Hava Durumu

#Hukukun Üstünlüğü

- Hukukun Üstünlüğü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukukun Üstünlüğü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mahmut Kara Yazdı: Sessiz Çoğunluğun Beklediği Gün ve Türkiye’nin Güven Arayışı Haber

Mahmut Kara Yazdı: Sessiz Çoğunluğun Beklediği Gün ve Türkiye’nin Güven Arayışı

ANKARA – Türkiye’de siyaset sahnesi uzun yıllardır yüksek sesli tartışmaların, kutuplaştırıcı söylemlerin ve sürekli değişen gündemlerin etkisi altında şekillenirken, toplumun geniş kesimlerinde farklı bir beklentinin giderek daha belirgin hale geldiği ifade ediliyor. Zafer Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi Mahmut Kara, kaleme aldığı değerlendirmede Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu temel sorunların yalnızca ekonomik göstergelerle açıklanamayacağını belirterek, ülkenin en önemli meselesinin devlet ile millet arasındaki güven ilişkisinin yeniden tesis edilmesi olduğunu vurguladı. Kara’ya göre, kamuoyunda sıkça tartışılan siyasi polemikler ve günlük gündem başlıkları, vatandaşın hayatını doğrudan etkileyen temel meselelerin önüne geçmiş durumda. Ancak toplumun geniş kesimleri için cevap bekleyen sorular hâlâ aynı önemini koruyor. “Milletin Soruları Değişmiyor” Türkiye’nin dört bir yanında vatandaşların benzer kaygıları paylaştığını ifade eden Kara, ülkenin geleceğine ilişkin tartışmaların yüzeysel gündemlerin ötesine taşınması gerektiğini söyledi. Sınır güvenliği, düzensiz göç, genç nüfusun gelecek kaygısı, tarımsal üretimde yaşanan gerileme, emeklilerin ekonomik koşulları ve kamu kurumlarına duyulan güvenin azalması gibi konuların toplumun ortak gündemi olduğunu belirten Kara, bu başlıkların yalnızca belirli siyasi çevrelerin değil, milyonlarca vatandaşın doğrudan yaşamını etkileyen temel meseleler olduğunu kaydetti. Kara, “Milletin zihnindeki sorular değişmiyor. İnsanlar günlük siyasi tartışmalardan çok, çocuklarının geleceğini, ekonomik güvenliğini ve ülkenin yarınlarını düşünüyor” değerlendirmesinde bulundu. “Türkiye Sadece Ekonomik Değil, Güven Krizi de Yaşıyor” Mahmut Kara’nın değerlendirmesinde öne çıkan başlıklardan biri de Türkiye’nin içinde bulunduğu sürecin yalnızca ekonomik göstergeler üzerinden okunamayacağı yönündeki görüş oldu. Kara’ya göre ülkede yaşanan sıkıntıların temelinde ekonomik problemlerin yanı sıra daha derin bir güven sorunu bulunuyor. Vatandaşların devletin büyüklüğünü yalnızca kurumsal kapasitesiyle değil, adalet duygusu ve hukuka olan bağlılığıyla değerlendirdiğini ifade eden Kara, devlet ile vatandaş arasındaki güven ilişkisinin toplumların en önemli dayanak noktası olduğunu belirtti. “Devletin büyüklüğü yalnızca sahip olduğu imkânlarla değil, vatandaşının ona duyduğu güvenle ölçülür” diyen Kara, güçlü devlet anlayışının temelinde hukukun üstünlüğü, adalet ve şeffaf yönetim ilkelerinin yer alması gerektiğini savundu. “Demografik Yapıdan Milli Kimliğe Kadar Uzanan Endişeler Var” Türkiye’nin son yıllarda karşı karşıya kaldığı gelişmelerin toplumun geniş kesimlerinde ortak kaygılar oluşturduğunu belirten Kara, bu kaygıların yalnızca ekonomik sorunlarla sınırlı olmadığını söyledi. Demografik yapıdaki değişimler, milli kimliğin korunması, kültürel bütünlük, hukuk sistemine duyulan güven ve ekonomik bağımsızlık gibi konuların toplumun farklı kesimlerinde ciddi tartışmalara yol açtığını ifade eden Kara, milletlerin yalnızca coğrafi sınırlarla tanımlanamayacağını vurguladı. Bir milletin ortak hafızası, kültürü ve geleceğe dair ortak hedefleri sayesinde güçlü kaldığını belirten Kara, bu bağların zayıflamasının toplumsal dayanıklılığı olumsuz etkileyebileceğini dile getirdi. “Sorunları Ertelemek Çözüm Değildir” Mahmut Kara, Türkiye’nin önündeki en büyük risklerden birinin mevcut sorunların üzerinin örtülerek çözülmüş gibi gösterilmesi olduğunu ifade etti. Toplumsal, ekonomik ve siyasal problemlerin zamanında ele alınmaması halinde daha büyük maliyetler doğurabileceğini belirten Kara, kamu yönetiminde gerçekçi yaklaşımların önemine dikkat çekti. Kara’ya göre, ertelenen her sorun zaman içerisinde büyüyor ve çözümü daha zor hale geliyor. Bu nedenle siyaset kurumunun günü kurtarmaya yönelik politikalar yerine uzun vadeli devlet perspektifiyle hareket etmesi gerekiyor. “Türk Milleti Dayatmaları Hiçbir Dönemde Kabul Etmedi” Türkiye’de son yıllarda toplumun farklı kimlikler üzerinden ayrıştırılmaya çalışıldığını öne süren Kara, ekonomik bağımlılığın da bazı çevreler tarafından kaçınılmaz bir kader gibi sunulduğunu savundu. Ancak Türk milletinin tarih boyunca karşı karşıya kaldığı baskılara boyun eğmediğini belirten Kara, toplumsal hafızanın güçlü olduğunu ve vatandaşların yaşanan gelişmeleri yakından takip ettiğini söyledi. Kara, toplumun geniş kesimlerinin sessiz görünse de olup bitenleri dikkatle izlediğini belirterek şu görüşleri dile getirdi: “Milletimiz kimin söyledikleriyle yaptıkları arasında fark olduğunu görüyor. Kimin siyasi çıkar uğruna geçmişte savunduğu değerlerden uzaklaştığını görüyor. Kimin millet adına konuşurken milletin gerçek sorunlarından koptuğunu görüyor.” “Türkiye’nin İhtiyacı Yeni Sloganlar Değil” Mahmut Kara’ya göre Türkiye’nin önündeki temel ihtiyaç yeni siyasi sloganlar ya da kısa vadeli söylemler değil. Ülkenin ihtiyaç duyduğu şeyin yeniden güven tesis eden bir devlet anlayışı olduğunu belirten Kara, hukuk devleti ilkelerinin güçlendirilmesi, liyakat sisteminin esas alınması, sınır güvenliğinin sağlanması ve üretim ekonomisinin desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Türk milletinin ortak geleceğinin günlük siyasi hesapların üzerinde tutulmasının zorunlu olduğunu savunan Kara, devlet yönetiminde kurumsallığın ve hukukun belirleyici olması gerektiğini vurguladı. “En Büyük Tehlike Güven Bağının Zedelenmesidir” Değerlendirmesinde devlet-millet ilişkisine özel önem veren Kara, tarih boyunca birçok devletin ekonomik krizler ve siyasi çekişmeler yaşadığını ancak en büyük zararın güven kaybı nedeniyle ortaya çıktığını söyledi. Toplumsal huzurun ve ekonomik kalkınmanın kalıcı olabilmesi için vatandaşların devlete güven duyması gerektiğini belirten Kara, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin daha fazla kutuplaşmaya değil, daha fazla hukuka ve şeffaflığa ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Kara’ya göre, toplumsal birlik ve beraberliği güçlendirecek en önemli unsur, devlet yönetiminde adalet duygusunun güçlenmesi ve vatandaşların kendilerini eşit şekilde temsil edilmiş hissetmeleri olacak. “Geleceğin Türkiye’si Kurallarla İnşa Edilmeli” Mahmut Kara yazısının sonunda Türkiye’nin geçmişte çok daha ağır şartların üstesinden geldiğini hatırlatarak, milletin bugün de aynı sağduyuya sahip olduğunu belirtti. Siyaset kurumunun eleştirileri düşmanlık olarak görmek yerine demokratik bir katkı olarak değerlendirmesi gerektiğini ifade eden Kara, devlet yönetiminde adalet, hukuk ve liyakat ilkelerinin merkeze alınmasının önemine dikkat çekti. Kara, değerlendirmesini şu mesajla tamamladı: “Güçlü devletin temeli korku değil güvendir. Güvenin olmadığı yerde ekonomik kalkınma da toplumsal huzur da kalıcı olmaz. Türkiye’nin ihtiyacı kişilere bağlı bir düzen değil, kurallara bağlı bir devlettir. Geleceğin Türkiye’si de ancak bu anlayış üzerine inşa edilebilir.” Bu değerlendirme, Türkiye’de siyasetin yönü, devlet-vatandaş ilişkileri ve toplumsal güven meselesi üzerine süren tartışmalara yeni bir perspektif sunarken, kamuoyunda özellikle hukuk, liyakat ve kurumsal güven başlıkları etrafında yürütülen tartışmaların önümüzdeki dönemde de gündemdeki yerini koruyacağını gösteriyor.

Türk Eğitim-Sen Bursa 2 No’lu Şube’den Güçlü Mesaj: “Günlük Menfaatleri Değil, Ömürlük İlkeleri Rehber Edinen 3 Bin 623 Üyemizle Daha Güçlüyüz” Haber

Türk Eğitim-Sen Bursa 2 No’lu Şube’den Güçlü Mesaj: “Günlük Menfaatleri Değil, Ömürlük İlkeleri Rehber Edinen 3 Bin 623 Üyemizle Daha Güçlüyüz”

Türk Eğitim-Sen Bursa 2 No’lu Şube Başkanı Fatih Gümüş, sendikanın yetki sürecine ilişkin yaptığı kapsamlı açıklamada, sendikal mücadelede ilke, adalet, liyakat ve hukukun üstünlüğü vurgusu yaptı. Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Bursa Teknik Üniversitesi’nde mutabakat sayım tutanaklarının imzalandığını açıklayan Gümüş, şube sorumluluk bölgesinde üye sayısının artırılarak önemli bir başarıya imza atıldığını belirtti. Türk Eğitim-Sen Bursa 2 No’lu Şubesi’nin 3 bin 623 üyeye ulaştığını ifade eden Gümüş, bu tablonun yalnızca sayısal bir büyüme değil, aynı zamanda sendikal duruşa, ilkelere ve hak mücadelesine duyulan güvenin göstergesi olduğunu söyledi. “2027’de Yazılacak Tarihi Başarının Temellerini Attık” Sendikal alandaki mücadelelerinin kararlılıkla sürdüğünü vurgulayan Fatih Gümüş, eğitim çalışanlarının haklarını savunmaya devam edeceklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Şube sorumluluk bölgemizde üye sayımızı artırarak 2027 yılında yazacağımız tarihi başarının temellerini attık. Kirlenen sendikal zemin mutlak suretle temizlenmelidir. Bunu bir görev olarak görüyoruz. Vakit tamam, şimdi sıra yetkide.” Gümüş, özellikle eğitim camiasında sendikal anlayışın yeniden güven ve ilke ekseninde şekillenmesi gerektiğini ifade ederek, Türk Eğitim-Sen’in birleştirici ve bütünleştirici sendikacılık anlayışıyla hareket ettiğini söyledi. “Baskılara Rağmen Dimdik Ayakta Durduk” Açıklamasında sendika üyelerine teşekkür eden Fatih Gümüş, süreç boyunca çeşitli baskılar, tehditler ve korku ortamı oluşturulmaya çalışıldığını öne sürerek üyelerin kararlı duruşunun kendilerine güç verdiğini dile getirdi. “Her türlü baskı, zorlama ve oluşturulmaya çalışılan korku iklimine rağmen kararlı bir şekilde dimdik ayakta duran üyelerimizle birlikte hakkı, hukukun üstünlüğünü, adaleti ve liyakati savunduk, savunmaya da devam edeceğiz.” Türk Eğitim-Sen’in yalnızca bir sendikal yapı değil, aynı zamanda hak mücadelesinin güçlü bir temsilcisi olduğunu belirten Gümüş, eğitim ve bilim çalışanlarının sesi olmaya devam edeceklerini kaydetti. “Etkili Sendikacılıktan Taviz Vermeyeceğiz” Türk Eğitim-Sen’in yıllardır hak arama mücadelesinde öncü bir rol üstlendiğini ifade eden Gümüş, açıklamasında etkili sendikacılık vurgusu yaptı. “Kutlu hak mücadelesiyle takip edilen sendikamız Türk Eğitim-Sen, hak ve kazanımlarımız için hakkı haykırmaktan geri durmadan, cesur bir duruşla etkili sendikacılık yapmaya devam edecektir.” Gümüş, eğitim çalışanlarının özlük hakları, çalışma koşulları, liyakat sistemi ve mesleki saygınlık gibi konularda mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti. “Günlük Menfaatler Değil, Ömürlük İlkeler” Açıklamanın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise sendika üyelerine yönelik teşekkür mesajı oldu. Fatih Gümüş, sendikal mücadelede ilkeli duruş sergileyen üyelerin önemli bir örnek ortaya koyduğunu ifade etti. “Her türlü tehdit, ahlaksız teklif, şantaj, makam tefeciliği ve menfaat tacirliğine karşı dik duruş sergileyen ve bu duruşundan asla taviz vermeyen; günlük menfaatleri değil ömürlük ilkeleri kendisine rehber edinen; devrin adamı değil her devirde adam olan kocaman yürekli 3 bin 623 üyemize sonsuz teşekkür ediyoruz.” Bu sözler, salonda ve teşkilat içerisinde büyük yankı uyandırırken, sendikal birlik ve dayanışma mesajı olarak değerlendirildi. Genel Merkez ve Teşkilata Teşekkür Fatih Gümüş açıklamasında Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan başta olmak üzere genel başkan yardımcılarına da teşekkür etti. Gümüş, sendikanın her kademesinde görev alan yöneticilerin ve temsilcilerin özverili çalışmaları sayesinde önemli bir teşkilat başarısı elde edildiğini söyledi. Açıklamada Genel Başkan Yardımcıları Selahattin Dolgun, Orhan Kütük, Mahmut Sunay Kabayel, İrfan Kılınçer, Fatih İşcan ve Hüsami Erten’in yanı sıra ilçe temsilcileri, kadın kolları komisyonu üyeleri, şube başkan yardımcıları, denetim ve disiplin kurulları ile danışma kurulu üyelerine de teşekkür edildi. Bursa Teknik Üniversitesi temsilcileri Bahaddin Karaca ve Serhat Binbir ile yönetim kurulu üyelerinin de süreçte önemli katkılar sunduğu ifade edildi. “Teşkilatımızın Her Kademesi Büyük Emek Verdi” Şube yönetim kurulu üyeleri İbrahim Erhan ve Emiralp Karadeniz’in yıl boyunca teşkilatlanma çalışmalarında aktif görev aldığı belirtilirken, sendika yönetici asistanı Sevil Kanmaz’a da katkılarından dolayı teşekkür edildi. Gümüş ayrıca geçmiş dönemlerden bugüne sendikanın büyümesi için mücadele eden kurucu isimlere, genel kurul delegelerine ve teşkilatın her kademesinde görev alan isimlere özel teşekkür mesajı verdi. “İyi Ki Birlikteyiz” Duygusal ifadelerin de yer aldığı açıklamada Fatih Gümüş, ailesine ve özellikle eşi Tuba Gümüş’e de desteklerinden dolayı teşekkür etti. “Her yetki döneminde olduğu gibi bu dönemde de desteğini her zaman arkamda hissettiğim biricik eşim, hayat arkadaşım Tuba Gümüş’e sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.” Açıklamasını “Var olsun teşkilat, yaşasın Türk Eğitim-Sen” sözleriyle tamamlayan Gümüş’ün mesajı, sendika üyeleri ve eğitim camiasında geniş yankı uyandırdı. Sendikal Mücadelede Yeni Dönem Mesajı Türk Eğitim-Sen Bursa 2 No’lu Şube’nin yaptığı açıklama, sendikal alanda yeni döneme yönelik güçlü bir mesaj olarak yorumlandı. Özellikle yetki sürecine yönelik verilen birlik ve kararlılık mesajları, önümüzdeki dönemde sendikal rekabetin daha da yoğunlaşacağının işareti olarak değerlendiriliyor. Eğitim çalışanlarının haklarını savunma noktasında kararlı olduklarını belirten sendika yönetimi, önümüzdeki süreçte saha çalışmalarını artırarak daha geniş kitlelere ulaşmayı hedeflediklerini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.