Hava Durumu

#Özelleştirme

- Özelleştirme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özelleştirme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ümit Özdağ'dan İktidara Ekonomi ve Özelleştirme Eleştirisi Haber

Ümit Özdağ'dan İktidara Ekonomi ve Özelleştirme Eleştirisi

“Köprü ve otoyollardan elinizi çekin” Resmi Gazete'de yayımlanan kararla iki Boğaz köprüsü, sekiz otoyol ve dört çevre yolunun özelleştirme programına alınmasına tepki gösteren Özdağ, söz konusu altyapı yatırımlarının milletin kaynaklarıyla oluşturulduğunu söyledi. Özdağ, özelleştirmenin uzun vadede kamu açısından ciddi gelir kaybına yol açacağını savunarak, köprü ve otoyolların yıllık gelirlerinin açıklanandan daha yüksek olduğunu ileri sürdü. Özelleştirme sonrasında geçiş ücretlerinde artış yaşanabileceğini belirten Özdağ, bunun vatandaşın günlük yaşam maliyetlerine de yansıyacağını ifade etti. Orta Vadeli Program'a tepki Ekonomi yönetiminin açıkladığı Orta Vadeli Program'ı da değerlendiren Özdağ, geçmiş yıllarda açıklanan enflasyon ve büyüme hedeflerinin sık sık revize edildiğini söyledi. Enflasyon tahminlerindeki değişiklikleri ekonomi yönetiminin başarısızlığı olarak değerlendiren Özdağ, vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntının açıklanan programlarla giderilemediğini savundu. Özdağ; emekliler, asgari ücretliler, çiftçiler, esnaf ve çalışanların satın alma gücünün ciddi şekilde gerilediğini belirterek hükümete genç işsizliği, dış ticaret açığı, gelir dağılımı ve vergi adaleti üzerinden eleştiriler yöneltti. Zafer Partisi'nin hazırladığı “Zafer Ekonomisi Programı”nın da yakın zamanda kamuoyuyla paylaşılacağını açıklayan Özdağ, programın Türkiye'nin yeniden üretim ekonomisine geçişini hedeflediğini söyledi. Suriye ve terör politikalarını eleştirdi Konuşmasının önemli bölümünü Suriye'deki gelişmelere ve terörle mücadele politikalarına ayıran Özdağ, PKK/YPG yapılanmasına ilişkin hükümetin izlediği politikaya tepki gösterdi. Suriye'de üniter yapının tam anlamıyla sağlanamadığını savunan Özdağ, bölgede YPG'nin etkinliğini sürdürdüğünü ileri sürdü. Suriye Türkmenlerinin ise süreç içerisinde yeterince desteklenmediğini ifade etti. Özdağ ayrıca Suriye'deki eğitim politikalarında Türkçenin konumuna ilişkin gelişmeleri de eleştirerek Türkiye'nin bölgeye yaptığı yatırımlarla uygulanan politikalar arasında çelişki bulunduğunu savundu. Suriyelilerin geri dönüşü mesajı Türkiye'deki Suriyelilerin durumuna da değinen Özdağ, Zafer Partisi'nin iktidara gelmesi halinde geçici koruma kapsamındaki Suriyelilerin ülkelerine dönüşünü sağlayacak politikaların uygulanacağını söyledi. Suriye'nin yeniden yapılanmasının bölgesel ekonomi açısından önemli fırsatlar oluşturabileceğini belirten Özdağ, Gaziantep ve Hatay'ın bu süreçte ekonomik ve ticari merkezler haline getirilebileceğini ifade etti. Mansur Yavaş-Erdoğan görüşmesine dikkat çeken yorum Özdağ'a, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşme de soruldu. Bir belediye başkanının Cumhurbaşkanı ile kent sorunlarını görüşmesinin normal karşılanması gerektiğini belirten Özdağ, Ankara'nın çözüm bekleyen sorunları ve finansman ihtiyacı bulunduğuna dikkat çekti. Özdağ, görüşmeyle ilgili asıl dikkat edilmesi gereken noktanın Mansur Yavaş'ın neden Erdoğan'la görüştüğü değil, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın neden Mansur Yavaş ile görüşme gerçekleştirdiği olduğunu savundu. Zafer Partisi lideri, bu görüşmenin siyasi açıdan ne anlama geldiğinin önümüzdeki günlerde daha net ortaya çıkacağını ifade etti.

Karamahmutoğlu’ndan İktidara Ekonomi, Özelleştirme ve Eğitim Eleştirisi Haber

Karamahmutoğlu’ndan İktidara Ekonomi, Özelleştirme ve Eğitim Eleştirisi

Karamahmutoğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin uygulanmaya başlamasının ardından Türkiye’de ekonomik ve hukuki sorunların derinleştiğini savundu. Yargı süreçleri üzerinden de değerlendirmelerde bulunan Karamahmutoğlu, tutuklu yargılamaların istisnai olması gerektiğini belirterek hukuk devleti vurgusu yaptı. ÖZELLEŞTİRME KARARINA TEPKİ Karamahmutoğlu’nun gündemindeki önemli başlıklardan biri de köprü ve otoyollara ilişkin özelleştirme kararı oldu. Kararın alınma biçimini eleştiren Karamahmutoğlu, parlamenter sistemde bu tür kararların farklı kurumlarda değerlendirilerek kapsamlı biçimde tartışılacağını savundu. Türkiye’nin yüksek enflasyon, faiz ve borç yüküyle mücadele ettiğini belirten Karamahmutoğlu, kamu kaynaklarıyla yapılan ve gelir sağlayan ulaşım yatırımlarının özel sektöre devredilmesinin vatandaş açısından yeni maliyetler doğurabileceğini ileri sürdü. Karamahmutoğlu, söz konusu özelleştirme politikasına oldukça sert ifadelerle tepki göstererek kamuya gelir sağlayan işletmelerin elden çıkarılmasının devletin gelir kaybına uğramasına yol açacağını savundu. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA ELEŞTİRİ Karamahmutoğlu, açıklamasının devamında Millî Eğitim Bakanlığı üzerinden de iktidarı hedef aldı. Okullara gönderildiğini belirttiği bir tebliğe ilişkin iddialarını gündeme getiren Karamahmutoğlu, siyasi tartışmaların eğitim kurumlarına taşınmaması gerektiğini savundu. Zafer Partisi’nin terörle mücadele ve yürütülen siyasi süreçlere ilişkin tutumunun değişmediğini ifade eden Karamahmutoğlu, partisinin bu konudaki itirazlarını sürdüreceğini söyledi. OVP İÇİN AYRINTILI AÇIKLAMA GELECEK Karamahmutoğlu’na Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan Orta Vadeli Program’a ilişkin değerlendirmesi de soruldu. Karamahmutoğlu, konuyu partisinin Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Fikret Başkan ile değerlendirdiklerini belirterek OVP hakkında ayrıntılı açıklamanın ekonomi yönetimi tarafından yapılacağını ifade etti. DAVUTOĞLU’NA SAVCILIK İFADESİ ÜZERİNDEN ÇAĞRI Karamahmutoğlu, Ahmet Davutoğlu’nun savcılığa ifade vermesine ilişkin soruya da yanıt verdi. Davutoğlu’nun geçmişte AK Parti ve hükümet yöneticileri hakkında çeşitli iddialarda bulunduğunu hatırlatan Karamahmutoğlu, savcılık ifadesinde bu açıklamalarının arkasında durup durmayacağını merak ettiğini söyledi. Karamahmutoğlu, Davutoğlu’nun geçmişte kamuoyu önünde dile getirdiği iddiaları savcılıkta da sürdürüp sürdürmeyeceğinin önemli olduğunu ifade etti.

YENİ Parti’den Bursa Çevre Otoyolu Tepkisi: “Yolları Şirketlerin Gelir Kapısına Çevirmeyin” Haber

YENİ Parti’den Bursa Çevre Otoyolu Tepkisi: “Yolları Şirketlerin Gelir Kapısına Çevirmeyin”

YENİ Parti Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, köprü ve otoyolların özelleştirme kapsamına alınmasına sert tepki gösterdi. Bursa Çevre Otoyolu’nun Çağlayan Kavşağı-Yenişehir Kavşağı arasındaki kesiminin de bu kapsama dahil edildiğini ifade eden Yeşiltaş, “Bursa’nın yollarını halktan koparamazsınız. Kamu malını şirketlerin kazanç kapısına dönüştüremezsiniz” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmî Gazete’de yayımlanan özelleştirme kararı, YENİ Parti Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş tarafından eleştirildi. Söz konusu karar kapsamında Bursa Çevre Otoyolu’nun Çağlayan Kavşağı ile Yenişehir Kavşağı arasındaki bölümün yer almasına dikkat çeken Yeşiltaş, iktidarın özelleştirme hamlelerinin temel ulaşım altyapısına kadar uzandığını savundu. “ŞİMDİ SIRA YOLLARA GELDİ” Türkiye’nin kamu varlıklarının uzun süredir özelleştirme politikalarıyla karşı karşıya olduğunu belirten Yeşiltaş, gelinen aşamada köprü ve otoyolların da bu sürece eklendiğini söyledi. Yeşiltaş, “Türkiye’nin ortak birikimini yıllardır satarak bitiremediler. Şimdi ise sıra yollarımıza geldi. Yetinmeyip Bursa’nın yollarına da göz diktiler” şeklinde konuştu. “BURSALILARIN VERGİLERİYLE YAPILDI” Bursa Çevre Otoyolu’nun bir kamu yatırımı olduğunun altını çizen Yeşiltaş, yolun özel şirketlere gelir getirecek bir modele dönüştürülmesine karşı olduklarını vurguladı. Yeşiltaş, “Bursa Çevre Otoyolu sadece asfalt ve betondan ibaret değildir. Burası Bursalıların vergileriyle, kamu kaynaklarıyla inşa edilmiş bir altyapıdır. Şimdi bu yolu 30 yıllığına özel şirketlerin gelir kapısı yapmak istiyorlar” diye belirtti. Özelleştirmelerin fabrikalardan arazilere, limanlardan çeşitli kamu işletmelerine kadar geniş bir sahada uygulandığını ifade eden Yeşiltaş, köprü ve otoyolların da aynı mantığın bir parçası haline getirildiğini öne sürdü. “ADI DEĞİŞSE DE SONUÇ DEĞİŞMİYOR” Kararda işletme hakkının verilmesi, kiralama ve gelir ortaklığı gibi farklı yöntemlerin öngörüldüğüne değinen Yeşiltaş, kullanılan yöntemin özelleştirmenin özünü değiştirmediğini savundu. “Bize ‘satmıyoruz, işletme hakkını devrediyoruz’ diyebilirler” diyen Yeşiltaş, “Halkın vergileriyle inşa edilen bir yol, kamu yararı yerine özel şirketlerin kâr hesabına göre işletilecekse bunun adı kamu hizmeti olmaz. Bunun adı özelleştirmedir” ifadelerini kullandı. 30 YILLIK SÜREYE TEPKİ Özelleştirme işlemlerinin 2031 yılına kadar tamamlanmasının ve işletme süresinin 30 yıl olarak belirlenmesinin ayrıca tartışılması gerektiğini dile getiren Yeşiltaş, bu kararların gelecek nesilleri de etkileyeceğini söyledi. Yeşiltaş, “Bugün alınan kararın bedelini sadece bugünün yurttaşı değil, çocuklarımız ve torunlarımız da ödeyecek. Ülkenin geleceğini onlarca yıllığına şirketlerin insafına bağlayamazsınız” dedi. “BURSA’NIN İHTİYACI DAHA FAZLA ULAŞIM YATIRIMI” Bursa’nın hızla artan nüfusu ve sanayisi nedeniyle ağır bir trafik yükü altında olduğunu belirten Yeşiltaş, mevcut ulaşım altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Kentin asıl ihtiyacının yeni ulaşım yatırımları ve vatandaşın ulaşım maliyetlerini düşürecek uygulamalar olduğunu söyleyen Yeşiltaş, mevcut yolların özel sektör tarafından işletilmesinin çözüm olmadığını savundu. “YOL KAMUNUNDUR” Ulaşım altyapısının temel bir kamu hizmeti olduğunu vurgulayan Yeşiltaş, yapılacak işlemlerde kamu yararının esas alınması gerektiğini söyledi. Yeşiltaş, “Devlet vatandaşın hayatını kolaylaştırmak için vardır. Her özelleştirmede şu soruyu sormak gerekir: Bu işlem vatandaşın mı, yoksa belirli şirketlerin mi yararına?” diye konuştu. “BURSA’NIN HAKKINI SAVUNACAĞIZ” YENİ Parti olarak Bursa Çevre Otoyolu'na dair süreci yakından takip edeceklerini açıklayan Yeşiltaş, kamu varlıklarının şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri dışında özel çıkarlara devredilmesine karşı olduklarını belirtti. Yeşiltaş açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bursa’nın toprağını, suyunu, ormanını, ulaşım altyapısını ve ortak değerlerini kimse babasının malı gibi dağıtamaz. Bursa’nın yolunu da, yeşilini de, suyunu da, toprağını da ve geleceğini de savunacağız. Bursa’nın yollarını halktan koparamazsınız. Kamu malını özelleştirme adı altında parsel parsel devredemezsiniz. YENİ Parti olarak kamu kaynaklarının özel çıkarlara aktarılmasının karşısında duracağız. İlk seçimde iktidar olduktan sonra milletimizin ihtiyacı olan adımları atacak, bütün otoyolları yeniden devletleştireceğiz.”

Anahtar Parti: Yıldırım, Bursa'nın Afrika'sı değildir Haber

Anahtar Parti: Yıldırım, Bursa'nın Afrika'sı değildir

İlçe Başkanı Tayfun Yıldırım'ın yaptığı, 17 Mart ve 24 Nisan 2026 tarihlerinde Cumhurbaşkanlığı kararlarıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı'nca alınan kişiselleştirme kararlarını eleyerek, "Bugün burada, sadece basit bir kişiselleştirme kararı için değil, Yıldırım'ın sağlık stratejisine yönelik bir suikastın halk nezdindeki itirazını dile getirmek için toplanmış bulunup bulunması" dedi. Satışa iptal edilen alanlar tek sıralandı Yıldırım, özelleştirilmesi planlanan alanları şöyle sıraladı: Samanlı Mahallesi'nde sağlık hizmetleri için dağıtımı yapılmış toplam 241.574 m² arsa Yüksek İhtisas Hastanesi'nden kalan 19.795 m² arsa Göğüs Hastanesi'nden kalan 6.276 m² arsa Bursa Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin mevcut alanı 10.321 m² Tayfun Yıldırım, "Yıkılan hastanelerimizin yerine yeni sağlık komplekslerinin işlemlerini gerçekleştirirken, israf ve talan sonucu bütçenin açık sunumuyla bu araziler göz göre göre satılmak isteniyor" diye faydalandı. "İş tekliflerinin verilmesi" İş insanlara seslenen Yıldırım, "Hiçbir iş insanımız bu ihalelere teklif vermemeli ve bu araziler sağlık alanında idaremize hizmetimize devam etme işlemleri devam ediyor" dedi. Şehir Hastanesi sonrası çile Bursa Şehir Hastanesi açılmadan önce Yıldırım'da dört büyük hastanenin aktif hizmet verdiğini hatırlatan Tayfun Yıldırım, şu ifadeleri kullandı: "Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Prof. Dr. Türkan Akyol Göğüs Hastalıkları Hastanesi, Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve önünde değerlendirme Bursa Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi aktif olarak hizmet veriyordu. Ama Şehir Hastanesi açıldıktan sonra önce Göğüs Hastanesi, ardından da Yüksek İhtisas Hastanesi açıldı." Yıldırım, "Yıldırımlılar ya Şevket Yılmaz Hastanesi'nde çileye talip olmak ya da 31 kilometre uzaktaki Şehir Hastanesi yollarında perişan olmak zorunda" diye ekledi. "105 doktor hizmet veriyor" Ağız ve Diş Hastanesi'nde 105 çalışmakta olan Tayfun Yıldırım, "Sadece Yıldırım halkına değil, Bursa'nın tamamına ve hatta çevre illere hizmet veriyor. Eğer bu kararname ile satışlar gerçekleşirse, Yıldırımlı mülkiyetimiz bu rahatlıktan da mahrum kalacak" dedi. "Bu bir memleket görüşüdür" Yıldırım, özelleştirme kararının parti meselesi olmadığını vurgulayarak, "Bu durum partiler üstü bir durum. Her partinin ve STK'nın bu durum karşısında karşı tepkisini dilemesi gerekmektedir. Eğer bu alanlar satılırsa, Yıldırımlılar bunu asla unutmayacak ve zamanı geldiğinde mutlaka mutlaka kurtaracak" ifadesini kullandı. Belediye Başkanı'na zor sorular Açıklamasında Yıldırım Belediye Başkanı'na yönelik sert sorulara yönelen Tayfun Yıldırım, şunları söyledi: "Neden suskunluğunu koruyor?" "Neden gerekli mercilere baskı yapılmıyor?" "Alınan bu kararın yanlış olduğunu bile bile, neden itiraz etmiyor?" "Yıldırım'ın gelecekte vurulan bu darbe, kendilerinin vurulduğu için suskunluğu mu?" "Yıldırım Bursa'nın Afrikası değildir" Sosyal belediyecilik anlayışını eleştiren Yıldırım, "Sosyal belediyecilik makarna ve kömür dağıtmak, üç harfli marketlerden indirim kartı vermekten ibaret zannedenlere sesleniyorum: Sosyal belediyecilik, kalıcının eşit hizmet alma koşullarını sürdürmesini sağlayan belediyeciliktir" dedi. Tayfun Yıldırım şu şekilde özetledi: "Yıldırım Bursa'nın Afrikası değildir. Her alanda olduğu gibi sağlık alanında da Yıldırımlı vatandaşlarımızın öksüz ve mahsun bırakılmasına asla bırakılmasız. Bu yanlıştan geri dönüş yapılması ve Yıldırımlıların hak ettiği değeri görmeleri için ne geliyorsa onları kullanabileceğii kullanır."

“SAĞLIK HAKKI SATIŞA ÇIKARILAMAZ” Haber

“SAĞLIK HAKKI SATIŞA ÇIKARILAMAZ”

Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) Bursa İl Başkanı Halil Ağırgöl, özelleştirme kapsamına alınan kamu hastaneleriyle ilgili son gelişmelere yönelik son derece sert ifadeler içeren kapsamlı bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, iktidarın sağlık alanındaki politikaları ağır sözlerle eleştirilirken, söz konusu satış girişimleri “halkın en temel hakkına doğrudan müdahale” olarak nitelendirildi. Ağırgöl, açıklamasında iktidarı “kamu varlıklarını sistematik biçimde tasfiye etmekle” suçlayarak, Türkiye’de yıllardır sürdürülen özelleştirme politikalarının ülkenin ekonomik ve sosyal yapısında derin tahribat yarattığını savundu. “Halk düşmanı, talancı ve vurguncu anlayış; halkımızın alın teriyle kurulan Cumhuriyet değerlerini bir bir elden çıkarmaktadır” ifadeleriyle tepkisini dile getiren Ağırgöl, sağlık kurumlarının satışa çıkarılmasını ise “kabul edilemez bir kırılma noktası” olarak tanımladı. “KAMU VARLIKLARI TEK TEK ELDEN ÇIKARILIYOR” Açıklamada, bugüne kadar gerçekleştirilen özelleştirmelere de değinilerek, doğal kaynaklardan altyapı yatırımlarına kadar pek çok stratejik alanın özel sermayeye devredildiği belirtildi. Ağırgöl, “Derelerden ormanlara, madenlerden köprülere kadar her şey satıldı. Şimdi sıra halkın en temel hakkı olan sağlığa gelmiştir” diyerek sürecin geldiği noktaya dikkat çekti. Cumhurbaşkanlığı kararıyla Bursa’da bazı taşınmazların satışa çıkarıldığını hatırlatan Ağırgöl, özellikle sağlık alanındaki bu adımların toplum açısından ağır sonuçlar doğuracağını ifade etti. BURSA’DA SATIŞ LİSTESİNE GİREN SAĞLIK KURUMLARI HKP’nin açıklamasında, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından satış planına dahil edildiği belirtilen sağlık kuruluşları da tek tek sıralandı: Eski Bursa Devlet Hastanesi Bursa Ağız ve Diş Hastanesi Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi Ümran Sönmez Medikal Onkoloji Kliniği Mustafakemalpaşa Tepecik 7 Nolu Aile Sağlığı Merkezi Ağırgöl, bu kurumların yalnızca birer bina değil, halkın sağlık güvencesinin somut karşılığı olduğunu vurgulayarak, “Bu kurumlar satılamaz; çünkü bunlar ticari meta değil, kamusal haktır” dedi. “HALKIN SAĞLIK HAKKI HEDEFTE” Basın açıklamasında, mevcut ekonomik koşullarda vatandaşların zaten ciddi bir geçim krizi yaşadığına dikkat çekilerek, sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesinin yoksulluğu daha da derinleştireceği ifade edildi. Ağırgöl, “İşsizlik, pahalılık ve yoksullukla mücadele eden halkımızın şimdi de sağlık hakkı elinden alınmak istenmektedir. Bu, sosyal devlet ilkesinin açıkça yok sayılmasıdır” değerlendirmesinde bulundu. “ÇÖZÜM ÖRGÜTLÜ MÜCADELEDİR” Ağırgöl, açıklamasının devamında bu sürecin ancak toplumsal örgütlenme ve ortak mücadeleyle durdurulabileceğini savundu. Halkı mücadeleye çağıran HKP Bursa İl Başkanı, “Bu karanlık tabloyu değiştirecek olan güç, örgütlü halkın kendisidir” dedi. HKP’NİN SAĞLIK VİZYONU: PARASIZ VE KAMUSAL SİSTEM Açıklamada ayrıca Halkın Kurtuluş Partisi’nin programında yer alan sağlık politikalarına da geniş yer verildi. Buna göre; Sağlık hizmetlerinin tamamen kamusal bir hak olarak yeniden yapılandırılacağı, Tüm sağlık hizmetlerinin parasız olacağı, Sağlıktan kâr elde edilmesinin yasaklanacağı, Koruyucu hekimliğin esas alınacağı ve aile hekimliği sisteminin yaygınlaştırılacağı, Hastanelerin halkın ve sağlık emekçilerinin söz sahibi olduğu demokratik bir yapıyla yönetileceği vurgulandı. “HASTANELER HALKINDIR” Ağırgöl, açıklamasını güçlü sloganlarla tamamladı: “Sağlık haktır, satılamaz! Hastaneler halkındır, satılamaz!” HKP Bursa İl Örgütü tarafından yapılan bu açıklama, Bursa’da sağlık alanındaki özelleştirme tartışmalarını yeniden alevlendirirken, konunun önümüzdeki günlerde siyasi gündemin üst sıralarında yer alacağını gösteriyor.

Bu Yaşattıklarınızı Unutmayacağız! Haber

Bu Yaşattıklarınızı Unutmayacağız!

CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Bursa’da kamuya ait sağlık kurumlarının satışa çıkarılması üzerinden iktidara çok sert sözlerle yüklendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla 4 gün önce Resmi Gazete’de yayımlanan karar doğrultusunda, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından Bursa Memleket Hastanesi, Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi ve ek hizmet binası, Diş Hastanesi ile Mustafakemalpaşa’daki aktif bir aile sağlığı merkezinin satış listesine alınması kentte büyük tepki topladı. “BU KARARIN SORUMLUSU BELLİ, KİMSE KAÇAMAZ” Öztürk, söz konusu satış kararının ardından AKP Bursa teşkilatından gelen “bu hastaneler satılamaz” yönündeki açıklamaları hedef alarak, “Ortada açık bir kararname var. İmza kime ait? Sayın Erdoğan’a. Buna rağmen çıkıp ‘satılamaz’ diyerek kamuoyunu aldatmaya çalışmak siyasi akılla da vicdanla da bağdaşmaz” dedi. “SANKİ KARARI ERDOĞAN DEĞİL BAŞKASI ALDI!” İktidar temsilcilerinin tutumunu sert ifadelerle eleştiren Öztürk, “Sanki bu kararı alan Recep Tayyip Erdoğan değil de başka bir ülkenin lideri! Gerçeklikten kopmuş bir siyasi tiyatro izliyoruz. Bursalıların aklıyla alay etmeyi bırakın” diye konuştu. “İNKÂR DEĞİL, CESARET GÖSTERİN” AKP’li siyasetçilere açık çağrıda bulunan Öztürk, “İnkâr etmeyi bırakın. Çıkın ve ‘yanlış yaptık’ deyin. Eğer samimiyseniz, bu kararı düzelteceğinizi söyleyin. Ya da açıkça ifade edin: ‘Biz de bu karara karşıyız.’ Gelin, Bursa’nın sağlık kurumlarını savunmak için birlikte basın açıklaması yapalım” ifadelerini kullandı. “BURSA’NIN SAĞLIĞI SATILIK DEĞİLDİR” Bursa’daki sağlık altyapısının özelleştirme yoluyla zayıflatılmasına kesinlikle karşı olduklarını vurgulayan Öztürk, “Bu şehir sanayisiyle olduğu kadar nüfus yoğunluğu ve deprem riskiyle de kritik bir noktada. Böyle bir tabloda hastaneleri satılığa çıkarmak, halk sağlığını hiçe saymaktır. Bursa’nın sağlığı satılık değildir” diyerek tepkisini en üst perdeden dile getirdi. Kararın ardından kent genelinde tepkilerin büyüyerek devam etmesi beklenirken, gözler iktidar kanadından gelecek yeni açıklamalara çevrildi.

İlhami Gün: “Bursa’nın En Değerli Kamu Arazileri Üç Beş Kuruşa Satılıyor!” Haber

İlhami Gün: “Bursa’nın En Değerli Kamu Arazileri Üç Beş Kuruşa Satılıyor!”

Geçmiş dönem Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yıldırım İlçe Başkanı İlhami Gün, Bursa'nın merkezi yer alan hastanenin yerleşmesi ve ek hizmet konutunun arazisinin özel kapsamına alınmasına sert tepki gösterdi. Resmi Gazete'de yayımlanan kararla, Bursa'nın en değerli kamu taşınmazlarından birinin satış ve devir süreci başlatıldı. Bu karar, şehirdeki birçok vatandaş ve kamuoyunun yetkililerini derinden sarstı. Vicdanları Kanatan Karar İlhami Gün, konuyla ilgili yaptığı açıklamalarda, "Bursa'nın sınırları içindeki bu topraklar, halkın malıydı! Bu araziler, sağlık hizmetleri için halkın vergileriyle kazanıldı. Şimdi, üç beş kuruşa satılması vicdanları kanatlanmıştır." Yerel ortamın bu kararın karşısındaki öfkesine katıldığını belirtti. Bursa'nın Geleceği Kararı Veriliyor Gün, kişiselleştirme kararının sadece kısa vadeli bir ekonomik çıkar için alındığını ve parlaklık düzeyinin yok sayan bir çözüm olduğunu savundu. "Bu karar, sadece Bursa'nın değil, tüm Türkiye'nin sağlık alanının geleceği için büyük bir tehdit. Bu arazilerin satılması, sadece ticari kaygılarla yapılan, büyük bir haksızlıktır. Halkın sağlığı için kullanılan bu değerli alanlar, özel sektörlerin üyelerina teslim ediliyor" şeklinde ifade sertler kullanıldı. Özelleştirme Kapsamında Yer Alan Taşınmazlar Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, satış ve kiralama gibi değerlendirilecek taşınmazlar arasında, Osmangazi ilçesindeki eski Bursa Devlet Hastanesi ve Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi arazisi, Çekirge'deki Ümran Sönmez Medikal Onkoloji Kliniği, Yıldırım'daki Bursa Diş Hastanesi ve Mustafakemalpaşa'daki 7 Nolu Aile Sağlığı Merkezi yer alıyor. Kamusal Alanların Özelleştirilmesi, Halkın İradesine Darbe İlhami Gün, CHP adına kamuoyunda saygın bir yer edinen bir isim olarak, "Kamusalın özelleştirilmesi, halkın iradesine darbe vuruyor. Bir şehrin gözenekli sağlığıyla ilgili onun kalıcı karar alıcılarının hatırlaması gerekiyor. Ancak şu anda yapılan bu işlem, halkın çıkarlarını gözlerini ardı ardına getiren bir davranış" dedi. Yıldırım İlçesinin Geleceği Tehdit Altında Özellikle Yıldırım ilçesinin sağlık politikalarının da tehdit altında olduğunu belirten Gün, "Bursa'nın büyüyen ve artan sağlık hizmetlerinin göz önünde bulundurulması, bu bilgilerin kamu tesislerizlerinin satılması, büyük bir hata olacaktır. Yıldırım halkı, sağlık hizmetlerinden yeterince faydalanamıyor, bu arazilerin satılmasıyla daha da büyük biriyet mağduriyeti yaşanacak" şeklinde uyarılarda bulunuldu. “Bu Yanlıştan Dönülmeli” İlhami Gün, açıklamasının sonunda, "Bu karardan bir an önce dönüşmeli, bu değerli kamu arazileri halkın hizmetine sunulmalıdır. Bursa'nın geleceği, halkın çıkarlarının korunmasından geçmektedir. Bu satış gerçekleştirenler, halkın vicdanında asla affedilmeyecek bir suç işlemektedir" dedi. Bursa'da büyük bir tepkiyle karşılanan bu kararın, şehrin kamu sağlığı ve sosyal yapısının üzerindeki olumsuz etkiler uzun yıllar devam edeceği gibi görünüyor.

“Bursa Ayağa Kalk, Hastanelerine Sahip Çık!” Haber

“Bursa Ayağa Kalk, Hastanelerine Sahip Çık!”

Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir'den Sert Tepki 24 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla, mülkiyeti Maliye Hazinesi'ne ait 71 taşınmaz ve üzerlerindeki yapıların özelleştirme kapsamına dahil olmak üzere her yerde geniş yankılanırken, kararın Bursa ayağı özellikle sert tepkilere neden oldu. Özelleştirme listesinde Bursa'da bulunan 4 önemli sağlık eğitiminin dahil edilmesi, siyasi ve toplumsal çevrelerde “kabul edilemez bir adım” olarak değerlendirildi. Karara göre satış, kiralama, gelir modeli paylaşımı ve işletme hakkı devri gibi değerlendirilebilecek taşınmazlar arasında; Osmangazi ilçesindeki eski Bursa Devlet Hastanesi ve Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi arazisi, Çekirge'deki Ümran Sönmez Medikal Onkoloji Kliniği, Yıldırım'daki Bursa Diş Hastanesi ve Mustafakemalpaşa'daki 7 Nolu Aile Sağlığı Merkezi'nde yer aldı. Kararın ardından sert çıkışlardan biri Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir'den geldi. “Bu Bir Özelleştirme Değil, Kamusal Sağlık Hafızasının Tasfiyesidir” Demir, yaptığı açıklamada özellikle Osmangazi’de yer alan ve Bursalılar için sembolik bir değer taşıyan eski Bursa Devlet Hastanesi üzerinden sert ifadeler kullandı. Kamuoyuna “Muradiye Devlet Hastanesi” olarak bilinen, eski adıyla Bursa Memleket Hastanesi’nin özelleştirme kapsamına alınmasını “kabul edilemez bir ihanet planı” olarak nitelendirdi. Demir, hastanenin yalnızca bir sağlık tesisi olmadığını, Bursa’nın tarihsel ve toplumsal hafızasının bir parçası olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bu hastane 1950’li yıllarda Bursalıların bağışlarıyla, halkın imek emeğiyle inşa edildi. Bu bir bina değil; bu şehrin ruhudur, hafızasıdır. Şimdi bu miras masa başı kararlarla satılmak isteniyor. Buna sessiz kalamayız.” “Şehir Hastanesi Uğruna Kamu Hastaneleri Feda Edildi” Demir, sağlık politikalarına yönelik eleştirilerini de sertleştirerek, şehir hastaneleri modelinin kamu sağlık sistemini zayıflattığını savundu. Bursa’da şehir hastanesi açıldıktan sonra birçok devlet hastanesinin kapatıldığını hatırlatan Demir, vatandaşların ulaşımı zor olan tek bir merkeze mecbur bırakıldığını ifade etti. “Hasta garantili şehir hastaneleri sistemiyle kamu kaynakları belirli şirketlere aktarılıyor. Köprüde geçiş garantisi, havalimanında yolcu garantisi neyse, sağlıkta da hasta garantisi sistemi kurulmuş durumda. Bu kabul edilebilir bir düzen değildir” dedi. “Deprem Riski Bahane Edildi, Hastane Yıllarca Kaderine Terk Edildi” Eski Bursa Devlet Hastanesi’nin kapatılma gerekçesi olarak “deprem riski”nin gösterildiğini hatırlatan Demir, bu sürecin şeffaf yürütülmediğini öne sürdü. Hastanenin güçlendirilmesi ya da yeniden hizmete açılması yönünde verilen sözlerin tutulmadığını ifade ederek, yapının yıllardır atıl bırakıldığını söyledi. “Eğer gerçekten risk varsa, bunu ortadan kaldırmak devletin görevidir. Güçlendirme yapılmadı, yatırım yapılmadı, yıllarca oyalama politikası izlendi. Şimdi ise bu alan özel sektöre devredilmek isteniyor. Buna planlı bir tasfiye dememek mümkün değil.” “Bursa’nın Bağışıyla Yapılan Hastane Birilerine Rant Aracı Yapılamaz” Demir, hastanenin bulunduğu arazinin değerine dikkat çekerek, alanın rant odaklı projelere açılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Bursa’nın geçmişte kendi imkânlarıyla inşa ettiği bir sağlık kurumunun bugün “ticari kazanç alanına” dönüştürülmek istendiğini söyledi. “Kimdir bu çok özel ve hatırlı kişiler? Bursalıların bağışlarıyla yapılan bu hastane nasıl olur da birkaç imza ile el değiştirir? Bu şehir buna izin vermez” ifadelerini kullandı. “Bu Karar Bursalılara Açık Bir Haksızlıktır” Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir, açıklamasının sonunda sert bir çağrıda bulunarak Bursalıları tepki göstermeye davet etti: "Bu sadece bir taşınmaz satışı değildir. Bu, bir şehrin hafızasına, geçmişe ve hak ihlalidir. Bursa bunu kabul edemez. Bu karar Bursalılara açık bir haksızlıktır." Demir, “Bursa'da kalk, hastaneye sahip çık” bölümünü tamamladı. Özelleştirme kararının nasıl uygulanacağı ve Bursa'daki sağlık tesislerinin geleceğine ilişkin süreçte kamuoyunda tartışılmaya devam edilirken, tepkilerin önümüzdeki günlerde daha da artması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.