Hava Durumu

#Okul Güvenliği

- Okul Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Okul Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eğitim Bir-Sen'den okul saldırılarına sert tepki! Haber

Eğitim Bir-Sen'den okul saldırılarına sert tepki!

Memur-Sen Bursa İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 No’lu Şube Başkanı Ramazan Acar, Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan saldırıya ilişkin Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde gerçekleştirdiği açıklamasında, eğitim kurumlarında artan şiddet olaylarına dikkat çekti. “ŞİDDET OLAYLARI, TOPLUMSAL SORUN HALİNE GELMİŞTİR” Memur-Sen Bursa İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 No’lu Şube Başkanı Ramazan Acar, “Bugün buraya Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde, eski bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen menfur saldırıyı protesto etmek üzere toplanmış bulunuyoruz. Bir kez daha görülmüştür ki; okullarımızda eğitimcilerimize ve öğrencilerimize yönelen şiddet olayları münferit eylemler olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun haline gelmiş, toplumsal çürümeyi gün yüzüne çıkarmıştır” dedi. “ÇÖZÜM ÜRETMEKTE İSTEKSİZ DAVRANILIYOR” Eğitim sistemimizin en önemli paydaşlarından biri olarak; daha iyi bir eğitim, daha iyi bir müfredat, pedagojik yöntemler, daha ileri amaçlar üzerine kafa yormamız gerekirken eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarını konuşmak durumunda kaldıklarını belirten Acar, hal böyle iken yetkililerin çözüm üretmekte yetersiz kaldığını veya isteksiz davrandığını söyledi. “CAN GÜVENLİĞİ, EĞİTİM-ÖĞRETİMİN ÖNÜNE GEÇTİ” Eğitimciye yönelen şiddetin vaka-i adiyeden bir hale geldiğini ifade eden Acar, eğitim çağındaki çocukların şiddete başvurduğu, silaha kolayca ulaşarak pervasızca suç işlediği bir zaman diliminde olunduğunu belirtti. Aklına esenin, aklı kesenin ya da aklı başında olmayanın öğretmene, okul yöneticisine, eğitim çalışanına, öğrenciye şiddet uyguladığı, can güvenliğinin eğitim-öğretimin önüne geçtiği bir zemine doğru hızla yol alındığını ifade eden Acar, eğitimciye şiddetin bireysel suç vakaları olmaktan çıkarak eğitim, aile ve toplum politikalarının sorgulanmasını gerektiren bir iş güvenliği sorununa dönüştüğünü söyledi. “GEREKLİ TEDBİRLER ALINMALI” Evrensel hukuk ve anayasada ifadesini bulan hayat hakkı ve can güvenliği ilkesi çerçevesinde devletin ölüme, yaralanmaya ve zarara sebebiyet verilmesini önleme yükümlülüğü olduğunu ifade eden Acar, devletin vatandaşlarını korumak için gerekli tedbirleri almak zorunda olduğunu söyledi. Aynı şekilde devletin okullarda güvenli ve huzurlu bir çalışma ve eğitim-öğretim ortamı tesis etmek durumunda olduğunu belirten Acar, MEB’in birinci önceliğinin eğitim kurumlarında güvenlik olması gerektiğini vurguladı. Acar, eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarının yalnızca güvenlik boyutuyla değil; sosyal, psikolojik, eğitsel ve değerler yönleriyle birlikte ele alınması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Okulların temizlik ve güvenlik personeli ihtiyacı karşılanmalı.Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri daha etkin ve daha erişilebilir hale getirilmeli, öğrenci sayısına bakılmaksızın her okula rehber öğretmen verilmeli, riskli okulların rehber öğretmen normu artırılmalı.Okul-aile iş birliği, okul güvenliği ekseninde yeniden ele alınmalı.Riskli durumların erken tespiti ve önlenmesine yönelik mekanizmalar, daha işlevsel hale getirilmeli.Öğretmene saygıyı yeniden tesis etmek için hem millî-manevî değerlerimizden, köklü geleneklerimizden hem de dünyadaki örnek uygulamalardan faydalanmalıyız.Öğretmenliğin itibar kazanması ve eğitim sistemimizin istendik seviyeye gelmesi için öğretmenlik mesleğinin öncelikle tercih edilmesini sağlayacak maddî-manevî koşulları oluşturmalı, millî-manevî eğitime önem vermeliyiz.Eğitim süreçlerinde öğrencilerin yalnızca akademik değil; sosyal, duygusal ve psikolojik gelişimlerini de destekleyen bütüncül bir yaklaşıma daha fazla ağırlık verilmeli.Okula aidiyet duygusunu geliştirecek, insana saygıyı artıracak tedbirler alınmalı.Emniyet iş birliği ile okul giriş ve çıkışlarında ve okul çevresinde daha etkin denetimler yapılmalı.MEB’in merkez ve taşra teşkilatında okul güvenliği ile alakalı ayrı bir birim kurulmalı.Tüm okul türlerinde disiplin mevzuatı okul güvenliği ekseninde yeniden ele alınmalı.Cezai ehliyet yaşı düşürülmeli.” “SALDIRIYI BİR KEZ DAHA LANETLİYORUZ” Acar, Siverek’te yaşanan menfur olayın eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin son örneği olması gerektiğini belirterek, eğitimcilerin her türlü şiddet ve saldırı karşısında savunmasız bırakılmaması gerektiğini ifade etti. Acar, “Eğitimciye yönelik şiddeti protesto ettiğimiz, yetkilileri daha etkin tedbirler almaya davet ettiğimiz açıklamamız burada sona ermiştir. Siverek’te, menfur saldırıda yaralanan 16 canımıza Cenab-ı Allah’tan acil şifalar diliyor, menfur saldırıyı bir kez daha lanetliyor, eğitimde şiddetin takipçisi olmaya devam edeceğimizi ilan ediyoruz” dedi.

BBP’den Sert Açıklama: “Okullara Yönelik Saldırılar Artık Milli Güvenlik Meselesidir” Haber

BBP’den Sert Açıklama: “Okullara Yönelik Saldırılar Artık Milli Güvenlik Meselesidir”

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı, Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırıların ardından kapsamlı bir açıklama yayımlayarak okul güvenliği, dijital tehditler ve caydırıcı cezalar konusunda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Alfatlı, eğitim kurumlarına yönelik saldırıların artık münferit olaylar olmaktan çıktığını belirterek, bunun doğrudan Türkiye’nin geleceğini hedef alan bir milli güvenlik sorunu haline geldiğini ifade etti. “Milletçe Derin Bir Üzüntü Yaşıyoruz” Açıklamasında önceki gün Siverek’te, ardından Kahramanmaraş’ta meydana gelen olayların toplumda derin bir üzüntü yarattığını belirten Alfatlı, çocukların emanet edildiği okullara yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu vurguladı. “Evlatlarımızı emanet ettiğimiz, öğretmenlerimizin anne ve baba şefkatiyle görev yaptığı okullarımıza yönelik bu saldırılar artık münferit olaylar olmaktan çıkmıştır.” “Her Kurşun Geleceğimize Sıkılıyor” Okullarda yaşanan şiddetin yalnızca bireylere değil, ülkenin yarınlarına yöneldiğini belirten BBP’li Alfatlı, şu ifadeleri kullandı: “Eğitim yuvalarımızda sıkılan her kurşun; çocuklarımızın umutlarına, toplumsal huzurumuza ve milletimizin geleceğine yöneliktir.” Türkiye Genelinde 1 Haftalık Güvenlik Revizyonu Çağrısı Alfatlı, benzer olayların tekrar yaşanmaması için acil tedbirlerin devreye alınması gerektiğini belirterek tüm Türkiye’de okullarda güvenlik denetimi yapılmasını istedi. Önerilen önlemler şu şekilde sıralandı: Tüm Türkiye genelinde okullarda en az 1 hafta süreyle güvenlik revizyonu yapılması Fiziki ve idari eksikliklerin süratle giderilmesi Okul girişleri ve çevresinde profesyonel güvenlik personeli görevlendirilmesi Gerekli görülen alanlarda kolluk kuvveti desteği sağlanması Dijital Platformlara Karşı Mücadele Çağrısı Açıklamada, çocukları hedef alan dijital tehditlere de dikkat çekildi. Özellikle oyun görünümü altında gençleri radikalleştirme ve yönlendirme riski taşıyan platformlara karşı siber güvenlik birimlerinin aktif mücadele yürütmesi gerektiği belirtildi. “Siber güvenlik birimleri, çocuklarımızı hedef alan dijital mecralara karşı etkin ve kararlı mücadele yürütmelidir.” Sosyolojik ve Psikolojik Boyut Vurgusu BBP, yaşanan olayların yalnızca güvenlik boyutuyla ele alınmasının yeterli olmayacağını savundu. Açıklamada aile yapısındaki değişim, sosyal medya etkisi, şiddeti normalleştiren içerikler ve gençlerin psikolojik yönlendirmelere açık hale gelmesi gibi unsurların da kapsamlı biçimde incelenmesi gerektiği ifade edildi. Bu kapsamda: Eğitim politikalarının güçlendirilmesi Sosyal destek mekanizmalarının artırılması Denetim süreçlerinin etkinleştirilmesi çağrısı yapıldı. “En Ağır Cezalar Uygulanmalı” Ekrem Alfatlı’nın açıklamasında en dikkat çeken başlıklardan biri de ceza yaptırımları oldu. Eğitim kurumlarına yönelik silahlı saldırıların sıradan suçlar gibi değerlendirilemeyeceğini ifade eden Alfatlı, faillerin en ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini söyledi. “Kamu vicdanının tesisi için bu fiilleri işleyenler hakkında tahliyesiz müebbet hapis ve idam cezası yaptırımları uygulanmalıdır.” “Devletimizin Gücü Yeterlidir” Devletin gerekli adımları atacak kapasiteye sahip olduğunu vurgulayan BBP, okul güvenliğinin yalnızca idari bir tercih değil, toplumsal zorunluluk olduğunu kaydetti. “Okullarımızın güvenli limanlar haline getirilmesi bir tercih değil, zorunluluktur.” “Sürecin Takipçisi Olacağız” BBP açıklamasının sonunda, çocukların güvenliği ve eğitim ortamlarının huzuru için atılacak her adımın destekçisi olacaklarını duyurdu. Yaşanan saldırılarda hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara acil şifa dilekleri iletilirken, kamuoyuna başsağlığı mesajı verildi.

Eğitimde Şiddet Alarmı: Bursa’dan Sert Tepki! “Artık Sabrımız Kalmadı” Haber

Eğitimde Şiddet Alarmı: Bursa’dan Sert Tepki! “Artık Sabrımız Kalmadı”

Türkiye’de eğitimde şiddetin ulaştığı noktaya ilişkin tepkiler giderek sertleşirken, Ömer Işıkoğlu ve Fatih Gümüş yaptıkları açıklamalarla adeta isyan etti. Türk Eğitim-Sen Bursa teşkilatının iki şube başkanı, yaşanan olayların artık münferit değil, sistematik bir çöküşün göstergesi olduğunu vurgulayarak çok sert ifadeler kullandı. Işıkoğlu ve Gümüş, eğitim kurumlarında artan şiddetin görmezden gelinmesini “açık bir ihmal ve sorumsuzluk zinciri” olarak nitelendirirken, yetkililere doğrudan çağrıda bulundu: “Bugün hâlâ gerekli önlemleri almayanlar, yarın yaşanacak her olayın doğrudan sorumlusudur.” Açıklamada, Siverek’te yaşanan silahlı saldırının ve daha önce öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği olayın, eğitim sisteminin nasıl bir tehdit altında olduğunu açıkça ortaya koyduğu ifade edildi. İki başkan, “Artık sabrımız kalmadı” diyerek tepkilerini şu sözlerle sürdürdü: “Okulları koruyamayan bir sistemin hiçbir mazereti olamaz! Öğretmenine sahip çıkamayan bir anlayış, geleceğini de kaybetmeye mahkûmdur. Her defasında ‘önlem alınacak’ deniliyor ama ortada ne somut bir adım var ne de gerçek bir irade!” Yetkililerin yıllardır süren uyarılara rağmen harekete geçmemesini sert sözlerle eleştiren sendika temsilcileri, eğitimde güvenlik meselesinin artık ertelenemez bir kriz haline geldiğini belirtti. Açıklamada, okullarda güvenliğin sağlanamamasının “devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan bir tablo” olduğu ifade edildi. Işıkoğlu ve Gümüş, özellikle okul girişlerinde denetim eksikliği, güvenlik personeli yetersizliği ve rehberlik hizmetlerinin zayıflığına dikkat çekerek, bu eksikliklerin doğrudan şiddet olaylarına zemin hazırladığını söyledi. “Her olaydan sonra aynı cümleleri duymaktan bıktık. Artık söz değil, icraat istiyoruz” ifadeleriyle tepkilerini daha da sertleştirdiler. Toplumsal yozlaşmaya da dikkat çeken iki başkan, öğretmene yönelik saygının ciddi şekilde aşındığını vurgulayarak şu çarpıcı soruyu yöneltti: “Biz ne zaman bu hale geldik? Öğretmenine saygıyı kaybeden bir toplum, hangi geleceği inşa edebilir?” Açıklamada, yalnızca güvenlik önlemlerinin değil, aynı zamanda caydırıcı yasal düzenlemelerin de yetersiz olduğu ifade edilerek, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve ilgili kurumlara açık çağrı yapıldı: “Eğitim çalışanlarına yönelik şiddeti önleyecek düzenlemeler kâğıt üzerinde kalmamalı, sahada tavizsiz uygulanmalıdır.” İki şube başkanı, eğitimde şiddetin önlenmesi için topyekûn bir seferberlik çağrısında bulunarak, başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm yetkilileri sorumluluk almaya davet etti. “Bu mesele artık sadece eğitimcilerin değil, ülkenin beka meselesidir” ifadeleri dikkat çekti. Açıklamanın sonunda ise ton daha da sertleşti: “Eğer bugün gereken yapılmazsa, yarın yaşanacak her olayın hesabı sorulacaktır. Biz susmayacağız, geri adım atmayacağız. Okullar güvenli hale gelene kadar mücadelemizi en sert şekilde sürdüreceğiz.” Eğitim camiasında geniş yankı uyandıran bu çıkış, önümüzdeki günlerde eğitim politikaları ve okul güvenliği konusundaki tartışmaların daha da alevleneceğinin sinyalini verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.