kentin omurgasıdır. Eğer bugün bu çürümeye göz yumulursa, yarın bunun bedelini tüm Bursa öder. Nilüfer Belediyesi ve Bursa Büyükşehir Belediyesi derhal harekete geçmeli, altyapıdan ulaşıma, planlamadan bakım çalışmalarına kadar kapsamlı bir iyileştirme programını acilen devreye almalıdır.” Bursa Küçük Sanayi Sitesi’nde yükselen bu tepki, yalnızca bir bölgenin değil, üretimle ayakta duran tüm kesimlerin sesi olarak yankılanmaya devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.