Hava Durumu

#Nilüfer Çayı

- Nilüfer Çayı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nilüfer Çayı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan: "Bursa'nın Sorunlarını Ertelemek Değil, Çözmek İçin Yola Çıktık" Haber

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan: "Bursa'nın Sorunlarını Ertelemek Değil, Çözmek İçin Yola Çıktık"

BURSA – Türkiye'nin üretim, ihracat, tarım ve turizm alanında lokomotif şehirlerinden biri olan Bursa, son yıllarda hızla büyüyen nüfusuna paralel olarak ulaşım, kentsel dönüşüm, çevre, deprem riski, altyapı, sağlık, eğitim ve istihdam gibi birçok alanda önemli sorunlarla karşı karşıya bulunuyor. Yaklaşık dört milyonluk nüfusuyla Türkiye'nin en büyük metropollerinden biri olan kentte, yıllardır gündemde olan kronik problemlerin çözümü konusunda kamuoyunda geniş kapsamlı tartışmalar sürerken, Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, Bursa'nın mevcut durumu ve geleceğine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Kentin yalnızca bugünkü sorunlarının değil, önümüzdeki 20-30 yılı şekillendirecek stratejik kararların da artık ertelenemeyeceğini belirten Aslan, Bursa'nın sahip olduğu ekonomik, tarihi ve kültürel potansiyele rağmen hak ettiği noktaya ulaşamadığını ifade etti. "Bursa, Türkiye'nin Üretim Gücüdür" Fikret Aslan, Bursa'nın yalnızca bir sanayi şehri olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirterek, kentin aynı zamanda tarım, turizm, teknoloji, kültür ve ihracat açısından da Türkiye'nin en önemli merkezlerinden biri olduğuna dikkat çekti. "Bursa, Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan şehirlerden biridir. Otomotivden tekstile, makine sanayinden gıdaya, zeytinden siyah incire kadar çok geniş bir üretim kapasitesine sahibiz. Aynı zamanda Uludağ, İznik, Cumalıkızık, tarihi çarşıları ve doğal güzellikleriyle dünya çapında tanıtılması gereken bir turizm kentiyiz. Böylesine güçlü bir potansiyele sahip Bursa'nın kronik sorunlarla anılması kabul edilemez." Aslan, kentin geleceğinin günlük siyasi tartışmaların ötesinde ele alınması gerektiğini vurgulayarak, Bursa'nın uzun vadeli bir kalkınma planına ihtiyaç duyduğunu söyledi. Deprem Gerçeği Göz Ardı Edilemez Bursa'nın en önemli gündem maddelerinden birinin deprem riski olduğuna işaret eden Aslan, özellikle Gemlik Fay Hattı'nın oluşturduğu tehlikeye dikkat çekti. Yıldırım, Osmangazi ve Gemlik başta olmak üzere çok sayıda ilçede riskli yapı stokunun bulunduğunu belirten Aslan, kentsel dönüşümün yalnızca bina yenileme çalışması olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti. "Kentsel dönüşüm; güvenli konutlar, sağlam altyapı, yeterli yeşil alanlar, afet toplanma bölgeleri ve dirençli şehir anlayışıyla birlikte planlanmalıdır. Deprem olduktan sonra değil, olmadan önce harekete geçmek zorundayız." Aslan, deprem hazırlıklarının şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmasının önemine de dikkat çekerek, vatandaşların doğru bilgilendirilmesinin hayati önem taşıdığını dile getirdi. Bursa'nın Trafik Sorunu Her Geçen Gün Ağırlaşıyor Kentin en büyük sorunlarından birinin ulaşım olduğunu belirten Fikret Aslan, özellikle Acemler Kavşağı, Ankara Yolu ve İzmir Yolu güzergâhlarında yaşanan yoğunluğun hem ekonomik kayıplara hem de yaşam kalitesinin düşmesine neden olduğunu söyledi. "Her gün binlerce vatandaşımız saatlerini trafikte geçiriyor. Bu yalnızca zaman kaybı değil; aynı zamanda ekonomik verimliliği azaltan, çevreyi olumsuz etkileyen ve sosyal hayatı zorlaştıran ciddi bir sorundur." Aslan, raylı sistem yatırımlarının genişletilmesi, toplu ulaşımın güçlendirilmesi, akıllı ulaşım sistemlerinin yaygınlaştırılması ve ulaşım master planının bilimsel veriler ışığında yeniden hazırlanması gerektiğini ifade etti. Ayrıca yıllardır tamamlanamayan hızlı tren projesi ile Yenişehir Havalimanı'nın etkin şekilde kullanılamamasının Bursa'nın ulaşım vizyonunu olumsuz etkilediğini belirtti. Tarım Arazileri Bursa'nın Geleceğidir Verimli Bursa Ovası'nın korunmasının yalnızca çiftçiler için değil, gelecek nesiller açısından da büyük önem taşıdığını söyleyen Aslan, tarım alanlarının plansız yapılaşmaya açılmasının uzun vadede telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağını ifade etti. Bursa'nın siyah inciri, şeftalisi, zeytini ve diğer coğrafi işaretli ürünlerinin dünya pazarında daha güçlü bir marka hâline getirilmesi gerektiğini belirten Aslan, üreticilerin artan maliyetler nedeniyle ciddi ekonomik baskı altında olduğunu dile getirdi. "Çiftçimizin üretimde kalabilmesi için mazot, gübre, sulama ve enerji maliyetleri konusunda kalıcı destek mekanizmaları oluşturulmalıdır. Tarım yalnızca ekonomik faaliyet değil, aynı zamanda gıda güvenliği meselesidir." Sanayi Güçlenirken İnsan da Güçlenmeli Bursa'nın sanayi üretimindeki başarısının sürdürülebilir olması için nitelikli iş gücünün artırılması gerektiğini ifade eden Aslan, genç işsizliğinin çözümünün eğitim ile üretim arasındaki bağın güçlendirilmesinden geçtiğini söyledi. Meslek liseleri ile organize sanayi bölgeleri arasında daha güçlü iş birlikleri kurulmasının önemine değinen Aslan, yüksek teknoloji yatırımlarının artırılması ve genç girişimcilerin desteklenmesi gerektiğini belirtti. "Bursa yalnızca üretim yapan değil, teknoloji geliştiren ve dünya markaları çıkaran bir şehir olmak zorundadır." Çevre ve Su Kaynakları Alarm Veriyor Bursa'nın doğal kaynaklarının korunmasının artık ertelenemeyecek bir konu olduğunu vurgulayan Fikret Aslan, Nilüfer Çayı'ndaki kirlilik, su kaynaklarının azalması ve sanayi kaynaklı çevresel baskılar konusunda daha etkili politikalar geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Uludağ'ın yalnızca Bursa'nın değil, Türkiye'nin ortak değeri olduğunu belirten Aslan, çevre koruma politikalarının kısa vadeli değil, gelecek kuşakları gözeten anlayışla yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Sağlık ve Eğitimde Artan Talep Bursa'nın hızla artan nüfusuna paralel olarak sağlık ve eğitim yatırımlarının da aynı hızla artırılması gerektiğini dile getiren Aslan, devlet hastanelerindeki yoğunluk, randevu sistemi ve okul kapasitesi gibi konuların vatandaşların günlük yaşamını doğrudan etkilediğini söyledi. Üniversite mezunu gençlerin kentte istihdam olanaklarına erişimini kolaylaştıracak yeni yatırımların önemine dikkat çeken Aslan, eğitim ile istihdam arasındaki uyumun güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Gençler, Kadınlar ve Emekliler İçin Kapsayıcı Politikalar Aslan, gençlerin sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere daha fazla erişebilmesi gerektiğini belirterek, kadınların çalışma hayatına katılımını artıracak projelerin desteklenmesinin önemine değindi. Emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntıların da toplumsal refah açısından önemli bir sorun olduğunu ifade eden Aslan, sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. "Bursa'nın Geleceği Ortak Akılla İnşa Edilmeli" Yerel yönetimlerin, merkezi idarenin, meslek odalarının, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaşların ortak hareket etmesinin önemine vurgu yapan Fikret Aslan, Bursa'nın kronik sorunlarının ancak katılımcı ve şeffaf bir yönetim anlayışıyla çözülebileceğini ifade etti. "Bursa'nın geleceği siyasi polemiklerle değil; ortak akılla, bilimsel planlamayla ve toplumun tüm kesimlerinin katkısıyla şekillenmelidir. Biz Anahtar Parti olarak ayrıştıran değil birleştiren, günü kurtaran değil geleceği planlayan bir anlayışla hareket ediyoruz." "İlk Önceliğimiz Güvenli, Üreten ve Yaşanabilir Bursa" Açıklamalarının sonunda Bursa'nın geleceğine ilişkin hedeflerini paylaşan Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, önceliklerinin güvenli, çevreye duyarlı, üretim kapasitesi yüksek, ulaşım sorunlarını çözmüş ve gençlerine umut veren bir Bursa inşa etmek olduğunu belirtti. Aslan, "Bursa'nın sorunlarını konuşmaktan öte, çözüm üreten bir siyaset anlayışını benimsiyoruz. Depreme dirençli kentler, güçlü ulaşım altyapısı, korunan tarım alanları, sürdürülebilir sanayi, temiz çevre ve sosyal adalet temelinde şekillenen bir Bursa hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bursa'nın hak ettiği değere ulaşması için tüm kesimlerle diyalog içinde, ortak akıl ve çözüm odaklı bir anlayışla çalışmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

“Bursa Hak Ettiği Yönetim Anlayışından Çok Uzak” Haber

“Bursa Hak Ettiği Yönetim Anlayışından Çok Uzak”

"Türkiye'nin Üreten Başkenti, Hizmette Hak Ettiği Noktanın Çok Gerisinde" DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Bursa'nın yıllardır biriken ve her geçen gün derinleşen sorunlarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunarak hem merkezi yönetimi hem de yerel yönetimleri sert sözlerle eleştirdi. Bursa'nın sahip olduğu ekonomik güç, sanayi kapasitesi, tarımsal üretim potansiyeli ve stratejik konumuna rağmen temel altyapı, ulaşım, çevre ve şehircilik alanlarında kronikleşen sorunlarla karşı karşıya bırakıldığını savunan Öztürk, "Bursa artık günü kurtaran politikalarla yönetilemez. Bu şehir, vizyon isteyen, plan isteyen ve cesur kararlar gerektiren bir döneme girmiştir." dedi. Öztürk, Bursa'nın yalnızca Türkiye'nin değil, Avrupa'nın da önemli üretim merkezlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, böylesine güçlü bir kentin ulaşım krizinden hava kirliliğine, plansız kentleşmeden deprem hazırlığına kadar birçok temel konuda geri kalmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti. "Bursa'nın Trafiği Alarm Veriyor" Kent içi ulaşımın artık günlük yaşamı felç eden bir noktaya geldiğini belirten Tayfun Öztürk, özellikle sabah ve akşam saatlerinde yaşanan trafik yoğunluğunun ekonomik kayıplara, çevresel sorunlara ve ciddi zaman israfına yol açtığını söyledi. "Bursa büyüyor ancak yollar aynı kalıyor. Nüfus artıyor ama ulaşım planları buna göre güncellenmiyor. İnsanlar her gün saatlerini trafikte kaybediyor. Bu sadece ulaşım sorunu değildir; aynı zamanda ekonomik verimlilik, yaşam kalitesi ve şehir yönetimi sorunudur." Öztürk, raylı sistem ağının genişletilmesi, yeni çevre yollarının planlanması, toplu ulaşımın güçlendirilmesi ve akıllı ulaşım sistemlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini belirterek, ulaşımın seçim dönemlerinde verilen vaatlerin ötesine taşınması gerektiğini vurguladı. "Deprem Kapıda, Bursa Hâlâ Hazır Değil" Marmara Bölgesi'nin deprem gerçeğiyle yaşadığını hatırlatan DEVA Partisi Bursa İl Başkanı, Bursa'daki yapı stokunun önemli bölümünün risk taşıdığına dikkat çekti. "Kentsel dönüşüm yıllardır konuşuluyor ancak istenilen hızda ilerlemiyor. Depremi bekleyerek şehir yönetilmez. Bilim insanlarının uyarıları ortadayken hâlâ kapsamlı bir dönüşüm seferberliği başlatılamamış olması ciddi bir eksikliktir." Öztürk, dönüşümün yalnızca bina yenilemekten ibaret olmadığını; altyapı, ulaşım, toplanma alanları, afet koordinasyonu ve sosyal donatıları kapsayan bütüncül bir planlama anlayışına ihtiyaç bulunduğunu ifade etti. "Sanayi Güçlü Ama Çevre Alarm Veriyor" Bursa'nın üretim gücüyle öne çıkan bir kent olduğunu söyleyen Öztürk, sanayi ile çevrenin karşı karşıya getirilmemesi gerektiğini belirtti. "Hava kirliliği artık mevsimsel bir sorun olmaktan çıkmıştır. Nilüfer Çayı'nın durumu ortadadır. Sanayi üretimi elbette devam edecektir ancak çevreyi koruyacak güçlü denetim mekanizmaları oluşturulmadan sürdürülebilir kalkınmadan söz edilemez." Çevre yatırımlarının ertelenmemesi gerektiğini belirten Öztürk, temiz üretim teknolojilerinin teşvik edilmesi ve sanayi bölgelerinde çevresel standartların daha sıkı uygulanması çağrısında bulundu. "Tarım Bursa'nın Geleceğidir" Bursa'nın yalnızca sanayi değil aynı zamanda önemli bir tarım kenti olduğuna dikkat çeken Tayfun Öztürk, verimli tarım arazilerinin plansız yapılaşma baskısıyla karşı karşıya olduğunu ifade etti. "Bursa Ovası betonlaşmanın değil üretimin merkezi olmalıdır. Çiftçi artan maliyetler nedeniyle üretimden uzaklaşıyor. Mazot, gübre, sulama ve enerji maliyetleri üreticiyi zorluyor. Üretici kazanamazsa tüketici de uygun fiyatla gıdaya ulaşamaz." Tarımın stratejik sektör olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Öztürk, genç nüfusun tarıma yönlendirilmesi ve üreticinin desteklenmesi gerektiğini söyledi. "Gençler Bursa'da Gelecek Göremiyor" İşsizlik ve beyin göçünün Bursa açısından önemli sorunlardan biri haline geldiğini belirten Öztürk, özellikle üniversite mezunu gençlerin başka şehirlerde veya yurt dışında gelecek aradığını ifade etti. "Gençler yalnızca iş değil; adalet, liyakat, özgürlük ve umut arıyor. Bursa gibi güçlü bir şehir gençlerini kaybediyorsa bunun üzerinde ciddi şekilde düşünmek gerekir." Teknoloji yatırımlarının artırılması, girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesi ve yüksek katma değerli üretime geçilmesi gerektiğini belirtti. "Bursa'nın Sorunları Parça Parça Değil, Bütüncül Bir Vizyonla Çözülmeli" DEVA Partisi Bursa İl Başkanı, Bursa'nın artık kısa vadeli çözümlerle yönetilemeyeceğini belirterek kentin uzun vadeli stratejik bir master plana ihtiyacı olduğunu söyledi. Öztürk'e göre Bursa'nın öncelikli çözüm başlıkları şöyle sıralandı: Depreme dayanıklı şehirleşme ve hızlandırılmış kentsel dönüşüm. Ulaşım ana planının yeniden hazırlanması ve raylı sistem yatırımlarının artırılması. Bursa Ovası'nın kesin olarak korunması ve tarımsal üretimin desteklenmesi. Hava, su ve çevre kirliliğiyle etkin mücadele. Sanayide yüksek teknolojiye dayalı dönüşüm. Genç istihdamını artıracak yeni yatırım alanlarının oluşturulması. Sosyal konut projeleriyle konut krizine kalıcı çözüm üretilmesi. Dijital belediyecilik uygulamalarının yaygınlaştırılması. Şeffaf, hesap verebilir ve katılımcı yerel yönetim anlayışının güçlendirilmesi. "Bursa Türkiye'nin Lokomotifidir; Hak Ettiği Yönetim Anlayışını Bekliyor" Açıklamasının sonunda Bursa'nın Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biri olduğunu vurgulayan Tayfun Öztürk, kentin mevcut potansiyelinin doğru planlama ve güçlü yönetim anlayışıyla çok daha ileriye taşınabileceğini ifade etti. "Bugün Bursa'nın ihtiyacı yeni sloganlar değil; bilimsel planlama, ortak akıl, liyakat ve kararlı yönetimdir. Bu şehir günü kurtaran projelerle değil, gelecek nesilleri düşünen vizyoner politikalarla yönetilmelidir. Bursa'nın kaybedecek tek bir günü bile kalmamıştır. Artık mazeret değil, çözüm üretme zamanıdır."

Bursa'da sır ölüm... Aileden olayın seyrini değiştirecek iddialar Haber

Bursa'da sır ölüm... Aileden olayın seyrini değiştirecek iddialar

HABER: ERCAN ÇALIŞIR Olay, Osmangazi ilçesi Soğanlı Mahallesi Avrupa Konseyi Bulvarı üzerindeki Nilüfer Çayı'nda meydana geldi. Bölgede devriye görevi yapan güvenlik görevlileri, çay içerisinde hareketsiz yatan bir kişiyi fark ederek durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde şahsın hayatını kaybettiği belirlendi. Yapılan incelemede cesedin, pazartesi günü evinden ayrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan ve ailesi tarafından kayıp başvurusu yapılan 25 yaşındaki Yunus Emre Tünk'e ait olduğu tespit edildi. Acı haberi alarak olay yerine gelen Tünk'ün yakınları gözyaşlarına boğulurken, bazı aile fertleri sinir krizi geçirdi. Aileden dikkat çeken iddialar Aile yakınlarından edinilen bilgilere göre Yunus Emre Tünk, olay öncesinde üç kişiyle birlikteydi. İddiaya göre birlikte uyuşturucu madde kullandıktan sonra fenalaşan genç, kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Yanında bulunan üç kişinin ise durumu sağlık ekiplerine bildirmek yerine olay yerinden kaçtığı öne sürüldü. Polis ekiplerinin yürüttüğü soruşturma kapsamında olay yerinden kaçtığı iddia edilen 3 kişinin kimliklerinin tespit edildiği öğrenildi. Şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü belirtildi. Olayla ilgili soruşturma çok yönlü olarak devam ediyor.

Hüdavendigar Kent Parkı’ndaki Yaya Köprüsü Tartışması: “Gerekçe Güvenlik mi, Abartı mı?” Nilüfer Deresi Üzerindeki Köprüde Geçiş Yasağı Tepki Çekti Haber

Hüdavendigar Kent Parkı’ndaki Yaya Köprüsü Tartışması: “Gerekçe Güvenlik mi, Abartı mı?” Nilüfer Deresi Üzerindeki Köprüde Geçiş Yasağı Tepki Çekti

Hüdavendigar Kent Parkı içerisinde yer alan ve Nilüfer Çayı üzerinden Nilüfer ile Osmangazi ilçelerini birbirine bağlayan çelik yaya köprüsünün güvenlik gerekçesiyle kapatılması, bölge halkı arasında tartışma yarattı. Köprünün, “toplu geçişlerde aşırı sallandığı” gerekçesiyle yaya kullanımına kapatıldığı belirtilirken, vatandaşlar bu karara tepki göstererek günlük ulaşımın uzadığını ifade etti. Vatandaşlar: “1,5 Kilometre Fazladan Yürümek Zorunda Kalıyoruz” Köprünün kapatılmasıyla birlikte iki ilçe arasında park içinden doğrudan geçiş yapamayan vatandaşların yaklaşık 1,5 kilometrelik alternatif güzergâhı kullanmak zorunda kaldığı belirtiliyor. Bölge sakinleri, özellikle yaşlılar ve çocuklu aileler için bu durumun ciddi bir zorluk oluşturduğunu ifade ediyor. “Köprünün Sallanması Normal, Güvenlik Sistemi Çalışır” Teknik değerlendirmelerde ise çelik yaya köprülerinin belirli seviyede esneme ve salınım yapmasının mühendislik açısından normal olduğu vurgulanıyor. Dinamik yükler, rüzgâr etkisi ve yoğun yaya trafiği altında köprülerin kontrollü şekilde hareket etmesinin yapısal güvenlik açısından tasarımın bir parçası olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar, bu tür salınımların çoğu modern köprüde enerji sönümleme sistemi olarak görev yaptığını ve tek başına “tehlike” anlamına gelmediğini belirtiyor. Ahşap Kaplama ve Yıpranma Tartışması Köprü zemininde kullanılan emprenyeli ahşap kaplamalarda yer yer aşınmalar bulunduğu, ancak bunun oran olarak düşük seviyede olduğu yönünde değerlendirmeler de gündeme geldi. Bölge halkı, bu durumun bakım-onarım çalışmalarıyla çözülebileceğini savunuyor. Belediyeden “Yoğun Yük” Gerekçesi Bursa Büyükşehir Belediyesi teknik ekiplerinin ise köprünün yoğun yaya trafiği nedeniyle taşıma kapasitesinin zorlandığını ve uzun vadede güvenlik riski oluşabileceğini değerlendirdiği ifade ediliyor. Bu kapsamda köprünün geçici olarak kapatıldığı, ilerleyen süreçte teknik inceleme ve bakım çalışmaları sonrası yeniden değerlendirme yapılabileceği belirtiliyor. “Liyakat ve Yönetim” Tartışması da Gündemde Kararın ardından bazı vatandaşlar uygulamayı “gereksiz ve aşırı tedbir” olarak değerlendirirken, yerel yönetimlerin teknik karar alma süreçlerine yönelik eleştiriler de gündeme geldi. Özellikle ulaşım kolaylığı sağlayan bir bağlantı noktasının kapatılmasının şehir yaşamını olumsuz etkilediği görüşü öne çıkıyor. Bölge sakinleri, köprünün tamamen kapatılması yerine kontrollü bakım, güçlendirme ve periyodik denetimlerle açık tutulabileceğini savunuyor. Gözler Teknik İnceleme Sürecinde Köprünün geleceğiyle ilgili nihai kararın teknik raporlar doğrultusunda netleşmesi beklenirken, vatandaşlar hem güvenlik hem de günlük yaşamı kolaylaştıracak bir çözüm talep ediyor.

Çevre Katliamına Demokrat Tepki! Haber

Çevre Katliamına Demokrat Tepki!

Demokrat Parti Bursa İl Başkanı, Nilüfer Çayı’nda yaşanan çevre felaketine ilişkin çok sert açıklamalarda bulundu. Bursa’nın verimli tarım topraklarının göz göre göre zehirlendiğini belirten Goral, “Bu artık çevre sorunu değil; halk sağlığına karşı işlenmiş organize bir çevre suçudur” dedi. Osmangazi’ye bağlı Armutköy, Yeniceabat, Dereçavuş, Çağlayan ve Ahmetbey hattından geçerek Karacabey’e uzanan Nilüfer Çayı’nın yıllardır sanayi atıklarıyla kirletildiğini ifade eden Goral, özellikle yaz aylarında bölge halkının adeta nefes alamaz hale geldiğini söyledi. “Bir zamanlar çocukların yüzdüğü, balıkların yaşadığı Nilüfer Çayı bugün kapkara akan bir zehir kanalına dönüştürülmüştür” diyen Goral, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Büyük sanayi tesisleri göstermelik arıtma sistemleriyle Bursa’nın can damarını katlediyor. Boyahane atıkları, ağır kimyasallar, sanayi pisliği ovamızın içine akıtılıyor. Kestel ve Barakfakih’ten temiz çıkan su, Osmangazi ovasına ulaştığında resmen zehir taşıyor. Bu tabloya göz yuman herkes bu çevre cinayetinin ortağıdır.” Dere çevresinde yaşayan vatandaşların ağır koku nedeniyle evlerinin camını açamaz hale geldiğini belirten Goral, “İnsanlarımız kendi köyünde nefes alamıyor. Geniz yakan kimyasal koku artık evlerin içine kadar giriyor. Bahçede oturmak bile mümkün değil. Halk resmen sanayi atıklarıyla kuşatılmış durumda” dedi. Sivrisinek ve haşere sorununun da kontrolden çıktığını ifade eden Demokrat Parti İl Başkanı, dere yataklarının balçığa ve bataklığa dönüştüğünü belirterek şu sözlerle tepki gösterdi: “Çocuklarımız sinekten dışarı çıkamaz oldu. İnsanları kendi topraklarında bataklık hayatına mahkûm ettiler. Bursa’nın köylüsü, çiftçisi, üreticisi adeta kaderine terk edildi.” DSİ tarafından verilen “halk sağlığı açısından risk yoktur” yönündeki raporlara da sert tepki gösteren Goral, “Kapkara akan, leş gibi kokan, içinde tek bir canlının yaşamadığı dereye ‘zararsız’ demek Bursa halkının aklıyla alay etmektir. Bu raporlar gerçekleri örtbas etme çabasıdır” ifadelerini kullandı. Bölgedeki çiftçilerin başka su kaynağı olmadığı için tarlalarını mecburen bu suyla suladığını belirten Goral, durumun sadece çevreyi değil doğrudan insan sağlığını tehdit ettiğini söyledi. “Bu zehirli su toprağa işliyor. Topraktan soframıza geliyor. Çocuklarımızın yediği sebzeye, meyveye karışıyor. Soruyorum: Sanayicinin milyon dolarlık kârı, Bursa halkının sağlığından daha mı değerli?” dedi. Açıklamasında siyasi iradeye de yüklenen Goral, yıllardır süren sessizliğin arkasında büyük sermaye grupları ve sanayi lobilerinin bulunduğunu savundu. “Bursa’da bazı çevreler sanayicinin çıkarını halkın sağlığının önüne koyuyor. Kimse kusura bakmasın; bu millet zehir soluyarak yaşamaya mahkûm değildir. Nilüfer Çayı üzerinden yürütülen bu çevre talanı artık tahammül sınırlarını aşmıştır” diye konuştu. Demokrat Parti olarak taleplerini de sıralayan Goral, şu çağrıda bulundu: “Sanayi tesislerinin arıtma sistemleri bağımsız akademik kuruluşlar tarafından 7 gün 24 saat denetlenmelidir. Dere yatağı acilen temizlenmeli, bataklık alanlar kurutulmalıdır. Halk sağlığını hiçe sayan firmalara göstermelik cezalar değil, üretimi durdurmaya kadar giden ağır yaptırımlar uygulanmalıdır.” Açıklamasının sonunda Bursa halkına seslenen Ali Kamil Goral, “1970’lerde içinde balıkların yüzdüğü Nilüfer Çayı’nı bu hale getirenlerden hesap sormak bu şehrin namus borcudur. Toprağımızı, suyumuzu ve çocuklarımızın geleceğini zehirletenlere teslim olmayacağız” ifadelerini kullandı.

“Çözümsüzlük, Kaos ve Yönetimsel İhmaller İlçemizi Sarsıyor” Haber

“Çözümsüzlük, Kaos ve Yönetimsel İhmaller İlçemizi Sarsıyor”

Bursa’nın nüfus yoğunluğu ve ekonomik cazibe açısından öne çıkan ilçelerinden Nilüfer’de kronikleşen sorunlar, vatandaşın yaşam kalitesini ciddi şekilde tehdit ediyor. DSP Nilüfer İlçe Başkanı Aslıhan Ocakbaşı, Nilüfer Belediyesi ve Büyükşehir yönetimine yönelik çok sert açıklamalarda bulunarak, çevre, imar, altyapı, ulaşım ve yönetimsel alanlarda yaşanan aksaklıkların artık tahammül sınırlarını aştığını ifade etti. Çevre Kirliliği ve Temizlik Sorunları: Hijyen Felaketi Ocakbaşı, Nilüfer Çayı başta olmak üzere dere kenarındaki mahallelerdeki kirliliğin kronik bir sorun hâline geldiğine dikkat çekti. “Atık kokuları, sinek ve fare gibi hijyen problemleri halkın yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Çöp toplama süreçlerindeki aksaklıklar ve konteyner eksiklikleri, belediyelerin vatandaşa karşı sorumluluğunu yerine getirmediğinin açık göstergesidir” dedi. İmar ve Yoğun Yapılaşma: Denetimsizlik Felaketi Nilüfer’in hızla artan nüfusu, yüksek katlı yapılaşma ve betonlaşmayı beraberinde getiriyor. Ocakbaşı, “Denetim eksikliği, bazı bölgelerde altyapının çökmüş olması ve yolların bozukluğu, özellikle sanayi bölgelerinde hayatı çekilmez kılıyor. Geçmişten kalan imar krizleri ve devam eden dava süreçleri, ilçemizin yönetimsel zafiyetini gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı. Belediye ve Ekonomik Yönetim: Personel Mağduriyetleri Ocakbaşı, Nilüfer Belediyesi bünyesindeki mali sorunlara dikkat çekerek, “İşçi maaşlarının gecikmeli veya taksitli ödenmesi, BES kesintilerinin yansıtılmaması gibi uygulamalar, hem personel huzursuzluğuna hem de belediye hizmetlerinin aksamasına yol açmaktadır. Bu durum, yönetimdeki eksik planlama ve sorumluluk bilincinin yansımasıdır” dedi. Ulaşım ve Otopark: Kaotik Trafik Sorunu Nüfus artış hızının Türkiye ortalamasının çok üzerinde olduğunu belirten Ocakbaşı, “Yoğun trafik, özellikle lüks rezidansların olduğu bölgelerde otopark sıkıntısı, vatandaşın yaşamını olumsuz etkiliyor. Bu sorun, altyapı planlamasında yaşanan yetersizlik ve yönetimsel dikkatsizliğin sonucudur” ifadelerini kullandı. Çevresel Atık Yönetimi: Sürdürülebilirlik Sıfır Molozların kaldırılmaması, yeşil alanların korunamaması ve evsel atık yönetimindeki aksaklıkların ciddi bir şikayet konusu olduğunu belirten Ocakbaşı, “Nilüfer hızla büyüyor, ama yönetim bu büyümeye ayak uyduramıyor. Çevresel ve altyapısal eksiklikler, ilçemizin cazibesini ve yaşam kalitesini tehdit ediyor” dedi. “Nilüfer, Sorumluluk ve Planlama Bekliyor” DSP Nilüfer İlçe Başkanı Ocakbaşı, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Nilüfer, sadece Bursa’nın cazibe merkezi değil; aynı zamanda yönetim ve planlama açısından test edilen bir laboratuvardır. Çevre, altyapı, ulaşım ve ekonomik yönetim alanlarında yaşanan kronik sorunlar artık göz ardı edilemez. Nilüfer halkı, sorumluluk sahibi ve şeffaf bir yönetim bekliyor. Bu sorunları çözmek yerine günü kurtarmaya odaklanan belediyeler, geleceğimizi ipotek altına alıyor.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.