Hava Durumu

#Hukuk Devleti

- Hukuk Devleti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukuk Devleti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yeşil Sol Parti’den CHP Bursa İl Örgütüne Dayanışma Ziyareti: “Demokrasiye Saldırılar Hepimizi İlgilendiriyor” Haber

Yeşil Sol Parti’den CHP Bursa İl Örgütüne Dayanışma Ziyareti: “Demokrasiye Saldırılar Hepimizi İlgilendiriyor”

Bursa siyaset sahnesinde dikkat çeken bir dayanışma örneği yaşandı. Yeşil Sol Parti Bursa İl Eş Sözcüleri İlminur Yiğitoğlu ve Sayım Gültekin, yürütme kurulu üyeleriyle birlikte CHP Bursa İl Örgütü’nü ziyaret etti. Ziyarette CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ve il yönetimi ile bir araya gelinerek karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Görüşmede öne çıkan başlıklar arasında, Mutlak Butlan kararına ve kayyum yönetimine karşı dayanışma mesajı yer aldı. Yeşil Sol Parti temsilcileri, CHP’nin Özgür Özel yönetimiyle birlikte demokratik hukuk ve siyaset alanını savunma iradelerini vurguladılar. Demokrasiye Yönelik Baskılar Eleştirildi Ziyaret sırasında açıklama yapan Yeşil Sol Parti Bursa İl Eş Sözcüleri, mevcut siyasi durumla ilgili endişelerini paylaştı: “CHP Genel Merkezi’ne yönelik saldırı, yalnızca CHP’ye değil, demokratik siyasetin bütününe yönelmiş açık bir baskıdır. Siyasi partilerin genel merkezleri, demokratik yaşamın meşru alanlarıdır. Bu alanlara yapılan saldırılar, hukuk devleti, halk iradesi ve demokrasi ile bağdaşmaz.” Parti yöneticileri, Türkiye’deki mevcut iklimin muhalefeti bastıran, yargı ve polis eliyle siyaseti dizayn eden bir anlayış üzerine kurulduğunu belirterek, ülkenin ihtiyaç duyduğu siyasal ortamın demokratikleşmeyi, hukuku, barışı ve halk iradesini esas alan bir iklim olduğunu vurguladılar. Ortak Mücadele Çağrısı Yeşil Sol Parti yetkilileri, CHP Genel Merkezi’ne yönelik saldırıyı açıkça kınayarak tüm demokrasi güçlerini dayanışmaya davet etti: “Baskı ve zor siyasetinin karşısında demokratikleşme için ortak mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.” Ziyaretin, iki parti arasında demokrasi, hukuk ve halk iradesi eksenli bir dayanışmayı güçlendirmesi ve Bursa’daki demokratik siyasetin görünürlüğünü artırması hedefleniyor.

Mahmut Kara Yazdı: Sessiz Çoğunluğun Beklediği Gün ve Türkiye’nin Güven Arayışı Haber

Mahmut Kara Yazdı: Sessiz Çoğunluğun Beklediği Gün ve Türkiye’nin Güven Arayışı

ANKARA – Türkiye’de siyaset sahnesi uzun yıllardır yüksek sesli tartışmaların, kutuplaştırıcı söylemlerin ve sürekli değişen gündemlerin etkisi altında şekillenirken, toplumun geniş kesimlerinde farklı bir beklentinin giderek daha belirgin hale geldiği ifade ediliyor. Zafer Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi Mahmut Kara, kaleme aldığı değerlendirmede Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu temel sorunların yalnızca ekonomik göstergelerle açıklanamayacağını belirterek, ülkenin en önemli meselesinin devlet ile millet arasındaki güven ilişkisinin yeniden tesis edilmesi olduğunu vurguladı. Kara’ya göre, kamuoyunda sıkça tartışılan siyasi polemikler ve günlük gündem başlıkları, vatandaşın hayatını doğrudan etkileyen temel meselelerin önüne geçmiş durumda. Ancak toplumun geniş kesimleri için cevap bekleyen sorular hâlâ aynı önemini koruyor. “Milletin Soruları Değişmiyor” Türkiye’nin dört bir yanında vatandaşların benzer kaygıları paylaştığını ifade eden Kara, ülkenin geleceğine ilişkin tartışmaların yüzeysel gündemlerin ötesine taşınması gerektiğini söyledi. Sınır güvenliği, düzensiz göç, genç nüfusun gelecek kaygısı, tarımsal üretimde yaşanan gerileme, emeklilerin ekonomik koşulları ve kamu kurumlarına duyulan güvenin azalması gibi konuların toplumun ortak gündemi olduğunu belirten Kara, bu başlıkların yalnızca belirli siyasi çevrelerin değil, milyonlarca vatandaşın doğrudan yaşamını etkileyen temel meseleler olduğunu kaydetti. Kara, “Milletin zihnindeki sorular değişmiyor. İnsanlar günlük siyasi tartışmalardan çok, çocuklarının geleceğini, ekonomik güvenliğini ve ülkenin yarınlarını düşünüyor” değerlendirmesinde bulundu. “Türkiye Sadece Ekonomik Değil, Güven Krizi de Yaşıyor” Mahmut Kara’nın değerlendirmesinde öne çıkan başlıklardan biri de Türkiye’nin içinde bulunduğu sürecin yalnızca ekonomik göstergeler üzerinden okunamayacağı yönündeki görüş oldu. Kara’ya göre ülkede yaşanan sıkıntıların temelinde ekonomik problemlerin yanı sıra daha derin bir güven sorunu bulunuyor. Vatandaşların devletin büyüklüğünü yalnızca kurumsal kapasitesiyle değil, adalet duygusu ve hukuka olan bağlılığıyla değerlendirdiğini ifade eden Kara, devlet ile vatandaş arasındaki güven ilişkisinin toplumların en önemli dayanak noktası olduğunu belirtti. “Devletin büyüklüğü yalnızca sahip olduğu imkânlarla değil, vatandaşının ona duyduğu güvenle ölçülür” diyen Kara, güçlü devlet anlayışının temelinde hukukun üstünlüğü, adalet ve şeffaf yönetim ilkelerinin yer alması gerektiğini savundu. “Demografik Yapıdan Milli Kimliğe Kadar Uzanan Endişeler Var” Türkiye’nin son yıllarda karşı karşıya kaldığı gelişmelerin toplumun geniş kesimlerinde ortak kaygılar oluşturduğunu belirten Kara, bu kaygıların yalnızca ekonomik sorunlarla sınırlı olmadığını söyledi. Demografik yapıdaki değişimler, milli kimliğin korunması, kültürel bütünlük, hukuk sistemine duyulan güven ve ekonomik bağımsızlık gibi konuların toplumun farklı kesimlerinde ciddi tartışmalara yol açtığını ifade eden Kara, milletlerin yalnızca coğrafi sınırlarla tanımlanamayacağını vurguladı. Bir milletin ortak hafızası, kültürü ve geleceğe dair ortak hedefleri sayesinde güçlü kaldığını belirten Kara, bu bağların zayıflamasının toplumsal dayanıklılığı olumsuz etkileyebileceğini dile getirdi. “Sorunları Ertelemek Çözüm Değildir” Mahmut Kara, Türkiye’nin önündeki en büyük risklerden birinin mevcut sorunların üzerinin örtülerek çözülmüş gibi gösterilmesi olduğunu ifade etti. Toplumsal, ekonomik ve siyasal problemlerin zamanında ele alınmaması halinde daha büyük maliyetler doğurabileceğini belirten Kara, kamu yönetiminde gerçekçi yaklaşımların önemine dikkat çekti. Kara’ya göre, ertelenen her sorun zaman içerisinde büyüyor ve çözümü daha zor hale geliyor. Bu nedenle siyaset kurumunun günü kurtarmaya yönelik politikalar yerine uzun vadeli devlet perspektifiyle hareket etmesi gerekiyor. “Türk Milleti Dayatmaları Hiçbir Dönemde Kabul Etmedi” Türkiye’de son yıllarda toplumun farklı kimlikler üzerinden ayrıştırılmaya çalışıldığını öne süren Kara, ekonomik bağımlılığın da bazı çevreler tarafından kaçınılmaz bir kader gibi sunulduğunu savundu. Ancak Türk milletinin tarih boyunca karşı karşıya kaldığı baskılara boyun eğmediğini belirten Kara, toplumsal hafızanın güçlü olduğunu ve vatandaşların yaşanan gelişmeleri yakından takip ettiğini söyledi. Kara, toplumun geniş kesimlerinin sessiz görünse de olup bitenleri dikkatle izlediğini belirterek şu görüşleri dile getirdi: “Milletimiz kimin söyledikleriyle yaptıkları arasında fark olduğunu görüyor. Kimin siyasi çıkar uğruna geçmişte savunduğu değerlerden uzaklaştığını görüyor. Kimin millet adına konuşurken milletin gerçek sorunlarından koptuğunu görüyor.” “Türkiye’nin İhtiyacı Yeni Sloganlar Değil” Mahmut Kara’ya göre Türkiye’nin önündeki temel ihtiyaç yeni siyasi sloganlar ya da kısa vadeli söylemler değil. Ülkenin ihtiyaç duyduğu şeyin yeniden güven tesis eden bir devlet anlayışı olduğunu belirten Kara, hukuk devleti ilkelerinin güçlendirilmesi, liyakat sisteminin esas alınması, sınır güvenliğinin sağlanması ve üretim ekonomisinin desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Türk milletinin ortak geleceğinin günlük siyasi hesapların üzerinde tutulmasının zorunlu olduğunu savunan Kara, devlet yönetiminde kurumsallığın ve hukukun belirleyici olması gerektiğini vurguladı. “En Büyük Tehlike Güven Bağının Zedelenmesidir” Değerlendirmesinde devlet-millet ilişkisine özel önem veren Kara, tarih boyunca birçok devletin ekonomik krizler ve siyasi çekişmeler yaşadığını ancak en büyük zararın güven kaybı nedeniyle ortaya çıktığını söyledi. Toplumsal huzurun ve ekonomik kalkınmanın kalıcı olabilmesi için vatandaşların devlete güven duyması gerektiğini belirten Kara, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin daha fazla kutuplaşmaya değil, daha fazla hukuka ve şeffaflığa ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Kara’ya göre, toplumsal birlik ve beraberliği güçlendirecek en önemli unsur, devlet yönetiminde adalet duygusunun güçlenmesi ve vatandaşların kendilerini eşit şekilde temsil edilmiş hissetmeleri olacak. “Geleceğin Türkiye’si Kurallarla İnşa Edilmeli” Mahmut Kara yazısının sonunda Türkiye’nin geçmişte çok daha ağır şartların üstesinden geldiğini hatırlatarak, milletin bugün de aynı sağduyuya sahip olduğunu belirtti. Siyaset kurumunun eleştirileri düşmanlık olarak görmek yerine demokratik bir katkı olarak değerlendirmesi gerektiğini ifade eden Kara, devlet yönetiminde adalet, hukuk ve liyakat ilkelerinin merkeze alınmasının önemine dikkat çekti. Kara, değerlendirmesini şu mesajla tamamladı: “Güçlü devletin temeli korku değil güvendir. Güvenin olmadığı yerde ekonomik kalkınma da toplumsal huzur da kalıcı olmaz. Türkiye’nin ihtiyacı kişilere bağlı bir düzen değil, kurallara bağlı bir devlettir. Geleceğin Türkiye’si de ancak bu anlayış üzerine inşa edilebilir.” Bu değerlendirme, Türkiye’de siyasetin yönü, devlet-vatandaş ilişkileri ve toplumsal güven meselesi üzerine süren tartışmalara yeni bir perspektif sunarken, kamuoyunda özellikle hukuk, liyakat ve kurumsal güven başlıkları etrafında yürütülen tartışmaların önümüzdeki dönemde de gündemdeki yerini koruyacağını gösteriyor.

“Türkiye’yi Yoksulluğa Mahkûm Ettiler, Şimdi Muhalefeti Susturmaya Çalışıyorlar” Haber

“Türkiye’yi Yoksulluğa Mahkûm Ettiler, Şimdi Muhalefeti Susturmaya Çalışıyorlar”

İYİ Parti Bursa İl Başkanlığı tarafından düzenlenen Geleneksel Kurban Bayramı Bayramlaşma Programı, sert siyasi mesajların damga vurduğu bir organizasyona dönüştü. Ekonomik krizden siyasi baskılara, muhalefete yönelik operasyon iddialarından milli kimlik tartışmalarına kadar birçok başlıkta iktidarı hedef alan açıklamalar yapılırken, salonda verilen mesajlar adeta erken seçim atmosferini yansıttı. Programda özellikle İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya’nın hükümete yönelik sert eleştirileri ile Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu’nun “Bursa’dan Amed olmaz” çıkışı dikkat çekti. Bayramlaşma programı, yalnızca bir kutlama organizasyonu olmaktan çıkıp doğrudan iktidara meydan okunan siyasi bir kürsüye dönüştü. İYİ Parti Bursa Teşkilatı Tam Kadro Sahadaydı İYİ Parti Bursa İl Başkanlığı’nın düzenlediği programa Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, GİK Üyesi ve Bursa Milletvekili Hasan Toktaş, Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, İYİ Gençlik Teşkilat Başkanı İskender Kandemir, İl Gençlik Kolları Başkanı Nilay Ülker, ilçe başkanları, il ve ilçe yöneticileri ile çok sayıda partili katıldı. Programa ayrıca BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Saadet Partisi Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca, CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk ve farklı siyasi çevrelerden davetliler de katılım sağladı. Salonun tamamen dolduğu programda partililerin coşkusu dikkat çekerken, sık sık “Türkiye iyi olacak”, “Adalet gelecek” ve “Müsavat Dervişoğlu” sloganları atıldı. Salondaki Detay Dikkat Çekti Programda sahne ve salonun büyük bölümünün İYİ Parti bayrakları ve Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu posterleriyle donatıldığı görüldü. Ancak salonda Atatürk posteri ile Türk bayrağının yer almaması dikkat çekti ve kulislerde farklı yorumlara neden oldu. Bazı partililerin bu eksikliği kendi aralarında dile getirdiği öğrenilirken, organizasyon sonunda partiye yeni katılan üyelere rozet takılmasıyla program devam etti. İsmail Kaya’dan İktidara Çok Sert Sözler Programın en sert konuşmalarından birini yapan İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, Türkiye’nin ağır bir ekonomik ve siyasi krizden geçtiğini belirterek hükümete yüklendi. Kaya, ülkede emekliden çiftçiye, gençlerden esnafa kadar herkesin büyük bir çıkmaz içinde olduğunu söyledi. “Milletimiz ağır bir ekonomik darboğazdan geçiyor. Emekli geçim sıkıntısıyla mücadele ediyor, gençler gelecek kaygısıyla yaşıyor. Çiftçi maliyetlerin altında eziliyor, esnaf ayakta kalmaya çalışıyor.” Türkiye’nin üretim gücünün zayıflatıldığını savunan Kaya, iktidarın ekonomi yönetimini sert sözlerle hedef aldı. “Bu millet alın teriyle ayakta kalmaya çalışırken saray düzeni vatandaşın gerçeklerinden tamamen kopmuştur. İnsanlar artık ay sonunu değil, haftayı nasıl çıkaracağını düşünüyor.” “Belediyelere Çöktüler, Şimdi Partilere Yöneldiler” İsmail Kaya’nın konuşmasının en dikkat çeken bölümü ise siyasi baskılar ve muhalefete yönelik uygulamalarla ilgili sözleri oldu. Kaya, hükümetin yalnızca ekonomik alanda değil, siyasi alanda da baskıcı bir anlayış sergilediğini savundu. “Yetmiyor belediyelere çöküyorlar, yetmiyor şirketlere çöküyorlar, yetmiyor partilere çökmeye kalkıyorlar.” Cumhuriyet değerlerine vurgu yapan Kaya, Türkiye’nin demokratik hukuk devleti niteliğinin zedelendiğini ileri sürdü. “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi bugün yaşananlar tam olarak budur. Bizim görevimiz Cumhuriyet’i ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.” Bu sözler salonda uzun süre alkışlanırken, partililer sık sık “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganları attı. “Hiç Kimse Teşkilattan Büyük Değildir” İYİ Parti içerisindeki tartışmalara da göndermede bulunan İsmail Kaya, sosyal medya üzerinden yürütülen iç çekişmelere tepki gösterdi. Partinin kişisel hesaplarla değil, ortak dava bilinciyle hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Kaya şu ifadeleri kullandı: “Hiç kimse kendisini teşkilattan büyük göremez. Biz kişisel hesapların değil memleket davasının peşindeyiz.” Kaya’nın bu sözleri, parti içindeki bazı tartışmalara yönelik dolaylı bir mesaj olarak yorumlandı. Selçuk Türkoğlu’ndan “Amed” Çıkışı Programın en çok konuşulan açıklaması ise İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu’ndan geldi. Konuşmasında Bursaspor üzerinden milli kimlik vurgusu yapan Türkoğlu, özellikle Nevruz sürecinde yaşanan tartışmalara sert ifadelerle değindi. “Bursaspor’a niye saldırıyorlar biliyor musunuz? Çünkü Bursaspor taraftarının milli duruşu var.” Türkoğlu’nun konuşmasının devamında kullandığı ifadeler salonda büyük alkış aldı: “Bursa’dan Buhara olur, Semerkant olur, Diyarbakır olur, Muş olur ama Amed olmaz.” Bu sözler salonda büyük coşku oluştururken, bazı kesimlerde yeni tartışmaları da beraberinde getirdi. “Parola Vatansa Gerisi Teferruattır” Konuşmasının sonunda milliyetçi ve Cumhuriyetçi vurgular yapan Türkoğlu, sözlerini sert sloganlarla tamamladı. “Parola vatansa gerisi teferruattır. Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet ve adalet. Ne mutlu Türküm diyene.” Salon uzun süre ayakta alkışlarla karşılık verirken, partililer Türk bayrakları eşliğinde sloganlar attı. İYİ Parti’den “Mücadeleye Devam” Mesajı Bayramlaşma programı boyunca verilen ortak mesaj ise “iktidara karşı mücadeleyi büyütme” kararlılığı oldu. İYİ Parti kurmayları, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi krizden çıkışın güçlü bir demokratik mücadeleyle mümkün olacağını savundu. Program sonunda yapılan değerlendirmelerde, İYİ Parti Bursa teşkilatının özellikle saha çalışmalarını hızlandıracağı ve önümüzdeki süreçte ekonomik kriz, hukuk ve milli kimlik başlıklarında daha sert bir muhalefet dili kullanacağı ifade edildi. İYİ Parti cephesinden verilen en net mesaj ise şu oldu: “Türkiye sahipsiz değildir. Millet susmayacak, muhalefet geri adım atmayacak.”

Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Ensari Altınışık: “Yeni Yönetim Sistemi Kurumsal Dengeleri Zayıflattı” Haber

Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Ensari Altınışık: “Yeni Yönetim Sistemi Kurumsal Dengeleri Zayıflattı”

Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Ensari Altınışık, Türkiye’de 2017 referandumu ve 2018 seçimleri sonrasında hayata geçirilen yeni yönetim sistemiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Altınışık, sistemin devlet yönetiminde hızlı ve merkezi bir karar alma yapısı oluşturduğunu ancak bunun beraberinde önemli kurumsal tartışmaları da getirdiğini ifade etti. “Yürütmede Merkezileşme, Karar Süreçlerinde Hız Sağladı” Altınışık, yeni yönetim modeliyle birlikte yürütme yetkisinin önemli ölçüde merkezileştiğini ve karar alma süreçlerinin hızlandığını belirtti. Bu durumun kısa vadede bazı idari avantajlar sağladığını ifade eden Altınışık, özellikle kriz yönetimi ve hızlı koordinasyon açısından sistemin etkili olabildiğine dikkat çekti. Ancak bu hızın, karar süreçlerine farklı görüşlerin katılımını azalttığı ve denge-denetim mekanizmalarını zayıflattığı yönünde eleştirileri de beraberinde getirdiğini söyledi. “Meclisin Denetim Gücü Zayıfladı” Altınışık açıklamasında, yeni sistemle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yasama ve denetim fonksiyonlarında belirgin bir gerileme yaşandığını ileri sürdü. Yasama sürecinde etkinliğin azaldığını, yürütme üzerindeki denetim mekanizmalarının ise daha sınırlı hale geldiğini ifade etti. Ayrıca yargının bağımsızlığına ilişkin kamuoyunda oluşan tartışmalara da değinen Altınışık, bu durumun hukuk devleti ilkesine yönelik güven algısını etkilediğini savundu. “Bürokratik Yapıda Koordinasyon Sorunları Yaşanıyor” Altınışık, sistem değişikliğiyle birlikte bürokratik yapıda da önemli dönüşümler yaşandığını belirtti. Kurumlar arası koordinasyonun zaman zaman zayıfladığına ve uzmanlık temelli politika üretiminde aksaklıklar görüldüğüne dikkat çekti. Bu durumun kamu yönetiminde verimlilik ve sürdürülebilirlik açısından bazı zorluklar oluşturduğunu ifade etti. “Daha Güçlü Denetim ve Kurumsal Denge Gerekiyor” Ensari Altınışık, uzun vadede daha sağlıklı bir yönetim yapısı için denge ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Açıklamasında şu değerlendirmelere yer verdi: “Meclisin ve yargının denetim gücünün artırılması, uzman kadroların yeniden etkin hale getirilmesi ve kurumlar arası işleyişin güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.” Altınışık, daha şeffaf, hesap verebilir ve kurumsal kapasitesi güçlü bir yönetim yapısının Türkiye’nin demokratik gelişimi açısından kritik olduğunu ifade etti.

Vekil Din Görevlilerinin Mali Haklarıyla İlgili Davada Önemli Gelişme: İstinaf Mahkemesi Sendikayı Haklı Buldu Haber

Vekil Din Görevlilerinin Mali Haklarıyla İlgili Davada Önemli Gelişme: İstinaf Mahkemesi Sendikayı Haklı Buldu

Türk Diyanet Vakıf-Sen, vekil imam-hatip ve müezzin-kayyımların mali haklarının geriye dönük olarak düzenlenmesi talebiyle açtığı davada önemli bir kazanım elde etti. Sendika, davanın istinaf incelemesini yapan Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin verdiği kararla haklılıklarının bir kez daha tescillendiğini kamuoyuna duyurdu. Sendika tarafından yapılan açıklamada, söz konusu yargı kararının, vekil statüde görev yapan din görevlilerinin uzun yıllardır yaşadığı mali hak kayıplarının hukuken kabul edilemez olduğunun açık bir göstergesi olduğu vurgulandı. Kararın yalnızca hukuki değil, aynı zamanda toplumsal açıdan da önemli bir anlam taşıdığı belirtilerek, bu gelişmenin kamu vicdanını rahatlattığı ve adalet duygusunu güçlendirdiği ifade edildi. “Hak Kayıpları Hukuken Tescillendi” Açıklamada, vekil din görevlilerinin yıllardır aynı görev ve sorumlulukları yerine getirmelerine rağmen kadrolu personelle eşit mali haklardan yararlanamadığına dikkat çekildi. Mahkemenin bu durumu açıkça ortaya koyduğu belirtilerek, kararın emsal niteliği taşıdığına işaret edildi. Ancak sendika, kararın kapsamına ilişkin önemli bir eleştiriyi de gündeme getirdi. Mahkeme tarafından verilen hükmün yalnızca son iki aylık dönemi kapsaması, geçmiş yıllara yayılan mağduriyetlerin giderilmesi açısından yetersiz bulundu. “Mağduriyetler İki Ayla Sınırlanamaz” Türk Diyanet Vakıf-Sen, yaptığı değerlendirmede, aynı işi yapan personelin hak kayıplarının sadece belirli bir dönemle sınırlandırılmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını vurguladı. Açıklamada şu görüşlere yer verildi: “Aynı görev ve sorumluluğu yerine getiren personelin geçmişe dönük tüm hak kayıplarının telafi edilmesi, hukukun ve adaletin gereğidir. Bu nedenle verilen karar önemli olmakla birlikte eksik bir kazanım niteliğindedir.” Anayasa Mahkemesi’ne Başvuru Kararı Sendika, bu kapsamda yeni bir hukuki süreci başlatacaklarını da açıkladı. Vekil din görevlilerinin mağduriyetlerinin tamamen giderilmesi amacıyla Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunulacağı bildirildi. Bu adımın, yalnızca mevcut davanın kapsamını genişletmek değil, benzer durumda olan tüm kamu çalışanları için emsal teşkil edecek bir hak arayışı olduğu ifade edildi. “Mücadelemiz Sürecek” Türk Diyanet Vakıf-Sen açıklamasında, emeğin karşılığının eksiksiz verilmesi ve kamu çalışanları arasında eşitliğin sağlanması yönündeki kararlılık bir kez daha vurgulandı. Sendika, “eşit işe eşit ücret” ilkesinin hayata geçirilmesi ve kamu çalışanlarının haklarının korunması için mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti. Ayrıca yetkili kurumlara çağrıda bulunularak, yargı kararlarının eksiksiz şekilde uygulanması ve benzer mağduriyetlerin tamamen ortadan kaldırılması için gerekli adımların gecikmeden atılması istendi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.