Hava Durumu

#İznik

- İznik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İznik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler'den Sert Tepki: "Kurtuluş Savaşı'nı Müfredattan Silemezsiniz, Bu Milletin Hafızasına Yapılmış Açık Bir Saldırıdır" Haber

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler'den Sert Tepki: "Kurtuluş Savaşı'nı Müfredattan Silemezsiniz, Bu Milletin Hafızasına Yapılmış Açık Bir Saldırıdır"

BURSA / İZNİK – DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, Milli Eğitim Bakanlığı'nın yeni müfredat çalışmaları kapsamında "Kurtuluş Savaşı" ifadesinin müfredattan çıkarılacağı yönündeki açıklamalara ilişkin sert bir basın açıklaması yayımladı. Genişler, söz konusu düzenlemenin yalnızca bir ders kitabındaki ifade değişikliği olmadığını belirterek, bunun Türk milletinin tarihine, milli hafızasına ve bağımsızlık mücadelesine yönelik ciddi bir müdahale olduğunu savundu. "Kurtuluş Savaşı ifadesini müfredattan kaldırıyoruz. Neden kurtulmuşuz?" sorusunu kamuoyuna yönelten Genişler, alınmak istenen kararın tarihsel gerçekleri gölgelemeye yönelik olduğunu ileri sürdü. "Bu Karar Bir Kelimeyi Değil, Bir Milletin Hafızasını Hedef Alıyor" Basın açıklamasında Milli Eğitim Bakanlığı'nın yaklaşımına sert eleştiriler yönelten Recep Genişler, Kurtuluş Savaşı'nın Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna giden yolun temel taşı olduğunu ifade etti. Genişler açıklamasında, "Kurtuluş Savaşı ifadesinin müfredattan çıkarılacağı yönündeki açıklamayı büyük bir şaşkınlık ve derin bir üzüntüyle karşılıyoruz. Bu yalnızca bir kavram değişikliği değildir. Bu karar, milletimizin hafızasına, tarihine, kimliğine ve bağımsızlık mücadelesine yapılmış açık bir saldırıdır." ifadelerine yer verdi. "Kurtuluş Savaşı Bir Milletin Yeniden Ayağa Kalkış Hikâyesidir" DEVA Partisi İznik İlçe Başkanlığı'nın açıklamasında Kurtuluş Savaşı'nın yalnızca askeri bir mücadele olmadığı vurgulandı. Açıklamada, 1919-1923 yılları arasında verilen mücadelenin; İşgale karşı verilen bağımsızlık savaşı, Sevr Anlaşması ile planlanan parçalanmaya karşı direniş, Mandaya ve yabancı devletlerin kontrolüne karşı milli iradenin savunulması, Esarete karşı özgürlüğün kazanılması, Cehalete ve geri kalmışlığa karşı çağdaş bir devlet inşa etme mücadelesi olduğu ifade edildi. Recep Genişler, Kurtuluş Savaşı'nın yokluk içerisinde verilen büyük bir bağımsızlık destanı olduğunu belirterek, bu mücadelenin yalnızca cephede değil; eğitimde, hukukta, ekonomide ve toplumsal dönüşümde de kazanıldığını dile getirdi. "Neden Kurtulduk?" Basın açıklamasında dikkat çeken bölümlerden biri de "Neden Kurtulmuşuz?" başlığı oldu. Bu bölümde Türkiye'nin; İşgal kuvvetlerinden kurtulduğu, Anadolu'nun parçalanmasının önüne geçildiği, Milletin kendi kaderini tayin ettiği, Esaret zincirlerini kırdığı, Bağımsız ve egemen bir devlet kurduğu vurgulandı. Açıklamada ayrıca Kurtuluş Savaşı sonunda Cumhuriyet'in ilan edildiği, millet egemenliğine dayanan yeni bir devletin kurulduğu, kadın haklarından eğitim reformlarına kadar birçok alanda köklü dönüşümlerin gerçekleştirildiği ifade edildi. "Tarihinden Koparılan Millet Geleceğini İnşa Edemez" Recep Genişler, tarih bilincinin gelecek nesiller açısından vazgeçilmez olduğunu belirterek, Kurtuluş Savaşı kavramının müfredattan çıkarılmasının çocukların milli tarih şuurlarını zayıflatacağını savundu. Açıklamada şu değerlendirmeye yer verildi: "Bir toplum, geçmişini hatırladığı sürece güçlüdür. Tarihini unutan toplumlar ise başkalarının gölgesinde yaşamaya mahkûm olur. Kurtuluş Savaşı ifadesinin müfredattan çıkarılması, gelecek nesillerin tarihsel gerçeklerden uzak yetişmesine neden olacaktır." "Cumhuriyetin Temelini Oluşturan Mücadeleyi Yok Sayamazsınız" DEVA Partisi İznik İlçe Başkanlığı açıklamasında, Kurtuluş Savaşı'nın yalnızca askeri bir zafer olmadığı; Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesinin ve bağımsızlık iradesinin temelini oluşturduğu ifade edildi. Genişler, bu kavramın eğitim müfredatından çıkarılmasının tarihsel gerçekleri değiştirmeyeceğini belirterek, hiçbir idari düzenlemenin milletin ortak hafızasını silemeyeceğini savundu. "Bu Kararın Geri Çekilmesini Talep Ediyoruz" DEVA Partisi İznik İlçe Başkanlığı, açıklamanın sonunda Milli Eğitim Bakanlığı'na çağrıda bulunarak söz konusu düzenlemenin geri çekilmesini istedi. Açıklamada; Tarihe yönelik bu yaklaşımın kabul edilemez olduğu, Kurtuluş Savaşı'nın eğitim müfredatından çıkarılamayacağı, Çocukların milli mücadele bilinciyle yetişmesinin önem taşıdığı, Kararın derhal geri alınması gerektiği, Gerekmesi halinde hukuki, siyasi ve toplumsal zeminde mücadelenin sürdürüleceği ifade edildi. Recep Genişler, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Bu vatan kolay kazanılmadı. 1071'de Malazgirt'te başlayan yürüyüş, 1453'te İstanbul'un fethiyle devam etti, 1919'da Samsun'da yeniden dirilişe dönüştü ve 1923'te Cumhuriyet ile taçlandı. Bu millet, Kurtuluş Savaşı'nı tarihinden de hafızasından da sildirmeyecektir."

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Çevre ve İklim Değişikliği Uyarısı: “Doğanın İhtiyaçlarını Görmezden Gelemeyiz” Haber

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Çevre ve İklim Değişikliği Uyarısı: “Doğanın İhtiyaçlarını Görmezden Gelemeyiz”

Aşırı Yaz Sıcaklıkları Ekosistemi Tehdit Ediyor DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, son yıllarda etkisini giderek artıran aşırı sıcaklıkların doğa üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekerek çevre bilincinin artırılması ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunda daha kararlı adımlar atılması gerektiğini vurguladı. “Doğanın İhtiyaçları” başlıklı değerlendirmesinde yaz aylarında yaşanan sıcak hava dalgalarının yalnızca insan yaşamını değil, tüm canlıları ve doğal yaşamı tehdit ettiğini belirten Genişler, özellikle su kaynakları, ormanlar, tarım alanları ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki risklere dikkat çekti. Küresel İklim Değişikliği Yaz Aylarını Daha Tehlikeli Hale Getiriyor Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de yaz aylarında sıcaklıkların her geçen yıl daha yüksek seviyelere ulaştığını belirten Recep Genişler, küresel iklim değişikliğinin etkilerinin artık günlük yaşamda net şekilde hissedildiğini ifade etti. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıkların yalnızca geçici bir hava olayı olmadığını söyleyen Genişler, bu durumun doğal dengeyi doğrudan etkileyen ciddi bir çevresel sorun haline geldiğini kaydetti. Yaz mevsiminin normal şartlarda doğanın canlandığı, tarımsal faaliyetlerin yoğunlaştığı ve insanların açık alanlarda daha fazla zaman geçirdiği bir dönem olduğunu belirten Genişler, son yıllarda yaşanan aşırı sıcaklıkların bu olumlu tabloyu tersine çevirmeye başladığını söyledi. Su Kaynaklarında Kritik Azalma Yaşanıyor Aşırı sıcakların en önemli sonuçlarından birinin su kaynaklarında meydana gelen kayıplar olduğuna dikkat çeken Genişler, göller, akarsular, barajlar ve yer altı su rezervlerinde ciddi seviyelerde azalma görüldüğünü belirtti. Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte buharlaşmanın hızlandığını ifade eden Genişler, özellikle yaz aylarında artan tarımsal sulama ihtiyacının mevcut kaynaklar üzerindeki baskıyı daha da artırdığını söyledi. Su seviyelerindeki düşüşün yalnızca insanların kullanımını değil, su ekosistemlerinde yaşayan balıklar, amfibiler ve diğer canlı türlerinin yaşamını da tehdit ettiğini vurguladı. Uzmanların kuraklık riskine karşı sık sık uyarılarda bulunduğunu hatırlatan Genişler, su tasarrufunun artık bireysel bir tercih değil, toplumsal bir zorunluluk haline geldiğini ifade etti. Orman Yangınları Doğal Yaşamı Yok Ediyor Yüksek sıcaklıklar ve düşük nem oranlarının yaz aylarında orman yangınlarının başlıca nedenleri arasında yer aldığını belirten Recep Genişler, Türkiye’nin özellikle Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde son yıllarda çok sayıda büyük yangınla karşı karşıya kaldığını söyledi. Kuruyan bitki örtüsünün en küçük bir kıvılcımla bile tutuşabildiğini belirten Genişler, yangınların yalnızca ağaçları değil, tüm ekosistemi yok ettiğini dile getirdi. Orman yangınlarının sonuçlarına değinen Genişler şunları kaydetti: Binlerce hektarlık orman alanı yok oluyor. Yüzlerce canlı türü yaşam alanlarını kaybediyor. Toprak verimliliği azalıyor. Atmosfere büyük miktarda karbon salınıyor. Erozyon riski artıyor. Ekolojik denge uzun yıllar boyunca onarılamayacak zararlar görüyor. Yangınların ardından ortaya çıkan tahribatın yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri de etkilediğini ifade eden Genişler, ormanların korunmasının iklim değişikliğiyle mücadelede hayati önem taşıdığını vurguladı. Bitki Örtüsü ve Tarım Alanları Risk Altında Aşırı sıcaklıkların doğal bitki örtüsü üzerinde de ciddi olumsuz etkiler oluşturduğunu belirten Genişler, yüksek sıcaklık ve yetersiz yağış nedeniyle birçok bitki türünün su kaybına uğradığını söyledi. Fotosentez faaliyetlerinin yavaşlamasıyla birlikte bitkilerin gelişiminin olumsuz etkilendiğini belirten Genişler, bazı türlerin tamamen kuruyarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Kuraklık nedeniyle; Çayır ve meralar verimsizleşiyor, Tarımsal ürünlerde verim kaybı yaşanıyor, Doğal bitki çeşitliliği azalıyor, Toprak yüzeyi çıplaklaşarak erozyona açık hale geliyor. Tarımsal üretimde yaşanan düşüşlerin gıda güvenliği açısından da önemli riskler oluşturduğunu belirten Genişler, çiftçilerin iklim değişikliğine uyum sağlayacak yeni yöntemlere yönlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yaban Hayatı Sıcak Hava Dalgalarından Olumsuz Etkileniyor Recep Genişler, aşırı sıcakların yalnızca bitkileri değil, hayvan türlerini de doğrudan etkilediğini belirtti. Su kaynaklarının azalması ve besin zincirinde meydana gelen bozulmalar nedeniyle birçok hayvanın yaşam mücadelesi verdiğini ifade etti. Özellikle kuşlar, sürüngenler ve memelilerin sıcak hava dalgalarından ciddi şekilde etkilendiğini söyleyen Genişler, bazı türlerin yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldığını, bazılarının ise yeterli su bulamadığı için hayatını kaybettiğini dile getirdi. Bu durumun biyolojik çeşitliliği tehdit ettiğini vurgulayan Genişler, doğal yaşamın korunmasının çevre politikalarının merkezinde yer alması gerektiğini söyledi. Toprak Verimliliği Düşüyor, Çölleşme Riski Artıyor Toprağın ekosistemin temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Genişler, aşırı sıcaklıkların toprağın nemini hızla kaybetmesine neden olduğunu belirtti. Kuruyan toprakların zamanla sertleştiğini ve verimliliğini yitirdiğini ifade eden Genişler, bitki örtüsünün azalmasının da toprağı koruyan doğal yapıyı zayıflattığını söyledi. Bu süreç sonucunda; Tarımsal üretim azalıyor, Çölleşme riski yükseliyor, Toprak canlılarının yaşam alanları zarar görüyor, Ekosistemlerin sürdürülebilirliği tehlikeye giriyor. Türkiye'nin birçok bölgesinde kuraklık ve çölleşme riskinin giderek arttığını belirten Genişler, toprağın korunmasının geleceğin korunması anlamına geldiğini ifade etti. Hava Kirliliği ve Sağlık Sorunları Artıyor Aşırı sıcaklıkların hava kalitesi üzerinde de olumsuz etkiler oluşturduğunu belirten Genişler, sıcak havalarda atmosferdeki kirletici maddelerin yoğunlaştığını söyledi. Orman yangınlarından kaynaklanan yoğun dumanın da hava kirliliğini artırdığını belirten Genişler, bunun hem insan sağlığını hem de çevreyi tehdit ettiğini kaydetti. Artan hava kirliliğinin bitkilerin gelişimini olumsuz etkilediğini ve ekosistemler üzerinde ek baskılar oluşturduğunu ifade eden Genişler, çevre ve halk sağlığı politikalarının birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. İklim Değişikliği Kısır Döngüye Dönüşüyor Aşırı sıcaklıkların hem iklim değişikliğinin sonucu hem de bu süreci hızlandıran bir etken olduğunu söyleyen Genişler, orman yangınları ve kuraklık nedeniyle doğal karbon yutaklarının zarar gördüğünü belirtti. Atmosfere daha fazla sera gazı salınmasının küresel ısınmayı artırdığını ifade eden Genişler, bunun da daha sık ve daha şiddetli sıcak hava dalgalarına yol açtığını söyledi. “İklim değişikliği ve aşırı sıcaklıklar birbirini besleyen olumsuz bir döngü oluşturuyor. Bu döngünün kırılması için yerel, ulusal ve küresel ölçekte güçlü çevre politikalarına ihtiyaç vardır” dedi. Çözüm İçin Ortak Mücadele Çağrısı Recep Genişler, doğanın korunması için bireylerden kamu kurumlarına kadar herkesin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirterek alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı: Su kaynakları tasarruflu kullanılmalı. Orman yangınlarına karşı toplumsal farkındalık artırılmalı. Ağaçlandırma çalışmaları yaygınlaştırılmalı. Yenilenebilir enerji yatırımları desteklenmeli. Doğal alanların korunmasına öncelik verilmeli. Modern ve tasarruflu sulama sistemleri kullanılmalı. Karbon salımını azaltacak çevreci politikalar uygulanmalı. İklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası iş birlikleri güçlendirilmeli. “Doğayı Korumak Geleceği Korumaktır” Açıklamasının sonunda çevre duyarlılığı çağrısında bulunan DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, doğanın korunmasının yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de sorumluluğu olduğunu belirtti. Genişler, “Su kaynaklarının azalması, orman yangınlarının artması, biyolojik çeşitliliğin zarar görmesi ve toprak verimliliğinin düşmesi gibi sorunlar artık geleceğin değil, bugünün gerçeğidir. Doğaya karşı sorumluluğumuzu yerine getirmek zorundayız. Daha yaşanabilir bir çevre ve sürdürülebilir bir gelecek için çevre dostu uygulamaları yaygınlaştırmalı, iklim değişikliğiyle mücadeleyi kararlılıkla sürdürmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Bursa Turizmi Neyi Kaybetti, Neyi Geri Kazanabilir? Haber

Bursa Turizmi Neyi Kaybetti, Neyi Geri Kazanabilir?

Bursa… Osmanlı’nın ilk başkenti, Uludağ’ın gölgesinde şekillenmiş kadim bir medeniyet merkezi, şifalı termal sularıyla yüzyıllardır şifa dağıtan, doğası, tarihi ve kültürüyle dört mevsim turizme elverişli eşsiz bir şehir. Ancak tüm bu güçlü potansiyele rağmen Bursa’nın turizmde bugün geldiği nokta, “imkânların çokluğu” ile “değerlendirme başarısızlığı” arasındaki çarpıcı farkı gözler önüne seriyor. Turizmci İyiler Topluluğu Başkanı Özcan Gönülal, Bursa’nın turizmde sahip olduğu avantajları yeterince geliştiremediğini, koruyamadığını ve dünya ölçeğinde güçlü bir marka haline getiremediğini vurguluyor. Gönülal’a göre Bursa’nın temel sorunu potansiyel eksikliği değil; uzun vadeli planlama, sürdürülebilir strateji ve etkili tanıtım eksikliği. “Bursa’nın Eksik Olan Hiçbir Şeyi Yoktu” Bursa, doğal ve kültürel zenginlikleriyle Türkiye’nin en güçlü turizm merkezlerinden biri olabilecek niteliklere sahip. Dağları, denizi, gölleri, termal kaynakları, zengin mutfağı, tarihi mirası ve sağlık altyapısı ile dört mevsim turizm yapılabilecek ender şehirlerden biri olarak öne çıkıyor. Ancak yıllar içinde bu avantajların yeterince değerlendirilememesi, Bursa’nın turizm yarışında geri planda kalmasına neden oldu. Termal Turizmde Kaybedilen Liderlik Bir dönem Türkiye’nin termal turizm başkenti olarak görülen Bursa, özellikle Çekirge bölgesi ile öne çıkıyordu. Ancak süreç içinde kamu ve özel sektör yatırımlarının farklı şehirlere yönelmesiyle birlikte termal turizmde liderlik Afyonkarahisar gibi illere geçti. Günümüzde Afyon, termal turizmde marka şehir olarak öne çıkarken, Bursa sahip olduğu tarihi ve doğal termal potansiyeli aynı ölçüde geliştiremedi. Kış Turizminde Artan Rekabet Bursa’nın simgesi olan Uludağ, uzun yıllar Türkiye’nin en önemli kayak merkezi konumundaydı. Ancak son yıllarda Erzurum (Palandöken), Kayseri (Erciyes) ve Kars (Sarıkamış) gibi destinasyonların güçlü yatırımlarla öne çıkması, rekabet dengesini değiştirdi. Rakip şehirler altyapı yatırımlarını artırırken ve uluslararası tanıtım faaliyetlerine ağırlık verirken, Uludağ aynı ivmeyi sürdüremedi. Kültür, Kongre ve Gastronomi Turizminde Geri Kalış Bursa’nın yalnızca doğa turizmi değil, kültür ve gastronomi alanlarında da büyük bir potansiyeli bulunuyor. Ancak bu alanlarda Türkiye’de farklı şehirler öne çıkmayı başardı: Kongre turizminde: İstanbul, Antalya ve İzmir Gastronomi turizminde: Gaziantep, Hatay ve Adana Sağlık turizminde: İstanbul ve Antalya Bursa ise Osmanlı’nın doğuşuna ev sahipliği yapmasına rağmen, kültür turizminde hak ettiği küresel görünürlüğü yakalayamadı. Kaderine Bırakılan Değerler: İznik’ten Gölyazı’ya Şehrin en önemli turizm değerleri arasında yer alan İznik, Cumalıkızık, Hanlar Bölgesi, Gölyazı, Suuçtu Şelalesi ve longoz alanları, güçlü bir marka hikâyesine dönüşebilecek potansiyel taşımasına rağmen yeterince entegre bir turizm stratejisiyle desteklenemedi. Bu alanlar, uluslararası ölçekte turist çekebilecek nitelikte olmasına rağmen çoğu zaman yerel çabalarla sınırlı kaldı. En Büyük Kayıp: Doğanın Tahribi Bursa turizmine ilişkin en kritik başlıklardan biri de doğal alanların dönüşümü oldu. Bir dönem yürüyüş yolları, yeşil vadiler ve nefes alınan ekosistemler, zamanla yapılaşma baskısıyla daraldı. Gönülal’ın ifadesiyle: “Gelişim” adı altında yapılan müdahaleler, “Yatırım” gerekçesiyle artan yapılaşma, Doğal alanlarda yükselen betonlaşma, şehrin en önemli turizm sermayesi olan doğayı zayıflattı. Yeşilin yerini yapılaşmanın alması, Bursa’nın doğal kimliğinde geri dönüşü zor bir aşınma yarattı. Turizm Sektörünü Zorlayan Ekonomik Gerçekler Bursa turizmi yalnızca tanıtım eksikliğiyle değil, aynı zamanda artan ekonomik maliyetlerle de mücadele ediyor. Sektör temsilcilerine göre: Enerji maliyetleri yükseliyor, Personel giderleri artıyor, Kira ve işletme maliyetleri büyüyor, Ulaşım ve lojistik masrafları katlanıyor, Tarımsal üretimin azalması gıda maliyetlerini artırıyor. Bu tablo, turizm işletmelerini giderek daha zor bir ekonomik denklemin içine sokuyor. Turizmde Küresel Rekabet ve Tercih Değişimi Artan maliyetler ve yetersiz tanıtım, yerli turistin farklı destinasyonlara yönelmesine, yabancı turistin ise daha güçlü markalaşmış şehirlere gitmesine neden oluyor. Böylece Bursa, sahip olduğu potansiyele rağmen rekabet avantajını yeterince kullanamıyor. Aslında Kaybedilen Nedir? Analize göre Bursa’nın kaybı, doğal veya tarihi kaynakların yokluğu değil; bu kaynakların doğru yönetilememesi: Termal vardı, geliştirilemedi Uludağ vardı, yenilenemedi Tarih vardı, anlatılamadı Doğa vardı, korunamadı Gastronomi vardı, markalaştırılamadı Bu durum, kaynak eksikliğinden çok strateji eksikliğine işaret ediyor. Bursa İçin Hâlâ Güçlü Bir Gelecek Mümkün Tüm bu tabloya rağmen Bursa’nın turizm potansiyeli hâlâ güçlü şekilde varlığını sürdürüyor. Uludağ, termal kaynaklar, tarihi miras ve doğal güzellikler yerinde duruyor. Uzmanlara göre kritik olan, bu değerlerin yeniden doğru bir vizyonla ele alınması. Yeni Bir Turizm Anlayışı Şart Bursa’nın geleceği için önerilen yaklaşım: Kısa vadeli değil uzun vadeli planlama Sürdürülebilir turizm politikaları Güçlü uluslararası tanıtım stratejileri Doğayı koruyan kalkınma modeli Marka şehir kimliği oluşturma Sonuç: Kaybedilen Potansiyel Değil, Zaman ve Vizyon Özcan Gönülal’ın değerlendirmesi, Bursa turizminin temel sorununu net bir şekilde ortaya koyuyor: eksik olan kaynak değil, yönetim ve vizyon. Bursa bugün hâlâ Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen turizm merkezlerinden biri olabilecek güçte. Ancak bunun gerçekleşmesi, geçmişte kaybedilen zamanın telafi edilmesi ve doğru stratejik adımların atılmasıyla mümkün olabilir. Çünkü Bursa’nın hikâyesi bitmiş bir hikâye değil; doğru yazıldığında yeniden başlayabilecek güçlü bir turizm anlatısıdır.

“İznik Gölü Kuruyor, Halk ve Çiftçi Tehlike Altında!” Haber

“İznik Gölü Kuruyor, Halk ve Çiftçi Tehlike Altında!”

İYİ Parti İznik İlçe Başkanlığı öncülüğünde düzenlenen kapsamlı bir basın açıklaması ve saha programında, İznik Gölü’nün içinde bulunduğu kritik durum ve bölgedeki ekonomik sıkıntılar gündeme taşındı. İznik İlçe Başkanı Ekrem Yıldız tarafından düzenlenen etkinliğe, Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, Orhangazi İlçe Başkanı Bülent Bakış, MDP üyesi Mustafa Küçük, geçmiş dönem GİK üyesi Müberra Çakır ve il ile ilçe yöneticilerinin katılımıyla gerçekleştirilen açıklamada, gölün yıllardır devam eden kuruma tehlikesine dikkat çekildi. İznik Gölü’nün Alarm Veren Durumu İYİ Parti yetkilileri, İznik Gölü’nden yapılan yıllık su çekimi ile göle doğal olarak gelen su miktarı arasındaki dramatik farkı kamuoyuna duyurdu. Açıklamada öne çıkan veriler şöyle: Gemlik Gübre (Azot Sanayi) tesisi , gölden tek başına, 16 kilometrelik boru hattı üzerinden yıllık 10 milyon metreküp su çekiyor. Gölden yapılan toplam yıllık su çekimi 79,51 milyon metreküp , buna karşılık göle yıllık doğal su girişi yalnızca 23,28 milyon metreküp . İznik İlçe Başkanı Ekrem Yıldız, gölün bu hızla kurumasının, bölgedeki tarım, hayvancılık ve zeytin üretimi için ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Yıldız, sert bir tonla şu soruyu yöneltti: “Her yıl 56 milyon metreküplük devasa bir su açığı varsa, bu göl kurumaz mı?” Bu uyarı, İznik Gölü’nün ve çevresindeki tarım arazilerinin sürdürülebilirliği konusunda ciddi endişeleri gündeme taşıdı. Esnaf ve Tarım Çalışmaları İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu, İznik Teşkilatı’nın ilçedeki programları kapsamında esnaf ziyaretlerinde bulundu. Türkoğlu, küçük işletmelerin yaşadığı ekonomik sıkıntıları dinleyerek, ticaret hayatının can damarı olan esnafın sorunlarını kamuoyuna aktardı. Program kapsamında ayrıca, İl Başkanı İsmail Kaya, İlçe Başkanı Ekrem Yıldız, Orhangazi İlçe Başkanı Bülent Bakış, MDK Üyesi Av. Mustafa Küçük ve geçmiş dönem GİK üyesi Müberra Çakır ile birlikte İznik Ziraat Odası ziyaret edildi. Ziyarette, çiftçilerin, hayvancıların ve özellikle zeytin üreticilerinin karşılaştığı sorunlar ele alındı. İznik Gölü’nün tarımdaki rolü ve mevcut su yönetimi ile ilgili sorunlar detaylı bir şekilde değerlendirildi. Oda Başkanı Vedat Çakar ve yönetimi, İYİ Parti heyetini nazikçe ağırlarken, programda artan maliyetler, düşen alım gücü ve ekonomik belirsizlikler gibi konular da gündeme geldi. Ekrem Yıldız, esnafın sıkıntılarını ve taleplerini kamuoyuna aktarmaya devam edeceklerini vurguladı. Ekonomik Kriz ve Tarım Uyarısı İl Başkanı İsmail Kaya, İlçe Başkanı Ekrem Yıldız ve beraberindeki heyet, program boyunca ekonomik kriz ve İznik Gölü’nün kurumasının birbirine bağlı olduğuna dikkat çekti. Açıklamada, esnafın nefes alamadığı bir ekonomide ülke genelinde refahın sürdürülemeyeceği uyarısı yapıldı: “Esnafın nefes alamadığı yerde, ülke ekonomisi ayakta kalamaz.” İYİ Parti’nin İznik programı, sadece bir basın açıklaması değil, aynı zamanda bölgede saha çalışmalarıyla ekonomik ve çevresel sorunların yerinde tespit edildiği bir platform olarak öne çıktı. İYİ Parti’nin İznik Vurgusu Ekrem Yıldız ve İYİ Parti heyeti, hem gölün korunması hem de ekonomik istikrarın sağlanması için bölge yetkililerine çözüm çağrısı yaptı. Yıldız, İznik Gölü’nün kurumasına izin verilmemesi gerektiğini ve bölge halkının çıkarlarının her zaman öncelikli olduğunu belirtti. Program, halkın ve üreticinin sesi olma misyonunu bir kez daha pekiştiren kapsamlı bir etkinlik olarak tamamlandı.

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Çevre ve Doğa Vurgusu Haber

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Çevre ve Doğa Vurgusu

“Doğada Mutlu Olurken, Doğaya Ne Kattık?” DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, çevre bilinci, doğa sevgisi ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakılması konusunda dikkat çeken kapsamlı bir açıklamada bulundu. Genişler, insanların doğanın sunduğu nimetlerden sürekli faydalandığını ancak aynı hassasiyeti doğayı koruma konusunda göstermediğini belirterek, “Doğada huzur buluyoruz ama doğaya ne veriyoruz?” sorusunun artık herkes tarafından ciddi şekilde düşünülmesi gerektiğini söyledi. Recep Genişler açıklamasında, doğanın yalnızca insanların dinlenme alanı değil; yaşamın kaynağı olduğunu vurgulayarak çevre kirliliği, orman yangınları, plansız yapılaşma ve bilinçsiz tüketimin geleceği tehdit ettiğine dikkat çekti. “Doğa İnsanlığın Ortak Mirasıdır” Doğanın insan yaşamı için vazgeçilmez olduğuna dikkat çeken Genişler, temiz hava, su kaynakları, ormanlar ve verimli toprakların sadece bugünün değil gelecek nesillerin de yaşam garantisi olduğunu ifade etti. Genişler açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “İnsanlık tarih boyunca doğanın sunduğu güzelliklerden faydalandı. Ormanlarda huzur bulduk, denizlerde serinledik, topraktan beslenip hayatımızı sürdürdük. Ancak bugün geldiğimiz noktada doğaya verdiğimiz zarar, aldığımız faydanın çok önüne geçmiş durumda. Doğa yalnızca tüketilecek bir kaynak değil, korunması gereken ortak mirastır.” “Şehir Hayatından Kaçıyoruz Ama Doğayı Kirletiyoruz” Modern yaşamın yoğun temposundan uzaklaşmak isteyen insanların doğal alanlara yöneldiğini belirten Recep Genişler, özellikle hafta sonları piknik alanları, sahiller ve ormanlık bölgelerde ciddi çevre kirliliği oluştuğunu söyledi. Doğanın insan psikolojisi üzerindeki olumlu etkilerine değinen Genişler: “İnsanlar doğada nefes alıyor, stres atıyor, ruhsal olarak yenileniyor. Ancak ne yazık ki birçok kişi arkasında plastik şişeler, cam atıklar, poşetler ve sigara izmaritleri bırakıyor. Huzur bulduğumuz alanları kendi ellerimizle kirletiyoruz. Bu anlayışın değişmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı. “Orman Yangınları Geleceğimizi Yakıyor” Türkiye’nin son yıllarda büyük orman yangınlarıyla mücadele ettiğini hatırlatan DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, ihmalkârlığın telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açtığını belirtti. Özellikle söndürülmeyen mangal ateşleri, cam kırıkları ve dikkatsiz davranışların büyük felaketlere neden olduğunu söyleyen Genişler şöyle konuştu: “Yanan sadece ağaçlar değil; milyonlarca canlının yaşam alanı, ülkemizin oksijen kaynağı ve geleceğimizdir. Her yıl binlerce hektar orman alanı yok oluyor. Bu sadece çevre sorunu değil, aynı zamanda ekonomik ve insani bir felakettir.” “Su Kaynakları Alarm Veriyor” Recep Genişler açıklamasında su kaynaklarının korunmasının hayati önem taşıdığına da dikkat çekti. Sanayi atıkları, bilinçsiz kullanım ve çevre kirliliğinin göller, nehirler ve denizler üzerinde büyük tahribat oluşturduğunu belirten Genişler, temiz suyun geleceğin en stratejik kaynaklarından biri olduğunu söyledi. “Bugün suyu hoyratça tüketirsek yarın çocuklarımız temiz suya ulaşmakta zorlanacak. Su tasarrufu artık bireysel tercih değil toplumsal sorumluluktur.” dedi. “Plansız Yapılaşma Doğal Yaşamı Yok Ediyor” Yeşil alanların hızla azalmasının iklim değişikliğini hızlandırdığına dikkat çeken Genişler, kontrolsüz yapılaşmanın yalnızca doğayı değil canlı yaşamını da tehdit ettiğini belirtti. Birçok hayvan türünün yaşam alanlarını kaybettiğini ifade eden Genişler: “Doğayı yok ettiğimizde aslında yaşam zincirini bozuyoruz. İnsan doğanın sahibi değil, bir parçasıdır. Doğal denge bozulduğunda bunun bedelini tüm insanlık ödüyor.” şeklinde konuştu. “Çevreyi Korumak Sadece Devletin Değil Herkesin Görevidir” Çevre bilincinin küçük yaşlardan itibaren topluma kazandırılması gerektiğini vurgulayan Recep Genişler, çevre koruma konusunda herkesin sorumluluk alması gerektiğini söyledi. Genişler açıklamasında şu çağrılarda bulundu: Çöpler doğaya değil geri dönüşüm kutularına atılmalı, Plastik tüketimi azaltılmalı, Ağaçlandırma çalışmalarına destek verilmeli, Su ve enerji tasarrufu yapılmalı, Geri dönüşüm kültürü yaygınlaştırılmalı, Çocuklara çevre bilinci kazandırılmalı. “Doğa Bize Ait Değil, Biz Doğanın Bir Parçasıyız” Açıklamasının sonunda güçlü mesajlar veren DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, çevre duyarlılığının artık ertelenemez bir zorunluluk olduğunu ifade etti. “Bugün doğaya verdiğimiz her zarar, yarının yaşam koşullarını etkiliyor. Temiz hava, temiz su ve yeşil alanlar tükenirse insanlığın geleceği de tehlikeye girer. Küçük gibi görünen çevreci davranışlar büyük değişimlerin başlangıcı olabilir. Doğa bize ait değil, biz doğanın bir parçasıyız. Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak hepimizin ortak sorumluluğudur.” sözleriyle açıklamasını tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.