Hava Durumu

#Hukukun Üstünlüğü

- Hukukun Üstünlüğü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukukun Üstünlüğü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anahtar Parti Bursa'dan korsan taşımacılığa karşı taksi esnafına destek Haber

Anahtar Parti Bursa'dan korsan taşımacılığa karşı taksi esnafına destek

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir ve beraberindeki yöneticilerle Bursa Şoförler ve Otomobilciler Odası'na gerçekleştirdiği iadei ziyarette, esnafın sorunları ve kent gündemine ilişkin konuları değerlendirdi. Görüşmede korsan taşımacılık sorunu da gündeme geldi. Bursa Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Ahmet Çakır’ın korsan taşımacılığın yol açtığı risklere ilişkin açıklamalarına dikkat çeken Aslan, meselenin yalnızca ekonomik kayıplar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Kayıt dışı taşımacılığın hem vatandaşların güvenliğini hem de yasal taşımacı esnafının emeğini tehdit ettiğini belirten Aslan, etkin denetim çağrısı yaptı. Aslan: “Güvenli ulaşım bir ayrıcalık değil, en temel beklentilerden biridir”* Fikret Aslan, konuya ilişkin değerlendirmesinde korsan taşımacılığın yalnızca yasalara aykırı bir faaliyet olmadığını, aynı zamanda devlete, vatandaşlara ve yasal yükümlülüklerini yerine getirerek faaliyet gösteren taşımacı esnafına ciddi zararlar veren önemli bir sorun olduğunu söyledi. Bu tür taşımacılık faaliyetlerinde yaşanabilecek herhangi bir mağduriyet durumunda vatandaşların karşılarında sorumluluk alacak, hesap verecek ve sorunlarını çözecek bir muhatap bulmalarının son derece güçleştiğini belirten Aslan, özellikle adli bir olay, trafik kazası veya güvenlik ihlali yaşanması hâlinde taşımacılığı gerçekleştiren kişinin kimliği, yeterliliği ve sorumlulukları konusunda ciddi soru işaretleri ortaya çıkabileceğini dile getirdi. Vatandaşların can ve mal güvenliğinin hiçbir şekilde kayıt dışı kazanç arayışına kurban edilmemesi gerektiğini vurgulayan Aslan, kim tarafından, hangi yeterliliklerle ve hangi güvenlik koşullarında gerçekleştirildiği belli olmayan taşımacılık faaliyetlerinin hem yolcular hem de trafikteki diğer vatandaşlar açısından risk oluşturduğunu ifade etti. Korsan taşımacılığın devletin vergi kaybına uğramasına, yasal denetim mekanizmalarının etkisizleşmesine, kayıtlı esnafın haksız rekabetle karşı karşıya kalmasına ve vatandaşların güvenli ulaşım hakkının zarar görmesine neden olduğunu kaydeden Aslan, taşımacılığın yalnızca bir noktadan diğerine yolcu götürmekten ibaret olmadığını söyledi. Taşımacılığın sorumluluk, güven, denetim, mesleki yeterlilik ve hukuki hesap verebilirlik gerektiren bir hizmet olduğunu belirten Aslan, bu nedenle korsan taşımacılıkla mücadelenin yalnızca yasal taşımacı esnafının ekonomik haklarını korumak için değil, öncelikle vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlamak, kamu düzenini korumak ve adil rekabet ortamını tesis etmek için zorunlu olduğunu dile getirdi. Aslan, “Güvenli ulaşım bir ayrıcalık değil, vatandaşlarımızın en temel beklentilerinden biridir. Korsan taşımacılığa karşı etkin denetim ve kararlı mücadele, hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi. *Çakır: “Teknolojiye değil, kuralsız ve mevzuata aykırı taşımacılığa karşıyız”* Bursa Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Ahmet Çakır ise korsan taşımacılıkla mücadele kapsamında yürütülen Martı TAG erişim engeli davasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Çakır, İstanbul 22. İcra Dairesi tarafından BTK nezdindeki Siber Güvenlik Başkanlığına yazı gönderilerek ilgili mahkeme kararının infazının talep edildiğini belirtti. Mahkeme kararında Martı TAG hizmetinin sunulmasının haksız rekabet oluşturduğunun belirtildiğini aktaran Çakır, hizmetlerinin internet sitesi, mobil uygulama ve diğer tüm mecralar üzerinden sunulmasının men’ine ilişkin hükmün uygulanmasının istendiğini ifade etti. Taksi esnafının plaka, ruhsat, vergi, sigorta, belediye mevzuatı ve mesleki yeterlilik gibi birçok yasal yükümlülük altında hizmet verdiğini belirten Çakır, aynı yolcu taşımacılığı faaliyetinin gerekli izin ve yükümlülükler yerine getirilmeden farklı isimler veya dijital uygulamalar üzerinden yürütülmesinin adil rekabet ve hukukun üstünlüğü açısından değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Çakır, Bursa Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası’nın konuya ilişkin yaklaşımını, “Teknolojiye değil, kuralsız ve mevzuata aykırı taşımacılığa karşıyız” sözleriyle özetledi.

Mahmut Kara Yazdı: Sessiz Çoğunluğun Beklediği Gün ve Türkiye’nin Güven Arayışı Haber

Mahmut Kara Yazdı: Sessiz Çoğunluğun Beklediği Gün ve Türkiye’nin Güven Arayışı

ANKARA – Türkiye'de siyaset sahnesi uzun yıllar yüksek sesli tartışmaların, kutuplaştırıcı söylemlerin ve sürekli devam eden gündemlerin etkisi altında şekillenirken, toplumun geniş kesimlerinde farklı bir beklentilerin giderek daha belirgin hale getiriliyor. Zafer Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi Mahmut Kara, kaleme alınan değerlendirmede Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı temel dağılımın yalnızca ekonomik göstergelerle açıklanamayacağını belirterek, ülkenin en önemli meselesinin devlet ile millet arasındaki güven ilişkisinin yeniden kurulmasının olduğunu vurguladı. Kara'ya göre, kamuoyunda sıklıkla tartışılan siyasi polemikler ve günlük gündem başlıkları, vatandaşların hayatlarının doğrudan görüştüğü temel politikaların önüne geçmiş durumda. Ancak toplumun geniş kesimleri için yanıtlar beklenen standartlar aynı korumayı sağlıyor. “Milletin Soruları Değişmiyor” Türkiye'nin dört bir yanında yaşayan benzer kaygıların paylaştığını ifade eden Kara, ülkenin geleceğine ilişkin tartışmaların yüzeysel gündemlerin kırılmasının değiştiğini söyledi. Sınırlı güvenlik, düzenli göç, gençleşme gelecek kaygısı, anlaşma üretimde yaşanan gerileme, emeklilerin ekonomik koşulları ve kamu bireylerina fiziksel güvenliğin serbest bırakılması gibi konuların toplumsal ortak demokratikleşme olduğunu belirten Kara, bu kişilerin yalnızca belirli siyasi çevrelerin değil, yurttaşların doğrudan ülkelerinin temel politikaları olduğunu kaydetti. Kara, "Milletin zihnindeki sorular değişmiyor. İnsanların günlük siyasi tartışmalarından çok, kısıtlılığı, ekonomik genişlemeleri ve ülkelerini genişletmelerini düşünüyor" değerlendirmesinde bulundu. “Türkiye Sadece Ekonomik Değil, Güven Krizi de Yaşıyor” Mahmut Kara'nın değerlendirmesinde öne çıkan başlıklardan biri de Türkiye'nin içinde yer alan süreç yalnızca ekonomik göstergeler üzerinden okunamayacağı yerde ki görüş oldu. Kara'ya göre ülkelerde yaşanan sıkıntıların ekonomik sorunlarının yanı sıra daha derin bir güven sorunu mevcut. Vatandaşların pasaportunun büyüklüğünü yalnızca kurumsal kapasitesiyle değil, adalet belgesi ve hukuka olan bağlılığıyla değerlendirdiğini ifade eden Kara, devlet ile vatandaş arasındaki güvenin toplumların en önemli dayanak noktası olduğunu belirtti. “Devletin büyüklüğü yalnızca sahip olduğu imkanlarla değil, vatandaşın elinden geleni yaptı” diyen Kara, güçlü devlet anlayışının hukuk hakkını, adalet ve şeffaf yönetimin politikalarının yer almasını savundu. “Demografik Yapıdan Milli Kimliğe Kadar Uzanan Endişeler Var” Türkiye'nin son yıllarda karşı karşıya kaldığı gelişmelerin geniş toplumsal kesimlerde ortak kaygılar oluşturduğunu söyleyen Kara, bu kaygıların yalnızca ekonomik sorunların sınırlı olmadığını söyledi. Demografik yapıdaki değişimler, mili varlığının korunması, kültürel bütünlük, hukuk sistemi çözümü güven ve ekonomik kesintiler gibi konuların toplumun farklı kesimlerinde ciddi tartışmalara yol açtığını ifade eden Kara, milletlerin yalnızca tüketimin sınırlarla tanımlanamayacağını vurguladı. Bir milletin ortak hafızası, kültürü ve gelecekteki ortak hedefi sayesinde güçlü kalabilen Kara, bu bağların zayıflamasının toplumsal bozulmanın olumsuzluk yaratacağını dile getirdi. “Sorunları Ertelemek Çözüm Değildir” Mahmut Kara, Türkiye'nin açılışında en büyük risklerden birinin mevcut dağılımının görünümlerinin çözülmüş gibi olduğunu ifade etti. Toplumsal, ekonomik ve siyasal problemlerin zamanında ele alınması halinde daha büyük doğurabileceğine dikkat çeken Kara, kamu yönetiminin davranışlarının önemine dikkat çekti. Kara'ya göre, ertelenen her sorun zamanı içerisinde büyüme ve çözüm daha zor hale geliyor. Bu nedenle siyaset kurumunun günü kurtarmaya yönelik politikalar yerine uzun vadeli devlet planıyla hareket etmesi gerekiyor. “Türk Milleti Dayatmaları Hiçbir Dönemde Kabul Etmedi” Türkiye’de son yıllarda toplumun farklı kimlikler üzerinden ayrıştırılmaya çalışıldığını öne süren Kara, ekonomik bağımlılığın da bazı çevreler tarafından kaçınılmaz bir kader gibi sunulduğunu savundu. Ancak Türk milletinin tarih boyunca karşı karşıya kaldığı baskılara boyun eğmediğini belirten Kara, toplumsal hafızanın güçlü olduğunu ve vatandaşların yaşanan gelişmeleri yakından takip ettiğini söyledi. Kara, toplumun geniş kesimlerinin sessiz görünse de olup bitenleri dikkatle izlediğini belirterek şu görüşleri dile getirdi: “Milletimiz kimin söyledikleriyle yaptıkları arasında fark olduğunu görüyor. Kimin siyasi çıkar uğruna geçmişte savunduğu değerlerden uzaklaştığını görüyor. Kimin millet adına konuşurken milletin gerçek sorunlarından koptuğunu görüyor.” “Türkiye’nin İhtiyacı Yeni Sloganlar Değil” Mahmut Kara’ya göre Türkiye’nin önündeki temel ihtiyaç yeni siyasi sloganlar ya da kısa vadeli söylemler değil. Ülkenin ihtiyaç duyduğu şeyin yeniden güven tesis eden bir devlet anlayışı olduğunu belirten Kara, hukuk devleti ilkelerinin güçlendirilmesi, liyakat sisteminin esas alınması, sınır güvenliğinin sağlanması ve üretim ekonomisinin desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Türk milletinin ortak geleceğinin günlük siyasi hesapların üzerinde tutulmasının zorunlu olduğunu savunan Kara, devlet yönetiminde kurumsallığın ve hukukun belirleyici olması gerektiğini vurguladı. “En Büyük Tehlike Güven Bağının Zedelenmesidir” Değerlendirmesinde devlet-millet ilişkisine özel önem veren Kara, tarih boyunca birçok devletin ekonomik krizler ve siyasi çekişmeler yaşadığını ancak en büyük zararın güven kaybı nedeniyle ortaya çıktığını söyledi. Toplumsal huzurun ve ekonomik kalkınmanın kalıcı olabilmesi için vatandaşların devlete güven duyması gerektiğini belirten Kara, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin daha fazla kutuplaşmaya değil, daha fazla hukuka ve şeffaflığa ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Kara’ya göre, toplumsal birlik ve beraberliği güçlendirecek en önemli unsur, devlet yönetiminde adalet duygusunun güçlenmesi ve vatandaşların kendilerini eşit şekilde temsil edilmiş hissetmeleri olacak. “Geleceğin Türkiye’si Kurallarla İnşa Edilmeli” Mahmut Kara yazısının sonunda Türkiye’nin geçmişte çok daha ağır şartların üstesinden geldiğini hatırlatarak, milletin bugün de aynı sağduyuya sahip olduğunu belirtti. Siyaset kurumunun eleştirileri düşmanlık olarak görmek yerine demokratik bir katkı olarak değerlendirmesi gerektiğini ifade eden Kara, devlet yönetiminde adalet, hukuk ve liyakat ilkelerinin merkeze alınmasının önemine dikkat çekti. Kara, değerlendirmesini şu mesajla tamamladı: “Güçlü devletin temeli korku değil güvendir. Güvenin olmadığı yerde ekonomik kalkınma da toplumsal huzur da kalıcı olmaz. Türkiye’nin ihtiyacı kişilere bağlı bir düzen değil, kurallara bağlı bir devlettir. Geleceğin Türkiye’si de ancak bu anlayış üzerine inşa edilebilir.” Bu değerlendirme, Türkiye'de siyasetin bakış açısı, devlet-vatandaş ilişkileri ve toplumsal güven meselesi üzerine süren tartışmalara yeni bir perspektif sunarken, kamuoyunda özellikle hukuk, liyakat ve kurumsal güven başlıkları etrafında yayılan tartışmaların gelecekte de gündemdeki yerini koruyacağını gösteriyor.

Türk Eğitim-Sen Bursa 2 No’lu Şube’den Güçlü Mesaj: “Günlük Menfaatleri Değil, Ömürlük İlkeleri Rehber Edinen 3 Bin 623 Üyemizle Daha Güçlüyüz” Haber

Türk Eğitim-Sen Bursa 2 No’lu Şube’den Güçlü Mesaj: “Günlük Menfaatleri Değil, Ömürlük İlkeleri Rehber Edinen 3 Bin 623 Üyemizle Daha Güçlüyüz”

Türk Eğitim-Sen Bursa 2 No'lu Şube Başkanı Fatih Gümüş, sendikanın yetkilerinin ayrıntılı tanıtımlarını, sendikal mücadelede ilkesini, adaleti, liyakat ve hukuk hakkını vurguladı. Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Bursa Teknik Üniversitesi'nde mutabakat sayım tutanaklarının imzalandığını belirten Gümüş, mağaza sorumluluğu bölgesindeki üye birimlerinin artırılarak önemli bir başarı imza atıldığını belirtti. Türk Eğitim-Sen Bursa 2 No'lu Şubesi'nin 3 bin 623 üyeye ulaştığını ifade eden Gümüş, bu tablonun yalnızca dijital bir büyüme olmadığını, aynı zamanda sendikal duruşa, ilkelere ve hak mücadelesine politikaların dayanışmanın göstergesi olduğunu söyledi. “2027'de Yazılacak Tarihi Başarının Temellerini Attık” Sendikal alanda mücadelelerinin kararlılıkla sürdüğünü vurgulayan Fatih Gümüş, eğitim çalışanlarının haklarını savunmaya devam edeceklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Şube sorumluluğu bölgemizde üye sayımızı artırarak 2027 yılında yazacağımız tarihin başarının temellerini attık. Kirlenen sendikal zemin mutlak suretle temizlenmelidir. Bunu bir görev olarak görebiliriz. Vakit tamam, şimdi sıra yetkide." Gümüş, özellikle eğitim camiasında sendikal anlayışın yeniden güven ve ilke politikasında şekillenmesi ifade ederek, Türk Eğitim-Sen'in birleştirici ve bütünleştirici sendikacılık anlayışıyla hareket ettiğini söyledi. “Baskılara Rağmen Dimdik Ayakta Durduk” Açıklamasında sendika üyelerine teşekkür eden Fatih Gümüş, süreç boyunca çeşitli baskılar, tehditler ve korku ortamı oluşturulmaya çalışıldı öne sürerek Üyelerin kararlı durumda tutulmalarının kendilerinin güçlerini tavsiye etmeleri dile getirildi. “Her türlü baskı, zorlama ve oluşturulmaya çalışılan korku iklimine rağmen kararlı bir şekilde dimdik ayakta duran üyelerimizle birlikte hakkı, hukukun üstünlüğü, adaleti ve liyakati savunduk, savunmaya da devam ediyor.” Türk Eğitim-Sen'in yalnızca bir sendikal yapı olmadığını, aynı zamanda hak mücadelesinin güçlü bir lideri olduğunu belirten Gümüş, eğitim ve bilim çalışanlarının sesini sürdürmeye devam edeceklerini kaydetti. “Etkili Sendikacılıktan Taviz Vermeyeceğiz” Türk Eğitim-Sen'in yıllardır hak arama mücadelesinde bir rol üstlendiğini ifade eden Gümüş, açıklamada etkili sendikacılığın altını çizdi. “Kutlu hak mücadelesiyle takip edilen sendikamız Türk Eğitim-Sen, hak ve sermayelerimiz için hakkımızı haykırmaktan geri durmadan, cesur bir duruşla etkili sendikacılık yapmaya devam ödülü.” Gümüş, eğitim çalışanlarının özlü haklarını, çalışma koşullarını, liyakat sistemi ve yetenekli şöhretlik gibi mücadelecilerini sürdüreceklerini belirtti. “Günlük Menfaatler Değil, Ömürlük İlkeler” Açıklamanın en dikkat gerektiren temizliğin biri ise Sendika Üyelerine yönelik teşekkür mesajı oldu. Fatih Gümüş, sendikal mücadelede ilkeli duruşu sergileyen Üyelerin önemli bir örneğini ortaya koymasını ifade etti. “Her türlü tehdit, ahlaksız teklifler, şantaj, makam tefeciliği ve menfaat tacirliğine karşı dik durma sergileyen ve bu tutukluktan asla ödün vermeden; günlük menfaatleri değil yıllık olarak kendisine rehber edinen; devrin adamı değil her devirde adam olan yürekli yürekli 3 bin 623 üyemize sonsuz teşekkür ediyoruz.” Bu sözler, salonda ve teşkilat içerisinde büyük yankı uyandırırken, sendikal birlik ve dayanışma mesajı olarak değerlendirildi. Genel Merkez ve Teşkilata Teşekkür Fatih Gümüş açıklamasında Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan'a özellikle genel başkan yardımcılarına teşekkür etti. Gümüş, sendikanın her aşamada görev alanından temsilcilerin ve temsilcilerin özverili çalışmaları sayesinde önemli bir teşkilat başarısının elde edildiğini söyledi. Açıklamada Genel Başkan Yardımcıları Selahattin Dolgun, Orhan Kütük, Mahmut Sunay Kabayel, İrfan Kılınçer, Fatih İşcan ve Hüsami Erten'in yanı sıra ilçe temsilcileri, kadın topluluk komisyonları üyeleri, başkan yardımcıları, denetim ve disiplin kurulları ile üyelere teşekkür edildi. Bursa Teknik Üniversitesi temsilcileri Bahaddin Karaca ve Serhat Binbir ile yönetim kurulu üyelerinin süreç içerisinde önemli katkıları sunuldu. “Teşkilatımızın Her Kademesi Büyük Emek Verdi” Şube yönetim kurulu Üyeleri İbrahim Erhan ve Emiralp Karadeniz'in yıl boyunca teşkilatlanma çalışmalarında aktif görev verildiği belirtilirken, sendika sendika eylemleri Sevil Kanmaz'a da katkılarından dolayı teşekkür edildi. Gümüş ayrıca geçmiş dönemlerden sendikanın büyümesi için mücadele eden kurucu isimlere, genel kurul delegelerine ve teşkilatının her kademesinde görev alan adlarına özel teşekkür mesajı verdi. “İyi Ki Birlikteyiz” Duygusal sıkıntıların de yer aldığı Fatih Gümüş, ailesi ve özellikle eşi Tuba Gümüş'e desteklerinden dolayı teşekkür etti. “Her yetki döneminde olduğu gibi bu dönemde de kayıtlı olan her zaman arkamda olan biricik arkadaşım, hayat arkadaşım Tuba Gümüş'e sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.” Açıklamasını “Var olsun teşkilatı, yaşasın Türk Eğitim-Sen” sözleriyle Gümüş'ün mesajı, Sendika Üyeleri ve eğitim camiasında geniş yankı uyandırdı. Sendikal Mücadelede Yeni Dönem Mesajı Türk Eğitim-Sen Bursa 2 No'lu Şube'nin yaptığı açıklama, Sendikal alanda yeni döneme yönelik güçlü bir mesaj olarak yorumlandı. Özellikle basın yayınlarına yönelik verilen birlik ve kararlılık mesajları, tüm dönemde sendikal rekabetin daha da yoğunlaştığının işareti olarak değerlendiriliyor. Eğitim çalışanlarının haklarını savunma faaliyetlerini artırmayı, sendikalaşmayı, sürekli olarak saha çalışmalarını artırarak daha geniş kitlelere ulaşmayı hedeflemelerini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.