Hava Durumu

#Mustafa Kemal Atatürk

- Mustafa Kemal Atatürk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mustafa Kemal Atatürk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya: "Anıtkabir'den Tandoğan'a Uzanan Yol, Cumhuriyet'e ve Türk Bayrağı'na Bağlılığımızın En Güçlü İfadesidir" Haber

İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya: "Anıtkabir'den Tandoğan'a Uzanan Yol, Cumhuriyet'e ve Türk Bayrağı'na Bağlılığımızın En Güçlü İfadesidir"

İYİ Parti Bursa İl Başkanlığı, Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu'nun katılımıyla Ankara'da düzenlenen ve binlerce vatandaşın iştirak ettiği "#BayrakAçıyorum" mitingine güçlü bir katılım sağladı. Bursa'nın 17 ilçesinden gelen partililer, il ve ilçe yöneticileri, teşkilat mensupları ve çok sayıda vatandaş, program kapsamında önce Anıtkabir'i ziyaret ederek Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi huzurunda saygı duruşunda bulundu, ardından Tandoğan Meydanı'nda gerçekleştirilen büyük buluşmada Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu ile birlikte Türk bayrağı altında bir araya geldi. Programın ardından değerlendirmelerde bulunan İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, Ankara'da gerçekleştirilen buluşmanın yalnızca bir siyasi miting olmadığını, Cumhuriyet'in temel değerlerine, milli birlik ve beraberliğe, demokrasiye ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu iradesine sahip çıkma iradesinin güçlü bir göstergesi olduğunu ifade etti. "Cumhuriyetimizin Kurucusunun Huzurunda Bir Kez Daha Söz Verdik" Ankara programının ilk durağının Anıtkabir olduğunu hatırlatan İl Başkanı İsmail Kaya, Bursa teşkilatı olarak büyük bir gurur ve sorumluluk duygusuyla Ata'nın huzuruna çıktıklarını söyledi. "Cumhuriyetimizin banisi, Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi huzurunda bulunmak bizler için sadece bir ziyaret değil; Cumhuriyet'e, bağımsızlığa, demokrasiye ve milli değerlere olan bağlılığımızı bir kez daha ifade ettiğimiz anlamlı bir buluşmadır. Bursa'dan Ankara'ya gelen dava arkadaşlarımızla birlikte Anıtkabir'de Ata'mıza saygılarımızı sunduk, onun bizlere emanet ettiği Cumhuriyet'i sonsuza kadar yaşatma kararlılığımızı bir kez daha yineledik." Kaya, Anıtkabir ziyaretinin parti teşkilatında büyük bir manevi birliktelik oluşturduğunu belirterek, Türk milletinin ortak değerlerinin siyaset üstü olduğunun altını çizdi. Bursa Teşkilatı Ankara'ya Yoğun Katılım Sağladı İYİ Parti Bursa İl Başkanlığı'nın organizasyonuyla sabahın erken saatlerinden itibaren çok sayıda otobüs ve özel araçla Ankara'ya hareket eden partililer, Türkiye'nin dört bir yanından gelen vatandaşlarla birlikte Tandoğan Meydanı'nda buluştu. Bursa'nın tüm ilçelerinden teşkilat mensuplarının programa yoğun ilgi gösterdiğini ifade eden Kaya, katılımın kendilerini son derece memnun ettiğini belirtti. "İnegöl'den Gemlik'e, Mudanya'dan Mustafakemalpaşa'ya, Yenişehir'den Karacabey'e kadar Bursa'nın dört bir yanından gelen teşkilat mensuplarımız, kadın ve gençlik kollarımız, ilçe başkanlarımız ve dava arkadaşlarımızla birlikte Ankara'da omuz omuza olduk. Bursa teşkilatımız yine birlik ve beraberliğini en güçlü şekilde ortaya koymuştur." "#BayrakAçıyorum" Mitingine Büyük İlgi Anıtkabir ziyaretinin ardından Tandoğan Meydanı'na geçen İYİ Parti heyeti, Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu'nun katılımıyla düzenlenen "#BayrakAçıyorum" mitingine katıldı. Türkiye'nin farklı şehirlerinden gelen binlerce vatandaşın ellerinde Türk bayraklarıyla alanı doldurduğunu belirten İsmail Kaya, mitingin milli birlik ve beraberlik açısından önemli mesajlar verdiğini söyledi. "Bugün Tandoğan Meydanı'nda açılan sadece bayraklarımız değildi; milletimizin ortak vicdanı, Cumhuriyet'e olan bağlılığı ve Türkiye'nin geleceğine duyduğu umut da meydanlarda yükseldi. Türk bayrağı hepimizin ortak değeridir. Bayrağımız; bağımsızlığımızın, birliğimizin ve vatan sevgimizin en güçlü sembolüdür." "Bayrak Hepimizin Ortak Değeridir" İYİ Parti Bursa İl Başkanı Kaya, Türk bayrağının hiçbir siyasi görüşün değil, 86 milyon vatandaşın ortak değeri olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu: "Bizler bayrağımızı sadece bir sembol olarak değil; şehitlerimizin emaneti, gazilerimizin mücadelesi ve milletimizin ortak onuru olarak görüyoruz. Bugün Ankara'da verilen en güçlü mesajlardan biri de buydu. Türk bayrağı ayrıştıran değil, birleştiren en önemli milli değerimizdir." Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu'nun Çağrısı Bursa'da Karşılık Buldu İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun yaptığı davetin Bursa teşkilatı tarafından büyük bir heyecanla karşılandığını ifade eden Kaya, Ankara programı öncesinde günler süren hazırlık çalışmaları yürüttüklerini söyledi. İl Başkanlığı koordinasyonunda ilçe teşkilatlarıyla yoğun bir organizasyon gerçekleştirildiğini belirten Kaya, Bursa'dan çok sayıda vatandaşın programa katılmasını sağlamak amacıyla kapsamlı bir çalışma yürüttüklerini ifade etti. "Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu'nun çağrısı üzerine teşkilatlarımız büyük bir özveriyle çalıştı. İlçe başkanlarımız, yöneticilerimiz, kadın ve gençlik kollarımız günler boyunca vatandaşlarımızla bir araya geldi. Bursa'nın her noktasında hemşehrilerimizi bu anlamlı buluşmaya davet ettik." Selçuk Türkoğlu ve Teşkilatlar da Programda Yer Aldı Programa, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu'nun yanı sıra ilçe başkanları, belediye meclis üyeleri, il ve ilçe yöneticileri, kadın ve gençlik kolları temsilcileri ile çok sayıda partili katıldı. İsmail Kaya, Bursa teşkilatının ortaya koyduğu birlik görüntüsünün gelecek çalışmalar açısından da önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu ifade etti. "Teşkilatlarımızın gösterdiği özveri ve birlik ruhu bizlere büyük güç vermektedir. Bu birliktelik yalnızca seçim dönemlerinde değil, Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren her konuda devam edecektir." "Milli Değerler Etrafında Kenetlenmeye Devam Edeceğiz" İl Başkanı Kaya, Türkiye'nin içinden geçtiği süreçte toplumsal birlik ve beraberliğin her zamankinden daha önemli olduğunu belirterek, Cumhuriyet'in temel ilkelerine bağlılıklarını kararlılıkla sürdüreceklerini söyledi. "Bizler Cumhuriyet'e, demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, milli egemenliğe ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı siyaset anlayışımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Türkiye'nin ortak değerleri üzerinden toplumsal birlik ve dayanışmayı güçlendirmeye devam edeceğiz." "Bursa'dan Ankara'ya Taşınan Kararlılık Geleceğe Umut Vermiştir" Programın sonunda açıklamalarını sürdüren İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, Ankara'da sergilenen birlik tablosunun Türkiye adına umut verici olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı: "Anıtkabir'de Ata'mızın huzurunda duyduğumuz manevi sorumluluk, Tandoğan Meydanı'nda vatandaşlarımızla birlikte taşıdığımız milli heyecan ve Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu'nun ortaya koyduğu güçlü mesajlar bizlere bir kez daha göstermiştir ki; Türkiye Cumhuriyeti'nin temel değerlerine sahip çıkan milyonlar dimdik ayaktadır. Bursa teşkilatı olarak bundan sonra da Cumhuriyetimizin kazanımlarını, demokrasiyi, milli birlik ve beraberliği savunmaya; milletimizin sesi olmaya kararlılıkla devam edeceğiz."

“Gerçekler Çarpıtılıyor” Haber

“Gerçekler Çarpıtılıyor”

DEVA İl Başkanı Tayfun Öztürk’ten Musul ve Lozan Tartışmalarına Tarihi Yanıt… DEVA Partisi İl Başkanı Tayfun Öztürk, son dönemde yeniden gündeme getirilen Musul, Lozan Antlaşması ve Cumhuriyet’in kuruluş sürecine ilişkin tartışmalara kapsamlı bir değerlendirmeyle yanıt verdi. Tarihi olayların bağlamından koparılarak yorumlandığını belirten Öztürk, Osmanlı Devleti’nin son döneminden başlayarak Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan sürecin doğru okunması gerektiğini söyledi. Öztürk, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Musul’u neden kaybettiği, Lozan Antlaşması’nın bu süreçteki rolü ve Musul petrolleriyle ilgili yıllardır kamuoyunda tekrarlanan iddiaların tarihi gerçeklerle örtüşmediğini ifade etti. “Osmanlı Güçlü Kalsaydı Tarih Çok Farklı Yazılabilirdi” Açıklamasında Osmanlı Devleti’nin son dönemindeki yapısal sorunlara dikkat çeken Öztürk, devletin yüzyıllar boyunca değişen dünya koşullarına uyum sağlamakta zorlandığını belirtti. Öztürk’e göre, medreselerin bilimsel gelişmelere kapılarını kapatmaması, Osmanlı’nın aydınlanma ve sanayi devrimlerini zamanında gerçekleştirebilmesi, devlet yönetiminde reformların başarıyla uygulanabilmesi halinde tarih farklı şekillenebilirdi. Osmanlı’nın son dönemlerinde ağır dış borç yükü altında kaldığını, kapitülasyonlar nedeniyle ekonomik bağımsızlığını önemli ölçüde kaybettiğini ifade eden Öztürk, yaşanan savaşların da devletin siyasi ve askeri gücünü ciddi biçimde zayıflattığını söyledi. II. Abdülhamid döneminde büyük toprak kayıplarının yaşandığını, donanmanın Haliç’te yıllarca atıl bırakıldığını ve devletin uluslararası dengelerde giderek daha kırılgan hale geldiğini belirten Öztürk, Birinci Dünya Savaşı’na girilmesinin de imparatorluğun dağılma sürecini hızlandırdığını vurguladı. “1918 Sonrası Türkiye Tarihinin En Ağır İşgal Süreci Yaşandı” Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı sonrasında fiilen parçalandığını hatırlatan Öztürk, 1918-1922 yılları arasında Anadolu’nun geniş bir bölümünün işgal edildiğini belirtti. Açıklamada, İstanbul, İzmir, Bursa, Trakya’nın tamamı, Batı Anadolu’nun büyük bölümü ile Güney ve Doğu Anadolu’nun çeşitli bölgelerinin işgal kuvvetlerinin kontrolüne geçtiği ifade edildi. Öztürk, Yunan ordularının 1920 yılında Ankara’ya kadar ilerlediğini ve başkente yaklaşık 50 kilometre mesafeye kadar yaklaştığını hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu: “Bugün Musul’un neden elde tutulamadığını sorgulayanların önce o günün şartlarını anlaması gerekir. Anadolu’nun büyük bölümü işgal altındayken, devletin ekonomik kaynakları tükenmişken ve halk yokluk içindeyken verilen bağımsızlık mücadelesi görmezden gelinemez.” “Musul Lozan’da Kaybedilmedi” Kamuoyunda sıkça dile getirilen “Musul Lozan’da kaybedildi” iddiasının tarihi gerçeklerle bağdaşmadığını savunan Öztürk, Lozan Antlaşması’nda Musul meselesinin kesin olarak çözüme kavuşturulmadığını söyledi. Öztürk’e göre Lozan görüşmeleri sırasında Türkiye ile İngiltere arasında Musul konusunda uzlaşma sağlanamadı ve konu, Lozan sonrasında iki ülke arasında yapılacak ikili görüşmelere bırakıldı. Bu nedenle Musul’un Lozan’da kaybedildiği yönündeki değerlendirmelerin tarihsel gerçekliği yansıtmadığını belirten Öztürk, sorunun sonraki gelişmeler çerçevesinde şekillendiğini ifade etti. Şeyh Sait İsyanı Süreci Nasıl Etkiledi? Öztürk, Musul konusunda İngiltere ile Türkiye arasında görüşmeler sürerken 1925 yılında meydana gelen Şeyh Sait İsyanı’nın Türkiye’nin elini zayıflattığını savundu. Cumhuriyet’in henüz kuruluş aşamasında olduğu bir dönemde yaşanan isyanın devletin güvenlik ve siyasi önceliklerini değiştirdiğini belirten Öztürk, Musul meselesinin de bu gelişmelerden doğrudan etkilendiğini ifade etti. Bu çerçevede Musul’un nihai olarak 1926 yılında yapılan Ankara Antlaşması sonrasında Türkiye sınırları dışında kaldığını kaydetti. Musul Petrolleri Hakkındaki “500 Bin Sterlin” İddiası Öztürk, yıllardır birçok siyasi tartışmada gündeme getirilen “Türkiye, Musul petrollerindeki hakkını 500 bin sterlin karşılığında sattı” iddiasının da gerçeği yansıtmadığını söyledi. 1926 Ankara Antlaşması’nın 14. maddesine dikkat çeken Öztürk, antlaşmada Türkiye’ye Irak petrol gelirlerinden 25 yıl boyunca yüzde 10 pay verilmesinin öngörüldüğünü belirtti. Antlaşmaya ek olarak İngiltere ve Irak tarafından Türkiye’ye gönderilen bir mektupta, isterse bu payın yerine 500 bin sterlinlik peşin ödeme seçeneğinin sunulduğunu ifade eden Öztürk, Türkiye’nin bu peşin ödeme teklifini kabul etmediğini söyledi. Türkiye’nin tercihinin, 25 yıl süreyle petrol gelirlerinden pay almak yönünde olduğunu vurguladı. “Türkiye Uzun Yıllar Petrol Geliri Tahsil Etti” Irak’ta petrol üretiminin 1927 yılında başladığını ve petrol boru hattının 1934 yılında tamamlandığını hatırlatan Öztürk, devlet bütçelerinde yapılan incelemelerin Türkiye’nin Musul petrollerinden gelir elde ettiğini açıkça ortaya koyduğunu söyledi. 1934 ile 1951 yılları arasındaki bütçe kayıtlarında “Sözleşmesi Gereğince Musul Petrollerinden Alınan” başlığı altında düzenli tahsilatların görüldüğünü ifade eden Öztürk, gelir kaleminin 1955 yılına kadar bütçelerde yer aldığını belirtti. Özellikle 1954 yılında yüksek tutarlı bir ödemenin kayıtlarda bulunduğunu söyleyen Öztürk, bu durumun Türkiye’nin petrol gelirlerinden hiç pay almadığı yönündeki iddiaları çürüttüğünü savundu. Bağdat Paktı ve Sonraki Süreç Öztürk, 1955 yılında Türkiye ile Irak arasında kurulan Bağdat Paktı sonrasında tahsil edilmeyen alacakların bulunduğunu ifade etti. Dönemin siyasi atmosferi nedeniyle ekonomik alacakların ikinci plana itildiğini belirten Öztürk, Irak’ta 1958 yılında gerçekleşen askeri darbenin ardından sürecin daha da karmaşık hale geldiğini söyledi. 1959’dan itibaren söz konusu petrol gelirlerinin bütçelerde “alacak” olarak yer almaya devam ettiğini kaydeden Öztürk, 1986 yılında Başbakan Turgut Özal döneminde bu alacaklardan hukuken vazgeçildiğini ifade etti. Tartışmalı Alacak Miktarı Musul petrollerinden kaynaklanan alacağın miktarı konusunda farklı değerlendirmeler bulunduğunu belirten Öztürk, bazı hesaplamalara göre Türkiye’nin yaklaşık 5,5 milyon sterlinlik hakka sahip olduğunu, bunun yaklaşık 3,5 milyon sterlinlik bölümünün tahsil edildiğini söyledi. Öte yandan eski Maliye Bakanı Hikmet Uluğbay’ın çalışmalarında alacağın çok daha yüksek olabileceği yönünde değerlendirmeler bulunduğunu ifade eden Öztürk, bu konuda akademik ve tarihsel araştırmaların sürdüğünü belirtti. “Cumhuriyetin Kuruluş Koşulları Unutulmamalı” Açıklamasının sonunda Cumhuriyet’in kuruluş sürecine dikkat çeken Öztürk, Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde yürütülen Kurtuluş Savaşı’nın Türkiye’nin bağımsızlığı açısından tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Anadolu’nun işgal altında bulunduğu, ekonomik kaynakların tükendiği ve devlet yapısının çöktüğü bir ortamda verilen mücadelenin sonuçlarının bugünün şartlarıyla değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Öztürk, tarihsel olayların ideolojik yaklaşımlarla değil, belgeler ve gerçekler ışığında ele alınması gerektiğini söyledi. Tarihi konuların siyasi polemik malzemesi yapılmasının toplumsal hafızaya zarar verdiğini ifade eden Öztürk, kamuoyunun doğru bilgiye ulaşmasının önem taşıdığını kaydetti. “Amacımız herhangi bir kişiye cevap vermek değil; tarihi olaylar hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan vatandaşlarımızın yanlış bilgilerle yönlendirilmesini önlemektir” diyen Öztürk, tarih tartışmalarında belge ve kaynakların esas alınması gerektiğini sözlerine ekledi.

CHP’nin 103. Yılına İlişkin Dikkat Çeken Değerlendirme Haber

CHP’nin 103. Yılına İlişkin Dikkat Çeken Değerlendirme

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkan Yardımcısı Gürhan Akdoğan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kuruluşunun 103’üncü yılı kapsamında gerçekleştirilen bayramlaşma töreninde yaptığı konuşmada, partinin tarihsel misyonu, kuruluş felsefesi ve son yıllarda yaşanan dönüşüm süreçlerine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına Cumhuriyet Halk Partisi’nin yalnızca bir siyasi parti değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş iradesinin ve milli mücadele ruhunun siyasal temsilcisi olduğuna vurgu yaparak başlayan Akdoğan, partinin temellerinin resmi kuruluş tarihinden çok daha önce, 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışıyla başlayan “Aydınlanma Yürüyüşü” sırasında atıldığını ifade etti. Akdoğan, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin kökleri, Kurtuluş Savaşı’nı zafere ulaştıran Kuvayı Milliye ruhuna dayanmaktadır. Bu büyük siyasi çınar, tarih boyunca çeşitli zorluklar ve çalkantılar yaşamış olsa da, milletin bağımsızlık ve çağdaşlaşma idealinden aldığı güçle her zaman ayakta kalmayı başarmıştır” dedi. Son yıllarda parti içerisinde yaşanan gelişmelere de değinen Akdoğan, özellikle son 13 yıllık süreçte CHP’nin kuruluş ilkeleri ve temel değerleri üzerinde ciddi aşınmalar yaşandığını savundu. Yaşananların kendileri açısından sürpriz olmadığını belirten Akdoğan, 3-4 Kasım 2010 tarihinden itibaren partide bir “eksen kayması” yaşandığını dile getirdiklerini ve bu konuda sürekli uyarılarda bulunduklarını söyledi. Cumhuriyet’in devrimci ve çağdaş karakterini, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti anlayışını temsil eden CHP’nin zaman zaman “Y-CHP” olarak adlandırılan anlayışların etkisi altına sokulmaya çalışıldığını ileri süren Akdoğan, partinin simgesi olan Altı Ok’un değiştirilmesini savunan yaklaşımların ortaya çıktığını ifade etti. Akdoğan açıklamasında, “Partimizin onurlu geçmişine yabancı, kuruluş felsefesine mesafeli ve Atatürk devrimleriyle sorunlu bazı çevreler, danışmanlıklar ve çeşitli görevler aracılığıyla parti içerisinde etkili olmaya çalışmıştır. Atatürk’e yönelik saygısız ifadeler kullananlar, ikinci cumhuriyetçi anlayışlar, neoliberal politikaları savunan gruplar, sağ siyasetten transfer edilen isimler ve hatta bölücü yapılara yakın duran çevreler zaman içerisinde parti içerisinde alan bulmuş, ne yazık ki belirli ölçülerde etkili olabilmiştir” ifadelerini kullandı. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Benim iki büyük eserim vardır; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi’dir” sözünü hatırlatan Akdoğan, CHP’nin Cumhuriyet kadar önemli bir emanet olduğunu belirterek, Atatürk’ün devrimci ve antiemperyalist çizgisine bağlı üyelerin bu emaneti koruma sorumluluğunu taşıdığını söyledi. Atatürk’ün Bursa Nutku’nda ortaya koyduğu bilinç ve sorumluluk anlayışını rehber edindiklerini ifade eden Akdoğan, “Bizler kişisel hesaplar ve beklentiler içerisinde olmadan, yalnızca Cumhuriyet’e ve partimizin kuruluş ilkelerine bağlılıkla hareket ettik. Geçmişte nasıl uyarı görevimizi yerine getirdiysek, bundan sonra da Cumhuriyet’in ve partimizin temel değerlerine yönelik her türlü olumsuz gidişe karşı aynı kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. Partinin uzun yıllardır sistemli bir dönüşüm sürecine maruz bırakıldığını öne süren Akdoğan, yıllar önce dile getirdikleri uyarıların bugün daha net görüldüğünü savundu. “13 yıl önce ‘parti işgal ediliyor’ dediğimizde bizi eleştirenler ve sessiz kalanlar, bugün yaşanan gelişmeler karşısında o sürecin sonuçlarını daha açık şekilde görmektedir. Oysa yaşananlar bir anda ortaya çıkmamış, adım adım planlanarak ilerlemiştir. Biz dün nerede duruyorsak bugün de aynı noktadayız” değerlendirmesinde bulundu. Konuşmasının sonunda CHP’nin kuruluş ilkelerini temsil eden Altı Ok’a bağlılıklarını vurgulayan Akdoğan, partiyi dönüştürme ve başkalaştırma girişimlerine karşı mücadele etmeyi sürdüreceklerini belirtti. “Cumhuriyet Halk Partisi’ni kuruluş rotasından uzaklaştırmaya yönelik her türlü girişim, kumpas ve müdahale sonuçsuz kalacaktır” diyen Akdoğan, CHP’nin tarihsel kimliğini, Cumhuriyet devrimlerini ve Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık hedefini savunan kadroların kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğini sözlerine ekledi.

Bursa’da 107 Yıllık Gurur: “Dünya Çözülürken Bir Başkaldırı” Konferansı, Milli Mücadele’yi Akademik Perspektifle Ele Alıyor Haber

Bursa’da 107 Yıllık Gurur: “Dünya Çözülürken Bir Başkaldırı” Konferansı, Milli Mücadele’yi Akademik Perspektifle Ele Alıyor

Bursa, 19 Mayıs 1919’un 107. yıldönümünü, Milli Mücadele’nin derin stratejik ve sosyolojik boyutlarını ortaya koyacak akademik bir konferansla kutlamaya hazırlanıyor. İlter Dergisi ve “İlterliler” ekibi tarafından organize edilen etkinlik, tarih tutkunlarını ve akademisyenleri Ördekli Kültür Merkezi’nin tarihi atmosferinde bir araya getirecek. 19 Mayıs 1919: Ulusal Bağımsızlığın Başlangıcı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak Milli Mücadele’yi başlatmasının üzerinden 107 yıl geçti. Tarihçiler, 19 Mayıs’ı yalnızca askeri bir hamle olarak değil, aynı zamanda yıkılmakta olan bir imparatorluğun küresel güç dengeleri arasında başkaldırı niteliği taşıyan bir olay olarak değerlendiriyor. O dönemde Osmanlı İmparatorluğu, I. Dünya Savaşı’nın ağır yaraları, Mondros Mütarekesi’nin getirdiği işgaller ve ekonomik çöküntüyle karşı karşıyaydı. Ülke toprakları, Sevr Antlaşması’nın dayattığı sınırlarla tehdit altındaydı. İşte tam da bu ortamda, genç bir subay olan Mustafa Kemal Atatürk, Samsun’a çıkarak Türk milletinin kaderini yeniden yazacak bir liderlik vizyonunu hayata geçirdi. Bu bağlamda İlter Dergisi’nin konferansı, 19 Mayıs’ın yalnızca sembolik bir tarih olmadığını; aynı zamanda ulusal bağımsızlık ve egemenlik mücadelesinin stratejik bir başlangıcı olduğunu katılımcılara aktaracak. Etkinlik, dönemin siyasi, sosyal ve ekonomik şartlarını tarihsel belgeler ve akademik analizlerle masaya yatıracak. Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan’dan Ayrıntılı Analiz Etkinliğin ana konuşmacısı olan Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan, “Dünya Çözülürken Bir Başkaldırı: 19 Mayıs 1919” başlıklı sunumuyla katılımcılara dönemin tarihsel ve sosyolojik kodlarını aktaracak. Arslan, etkinlik öncesi yaptığı açıklamada şunları söyledi: “19 Mayıs, sadece bir başlangıç günü değil, aynı zamanda bir halkın kendi kaderini tayin etme iradesinin sembolüdür. O dönemde, Osmanlı’nın çözülmekte olduğu ve dünya dengelerinin değiştiği bir ortamda, Atatürk ve silah arkadaşlarının başlattığı hareket, Türk milletinin modern tarih sahnesine çıkışının temelini oluşturmuştur. Bu konferansta, hem askeri hem de sosyolojik perspektifiyle o günleri yeniden ele alacağız.” Doç. Dr. Arslan, konuşmasında ayrıca, Atatürk’ün öngörüsü ve stratejik planlaması sayesinde Türk milletinin ulusal direniş iradesinin nasıl şekillendiğini, yerel halkın desteğini ve bölgeler arasındaki iletişim ağlarının mücadeledeki önemini detaylı bir şekilde anlatacak. Katılımcılar, Milli Mücadele’nin sadece cephede kazanılan zaferlerden ibaret olmadığını, toplumun her kesiminde şekillenen bir hareket olduğunu akademik verilerle öğrenme fırsatı bulacak. İlter Dergisi’nden Tarihsel Bağlam ve Mesaj İlter Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Faruk Akdağ, etkinliğin amacını şöyle özetledi: “19 Mayıs, Atamızın bize bıraktığı en önemli emanettir. Bu emaneti sadece törenlerle değil, o günkü iradeyi ve mücadele ruhunu anlayarak kutlamalıyız. Bu konferans ile Bursalıları o dönemin stratejik, sosyolojik ve tarihsel detaylarıyla buluşturmak istiyoruz. Tüm halkımızı, gurur dolu bir akşamda bayram coşkusunu paylaşmaya davet ediyoruz.” Akdağ, etkinliğin, İlterliler grubunun hafta boyunca sürecek kutlama programının merkezinde yer aldığını ve Bursa’nın tarih bilinci ile kültürel mirasına katkı sağlayacağını vurguladı. Etkinliğin Detayları Konferansın detayları şu şekilde: Tarih: 17 Mayıs 2026, Pazar Saat: 19.00 Yer: Ördekli Kültür Merkezi, Bursa Organizatörler, etkinliğin katılım açısından yoğun ilgi görmesini bekliyor. Tarih meraklıları, akademisyenler, öğrenciler ve halk, Milli Mücadele’nin 107. yılını, hem tarihsel hem de akademik bir perspektifle yeniden yaşayacak. Tarihsel Önemi 19 Mayıs 1919, Türk milletinin kendi kaderini tayin etme iradesinin sembolüdür. Bu tarih, yalnızca bir askeri hamle değil; Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü ve dünya dengelerinin değiştiği kritik bir dönemde milletin yeniden doğuşunun başlangıcıdır. Bursa’da yapılacak konferans, genç kuşaklara Milli Mücadele’nin derin anlamını aktarmak, tarih bilincini güçlendirmek ve Atatürk’ün stratejik dehasını anlamak açısından önemli bir fırsat sunuyor. Bu kapsamlı etkinlik, tarih bilinciyle yetişmiş, bilinçli ve araştırmacı bir neslin oluşturulmasına katkı sağlayacak bir akademik buluşma niteliğinde.

Bir Asırlık Deneyim, Çocukların Hayalleriyle Buluştu Haber

Bir Asırlık Deneyim, Çocukların Hayalleriyle Buluştu

Ekol Koleji, kuşaklar arasında anlamlı bir köprü kuran ve çocukların hayal dünyalarını zenginleştiren özel bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Okulun 2/A sınıfı öğrencileri Alya Taşcı ve Neslişah Eser tarafından hazırlanan “Renklerle Dünya Yolculuğu” adlı sergi, 101 yaşındaki Köy Enstitüsü öğretmeni Nurten Ceyhan’ın katılımıyla açıldı. Etkinlik, okulun kurucu başkanı Nebi Taşcı ve genel müdür Türkan Sedef Taşcı’nın Ceyhan’ı okul kapısında karşıladığı anlamlı bir törenle başladı. Geçmişin Birikimi, Geleceğin Çocuklarıyla Buluştu Etkinlikte, Nurten Ceyhan’ın öğrencilerle gerçekleştirdiği söyleşi büyük ilgiyle dinlendi. Ceyhan, deneyimlerini paylaşırken, öğrencilerle birlikte uçurtma yapıp uçurarak etkinliğe renk kattı. Ceyhan, konuşmasında geçmişin birikimini bugünün çocuklarıyla buluşturmanın önemine dikkat çekerken, bu organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti. Ekol Koleji kurucusu Nebi Taşcı, çocuklara geçmişten gelen deneyimleri aktarmanın eğitimin bir parçası olduğunu belirterek, Türk Eğitim Vakfı (TEV) bursu önceki dönem başkanı Sayın Mehmet Çalışkan’a katkılarından dolayı teşekkürlerini iletti. Köy Enstitüsü Eğitiminden Öğrencilere İlham Söyleşisinde, Köy Enstitülerindeki üretim temelli eğitim anlayışını aktaran Nurten Ceyhan, Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının ardından ortaokul üçüncü sınıf öğrencisi olduğunu ve o döneme ait anılarını öğrencilerle paylaştı. Ceyhan, Köy Enstitüsü ruhunun Ekol Koleji’nde yaşatılmasını büyük bir mutlulukla gözlemlediğini belirterek, okulun doğaya, yeşile ve canlılara verdiği önemin, mutlu çocuklar yetiştirme anlayışıyla birleştiğini vurguladı. “Bu okulda, eğitimin en güzel haline tanıklık ediyorum,” dedi Ceyhan. Ayrıca, sağlıklı ve uzun bir yaşamın sırrını “üretkenlik, çalışkanlık ve hayata bağlı kalmak” olarak tanımlayan Ceyhan, bu yaklaşımın yaşam boyu öğrenmenin en önemli anahtarı olduğunu söyledi. Sanat ve Yaratıcılıkta Başarı Öğrenciler tarafından hazırlanan sanat eserleri büyük beğeni toplarken, etkinlikte düzenlenen resim yarışmasında ödüller sahiplerini buldu. İlkokul kategorisinde, Deniz Ilgın Sünney birinci, Sıla Yıldız ikinci, Kayra Ege Maltepe ise üçüncü oldu. Ortaokul kategorisinde ise, Helin Evliyaoğlu birinci, Elif Acar ikinci ve Neval Akın üçüncü oldu. Ödül töreninde, dereceye giren öğrencilere madalyalarını Nurten Ceyhan takdim etti. Ayrıca, Buğlem Atıcı’nın büyük beğeni toplayan eseri, Ceyhan’a özel bir hediye olarak kendisi tarafından sunuldu. İlham Veren Bir Gün Etkinliğin sonunda, Nurten Ceyhan öğrencilerine kendi yazdığı “Çılgın Babaanne” adlı kitabını armağan etti. Öğrenciler için bu özel gün, ilham verici ve unutulmaz bir deneyim olarak hafızalarda kaldı. Ekol Koleji, 101 yaşındaki Nurten Ceyhan’ın katılımıyla hayata geçirdiği bu anlamlı etkinlikle, geçmişin bilgi ve deneyimlerini bugünün genç nesline aktararak, eğitimde ne kadar önemli bir role sahip olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Bursa’da Emeklilerden LÖSEV'e 23 Nisan Hediyesi Haber

Bursa’da Emeklilerden LÖSEV'e 23 Nisan Hediyesi

Türkiye Emekliler Derneği Uludağ Şubesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle LÖSEV’de anlamlı bir etkinliğe imza attı. Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Uludağ Şubesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla anlamlı bir sosyal sorumluluk etkinlik gerçekleştirdi. Özel gün vesilesiyle ziyaret edilen Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV) Bursa İl Koordinatörlüğü bünyesinde hem bayram sevinci paylaşıldı, hem de çocuklara destek olundu. 100 KİTAP BAĞIŞI YAPILDI TÜED Uludağ Şubesinin özel etkinliğinde Mutlular Mahallesindeki Bursa Lösemili Çocuklar Bilim ve Doğa Köyü Enstitüsünde bulunan çocukların kütüphanelerine katkı sağlamak amacıyla 100 adet kitap bağışı yapıldı. Bunun yanı sıra, 23 Nisan kutlamalarında kullanılmak üzere Türk Bayrağı, çeşitli etkinlik malzemeleri ve hediyeler de LÖSEV’e teslim edildi. TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, “Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan; sadece çocuklarımızın bayramı değil, aynı zamanda geleceğimize olan inancımızın da en güçlü sembollerinden biridir. Bizler de Türkiye Emekliler Derneği Uludağ Şubesi olarak bu anlamlı günde, lösemiyle mücadele eden evlatlarımızın yanında olmak istedik. Onların yüzlerinde bir tebessüm oluşturabilmek, bizler için en büyük mutluluktur. Kitap bağışlarımızla onların eğitimine katkı sunmayı, bayramlık malzeme desteklerimizle de 23 Nisan coşkusunu doyasıya yaşamalarını amaçladık.” diye konuştu. SOSYAL SORUMLULUK ÇAĞRISI Kenan Pars, dayanışma ve sosyal sorumluluk bilincinin önemine dikkati çekerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplum olarak en büyük gücümüz, birlik ve beraberlik içinde hareket edebilme kabiliyetimizdir. Özellikle çocuklarımız söz konusu olduğunda, her birimizin sorumluluğu daha da artmaktadır. Bu vesileyle devletimizin ilgili tüm birimlerini, tüm vatandaşlarımızı LÖSEV'e sahip çıkmaya, bu tür sosyal sorumluluk çalışmalarına katkıda bulunmaya davet ediyoruz. Türkiye Emekliler Derneği Uludağ Şubesi olarak bu anlamlı organizasyonla hem 23 Nisan’ın ruhuna uygun bir dayanışma örneği sergiledik, hem de toplumda farkındalık yolunda katkı sağladık. Bu tür anlamlı etkinliklere imza atmaya devam edeceğiz.” LÖSEV’DEN TÜED ULUDAĞ’A TEŞEKKÜR LÖSEV Bursa İl Koordinatörlüğü Halkla İlişkiler Yöneticisi Onur Dönmez dr “TÜED Uludağ Şubesi’ne örnek duyarlılıkları için çok teşekkür ediyoruz. Sayın Kenan Pars Başkanlığındaki heyetin ziyareti, jestleri hepimizi çok mutlu etti. Sivil toplum kuruluşlarının bu tür destekleri çok değerli ve anlamlı. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle yapılan ziyaret, çocuklarımızın bayram coşkusunu ikiye katladı. Böyle etkinlikler, çocuklarımızın moralini yükseltiyor. TÜED Uludağ’ın faaliyetinin örnek olmasını diliyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis’ten 23 Nisan Mesajı: “Çocuklarımızın İhtiyaçları Önceliğimiz Olmalı” Haber

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis’ten 23 Nisan Mesajı: “Çocuklarımızın İhtiyaçları Önceliğimiz Olmalı”

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda hem bayramın tarihsel önemine dikkat çekti hem de ilçede yaşayan çocukların ihtiyaçlarına vurgu yaptı. Seyis açıklamasında, 23 Nisan’ın yalnızca bir bayram değil, aynı zamanda çocuklara verilen değerin ve geleceğe duyulan güvenin en güçlü simgelerinden biri olduğunu belirterek, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu anlamlı gün, milletimizin yarınlarını emanet ettiğimiz evlatlarımızın ne denli kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır” ifadelerini kullandı. “Yıldırım’da 150 bine yakın çocuk yaşıyor” Yıldırım ilçesinde 14 yaş ve altı yaklaşık 150 bin çocuğun yaşadığına dikkat çeken Seyis, bu büyük nüfusun ihtiyaçlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Çocukların sağlıklı, güvenli ve nitelikli bir çevrede büyümesinin yerel yönetimlerin en temel sorumlulukları arasında yer aldığını belirten Seyis, özellikle eğitim, sosyal alanlar ve kültürel faaliyetler konularında daha fazla yatırım yapılması gerektiğini dile getirdi. “Bu çocuklar sadece ailelerinin değil, toplumun ve ülkemizin geleceğidir. Onların iyi eğitim alması, spor yapabilecekleri alanlara erişmesi, sanatla ve bilimle iç içe büyümesi hepimizin ortak sorumluluğudur” diyen Seyis, çocuklara yönelik sosyal projelerin artırılması çağrısında bulundu. Sosyal alan ve eğitim vurgusu Açıklamada, Yıldırım’da çocukların kullanabileceği park, oyun alanı, spor tesisleri ve kültürel merkezlerin sayısının artırılması gerektiği ifade edildi. Seyis, özellikle dezavantajlı bölgelerde yaşayan çocukların fırsat eşitliğine erişebilmesi için yerel yönetimlerin daha kapsayıcı politikalar geliştirmesi gerektiğini söyledi. Eğitim konusuna da değinen Seyis, okul öncesi eğitimden başlayarak çocukların kaliteli eğitim imkanlarına erişiminin sağlanmasının önemine dikkat çekti. Dijital çağın gerekliliklerine uygun eğitim altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Seyis, çocukların sadece akademik değil, sosyal ve duygusal gelişimlerinin de desteklenmesi gerektiğini ifade etti. “23 Nisan, sorumluluklarımızı hatırlatıyor” İsmail Seyis, mesajının sonunda 23 Nisan’ın aynı zamanda yöneticilere ve topluma önemli sorumluluklar yüklediğini belirterek, “Bu anlamlı gün, çocuklarımız için daha yaşanabilir bir ilçe inşa etme görevimizi bize bir kez daha hatırlatmaktadır. Yıldırım’da yaşayan her bir çocuğun daha iyi şartlarda büyümesi için çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Seyis, tüm çocukların bayramını kutlayarak, onların barış, mutluluk ve umut dolu bir geleceğe sahip olması temennisinde bulundu.

Ümit Özdağ: Zafer Partisi sahada Haber

Ümit Özdağ: Zafer Partisi sahada

Bursa programı kapsamında Genel Merkez heyetiyle birlikte temaslarda bulunduklarını belirten Özdağ, İnegöl’ün ardından Bursa merkez ve farklı illerde ziyaretlerini sürdüreceklerini ifade etti. Parti olarak sahada aktif olduklarını vurgulayan Özdağ, “Zafer Partisi olarak biz sahadayız ve sahada çalışmalarımızı yüksek bir tempoyla sürdürüyoruz” dedi. Son dönemde okullarda yaşanan şiddet olaylarına ilişkin soruyu da yanıtlayan Özdağ, bu tür olayların yalnızca güvenlik önlemleriyle açıklanamayacağını belirtti. Basın ve sosyal medyada olay görüntülerinin paylaşılmasının doğru olmadığını savunan Özdağ, “Basının otokontrolle bu konuya yaklaşması gerekiyor. Asla görüntü olmamalı” ifadelerini kullandı. Eğitim ortamlarında şiddet riskine ilişkin akademik çalışmalara değinen Özdağ, sorunun çok boyutlu olduğunu ve sosyolojik ile psikolojik faktörlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Partisinin oy oranına ilişkin anket sorusunu da yanıtlayan Özdağ, anketlerin güvenilirliği konusunda tartışmalar bulunduğunu belirterek, “Ben anketler üzerinden konuşmaktan çok sahadaki canlılık üzerinden değerlendirme yapmayı tercih ediyorum” dedi. CHP ile olası siyasi iş birliğine yönelik soruya da değinen Özdağ, herhangi bir partiyle ittifaktan ziyade ilkesel bir birliktelikten söz ettiklerini ifade etti. Özdağ, “Biz herhangi bir siyasi partiyle ittifaktan bahsetmiyoruz, bir ilke etrafında birleşmekten bahsediyoruz. O ilke Cumhuriyet’in kuruluş ilkeleri ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür” diye konuştu. CHP’ye yönelik değerlendirmelerde de bulunan Özdağ, “Bizim CHP’ye yaptığımız çağrı kamuoyu önünde çok açıktır” ifadelerini kullandı. Özdağ, konuşmasının sonunda İnegöl’ün ekonomik yapısına da değinerek ilçenin ihracat başarısını ve sanayi çeşitliliğini övdü. İnegöl’ün önemli bir ekonomik başarıya imza attığını belirten Özdağ, bölge halkını tebrik etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.