Hava Durumu

#Örgütlenme

- Örgütlenme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Örgütlenme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’nın OSB hikâyesi: Sanayicilerin örgütlenmesinden üretim üslerine Haber

Bursa’nın OSB hikâyesi: Sanayicilerin örgütlenmesinden üretim üslerine

BURSA – Türkiye'nin sanayi kentleri arasında öne çıkanlar arasında, Bursa'nın organize sanayi bölgelerinin dağılımında yalnızca kamu hizmetlerinin olmadığı, sanayicilerin ortak hareket etme anılarının da saklandığı bildirildi. Necmi Gürsakal'ın değerlendirmesinde, Bursa'daki OSB'lerin gelişim süreci üzerinden kent sanayi hafızasına ilişkin dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor. Buna göre özellikle 1990'lı yıllardan itibaren sanayicilerin dernekler çatısı altında örgütlenmesi, sonraki yıllarda birçok organize sanayinin kurulmasının önünü açtı. İLK MODEL DEVLET ÖNCÜLÜĞÜNDE GELDİ Bursa'nın OSB tarihindeki ilk örneği, 1961 yılında Bursa Organize Sanayi Bölgesi oldu. Türkiye'nin ilk OSB'si olarak coğrafi dağılımında dönemsel Devlet Planlama Teşkilatı'nın çalışmaları etkili oldu. 1973'te kurulan İnegöl Organize Sanayi Bölgesi'nde kamu açılışında hayatta kalma modelleri arasında yer aldı. Ancak Bursa’nın sanayi alanındaki büyümesiyle birlikte mevcut bölgelerin kapasitesi yetersiz kalmaya başladı. 1990’lı yıllarda yeni sanayi alanlarına duyulan ihtiyaç artarken, sanayiciler çözüm için örgütlü biçimde harekete geçti. “ÖNCE DERNEK, SONRA OSB” Gürsakal’ın değerlendirmesinde Bursa’daki bazı OSB’lerin kuruluşunda ortak bir model dikkat çekiyor: Önce sanayiciler bir dernek çatısı altında bir araya geldi, ardından bölgenin altyapısı ve kurumsal yapısı için çalışmalar yürütüldü ve son aşamada resmi OSB statüsü kazanıldı. Hasanağa bu sürecin öne çıkan örneklerinden biri oldu. Bölgede altyapı sorunlarının yaşandığı dönemde sanayiciler 1995’te Hasanağa İşverenler Derneği çatısı altında örgütlendi. Ortak altyapı, planlı büyüme ve kamu kurumlarıyla koordinasyon amacıyla yürütülen çalışmalar, 2000 yılında yürürlüğe giren 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu sonrasında yeni bir aşamaya taşındı. Hasanağa İşverenler Derneği’nin başvurusu sonrasında bölge, 2003 yılında Sanayi Bakanlığı tarafından tüzel kişilik kazanarak HOSAB olarak resmileşti. NİLÜFER VE GÜRSU’DA DA BENZER SÜREÇ Benzer bir yapılanma Nilüfer’de de görüldü. Bölgede faaliyet gösteren sanayiciler, ortak altyapı ve planlı sanayi alanı oluşturmak amacıyla NİLSİAD çatısı altında bir araya geldi. Çalışmaların ardından Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi 2001 yılında tescil edildi. Gürsu’da ise GÜSİAD öncülüğünde başlayan örgütlenme süreci, 2001 yılında organize sanayi bölgesinin tesciliyle sonuçlandı. Bölgenin daha sonraki süreçte Kestel 2 Sanayi Bölgesi ile birleşmesiyle bugünkü Uludağ Organize Sanayi Bölgesi yapısı oluştu. 2000’Lİ YILLARDA PEŞ PEŞE OSB’LER Bursa’nın sanayi tarihinde 2000-2004 dönemi de önemli bir eşik olarak öne çıkıyor. Bu dönemde Nilüfer, Gürsu, Hasanağa, Kestel ve Yenişehir’de organize sanayi bölgelerine ilişkin önemli adımlar atıldı. Gürsakal’a göre, yıllar boyunca hazırlık yapan sanayici örgütlerinin 4562 sayılı kanunun sağladığı hukuki çerçeveyle birlikte tüzel kişilik kazanması, Bursa’da OSB yatırımlarının kısa sürede hızlanmasında etkili oldu. BURSA MODELİNİN ARKASINDA ORTAK HAREKET VAR Ortaya çıkan tablo, Bursa’daki OSB gelişiminin kamu ve özel sektörün birlikte hareket ettiği bir yapı üzerinden şekillendiğini gösteriyor. Kamu tarafı yasal çerçeve, planlama ve arazi tahsisi gibi alanlarda rol üstlenirken, sanayiciler örgütlenme, yatırım talebi ve ortak altyapı oluşturma süreçlerinde sorumluluk aldı. Bu nedenle Bursa’nın OSB geçmişi, yalnızca sanayi alanlarının kurulma hikâyesi olarak değil, aynı zamanda kentteki sivil örgütlenme kültürünün ekonomik kalkınmaya etkisi açısından da değerlendiriliyor. GELECEĞİN SANAYİSİ İÇİN ESKİ DENEYİM Prof. Dr. Necmi Gürsakal, geçmişteki bu deneyimin Bursa’nın yeni dönem sanayi politikaları açısından da yol gösterici olabileceğine işaret ediyor. Dijital dönüşüm, yapay zeka, yüksek teknoloji, yeşil üretim ve inovasyon gibi alanlarda yeni yatırımlar planlanırken, geçmişte olduğu gibi ortak hedefin etrafındaki aralığın arttığı belirtiliyor. Bursa'nın OSB geçmişi bu açıdan yalnızca bir sanayi tarihi değil; ortak akıl, güven, dayanışma ve uzun vadeli hedeflerle hareket eden yerel başlangıçlar, nasıl istikrarlı ekonomik yapıların dönüşebileceği bir örnek olarak öne çıkıyor. Kentte bugün üretimin biri haline gelen organize sanayi bölgelerinin kuruluş hikayesi, Bursa'nın sanayi gücünün arkasında yalnızca yatırımların değil, yıllar içinde oluşan güçlü bir kurumsal ve sivil örgütlenme kültürünün de ortaya çıktığı ortaya çıkıyor.

İşçiler adliye koridorlarında, sendikal kriz mahkemeye taşındı Haber

İşçiler adliye koridorlarında, sendikal kriz mahkemeye taşındı

Bursa'da enerji sektörünün en kritik raporlarından biri olan BursaGaz bünyesinde gerçekleşen çıkış çıkışları ve sendikal yetki tartışmaları, giderek sertleşen bir işçi-işveren kopmuş durumda. Direnişin 13. işçileri, hem işten ayrılmaları hem de toplu iş sözleşmesi sürecini protesto ederek hukuki ve fiili mücadelelerini sürdürdüklerini açıkladı. İşçiler ve bazı sendikal yapılar, işveren ile TES-İŞ arasında düzenlenen yetkili itiraz davasını "süreci uzatma ve işçinin işten ayrılma girişimi" olarak nitelendiriyor. Yapılan açıklamalarda, yargı süreci hızla sonlandırılabilirken, bekletilerek uzatıldığı iddiayla sert eleştiriler yöneltildi. “Adalet süreci tutuklu olarak mı uzatılıyor?” tartışması İşçi temsilcileri, davanın dosya üzerinden sonuçlandırılabilir nitelikte olmasına rağmen ilerlemeli şekilde ilerlemesinin “sermaye faaliyet zamanını kazanma stratejisi” öne çıkıyor. Bu iddialar, yargı sürecinin süreçlerine yönelik tartışmaları da beraberinde getirdi. Öte yandan, adliye süreçlerini takip etmek üzere aileleriyle birlikte geldiklerinde güvenlik güçleriyle karşı karşıya kaldıklarını, adliye koridorlarında “suçlu muamelesi” gördüklerini ifade ederek duruma tepki gösterdi. Adliye önünde gergin bekleyiş Direnişin 13. işçisi, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi önünde toplanarak davaları takip etti. Açıklamalarda, çıkışın bozulduğu enerjinin işe yaraması sağlanıra ve “insanca çalışma koşulları” içeren bir toplu iş sözleşmesi imzalanana kadar mücadeleden geri adım atılmayacağı vurgulandı. İşçi toplu, özellikle enerji sektöründe örgütlenme mücadelesinin baskı/alınmaya çalışıldığını savunma süreci olarak “hak arama mücadelesine karşı sistematik bir engelleme” olarak tanımladı. “Baskılar bizi durduramaz” mesajı İşçilerin baskı ve baskı iddialarına rağmen geri adım atmayacaklarını belirten şu mesaj verildi: Mücadele ediliyordu, işten ayrılanlar geri alınacak ve toplu iş süreci süreci yeniden şekillenecek. Açıklamalarda ayrıca DİSK ve Enerji-Sen destekli bir örgütlenme hattı üzerinden hareket edildiği de vurgulandı. Valilikte kritik görüş Gelişmelere paralel olarak sendika temsilcilerinin Bursa Valiliği bünyesinde bir toplantı gerçekleştirdiği bildirildi. Görüşmenin içeriğine ilişkin resmi bir açıklama yapılmazken, sürecin ilerleyen günlerinde daha da kritik bir aşamaya gelinmesi bekleniyor. Tünelinyan BursaGaz'daki işçi hareketi, yalnızca bir işten ayrılma krizi değil; aynı zamanda sendikal temsil, toplu sözleşme hakkı ve yargı süreci üzerinden genişleyen, çok parçalı bir çatışmaya dönüşmüş durumda. Tarafların karşılıklı sert açıklamaları, günün geriliminde daha da artabileceğine işaret ediyor.

29 Ekim Kadınları Derneği Bursa Şubesi’nde Bayrak Değişimi: Mücadeleye Devam Mesajı Haber

29 Ekim Kadınları Derneği Bursa Şubesi’nde Bayrak Değişimi: Mücadeleye Devam Mesajı

Bursa'da kadın hakları, laiklik ve çağdaşlık mücadelesinin desteklerinden 29 Ekim Kadınları Derneği Bursa Şubesi, olağanüstü genel kurulunu gerçekleştirerek başkanlığını devretti. Derneğin kurucu süreçlerinden büyük emek veren Sultan Yurdanul, görevini Dilber Dereli Bezen'e devretti. Genel kurulda öne çıkan mesaj ise dayanışmacı ve “mücadeleye devam” oldu. Sultan Yurdanul'dan Duygusal Veda Genel kurulda kürsüye çıkan Sultan Yurdanul, yıllardır omuz omuza yürüttükleri kadın hakları mücadelesini gururla devrettiğini belirtti. Salondaki üyeler tarafından uzun süre alkışlanan Yurdanul, konuşmasında birlik ve dayanışmayı vurguladı: "Kadının mücadelesi tek bir kişinin değil, ortak bir inancın ve dayanışmanın eseridir. Bizler, Cumhuriyet değerlerinden, Atatürk devrimlerinden ve kadın hakları mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz. Görevimi huzurla devrederken, onun zamanının çatısı altında, kız çocuklarının devam etmesi." Konuşma sırasında duygusal anlar yaşayan Yurdanul, derneğin geçmişten bugüne kadar sürdüğü süre boyunca süren olayların önemine değinerek, yeni dönemde gençleşme ve güçlenme vizyonu ile şekilleneceğini belirtti. Dilber Dereli Bezen: Genç Kadınlarla Mücadeleyi Büyüteceğiz Genel kurulun ardından başkanlık görevini üstlenen Dilber Dereli Bezen, yeni dönemin yol haritalarına ilişkin mesajlar verdi. Kadın hakları, eşit yurttaşlık ve laiklik mücadelesini daha aktif bir sahaya taşıyacaklarını söyleyen Bezen, genç kadınların dernek çatısı altında dinamizm yaratacağını ifade etti. Bezen, Bursa genelinde daha güçlü bir örgütlenme modelini hedeflediklerini vurgularken, kentteki tüm kadınları dayanışmayı büyütmeye davet etti. “Hedefimiz, kadın hareketini daha kapsayıcı ve etkin bir hale getirmek” diyen Bezen, önümüzdeki dönemde atılacak adımlarla mücadeleyi güçlendireceklerini belirtti. Yeni Yönetim Kadrosu 29 Ekim Kadınları Derneği Bursa Şubesi'nin yeni yönetim kadrosu şu şekilde oluştu: Yönetim Kurulu (Asil): Dilber Dereli Bezen (Başkan) Handan Erişmişçi Selin Yılmaz Miray Canbazgiller Aydan Çolak Şirin Alçı Hakverdi Çiğdem Çalışkan Yönetim Kurulu (Yedek): Meşkure Göçhan Evren Aydemir Nergiz Çetindişli Tunalı Gülten Aydemir Neslihan Metin Hanife Aktan Kibriye Memioğlu Denetim Bağlantısı (Asil): Yasemin Esra Süzgün Nigar Bölüker Uğur Kurtoğlu Denetim Bildirimi (Yedek): Zeynep Melek Aktaş Nesrin Apaydın Döndü Hoş Genel Kurul Delegeleri: Sultan Yurdanul Handan Erişmiş Ece Aktan Dilber Dereli Bezen Miray Canbazgiller Selin Yılmaz Dayanışma ve Mücadeleye Devam Geniş genel kurulda, geçmişin tecrübeleriyle yeni dönem dinamizminin bir araya geldiği mesajı verildi. Dernek Üyeleri, genç yönetim kadrosu ile kadın hakları mücadelesinin daha etkin ve güçlü bir şekilde sürdürüleceğine olan inançlarını dile getirdi. Bursa'daki kadın hareketi için kritik bir dönüm noktası olarak değerlendirilen bu bayrak değişiminin, dayanışmanın ve mücadelenin sürekliliğinin simgesi oluyor.

Yeşil Sol Parti Bursa İl Örgütü’nden 1 Mayıs Çağrısı: “Emek, Barış ve Demokrasi Mücadelesi Ortaklaştırılmalı” Haber

Yeşil Sol Parti Bursa İl Örgütü’nden 1 Mayıs Çağrısı: “Emek, Barış ve Demokrasi Mücadelesi Ortaklaştırılmalı”

Yeşil Sol Parti Bursa İl Örgütü, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü özetle kapsamlı bir açıklama yayımladı. İl eş sözcüleri İlminur Yiğitoğlu ve Sayım Gültekin'in imzasını bildirdiği, 2026 yılı 1 Mayıs'ının yalnızca bir anma günü değil, aynı zamanda emek, demokrasi, barış ve ekoloji mücadelesinin güçleneceği tarihsel bir dönemeç olması gerektiği vurgulandı. Açıklamada, toplumsal muhalefetin ortak bir zeminde buluşmanın önemine dikkat çekilerek, tüm yurttaşlara birlikte mücadele yapıldı. “Dünya ve Türkiye derin bir krizden geçiyor” Açıklamada, küresel çapta artan eşitsizlikler, yaygınlaşan savaşlar ve güçlenen otoriter yönetimin emekçilerin üzerindeki etkilere değinildi. Bu işçi sınıfı açısından daha fazla yoksulluk, güvencesizlik ve hak kaybının yaşandığı ifade edildi. Türkiye'de de benzer bir tablonun ortaya çıktığı, geniş halk kesimlerinin ağır bir geçiş kriziyle karşı karşıya kaldığı kaydedildi. 2026 1 Mayıs'ının, bu koşullar altında emekçilerin kopyalanması daha güçlü dile getirilen ve ortak mücadele planlarını pekiştirdiği kritik bir eşik olduğu ifade edildi. “Asgari ücret kıtlığı sınırının altında, emekliler yoksullukla karşı karşıya” Metinde, Türkiye'de emek sömürüsünün esnek bir nitelik kazandığına dikkat çekildi. Asgari ücreti yaşam boyu çalışan için ortalama ücret konumunda geldiği ve bu ücretin açlık sınırının altında tutulduğu belirtilirken, emeklilerin de insanca koşullarından uzak olduğu ifade edildi. Kayıt dışı çalışan işleyişi ise denetimsizlik, güvencesizlik ve düşük ücret sarmalında ağır bir sömürüye maruz kalındığı vurgulandı. Ayrıca esnek çalışma modelleri, taşeronlaşma ve dijital platformlar üzerinden yürüyen “platform ekonomileri”nin emek yerleşkesinde parçaladığı ve ortak hak mücadelesini gösterdiği değerlendirme yapıldı. “Yeni örgütlenme modelleri şartı” İşçi sınıfının esnek dönüşümü belirtilmekte olup, geçmişte daha örgütlü ve kolektif olan yerlerde bugün daha dağınık ve güvencesiz çalışma biçimlerinin kapsandığı ifade edilmiştir. Bu sınıfların dayanıklılığının birleştiği ve sermaye piyasasının bir tablo oluşturduğu belirtildi. Bu nedenle mevcut biçimlerin yetersiz kaldığına dikkat edildi, kayıt dışı çalışanlar, platform işçileri, göçmen emekçiler ve güvencesiz tüm kesimleri kapsayan yeni bir sendikal yaklaşmanın oluşturulması vurgulandı. Açıklamada küresel çapta artan savaş riskine de geniş yer verildi. Savaşların, enerji kaynaklarının ve doğal varlıkların üzerindeki emperyalist rekabetten beslendiği oluşumlar, bu politikaların emekçiler için daha fazla yoksulluk, baskı ve sömürü belirtilerinin ortaya çıktığı ifade edildi. Emperyalist politikalara karşı mücadelenin, barış ve demokrasi talepleriyle birlikte ele alınmasının gerektiği kaydedildi. “Emek, demokrasi ve barış birbirinden ayrı düşünülemez” Yeşil Sol Parti, demokratik hakların güvencesinin alındığı bir emekçilerin kurtarılamayacağını vurguladı. Aynı şekilde savaş politikalarının sürdüğü bir düzende toplumsal refahın ve adaletin sağlanamayacağı ifade edildi. Bu nedenle mücadelenin hem emek sömürüsüne hem de otoriterleşme ve savaş politikalarına karşı bütünlüklü bir hat üzerinden sürdürüldüğü belirtildi. “1 Mayıs ortak mücadelenin büyümesi için fırsat” Açıklamanın sonunda, 2026 1 Mayıs'ının emekçilerinin bir güçlendirilmesi, toplumsal direnişin ortaklaştığı bir zemin haline getirilmesinin gerekli olduğu ifade edildi. Yeşil Sol Parti, tüm emekçileri, emeklileri, gençleri ve halk kesimlerini; emeğin haklarını, demokratik bir toplumsal düzeni ve kalıcı barışı birlikte savunmaya çağırdı. “Emek, demokrasi, barış ve ekolojik bir yaşam için mücadeleyi birlikte büyüteceğiz” denilen açıklama, “Yaşasın 1 Mayıs” sloganıyla son buldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.