Hava Durumu

#Psikoloji

- Psikoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Psikoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İsmail Tekin: “Tanrının Birinci Kuralı Düzen”   İnsanı, Toplumu ve Geleceği Yeniden Düşünmek Haber

İsmail Tekin: “Tanrının Birinci Kuralı Düzen” İnsanı, Toplumu ve Geleceği Yeniden Düşünmek

İsmail Tekin, kaleme aldığı “Tanrının Birinci Kuralı Düzen” başlıklı yazısında insanlığın doğayla kurduğu ilişkiyi, toplumsal düzen arayışını ve modern dünyanın temel çelişkilerini felsefi bir çerçevede ele alıyor. Tekin, düzen kavramını yalnızca fiziksel evrenin değil, insan yaşamının da merkezine yerleştirerek dikkat çekici bir düşünsel sorgulama ortaya koyuyor. İnsanlığın tarih boyunca büyük ilerlemeler kaydettiğini ancak buna rağmen en temel sorunu çözmekte zorlandığını ifade eden Tekin, doğanın mükemmel işleyişi ile insan topluluklarının karmaşası arasındaki tezatı vurguluyor. “Düzen = Matematik, Fizik ve Kusursuz İşleyiş” Yazısında evreni “kusursuz bir sistem” olarak tanımlayan Tekin, düzenin matematik, fizik, kimya ve biyoloji ile var olduğunu belirtiyor. Doğadaki her şeyin belirli bir kurallar bütünü içinde işlediğini ifade eden Tekin, insanın bu sistemin dışında kaldığında ortaya karmaşanın çıktığını savunuyor. Tekin’e göre evren; Ölçülebilir, Hesaplanabilir, Öngörülebilir bir yapıya sahipken, insan faktörü bu düzenin en kırılgan noktası olarak öne çıkıyor. İnsanlık Neden Kendi Düzenini Kuramıyor? İnsan bilimlerinin gelişmesine rağmen toplumsal düzenin istenilen seviyeye ulaşamadığını sorgulayan Tekin, antropoloji, sosyoloji ve psikoloji gibi disiplinlerin insan davranışını anlamada yetersiz kaldığını ima ediyor. Yazısında şu sorulara dikkat çekiyor: İnsan neden aynı hataları tekrar ediyor? Bilim, insan davranışını neden tamamen açıklayamıyor? Neden bilgi, davranışa dönüşmüyor? İnsanlık neden birlikte yaşamayı öğrenemiyor? Tekin’e göre sorun bilgi eksikliği değil, “bilginin yaşama aktarılmasındaki yetersizliktir”. Doğadan İlham Alan İnsan, Toplumda Başarısız mı? Tekin, insanın doğayı taklit ederek büyük teknolojik başarılar elde ettiğini hatırlatıyor. Uçaklardan helikopterlere, genetik biliminden klonlama çalışmalarına kadar birçok örnekle insanın doğayı çözümleme ve kopyalama becerisine dikkat çekiyor. Ancak aynı insanın, doğanın kendi içindeki düzeni toplumsal yaşama aktarmakta başarısız olduğunu savunuyor. Bu çelişkiyi şu sözlerle özetliyor: “Doğayı gözlemledik, doğayı kopyaladık, doğadan teknoloji ürettik. Peki neden aynı düzeni kendi toplumumuza kuramadık?” Karıncalar ve Ortak Akıl Metaforu Yazının dikkat çeken bölümlerinden biri ise karınca kolonileri üzerinden yapılan değerlendirme oluyor. Tekin, son derece küçük bir beyne sahip olan karıncaların milyonlarcasının bir araya geldiğinde “tek bir organizma gibi” hareket edebildiğini hatırlatarak, bu yapıyı “ortak akıl” metaforuyla açıklıyor. İnsan beyninin milyonlarca kat daha gelişmiş olmasına rağmen, insanlığın benzer bir kolektif düzen oluşturamamasını ise temel bir paradoks olarak sunuyor. Düzen İçin Gereken Üç Temel Unsur Tekin’e göre düzen yalnızca bilgiyle değil, belirli sosyal ve ahlaki koşullarla mümkündür. Yazısında bu koşulları şu şekilde özetliyor: Disiplin Ortak hedef Kurallara sadakat Bu unsurlar olmadan düzenin kurulamayacağını, kurulduğu varsayılsa bile sürdürülemeyeceğini ifade ediyor. Atatürk Vurgusu: “Bir Düzen Kurucusu” Yazıda Mustafa Kemal Atatürk’e de özel bir bölüm ayrılıyor. Tekin, Atatürk’ü yalnızca bir devlet kurucusu değil, aynı zamanda bir “toplumsal düzen kurucusu” olarak tanımlıyor. Cumhuriyet’in kuruluşu, dil devrimi ve modernleşme adımlarıyla yeni bir sistem inşa edildiğini belirten Tekin, asıl meselenin bu düzeni sürdürebilmek olduğunu vurguluyor. “Okumuyoruz, Anlamıyoruz, Değiştiremiyoruz” Toplumsal gelişimin önündeki en büyük engelin çalışma disiplini eksikliği olduğunu ifade eden Tekin, yazısında şu çarpıcı değerlendirmelere yer veriyor: Okumuyoruz Okuduğumuzu anlamıyoruz Anladığımızı anlatamıyoruz Anlatamadığımızı değiştiremiyoruz Bu zincirin toplumun dönüşümünü engellediğini savunan Tekin, çözümün daha fazla emek, planlama ve süreklilikten geçtiğini ifade ediyor. “Düzen Yoksa Yok Oluş Vardır” Yazının sonuç bölümünde Tekin, düzen kavramını yalnızca bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda varoluşun temel şartı olarak tanımlıyor. Kuralsızlığın yalnızca kaos değil, aynı zamanda çöküş anlamına geldiğini belirten Tekin, şu ifadeyle yazısını sonlandırıyor: “Tanrının birinci kuralı olan düzen, bizim de birinci kuralımız olmalıdır. Çünkü kuralsızlık sadece karmaşa üretmez; eninde sonunda yok oluşu da beraberinde getirir.”

Koç Üniversitesi'nden Türkiye Genelinde Önemli Bilimsel Araştırma: Anne ve Babanızla İlişkiniz Bilime Işık Tutabilir Yetişkin çocuklar ile ebeveynler arasındaki yakınlık, uzaklaşma ve küslük ilk kez bu kapsamda araştırılıyor Haber

Koç Üniversitesi'nden Türkiye Genelinde Önemli Bilimsel Araştırma: Anne ve Babanızla İlişkiniz Bilime Işık Tutabilir Yetişkin çocuklar ile ebeveynler arasındaki yakınlık, uzaklaşma ve küslük ilk kez bu kapsamda araştırılıyor

Türkiye'de aile yapısını, ebeveynlerle yetişkin çocuklar arasındaki ilişkileri ve aile içi iletişim dinamiklerini bilimsel verilerle ortaya koymayı hedefleyen dikkat çekici bir araştırma başlatıldı. Koç Üniversitesi Psikoloji Bölümü tarafından yürütülen "Türkiye'de Aile İlişkileri-1" isimli araştırma, Türkiye'nin dört bir yanından gönüllü katılımcıları bekliyor. Koç Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Gizem Erdem Gürel danışmanlığında, yüksek lisans araştırmacısı Emir Yasin Çitil tarafından yürütülen çalışma, Koç Üniversitesi Etik Kurulları'nın 2026.171.IRB3.069 sayılı etik kurul onayı ile gerçekleştiriliyor. Araştırma, Türkiye'de yetişkin bireylerin anne ve babalarıyla kurdukları ilişkilerin doğasını, aile içindeki yakınlık ve uzaklık dinamiklerini, iletişim biçimlerini ve uzun süreli küslüklerin nedenlerini kapsamlı biçimde incelemeyi amaçlıyor. Türkiye'nin aile yapısına ilişkin önemli bir veri tabanı oluşturulacak Araştırmacılar, aile ilişkilerinin bireyin psikolojik iyi oluşundan sosyal yaşamına kadar birçok alanı etkilediğine dikkat çekiyor. Buna karşın Türkiye'de özellikle yetişkin çocuklarla ebeveynleri arasındaki ilişkilere yönelik kapsamlı bilimsel çalışmaların oldukça sınırlı olduğu belirtiliyor. Bu nedenle başlatılan çalışma ile Türkiye'nin farklı şehirlerinde yaşayan yetişkinlerin aile deneyimleri kayıt altına alınacak ve ülkeye özgü kültürel dinamiklerin aile ilişkileri üzerindeki etkileri bilimsel yöntemlerle analiz edilecek. Araştırmanın sonunda elde edilecek bulguların; Türkiye'deki aile yapısının daha iyi anlaşılmasına, aile içi iletişim modellerinin ortaya konulmasına, psikoloji ve aile çalışmaları alanındaki akademik literatüre katkı sunmasına, gelecekte yürütülecek sosyal ve psikolojik araştırmalara temel oluşturmasına, aile danışmanlığı ve ruh sağlığı hizmetlerinin geliştirilmesine katkı sağlaması bekleniyor. Araştırmada hangi konular incelenecek? Çalışma, aile ilişkilerini yalnızca "iyi" veya "kötü" olarak değerlendirmek yerine çok boyutlu bir bakış açısıyla ele alıyor. Katılımcılardan; Anne ve babalarıyla ilişkilerinin nasıl olduğu, Kendilerini ailelerine ne kadar yakın hissettikleri, İletişim sıklıkları, Duygusal bağlarının düzeyi, Yaşanan kırgınlıklar, Uzun süreli küslükler, Aile içindeki uzaklaşmalar, İlişkilerin hangi olaylardan etkilendiği, Kopuşların nedenleri, İlişkilerin yeniden kurulup kurulmadığı, Yaşanan sürecin birey üzerindeki etkileri gibi birçok konuda değerlendirme yapmaları istenecek. Araştırmada ayrıca katılımcılar yaşadıkları deneyimleri kendi ifadeleriyle anlatabilecekleri açık uçlu soruları da yanıtlayabilecek. Yaklaşık 20 dakikada tamamlanıyor Araştırma tamamen çevrim içi gerçekleştiriliyor. Katılımcılar önce kısa bir uygunluk değerlendirmesinden geçiriliyor. Araştırmaya; 18-65 yaş arasında bulunan, Türkçe okuyup anlayabilen tüm yetişkinler katılabiliyor. Şartları sağlayan gönüllüler yaklaşık 20 dakika süren çevrim içi anketi doldurarak araştırmaya katkı sağlayabiliyor. Katılım tamamen gönüllülük esasına dayanıyor Araştırmaya katılım tamamen isteğe bağlı gerçekleştiriliyor. Katılımcılar; istedikleri soruyu cevaplamayabiliyor, diledikleri anda anketten ayrılabiliyor, hiçbir gerekçe göstermeden çalışmadan çekilebiliyor. Araştırmayı yarıda bırakmanın veya katılmamanın herhangi bir olumsuz sonucu bulunmuyor. Bazı sorular duygusal olarak hassas olabilir Araştırma kapsamında aile ilişkileri ve ebeveynlerle yaşanmış deneyimlere ilişkin doğrudan sorular yer aldığı için bazı katılımcılar açısından duygusal hassasiyet oluşabileceği belirtiliyor. Araştırmacılar, bunun günlük yaşamda aile geçmişini düşünürken hissedilebilecek düzeyde sınırlı bir stres oluşturabileceğini ifade ederken, katılımcıların istedikleri anda ankete ara verebileceklerini veya tamamen sonlandırabileceklerini vurguluyor. Kimlik bilgileriniz istenmiyor Araştırmanın en önemli ilkelerinden biri gizlilik. Katılımcılardan isim, soyisim, adres veya kimlik numarası gibi doğrudan kimlik belirleyici bilgiler talep edilmiyor. Toplanan veriler yalnızca araştırma ekibi tarafından erişilebilen şifre korumalı sistemlerde saklanıyor. Araştırma sonucunda yayımlanacak bilimsel makalelerde, tezlerde veya akademik sunumlarda hiçbir katılımcının kimliği açıklanmıyor. Araştırmacılar ayrıca kişisel verilerin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında korunduğunu ve çalışma tamamlandıktan sonra gerekli verilerin güvenli şekilde silineceğini belirtiyor. Bilimsel çalışmaya katkı sunmak isteyenler ankete katılabilecek Araştırmacılar, Türkiye'nin aile yapısını daha iyi anlayabilmek için toplumun farklı kesimlerinden mümkün olduğunca fazla katılımcıya ulaşmayı hedefliyor. Paylaşılacak her deneyimin, Türkiye'de aile ilişkilerine yönelik bilimsel bilgi birikiminin gelişmesine katkı sağlayacağı belirtilirken, çalışmanın ilerleyen yıllarda yapılacak daha kapsamlı araştırmalara da temel oluşturması bekleniyor. Araştırmaya nasıl katılabilirsiniz? Araştırmaya katılmak isteyen gönüllüler, aşağıdaki bağlantı üzerinden Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu'nu okuyarak çevrim içi ankete ulaşabiliyor. Anket bağlantısı: Türkiye'de Aile İlişkileri-1 Araştırması Katılım Formu Araştırma ekibi, özellikle 18-65 yaş arasındaki tüm yetişkinlerin katılımının çalışmanın bilimsel gücünü artıracağını belirterek, ankete katılan gönüllülerden araştırmayı çevreleriyle paylaşmalarını da rica ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.