Hava Durumu

#Lojistik

- Lojistik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lojistik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SÜRAT KARGO İLE TRABZONSPOR’UN İŞ BİRLİĞİ İKİ SEZON DAHA DEVAM EDECEK Haber

SÜRAT KARGO İLE TRABZONSPOR’UN İŞ BİRLİĞİ İKİ SEZON DAHA DEVAM EDECEK

Sürat Kargo ile Trabzonspor arasında geçtiğimiz sezon başlayan sponsorluk anlaşması iki yıl daha uzatıldı. Şirket, 2026-2027 ve 2027-2028 sezonlarında bordo-mavili kulübün resmi kargo sponsoru olmayı sürdürecek. Trabzonspor ile Sürat Kargo arasındaki sponsorluk iş birliğinde yeni dönem başladı. Papara Park’ta gerçekleştirilen imza töreniyle anlaşmanın iki sezon daha devam etmesi kararlaştırıldı. Yeni anlaşma kapsamında Sürat Kargo, Trabzonspor Erkek Futbol A Takımı’nın 2026-2027 ve 2027-2028 sezonlarındaki kargo süreçlerine destek sağlayacak. OĞUZ: “İŞ BİRLİĞİMİZİ SÜRDÜRMEKTEN MUTLUYUZ” Sürat Kargo Genel Müdürü Cem Oğuz, Trabzonspor gibi köklü geçmişe ve güçlü taraftar kitlesine sahip bir kulüple iş birliklerinin devam etmesinden mutluluk duyduklarını belirtti. Oğuz, şirketin operasyonel gücü ve deneyimiyle Trabzonspor’un kargo süreçlerine katkı sunmayı sürdüreceğini ifade ederek, sporun dinamizmiyle lojistik sektöründeki deneyimlerini bir araya getiren bu iş birliğine önem verdiklerini söyledi. Sürat Kargo’nun yatırımlarına da değinen Oğuz, son bir yılda yaklaşık 20 milyon euroluk yatırım gerçekleştirdiklerini ve operasyonel kapasitelerini iki katına çıkardıklarını belirtti. Oğuz ayrıca 2026’nın ilk altı ayında şirketin pazar payında önemli artış sağlandığını ifade etti. TRABZONSPOR’DAN SPONSORLUK MESAJI Trabzonspor Genel Sekreteri Sami Karaman ise kulüp olarak güçlü ve güvenilir markalarla uzun vadeli iş birliklerine önem verdiklerini söyledi. Sürat Kargo ile geçen sezon başlayan birlikteliğin iki sezon daha devam edecek olmasından memnuniyet duyduklarını belirten Karaman, şirketin geniş hizmet ağı ve operasyonel kapasitesinin kulübün kargo süreçlerine katkı sağladığını ifade etti. Karaman, iki markanın karşılıklı güven temelinde yoluna devam etmesinin önemli olduğunu belirterek Sürat Kargo’ya Trabzonspor’a verdiği destek nedeniyle teşekkür etti. 700’DEN FAZLA ŞUBEYLE HİZMET VERİYOR Bacacı Yatırım Holding bünyesinde faaliyet gösteren Sürat Kargo, Türkiye genelinde 700’den fazla şube, 13 bölge müdürlüğü, 26 aktarma merkezi ve 2 binden fazla mobil dağıtım alanıyla hizmet veriyor. Yapılan yeni sponsorluk anlaşmasıyla Sürat Kargo-Trabzonspor iş birliği en az 2027-2028 sezonunun sonuna kadar devam edecek.

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler: "Afetlerde ilk dakikalar hayatla ölüm arasındaki çizgiyi belirliyor" Haber

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler: "Afetlerde ilk dakikalar hayatla ölüm arasındaki çizgiyi belirliyor"

BURSA / İZNİK – Türkiye'nin deprem kuşağında bulunması, son yıllarda artış gösteren orman yangınları, endüstriyel kazalar ve diğer felaketler, afetlere hazırlık sürecini yeniden gündeme getirerek en kritik başlıklar arasına taşıdı. DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, afet yönetiminde giderek önem kazanan "Taktik Tıp" yaklaşımına dair kapsamlı bir değerlendirme yaparak, afetlerin ilk dakikalarında gerçekleştirilen müdahalelerin binlerce kişinin hayatını kurtarmadaki kritik rolünü vurguladı. Genişler; büyük depremlerden sel felaketlerine, orman yangınlarından patlamalara kadar kitlesel yaralanmalara yol açan tüm afetlerde ilk saatlerin hayati öneme sahip olduğunu belirterek, klasik sağlık hizmetlerinin bu olağanüstü koşullarda tek başına yeterli olmayabileceğini ifade etti. Kaosun Ortasında Yaşam Mücadelesi Afetlerin sadece yapıları değil, şehirlerin genel işleyişini etkilediğini belirten Genişler, büyük bir deprem anında ortaya çıkan tabloyu şu sözlerle özetledi: "Yer sarsılıyor, binalar saniyeler içinde yıkılıyor, elektrikler kesiliyor, iletişim ağları çöküyor. Ambulanslar yolların kapanması nedeniyle ilerleyemiyor. Hastaneler kısa sürede doluyor. Arama kurtarma ekipleri enkaz altındaki yaşam mücadelesini sürdürürken, sağlık ekipleri sınırlı imkanlarla çok sayıda yaralıya ulaşmaya çalışıyor." Bu durumun yalnızca depremlere özgü olmadığını dile getiren Genişler; heyelanlar, büyük patlamalar, endüstriyel kazalar ve benzeri felaketlerde de benzer kriz ortamlarının yaşandığını söyledi. "En Kritik Soru: Önce Kime Müdahale Edilecek?" Afet sahasındaki en büyük sorunun, kısıtlı imkanlarla hangi yaralılara öncelik verileceği olduğunu ifade eden Genişler, modern afet yönetiminin bu noktasında "Taktik Tıp" yaklaşımının esas alınması gerektiğini dile getirdi. Genişler, "Afetlerde tüm yaralılara aynı anda müdahale etmek çoğu zaman mümkün değildir. Mevcut kaynaklarla mümkün olan en fazla insanın hayatını kurtarmaya yönelik bir önceliklendirme yapılması gerekir. İşte taktik tıp bu anlayış üzerine kuruludur." dedi. Artan Riskler Yeni Yaklaşımları Zorunlu Kılıyor İklim değişikliğinin doğal afetlerin sıklığını ve şiddetini artırdığına dikkat çeken Genişler; hızlı kentleşme, nüfus yoğunluğu ve kritik altyapıların riskli bölgelerde bulunmasının afetlerin etkisini daha da büyüttüğünü belirtti. Genişler'e göre artık sadece tedavi bilgisi yeterli değil; kriz yönetimi, güvenlik, lojistik, koordinasyon ve hızlı karar alma yetenekleri de afet müdahalelerinin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Altın Saat Hayat Kurtarıyor Travma tıbbında "Altın Saat" olarak tanımlanan ilk 60 dakikanın önemine değinen Genişler, ağır yaralanmalarda bu süre zarfında yapılacak doğru müdahalenin hayatta kalma oranlarını önemli ölçüde artırdığını belirtti. Durdurulamayan kanamalar, hava yolu tıkanıklıkları, solunum problemleri ve hipotermi gibi durumların saniyelerle yarıştığını ifade eden Genişler, "Afetlerde zaman yalnızca ilerlemez; aynı zamanda yaşam umudunu da tüketir." değerlendirmesinde bulundu. Taktik Tıp Nedir? Taktik tıbbın sadece acil sağlık hizmetlerinden ibaret olmadığını belirten Genişler; bu sistemin olay yeri güvenliği, ekiplerin korunması, kaynak yönetimi, tahliye stratejileri ve kurumlar arası koordinasyonu içeren kapsamlı bir kriz yönetimi modeli olduğunu söyledi. Genişler, bu yaklaşımın ilk olarak askeri operasyonlar için geliştirildiğini, günümüzde ise deprem, sel, endüstriyel kazalar ve kitlesel yaralanmaların yaşandığı birçok sivil olayda başarıyla uygulandığını ifade etti. "Afet Sahası Hastane Değildir" Afet bölgelerindeki koşulların hastane ortamından tamamen farklı olduğuna dikkat çeken Genişler; yıkılmış yapılar, artçı sarsıntılar, yangınlar, gaz kaçakları, elektrik hatları, kimyasal riskler ve panik halindeki kalabalıklar nedeniyle sağlık hizmeti sunumunun son derece karmaşık hale geldiğini söyledi. Bu nedenle, afet bölgelerinde görev yapan ekiplerin bu olağanüstü şartlara uygun eğitimler almasının hayati önem taşıdığını belirtti. Müdahalenin İlk Kuralı Güvenlik Taktik tıbbın temel prensiplerinden birinin "Kurtarıcı yaralanırsa kurtarma işlemi durur" anlayışı olduğunu vurgulayan Genişler, olay yerine ulaşan ekiplerin öncelikli olarak risk değerlendirmesi yapması gerektiğini ifade etti. Güvenliği sağlanmamış alanlarda yapılacak müdahalelerin hem sağlık çalışanlarını hem de yaralıları daha büyük tehlikelere atabileceğini söyleyen Genişler, planlı ve koordineli hareket etmenin önemine dikkat çekti. Kapsamlı Araştırma Dosyası Hazırlanıyor Recep Genişler; afet yönetimi ve taktik tıp politikalarını daha geniş bir çerçevede ele alarak Türkiye'nin afet risk haritası, deprem ve sel yönetimi, KBRN durumları, UMKE, AFAD, 112 Acil Sağlık, itfaiye ve güvenlik güçlerinin koordinasyonu, triyaj sistemi, psikolojik ilk yardım ve gönüllü destek sistemlerini içeren kapsamlı bir araştırma dosyası planladığını belirtti. Hazırlanacak bu çalışma ile afetlere hazırlık konusunda kamuoyunda farkındalık oluşturmayı ve stratejik yönetimin önemine dikkat çekmeyi amaçladığını açıkça ifade etti.

Yunus Aydın Perspektifiyle Bursa Ulaşımı: Viyadük Eksikliği mi, Bilinçli Tercih mi? Haber

Yunus Aydın Perspektifiyle Bursa Ulaşımı: Viyadük Eksikliği mi, Bilinçli Tercih mi?

Türkiye'nin en güçlü sanayi kentlerinden biri olan Bursa, üretim kapasitesi ve ekonomik dinamizmiyle öne çıkarken, şehir içi ulaşım politikalarında diğer büyükşehirlerden ayrışan bir model izliyor. İstanbul, İzmir ve Ankara gibi metropollerde yaygın olarak kullanılan şehir içi viyadük elde etme Bursa'da neredeyse hiç bulunmaması, kentte dikkat çekici bir farklılık olarak öne çıkıyor. Bu eksiklik bir eksiklik mi yoksa kalmış bir şehircilik tercihi mi olduğu sorusu, Uludağ Organize Sanayi Bölgesi geçmiş dönem Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Aydın'ın değerlendirmeleriyle çok boyutlu şekilde ele alınıyor. Türkiye'de Viyadüklerin Rolü Türkiye'de özellikle büyükşehirlerde viyadükler, yoğun trafik, şehir içi ulaşımı ayırarak kesintisiz ulaşım sağlama olanağı görüyor. Mecidiyeköy'deki viyadük sistemi, İstanbul'un en yoğun arterlerinden biri olan D-100 (E-5) üzerinden transit şerit şehir içinden ayrıştırarak önemli bir rahatlama sağlıyor. Bu yapı, Bursa'daki Kent Meydanı ve Heykel gibi yoğun merkezlerle benzer bir işlevi üstlenebilecek potansiyele işaret ediyor. Bornova viyadükleri ise İzmir’de adeta bir “üst ulaşım koridoru” oluşturarak özellikle liman bağlantılarında kritik rol oynuyor. Bu model, Bursa’da Görükle ile Kestel hattı arasında kesintisiz bir üst yol alternatifi olarak değerlendiriliyor. Başkent Ankara’da ise viyadükler çoğunlukla coğrafi zorunlulukların sonucu olarak ortaya çıkıyor. Dikmen ve Kuzey Ankara aksında yer alan yapılar, vadiler arasında kesintisiz ulaşım sağlıyor. Bursa’nın Tercihi: Yer Altı Çözümleri Bursa’da ise uzun yıllardır öncelikli tercih “battı-çıktı” (dalçık) sistemleri oldu. Şehir, viyadük yerine trafiği yer altına almayı tercih ederek farklı bir planlama yaklaşımı benimsedi. Bu tercihin arkasında öne çıkan temel unsurlar şöyle sıralanıyor: Tarihi ve estetik hassasiyetler: Osmanlı mirası ve Uludağ silueti, şehir üstünde büyük beton yapıların oluşmasına karşı çekince oluşturdu. Şehir dokusu: Yoğun yerleşim alanları arasında viyadük geçirmek, kamulaştırma ve görsel etki açısından zorluklar barındırıyor. Planlama yaklaşımı: Yerel yönetimler uzun yıllar boyunca “üstten değil alttan çözüm” modelini benimsedi. Ancak artan nüfus, genişleyen sanayi alanları ve özellikle organize sanayi bölgelerine yönelen ağır vasıta trafiği, mevcut sistemin sınırlarını zorlamaya başladı. Sanayi Kenti İçin Yeni Ulaşım Modeli Arayışı Uludağ OSB’nin eski başkanı Yunus Aydın, Bursa’nın artık klasik şehir kimliğinin ötesine geçtiğini vurguluyor: “Bursa artık sadece bir şehir değil, aynı zamanda dev bir üretim merkezi. Organize sanayi bölgeleri arasındaki bağlantılar ve liman erişimi, şehir içi trafikten bağımsız düşünülmek zorunda.” Bu çerçevede özellikle İzmir Yolu ile Ankara Yolu aksında planlanabilecek viyadük sistemlerinin, ulaşımda yeni bir dönemin kapısını aralayabileceği ifade ediliyor. Olası Viyadük Sisteminin Avantajları Kesintisiz ulaşım: Sinyalizasyon ve kavşaklardan bağımsız bir ekspres hat oluşturulabilir. Zaman ve yakıt tasarrufu: Özellikle sanayi lojistiğinde verimlilik artışı sağlar. Kritik noktaların rahatlaması: Acemler gibi yoğun kavşaklarda %30-40 oranında rahatlama mümkün olabilir. Maliyet avantajı: Bazı projelerde yer altı çözümlerine göre daha ekonomik olabilir. Tartışmanın Odağı: Şehir Silueti Viyadük projelerinin en çok tartışılan yönü ise görsel etkisi. Bursa gibi tarihi ve doğal kimliği güçlü bir şehirde, yüksek beton yapıların kent estetiğine etkisi önemli bir tartışma başlığı olarak öne çıkıyor. Bu nedenle olası projelerde mimari tasarım, çevresel uyum ve şehir siluetiyle entegrasyon kritik önem taşıyor. Gelecek Perspektifi: Hibrit Ulaşım Modeli Uzmanlara göre Bursa’nın ulaşım geleceği, tek bir modele bağlı kalmak yerine hibrit çözümlerde şekillenecek. Battı-çıktı sistemleri, raylı ulaşım ve sınırlı viyadük uygulamalarının birlikte planlanması, daha sürdürülebilir bir ulaşım altyapısı oluşturabilir. Özellikle Görükle – Kestel hattında geliştirilebilir çok katlı ulaşım sistemi, hem şehir içi bölünme hem de sanayi lojistiğini dönüştürme potansiyeline sahip. Sonuç Bursa'da viyadüklerin günümüze kadar tercih edilmemesi bir eksiklikten çok, geçmiş planlama anlayışının bir olarak değerlendirilmesi yapılıyor. Ancak model ihtiyaçları, artan üretim kapasitesi ve lojistik talepler, bu yaklaşımın yeniden ele alınmasını zorunlu kılıyor. Sanayi, nüfus ve baskı baskısının arttığı yeni dönemde Bursa'nın, daha cesur ve gelişmiş ulaşım çözümlerine yönelmesi kaçınılmaz görünüyor.

Sedat Yalçın:Türkiye’nin sorunu yanlış üretim modeli Haber

Sedat Yalçın:Türkiye’nin sorunu yanlış üretim modeli

Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı, Kalkınma Politikaları Başkanı Yeminli Mali Müşavir Sedat Yalçın, para politikalarının enflasyonu başlatan ve şiddetlendiren unsurların kontrol edilebileceğini ancak kalıcı çözümün üretim sisteminin yeniden yapılandırılmasından bozulduğunu vurguladı. Merkez Bankası'nın faiz, döviz kuru, kredi verisi ve tasarruf-yatırım dengesi üzerinden enflasyonu yönetebileceğini ifade eden Yalçın, buna rağmen sorunun sadece para politikasıyla çözülemeyeceğini söyledi. “Yapısal sorunlar ekonomiyi kilitliyor” Türkiye'de üretim sistemi uzun yıllar boyunca biriken yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Yalçın, eğitim sistemi ile iş gücü değişimi arasındaki kopukluğun üretim kalitesini düşürdüğünü dile getirdi. Mesleki eğitim ile mühendislik alanları arasındaki uyumsuzluk da ekonominin rekabet gücünün arttığı faktörler arasında gösterilmiştir. Enerji ve ara malında piyasadan Türkiye ekonomisinin kırılgan hale getirdiğini belirten Yalçın, bu durumun cari açık riskini artırdığı gibi maliyet enflasyonunu da tetiklediğini ifade etti. Sanayi ve tarımda verimlilik sorunu Sanayi ve tarımda küçük değişiklik ve parçalı işletme verimliliğini sınırladığını belirten Yalçın, sanayinin uzun vadeli finansman varlığının zorlandığını söyledi. Kalkınmada fonksiyonel planlama eksikliğine dikkat eden Yalçın, organize sanayi bölgelerinin ulaşım ve liman bağlantılarındaki gecikmenin lojistik maliyetlerinin artırıldığını ifade etti. “Yüksek teknoloji üretimine geçmek zorundayız” Yalçın, Türkiye'nin rekabette geri kalmaması için yüksek teknolojiye dayalı üretimmodeline tutulmasını vurgulayarak, dijital ve yeşil dönüşümün tamamlamış bir üretim ekosisteminin akımının şartı olduğunu söyledi. Güçlü bir lojistik altyapısı, coğrafi entegrasyon ve ihracatta yüksek teknoloji payının kalkınma politikalarının temel hedefi arasında yer açmakta olan Yalçın, “Türkiye'nin üretim sistemini özetleyen bir reformdan ekonomik olarak kalıcı şekilde elde edilmesi mümkün değil” kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.