Hava Durumu

#Halk Sağlığı

- Halk Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Halk Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa Veteriner Hekimler Odası’ndan “Başarı Sırası” Çağrısı Haber

Bursa Veteriner Hekimler Odası’ndan “Başarı Sırası” Çağrısı

BURSA – Bursa Veteriner Hekimler Odası, veteriner fakültelerine kabul edilecek öğrenciler için başarı sırası şartı getirilmesi yönündeki talebini yineledi. Oda Başkanı Melike Baysal, veteriner hekimlik eğitiminin niteliğini artırmak için kontenjan düzenlemelerinin yanı sıra akademik yeterlilik standartlarının uygulanması gerektiğini vurguladı. Veteriner hekimliğin sorumluluk alanının yalnızca hayvan sağlığıyla sınırlı kalmadığını ifade eden Baysal; zoonoz hastalıklarla mücadele, güvenli gıda arzı, salgınların engellenmesi ve biyogüvenliğin sağlanmasında mesleğin kritik bir öneme sahip olduğunu belirtti. “Akademik yeterlilik temel kriter olmalı” Diş hekimliği ve eczacılık gibi diğer sağlık disiplinlerinde başarı sırası zorunluluğunun bulunduğunu hatırlatan Baysal, veteriner hekimlik fakültelerinde de benzer bir mekanizmanın işletilmesi gerektiğini söyledi. Baysal, “Sağlık alanında faaliyet gösteren diğer meslek gruplarında olduğu gibi, veteriner hekimlik eğitiminde de akademik yeterlilik temel bir kriter olarak kabul edilmelidir” ifadelerini kullandı. Yalnızca kontenjan sayılarında yapılan güncellemelerin eğitim kalitesini yükseltmekte tek başına kafi gelmeyeceğini belirten Oda, kalıcı çözümün şeffaf ve objektif bir başarı sırası kriterinin uygulanmasında olduğunu kaydetti. “Sorun kişiler değil, sistem” 34 yaş üstü kadın adaylara ayrılan özel kontenjanlara yönelik tartışmalara da değinen Baysal, kişilerin hedef alınmasına karşı çıktı. “Hiçbir adayın yaş kriteri üzerinden değerlendirilmesini uygun bulmuyoruz. Başarı yaşa değil; bilgiye, emeğe, çalışmaya ve yeterliliğe bağlıdır” diyen Baysal, eleştirilerin şahıslar üzerinden değil, eğitim sisteminin kalitesi üzerinden yapılması gerektiğini vurguladı. Bursa Veteriner Hekimler Odası, 2026 YKS yerleştirme sonuçlarının ilan edilmesinin ardından veteriner fakültelerine yerleşen öğrencilerin başarı sıralamalarını inceleyerek verileri kamuoyuyla paylaşacağını açıkladı. Oda, veteriner hekimliğin sadece hayvan sağlığı için değil, aynı zamanda halk sağlığı, güvenli gıda ve ulusal biyogüvenlik açısından stratejik bir sağlık mesleği olduğunu hatırlatarak eğitim standartlarının yükseltilmesi çağrısını tekrarladı.

Orhangazi Zehir Soluyor! Gelecek Partisi’nden Sert Çıkış: “Yetkililer Daha Ne Bekliyor?” Haber

Orhangazi Zehir Soluyor! Gelecek Partisi’nden Sert Çıkış: “Yetkililer Daha Ne Bekliyor?”

BURSA / ORHANGAZİ – Orhangazi'de fabrikalar açılmak üzere yakın mahallelerde yaşayan havanın yasaklandığına karşı başlatılan imza kampanyası büyümeleri sırasında, Gelecek Partisi Orhangazi İlçe Başkanı Yılmaz İmenç'ten dikkat ve sert mesajları içeren bir açıklama geldi. Bölgenin yıllardır kötü koku, yoğun duman ve çevre kirliliğiyle mücadele ederek mücadele ettiğini söyleyen İmenç, tarafların sessizliğini eleştirerek, “Orhangazi'nin havası kirlenirken, vatandaş nefes alırken zorlanırken daha fazla beklenildiği sürdürülürta güçlükle dikkat çekiyoruz” dedi. İlçe genelinde özellikle sanayide yakın mahallelerde yaşayanların uzun süreli hava yasağından şikayetçi olduğunu ifade eden İmenç, halkın artık sabrinin tükendiğini belirttiğini, yıllardan beri imza kampanyasının bölge insanının yaşadığı mağduriyetin açık bir göstergesi olduğunu söyledi. “Vatandaşın Feryadı Görmezden Gelinemez” Gelecek Partisi İlçe Başkanı Yılmaz İmenç, temiz hava talebinin bir ayrıcalıklı değil, en temel hakkı dikkate alarak şu değerlendirmede bulundu: "Orhangazi'de yaşayan tarihimiz eski aynı sorunu dile getiriyor. Kötü kokular, yoğun duman, çevreyi tehdit eden görüntüler ve giderek artan sağlık endişeleri artık görmezden gelinecek noktayı aşmıştır. İnsanlarımız penceresini açamaz hale gelmişse, çocuklar temiz hava soluyamıyorsa, burada ciddi bir sorun var demektir. Vatandaşın duymamak, bu sorunu yok saymak gelir." “Sanayi Önemli Ama İnsan Sağlığından Daha Önemli Değil” Ekonomik üretimin ve sanayinin önemine dikkat çeken İmenç, hiçbir ekonomik kaynağın insan sağlığının önüne harcanamayacağını söyledi. "Kimse sanayiye karşı değil. Üretim olsun, istihdam artsın, ekonomi büyüsün. Ancak bunun bedelini Orhangazili ömrün sağlığı ödeyemez. Kalkınma adı altında insanların temiz hava ücretinin elinden alınmasına sessiz kalmamalıdır. Bir yanda üretim, diğer yanda halk sağlığı varsa tercih her zaman insanoğlu yanan yana olmalıdır." “Denetim Nerede, Önlem Nerede?” Açıklamada yetkili kurumlara da sert çağrıda bulunan İmenç, kapsamlı incelemelerin gecikmeden yapılması gerektiğini belirtti. "Vatandaşlar imza topluyorsa, mahalle hesapları sürekli şikayette bulunuyorsa, artık masa başında rapor bekleme süresi bitmiştir. Bölgede etkin ve şeffaf denetimler yapılmalı, hava kirliliğine neden olan unsurlar net biçimde ortaya çıkarılmalı ve sorumlular hakkında gerekli işlemler yapılmaktadır. Kamu işlemlerinin rutin işlemlerini izlemek değildir." “Orhangazi'nin Geleceği Tehlikeliye Atılamaz” Havanın yalnızca bugün değil gelecek nesillerde bir sorunla dikkat edilmesi gerektiğini belirten İmenç, çevre konusunda ihmalin ağır sonuçlara yol açabileceğini vurguladı. "Bugün kirlenen yalnızca hava değildir. Orhangazi'nin geleceği, kalıcının sağlık ve yaşanabilir bir çevre hakkı da risk altındadır. Çevre sorunları ertelenebilecek konular değildir. Her geçen gün sorun büyüyor, vatandaşın korkusu artıyor." “Temiz Hava Lütuf Değil, Haktır” Gelecek Partisi Orhangazi İlçe Seçimi olarak hedefin takipçisi olacaklarını yolunda Yılmaz İmenç, mücadeleyi sürdüreceklerini belirterek şöyle tamamladı: "Orhangazi'nin havasını, suyunu ve doğal hayatının korunması hepimizin ortak sorumluluğudur. Vatandaşlarımızın temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşama süresi boyunca savunacağız. Hiç kimsenin elinde olmayan ikinci plana itemez. Temiz hava bir lütuf değil, anayasal ve temel bir haktır. Bu hakkın korunması için her adım atılmalıdır." Orhangazi'de yükselen çevre tepkileri ve sürdürülen imza kampanyası, bölgedeki hava kalitesi tartışmalarını yeniden bölümlerin üst sıralarına taşırken, gözlerin artık yetkili kayıtlara atılacağı adımlara çevrildi.

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Çevre ve İklim Değişikliği Uyarısı: “Doğanın İhtiyaçlarını Görmezden Gelemeyiz” Haber

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Çevre ve İklim Değişikliği Uyarısı: “Doğanın İhtiyaçlarını Görmezden Gelemeyiz”

Aşırı Yaz Sıcaklıkları Ekosistemi Tehdit Ediyor DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, son yıllarda aşırı derecede artan artış aşırı sıcaklıkların doğa üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat ederek çevre bilincinin yayılması ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunda daha kararlı adımların atılması gerektiğini vurguladı. “Doğanın İhtiyaçları” başlıklı değerlendirmesinde yaz aylarında yaşanan sıcak hava dalgalarının yalnızca insan sorunları değil, tüm canlıları ve doğal yaşamı tehdit ettiğini Genişler, özellikle su kaynakları, ormanlar, tarım alanları ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki risklere dikkat çekti. Küresel İklim Değişikliği Yaz Aylarını Daha Tehlikeli Hale Getiriyor Dünya çapında olduğu gibi Türkiye'de de yaz aylarında sıcaklıkların her geçen yıl daha yüksek seviyelere yayılmasını sağlayan Recep Genişler, küresel iklim sıcaklıklarının etkilerinin artık günlük yaşamda net şekilde hissedildiğini ifade etti. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıkların yalnızca geçici bir hava olayı olmadığını söyleyen Genişler, bu durumun doğal dengeyi doğrudan olumsuz bir şekilde etkilediğini kaydetti. Yaz mevsiminin normal koşullarının dengelenebildiği, yönetimin yoğunlaştığı ve insanların açık alanlarda daha fazla zaman geçirdiği bir dönem olduğunu söyleyen Genişler, son yıllarda yaşanan aşırı sıcaklıkların bu olumlu tabloyu çevirmeye gittiğini söyledi. Su Kaynaklarında Kritik Azalma Yaşanıyor Aşırı sıcakların en önemli sonuçlarından birinin su kaynağında meydana gelen kayıplara dikkat ederek Genişler, göller, akarsular, barajlar ve yer altı su rezervlerinde ciddi enerji azalmasının arttığını belirtti. Hava sıcaklığının yükselmesiyle birlikte buharlaşmanın hızlanmasını ifade eden Genişler, özellikle yaz aylarında artan yönetim sulama ihtiyacının mevcut kaynakların üzerindeki baskıyı daha da artırdığını söyledi. Sudaki kayıplarda yalnızca insanların enerjileri değil, su ekosistemlerinde yaşayan balıklar, amfibiler ve diğer canlı türlerinin de tehdit altında olduğu vurgulandı. Uzmanların kuraklık riskine karşı sık sık uyarılarda bulunduğunu hatırlatan Genişler, Tasarruf suyunun artık bireysel bir tercih değil, toplumsal bir kişi haline geldiğini ifade etti. Orman Yangınları Doğal Yaşamı Yok Ediyor Yüksek sıcaklıklar ve düşük nem oranlarının yaz aylarında orman yangınlarının istatistiksel nedenleri arasında yer değiştirdiğini söyleyen Recep Genişler, Türkiye'nin özellikle Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde son yıllarda çok sayıda büyük yangınla karşı karşıya kalamayacağını söyledi. Kuruyan bitki örtüsünün en küçük bir kılavuzla bile tutuşabildiğini belirten Genişler, yangınların yalnızca ağaçları değil, tüm ekosistemi yok olduğunu dile getirdi. Ormanın büyümesinin dokunuşu Genişletenler şunları kaydetti: yetişen hektarlık orman alanı yok oluyor. Yüzlerce canlı türde yaşam sınırına erişebilirsiniz. Toprak değişimi azalıyor. Atmosfere büyük miktarda karbon salınıyor. Erozyon riski artıyor. Ekolojik denge uzun yıllar boyunca onarılamayacak zararlar görülüyor. Yangınların ardından ortaya çıkan tahribatın yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri de devamını ifade eden Genişler, ormanların korunmasının iklim değişimiyle mücadelede hayati önem taşıdığını vurguladı. Bitki Örtüsü ve Tarım Alanları Risk Altında Aşırı sıcaklıkların doğal bitki örtüsü üzerinde de ciddi olumsuz etkilerin büyüyerek genişlediğini, yüksek sıcaklık ve yetersiz yağış nedeniyle birçok bitki örtüsünün bozulmasını sağladığını söyledi. Fotosentez faaliyetlerinin yavaşlamasıyla birlikte bitkilerin gelişiminin olumsuz etkilendiğini belirten Genişler, bazı türlerin tamamen kuruyarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Kuraklık nedeniyle; Çayır ve meralar verimsizleşiyor, Tarımsal ürünlerde verim kaybı yaşanıyor, Doğal bitki çeşitliliği azalıyor, Toprak yüzeyi çıplaklaşarak erozyona açık hale geliyor. Tarımsal üretimde yaşanan düşüşlerin gıda güvenliği açısından da önemli riskler oluşturduğunu belirten Genişler, çiftçilerin iklim değişikliğine uyum sağlayacak yeni yöntemlere yönlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yaban Hayatı Sıcak Hava Dalgalarından Olumsuz Etkileniyor Recep Genişler, aşırı sıcakların yalnızca bitkileri değil, hayvan türlerini de doğrudan etkilediğini belirtti. Su kaynaklarının azalması ve besin zincirinde meydana gelen bozulmalar nedeniyle birçok hayvanın yaşam mücadelesi verdiğini ifade etti. Özellikle kuşlar, sürüngenler ve memelilerin sıcak hava dalgalarından ciddi şekilde etkilendiğini söyleyen Genişler, bazı türlerin yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldığını, bazılarının ise yeterli su bulamadığı için hayatını kaybettiğini dile getirdi. Bu durumun biyolojik çeşitliliği tehdit ettiğini vurgulayan Genişler, doğal yaşamın korunmasının çevre politikalarının merkezinde yer alması gerektiğini söyledi. Toprak Verimliliği Düşüyor, Çölleşme Riski Artıyor Toprağın ekosistemin temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Genişler, aşırı sıcaklıkların toprağın nemini hızla kaybetmesine neden olduğunu belirtti. Kuruyan toprakların zamanla sertleştiğini ve verimliliğini yitirdiğini ifade eden Genişler, bitki örtüsünün azalmasının da toprağı koruyan doğal yapıyı zayıflattığını söyledi. Bu süreç sonucunda; Tarımsal üretim azalıyor, Çölleşme riski yükseliyor, Toprak canlılarının yaşam alanları zarar görüyor, Ekosistemlerin sürdürülebilirliği tehlikeye giriyor. Türkiye'nin birçok bölgesinde kuraklık ve çölleşme riskinin giderek arttığını belirten Genişler, toprağın korunmasının geleceğin korunması anlamına geldiğini ifade etti. Hava Kirliliği ve Sağlık Sorunları Artıyor Aşırı sıcaklıkların hava kalitesi üzerinde de olumsuz etkiler oluşturduğunu belirten Genişler, sıcak havalarda atmosferdeki kirletici maddelerin yoğunlaştığını söyledi. Orman yangınlarından kaynaklanan yoğun dumanın da hava kirliliğini artırdığını belirten Genişler, bunun hem insan sağlığını hem de çevreyi tehdit ettiğini kaydetti. Artan hava kirliliğinin bitkilerin gelişimini olumsuz etkilediğini ve ekosistemler üzerinde ek baskılar oluşturduğunu ifade eden Genişler, çevre ve halk sağlığı politikalarının birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. İklim Değişikliği Kısır Döngüye Dönüşüyor Aşırı sıcaklıkların hem iklim değişikliğinin sonucu hem de bu süreci hızlandıran bir etken olduğunu söyleyen Genişler, orman yangınları ve kuraklık nedeniyle doğal karbon yutaklarının zarar gördüğünü belirtti. Atmosfere daha fazla sera gazı salımının küresel ısınmayı artırdığını ifade eden Genişler, bunun da daha sık ve daha şiddetli sıcak hava dalgalarına yol açtığını söyledi. “İklim değişimi ve aşırı sıcaklıklar arasında değişen besleyen olumsuz bir döngü oluşuyor. Bu döngünün kırılması için yerel, ulusal ve küresel ölçekte güçlü çevre politikalarına ihtiyaç vardır” dedi. Çözüm İçin Ortak Mücadele Çağrısı Recep Genişler, doğanın korunması için bireylerden kamu kişilere kadar herkesin sorumluluğunun üstlenmesinde belirtilen alınabilecek önlemleri şu şekilde sıraladı: Su kaynakları tasarruflu kullanılmalı. Orman yangınlarına karşı toplumsal olarak artırılmalı. Ağaçlandırma çalışmaları yaygınlaştırılmalıdır. Yenilenebilir enerji yatırımları desteklenmeli. Doğal korumasına parlaklık verilmeli. Modern ve tasarruflu sistem kullanımı. Karbon salınımını azaltacak çevreci politikalar uygulanmalı. İklim değişimiyle mücadelede uluslararası iş birlikleri güçlendirilmeli. “Doğayı Korumak Geleceği Korumaktır” Açıklamanın sonunda çevre bereketinde bulunan DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, doğanın korunmasının yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de sorumluluğu olduğunu belirtti. Genişletme, orman yangınlarının patlaması, biyolojik çeşitliliğin zarar görmesi ve toprak bozulmasının kopması gibi sorunlar artık gelecekten değil, bugünün gerçeğidir.

Çevre Katliamına Demokrat Tepki! Haber

Çevre Katliamına Demokrat Tepki!

Demokrat Parti Bursa İl Başkanı, Nilüfer Çayı'nda yaşanan çevresel felakete ilişkin çok sert açıklamalarda bulundu. Bursa'nın verimli tarım topraklarının göz göre göre zehirlendiğini belirten Göral, “Bu artık çevre sorunu değil; halk sağlığına karşı işlenmiş bir çevre suçudur” dedi. Osmangazi'ye bağlı Armutköy, Yeniceabat, Derecavuş, Çağlayan ve Ahmetbey hattından sona eren Karacabey'e uzanan Nilüfer Çayı'nın yıllar boyunca sanayi atıklarıyla kirlendiğini ifade eden Goral, özellikle yaz aylarında bölgede neredeyse nefes alamaz hale geldiğini söyledi. “Bir zamanlar insanların yüzleştiği, balıkların yaşadığı Nilüfer Çayı bugün kapkara akan bir su kanalına dönüştürülmüştür” diyen Goral, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Büyük sanayi tesisleri göstermelik arıtma sistemleriyle Bursa'nın can damarını katlediyor. Boyahane atakları, ağır kimyasallar, sanayi pisliği ovamızın içine akıtılıyor. Kestel ve Barakfakih'ten temizlenen su, Osmangazi ovasına ulaştığında sürekli ulaşımda taşınır. Bu tabloya göz yuman herkesin bu çevre cinayetinin bir parçasıdır." Dere çevresinde yaşayan ailenin ağır koku nedeniyle evlerinin camını açamaz hale geldiğini söyleyen Goral, "İnsanlarımız kendi köyünde nefes alamıyor. Geniz yakan kimyasal koku evlerin içine kadar giriyor. Bahçede oturmak bile mümkün değil. Halkın normal sanayi atıklarıyla kuşatılmış durumda" dedi. Sivrisinek ve haşere kahramanın da kontrolden çıkan ifade eden Demokrat Parti İl Başkanı, dere yataklarının balçığa ve bataklığa dönüştüğünü belirterek şu sözlerle tepki gösterdi: "Çocuklarımız sineklerden dışarı çıkamadı. İnsanların bakteri sızıntısına neden oldular. Bursa'nın köylüsü, çiftçisi, ailesinin kaderine terk edildi." DSİ tarafından verilen “halk sağlık bakış açısı riski yoktur” yönündeki raporlara da sert tepki gösteren Göral, “Kapkara akan, leş gibi kokan, içinde tek bir canlının yaşamadığı dereye 'zararsız' demek, Bursa'nın yapısal olarak aklıyla alay etmektir.Bu raporların gerçekleri örtbas etme çabasıdır” kullanıldı. Bölgedeki çiftçilerin başka su kaynağı olmadığı için tarlalarını çarklarını bu sulayarak suladığını Goral, durumun sadece çevreyi değil doğrudan insanın tehdit ettiğini söyledi. "Bu devredilmiş su koşullarında işliyor. Topraktan soframıza geliyor. Çocuklarımızın sebzeye, meyveye karışıyor. Soruyorum: Sanayicinin milyonluk kârı, Bursa'nın çiçek sağlığından daha mı değerli?" dedi. Açıklamada siyasi iradeye de yüklenen Goral, yıllardır süren sessizliğin arkasında büyük sermaye gruplarının ve sanayi lobilerinin bulunduğunu savundu. "Bursa'da bazı çevreler sanayicinin dışında kalan sağlığın ortaya çıkması. Kimse kusura artık bakmasın; bu darı zehiri soluyarak yaşamak mahkûm değildir. Nilüfer Çayı üzerinden yayılan bu çevre talanı hoşgörü sınırlarını aşmıştır" diye konuştu. Demokrat Parti olarak dağıtılmayan Goral, şu çağrıda bulundu: "Sanayi tesislerinin arıtma sistemleri bağımsız akademik dergiler tarafından 7 gün 24 saat denetlenmelidir. Dere yatağı acilen temizlenmeli, depolanma alanları saklanmalıdır. Halkın hiçe sayan firmalara göstermelik cezalar değil, üretim durmaya kadar devam eden ağır yaptırımlar uygulanır." Açıklamanın sonunda Bursa halkına seslenen Ali Kamil Göral, "1970'lerde balıkların yüzdüğü Nilüfer Çayı'nı bu hale gelenlerden hesap sormak için bu şehrin namus borcudur. Toprağımızı, suyumuzu ve tükenmişliğin tükenmişlikleriyletenlere zarar verebileceğiz" kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.