Hava Durumu

#Kamuoyu

- Kamuoyu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamuoyu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

“İlk İşe Giriş Tarihimiz Sigorta Başlangıcı Sayılsın” Haber

“İlk İşe Giriş Tarihimiz Sigorta Başlangıcı Sayılsın”

Yıllardır emeklilik sisteminde yaşadıkları hak kaybının giderilmesi için mücadele eden staj ve çıraklık sigortası mağdurları, seslerini bir kez daha güçlü şekilde duyurmak amacıyla Bursa’da geniş katılımlı bir basın açıklaması düzenlemeye hazırlanıyor. Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu ile Bursa Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Derneği öncülüğünde gerçekleştirilecek organizasyon, 12 Temmuz 2026 Pazar günü saat 12.00’de Bursa 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda (Fomara Meydanı) yapılacak. “Büyük Bursa Buluşması” adıyla gerçekleştirilecek etkinlikte, staj ve çıraklık dönemlerinde fiilen çalışan ancak ilk işe giriş tarihleri emeklilik hesabında sigorta başlangıcı olarak kabul edilmeyen milyonlarca vatandaşın yaşadığı mağduriyet kamuoyunun gündemine taşınacak. “Çalıştık, Ürettik Ama Emeklilikte Yok Sayıldık” Federasyon tarafından yapılan çağrıda, stajyer ve çırakların yalnızca kısa vadeli sigorta kolları kapsamında değerlendirilmesinin sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmadığı ifade edildi. Açıklamada, staj ve çıraklık dönemlerinde işletmelerde fiilen çalışan gençlerin üretime katkı sunduğu, iş kazası riski altında çalıştığı ve çalışma hayatının bir parçası olduğu halde, emeklilik hesabında bu sürelerin yok sayılmasının büyük bir adaletsizlik oluşturduğu vurgulandı. Mağdurların en temel talebi ise açık ve net: “İlk işe giriş tarihimiz sigorta başlangıcı olarak kabul edilsin.” Anayasal Haklara Dikkat Çekilecek Basın açıklamasında, mevcut uygulamanın Anayasa’nın; eşitlik ilkesini düzenleyen 10. maddesine, çalışma hakkını güvence altına alan 49. maddesine, sosyal güvenlik hakkını düzenleyen 60. maddesine aykırılık oluşturduğu yönündeki değerlendirmeler kamuoyuyla paylaşılacak. Federasyon ayrıca, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında stajyer ve çırakların “çalışan” olarak kabul edilmesine rağmen sosyal güvenlik mevzuatında aynı statünün tanınmamasının önemli bir hukuki çelişki oluşturduğunu savunuyor. Sadece Emeklilik Değil, Sosyal Güvenlik Hakları da Eksik Staj ve çıraklık mağdurları yalnızca emeklilik başlangıcında değil, sosyal güvenlik alanında da önemli hak kayıpları yaşadıklarını dile getiriyor. Mevcut sistem nedeniyle birçok stajyer ve çırak; İş kazası sonrası çeşitli sosyal güvenlik haklarından, Meslek hastalıkları kapsamında sağlanan bazı güvencelerden, Sürekli iş göremezlik gelirinden, İş kazası sonucu hayatını kaybedenlerin yakınlarına bağlanan bazı haklardan istenilen ölçüde yararlanamadıklarını ifade ediyor. Dernek yetkilileri, yıllardır devam eden bu mağduriyetin artık kalıcı bir yasal düzenleme ile sona erdirilmesini istiyor. Bursa’da Siyasetin Geniş Katılımı Bekleniyor Organizasyonun yalnızca mağdurların değil, siyaset dünyasının da dikkatini çekmesi bekleniyor. Edinilen bilgilere göre basın açıklamasına katılım sağlaması beklenen isimler arasında; İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı’nın katılımı yönünde girişimler, CHP Bursa İl Başkanı Turgut Özkan, Yeniden Refah Partisi il yöneticileri, Zafer Partisi Bursa İl Başkanı, çeşitli siyasi partilerin milletvekilleri, CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Hayat Hanım olarak bilinen milletvekili, Saadet Partisi milletvekilleri ve farklı siyasi partilerin temsilcileri yer alıyor. Organizasyon komitesi, siyasi görüş ayrımı gözetmeksizin tüm milletvekillerini, belediye başkanlarını, il başkanlarını, sendikaları, meslek odalarını, sivil toplum kuruluşlarını ve vatandaşları bu hak mücadelesine destek vermeye davet ediyor. “Bu Mücadele Sadece Staj Mağdurlarının Değil” Federasyonun hazırladığı basın metninde dikkat çeken ifadelerden biri ise şu oldu: “Bu mücadele yalnızca staj ve çıraklık mağdurlarının değil; hukuk, eşitlik ve sosyal adalet talep eden herkesin ortak mücadelesidir.” Bu mesajla birlikte mücadelenin yalnızca belirli bir grubun sorunu olmadığı, sosyal güvenlik sisteminde adalet arayan milyonlarca vatandaşın ortak talebi olduğu vurgulanıyor. Bursa’dan Türkiye’ye Güçlü Mesaj Verilecek Bursa’da düzenlenecek buluşmanın, Türkiye’nin birçok ilinden gelecek staj ve çıraklık mağdurlarını bir araya getirmesi bekleniyor. Katılımcılar, yıllardır çözüm bekleyen sorunun artık ertelenmemesi gerektiğini belirterek hükümete ve TBMM’ye çağrıda bulunacak. Etkinlikte yapılacak basın açıklamasında şu talepler öne çıkacak: Stajyer ve çırakların sosyal güvenlik mevzuatında çalışan statüsünün açık şekilde tanınması, Staj ve çıraklık dönemindeki ilk işe giriş tarihlerinin sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesi, İş sağlığı ve güvenliği ile sosyal güvenlik haklarının eksiksiz uygulanması, Yıllardır süren mağduriyetin kalıcı yasal düzenlemeyle sona erdirilmesi. “Herkesi Bursa’daki Büyük Buluşmaya Bekliyoruz” Bursa Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Derneği Başkanı Taner Tuncay, tüm mağdurlara ve duyarlı vatandaşlara çağrıda bulunarak şu mesajı verdi: “12 Temmuz Pazar günü saat 12.00’de Bursa 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda gerçekleştireceğimiz Büyük Bursa Buluşması’nda sesimizi daha güçlü duyurmak istiyoruz. Yıllardır süren mağduriyetimizin çözümü için tüm staj ve çıraklık mağdurlarını, ailelerini, sendikaları, sivil toplum kuruluşlarını, siyasi parti temsilcilerini ve adalet duygusunu taşıyan herkesi basın açıklamamıza destek vermeye davet ediyoruz.” Yıllardır çözüm bekleyen staj ve çıraklık sigortası sorununun Bursa’dan yükselecek ortak sesle yeniden Türkiye gündemine taşınması hedeflenirken, organizasyonun yoğun katılımla gerçekleşmesi ve sosyal güvenlik sisteminde yapılması talep edilen düzenlemelere ilişkin kamuoyu farkındalığını artırması bekleniyor.

Avukat Cüneyt Bülent Şeker'den "Topuk Kanı Davaları" Konusunda Uyarılar: "Hiç Kimse Bu Davaların Sonucunu Garanti Edemez" Haber

Avukat Cüneyt Bülent Şeker'den "Topuk Kanı Davaları" Konusunda Uyarılar: "Hiç Kimse Bu Davaların Sonucunu Garanti Edemez"

Topuk kanı uygulamasına ilişkin açılan davalarda ailelere hukuki destek verdiğini belirten Avukat Cüneyt Bülent Şeker, sosyal medya üzerinden yaptığı kapsamlı açıklamada hem vatandaşlara hem de meslektaşlarına önemli uyarılarda bulundu. Şeker, özellikle bu alanda "garantili sonuç" vaadiyle para talep eden kişi ve gruplara karşı dikkatli olunması gerektiğini savunurken, ücretsiz olarak paylaştığı dilekçelerin ticari amaçlarla satıldığını öne sürdü. "Garanti Sonuç" Vaadine Tepki Avukat Cüneyt Bülent Şeker, kamuoyunda "topuk kanı davaları" olarak bilinen hukuki süreçlerde bazı kişi veya grupların, belirli isimleri veya hareketleri referans göstererek davaları kesin olarak kazanabileceklerini iddia ettiğini belirtti. Şeker, vatandaşlardan bu tür söylemlere itibar etmemelerini isteyerek, hiçbir hukukçunun dava sonucunu garanti edemeyeceğini ifade etti. Kendisinin de bugüne kadar çok sayıda olumlu karar almasına rağmen hiçbir müvekkiline kesin başarı vaadinde bulunmadığını belirten Şeker, "Bu davalarda size garanti veren kişi doğru söylemiyordur ve sizi yanıltıyordur." görüşünü dile getirdi. "Ücretsiz Dilekçeler Satılıyor" İddiası Açıklamasında hazırladığı dilekçe örneklerinin tamamen ücretsiz olduğunu belirten Şeker, bu belgelerin Gıda Hareketi internet sitesinde kamuoyunun erişimine açık şekilde yayımlandığını söyledi. Bazı kişilerin söz konusu dilekçelerin yalnızca üst kısmındaki kimlik bilgilerini değiştirip özetleyerek ücret karşılığında vatandaşlara sattığını iddia eden Şeker, ailelerin bu tür girişimlere karşı dikkatli olmaları gerektiğini ifade etti. "Bu Davalar Sadece Dilekçe Meselesi Değil" Şeker'e göre topuk kanı davalarının yalnızca temel hukuki argümanlardan ibaret olmadığına dikkat çekildi. Açıklamasında, davalarda esas hukuk kadar usul hukukunun da belirleyici olduğunu savunan Şeker, her mahkemenin ve her hakimin farklı usul değerlendirmeleri yapabildiğini, bu nedenle standart bir dilekçeyle tüm davaların yürütülemeyeceğini öne sürdü. Şeker, verilen ilk derece mahkemesi kararlarına göre istinaf başvurularının da farklı şekilde hazırlanması gerektiğini belirterek, her dosyanın kendine özgü hukuki değerlendirme gerektirdiğini ifade etti. "Davaların Avukat Aracılığıyla Takip Edilmesi Faydalı Olabilir" Vatandaşlara mümkün olması halinde davalarını bir avukat aracılığıyla takip etmelerini tavsiye eden Şeker, dosyada resmi olarak görev yapan bir avukatın bulunmasının hem mahkemelerin hem de kolluk kuvvetlerinin sürece daha dikkatli yaklaşmasını sağlayabileceğini savundu. Şeker ayrıca, telefonla kendisini avukat olarak tanıtan kişilere de hemen güvenilmemesi gerektiğini belirterek, avukatın kayıtlı olduğu barodan kimlik ve iletişim bilgilerinin doğrulanmasını önerdi. Bu konuda sahtecilik girişimlerine ilişkin duyumlar aldığını da iddia eden Şeker, vatandaşların yalnızca barolar tarafından doğrulanmış iletişim bilgileri üzerinden avukatlarla görüşmelerinin daha güvenli olacağını ifade etti. "Zor Kullanılması Durumunda Avukatın Müdahalesi Hayati Önem Taşıyor" Açıklamasında özellikle kolluk kuvvetlerinin devreye girdiği durumlara da değinen Şeker, zor kullanılarak topuk kanı, test veya benzeri sağlık uygulamalarının yaptırılmaya çalışılması halinde avukat desteğinin kritik öneme sahip olduğunu ileri sürdü. Bu tür süreçlerde yalnızca hazır dilekçelerle sonuca ulaşılamayacağını savunan Şeker, hukuki müdahalenin olayın gelişimine göre yürütülmesi gerektiğini ifade etti. "Usul Hukuku Sürekli Değişen Bir Alan" Şeker, uygulamada mahkemelerin farklı kararlar verebildiğini, idarenin de zaman içerisinde yeni yöntemler geliştirdiğini öne sürdü. Kendi değerlendirmesine göre hukuki süreçlerde geliştirilen yeni usul çözümlerine karşı idarenin de farklı uygulamalar geliştirdiğini ifade eden Şeker, bu nedenle hukuki mücadelenin yalnızca standart dilekçeler üzerinden yürütülemeyeceğini savundu. Meslektaşlarına Çağrı Şeker, topuk kanı davalarıyla daha fazla avukatın ilgilenmesi gerektiğini belirterek, bu alandaki hukuki bilgi ve deneyimlerini meslektaşlarıyla paylaşmaya hazır olduğunu açıkladı. Kendisine telefon veya e-posta yoluyla ulaşan avukatlara elindeki bilgi ve belgeleri aktardığını ifade eden Şeker, bu alanda hukukçuların çoğalmasının vatandaşların hukuki haklarının korunmasına katkı sağlayacağını dile getirdi. "Davalar Hukuk ve Adalet İlkelerine Göre Yürütülmüyor" İddiası Şeker, açıklamasında davaların yürütülme biçimine ilişkin eleştiriler de yöneltti. Bazı yargı mensuplarının vicdani kanaatleri doğrultusunda karar vermeye çalıştığını ifade eden Şeker, buna karşın birçok hakimin üst mahkemelerin kararları veya sistem baskısı nedeniyle farklı hareket ettiğini iddia etti. Ayrıca bazı hakimlerin ailelere karşı suçlu muamelesi yaptığını, kolluk kuvvetlerini ailelerin adreslerine yönlendiren kararlar verdiğini öne süren Şeker, bu uygulamaları sert ifadelerle eleştirdi. "Lehe Kararlar Çoğunlukla Usul Hatalarından Kaynaklanıyor" Şeker'in değerlendirmesine göre olumlu sonuçlanan kararların önemli bir kısmı davanın esasından değil, usul eksikliklerinden kaynaklanıyor. Özellikle ailelerin yeterince dinlenmemesi, idarenin eski genelgelerine dayanılması veya çocuğun doğumundan sonra geçen süre gibi hususların istinaf mahkemelerince dikkate alınabildiğini ifade eden Şeker, bu tür bozma kararlarının zaman kazandırması bakımından önemli olduğunu söyledi. Kamuoyu Oluşturulması Çağrısı Açıklamasının sonunda çözüm önerilerine de yer veren Şeker, kalıcı değişimin yalnızca mahkeme salonlarında değil, kamuoyu nezdinde de yürütülecek çalışmalarla mümkün olacağını savundu. Şeker, yaşadıkları süreci kamuoyuyla paylaşan ailelerin, açıklama yapan hukukçuların ve sağlık çalışanlarının katkısıyla toplumsal farkındalığın artabileceğini ifade ederek, basın ve sosyal medyada mağduriyetlerin görünür hale gelmesinin önemli olduğunu dile getirdi. Tartışmalar Sürüyor Topuk kanı uygulaması ve bu uygulamaya yönelik açılan davalar son dönemde kamuoyunda farklı görüşlerin dile getirildiği başlıklar arasında yer almayı sürdürüyor. Bir tarafta uygulamanın çocuk sağlığının korunması açısından önem taşıdığını savunan görüşler bulunurken, diğer tarafta uygulamaya hukuki gerekçelerle itiraz eden aileler ve hukukçular da çeşitli davalar açmaya devam ediyor. Avukat Cüneyt Bülent Şeker'in son açıklamaları da bu tartışmalar kapsamında, özellikle hukuki süreçlerin nasıl yürütülmesi gerektiği ve vatandaşların dolandırıcılık iddialarına karşı dikkatli olması gerektiği yönündeki değerlendirmeleriyle gündeme geldi.

Denetimler gerçekten etkin şekilde yapılıyor mu, yoksa sadece raporlarda mı kalıyor? Haber

Denetimler gerçekten etkin şekilde yapılıyor mu, yoksa sadece raporlarda mı kalıyor?

ORHANGAZİ’DE ZEHİR SOLUYORUZ İDDİASI! VATANDAŞ İSYANDA: “GECELERİ CAM AÇAMIYORUZ” Fatih Mahallesi, Örnekköy ve çevresinden yükselen tepkiler büyüyor. Vatandaşlar, bazı sanayi tesislerinin baca filtrelerini belirli saatlerde devre dışı bıraktığı yönündeki iddiaların araştırılmasını isterken, İYİ Parti Orhangazi İlçe Başkanı Bülent Bakış sert açıklamalarda bulundu. Orhangazi’de son aylarda artan hava kirliliği şikâyetleri kamuoyunun en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi. Özellikle Fatih Mahallesi, Örnekköy ve çevresinde yaşayan vatandaşlar, gece saatlerinde yoğun şekilde hissedilen duman, ağır koku ve kirli hava nedeniyle yaşam kalitelerinin ciddi biçimde düştüğünü ifade ediyor. Bölge sakinlerinden gelen çok sayıdaki şikâyette, bazı sanayi tesislerinin baca filtre sistemlerini özellikle gece saatlerinde devre dışı bıraktığı iddiası öne çıkıyor. İddiaların doğruluğu henüz resmi olarak ortaya konulmamış olsa da vatandaşların anlattıkları tablo endişe verici boyutlara ulaşmış durumda. Mahalle sakinleri, özellikle gece yarısından sonra ve sabahın ilk saatlerinde dışarıda nefes almanın zorlaştığını, evlerin içine kadar giren ağır kokunun günlük yaşamı çekilmez hale getirdiğini belirtiyor. Çocukların, yaşlıların ve kronik solunum rahatsızlığı bulunan vatandaşların bu durumdan doğrudan etkilendiği ifade edilirken, birçok vatandaş pencerelerini açamadığını, evlerini havalandıramadığını ve adeta kirli havaya mahkûm edildiğini dile getiriyor. BÜLENT BAKIŞ: “ORHANGAZİ HALKI KİMSENİN KÂR HESAPLARINA KURBAN EDİLEMEZ” Konuya ilişkin açıklama yapan İYİ Parti Orhangazi İlçe Başkanı Bülent Bakış, vatandaşlardan gelen şikâyetlerin artık görmezden gelinemeyecek noktaya ulaştığını belirterek sert ifadeler kullandı. Bakış açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu: “Orhangazi’de yaşayan binlerce insanın sağlığıyla ilgili son derece ciddi iddialar konuşulurken sessiz kalmak mümkün değildir. Vatandaşlarımız geceleri camlarını açamadıklarını, evlerinin içine ağır duman ve koku dolduğunu söylüyor. İnsanlar çocuklarının sağlığından endişe ediyor. Yaşlılar, astım ve KOAH hastaları nefes almakta zorlandıklarını ifade ediyor. Bu tablo kabul edilemez.” “Hiç kimse sanayi üretimine karşı değildir. Ancak hiç kimsenin ekonomik kazanç uğruna Orhangazi halkının sağlığını riske atmaya da hakkı yoktur. Eğer bazı işletmeler gerçekten filtre sistemlerini devre dışı bırakıyor, çevre mevzuatını ihlal ediyor ve insanların soluduğu havayı kirletiyorsa bunun adı sorumsuzluktur, bunun adı kamu sağlığını hiçe saymaktır.” “DENETİMLER YETERLİ Mİ, YOKSA SADECE KÂĞIT ÜZERİNDE Mİ KALIYOR?” Bakış, yetkili kurumlara da çağrıda bulunarak denetim süreçlerinin kamuoyu önünde şeffaf şekilde açıklanması gerektiğini vurguladı. “Vatandaşların bu kadar yoğun şikâyette bulunduğu bir ortamda kamuoyunun cevabını beklediği çok önemli sorular vardır. Orhangazi’deki tesisler en son ne zaman denetlendi? Baca emisyon ölçümleri hangi tarihlerde yapıldı? Sürekli Emisyon Ölçüm Sistemi verileri düzenli olarak inceleniyor mu? Son bir yılda çevreyi kirlettiği tespit edilen işletmelere hangi yaptırımlar uygulandı? Bu soruların cevapları kamuoyuyla paylaşılmalıdır.” “Denetimler gerçekten etkin şekilde yapılıyor mu, yoksa sadece raporlarda mı kalıyor? Vatandaşın beklentisi laf değil, somut sonuçtur. İnsanlar temiz hava istiyor. Bu kadar basit ve bu kadar haklı bir talep karşısında sessizlik kabul edilemez.” “TEMİZ HAVA BİR LÜTUF DEĞİL, EN TEMEL HAKTIR” İYİ Parti Orhangazi İlçe Başkanı Bülent Bakış, çevre ve halk sağlığının siyasi tartışmaların üzerinde bir konu olduğunu belirterek açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Temiz hava solumak bir ayrıcalık değildir. Temiz hava solumak her vatandaşın en temel hakkıdır. Orhangazi halkı kendi ilçesinde kirli havaya mahkûm edilemez. Yetkilileri vakit kaybetmeden bölgede kapsamlı, habersiz ve sıkı denetimler yapmaya çağırıyoruz. Ölçüm sonuçları şeffaf biçimde açıklanmalı, varsa ihlallerin üzerine kararlılıkla gidilmeli ve vatandaşların haklı endişeleri derhal giderilmelidir.” “Orhangazi halkı cevap bekliyor. Bu iddiaların üzerinin örtülmesine, vatandaşların sesinin duymazdan gelinmesine izin vermeyeceğiz. Sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız.” Kamuoyunda giderek büyüyen hava kirliliği tartışmasının önümüzdeki günlerde daha da geniş yankı uyandırması beklenirken, gözler şimdi yetkili kurumlardan gelecek açıklamalara çevrildi.

Halil Büyükışıklar’dan Yerel Yönetimlere Sert Eleştiriler: İnegöl ve Bursa Büyükşehir Üzerine Paylaşım Tartışma Yarattı Haber

Halil Büyükışıklar’dan Yerel Yönetimlere Sert Eleştiriler: İnegöl ve Bursa Büyükşehir Üzerine Paylaşım Tartışma Yarattı

BURSA / İNEGÖL – Eski Cumhuriyet Halk Partisi (Cumhuriyet Halk Partisi) ve Demokratik Sol Parti (Demokratik Sol Parti) İnegöl İlçe Başkanı Halil Büyükışıklar, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalarla yerel yönetimlere yönelik dikkat çeken eleştirilerde bulundu. Büyükışıklar’ın paylaşımı, Bursa ve İnegöl siyasetinde geniş yankı uyandırdı. Paylaşımında özellikle Mustafa Bozbey ve İnegöl özelinde yürütülen belediye hizmetleri ve siyasi süreçleri hedef alan Büyükışıklar, altyapı çalışmaları, yol ve kaldırım sorunları ile belediye yönetimleri arasındaki siyasi gerilimlere dikkat çekti. “80 Gündür Gündem Değişti” İddiası Büyükışıklar, paylaşımında Bursa Büyükşehir Belediyesi ile ilgili geçmiş dönemde yapılan altyapı yatırımlarının yeterince gündeme getirilmediğini savunarak, son dönemde ise yol ve kaldırım sorunlarının geri planda bırakıldığını ileri sürdü. Sosyal medya açıklamasında, özellikle İnegöl’de bazı bölgelerde devam eden altyapı ve yol çalışmaları üzerinden eleştirilerde bulunan Büyükışıklar, yerel basının ve bazı siyasi aktörlerin bu konuları artık gündeme taşımadığını iddia etti. Altyapı ve Hizmet Tartışmaları Büyükışıklar, İnegöl’de yürütülen altyapı projelerine de değinerek, geçmişte kısa süre içinde yüksek maliyetli yatırımlar yapıldığını ancak buna rağmen bazı bölgelerde yol ve kaldırım sorunlarının sürdüğünü öne sürdü. Özellikle yağışlı havalarda yaşanan çamur ve ulaşım sıkıntılarını gündeme taşıyan açıklamalar, sosyal medyada farklı yorumlara neden oldu. Paylaşımda, bazı cadde ve kavşaklarda devam eden kazı ve düzenleme çalışmalarına da atıfta bulunularak, vatandaşların günlük yaşamda zorluk yaşadığı ifade edildi. İnegöl Belediye Başkanı’na Eleştiriler Büyükışıklar, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban hakkında da değerlendirmelerde bulunarak, belediyecilik hizmetlerinin yeterliliği konusunda soru işaretleri dile getirdi. Açıklamalarında, yerel yönetimlerin vatandaşların beklentilerini karşılamakta yetersiz kaldığını savundu. Söz konusu ifadeler, özellikle İnegöl’de siyasi tartışmaları yeniden alevlendirirken, belediye yönetimi cephesinden konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılıp yapılmayacağı merak konusu oldu. Siyasi Mesaj ve Geçmiş Görev Vurgusu Halil Büyükışıklar, açıklamasında geçmişte yürüttüğü ilçe başkanlığı görevlerine atıfta bulunarak, yerel yönetimlerle olan geçmiş diyalog süreçlerine de değindi. Açıklamasında, farklı dönemlerde belediyelerle yaşanan iletişim tarzlarını hatırlatarak karşılıklı eleştirilerde bulundu. Siyasi gözlemciler, Büyükışıklar’ın çıkışını “yerel yönetim performansına yönelik sert bir eleştiri” olarak değerlendirirken, paylaşımın hem Bursa Büyükşehir Belediyesi hem de İnegöl Belediyesi ekseninde yeni bir tartışma başlatabileceğini ifade ediyor. Tartışmaların Siyasi Yansımaları Söz konusu açıklamalar, Bursa yerel siyasetinde özellikle altyapı hizmetleri, belediye yatırımları ve kamuoyu iletişimi başlıklarında yeni bir tartışma zemini oluşturdu. Sosyal medyada geniş yankı bulan paylaşım, destek ve eleştirilerin bir arada yer aldığı yorumlara neden oldu. Yerel yönetimlerin önümüzdeki günlerde bu iddialar ve eleştirilerle ilgili nasıl bir açıklama yapacağı ise merakla bekleniyor.

Demokrat Parti Bursa İl Başkanı Ali Kamil Göral: “Sorunları Konuşmakla Yetinmeyeceğiz, Çözüm Üreten Bir Mekanizma Kuruyoruz” Haber

Demokrat Parti Bursa İl Başkanı Ali Kamil Göral: “Sorunları Konuşmakla Yetinmeyeceğiz, Çözüm Üreten Bir Mekanizma Kuruyoruz”

Demokrat Parti Bursa İl Başkanı Ali Kamil Göral, kentin kronikleşen sorunlarının daha yakından takip edilmesi, çözüm yollarının somutlaştırılması ve kamuoyunda güçlü bir farkındalık oluşturulması amacıyla kapsamlı bir adım attıklarını duyurdu. Göral, Bursa’nın farklı alanlardaki ihtiyaçlarına doğrudan temas edecek şekilde 12 ayrı ihtisas komisyonu kurulacağını açıkladı. Yaptığı değerlendirmede mevcut sorunların artık ertelenemez bir noktaya geldiğine dikkat çeken Göral, “Bursa’nın meseleleri günübirlik yaklaşımlarla çözülemez. Eğer sorunları doğru tespit etmez ve kalıcı çözümler üretmezsek, yarın çok daha ağır bedellerle karşı karşıya kalırız” ifadelerini kullandı. Bu kapsamda oluşturulacak komisyonların yalnızca rapor hazırlayan yapılar olmayacağını vurgulayan Göral, sahadan veri toplayan, vatandaşla doğrudan temas kuran ve çözüm önerilerini ilgili kurumlara taşıyan aktif bir yapı hedeflediklerini belirtti. Kurulacak 12 ihtisas komisyonunun; ekonomi, sanayi, tarım, eğitim, sağlık, çevre, ulaşım, kentsel dönüşüm, sosyal politikalar, gençlik ve spor, kadın ve aile ile yerel yönetimler gibi Bursa’nın temel dinamiklerini kapsayacağını ifade eden Göral, her bir komisyonun alanında uzman isimlerden oluşacağını söyledi. Göral, “Artık sorunları uzaktan izleyen değil, sahaya inen ve çözüm üreten bir anlayışı hayata geçiriyoruz” dedi. Vatandaşların sürece aktif katılımının önemine de değinen Göral, bu komisyonların toplumla güçlü bir etkileşim içinde çalışacağını belirtti. Amaçlarının yalnızca sorunları tespit etmek değil, aynı zamanda bu sorunların kamuoyunda daha fazla görünür olmasını sağlamak olduğunu ifade eden Göral, “Bir sorun konuşulmuyorsa, çözümü de gecikir. Biz Bursa’nın gerçek gündemini görünür kılmakta kararlıyız” şeklinde konuştu. Açıklamasında uyarıcı mesajlara da yer veren Göral, özellikle plansız şehirleşme, çevresel riskler ve ekonomik daralma gibi başlıklarda gerekli önlemler alınmadığı takdirde Bursa’nın geleceğinin ciddi tehdit altında olabileceğini dile getirdi. “Bugün görmezden gelinen her sorun, yarının daha büyük krizlerine dönüşür. Bu nedenle tüm kurumları ve yetkilileri sorumluluk almaya davet ediyoruz” diyen Göral, iş birliği çağrısında bulundu. Komisyonların hazırlayacağı raporların düzenli olarak kamuoyu ile paylaşılacağını da açıklayan Göral, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin ön planda tutulacağını vurguladı. Ayrıca bu çalışmaların yalnızca siyasi bir faaliyet olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, “Bu bir Bursa meselesidir. Kim taşın altına elini koyarsa, biz onunla birlikte çalışmaya hazırız” dedi. Son olarak Bursa halkına seslenen Göral, “Şehrimizin sorunlarını birlikte konuşacak, birlikte çözeceğiz. Sessiz kalmak, sorunları büyütmekten başka bir işe yaramaz. Herkesi bu sürecin parçası olmaya davet ediyorum” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Sert Çıkış: “İznik Gölü’nü Göz Göre Göre Kurutuyorlar!” Haber

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Sert Çıkış: “İznik Gölü’nü Göz Göre Göre Kurutuyorlar!”

Bursa’nın en önemli doğal miraslarından biri olan İznik Gölü’nde yaşanan dramatik su kaybı, kamuoyunda giderek büyüyen bir endişeye dönüşürken, DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den dikkat çeken ve sert ifadeler içeren bir açıklama geldi. Genişler, yağışlara rağmen göl seviyesinin yükselmemesinin “doğal değil, tamamen insan kaynaklı bir felaket” olduğunu vurgulayarak yetkililere yüklendi. “Yağmur Yağıyor Ama Göl Dolmuyor: Bu Bir Yönetim Krizidir” Recep Genişler, son dönemde artan yağışlara rağmen İznik Gölü’nün su seviyesinin toparlanamamasını eleştirerek, “Yağış var ama sonuç yok. Çünkü sorun gökyüzünde değil, yeryüzünde yapılan yanlışlarda. Bu artık bir doğa olayı değil, açık bir yönetim krizidir” ifadelerini kullandı. Sanayiye Sert Eleştiri: “Göl Adeta Fabrikalara Tahsis Edilmiş” Genişler, göl çevresindeki sanayi tesislerinin kontrolsüz su kullanımına dikkat çekerek, denetim eksikliğini hedef aldı: “Sanayi tesisleri gölü sınırsız bir kaynak gibi kullanıyor. Su çekiliyor ama geri dönüşü yok. Denetim yok, yaptırım yok. İznik Gölü adeta bazı fabrikalara tahsis edilmiş durumda. Bu kabul edilemez.” Tarım Politikalarına Tepki: “Vahşi Sulama Devam Ediyor” Tarımda modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırılmamasını da eleştiren Genişler, vahşi sulamanın göl üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti: “Çiftçi suçlanamaz, çünkü doğru yönlendirme yapılmıyor. Hâlâ ilkel sulama yöntemleri kullanılıyor. Damla sulama gibi sistemler teşvik edilmediği sürece bu israf devam edecek. Gölün suyu bilinçsizce tüketiliyor.” İklim Krizi ve Kurumsal İhmalkârlık İklim değişikliğinin etkilerine de değinen Genişler, artan sıcaklıkların buharlaşmayı hızlandırdığını ancak asıl sorunun buna karşı önlem alınmaması olduğunu söyledi: “Evet, iklim krizi var. Ama bu krizle mücadele etmek devletin görevi. Siz hiçbir önlem almazsanız, buharlaşma artar, kaynaklar kurur. İznik Gölü kaderine terk edilmiş durumda.” “Gölü Besleyen Damarlar Kurutuldu” Gölü besleyen dere ve yeraltı kaynaklarının zayıflamasına da dikkat çeken Genişler, plansız su yönetiminin ekosistemi çökme noktasına getirdiğini ifade etti: “Gölü besleyen damarlar bir bir kurutuldu. Dereler ya kurudu ya da yönü değiştirildi. Bu göl kendi kendini yenileyemez hale getirildi.” Sazlık Tahribatı: “Doğal Kalkan Yok Edildi” Kıyı bölgelerinde yaşanan tahribata da değinen Genişler, sazlık alanların yok edilmesinin büyük bir ekolojik hata olduğunu belirtti: “Sazlıklar bu gölün akciğeriydi. Yakıldı, kesildi, yok edildi. Doğal koruma mekanizmasını ortadan kaldırdılar. Bu sadece çevre katliamı değil, geleceğe ihanettir.” “Bu Gidişle İznik Gölü Haritadan Silinecek” Açıklamasının sonunda yetkililere çağrıda bulunan Genişler, acil önlem alınmazsa geri dönüşü olmayan bir sürece girileceğini vurguladı: “Eğer bugün radikal kararlar alınmazsa, yarın çok geç olacak. İznik Gölü göz göre göre yok oluyor. Bu sadece İznik’in değil, Türkiye’nin kaybı olur. Herkes sorumluluk almak zorunda.” İznik Gölü’nde yaşanan bu kritik süreç, su yönetimi politikalarının yeniden tartışılmasına neden olurken, bölgedeki gelişmeler kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.