Hava Durumu

#Kamu Kaynakları

- Kamu Kaynakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamu Kaynakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TÜRKOĞLU’NDAN ALİ OSMAN SÖNMEZ HASTANESİ İÇİN SERT ÇIKIŞ: “AÇIN ARTIK ŞU HASTANEYİ!” Haber

TÜRKOĞLU’NDAN ALİ OSMAN SÖNMEZ HASTANESİ İÇİN SERT ÇIKIŞ: “AÇIN ARTIK ŞU HASTANEYİ!”

Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, yapımına 2016 yılında başlanan 1.315 yataklı Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi’nin halen hasta kabulüne başlamamasına tepki gösterdi. Hastane önünden açıklama yapan Türkoğlu, gecikmeler ve artan maliyetler üzerinden yetkililere seslenerek, “Bursalılar artık tarih değil, hizmet istiyor” dedi. Bursa’nın uzun süredir tamamlanması beklenen sağlık yatırımlarından Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi, bir kez daha siyasetin gündemine taşındı. Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, hastane önünde yaptığı açıklamada, temeli 2016 yılında atılan sağlık tesisinin aradan geçen yaklaşık 10 yıla rağmen hasta kabulüne başlamamasını eleştirdi. Türkoğlu, hastanenin açılışı için bugüne kadar farklı tarihler verildiğini ancak bu takvimlerin gerçekleşmediğini belirterek Sağlık Bakanlığı ve Bursa’daki sağlık yöneticilerine bir dizi soru yöneltti. “450 MİLYON LİRA DİYE BAŞLADI, 1,7 MİLYAR LİRAYI AŞTI” Hastanenin ilk açıklandığında yaklaşık 450 milyon liralık maliyetle tamamlanmasının planlandığını hatırlatan Türkoğlu, inşaat sürecinde birden fazla ihale gerçekleştirildiğini söyledi. İlk yüklenicinin işi tamamlamadan bıraktığını belirten Türkoğlu, inşaatın yaklaşık yüzde 40 seviyesine geldiği dönemde 314 milyon 750 bin lira ödeme yapıldığını ifade etti. 2020 yılında yaklaşık 404 milyon liralık ikinci bir sözleşme yapıldığını aktaran Türkoğlu, bu süreçte de hastanenin tamamlanamadığını söyledi. Kalan işler için gerçekleştirilen sonraki ihalenin ise yaklaşık 988 milyon liraya ulaştığını öne süren Türkoğlu, yalnızca yapım ihalelerinin toplam maliyetinin 1,7 milyar lirayı geçtiğini belirtti. Türkoğlu, tıbbi cihaz, demirbaş, bilişim altyapısı ve hizmet alımları için gerçekleştirilen diğer ihalelerin de hesaba katılması halinde toplam maliyetin daha yüksek olduğunu savundu. “AÇILIŞ İÇİN VERİLEN TARİHLER TUTMADI” Türkoğlu’nun eleştirilerinin merkezinde hastanenin açılış tarihi de yer aldı. 2024 yerel seçimleri döneminde hastanenin poliklinik bölümünün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı törenle açıldığını hatırlatan Türkoğlu, o dönemde üç ay içerisinde hasta kabulüne başlanacağının duyurulduğunu söyledi. Ancak aradan geçen sürede hastanenin tam kapasiteyle hizmete alınmadığını ifade eden Türkoğlu, sonraki süreçte verilen tarihleri de sıraladı. 2025 yılının Aralık ayı için açılış beklentisi oluşturulduğunu, ardından 2026 yılının Haziran-Temmuz aylarının gündeme geldiğini belirten Türkoğlu; Ağustos, Eylül ve Ekim aylarının da telaffuz edildiğini ancak Ekim 2026 itibarıyla hastanenin halen hasta kabulüne başlamadığını dile getirdi. “BURASI OTEL DEĞİL, AVM DEĞİL; KAMU HASTANESİ” Bursa’daki sağlık hizmetlerinde yaşanan yoğunluğa dikkat çeken Türkoğlu, hastanenin gecikmesinin vatandaş açısından ciddi mağduriyetlere yol açtığını savundu. Kentte hastane ve yoğun bakım yatağı bulmakta güçlük çeken hastaların bulunduğunu belirten Türkoğlu, bazı vatandaşların farklı hastanelere, ilçelere veya illere sevk edilmek zorunda kaldığını söyledi. Poliklinik muayenelerinin yanı sıra MR, endoskopi, tetkik ve ameliyat randevularında uzun bekleme sürelerinin yaşandığını ifade eden Türkoğlu, şöyle konuştu: “Burası otel değil. Burası AVM değil. Burası bir kamu hastanesi. Bu şehirde yıllardır sağlık hizmeti bekleyen Bursalılar var.” “HASTALIK BEKLEMİYOR” Sağlık hizmetlerindeki gecikmelerin doğrudan insan hayatını etkilediğini vurgulayan Türkoğlu, özellikle kanser, kalp hastalıkları ve yoğun bakım ihtiyacı bulunan hastalar açısından zamanın kritik olduğunu söyledi. Türkoğlu, “Hastalık beklemiyor, kanser beklemiyor, kalp hastalığı beklemiyor, yoğun bakım beklemiyor. Ama siz bu hastaneyi bekletiyorsunuz” sözleriyle tepkisini dile getirdi. YETKİLİLERE PEŞ PEŞE SORULAR Hastanenin hizmete alınmasının önündeki engellerin kamuoyuna açıklanmasını isteyen Türkoğlu, Sağlık Bakanlığı ve ilgili kurumlara şu soruları yöneltti: “Bu hastane neden hâlâ açılmadı? Kim geciktiriyor? Hangi işlemi bitmedi? Hangi eksik kaldı? Neden Bursalı vatandaşa sürekli yeni bir tarih veriliyor? 450 milyon lira diye başlayan bir hastanenin maliyeti nasıl milyarlarca liraya ulaştı?” Türkoğlu, hastane için satın alınarak uzun süredir bekletildiğini söylediği tıbbi cihaz, mobilya, demirbaş ve diğer malzemelerin durumunun da açıklığa kavuşturulmasını istedi. Bu malzemelerin kullanılmadan beklemesinin kamu kaynakları açısından oluşturabileceği kayba dikkat çeken Türkoğlu, ekonomik ömrü azalan veya değer kaybeden malzemelerin sorumluluğunun kimde olduğunu sordu. “BURSALILAR ARTIK SÖZ DEĞİL, HİZMET İSTİYOR” Açıklamasının sonunda Sağlık Bakanlığı, Bursa sağlık yönetimi ve sürecin siyasi sorumlularına çağrıda bulunan Türkoğlu, Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi’nin daha fazla gecikmeden hizmete alınmasını istedi. Türkoğlu, çağrısını şu sözlerle tamamladı: “Bursalılar artık tarih istemiyor. Bursalılar artık söz değil, hizmet istiyor. Açın şu hastaneyi! Açın da insanlara artık dert değil, şifa dağıtın.”

DUACINARI PROJESİ ÜZERİNDEKİ TARTIŞMALAR BÜYÜYOR: “KÜLTÜR VE YAŞAM MERKEZİ Mİ, TİCARET VE RANT MERKEZİ Mİ?” Haber

DUACINARI PROJESİ ÜZERİNDEKİ TARTIŞMALAR BÜYÜYOR: “KÜLTÜR VE YAŞAM MERKEZİ Mİ, TİCARET VE RANT MERKEZİ Mİ?”

Bursa'nın nüfus yoğunluğu yüksek ilçelerinden biri olan Yıldırım'da inşası süren Duacınarı Kültür ve Yaşam Merkezi Projesi, kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis tarafından yapılan sert eleştiriler ve kamuoyuna yöneltilen sorular, proje üzerindeki soru işaretlerini artırdı. Sürecin şeffaflıktan uzak yürütüldüğünü iddia eden Seyis; Yıldırım halkının yeterince bilgilendirilmediğini, bölge sakinlerinin görüşlerine başvurulmadığını ve kamu kaynaklarıyla gerçekleştirilen bir yatırımın detaylarının gizlendiğini öne sürdü. Yıldırım kamuoyunda giderek büyüyen tartışmaların odağında ise şu temel soru yer alıyor: "Duacınarı Kültür ve Yaşam Merkezi mi inşa ediliyor, yoksa yeni bir ticaret ve rant alanı mı oluşturuluyor?" "YILDIRIM HALKI BİLGİLENDİRİLMİYOR" İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, yaptığı değerlendirmelerde konunun sadece bir bina inşası olmadığını, Yıldırım'ın geleceğini etkileyecek kritik bir yatırım olduğunu vurguladı. Seyis'e göre, böylesine kapsamlı bir proje hazırlanırken mahalle sakinleri, muhtarlar, esnaf odaları, sivil toplum kuruluşları, şehir plancıları ve bölge temsilcileriyle kapsamlı bir istişare süreci yürütülmesi gerekiyordu. Ancak iddialara göre bu süreç işletilmedi. Projenin hangi ihtiyaç analizleri doğrultusunda hazırlandığı, hangi kriterlerle şekillendirildiği ve asıl kullanım amacının ne olduğu konusunda kamuoyuna yeterli açıklamanın yapılmadığı ileri sürülüyor. İsmail Seyis, "Yıldırım'da yürütülen bu projede halkın söz hakkı görmezden gelinmiştir" ifadelerini kullandı. "İHALE SÜRECİ NEDEN TAM OLARAK AÇIKLANMIYOR?" Tartışmaların en kritik noktalarından birini ise ihale süreci oluşturuyor. Muhalefet kanadı; maliyetlerin, ihale detaylarının, yüklenici firmanın, sözleşme şartlarının ve projenin kapsamının şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirtiyor. Kamu kaynaklarının kullanımında şeffaflık ilkesinin işletilmesi gerektiğini vurgulayan Seyis, şu soruları yöneltti: Projenin toplam maliyeti nedir? İhale hangi şartlar altında gerçekleştirilmiştir? İhaleye katılan firmalar kimlerdir? Teknik detaylar kamuoyuna neden ayrıntılı olarak açıklanmamaktadır? Projenin nihai kullanım planı nedir? Kültürel alanların oranı ne kadardır? Ticari alanların büyüklüğü nedir? Bu soruların yanıtlanması gerektiğini savunan Seyis, "Bu durum şeffaf yönetim anlayışının bir gereğidir" dedi. "KÜLTÜR ADI ALTINDA TİCARİ PROJE Mİ?" Yıldırım kamuoyunda en çok tartışılan konulardan biri de merkezin kullanım amacı. Projenin ismi "Kültür ve Yaşam Merkezi" olsa da, ilerleyen süreçte ticari faaliyetlerin ağırlık kazanacağı yönünde çeşitli iddialar konuşuluyor. Vatandaşlar arasında; "Bu proje gerçekten kültürel gelişim için mi yapılıyor?" "Yoksa ticari birimlerin ön planda olduğu yeni bir rant alanına mı dönüşecek?" Sorusunun sıkça sorulmaya başlandığı görülüyor. Muhalefet temsilcileri, kültür merkezlerinin toplumsal ortak kullanım alanları olması gerektiğini, ticari kapasitenin ön plana çıkmasının kamu yararını gölgeleyebileceğini savunuyor. "MİLYONLARCA LİRALIK YATIRIM KİMİN İHTİYACINI KARŞILAYACAK?" Projeye ayrılan bütçenin büyüklüğü de tartışmaların odağında yer almaya devam ediyor. Yıldırım'ın; Trafik, Kentsel dönüşüm, Otopark, Gençlik merkezleri, Spor alanları, Sosyal destek projeleri, Yeşil alan eksikliği, Deprem hazırlıkları, gibi pek çok temel sorunu varken, milyonlarca liralık bu yatırımın gerçek ihtiyaçlara cevap verip vermediğinin açıklanması talep ediliyor. "Öncelik gösterişli binalar mı, yoksa vatandaşın günlük yaşamını kolaylaştıracak hizmetler mi?" sorusu da kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. "DUACINARI HALKINDIR" İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, Duacınarı'nın sadece belirli çevrelerin değil, tüm Yıldırım halkının ortak değeri olduğunu vurguladı. Seyis'e göre, kamuya ait alanlar üzerinde yapılacak yatırımların temel amacı vatandaşın faydası olmalıdır. Bu nedenle tüm ayrıntıların şeffaf bir şekilde paylaşılması ve bölge halkının karar süreçlerine dahil edilmesi gerektiğini belirtti. "KARARI YILDIRIM HALKI VERECEK" Duacınarı Kültür ve Yaşam Merkezi üzerinden yürütülen tartışmaların büyüme eğiliminde olduğu görülürken, tüm detayların şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor. Yıldırım halkı şu an şu soruların cevabını arıyor: Duacınarı Kültür ve Yaşam Merkezi, gerçekten bir kültür ve yaşam merkezi olarak mı hizmet verecek? Bir Kültür ve Ticaret Merkezi'ne mi dönüşecek? Yoksa kamu kaynaklarıyla yeni bir rant alanı mı yaratılıyor? Bu soruların yanıtı sadece siyasi açıklamalarla değil, proje tamamlandığında ortaya çıkacak somut sonuçlar ve Yıldırım halkının yapacağı nihai değerlendirme ile belli olacak. Tartışmalar sürerken değişmeyen tek bir gerçek var: Yıldırım halkı, kamu kaynaklarıyla yürütülen yatırımlarda daha fazla şeffaflık, daha fazla katılım ve daha yüksek hesap verebilirlik talep ediyor.

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis'ten Yıldırım Belediyesi'ne Sert Eleştiriler: "Kentsel Dönüşüm Rantın Değil, Vatandaşın Dönüşümü Olmalıdır" Haber

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis'ten Yıldırım Belediyesi'ne Sert Eleştiriler: "Kentsel Dönüşüm Rantın Değil, Vatandaşın Dönüşümü Olmalıdır"

BURSA – İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis; Yıldırım Belediyesi'nin kentsel dönüşüm hamlelerinden belediyecilik vizyonuna, saha faaliyetlerinden zabıta çalışmalarına kadar pek çok hususta detaylı değerlendirmelerde bulunarak, Belediye Başkanı Oktay Yılmaz yönetiminin uygulamalarına yönelik sert eleştiriler getirdi. Özellikle Mimarsinan-Güllük Mahallesi'nde yürütülen kentsel dönüşüm sürecinde sosyal dengelerin yeterince gözetilmediğini savunan Seyis, belediyeciliğin sadece yapılaşmadan ibaret olmadığını, asıl amacın vatandaşın güvenini ve rızasını kazanmak olduğunu vurguladı. "Kentsel Dönüşüme Karşı Değiliz, Adaletsiz Dönüşüme Karşıyız" Söylemlerinde öncelikle kentsel dönüşüm adımlarını ele alan Seyis, Yıldırım'ın deprem riski sebebiyle yenilenmeye ihtiyaç duyduğunu ancak izlenen yöntemin toplumsal vicdanı yaraladığını ileri sürdü. "Kentsel dönüşüm kuşkusuz gereklidir. Yıldırım'daki eski yapı stokunun modernize edilmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur. Lakin dönüşüm; vatandaşın onayı alınmadan, hak sahipleriyle yeterli iletişim kurulmadan ve hakkaniyet ilkesi zedelenerek gerçekleştirilirse, sonuçta sadece yeni binalar değil; kırgınlıklar, mağduriyetler ve toplumsal huzursuzluklar ortaya çıkar." Seyis'e göre Mimarsinan-Güllük bölgesindeki yıkımların ardından oluşan tablo, yalnızca fiziksel bir değişimi değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik sorunların da derinleştiğini göstermektedir. "Şehirleri Betonla Değil, İnsan Merkezli Anlayışla İnşa Etmeliyiz" Belediyeciliğin temelinde insan odaklı bir yönetim modelinin olması gerektiğini belirten İYİ Parti İlçe Başkanı, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bir belediye sadece yol, kaldırım ve bina yönetmez; aynı zamanda insanların umutlarını, gelecek planlarını ve yaşam alanlarını da idare eder. Eğer vatandaş kendisini bu sürecin dışında hissediyorsa, o dönüşüm teknik olarak başarılı olsa dahi toplumsal açıdan eksik kalmış demektir." Uzlaşma kültürünün ön plana çıkarılması, hak sahiplerinin karar alma mekanizmalarına dahil edilmesi ve şeffaf bir bilgilendirme sürecinin işletilmesinin kritik önem taşıdığına dikkat çekti. "Vatandaşın Soruları Cevap Bekliyor" Seyis, açıklamasının devamında belediye hizmetlerine dair kamuoyuna yansıyan bir video kaydını gündeme getirdi. Söz konusu videoda, resmi kıyafetli olduğu iddia edilen bazı şahısların mesai saatlerinde voleybol oynadığının öne sürüldüğünü belirten Seyis, konunun açıklığa kavuşturulmasını talep etti. "Videodaki kişilerin kimlikleri, hangi görevleri icra ettikleri ve görüntülerin mesai saatleri içinde kaydedilip kaydedilmediği kamuoyuna net bir şekilde açıklanmalıdır." Bu doğrultuda şu soruların yanıtlanmasını istedi: Görüntülerde yer alan şahıslar belediye personeli midir? Eğer personel iseler görev tanımları nelerdir? Görüntüler mesai saatleri içerisinde mi alınmıştır? İddialar gerçekse kamu hizmeti aksatılmış mıdır? Belediye yönetimi konuyla ilgili herhangi bir idari soruşturma başlatacak mıdır? Kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanımının tüm belediyeler için temel bir sorumluluk olduğunu ifade eden Seyis, denetimin önemine değindi. "Denetim Bekleyen Mahalleler Varken Bu İddialar Ciddiyetle Araştırılmalıdır" Yıldırım'ın 71 mahallesinde vatandaşların altyapı, çevre düzenlemesi, kaçak yapılaşma, trafik, park işgalleri ve çeşitli belediyecilik hizmetleri konusunda çözüm bekleyen pek çok talebi olduğunu söyleyen Seyis, görüntülerin doğruluğu halinde bunun vatandaş nezdinde soru işaretleri yaratacağını belirtti. "Kamu görevlilerinin çalışma düzenine dair iddialar objektif bir şekilde araştırılmalıdır. Eğer iddialar asılsızsa belediye bunu belgeleriyle kanıtlamalı; eğer bir ihmal varsa gerekli idari süreçler hızla işletilmelidir." "71 Mahallenin Sorunları Tek Tek Dinlendi" İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanlığı'nın sadece eleştiri üretmediğini vurgulayan Seyis, teşkilat olarak ilçe genelindeki 71 mahalle başkanıyla kapsamlı istişare toplantıları gerçekleştirdiklerini duyurdu. Bu görüşmeler neticesinde Yıldırım'ın temel problemlerine dair geniş bir saha raporu hazırladıklarını belirten Seyis, vatandaşların öncelikli taleplerini şu başlıklar altında özetledi: Kentsel dönüşüm süreçlerinde şeffaflık ve uzlaşının artırılması, Depreme dayanıklı konut üretiminin hızlandırılması, Mahalle bazlı altyapı eksikliklerinin giderilmesi, Otopark sorununa kalıcı çözümler bulunması, Trafik yoğunluğunu azaltacak yeni ulaşım projelerinin devreye alınması, Yeşil alan ve sosyal donatı alanlarının genişletilmesi, Gençlere yönelik spor ve kültür yatırımlarının artırılması, Kadınlara yönelik sosyal destek projelerinin güçlendirilmesi, Esnafın ekonomik anlamda desteklenmesi, Sokak güvenliği ve zabıta denetimlerinin daha etkin kılınması, Kentsel dönüşüm mağduriyetlerine karşı hukuki ve sosyal destek mekanizmaları kurulması. "Yıldırım'ın Geleceği Siyasi Polemiklerle Değil, Ortak Akılla İnşa Edilmeli" Yerel yönetimlerin muhalefetten gelen eleştirileri dikkate almasının demokratik bir gereklilik olduğunu ifade eden Seyis, amaçlarının hizmet kalitesini artırmak olduğunu dile getirdi. "Bizim yaklaşımımız; eleştirmek için eleştirmek değil, eksikleri belirleyip çözüm yolları sunmaktır. Yıldırım, Bursa'nın nüfus yoğunluğu en yüksek ilçelerinden biridir ve buradaki sorunlar günlük beyanatlarla değil, uzun vadeli planlarla çözülebilir." "Vatandaşın Beklentisi Şeffaf, Hesap Verebilir ve Katılımcı Belediyecilik" Açıklamalarını Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ve yönetimine yaptığı çağrıyla noktalayan Seyis, tartışmalı konuların açıkça yanıtlanmasının kurumsal itibar ve toplumsal huzur için elzem olduğunu belirtti. İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanlığı, 71 mahallede yürütülen saha çalışmalarıyla hazırlanan raporun, orta vadede hem Yıldırım Belediyesi'ne hem de Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne sunulacağını; ilçedeki yaşam kalitesini yükseltecek yatırım başlıklarının ilgili kurumlarla paylaşılacağını bildirdi. Seyis, "Yıldırım'ın geleceğini belirleyecek her projede vatandaşın sesi duyulmalı, hak sahiplerinin rızası gözetilmeli ve kamu kaynakları maksimum verimlilikle kullanılmalıdır. Güçlü kentler ancak adalet, şeffaflık ve katılımcı yönetim anlayışıyla kurulur." sözleriyle açıklamasını tamamladı.

Saadet Partisi’nden İktidara Kamu İhaleleri Üzerinden Sert Eleştiri: “Milletin Parası Belirli Çevrelere Aktarılamaz” Haber

Saadet Partisi’nden İktidara Kamu İhaleleri Üzerinden Sert Eleştiri: “Milletin Parası Belirli Çevrelere Aktarılamaz”

BURSA – Saadet Partisi Sosyal İşlerden Sorumlu Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, kamu alımları ve ihale sistemi devam etmekte olup, Türkiye'de kamuya yönelik kullanıma yönelik mevcut anlayış sert sözlerle eleştirdi. Kamu alımlarında şeffaflığın giderek ortadan kaybolduğunu, rekabetin zayıfladığını ve istisnai uygulamaların olağan hale getirildiğini savunan Yurtsever, “Milletin alın terinden oluşan kaynaklar üzerinde hiç kimseden tasarruf hakkı yoktur” dedi. Türkiye'nin ağır ekonomik koşullarının sona erdiği Yurtsever, dünyanın her yerindeki vatandaşın hayat pahalılığı, yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetiyle mücadele ettiği bir dönemdeki kamunun nasıl gerçekleştiğini ifade etti. Vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını söyleyen Yurtsever, buna karşılık kamu harcamalarındaki tartışmaların toplumsal vicdanında ciddi soruların oluştuğunu kaydetti. “Kamu alımları sistemi yıllar içerisinde yapılan düzenlemelerle kayıtlardan çıkarılmıştır” diyen Yurtsever, açık rekabeti esas alan ihale anlayışının yerinin giderek daha kapalı ve ısınması zor kopyaların ayrılmasını savundu. “İstisnalar Kural Haline Getirildi” Açıklamada kamu alımlarındaki istisna uygulamalarına dikkat çeken Yurtsever, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bir ülkede istisnalar çoğaldıkça şeffaflık artar, şeffaflık azaldıkça da milletin devlete olan güveni zarar görür. Kamu alımlarında açık ihale yöntemi temel kural olması gerekirken, bugün istisnai yöntemler giderek yaygınlaştığında ciddi tartışmalara neden olmaktadır. Devletin kasalarından çıkan her kuruşun hesabı millete." Yurtsever, kamu yönetiminin hesap verebilirliğinin zayıflamasının yalnızca ekonomik olmadığını, aynı zamanda demokratik bir sorun olduğunu belirterek, kamu hizmetlerinin kullanımında toplumsal bilgi alma olanağının bozulmasının olduğunu söyledi. “86 Milyonun Hakkı Korunmalıdır” Saadet Partisi olarak kamu malını bir emanet olarak gördüklerini vurgulayan Yurtsever, kamu harcamalarının belli kesimlerin değil bütünlüklü ortak değer olduğunu ifade etti. "Bu finansman herhangi bir grup, çevrenin veya ayrıcalıklı kesimin değil; 86 milyon vatandaşımızın ortak hakkıdır. Milletin vergileriyle oluşan bütçe üzerinde tasarrufluluk kolaylığı her zaman kamuya ait olmalıdır. Kamu maliyeleri siyasi, bürokratik veya ekonomik güç odaklarının değil, milletin emanetidir" dedi. “Türkiye İsrafı Değil Tasarrufu Konuşmalıdır” Türkiye'nin ekonomik gerçekleri ortadayken kamu yönetimi tasarruf bilgilerinin ayrılmasını değiştirerek Yurtsever, kamu harcamalarında verimlilik ve denetimin çalışmalarının zorunlu olduğunu ifade etti. "Bugün vatandaş pazarında, piyasada ve faturalarında ağır bir yük gösterirken devletin en küçük israfın bile kabul edilmesi mümkün değildir. Türkiye'nin ihtiyaçlarının kamu kaynakları hoyratça tüketen anlayışlar değil, tasarruf esası alan, adaleti önceleyen ve milletin emanetine sahip çıkan bir yönetim anlayışıdır" diye konuştu. “Her Kuruşun Hesabı Sorulmalıdır” Açıklamanın sonuna kadar kamu yönetiminin şeffaflık ve dürüstlük çağrısını yineleyen Yurtsever, bütçenin harcandığı her kuruşun kamuoyu tarafından denetlenebilir olması gerektiğini belirtti. "Darı fedakarlık yaparken kamu yönetiminin de aynı esnekliği göstermesi gerekir. Her kuruşun hesabının verilmesi, ihalelerin şeffaf biçimde yürütülmesi, denetim bloğunun güçlü bir sistem hem ekonomik kayıpları önleyecek hem de devlete fiili güveni artıracaktır. Kamu malına emanet gözüyle bakılmadıkça ne israf önlenebilir ne de adalet tesis edilebilir." Saadet Partili Yurtsever'in açıklamaları, kamu ihaleleri, kamu harcamaları ve devletin yönettiği şeffaflık tartışmalarının yeniden gündemde olduğu bir dönemde dikkat çeken eleştiriler arasında yer aldı.

Kamu Binaları Çürümeye Terk Edilmemeli” Haber

Kamu Binaları Çürümeye Terk Edilmemeli”

Aydınlık Geleceğin Partisi Genel Başkan Yardımcısı İrfan Özen, Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesine bağlı Çaltılıbük, Söğütalan, Devecikonağı ve Tepecik mahallelerinde bulunan eski sağlık ocağı lojmanlarının tüm yıl boyunca atıl durumda bırakıldığı belirtilen kurumsal çağrıda bulundu. Bölgede yaklaşık 40 yıllık olduğu belirtilen sağlık ocağı lojmanlarının kullanıldığından kaderine terk edildiği ifade eden Özen, kamu kaynaklarıyla inşa edilen yapıların değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “Milletin Emeği Çürümeye Bırakılıyor” İrfan Özen, söz konusu lojmanların uzun süre kullanılmadığını ve sonradan yıpranarak bulunmadığını belirterek, bu durumun kamu dışında verimli kullanılmamasına yol açtığını dile getirdi. Özen açıklamada, köylerde konut bulunan dayanıklın bu yapılardan yararlanılabileceğini savunarak şu değerlendirmede bulundu: “Mustafakemalpaşa'ya bağlı Çaltılıbük, Söğütalan, Devecikonağı ve Tepecik mahallelerinde bulunan sağlık ocağı lojmanları yıllar boyunca patlamaya terk edilmiş durumda. Kamu kaynaklarıyla yapılan bu binalar, ihtiyaç sahibine aita bakım olsaydı bugün ayakta kalır, ekonomiye ve durumuna katkı devam ederdi.” İlçe Yöneticilerine Çağrı Kamuya ait atıl yapının yeniden değerlendirilmesi ifade eden Özen, yerel olarak desteklendiğini ve ilgili konulardaki gelişmelerin gösterilmesini belirtti. Özen, özellikle kırsal mahallelerde kamu binalarının envanterinin çıkarılarak performansın hizmetteki bozulmalarının önemine dikkat çekti. "Milletin emeğiyle yapılan hiçbir yapı kaderine terk edilmemelidir. Yetkililerin bu binaları dikkate almayıp yerine çözüm üretmesi gerekiyor. İlçeden alınmaya çağrımız; bu yapıların incelenmesi ve kamunun değerlendirilecek adımları atmalarıdır." “Kamu Kaynakları Korunmalı” Aydınlık Geleceğin Partisi Genel Başkan Yardımcısı İrfan Özen, ekonomik koşulların her geçen gün zorlaştığı bir dönemde kamuya ait taşınmazların atıl hale getirilmesinin kabul edilemeyeceğini, sürelerin sosyal konut, lojman veya farklı kamu hizmetlerinin değerlendirilmesi olduğunu söyledi. Özen, ilgili kurumların çalıştırılmasını davet ederek, hem kamu yapısının korunmasını hem de performanslarının karşılanması adına mevcut kişilerin bir an öncesini istedi. Bölge elektrik kesintilerinin uzun yıllar boyunca lojmanların yeniden değerlendirilerek ekonomiye ve toplumsal yaşama kazandırılması talep ediliyor.

“Bursa Ayağa Kalk, Hastanelerine Sahip Çık!” Haber

“Bursa Ayağa Kalk, Hastanelerine Sahip Çık!”

Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir'den Sert Tepki 24 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla, mülkiyeti Maliye Hazinesi'ne ait 71 taşınmaz ve üzerlerindeki yapıların özelleştirme kapsamına dahil olmak üzere her yerde geniş yankılanırken, kararın Bursa ayağı özellikle sert tepkilere neden oldu. Özelleştirme listesinde Bursa'da bulunan 4 önemli sağlık eğitiminin dahil edilmesi, siyasi ve toplumsal çevrelerde “kabul edilemez bir adım” olarak değerlendirildi. Karara göre satış, kiralama, gelir modeli paylaşımı ve işletme hakkı devri gibi değerlendirilebilecek taşınmazlar arasında; Osmangazi ilçesindeki eski Bursa Devlet Hastanesi ve Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi arazisi, Çekirge'deki Ümran Sönmez Medikal Onkoloji Kliniği, Yıldırım'daki Bursa Diş Hastanesi ve Mustafakemalpaşa'daki 7 Nolu Aile Sağlığı Merkezi'nde yer aldı. Kararın ardından sert çıkışlardan biri Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir'den geldi. “Bu Bir Özelleştirme Değil, Kamusal Sağlık Hafızasının Tasfiyesidir” Demir, yaptığı açıklamada özellikle Osmangazi’de yer alan ve Bursalılar için sembolik bir değer taşıyan eski Bursa Devlet Hastanesi üzerinden sert ifadeler kullandı. Kamuoyuna “Muradiye Devlet Hastanesi” olarak bilinen, eski adıyla Bursa Memleket Hastanesi’nin özelleştirme kapsamına alınmasını “kabul edilemez bir ihanet planı” olarak nitelendirdi. Demir, hastanenin yalnızca bir sağlık tesisi olmadığını, Bursa’nın tarihsel ve toplumsal hafızasının bir parçası olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bu hastane 1950’li yıllarda Bursalıların bağışlarıyla, halkın imek emeğiyle inşa edildi. Bu bir bina değil; bu şehrin ruhudur, hafızasıdır. Şimdi bu miras masa başı kararlarla satılmak isteniyor. Buna sessiz kalamayız.” “Şehir Hastanesi Uğruna Kamu Hastaneleri Feda Edildi” Demir, sağlık politikalarına yönelik eleştirilerini de sertleştirerek, şehir hastaneleri modelinin kamu sağlık sistemini zayıflattığını savundu. Bursa’da şehir hastanesi açıldıktan sonra birçok devlet hastanesinin kapatıldığını hatırlatan Demir, vatandaşların ulaşımı zor olan tek bir merkeze mecbur bırakıldığını ifade etti. “Hasta garantili şehir hastaneleri sistemiyle kamu kaynakları belirli şirketlere aktarılıyor. Köprüde geçiş garantisi, havalimanında yolcu garantisi neyse, sağlıkta da hasta garantisi sistemi kurulmuş durumda. Bu kabul edilebilir bir düzen değildir” dedi. “Deprem Riski Bahane Edildi, Hastane Yıllarca Kaderine Terk Edildi” Eski Bursa Devlet Hastanesi’nin kapatılma gerekçesi olarak “deprem riski”nin gösterildiğini hatırlatan Demir, bu sürecin şeffaf yürütülmediğini öne sürdü. Hastanenin güçlendirilmesi ya da yeniden hizmete açılması yönünde verilen sözlerin tutulmadığını ifade ederek, yapının yıllardır atıl bırakıldığını söyledi. “Eğer gerçekten risk varsa, bunu ortadan kaldırmak devletin görevidir. Güçlendirme yapılmadı, yatırım yapılmadı, yıllarca oyalama politikası izlendi. Şimdi ise bu alan özel sektöre devredilmek isteniyor. Buna planlı bir tasfiye dememek mümkün değil.” “Bursa’nın Bağışıyla Yapılan Hastane Birilerine Rant Aracı Yapılamaz” Demir, hastanenin bulunduğu arazinin değerine dikkat çekerek, alanın rant odaklı projelere açılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Bursa’nın geçmişte kendi imkânlarıyla inşa ettiği bir sağlık kurumunun bugün “ticari kazanç alanına” dönüştürülmek istendiğini söyledi. “Kimdir bu çok özel ve hatırlı kişiler? Bursalıların bağışlarıyla yapılan bu hastane nasıl olur da birkaç imza ile el değiştirir? Bu şehir buna izin vermez” ifadelerini kullandı. “Bu Karar Bursalılara Açık Bir Haksızlıktır” Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir, açıklamasının sonunda sert bir çağrıda bulunarak Bursalıları tepki göstermeye davet etti: "Bu sadece bir taşınmaz satışı değildir. Bu, bir şehrin hafızasına, geçmişe ve hak ihlalidir. Bursa bunu kabul edemez. Bu karar Bursalılara açık bir haksızlıktır." Demir, “Bursa'da kalk, hastaneye sahip çık” bölümünü tamamladı. Özelleştirme kararının nasıl uygulanacağı ve Bursa'daki sağlık tesislerinin geleceğine ilişkin süreçte kamuoyunda tartışılmaya devam edilirken, tepkilerin önümüzdeki günlerde daha da artması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.