Hava Durumu

#Orman Yangınları

- Orman Yangınları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Orman Yangınları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler: "Afetlerde ilk dakikalar hayatla ölüm arasındaki çizgiyi belirliyor" Haber

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler: "Afetlerde ilk dakikalar hayatla ölüm arasındaki çizgiyi belirliyor"

BURSA / İZNİK – Türkiye'nin deprem kuşağında bulunması, son yıllarda artış gösteren orman yangınları, endüstriyel kazalar ve diğer felaketler, afetlere hazırlık sürecini yeniden gündeme getirerek en kritik başlıklar arasına taşıdı. DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, afet yönetiminde giderek önem kazanan "Taktik Tıp" yaklaşımına dair kapsamlı bir değerlendirme yaparak, afetlerin ilk dakikalarında gerçekleştirilen müdahalelerin binlerce kişinin hayatını kurtarmadaki kritik rolünü vurguladı. Genişler; büyük depremlerden sel felaketlerine, orman yangınlarından patlamalara kadar kitlesel yaralanmalara yol açan tüm afetlerde ilk saatlerin hayati öneme sahip olduğunu belirterek, klasik sağlık hizmetlerinin bu olağanüstü koşullarda tek başına yeterli olmayabileceğini ifade etti. Kaosun Ortasında Yaşam Mücadelesi Afetlerin sadece yapıları değil, şehirlerin genel işleyişini etkilediğini belirten Genişler, büyük bir deprem anında ortaya çıkan tabloyu şu sözlerle özetledi: "Yer sarsılıyor, binalar saniyeler içinde yıkılıyor, elektrikler kesiliyor, iletişim ağları çöküyor. Ambulanslar yolların kapanması nedeniyle ilerleyemiyor. Hastaneler kısa sürede doluyor. Arama kurtarma ekipleri enkaz altındaki yaşam mücadelesini sürdürürken, sağlık ekipleri sınırlı imkanlarla çok sayıda yaralıya ulaşmaya çalışıyor." Bu durumun yalnızca depremlere özgü olmadığını dile getiren Genişler; heyelanlar, büyük patlamalar, endüstriyel kazalar ve benzeri felaketlerde de benzer kriz ortamlarının yaşandığını söyledi. "En Kritik Soru: Önce Kime Müdahale Edilecek?" Afet sahasındaki en büyük sorunun, kısıtlı imkanlarla hangi yaralılara öncelik verileceği olduğunu ifade eden Genişler, modern afet yönetiminin bu noktasında "Taktik Tıp" yaklaşımının esas alınması gerektiğini dile getirdi. Genişler, "Afetlerde tüm yaralılara aynı anda müdahale etmek çoğu zaman mümkün değildir. Mevcut kaynaklarla mümkün olan en fazla insanın hayatını kurtarmaya yönelik bir önceliklendirme yapılması gerekir. İşte taktik tıp bu anlayış üzerine kuruludur." dedi. Artan Riskler Yeni Yaklaşımları Zorunlu Kılıyor İklim değişikliğinin doğal afetlerin sıklığını ve şiddetini artırdığına dikkat çeken Genişler; hızlı kentleşme, nüfus yoğunluğu ve kritik altyapıların riskli bölgelerde bulunmasının afetlerin etkisini daha da büyüttüğünü belirtti. Genişler'e göre artık sadece tedavi bilgisi yeterli değil; kriz yönetimi, güvenlik, lojistik, koordinasyon ve hızlı karar alma yetenekleri de afet müdahalelerinin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Altın Saat Hayat Kurtarıyor Travma tıbbında "Altın Saat" olarak tanımlanan ilk 60 dakikanın önemine değinen Genişler, ağır yaralanmalarda bu süre zarfında yapılacak doğru müdahalenin hayatta kalma oranlarını önemli ölçüde artırdığını belirtti. Durdurulamayan kanamalar, hava yolu tıkanıklıkları, solunum problemleri ve hipotermi gibi durumların saniyelerle yarıştığını ifade eden Genişler, "Afetlerde zaman yalnızca ilerlemez; aynı zamanda yaşam umudunu da tüketir." değerlendirmesinde bulundu. Taktik Tıp Nedir? Taktik tıbbın sadece acil sağlık hizmetlerinden ibaret olmadığını belirten Genişler; bu sistemin olay yeri güvenliği, ekiplerin korunması, kaynak yönetimi, tahliye stratejileri ve kurumlar arası koordinasyonu içeren kapsamlı bir kriz yönetimi modeli olduğunu söyledi. Genişler, bu yaklaşımın ilk olarak askeri operasyonlar için geliştirildiğini, günümüzde ise deprem, sel, endüstriyel kazalar ve kitlesel yaralanmaların yaşandığı birçok sivil olayda başarıyla uygulandığını ifade etti. "Afet Sahası Hastane Değildir" Afet bölgelerindeki koşulların hastane ortamından tamamen farklı olduğuna dikkat çeken Genişler; yıkılmış yapılar, artçı sarsıntılar, yangınlar, gaz kaçakları, elektrik hatları, kimyasal riskler ve panik halindeki kalabalıklar nedeniyle sağlık hizmeti sunumunun son derece karmaşık hale geldiğini söyledi. Bu nedenle, afet bölgelerinde görev yapan ekiplerin bu olağanüstü şartlara uygun eğitimler almasının hayati önem taşıdığını belirtti. Müdahalenin İlk Kuralı Güvenlik Taktik tıbbın temel prensiplerinden birinin "Kurtarıcı yaralanırsa kurtarma işlemi durur" anlayışı olduğunu vurgulayan Genişler, olay yerine ulaşan ekiplerin öncelikli olarak risk değerlendirmesi yapması gerektiğini ifade etti. Güvenliği sağlanmamış alanlarda yapılacak müdahalelerin hem sağlık çalışanlarını hem de yaralıları daha büyük tehlikelere atabileceğini söyleyen Genişler, planlı ve koordineli hareket etmenin önemine dikkat çekti. Kapsamlı Araştırma Dosyası Hazırlanıyor Recep Genişler; afet yönetimi ve taktik tıp politikalarını daha geniş bir çerçevede ele alarak Türkiye'nin afet risk haritası, deprem ve sel yönetimi, KBRN durumları, UMKE, AFAD, 112 Acil Sağlık, itfaiye ve güvenlik güçlerinin koordinasyonu, triyaj sistemi, psikolojik ilk yardım ve gönüllü destek sistemlerini içeren kapsamlı bir araştırma dosyası planladığını belirtti. Hazırlanacak bu çalışma ile afetlere hazırlık konusunda kamuoyunda farkındalık oluşturmayı ve stratejik yönetimin önemine dikkat çekmeyi amaçladığını açıkça ifade etti.

Hürriyetçi Tarım ve Orman Sendikası Genel Başkanı Muzaffer Genç'ten Orman Yangınları Sezonu Öncesi Kritik Uyarı Haber

Hürriyetçi Tarım ve Orman Sendikası Genel Başkanı Muzaffer Genç'ten Orman Yangınları Sezonu Öncesi Kritik Uyarı

Hürriyetçi Tarım ve Orman Sendikası Genel Başkanı Muzaffer Genç, orman yangınları sezonunun gelişiyle birlikte kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla bir basın açıklaması gerçekleştirdi. "Yangınlardan Sonra Üzülmeyelim" başlığıyla paylaşılan açıklamada, orman yangınlarının sadece doğayı değil; insan canını, yaban hayatını, ülke ekonomisini ve gelecek nesillere bırakılacak ortak mirası tehdit eden ciddi bir milli kriz olduğu vurgulandı. Genç, özellikle yaz aylarında meydana gelen orman yangınlarının toplumda derin üzüntülere yol açtığını belirterek, bir vatandaş olarak bu duruma çok üzüldüğünü ifade etti. Yangınla mücadeledeki yaygın yanlışlara değinen Genç, söndürme çalışmalarının yalnızca fedakarlıkla değil; doğru planlama, liyakatli yönetim, güçlü koordinasyon ve zamanında alınan kritik kararlarla başarıya ulaşabileceğini kaydetti. "Orman Yangınlarının Ana Sorumlusu Orman Genel Müdürlüğüdür" Muzaffer Genç, Anayasa ve ilgili kanunlarca yetkilendirilen Orman Genel Müdürlüğü'nün (OGM), orman yangınlarının önlenmesi ve söndürülmesinden birinci derecede sorumlu olan kamu kurumu olduğunu hatırlattı. Büyükşehir rejimi ve Bütünleşik Şehir sistemi kapsamındaki bazı kırsal alanların büyükşehir belediyelerinin, diğer illerde ise il özel idarelerinin sorumluluğunda olduğunu belirten Genç, ancak gezi alanları ile ormanların iç içe geçmiş yapısı nedeniyle her türlü kıvılcımın kısa sürede büyük yangınlara dönüşme riski taşıdığını dile getirdi. Bu nedenle "Yangın gezi alanında başladı, bizim sorumluluğumuzda değil" yaklaşımıyla hareket edilmemesi gerektiğini vurgulayan Genç, ormanların korunmasının tüm kamu kurumlarının ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti. "Vatandaşın Duyarlılığı Değerlidir; Ancak Yangın Alanına Gelişi Müdahaleyi Zorlaştırabilir" Basın açıklamasında, toplumda sıkça rastlanan hatalı bir uygulamaya da dikkat çekildi. Genç, iyi niyetle dahi olsa vatandaşların yangın bölgelerine gitmesinin profesyonel ekiplerin çalışmasını zorlaştırdığını belirterek şu uyarılarda bulundu: "Kontrolsüz şekilde gelen sivil araçlar, müdahale ekiplerinin yolunu kapatmakta ve özellikle yaklaşık dört metrelik dar orman yollarında ciddi trafik kilitlenmelerine yol açmaktadır. Bu durum, profesyonel ekiplerin olay yerine ulaşımını geciktirerek zaman kaybına neden olmakta ve yangının şiddetlenmesine zemin hazırlamaktadır." Genç, vatandaşların en büyük katkının 112 Acil Çağrı Merkezi'ne haber vererek yangını erken fark ettirmek olduğunu vurguladı. Yangın İhbarından Müdahaleye Kadar Süreç Nasıl İşliyor? Açıklamada, Türkiye'deki orman yangınlarına müdahale sisteminin işleyişine dair detaylara yer verildi. Yangınların; yüksek noktalardaki gözetleme kuleleri, vatandaşlar, köylüler, çobanlar ve teknolojik imkanlar kapsamında kullanılan İHA'lar aracılığıyla tespit edildiği belirtildi. Türkiye genelinde görev yapan 271 Orman İşletme Müdürlüğü'nden hangisinin sorumluluk alanında ise ihbarın doğrudan ilgili işletmeye ulaştırıldığı aktarıldı. İhbarı alan işletme müdürlüğünün, en yakın arazözleri saniyeler içinde harekete geçirdiği ve ilk ekip olay yerine varana kadar yangının kulelerden takip edilmeye devam ettiği anlatıldı. Olay yerine ulaşan ilk ekiplerin yangının büyüklüğü, rüzgarın hızı ve yönü, arazi yapısı gibi bilgileri merkeze aktararak müdahalenin kapsamını belirledikleri kaydedildi. "Liyakat İşte Tam Bu Noktada Başlıyor" Muzaffer Genç, açıklamasında sahadaki karar vericilerin önemine özellikle dikkat çekti. Yangın amirinin veya işletme müdürünün sadece anı değil, saatler sonrasını da öngörerek strateji geliştirmesi gerektiğini belirten Genç, bunun bilgi, deneyim ve liyakat gerektiren hayati bir süreç olduğunu söyledi. Genç, "Reaktif yönetim değil, proaktif yönetim hayat kurtarır" diyerek, doğru tahminlerle ilk dakikalarda; sayıda arazöz, iş makinesi, helikopter, söndürme uçağı, teknik personel, destek ekipleri, belediyelerden yüksek tonajlı su tankerleri, jandarma güvenlik ve trafik ekipleri, sağlık ekipleri ve ambulanslar, diğer kamu idarelerinin araçları ve personel merkezleri eksiksiz şekilde talep edilmesinin önemini ifade etti. "Araç Çokluğu Değil, Doğru Yönetim Başarı Getirir" Açıklamada dikkat çekilen bir diğer önemli nokta ise sahadaki koordinasyon oldu. Genç, çok sayıda aracın kontrolsüzce aynı noktaya yönlendirilmesinin bir başarı olmadığını, aksine ihtiyaçtan fazla aracın sahada karmaşaya yol açabileceğini belirtti. Başarının; doğru sayıda ekibin, doğru cephelere yerleştirilmesi ve etkin koordine edilmesiyle mümkün olduğunu vurgulayan Genç; rüzgar yönü, hızı, arazi eğimi ve yangının ilerleme istikametinin doğru analiz edilmesinin müdahalenin kaderini belirlediğini söyledi. Yanlış konumlandırılan ekiplerin yangını durduramayacağı gibi can kayıplarına da yol açabileceğini belirten Genç, bu konuda geçmişte yaşanan acı örneklerin unutulmadığını ifade etti. "2025 Yılındaki Büyük Kayıp Alarm Veren Bir Tablodur" Basın açıklamasında 2025 yılı orman yangını verileri de analiz edildi. Geçtiğimiz yıl Türkiye genelinde 3 bin 224 orman yangını meydana geldiğini hatırlatan Genç, bu yangınlar sonucunda yaklaşık 815 bin dekarlarca orman alanının zarar gördüğünü belirtti. Bu rakamların yangın başına ortalama 250 dönüm alanın kül olduğu anlamına geldiğini belirten Genç, geçmiş yıllarda bu ortalamanın yaklaşık 40 dönüm seviyelerinde olduğunu söyledi. Söz konusu büyük farkın üzerinde ciddiyetle durulması gerektiğini vurgulayan Genç, yönetim anlayışının her yönüyle yeniden değerlendirilmesinin önemine işaret etti. "Türkiye'nin Güçlü Bir Yangın Filosuna Sahip Olmasına Rağmen Başarı Yönetimle Mümkündür" Muzaffer Genç, Orman Genel Müdürlüğü'nün sahip olduğu kara ve hava gücünün önemli bir kapasite oluşturduğunu belirterek şu detayları paylaştı: Yaklaşık 20 bin aktif personel, 1.400 arazöz, 357 su ikmal aracı, 41 su tankeri, 2.750 müdahale aracı, 216 dozer, 127 treyler, 5 yakıt tankeri, 28 hava söndürme platformu, 119 helikopter ve 14 insansız hava aracı ile Türkiye'nin güçlü bir envantere sahip olduğunu belirten Genç, bunlara belediyelerin su tankerleri ve diğer kamu kurumlarının iş makinelerinin de eklendiğini söyledi. Ancak böylesine büyük bir gücün ancak doğru planlama, etkin koordinasyon, isabetli hedefler ve liyakatli yönetimle başarıya dönüşebileceğini vurgulayan Genç, teknolojik imkanların tek başına yeterli olmadığını ifade etti. "Can Kaybının da Doğa Kaybının da Yaşanmadığı Bir Sezon Mümkün" Açıklamasının sonunda tüm topluma çağrıda bulunan Hürriyetçi Tarım ve Orman Sendikası Genel Başkanı Muzaffer Genç, ormanların sadece ağaçlardan ibaret olmadığını, içinde binlerce canlıyı barındıran devasa bir yaşam alanı olduğunu belirtti. Doğru yönetim, güçlü koordinasyon, planlı çalışma ve zamanında alınacak kararlarla; ağaçların, yabani hayvanların, kuşların, kelebeklerin ve insanların zarar görmediği bir sezonun mümkün olduğunu ifade eden Genç, vatandaşlardan yangın riskine karşı azami dikkat göstermelerini istedi. Açıklamasını, Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün şu sözüyle tamamladı: "Ağaç, çiçek ve doğa uygarlık demektir." Genç, tüm kalbiyle ve dualarıyla, Türkiye'nin orman yangınlarıyla mücadelede başarılı olduğu, can kayıplarının yaşanmadığı ve doğanın korunduğu bir sezon geçirmesini temenni etti.

Saadet Partisi Bursa’dan Orman Yangınlarına Karşı Kapsamlı Analiz Raporu: “Asıl Mücadele Yangın Çıkmadan Başlamalı” Haber

Saadet Partisi Bursa’dan Orman Yangınlarına Karşı Kapsamlı Analiz Raporu: “Asıl Mücadele Yangın Çıkmadan Başlamalı”

İklim krizi, plansız yapılaşma ve yetersiz politikalar masaya yatırıldı; Saadet Partisi Bursa İl Başkanlığı, orman yangınlarıyla mücadelede, reform arayışında bulunuyordu. İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, parlamaların yalnızca söndürme kapasitesiyle olmadığını, yapısal planlama ve programlamanın engellenemeyeceğini vurguladı. Son yıllarda Türkiye'nin birçok bölgesinde sanat arda yaşanan büyük orman patlamaları kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, Saadet Partisi Bursa İl Başkanlığı da çoğalmalarla mücadelede nemlendirmenin tedavisine yönelik kapsamlı bir analiz raporu hazırlandı. Hazırlanan raporun kamuoyuyla paylaşılması amacıyla düzenlenen basın toplantısında konuşan Saadet Partisi İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, yalnızca parçalara müdahale kapasitesinin işlemlerin yeterli olmayacağını belirtti, esas çözümün patlamanın engelleneceği uzun vadeli ekonomilerin hayata döndüğünü ifade etti. "Yangınlar artık sadece çevre sorunu değil" Konuşmasında son yıllarda yaşanan büyük orman yangınlarının oluşturduğu tabloyu değerlendirerek başlayan Yurtsever, orman yangınlarının artık yalnızca ağaç kaybı olarak görülmemesi olduğunu söyledi. Yangınların doğal yaşam, biyolojik bölünme, yönetim üretimi, dağılım bölgeleri, insan yaşamları ve ekonomik sistemler doğrudan tehdit ederek yurtsever, iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte riskin her geçen yıl daha da arttığını dile getirdi. Artan sıcaklıklar, uzun süren kuraklık dönemleri ve aşırı hava olaylarının mevsimi uzattığını belirten Yurtsever, buna plansız kentleşme ve yanlış arazi kullanım politikalarının da eklenmesiyle riskin çok daha büyük boyutlara ulaşmasını ifade etti. "Ormanlar milletimizin ortak hizmetidir" Saadet Partisi'nin çevre anlayışına da değinen Yurtsever, ormanların yalnızca ekonomik bir kaynak olmadığını, gelecek nesillere bırakılması gereken bir miras olduğunu söyledi. "Ormanlarımızın milletimizin ortak hizmeti ve konsantrasyonumuzun en önemli unsurlarından biridir." diyen Yurtsever, çevre politikalarının kısa vadeli çözümlerin yerine uzun vadeli koruma esasına göre çalıştırıldığını kaydetti. Kısmi olarak patlamanın ortaya çıkmasından sonra harcamaların önemli olduğu ancak esas başarının patlamaların hiç çıkmamasını sağlayacak politikalar büyümeden durduğu vurgulandı. "Sorun uçağın yapısından ibaret değil" Kamuoyunda yaygın olarak tartışılan yangın söndürme uçağı ve helikopterin de değinen yurtsever, tartışmanın yalnızca hava araçları üzerinden devamını eksik bir yaklaşım olarak ele aldığını söyledi. "Asıl meselesinin kaç tane helikopterin kaçtığı bilinmiyor." diyen Yurtsever, temel sorun sorun riskini azaltacak planlama anlayışının yeterince oluşturulamayacağını söyledi. Ormanın sürekli olarak yerleşim bölgeleriyle iç içe geçerek Yurtsever, kontrolsüz yapılaşma, orman içlerine kadar uzanan yerleşimler ve denetimsiz insan patlama riskinin ciddi biçimde artırıldığına dikkat çekildi. Koruyucu tampon bölgesi önerildi Hazırlanan analiz raporunda yer alan çözüm önerilerini de paylaşan Yurtsever, ilk olarak ormanlarla yerleşim alanları arasında koruyucu tampon bölgelerini önerdi. Bu bölgelerin hem kızarıklığının yayılmasının engelleneceği hem de müdahale ekiplerinin güvenli çalışma alanını sağlayacağını ifade eden Yurtsever, orman kenarlarındaki yeni yapılaşmalarda güvenli mesafe kriterlerinin tavizsiz zayıflamasını belirtti. Ayrıca yanmaya dayanıklı yapı malzemelerinin zorunlu hale getirilmesi ve yapı standartlarının yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Yangın emniyet yolları yeniden planlanmalı Raporda altyapı eksikliklerine dikkat çekildi. Yangın emniyet yolları ile arıza şeritlerinin yıllar boyunca ihmal edilmesinden dolayı Yurtsever, bu aralıkların yeniden planlanması ve bakımın hızlandırılması işlemi dile getirildi. Yangın ekiplerinin bölgelere daha kısa sürede ulaşmasını sağlayacak ulaşım altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Yurtsever, ilk müdahale süresinin kısaltılmasının yangının büyümesini engelleyen en önemli faktörlerden biri olduğuna işaret etti. Kurumlar arasında güçlü koordinasyon çağrısı Yangın yönetiminde yaşanan koordinasyon sorunlarına da değinen Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı, farklı kurumların görev aldığı süreçlerde zaman zaman yetki karmaşasının yaşandığını söyledi. Bu durumun müdahale süreçlerini yavaşlatabildiğini belirten Yurtsever, görev ve sorumlulukların açık şekilde belirlendiği, hızlı karar alabilen ve tüm kurumların ortak hareket ettiği güçlü bir koordinasyon mekanizmasının kurulması gerektiğini ifade etti. Vatandaşlar ve gönüllüler sürece daha fazla dahil edilmeli Yurtsever, yangınlarla mücadelenin yalnızca kamu kurumlarının sorumluluğu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini de vurguladı. Toplumun bilinçlendirilmesi, gönüllülük sisteminin yaygınlaştırılması ve vatandaşların yangın riskleri konusunda düzenli eğitimlerden geçirilmesinin önemine dikkat çeken Yurtsever, özellikle gençlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve yerel toplulukların afet yönetim süreçlerine aktif biçimde katılmasının teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. Yapay zekâ ve dijital teknolojiler önerildi Hazırlanan raporda teknolojik altyapının güçlendirilmesine yönelik öneriler de yer aldı. Yurtsever, yapay zekâ destekli erken uyarı sistemleri, insansız hava araçları, dijital risk haritaları ve gelişmiş izleme teknolojilerinin yaygınlaştırılması gerektiğini belirterek, üniversiteler, araştırma merkezleri ve kamu kurumları arasında daha güçlü iş birliklerinin kurulmasının önemine dikkat çekti. Bilimsel veriler ışığında hazırlanacak risk analizlerinin yangınların önlenmesinde önemli katkılar sağlayacağını ifade etti. "Tabiat bize emanet" Konuşmasının sonunda çevreye bakış açılarının temelinde ahlaki sorumluluk anlayışının bulunduğunu belirten Yurtsever, şu değerlendirmede bulundu: "Bizim anlayışımızda tabiat üzerinde sınırsız tasarrufta bulunulacak bir kaynak değil, korunması gereken bir emanettir. Ormanlarımızı korumak yalnızca çevre politikası değil; aynı zamanda vicdani, insani ve ahlaki bir sorumluluktur." Tüm kurumlara ortak mücadele çağrısı Basın açıklamasının sonunda Saadet Partisi Bursa İl Başkanlığı, merkezi yönetim, yerel yönetimler, akademik çevreler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlara ortak hareket etme çağrısında bulundu. Yangınlarla mücadelede başarıya ulaşmanın yalnızca müdahale kapasitesini artırmakla değil; bilimsel planlama, güçlü koordinasyon, teknolojik yatırımlar, toplumsal bilinç ve önleyici politikaların birlikte uygulanmasıyla mümkün olacağı vurgulandı. Hazırlanan analiz raporunda, Türkiye'nin iklim şartlarına uygun yeni bir orman yönetim modeli oluşturmasının artık ertelenemez bir ihtiyaç hâline geldiği belirtilirken, filtrelenmesinin hem doğal olarak korunmasını hem de can ve mallarının önlenmesinin yeniden değerlendirilmesi önem taşıdığı ifade edildi.

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Çevre ve İklim Değişikliği Uyarısı: “Doğanın İhtiyaçlarını Görmezden Gelemeyiz” Haber

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Çevre ve İklim Değişikliği Uyarısı: “Doğanın İhtiyaçlarını Görmezden Gelemeyiz”

Aşırı Yaz Sıcaklıkları Ekosistemi Tehdit Ediyor DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, son yıllarda aşırı derecede artan artış aşırı sıcaklıkların doğa üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat ederek çevre bilincinin yayılması ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunda daha kararlı adımların atılması gerektiğini vurguladı. “Doğanın İhtiyaçları” başlıklı değerlendirmesinde yaz aylarında yaşanan sıcak hava dalgalarının yalnızca insan sorunları değil, tüm canlıları ve doğal yaşamı tehdit ettiğini Genişler, özellikle su kaynakları, ormanlar, tarım alanları ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki risklere dikkat çekti. Küresel İklim Değişikliği Yaz Aylarını Daha Tehlikeli Hale Getiriyor Dünya çapında olduğu gibi Türkiye'de de yaz aylarında sıcaklıkların her geçen yıl daha yüksek seviyelere yayılmasını sağlayan Recep Genişler, küresel iklim sıcaklıklarının etkilerinin artık günlük yaşamda net şekilde hissedildiğini ifade etti. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıkların yalnızca geçici bir hava olayı olmadığını söyleyen Genişler, bu durumun doğal dengeyi doğrudan olumsuz bir şekilde etkilediğini kaydetti. Yaz mevsiminin normal koşullarının dengelenebildiği, yönetimin yoğunlaştığı ve insanların açık alanlarda daha fazla zaman geçirdiği bir dönem olduğunu söyleyen Genişler, son yıllarda yaşanan aşırı sıcaklıkların bu olumlu tabloyu çevirmeye gittiğini söyledi. Su Kaynaklarında Kritik Azalma Yaşanıyor Aşırı sıcakların en önemli sonuçlarından birinin su kaynağında meydana gelen kayıplara dikkat ederek Genişler, göller, akarsular, barajlar ve yer altı su rezervlerinde ciddi enerji azalmasının arttığını belirtti. Hava sıcaklığının yükselmesiyle birlikte buharlaşmanın hızlanmasını ifade eden Genişler, özellikle yaz aylarında artan yönetim sulama ihtiyacının mevcut kaynakların üzerindeki baskıyı daha da artırdığını söyledi. Sudaki kayıplarda yalnızca insanların enerjileri değil, su ekosistemlerinde yaşayan balıklar, amfibiler ve diğer canlı türlerinin de tehdit altında olduğu vurgulandı. Uzmanların kuraklık riskine karşı sık sık uyarılarda bulunduğunu hatırlatan Genişler, Tasarruf suyunun artık bireysel bir tercih değil, toplumsal bir kişi haline geldiğini ifade etti. Orman Yangınları Doğal Yaşamı Yok Ediyor Yüksek sıcaklıklar ve düşük nem oranlarının yaz aylarında orman yangınlarının istatistiksel nedenleri arasında yer değiştirdiğini söyleyen Recep Genişler, Türkiye'nin özellikle Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde son yıllarda çok sayıda büyük yangınla karşı karşıya kalamayacağını söyledi. Kuruyan bitki örtüsünün en küçük bir kılavuzla bile tutuşabildiğini belirten Genişler, yangınların yalnızca ağaçları değil, tüm ekosistemi yok olduğunu dile getirdi. Ormanın büyümesinin dokunuşu Genişletenler şunları kaydetti: yetişen hektarlık orman alanı yok oluyor. Yüzlerce canlı türde yaşam sınırına erişebilirsiniz. Toprak değişimi azalıyor. Atmosfere büyük miktarda karbon salınıyor. Erozyon riski artıyor. Ekolojik denge uzun yıllar boyunca onarılamayacak zararlar görülüyor. Yangınların ardından ortaya çıkan tahribatın yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri de devamını ifade eden Genişler, ormanların korunmasının iklim değişimiyle mücadelede hayati önem taşıdığını vurguladı. Bitki Örtüsü ve Tarım Alanları Risk Altında Aşırı sıcaklıkların doğal bitki örtüsü üzerinde de ciddi olumsuz etkilerin büyüyerek genişlediğini, yüksek sıcaklık ve yetersiz yağış nedeniyle birçok bitki örtüsünün bozulmasını sağladığını söyledi. Fotosentez faaliyetlerinin yavaşlamasıyla birlikte bitkilerin gelişiminin olumsuz etkilendiğini belirten Genişler, bazı türlerin tamamen kuruyarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Kuraklık nedeniyle; Çayır ve meralar verimsizleşiyor, Tarımsal ürünlerde verim kaybı yaşanıyor, Doğal bitki çeşitliliği azalıyor, Toprak yüzeyi çıplaklaşarak erozyona açık hale geliyor. Tarımsal üretimde yaşanan düşüşlerin gıda güvenliği açısından da önemli riskler oluşturduğunu belirten Genişler, çiftçilerin iklim değişikliğine uyum sağlayacak yeni yöntemlere yönlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yaban Hayatı Sıcak Hava Dalgalarından Olumsuz Etkileniyor Recep Genişler, aşırı sıcakların yalnızca bitkileri değil, hayvan türlerini de doğrudan etkilediğini belirtti. Su kaynaklarının azalması ve besin zincirinde meydana gelen bozulmalar nedeniyle birçok hayvanın yaşam mücadelesi verdiğini ifade etti. Özellikle kuşlar, sürüngenler ve memelilerin sıcak hava dalgalarından ciddi şekilde etkilendiğini söyleyen Genişler, bazı türlerin yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldığını, bazılarının ise yeterli su bulamadığı için hayatını kaybettiğini dile getirdi. Bu durumun biyolojik çeşitliliği tehdit ettiğini vurgulayan Genişler, doğal yaşamın korunmasının çevre politikalarının merkezinde yer alması gerektiğini söyledi. Toprak Verimliliği Düşüyor, Çölleşme Riski Artıyor Toprağın ekosistemin temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Genişler, aşırı sıcaklıkların toprağın nemini hızla kaybetmesine neden olduğunu belirtti. Kuruyan toprakların zamanla sertleştiğini ve verimliliğini yitirdiğini ifade eden Genişler, bitki örtüsünün azalmasının da toprağı koruyan doğal yapıyı zayıflattığını söyledi. Bu süreç sonucunda; Tarımsal üretim azalıyor, Çölleşme riski yükseliyor, Toprak canlılarının yaşam alanları zarar görüyor, Ekosistemlerin sürdürülebilirliği tehlikeye giriyor. Türkiye'nin birçok bölgesinde kuraklık ve çölleşme riskinin giderek arttığını belirten Genişler, toprağın korunmasının geleceğin korunması anlamına geldiğini ifade etti. Hava Kirliliği ve Sağlık Sorunları Artıyor Aşırı sıcaklıkların hava kalitesi üzerinde de olumsuz etkiler oluşturduğunu belirten Genişler, sıcak havalarda atmosferdeki kirletici maddelerin yoğunlaştığını söyledi. Orman yangınlarından kaynaklanan yoğun dumanın da hava kirliliğini artırdığını belirten Genişler, bunun hem insan sağlığını hem de çevreyi tehdit ettiğini kaydetti. Artan hava kirliliğinin bitkilerin gelişimini olumsuz etkilediğini ve ekosistemler üzerinde ek baskılar oluşturduğunu ifade eden Genişler, çevre ve halk sağlığı politikalarının birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. İklim Değişikliği Kısır Döngüye Dönüşüyor Aşırı sıcaklıkların hem iklim değişikliğinin sonucu hem de bu süreci hızlandıran bir etken olduğunu söyleyen Genişler, orman yangınları ve kuraklık nedeniyle doğal karbon yutaklarının zarar gördüğünü belirtti. Atmosfere daha fazla sera gazı salımının küresel ısınmayı artırdığını ifade eden Genişler, bunun da daha sık ve daha şiddetli sıcak hava dalgalarına yol açtığını söyledi. “İklim değişimi ve aşırı sıcaklıklar arasında değişen besleyen olumsuz bir döngü oluşuyor. Bu döngünün kırılması için yerel, ulusal ve küresel ölçekte güçlü çevre politikalarına ihtiyaç vardır” dedi. Çözüm İçin Ortak Mücadele Çağrısı Recep Genişler, doğanın korunması için bireylerden kamu kişilere kadar herkesin sorumluluğunun üstlenmesinde belirtilen alınabilecek önlemleri şu şekilde sıraladı: Su kaynakları tasarruflu kullanılmalı. Orman yangınlarına karşı toplumsal olarak artırılmalı. Ağaçlandırma çalışmaları yaygınlaştırılmalıdır. Yenilenebilir enerji yatırımları desteklenmeli. Doğal korumasına parlaklık verilmeli. Modern ve tasarruflu sistem kullanımı. Karbon salınımını azaltacak çevreci politikalar uygulanmalı. İklim değişimiyle mücadelede uluslararası iş birlikleri güçlendirilmeli. “Doğayı Korumak Geleceği Korumaktır” Açıklamanın sonunda çevre bereketinde bulunan DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, doğanın korunmasının yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de sorumluluğu olduğunu belirtti. Genişletme, orman yangınlarının patlaması, biyolojik çeşitliliğin zarar görmesi ve toprak bozulmasının kopması gibi sorunlar artık gelecekten değil, bugünün gerçeğidir.

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Çevre ve Doğa Vurgusu Haber

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Çevre ve Doğa Vurgusu

“Doğada Mutlu Olurken, Doğaya Ne Kattık?” DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, çevre bilinci, doğa sevgisi ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya incelemesi konusunda dikkatli bir şekilde özetlenmiş bir özet bulundu. Genişler, insanların doğanın sunduğu nimetlerden sürekli faydalandığını ancak aynı hassasiyeti doğayı koruma konusunda göstermediğini belirterek, “Doğada huzur buluyoruz ama doğaya ne veriyoruz?” artık herkes tarafından ciddi şekilde düşünülmesi gerektiğini söyledi. Recep Genişler açıklamasında, doğanın yalnızca insanların dinlenme alanı değil; yaşam kaynağı olduğunu vurgulayarak çevre kirliliğini, orman yangınlarını, plansız yapılaşma ve bilinçsiz tüketimin gizliliğini tehdit ettiğine dikkat çekti. “Doğa İnsanlığın Ortak Mirasıdır” Doğanın insan yaşamı için vazgeçilmez olduğuna dikkat etmek Genişler, temiz hava, su kaynakları, ormanlar ve verimli toprakların sadece bugünün değil gelecek nesillerin de yaşam garantisi olduğunu ifade etti. Genişletmelerin açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “İnsanlık tarih boyunca doğanın sunduğu güzelliklerden faydalandı. Ormanlarda huzur bulduk, denizlerde serinledik, topraktan beslenip hayatımızı sürdürdük. Ancak bugün geldiğimiz noktada doğaya verdiğimiz zarar, aldığımız faydanın çok önüne geçmiş durumda. Doğa yalnızca tüketilecek bir kaynak değil, korunması gereken ortak mirastır.” “Şehir Hayatından Kaçıyoruz Ama Doğayı Kirletiyoruz” Modern yaşamın yoğun temposundan uzaklaşmak isteyen insanların doğal alanlara yöneldiğini belirten Recep Genişler, özellikle hafta sonları piknik alanları, sahiller ve ormanlık bölgelerde ciddi çevre kirliliği oluştuğunu söyledi. Doğanın insan psikolojisi üzerindeki olumlu etkilerine değinen Genişler: “İnsanlar doğada nefes alıyor, stres atıyor, ruhsal olarak yenileniyor. Ancak ne yazık ki birçok kişi arkasında plastik şişeler, cam atıklar, poşetler ve sigara izmaritleri bırakıyor. Huzur bulduğumuz alanları kendi ellerimizle kirletiyoruz. Bu anlayışın değişmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı. “Orman Yangınları Geleceğimizi Yakıyor” Türkiye’nin son yıllarda büyük orman yangınlarıyla mücadele ettiğini hatırlatan DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, ihmalkârlığın telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açtığını belirtti. Özellikle söndürülmeyen mangal ateşleri, cam kırıkları ve dikkatsiz davranışların büyük felaketlere neden olduğunu söyleyen Genişler şöyle konuştu: “Yanan sadece ağaçlar değil; milyonlarca canlının yaşam alanı, ülkemizin oksijen kaynağı ve geleceğimizdir. Her yıl binlerce hektar orman alanı yok oluyor. Bu sadece çevre sorunu değil, aynı zamanda ekonomik ve insani bir felakettir.” “Su Kaynakları Alarm Veriyor” Recep Genişler açıklamasında su kaynaklarının korunmasının hayati önem taşıdığına da dikkat çekti. Sanayi atıkları, bilinçsiz kullanım ve çevre kirliliğinin göller, nehirler ve denizler üzerinde büyük tahribat oluşturduğunu belirten Genişler, temiz suyun geleceğin en stratejik kaynaklarından biri olduğunu söyledi. “Bugün suyu hoyratça tüketirsek yarın çocuklarımız temiz suya ulaşmakta zorlanacak. Su tasarrufu artık bireysel tercih değil toplumsal sorumluluktur.” dedi. “Plansız Yapılaşma Doğal Yaşamı Yok Ediyor” Yeşil alanların hızla azalmasının iklim değişikliğini hızlandırdığına dikkat çeken Genişler, kontrolsüz yapılaşmanın yalnızca doğayı değil canlı yaşamını da tehdit ettiğini belirtti. Birçok hayvan türünün yaşam alanlarını kaybettiğini ifade eden Genişler: “Doğayı yok ettiğimizde aslında yaşam zincirini bozuyoruz. İnsan doğanın sahibi değil, bir parçasıdır. Doğal denge bozulduğunda bunun bedelini tüm insanlık ödüyor.” şeklinde konuştu. “Çevreyi Korumak Sadece Devletin Değil Herkesin Görevidir” Çevre bilincinin küçük yaşlardan itibaren topluma kazandırılması gerektiğini vurgulayan Recep Genişler, çevre koruma konusunda herkesin sorumluluk alması gerektiğini söyledi. Genişler açıklamasında şu çağrılarda bulundu: Çöpler doğaya değil geri dönüşüm programına atılmalı, Plastik tüketimi azaltılmalı, Ağaçlandırma özelliği destek verilmeli, Su ve enerji tasarrufu yapılmalı, Geri dönüşüm kültürü yaygınlaştırılmalı, Çocuklara çevre bilinci kazandırılmalı. “Doğa Bize Ait Değil, Biz Doğanın Bir Parçasıyız” Açıklamasının sonunda güçlü mesajları veren DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, çevrenin özgürleşmesinin artık ertelenemez bir şekilde olduğunu ifade etti. "Bugün doğaya zarar her zarar, yarının yaşam koşulları değişiyor. Temiz hava, temiz su ve yeşil alanlar tükenirse insanlığın geleceği de tehlikeye girer. Küçük gibi görünen çevreci davranışlar büyük değişimlerin başlangıcı olabilir. Doğa bize ait değil, biz doğanın bir parçasıyız. Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünyanın herkesin ortak sorumluluğudur." sözleriyle açıklamasını tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.