Hava Durumu

#Kültür

- Kültür haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültür haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DOCA Tirilye Ultra 2026: Antik Yolların İzinde Nefes Kesen Ultra Maraton Haber

DOCA Tirilye Ultra 2026: Antik Yolların İzinde Nefes Kesen Ultra Maraton

Bursa’nın Mudanya ilçesinde bu yıl ikincisi düzenlenen DOCA Tirilye Ultra 2026, 6 Haziran’da tarihi ve doğal güzellikleriyle öne çıkan parkurunda koşuldu. DOCA Textile Tech PAKKENS tarafından organize edilen yarış, yalnızca bir spor etkinliği olmanın ötesine geçerek tarih, kültür, doğa ve ticaret yollarını bir araya getiren uluslararası nitelikte bir ultra maraton olarak dikkat çekti. Geçtiğimiz yıl ilki gerçekleştirilen organizasyon, bu yıl artan katılım ve genişleyen ilgiyle çok daha büyük bir ölçeğe ulaştı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen sporcuların yoğun ilgisiyle yarışa kayıt yaptıran kişi sayısı 1040’a ulaştı. Kayıtların 6 Mayıs’ta sona ermesinin ardından dahi çok sayıda sporcunun yarışa katılmak için organizasyonla iletişime geçtiği öğrenildi. Bursa dışından gelen bazı sporcu gruplarının bölgeye erken gelerek marina çevresinde kamp kurduğu, organizasyon öncesi hazırlık sürecine dahil olduğu ve Tirilye’de yarış atmosferini günler öncesinden yaşamaya başladığı belirtildi. Üç Farklı Parkurda Zorlu Mücadele DOCA Tirilye Ultra 2026, üç ayrı mesafede gerçekleştirildi: 54K Ultra Parkur 29K Orta Mesafe Koşusu 15K Kısa Parkur Katılımcılar, zeytin ağaçlarının gölgesinde uzanan patikalardan deniz manzaralı yamaçlara, tarihi köylerden antik limanlara kadar uzanan zorlu bir coğrafyada mücadele etti. Organizasyona ayrıca Bursa Koşu Akademisi gönüllüleri ve Mudanya Belediyesi de destek verdi. Bu yönüyle etkinlik, kamu kurumları, sivil toplum ve özel sektör iş birliğinin örnek bir modeli olarak değerlendirildi. “Sadece Bir Yarış Değil, Bir Hikâye Yazılıyor” Organizasyonu gerçekleştiren DOCA Textile Tech PAKKENS, teknik spor tekstili alanında uluslararası markalara üretim yapan, ihracat kapasitesi yüksek bir sanayi kuruluşu olarak biliniyor. Kurucusu ve Genel Müdürü Mustafa Demiralay liderliğinde faaliyet gösteren şirket, yalnızca üretim alanında değil; spor, kültür ve sanat etkinliklerine verdiği destekle de öne çıkıyor. Şirket yetkilileri, ULTRAİL markasıyla yürütülen bu organizasyonun, antik çağdan günümüze uzanan tarihi ticaret yolları üzerinde bir “spor hafızası” oluşturmayı hedeflediğini belirtiyor. Bu yönüyle Tirilye Ultra, yalnızca bir koşu yarışı değil; geçmişle bugünü birleştiren kültürel bir anlatı niteliği taşıyor. Tarihin İçinden Geçen Parkur Etkinliği farklı kılan en önemli unsurlardan biri ise parkurun kendisi oldu. Yarış güzergâhı, Antik Çağ’dan bu yana kullanılan ticaret yolları ve yerleşim bölgeleri üzerinden geçerek katılımcılara benzersiz bir deneyim sundu. İnsanlık tarihinin en eski dinamiklerinden biri olan ticaret yolları, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda kültürel etkileşimin de temelini oluşturdu. Uzmanlara göre İpek Yolu gibi güzergâhlar, medeniyetlerin gelişiminde kritik rol oynadı. DOCA Tirilye Ultra parkuru da bu tarihsel mirası modern sporla buluşturan özel bir rota olarak öne çıkıyor. Ultra Maraton Nedir? Ultra maratonlar, klasik maraton mesafesi olan 42 kilometre 195 metreyi aşan tüm koşu yarışlarını kapsayan bir branş olarak tanımlanıyor. Tirilye Ultra’da olduğu gibi doğa ile iç içe gerçekleştirilen yarışlar ise “trail koşusu” kategorisinde değerlendiriliyor. Trail koşuları; asfalt dışı zeminlerde, patikalarda, orman yollarında ve dağlık arazilerde yapılan, hem fiziksel dayanıklılık hem de doğa ile uyum gerektiren zorlu spor etkinlikleri olarak biliniyor. Bu tür yarışlar, genellikle değişken zemin yapısı, yükselti farkları ve uzun mesafeler nedeniyle sporculara yüksek düzeyde kondisyon ve mental dayanıklılık gerektiriyor. Tirilye’den Kapanca’ya Uzanan Eşsiz Güzergâh 54 kilometrelik ana parkur, Mudanya’nın en özel doğal ve tarihi noktalarını birbirine bağlayan geniş bir rota üzerinden oluşturuldu. DOCA PAKKENS İK ve Kurumsal İletişim Müdürü Hakkı Şenkeser, parkurun detaylarını şu sözlerle anlattı: “Yaklaşık 54 kilometre uzunluğa ve 2157 metre irtifa kazanımına sahip bu parkur Tirilye Sahili’nden başlıyor. Deniz solumuzda kalacak şekilde Kumyaka’nın üst yamaçlarına ve zeytinlikler arasındaki patikalara ulaşıyoruz. Çepni ve Akköy üzerinden ilerleyerek Dereköy’de bulunan 1857 yapımı anıtsal kilisenin önünden geçiyoruz.” Şenkeser, parkurun devamında Mirzaoba, Yalıçiftlik Barajı ve Ketendere sahil hattına ulaşıldığını belirterek Kapanca Antik Limanı’nın etkileyici manzarasının sporculara eşsiz bir deneyim sunduğunu ifade etti. Parkurun devamında 8. yüzyıla tarihlenen Aya Yani Manastırı’na ulaşıldığını, orman içi geçişlerin ardından Tirilye’nin kuş bakışı görüldüğünü belirten Şenkeser, yarışın finalinin ise tarihi Taş Mektep önünden geçilerek Tirilye Meydanı’nda yapıldığını söyledi. Ayrıca parkurun önemli bir özelliğinin de asfalt kullanım oranının yüzde 10’un altında olması olduğu vurgulandı. Bölgeye Katkı ve Uluslararası Tanıtım Organizasyon, yalnızca sportif bir etkinlik değil; aynı zamanda Mudanya ve çevresinin ulusal ve uluslararası tanıtımına katkı sağlayan önemli bir turizm hareketi olarak değerlendiriliyor. Tirilye, Kumyaka, Dereköy, Mirzaoba, Yalıçiftlik ve Kapanca Antik Limanı gibi noktaların yarış sayesinde daha geniş kitlelere tanıtıldığı, bölgenin doğa sporları açısından potansiyelinin öne çıkarıldığı ifade ediliyor. “Müthiş Bir Organizasyon” Katılımcılar ve organizasyon paydaşları, DOCA Tirilye Ultra 2026’yı genel anlamda yüksek organizasyon kalitesi, güçlü gönüllü desteği ve zorlu ama keyifli parkuruyla değerlendirdi. Etkinlik, hem profesyonel ultra koşucular hem de doğa sporlarına ilgi duyan amatör sporcular için unutulmaz bir deneyim olarak kayıtlara geçti. DOCA Tirilye Ultra, ikinci yılında da yalnızca bir yarış değil; tarih, doğa ve insanın dayanıklılığını bir araya getiren büyük bir hikâye olarak öne çıktı.

DAĞDER’DEN ADİL TEMSİL ÇAĞRISI Haber

DAĞDER’DEN ADİL TEMSİL ÇAĞRISI

Bursa Büyükşehir Belediyesinde yeni dönem atama ve görevlendirme süreçleri devam ederken, DAĞDER Bursa’nın köklü değerlerinden biri olan dağ yöresi insanının da bu süreçte liyakat, temsil ve hakkaniyet temelinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Bursa’nın Orhaneli, Keles, Harmancık ve Büyükorhan ilçeleri ile Osmangazi dağ köyleri başta olmak üzere dağ yöresi; tarihi, kültürü, emeği, üretimi ve vefasıyla Bursa’nın sosyal dokusunda önemli bir yere sahiptir. Dağ yöresi insanı, Bursa’nın emek, kültür ve vefa yükünü omuzlamış kadim bir topluluktur. Bu nedenle yerel yönetimlerde ve önemli kadrolarda hak ettiği şekilde temsil edilmesi, sadece bir beklenti değil; aynı zamanda hakkaniyetin gereğidir. DAĞDER Başkanı Derya Başak, Bursa Büyükşehir Belediyesinde devam eden yeni atama ve görevlendirme süreçlerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, dağ yöresinin yetişmiş insan kaynağının mutlaka dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Başkan Başak açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Dağ yöresi insanı; Bursa’nın emek, kültür, vefa ve aidiyet yükünü omuzlamış kadim bir topluluktur. Dağ yöremiz, bu şehrin tarihinde, üretiminde, kültüründe ve sosyal hayatında her zaman güçlü bir yer edinmiştir. Bugün Bursa Büyükşehir Belediyesinde yeni atama ve görevlendirme süreçleri devam ederken, dağ yöresinin yetişmiş insan kaynağının da liyakat, temsil ve hakkaniyet temelinde değerlendirilmesini bekliyoruz. Bu beklenti bir ayrıcalık talebi değil; Bursa’nın bütünlüğü, adil yönetim anlayışı ve toplumsal temsili açısından haklı bir taleptir. DAĞDER olarak bizler; dağ yöresi insanının sesi olma sorumluluğuyla bu süreci yakından takip ediyoruz. Dağlı hemşehrilerimizin bilgisi, birikimi, tecrübesi ve Bursa’ya olan sadakati, önemli görev ve sorumluluklarda karşılık bulmalıdır. Bursa’nın her bölgesini kucaklayan bir yönetim anlayışının, dağ yöresinin güçlü temsilini de içinde barındırması gerektiğine inanıyoruz. Dağ yöresi Bursa’nın kenarında değil, kalbindedir. Bu şehir için emek veren, alın teri döken, vefa gösteren dağlılar; liyakat, temsil ve hakkaniyet temelinde hak ettikleri adil temsili görmelidir.” DAĞDER camiasının ve dağ yöresi hemşehrilerinin bu süreci dikkatle takip ettiği belirtilirken, Bursa’nın ortak akılla, adil temsil anlayışıyla ve liyakate dayalı kadrolarla daha güçlü bir geleceğe taşınacağı ifade edildi. “Dağ yöresi; Bursa’nın kenarında değil, Bursa’nın kalbindedir.”

“Yeni Nesil Köy Enstitüleri” hayata geçiyor: Kırsalda kültür seferberliği başladı Haber

“Yeni Nesil Köy Enstitüleri” hayata geçiyor: Kırsalda kültür seferberliği başladı

Köy enstitülerinin kuruluşunun 86. yılında tanıtılan “İHT Kırsal Kütüphane” projesi büyüyor. Gaziantep’te başarıyla tamamlanan pilot uygulamanın ardından ikinci durak Bursa Mustafakemalpaşa Taşpınar Köyü oluyor. ADD Gemlik Şubesi'nde düzenlenen "ulusal egemenlik" konulu panelde tanıtılan proje büyük ilgi gördü. Kırsalda yeni bir aydınlanma hamlesi Yeni nesil köy enstitüleri yaklaşımıyla başlatılan proje, köylerde mini kültür merkezleri oluşturmayı hedefliyor. “İHT Kırsal Kütüphane” adıyla yürütülen çalışma, her yaştan okuyucuya hitap eden alanlar oluşturarak kırsalda eğitim ve kültür hayatını canlandırmayı amaçlıyor. İlk örnek Gaziantep Nizip’te Pilot çalışma geçtiğimiz yıl Gaziantep’in Nizip ilçesine bağlı Köseler Köyü’nde başarıyla tamamlandı. Burada kurulan kırsal kütüphane, yeni nesil köy enstitülerine örnek bir model olarak gösterildi. İkinci etap Bursa’da Projenin ikinci etabı Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesine bağlı Taşpınar Köyü’nde hayata geçirilecek. 1923 kitaptan oluşacak kütüphane için hazırlıklar başladı. Kitap sayısı, Cumhuriyet’in kuruluş yılına atıf yaparak simgesel bir anlam taşıyor. En büyük destek köylülerden Cumhuriyetin ikinci yüzyılında çağdaş bir kırsal yaşam hedefleyen projenin en büyük destekçisi köylüler oldu. Şimdiden birçok köyden kütüphane kurulması için talep geldiği bildirildi. Projeye katkı sunan kurumlar Proje, geniş bir iş birliği ağıyla yürütülüyor. Katkı sunan kurumlar şöyle: • İHT Kırsal Kütüphane • Kuluçkahane Fikir Kulübü • TMMOB • Z Doğa Derneği • BAOB Bileşenleri • Alevi Kültür Dernekleri • Bursa Uludağ Üniversitesi Bilim ve Doğa Topluluğu • Bağımsız Türkiye Partisi • Cumhuriyet Halk Partisi Projenin koordinasyonu Atatürkçü Düşünce Derneği Bursa Şubesi tarafından yürütülüyor. Ayrıca tüm siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları projeye davet edildi. Tanıtıma yoğun katılım Gemlik’te gerçekleştirilen tanıtım toplantısına Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, ADD Gemlik Şube Başkanı Canan Bölük, Z Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Göksu İnayet ile Cumhuriyet Halk Partisi ve Bağımsız Türkiye Partisi yöneticileri katılarak projeye desteklerini açıkladı. Tanıtımı gazeteci Burhan Kurtulmuş yaptı. Kitap bağış noktaları Projeye destek vermek isteyen vatandaşlar kitaplarını şu noktalara bırakabilecek: • Nilpark’ta bulunan ADD Bursa Şubesi • İlçelerdeki ADD şubeleri • Görükle’de Z Doğa Derneği • Bursa Uludağ Üniversitesi’nde Z Doğa Derneği • Bursa Akademik Odalar Birliği (BAOB) – 7/24 güvenlik ofisi Hedef: sürdürülebilir ve çağdaş kırsal yaşam “Yeni Nesil Köy Enstitüleri” vizyonu, yalnızca kütüphane kurmakla sınırlı kalmayıp eğitim, üretim ve kültürü bir araya getiren sürdürülebilir bir kırsal yaşam modeli oluşturmayı hedefliyor. Türkiye genelinde yaygınlaşması planlanan proje, kırsalda yeni bir kalkınma ve aydınlanma hareketi olarak görülüyor.

BURSA’DA ÖZBEKİSTAN RÜZGÂRI: KÜLTÜR, TARİH VE KARDEŞLİK AYNI ÇATIDA BULUŞTU Haber

BURSA’DA ÖZBEKİSTAN RÜZGÂRI: KÜLTÜR, TARİH VE KARDEŞLİK AYNI ÇATIDA BULUŞTU

Özbekistan Turizm ve Kültür Tanıtımı Günü kapsamında Bursa’da anlamlı ve yoğun katılımlı bir program gerçekleştirildi. Bursa Uludağ Üniversitesi Türk Devletleri Akraba Toplulukları Uygulama ve Araştırma Merkezi (TUDAM) bünyesinde faaliyet gösteren Ali Şir Nevai Özbek Dili ve Kültürü Merkezi ile Özbekistan Ankara Büyükelçiliği iş birliğinde düzenlenen etkinlikte, Özbekistan’ın köklü kültürü ve turizm potansiyeli tanıtılırken, aynı zamanda büyük hükümdar Emir Temur’un 690. doğum yılı da anıldı. Program Şehitler İçin Saygı Duruşuyla Başladı Program, vatan uğruna can veren aziz şehitler anısına gerçekleştirilen saygı duruşu ile başladı. Ardından Türkiye ve Özbekistan milli marşlarının okunmasıyla salonda duygu dolu anlar yaşandı. “İpek Yolu’nun Kalbini Yeniden Hatırlıyoruz” Programın açılışında konuşan Surayyo Khodjoeva, Özbekistan’ın kadim İpek Yolu mirasıyla şekillenen zengin kültürünün, dil ve sanat aracılığıyla nesilden nesile aktarıldığını belirtti. Dilin yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bir medeniyet taşıyıcısı olduğunu vurgulayan Khodjoeva, Ali Şir Nevai’nin düşüncelerine atıfta bulundu. Semerkant, Buhara ve Hiva gibi şehirlerdeki mimari eserlerin yalnızca estetik değil, aynı zamanda bir medeniyetin mühendislik birikimini yansıttığını ifade etti. Andican 2026’da Türk Dünyasının Kültür Başkenti Programda öne çıkan başlıklardan biri de Andican’ın 2026 Türk Dünyası Kültür Başkenti seçilmesi oldu. Türk Devletleri Akraba Toplulukları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ferhat Kurtulmuş, bu gelişmenin Türk dünyası açısından önemli bir kültürel buluşma zemini oluşturacağını belirterek, Andican merkezli etkinliklerin Semerkant, Buhara ve Hiva gibi kadim şehirleri de kapsayacağını söyledi. “Dilde, Fikirde, İşte Birlik” Vurgusu Bursa İl Göç İdaresi Müdürü Haşim Özcan, İsmail Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” sözünü hatırlatarak Türk dünyası arasındaki dayanışmanın önemine dikkat çekti. Türk Dünyası Yörük Türkmen Federasyonu Genel Sekreteri Cemal Akkuş ise iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihsel kökler ve akrabalık bağlarıyla güçlenen derin bir kardeşlik ilişkisi olduğunu ifade etti. “Her Öğrenci Bir Kültür Elçisi” Programın en dikkat çeken konuşmalarından birini gerçekleştiren Rustam Narbaev, Türkiye’de eğitim gören Özbek öğrencilerin yalnızca birey değil, aynı zamanda ülkelerinin temsilcileri olduğunu vurguladı. Narbaev, “Saygıdeğer hocalarım, değerli konuklar! Sevgili öğrenciler, sevgili gençler! Öncelikle, Özbekistan Cumhuriyeti Büyükelçiliği adına, bugün sizlerle bir araya gelip samimi bir sohbet gerçekleştirebilmek benim için büyük bir onur ve sorumluluk olduğunu vurgulamak isterim. Konuşmama başlamadan önce konuşma yapan tüm saygıdeğer misafirlerimizi teşekkürümü izah ederek konuşmama devam etmek isterim. Sevgili öğrenciler! Bugün her biriniz sadece bir öğrenci değilsiniz. Sizler, vatanımız Özbekistan'ın gerçek temsilcileri, başka bir deyişle elçilerisiniz. Evet, her biriniz birer elçisiniz; Türkiye'de ülkemizin yüzünü, kültürünü, değerlerini ve prestijini temsil ediyorsunuz. Sizler burada sadece eğitim görmüyorsunuz. Davranışlarınız, yüksek kültürünüz ve samimi tutumunuzla Özbekistan’ın yüksek değerlerini sergiliyorsunuz. Attığınız her adımda, söylediğiniz her sözde vatanımızın onurunu savunuyorsunuz. Bugün size büyük bir güven duyulmaktadır. Sizden sadece iyi uzmanlar olmanız değil, aynı zamanda bilginiz ve potansiyelinizle ülkemizin büyüklüğünü sergileyecek, açık görüşlü, ruhsal olgunluğa sahip bireyler olmanız beklenmektedir. Sayın katılımcılar! Kardeş ülkemiz Türkiye halkına içten şükranlarımızı sunmak istiyoruz. Bizim için Türkiye sadece bir ortak devlet değil, tarihsel, kültürel ve manevi açıdan yakın olduğumuz kardeş bir ülkedir. Özellikle siz sevgili öğrencilerimizi eğiten Türk öğretim görevlilerine ve profesörlere derin şükranlarımızı sunmak istiyoruz. Onların sıkı çalışması, özverisi ve bilgisi, sizin gelişiminiz için büyük önem taşımaktadır. Sevgili dostlar! Bugün, Özbekistan ile Türkiye arasındaki ilişkiler tüm zamanların en yüksek seviyesindedir. İki ülke arasındaki dostluk, güven ve stratejik ortaklık bağları her geçen gün daha da güçlenmektedir. Bu durum, elbette sizler gibi gençler için daha da büyük fırsatlar yaratmaktadır. Aynı zamanda, bizler sporda da büyük başarılara imza atmaya çalışan halklarız. Türk dünyası ülkelerinin 2026 Dünya Kupası’na katılımı, sadece bir spor başarısı değil, halklarımızın birliği, iradesi ve potansiyelinin muhteşem bir ifadesidir. Bu durum size ilham vermeli ve kendi alanlarınızda en yüksek zirveleri fethetmeniz için cesaretlendirmelidir. Sevgili gençler! Şunu daima unutmayın: Sizler- elçilerimizsiniz, Sizler- vatanımızın umudusunuz, Sizler -geleceğimizi inşa edecek nesilsiniz. Bilgiyi arayın, çaba gösterin, kendinizi geliştirin ve hayallerinizden asla vazgeçmeyin. Size inanıyoruz. Anavatan sizi bekliyor. Sizinle bir mutluluğumuzu paylaşmak isterim bu sene futbolda Dünya Küpesine iki Türk Dünyası ülkeleri de katılacaktır ve bizler için ikisi de şampiyondur. İlginiz için teşekkür ederim! Akademisyenlerden Özbekistan’a Özel Vurgu Üniversitenin İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Muhammed Çelik, Özbekistan’ın Türk dünyasının kültürel ve manevi açıdan en önemli merkezlerinden biri olduğunu belirterek, Özbek dili ve kültürüne yönelik çalışmaların kendisi için önemli bir kazanım olduğunu ifade etti. Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi bölümü- Doç. Dr. Minara Aliyeva Çınar ise iki ülke arasındaki ilişkilerin özellikle eğitim alanında son yıllarda önemli bir ivme kazandığını ve bu durumun gençler için yeni fırsatlar sunduğunu vurguladı. Turizmde Yükselen İlgi Turizm sektörü temsilcisi Kadir Genç, Özbekistan’ın tarihi ve kültürel zenginliklerinin giderek daha fazla ilgi gördüğünü belirterek, Bursa’dan düzenlenen turların her geçen yıl arttığını söyledi. Kültür ve Lezzet Aynı Sofrada Buluştu Programın ikinci bölümünde geleneksel Türk çadırı atmosferinde Özbek kültürü tanıtıldı. Katılımcılara dünyaca ünlü Özbek Pilavı ikram edilirken, samimi sohbetler eşliğinde kültürel etkileşim güçlendi. Görsel Sunumlar Yoğun İlgi Gördü Etkinlikte Özbekistan Cumhurbaşkanı’nın konuşmasının yer aldığı videolar, iki ülke arasındaki iş birliğini anlatan tanıtımlar ve turizm içerikleri katılımcılardan büyük ilgi gördü. Ayrıca Emir Temur’un hayatı ve mirası üzerine hazırlanan sunumlar da dikkat çekti. Bursa’da düzenlenen bu kapsamlı organizasyon, yalnızca bir tanıtım etkinliği olmanın ötesine geçerek Türkiye ile Özbekistan arasındaki tarihsel, kültürel ve gönül bağlarını pekiştirdi. Program, hem geçmişin izlerini hatırlattı hem de geleceğe dair ortak bir vizyon ortaya koydu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.