Hava Durumu

#Kültürel Miras

- Kültürel Miras haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültürel Miras haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BURSA TURİZMİNDE YENİ DÖNEM: 2030 HEDEFLERİ İÇİN YOL HARİTASI HAZIRLANIYOR Haber

BURSA TURİZMİNDE YENİ DÖNEM: 2030 HEDEFLERİ İÇİN YOL HARİTASI HAZIRLANIYOR

Bursa’nın tarihî mirasını, doğal güzelliklerini ve kültürel zenginliklerini turizm ekonomisine daha etkin kazandırmayı hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, kentin gelecek beş yıllık turizm vizyonunu belirlemek için önemli bir çalışma yürütüyor. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba’nın öncülüğünde sürdürülen hazırlık sürecinde akademisyenler, kamu kurumları, yerel yönetimler ve turizm sektörü temsilcileri bir araya gelerek kentin mevcut potansiyelini ve gelişim fırsatlarını değerlendirdi. BURSA'NIN TURİZM POTANSİYELİ MASAYA YATIRILDI Dört gün süren programda Bursa’nın turizmde öne çıkan değerleri farklı başlıklar altında ele alındı. UNESCO Dünya Mirası alanlarından doğal güzelliklere, kırsal turizmden ulaşım altyapısına kadar birçok konuda uzman görüşleri alındı. Özellikle kültürel mirasın korunması, turizm bölgelerine erişimin kolaylaştırılması, kıyı ve yayla turizminin geliştirilmesi ile turizm faaliyetlerinin yılın tamamına yayılması üzerinde duruldu. Çalışmalara Bursa Uludağ Üniversitesi, Bursa Teknik Üniversitesi ve Mudanya Üniversitesinden akademisyenler de katkı sağladı. HEDEF: BURSA'YI DÖRT MEVSİM TURİZM MERKEZİ YAPMAK Hazırlanacak master planla Bursa’nın yalnızca tarihî ve kültürel değerleriyle değil, termal kaynakları, gastronomisi, doğası, kıyıları ve Uludağ gibi önemli turizm merkezleriyle de daha geniş bir ziyaretçi kitlesine ulaşması amaçlanıyor. Özellikle ilçelerin kendine özgü turizm değerlerinin ön plana çıkarılması, turizm gelirlerinin kent geneline yayılması ve yeni turizm alanlarının geliştirilmesi hedefleniyor. UZMANLARDAN BURSA'NIN GELECEĞİNE YÖNELİK DEĞERLENDİRME Kapadokya Üniversitesi Turizm Master Planları Koordinatörü Prof. Dr. Bilgehan Gülcan, Bursa’nın önemli bir turizm birikimine sahip olduğunu belirterek hazırlanan planın kentin gelecek beş yıllık turizm politikalarına yön vereceğini ifade etti. Gülcan, kültürel miras, ekoturizm, gastronomi, kongre organizasyonları ve spor turizmi gibi alanlarda uzman ekiplerle kapsamlı çalışmalar yürütüldüğünü aktardı. Kapadokya Üniversitesi Sosyal ve Stratejik Çalışmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Halil Burak Sakal ise Bursa’nın deniz, inanç, kültür ve termal turizm açısından önemli fırsatlar barındırdığını vurguladı. Sakal, kentte devam eden turizm projelerinin bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilerek kapsamlı bir rapora dönüştürüleceğini belirtti. DÖRT GÜNLÜK ÇALIŞMA MERİNOS'TA TAMAMLANDI Bursa’nın turizm geleceğinin değerlendirildiği program, Merinos Park Restoran’da gerçekleştirilen teknik değerlendirme ve kapanış toplantısıyla tamamlandı. Toplantılarda ortaya çıkan görüş, öneri ve saha gözlemlerinin hazırlanacak Turizm Master Planı ile Eylem Planı'na temel oluşturması bekleniyor. BURSA TURİZMİNDE 2030 VİZYONU Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte kentin turizm alanındaki güçlü yönlerinin belirlenmesi, yatırım önceliklerinin ortaya konulması ve sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi amaçlanıyor. 2026-2030 Bursa Turizm Master Planı'nın, şehrin turizm potansiyelini daha verimli değerlendirmesi, ziyaretçi çeşitliliğini artırması ve Bursa'nın ulusal ve uluslararası turizm pazarındaki konumunu güçlendirmesi için önemli bir yol haritası olması hedefleniyor.

Bursa’nın 700 Yıllık Tarihi Mirası Söyleşilerle Gün Yüzüne Çıkıyor Haber

Bursa’nın 700 Yıllık Tarihi Mirası Söyleşilerle Gün Yüzüne Çıkıyor

Bursa’nın Tarihine Işık Tutuldu Bursa Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan söyleşi serisinin ilk programı, tarih ve kültür meraklılarını bir araya getirdi. “Bir Medeniyetin Hafızası: Bursa – İpekten İmparatorluğa 1: Kuruluş ve Osmanlı Ruhu” başlığıyla gerçekleştirilen etkinlikte, Bursa’nın Osmanlı medeniyetinin gelişimindeki rolü ve kentin yüzyıllar boyunca taşıdığı kültürel miras değerlendirildi. Programa AK Parti Bursa Milletvekilleri Emine Yavuz Gözgeç ve Emel Gözükara Durmaz ile çeşitli kurum ve kuruluşların temsilcileri ve vatandaşlar katılım sağladı. Akademisyenler Osmanlı’nın İzlerini Anlattı AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Aydın Böhürler’in moderatörlüğünü üstlendiği söyleşide, Prof. Dr. Mustafa Kara ve Prof. Dr. Ayşe Zişan Furat konuşmacı olarak yer aldı. Programda Bursa’nın Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemindeki stratejik konumu, ilim ve kültür hayatına katkıları ile medeniyet tarihindeki yeri farklı yönleriyle değerlendirildi. Katılımcılar, Bursa’nın yalnızca siyasi bir merkez değil, aynı zamanda bilim, sanat ve kültür alanlarında önemli bir birikime sahip şehir olduğunu anlatan değerlendirmeleri dinleme fırsatı buldu. Müzik Dinletisiyle Başladı Söyleşi öncesinde Türk Sanat Müziği sanatçısı Yaprak Sayar ve Bursa Büyükşehir Belediyesi Orkestra sanatçıları sahne aldı. Seslendirilen eserlerle başlayan program, ardından gerçekleştirilen tarih söyleşisiyle devam etti. Tarih Yolculuğu Nisan 2027’ye Kadar Sürecek Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “700. Yıl Söyleşileri”, Nisan 2027’ye kadar her ayın üçüncü cumartesi günü farklı konukların katılımıyla gerçekleştirilecek. Programlarda Osmanlı Devleti’nin kuruluş süreci, siyasi ve idari yapılanması, uluslararası ilişkileri, ticaret hayatı, mimari eserleri ve kültürel gelişimi gibi pek çok konu ele alınacak. Bursa’nın fethinin 700. yılına özel hazırlanan söyleşi dizisiyle, kentin köklü geçmişinin yeni nesillere aktarılması ve tarihsel mirasına yönelik farkındalığın artırılması hedefleniyor.

Romanya’da Hıdırellez Coşkusu: UNESCO Mirası Gelenekler Binlerce Kişiyi Buluşturdu Haber

Romanya’da Hıdırellez Coşkusu: UNESCO Mirası Gelenekler Binlerce Kişiyi Buluşturdu

ROMANYA / VENÜS – Demokrat Tatar Birliği tarafından Romanya'nın Karadeniz kıyısındaki Venüs tatil beldesinde düzenlenen Hıdırellez (Qıdırlez) Festivali, bu yıl binlerce kişinin oluşturduğuyla büyük bir coşku içerisinde gerçekleştirildi. 29-31 Mayıs 2026 tarihleri ​​arasında Turquoise Plajı'nda düzenlenen festival, Tatar kültürünün yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması açısından önemli bir buluşmaya sahne oldu. Romanya UNESCO Millî Komisyonu'nun himayesinde festival, Romanya Kültür Bakanlığı'nın desteğiyle hayata geçirilirken, Radyo Köstence ve Alpha Media da etkinliğin medya ortakları arasında yer aldı. Festivalin resmi açıklamasında konuşan Demokrat Tatar Birliği Başkanı Naim Belgin, Hıdırellez'in yalnızca bir bayram olmadığını, aynı zamanda Tatarların kültürel hafızasını yaşattığını önemli bir miras olarak vurguladı. CNR-UNESCO yöneticisi Codrin Tăut ise Hıdırellez'in dünya kültürüne bakış açısıyla baktığında dikkat ederek somut olmayan kültürel değerlerin korunmasının önemine değindi. UNESCO Mirası Oyunlar Büyük İlgi Gördü Festivalin en dikkat çekici bölümlerinden biri UNESCO kültürel mirası kapsamında değerlendirilen geleneksel oyunlar ve spor etkinlikleri oldu. Çocuklar ve gençler; toguz kumalak, bestemshe, göçürme (mangala), aşık atma, kol güreşi, tarihî okçuluk, geleneksel güreş, arkan tartıu (halat çekme) ve tayak tartış (sopa çekme) gibi asırlardır yaşatılan oyunları deneyimleme fırsatı buldu. Kurulan interaktif alanlar ve eğitim atölyeleri, özellikle genç kuşakların kültürel değerlerle buluşmasına katkı sağladı. Tatar Mutfağı ve Geleneksel Lezzetler Tanıtıldı Festival kapsamında kurulan gastronomi alanları da yoğun ilgi gördü. Katılımcılar Türk ve Tatar mutfağının seçkin örneklerini tatma fırsatı yakaladı. Etkinliğin öne çıkan lezzetlerinden biri, Menabit Özghiun tarafından hazırlanan ve UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan Orta Asya’nın meşhur pilavı oldu. Pirinç, et, havuç, kuru üzüm, sarımsak ve baharatlarla hazırlanan geleneksel pilav ziyaretçilerden büyük beğeni topladı. Musafir Efendi Bistro ve Metin Hoca’nın katkılarıyla hazırlanan şibörek, cantık, sarburma ve köbete gibi geleneksel Tatar yemekleri de festival boyunca misafirlere ikram edildi. Türk kahvesi ve çay ikramlarıyla tamamlanan etkinlikte, UNESCO tarafından koruma altına alınan Türk kahvesi kültürü de ziyaretçilere tanıtıldı. El Sanatları ve Kültürel Miras Bir Arada Festival alanında kurulan stantlarda ziyaretçiler hat sanatı, deri işçiliği ve geleneksel el sanatlarını yakından inceleme imkânı buldu. Kültürel mirasın sadece sözlü anlatımlarla değil, uygulamalı etkinliklerle de aktarılması festivalin en güçlü yönlerinden biri olarak öne çıktı. Uluslararası Katılım Dikkat Çekti Festival, Romanya ve Moldova’dan çok sayıda yerel yönetici ve davetliyi de ağırladı. Prahova iline bağlı Măneciu Belediye Başkanı Florin Auras Dragomir ile Belediye Başkan Yardımcısı Daniela Devesel, Moldova Cumhuriyeti’nden Copceac Belediye Başkanı Oleg Garizan ve Comrat Belediye Başkanı Serghei Anastasov etkinliğe katılarak kültürel iş birliklerinin önemine vurgu yaptı. Gençler Kültürel Eğitimin Merkezinde Yer Aldı Festival kapsamında yürütülen eğitim faaliyetlerinde Bükreş 162 No’lu Ortaokulu ile Prahova’daki Ferdinand I Koleji öğrencileri de yer aldı. Nokors Tarihî Canlandırma Grubu, Ignis Vultus Tarihî Canlandırma Grubu, Tomis Constanța Kültür Derneği ve SENTO Derneği tarafından gerçekleştirilen gösteriler, ziyaretçilere tarihî ve kültürel bir yolculuk sundu. Hıdırellez Ateşi Yakıldı Festivalin akşam bölümünde düzenlenen konser ve halk dansları gösterileri büyük ilgi gördü. Dombra sanatçısı Dr. Mesut Baubek, sanatçı Elfin Receb, Moldova Cumhuriyeti’nden gelen konuk sanatçılar ve Albești’den “Plai de Dor” Halk Dansları Topluluğu sahne aldı. Üç gün süren etkinlikler, Turquoise Plajı’nda yakılan geleneksel “ataların ateşi” ile sona erdi. Katılımcılar ateş üzerinden atlayarak arınmayı, bereketi ve doğanın yeniden doğuşunu simgeleyen kadim Hıdırellez geleneğini yaşattı. Tatar kültürünün en önemli bayramlarından biri olan Hıdırellez, bu yıl da gelenek ile modern yaşamı buluşturarak kültürel kullanımın yaşatılmasına önemli katkı sundu.

İlker Özaslan’dan Cumalıkızık İçin Kritik Uyarı: “UNESCO Unvanı Sınırsız Turizm Anlamına Gelmez” “Cumalıkızık yalnızca korunacak bir yapı topluluğu değil, yaşayan bir kültürdür” Haber

İlker Özaslan’dan Cumalıkızık İçin Kritik Uyarı: “UNESCO Unvanı Sınırsız Turizm Anlamına Gelmez” “Cumalıkızık yalnızca korunacak bir yapı topluluğu değil, yaşayan bir kültürdür”

Bursa'nın dünya çapında kayıtlı tarihi miras bölgelerinin Cumalıkızık'ın geleceği, Tayyare Kültür Merkezi'nde kapsamlı bir değerlendirme toplantısında masaya yatırıldı. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Grubu tarafından düzenlenen toplantıda, tarihi köyün karşı karşıya olduğu tehditler, koruma sorunları, onarım eksiklikleri ve sürdürülebilir yönetim modeli ayrıntılı biçimde ele alındı. Toplantının merkezinde ise Bursa UNESCO Derneği Başkanı İlker Özaslan'ın kapsamlı değerlendirmesi yer aldı. Özaslan, Cumalıkızık'ın bugün yalnızca fiziksel yıpranma olmadığını, aynı zamanda yoğun turizm baskısı, plansız büyüme, ekonomik eşitsizlik ve kentleşme tehdidi altında bulunduğunu söyledi. Yerel yöneticiler, akademisyen katılımcılar, alan başkanlıkları, sivil toplum temsilcileri, koruma üyeleri ve köy sakinleri yer aldı. Toplantı boyunca ortak görüş, Cumalıkızık'ın “sadece turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı” yönünde birleşti. İlker Özaslan: “Bir Günde 34 Bin Kişi Başarı Değil, Alarmdır” Bursa UNESCO Derneği Başkanı İlker Özaslan, toplantıda yaptığı konuşmada ziyaretçilerin artık ciddi bir tehdidin boyutuna ulaştığını vurguladı. Geçen yıl Cumalıkızık'ın bir gündemi yaklaşık 34 bin ziyaretçiyi ağırladığını hatırlatan Özaslan, bu yoğunluğun artık “övülecek bir tablo” değil, günlük olarak devam edecek bir krize dikkat çekti. Özaslan şu ifadeleri kullandı: "UNESCO Dünya Mirası tanımı sınırsız turist kabul etmek anlamına gelmiyor. Bir günde 34 bin kişinin geldiği bir tarih köyde artık koruma-kullanma tehlikesi ciddi şekilde zarar görmeye başlıyor. Bu sayı bazı günlerde durma doluluğuna ulaşıyor. Böyle bir baskıyı tarihi bir köyün kaldırılması mümkün değil." Cumalıkızık'ın taşıma kapasitesinin raporlanmasının belirlenmesini ifade etmeyen Özaslan, kontrollü ziyaretçi yönetimi, rezervasyon sistemi ve zaman planlamalı turizm modelinin artık kaçınılmaz hale geldiğini söyledi. “Cumalıkızık Bir Açık Hava AVM'sine Dönüştürülemez” Toplantıda turizmin özetlendiği üzerine dikkat edilerek değerlendirme yapıldı. İlker Özaslan, Cumalıkızık'ın yalnızca yoğun insan trafiği üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirttiğini söyledi: "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değildir. Cumalıkızık bir açık hava AVM'si değildir. Burada yaşayan bir kültür alanıdır. İnsanlar burada yalnızca alışveriş yapmıyor; basit yıllık bir yaşam biçimine tanıklık ediyor." Özaslan, köy ekonomisinin mevcut ziyaretçi baskısına göre şekillenmeye zorlanmasının geleneksel yaşamın bozabileceğini ifade etti. Yapı Stoğu Endişe Veriyor: “151 Yapı Müdahale Bekliyor” Toplantıda genel güncel yapı envanteri, köyün fiziksel durumunun aralıkları ortaya konuldu. Cumalıkızık'ta: 259 evin bulunduğu, bunların 168'inin tarihi yapı niteliğinde olduğu, 21'inin tamamen yıkıldığı, 17'sinin harap durumda olduğu, toplam 38'inin ise oturulamaz halde bulunduğu açıklandı. İlker Özaslan, özellikle köylüye ait tarihi evlerin onarım sürecinde geri planın korunmasının ciddi bir sorun yarattığını belirtti. "Kamu yapıları restore edilirken köydeki evlerin büyük bir kısmı destekleniyor. İnsanlar yıllardır bekliyor. 'Benim evim neden geri yüklenemiyor?' Artık köyde çok yaygın. Korumanın yalnızca köylünün omuzlarına bırakırsanız sürdürülebilir bir model kuramazsınız.” Toplantıda yaklaşık 113 evin restorasyonu bekleniyor, harabe yapılarla birlikte yaklaşık 151 yıllık acil müdahalenin yapıldığı belirtildi. “Köylüyü Suçlamak Kolay, Destek Vermek Zor” Toplantı tarihi yapılarında görülen uygunsuz müzakereler de gündeme geldi. Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70'inde usule uygun olmayan değişikliklerin bulunduğu belirtilirken, İlker Özaslan bu durumun yalnızca “bilinçsizlik” ile açıklanamayacağını söyledi. “Köylüyü suçlamak kolay ama insanlar ekonomik olarak yalnız bırakıldı. Restorasyon maliyetleri çok yüksek. İnsanlar yıllardır destek bekliyor. Destek mekanizması güçlü kurulmadan koruma bilinci tek başına yeterli olmaz.” Özaslan, koruma politikalarının sosyal boyutunun göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. “Öncelik Piknik Alanı Değil, Güvenlik ve Altyapı Olmalı” Toplantının dikkat çeken başlıklarından biri de altyapı ve güvenlik eksiklikleri oldu. Katılımcılar; sağlık altyapısının yetersizliği, acil tahliye planlarının eksikliği, yangın riskleri, yönlendirme sorunları, otopark baskısı, güvenlik eksiklikleri gibi sorunların artık kritik seviyeye ulaştığını ifade etti. İlker Özaslan, bu süreçte önceliklerin doğru belirlenmesi gerektiğini söyleyerek şu değerlendirmede bulundu: “Yoğun ziyaretçi baskısı sürerken yeni piknik alanları yapmak doğru öncelik değildir. Önce altyapıyı, güvenliği, koruma sistemlerini ve afet hazırlığını güçlendirmeliyiz.” “Cumalıkızık İçeriden Değil, Dışarıdan Gelen Baskıyla Yok Olabilir” Toplantının en çarpıcı uyarılarından biri de Bursa’daki hızlı kentleşme ve rant baskısına ilişkin oldu. İlker Özaslan, Cumalıkızık’ın çevresindeki yapılaşmanın giderek arttığını belirterek şunları söyledi: “Cumalıkızık içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir. Bursa büyüyor, kent baskısı köylere dayanıyor. Tarım alanları kayboluyor, doğal doku daralıyor. Eğer çevresel koruma politikaları güçlendirilmezse UNESCO alanını korumak tek başına yeterli olmayacaktır.” Uzmanlar, yalnızca köy merkezinin değil, çevresel bütünlüğün de korunması gerektiğine dikkat çekti. “Kadın Emeği ve Köy Belleği Korunmadan UNESCO Süreci Eksik Kalır” Toplantıda yalnızca fiziksel restorasyon değil, kültürel mirasın yaşayan unsurları da gündeme geldi. İlker Özaslan, Cumalıkızık’ın asıl değerinin günlük yaşam kültürü olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Köyün belleği, kadın emeği, geleneksel üretim kültürü ve kırsal yaşam kimliği korunmadan yalnızca binaları restore etmek yeterli olmaz.” Bu kapsamda boş kamu yapılarının; kadın üretim merkezleri, kültürel buluşma alanları, ziyaretçi karşılama merkezleri, sağlık destek noktaları olarak değerlendirilmesi önerildi. Uluslararası İş Birliği ve Yeni Koruma Modelleri Toplantıda Cumalıkızık’ın uluslararası ölçekte daha etkin tanıtılması ve koruma ağlarına dahil edilmesi gerektiği de vurgulandı. Safranbolu başta olmak üzere farklı UNESCO miras alanlarıyla deneyim paylaşımı yapılması, Avrupa’daki koruma modellerinin incelenmesi ve yabancı uzmanlarla ortak çalışmalar yürütülmesi önerildi. Ayrıca İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin geliştirilmesi gerektiği ifade edildi. “Bu Mesele Siyaset Üstüdür” Toplantının sonunda ortak akıl ve katılımcı yönetim anlayışı ön plana çıktı. Kurumların, hücrelerin ve hücrelerin birlikte hareket etmesini vurgulayan Bursa UNESCO Derneği Başkanı İlker Özaslan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Bu mücadele siyasetin üstüdür. Amaçların doğru korunan bir mirastan ayrılmasıdır. Cumalıkızık yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin da emanetidir."

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis’ten Cumalıkızık Çağrısı: “Türkiye’de Bir Tane Cumalıkızık Var” Haber

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis’ten Cumalıkızık Çağrısı: “Türkiye’de Bir Tane Cumalıkızık Var”

BURSA – İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan tarihi Cumalıkızık Mahallesi'nin yaşadığı çevre ve yapılaşma sorunlarına dikkat edilmeyen kurumsale çağrıda bulundu. Seyis, bölgede yeterince korunmadığını savunarak, özellikle kaçak yapılaşma ve çevre yasağının tarihi dokuya zarar verilmesini ifade etti. Osmanlı'nın erken dönem sivil mimarisini taşıyan ve Bursa'nın en önemli kültürel miras alanlarından biri olarak kabul edilen Cumalıkızık'ın ihmal ettiğini Seyis, yaptığı işaretlere şu ifadelere yer verdi: "Cumalıkızık, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne giriş ender güzellikte bir mahallemizdir. Ancak ne yazık ki bugün yeterince korunmadığını görüyoruz. Sit alanında olmasına rağmen kaçak yapılara göz yumuluyor, dereler çöplük haline geliyor." Tarihi mahallede yaşanan çevre sorunlarının yalnızca bölge halkını değil, Bursa'nın turizm ve kültürel mirasını da olumsuz etkilemeyi vurgulayan Seyis, özellikle deredeki yataklardaki kirlilik oranlarının kabul edilemez olduğunu söyledi. “En az çöpleri toplayalım” Yıldırım Belediyesi'ne ve ilgili kurumlara çağrıda bulunan Seyis, tarihin başlangıcının korunmasının günlük siyasi tartışmaların ötesinde ortak bir sorumluluğun olduğuna dikkat çekti. Seyis açıklamasında, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz'a da seslenerek şu değerlendirmede bulundu: “Buradan kurumsale sesleniyoruz; Türkiye'de bir tane Cumalıkızık var. Bu tarihi değeri koruma hepimizin görevi. En azından Yıldırım Belediyesi olarak çevre temizliği konusunda daha hassas davranalım, çöpleri toplayalım.” Cumalıkızık'ın yalnızca Bursa'nın değil, Türkiye'nin kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen Seyis, tarihin korunabilmesi için kaçak yapılaşmanın önüne geçilmesi, dere temizliğinin sağlanması ve sürdürülebilir koruma önlemlerinin kaybedildiğini ifade etti. UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki korunmasının uluslararası sorumluluğu da taşındığına dikkat çeken Seyis, Cumalıkızık'ın gelecek nesillere sağlıklı şekilde saklanması için tüm faaliyetlerin ortak hareket etme operasyonlarına ilişkin sözlerine ekledi.

DAĞDER’in 40. Yılında Kadınlardan Eğitime ve Kültüre Güçlü Destek Haber

DAĞDER’in 40. Yılında Kadınlardan Eğitime ve Kültüre Güçlü Destek

Bursa'nın hayatındaki sivil toplum dönemlerinden DAĞDER, 40. yıllık yakışır anlamlı bir programa daha imza attı. Kadınlara özel olarak düzenlenen “Eğitime Destek Kadın Gecesi”, eğitime destek, kültürel miraslar, kadın dayanışması, çocukların ve gençlerin sosyal gelişim temalarıyla büyük ilgi gördü. DAĞDER tarafından Elegans Düğün Salonları Altın Salon'da düzenlenen “Eğitime Destek Kadın Gecesi”, yoğun katılım ve coşkulu atmosferle gerçekleşti. Kadınların özel olarak düzenlediği gecede, dağ yöresinin kültürel zenginliği sahneye taşınırken, eğitime destek ve toplumsal dayanışma mesajları ön plana çıktı. Kuruluşunun 40. yılını kutlayan DAĞDER, bu özel gecede yalnızca bir sosyal etkinliğe değil; çocukların, gençlerin, kadınların, eğitimin ve bilginin aynı çatı altında buluştuğu anlamlı bir dayanışma birlikteliğini barındırdı. Program, DAĞDER'in 40 yıllık hesaplamasını, eklerine bağlılığını ve geleceğe yönelik sosyal sorumluluk anlayışını güçlü bir şekilde ortaya koydu. Gecede DAĞDER'in çocuklara yönelik önemli çalışmalarından biri olan “Tohumdan Filize Çocuk Meclisi” de kamuoyuyla paylaşıldı. DAĞDER bünyesinde çocuk kurulumuyla birlikte çocukların sosyal hayatta aktif hale gelmelerinin, büyümelerinin yaratılması, temsil kazanma farkındalıkları ve gelecekte görülen bireylerin büyümelerine katkıda bulunmaları hedefleniyor. Programın en dikkati sürdürme periyodunun biri ise DAĞDER tarihinde ilk kez halk oyunları ekibinin sahne alması oldu. Genç ve minik grupların yöresel kıyafetleriyle sergiledikleri halk oyunları gösterileri, salondakiler tarafından büyük beğeniyle izlendi. Miniklerin ve gençlerin sahne performansı, DAĞDER'in geleneksel yeni nesillere aktarımının kararlılığının en güzel örneklerinden biri olarak değerlendirildi. Gecede ayrıca Güneybudaklar, Bıyıklıalan, Karaardıç, Avdan, Başak, Delice ve Çamoğlu köylerinden kadınlarla Yörük Anası Ayşe ve Ekip yöresel kıyafetlerle sahne alarak yöresel oyunlar sergiledi. Dağ yöresinin geleneksel kültürünü, renklerini ve birlik ruhunu sahneye taşıyan kadınları, geceye ayrı bir coşku kattı. Programda kadınların kültürel çeşitliliğinin yaşatılmasındaki liderlik rolü bir kez daha güçlü biçimde ortaya çıktı. Mahalli ses ve bakır sanatçısı Mehtap Takmaklı'nın sahne aldığı gece sunumunu Zeynep Akın gerçekleştirdi. Müzik, yöresel oyunlar, halk kültürü ve dayanışma ruhunun bir araya geldiği programda Dj Halime de dahil olmak üzere muhteşem bir gece yaşadı. Programın fotoğraf video çekimlerini ise Dağmedya olarak bilinen Ramazan Bayram yaptı. DAĞDER Başkanı Derya Başak, yaptığı değerlendirmede şuleri kullandı: "DAĞDER olarak 40 yıllık geçmişimizden güçle, kültürümüzü yaşatmaya, kadınlarımızın sosyal hayattaki varlıklarını sürdürebilirye, yeteneklerin gençlerimizin iyileşmelerine katkıda bulunmaya devam ediyoruz. Eğitime Destek Kadın Gecemiz yalnızca bir eğlence programı değil; eğitime, kültüre, dayanışmaya sahip çıkmanın güçlü bir gösterisidir. anlamlı geceye emek veren, katılan ve destekleyen tüm kadınlarımıza, köylerimize ve gönüllülerimize teşekkür ediyorum.” Yoğun ilgiyle gerçekleşen program, DAĞDER'in 40. yılında dağ bölgelerinin bilgilerinin yaşatılması, eğitime destek olması, kadınların toplumsal dayanışma içindeki gücünün ortaya çıkması ve gelecek vaat eden hikayesini bir kez daha ortaya koydu. Gecenin sonunda vardı, birlik ve beraberlik içinde DAĞDER çatısı altında buluşmanın mutluluğunu yaşarken, program coşkulu görüntülerle sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.