Hava Durumu

#Güvenlik

- Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa Seyyar ve Pazarcı Esnafı Oda Başkanı Refik Aksu’dan Hayırlı Olsun Ziyareti: “Birlik ve Beraberlik Güçleniyor” Haber

Bursa Seyyar ve Pazarcı Esnafı Oda Başkanı Refik Aksu’dan Hayırlı Olsun Ziyareti: “Birlik ve Beraberlik Güçleniyor”

Bursa’da seyyar ve pazarcı esnafının sesi Bursa Seyyar ve Pazarcılar Odası Başkanı Refik Aksu, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanımız Sayın Fahrettin Bilgit’i ziyaret etti. Hayırlı olsun ziyaretinde gerçekleşen buluşmada, esnaf camiasının birlik ve beraberliğini güçlendirecek samimi sohbetler gerçekleştirildi. Refik Aksu ve ekibi, ziyarette karşılıklı iyi dileklerini paylaştı; birlik ve dayanışmanın önemine dikkat çekti. “Birliğimiz daim, muhabbetimiz bereketli olsun” mesajını veren Aksu, tüm esnaf ve sanatkâr camiasına hayırlı olmasını temenni etti. Çarşı ve Pazarlarda Artan Enflasyon Esnafı Zorluyor Ziyaret sırasında, Bursa’nın çarşı ve pazarlarında yaşanan ekonomik sıkıntılar da gündeme geldi. Enflasyonun aşırı yükselmesi, girdi maliyetlerinin artışı ve artan kira ve seyyar tezgah giderleri, her gün daha fazla esnafın tezgahını kapatmasına neden oluyor. Pazarcı esnafı, kısa dönemde maliyetlerin düşürülmesi, kira destekleri ve stok yönetimi gibi acil çözüm yolları üzerinde öneriler geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Açık ve Kapalı Pazar Yerlerinin Kronik Sorunları Esnaf temsilcileri, Bursa’daki açık ve kapalı pazar yerlerinin kronik problemlerine de dikkat çekti. Özellikle altyapı eksiklikleri, temizlik, güvenlik ve ulaşım sorunlarının, hem esnafın iş yapmasını zorlaştırdığı hem de vatandaşın alışveriş deneyimini olumsuz etkilediği vurgulandı. Başkan Aksu, “Pazarlarımızın sürdürülebilir, modern ve erişilebilir alanlar hâline gelmesi için Birlik ile koordineli çalışmaya devam edeceğiz. Esnafın sesi duyulmalı, sorunlar adım adım çözülmeli” ifadelerini kullandı. Ziyaretin, esnaf camiasının birliğini pekiştirmesi ve kısa ve uzun vadede somut çözüm yollarının üretilmesine öncülük etmesi hedefleniyor.

Hüdavendigar Kent Parkı’ndaki Yaya Köprüsü Tartışması: “Gerekçe Güvenlik mi, Abartı mı?” Nilüfer Deresi Üzerindeki Köprüde Geçiş Yasağı Tepki Çekti Haber

Hüdavendigar Kent Parkı’ndaki Yaya Köprüsü Tartışması: “Gerekçe Güvenlik mi, Abartı mı?” Nilüfer Deresi Üzerindeki Köprüde Geçiş Yasağı Tepki Çekti

Hüdavendigar Kent Parkı içerisinde yer alan ve Nilüfer Çayı üzerinden Nilüfer ile Osmangazi ilçelerini birbirine bağlayan çelik yaya köprüsünün güvenlik gerekçesiyle kapatılması, bölge halkı arasında tartışma yarattı. Köprünün, “toplu geçişlerde aşırı sallandığı” gerekçesiyle yaya kullanımına kapatıldığı belirtilirken, vatandaşlar bu karara tepki göstererek günlük ulaşımın uzadığını ifade etti. Vatandaşlar: “1,5 Kilometre Fazladan Yürümek Zorunda Kalıyoruz” Köprünün kapatılmasıyla birlikte iki ilçe arasında park içinden doğrudan geçiş yapamayan vatandaşların yaklaşık 1,5 kilometrelik alternatif güzergâhı kullanmak zorunda kaldığı belirtiliyor. Bölge sakinleri, özellikle yaşlılar ve çocuklu aileler için bu durumun ciddi bir zorluk oluşturduğunu ifade ediyor. “Köprünün Sallanması Normal, Güvenlik Sistemi Çalışır” Teknik değerlendirmelerde ise çelik yaya köprülerinin belirli seviyede esneme ve salınım yapmasının mühendislik açısından normal olduğu vurgulanıyor. Dinamik yükler, rüzgâr etkisi ve yoğun yaya trafiği altında köprülerin kontrollü şekilde hareket etmesinin yapısal güvenlik açısından tasarımın bir parçası olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar, bu tür salınımların çoğu modern köprüde enerji sönümleme sistemi olarak görev yaptığını ve tek başına “tehlike” anlamına gelmediğini belirtiyor. Ahşap Kaplama ve Yıpranma Tartışması Köprü zemininde kullanılan emprenyeli ahşap kaplamalarda yer yer aşınmalar bulunduğu, ancak bunun oran olarak düşük seviyede olduğu yönünde değerlendirmeler de gündeme geldi. Bölge halkı, bu durumun bakım-onarım çalışmalarıyla çözülebileceğini savunuyor. Belediyeden “Yoğun Yük” Gerekçesi Bursa Büyükşehir Belediyesi teknik ekiplerinin ise köprünün yoğun yaya trafiği nedeniyle taşıma kapasitesinin zorlandığını ve uzun vadede güvenlik riski oluşabileceğini değerlendirdiği ifade ediliyor. Bu kapsamda köprünün geçici olarak kapatıldığı, ilerleyen süreçte teknik inceleme ve bakım çalışmaları sonrası yeniden değerlendirme yapılabileceği belirtiliyor. “Liyakat ve Yönetim” Tartışması da Gündemde Kararın ardından bazı vatandaşlar uygulamayı “gereksiz ve aşırı tedbir” olarak değerlendirirken, yerel yönetimlerin teknik karar alma süreçlerine yönelik eleştiriler de gündeme geldi. Özellikle ulaşım kolaylığı sağlayan bir bağlantı noktasının kapatılmasının şehir yaşamını olumsuz etkilediği görüşü öne çıkıyor. Bölge sakinleri, köprünün tamamen kapatılması yerine kontrollü bakım, güçlendirme ve periyodik denetimlerle açık tutulabileceğini savunuyor. Gözler Teknik İnceleme Sürecinde Köprünün geleceğiyle ilgili nihai kararın teknik raporlar doğrultusunda netleşmesi beklenirken, vatandaşlar hem güvenlik hem de günlük yaşamı kolaylaştıracak bir çözüm talep ediyor.

İlker Özaslan’dan Cumalıkızık İçin Kritik Uyarı: “UNESCO Unvanı Sınırsız Turizm Anlamına Gelmez” “Cumalıkızık yalnızca korunacak bir yapı topluluğu değil, yaşayan bir kültürdür” Haber

İlker Özaslan’dan Cumalıkızık İçin Kritik Uyarı: “UNESCO Unvanı Sınırsız Turizm Anlamına Gelmez” “Cumalıkızık yalnızca korunacak bir yapı topluluğu değil, yaşayan bir kültürdür”

Bursa’nın dünya çapında tanınan tarihi miras alanlarından Cumalıkızık’ın geleceği, Tayyare Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen kapsamlı değerlendirme toplantısında masaya yatırıldı. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Grubu tarafından organize edilen toplantıda, tarihi köyün karşı karşıya olduğu tehditler, koruma sorunları, restorasyon eksiklikleri ve sürdürülebilir yönetim modeli detaylı biçimde ele alındı. Toplantının merkezinde ise Bursa UNESCO Derneği Başkanı İlker Özaslan’ın yaptığı kapsamlı değerlendirmeler yer aldı. Özaslan, Cumalıkızık’ın bugün yalnızca fiziksel yıpranma değil, aynı zamanda yoğun turizm baskısı, plansız büyüme, ekonomik eşitsizlik ve kentleşme tehdidi altında bulunduğunu söyledi. Katılımcılar arasında yerel yöneticiler, akademisyenler, alan başkanlığı uzmanları, sivil toplum temsilcileri, koruma uzmanları ve köy sakinleri yer aldı. Toplantı boyunca ortak görüş, Cumalıkızık’ın “sadece turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı” olduğu yönünde birleşti. İlker Özaslan: “Bir Günde 34 Bin Kişi Başarı Değil, Alarmdır” Bursa UNESCO Derneği Başkanı İlker Özaslan, toplantıda yaptığı konuşmada ziyaretçi yoğunluğunun artık ciddi bir tehdit boyutuna ulaştığını vurguladı. Geçtiğimiz yıl Cumalıkızık’ın bir günde yaklaşık 34 bin ziyaretçiyi ağırladığını hatırlatan Özaslan, bu yoğunluğun artık “övünülecek bir tablo” değil, yönetilmesi gereken bir kriz olduğuna dikkat çekti. Özaslan şu ifadeleri kullandı: “UNESCO Dünya Mirası unvanı sınırsız turist kabul etmek anlamına gelmez. Bir günde 34 bin kişinin geldiği bir tarihi köyde artık koruma-kullanma dengesi ciddi şekilde zarar görmeye başlar. Bu sayı bazı günlerde stadyum doluluğuna ulaşıyor. Böyle bir baskıyı tarihi bir köyün kaldırabilmesi mümkün değildir.” Cumalıkızık’ın taşıma kapasitesinin bilimsel yöntemlerle belirlenmesi gerektiğini ifade eden Özaslan, kontrollü ziyaretçi yönetimi, rezervasyon sistemi ve zaman planlamalı turizm modelinin artık kaçınılmaz hale geldiğini söyledi. “Cumalıkızık Bir Açık Hava AVM’sine Dönüştürülemez” Toplantıda turizmin niteliği üzerine de dikkat çeken değerlendirmeler yapıldı. İlker Özaslan, Cumalıkızık’ın yalnızca yoğun insan trafiği üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirterek şunları söyledi: “Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz. Cumalıkızık bir açık hava AVM’si değildir. Burası yaşayan bir kültür alanıdır. İnsanlar burada yalnızca alışveriş yapmıyor; yüzlerce yıllık bir yaşam biçimine tanıklık ediyor.” Özaslan, köy ekonomisinin mevcut ziyaretçi baskısına göre şekillenmeye zorlanmasının geleneksel yaşamı bozabileceğini ifade etti. Yapı Stoğu Endişe Veriyor: “151 Yapı Müdahale Bekliyor” Toplantıda paylaşılan güncel yapı envanteri, köyün fiziksel durumuna ilişkin çarpıcı veriler ortaya koydu. Cumalıkızık’ta: 259 ev bulunduğu, bunların 168’inin tarihi yapı niteliğinde olduğu, 21 yapının tamamen yıkıldığı, 17 yapının harabe durumda olduğu, toplam 38 yapının ise oturulamaz halde bulunduğu açıklandı. İlker Özaslan, özellikle köylüye ait tarihi evlerin restorasyon sürecinde geri planda kalmasının ciddi bir sorun yarattığını belirtti. “Kamu yapıları restore edilirken köy halkının evlerinin büyük kısmı hâlâ destek bekliyor. İnsanlar yıllardır sırada bekliyor. ‘Benim evim neden restore edilmiyor?’ sorusu artık köyde çok yaygın. Koruma yükünü yalnızca köylünün omzuna bırakırsanız sürdürülebilir bir model kuramazsınız.” Toplantıda yaklaşık 113 evin restorasyon beklediği, harabe yapılarla birlikte yaklaşık 151 yapının acil müdahale gerektirdiği ifade edildi. “Köylüyü Suçlamak Kolay, Destek Vermek Zor” Toplantıda tarihi yapılarda görülen uygunsuz müdahaleler de gündeme geldi. Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usule uygun olmayan değişiklikler bulunduğu belirtilirken, İlker Özaslan bu durumun yalnızca “bilinçsizlik” ile açıklanamayacağını söyledi. “Köylüyü suçlamak kolay ama insanlar ekonomik olarak yalnız bırakıldı. Restorasyon maliyetleri çok yüksek. İnsanlar yıllardır destek bekliyor. Destek mekanizması güçlü kurulmadan koruma bilinci tek başına yeterli olmaz.” Özaslan, koruma politikalarının sosyal boyutunun göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. “Öncelik Piknik Alanı Değil, Güvenlik ve Altyapı Olmalı” Toplantının dikkat çeken başlıklarından biri de altyapı ve güvenlik eksiklikleri oldu. Katılımcılar; sağlık altyapısının yetersizliği, acil tahliye planlarının eksikliği, yangın riskleri, yönlendirme sorunları, otopark baskısı, güvenlik eksiklikleri gibi sorunların artık kritik seviyeye ulaştığını ifade etti. İlker Özaslan, bu süreçte önceliklerin doğru belirlenmesi gerektiğini söyleyerek şu değerlendirmede bulundu: “Yoğun ziyaretçi baskısı sürerken yeni piknik alanları yapmak doğru öncelik değildir. Önce altyapıyı, güvenliği, koruma sistemlerini ve afet hazırlığını güçlendirmeliyiz.” “Cumalıkızık İçeriden Değil, Dışarıdan Gelen Baskıyla Yok Olabilir” Toplantının en çarpıcı uyarılarından biri de Bursa’daki hızlı kentleşme ve rant baskısına ilişkin oldu. İlker Özaslan, Cumalıkızık’ın çevresindeki yapılaşmanın giderek arttığını belirterek şunları söyledi: “Cumalıkızık içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir. Bursa büyüyor, kent baskısı köylere dayanıyor. Tarım alanları kayboluyor, doğal doku daralıyor. Eğer çevresel koruma politikaları güçlendirilmezse UNESCO alanını korumak tek başına yeterli olmayacaktır.” Uzmanlar, yalnızca köy merkezinin değil, çevresel bütünlüğün de korunması gerektiğine dikkat çekti. “Kadın Emeği ve Köy Belleği Korunmadan UNESCO Süreci Eksik Kalır” Toplantıda yalnızca fiziksel restorasyon değil, kültürel mirasın yaşayan unsurları da gündeme geldi. İlker Özaslan, Cumalıkızık’ın asıl değerinin günlük yaşam kültürü olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Köyün belleği, kadın emeği, geleneksel üretim kültürü ve kırsal yaşam kimliği korunmadan yalnızca binaları restore etmek yeterli olmaz.” Bu kapsamda boş kamu yapılarının; kadın üretim merkezleri, kültürel buluşma alanları, ziyaretçi karşılama merkezleri, sağlık destek noktaları olarak değerlendirilmesi önerildi. Uluslararası İş Birliği ve Yeni Koruma Modelleri Toplantıda Cumalıkızık’ın uluslararası ölçekte daha etkin tanıtılması ve koruma ağlarına dahil edilmesi gerektiği de vurgulandı. Safranbolu başta olmak üzere farklı UNESCO miras alanlarıyla deneyim paylaşımı yapılması, Avrupa’daki koruma modellerinin incelenmesi ve yabancı uzmanlarla ortak çalışmalar yürütülmesi önerildi. Ayrıca İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin geliştirilmesi gerektiği ifade edildi. “Bu Mesele Siyaset Üstüdür” Toplantının sonunda ortak akıl ve katılımcı yönetim anlayışı ön plana çıktı. Kurumların, uzmanların ve köy halkının birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Bursa UNESCO Derneği Başkanı İlker Özaslan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır. Cumalıkızık yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da emanetidir.”

Eğitim Bir-Sen'den okul saldırılarına sert tepki! Haber

Eğitim Bir-Sen'den okul saldırılarına sert tepki!

Memur-Sen Bursa İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 No’lu Şube Başkanı Ramazan Acar, Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan saldırıya ilişkin Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde gerçekleştirdiği açıklamasında, eğitim kurumlarında artan şiddet olaylarına dikkat çekti. “ŞİDDET OLAYLARI, TOPLUMSAL SORUN HALİNE GELMİŞTİR” Memur-Sen Bursa İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 No’lu Şube Başkanı Ramazan Acar, “Bugün buraya Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde, eski bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen menfur saldırıyı protesto etmek üzere toplanmış bulunuyoruz. Bir kez daha görülmüştür ki; okullarımızda eğitimcilerimize ve öğrencilerimize yönelen şiddet olayları münferit eylemler olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun haline gelmiş, toplumsal çürümeyi gün yüzüne çıkarmıştır” dedi. “ÇÖZÜM ÜRETMEKTE İSTEKSİZ DAVRANILIYOR” Eğitim sistemimizin en önemli paydaşlarından biri olarak; daha iyi bir eğitim, daha iyi bir müfredat, pedagojik yöntemler, daha ileri amaçlar üzerine kafa yormamız gerekirken eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarını konuşmak durumunda kaldıklarını belirten Acar, hal böyle iken yetkililerin çözüm üretmekte yetersiz kaldığını veya isteksiz davrandığını söyledi. “CAN GÜVENLİĞİ, EĞİTİM-ÖĞRETİMİN ÖNÜNE GEÇTİ” Eğitimciye yönelen şiddetin vaka-i adiyeden bir hale geldiğini ifade eden Acar, eğitim çağındaki çocukların şiddete başvurduğu, silaha kolayca ulaşarak pervasızca suç işlediği bir zaman diliminde olunduğunu belirtti. Aklına esenin, aklı kesenin ya da aklı başında olmayanın öğretmene, okul yöneticisine, eğitim çalışanına, öğrenciye şiddet uyguladığı, can güvenliğinin eğitim-öğretimin önüne geçtiği bir zemine doğru hızla yol alındığını ifade eden Acar, eğitimciye şiddetin bireysel suç vakaları olmaktan çıkarak eğitim, aile ve toplum politikalarının sorgulanmasını gerektiren bir iş güvenliği sorununa dönüştüğünü söyledi. “GEREKLİ TEDBİRLER ALINMALI” Evrensel hukuk ve anayasada ifadesini bulan hayat hakkı ve can güvenliği ilkesi çerçevesinde devletin ölüme, yaralanmaya ve zarara sebebiyet verilmesini önleme yükümlülüğü olduğunu ifade eden Acar, devletin vatandaşlarını korumak için gerekli tedbirleri almak zorunda olduğunu söyledi. Aynı şekilde devletin okullarda güvenli ve huzurlu bir çalışma ve eğitim-öğretim ortamı tesis etmek durumunda olduğunu belirten Acar, MEB’in birinci önceliğinin eğitim kurumlarında güvenlik olması gerektiğini vurguladı. Acar, eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarının yalnızca güvenlik boyutuyla değil; sosyal, psikolojik, eğitsel ve değerler yönleriyle birlikte ele alınması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Okulların temizlik ve güvenlik personeli ihtiyacı karşılanmalı.Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri daha etkin ve daha erişilebilir hale getirilmeli, öğrenci sayısına bakılmaksızın her okula rehber öğretmen verilmeli, riskli okulların rehber öğretmen normu artırılmalı.Okul-aile iş birliği, okul güvenliği ekseninde yeniden ele alınmalı.Riskli durumların erken tespiti ve önlenmesine yönelik mekanizmalar, daha işlevsel hale getirilmeli.Öğretmene saygıyı yeniden tesis etmek için hem millî-manevî değerlerimizden, köklü geleneklerimizden hem de dünyadaki örnek uygulamalardan faydalanmalıyız.Öğretmenliğin itibar kazanması ve eğitim sistemimizin istendik seviyeye gelmesi için öğretmenlik mesleğinin öncelikle tercih edilmesini sağlayacak maddî-manevî koşulları oluşturmalı, millî-manevî eğitime önem vermeliyiz.Eğitim süreçlerinde öğrencilerin yalnızca akademik değil; sosyal, duygusal ve psikolojik gelişimlerini de destekleyen bütüncül bir yaklaşıma daha fazla ağırlık verilmeli.Okula aidiyet duygusunu geliştirecek, insana saygıyı artıracak tedbirler alınmalı.Emniyet iş birliği ile okul giriş ve çıkışlarında ve okul çevresinde daha etkin denetimler yapılmalı.MEB’in merkez ve taşra teşkilatında okul güvenliği ile alakalı ayrı bir birim kurulmalı.Tüm okul türlerinde disiplin mevzuatı okul güvenliği ekseninde yeniden ele alınmalı.Cezai ehliyet yaşı düşürülmeli.” “SALDIRIYI BİR KEZ DAHA LANETLİYORUZ” Acar, Siverek’te yaşanan menfur olayın eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin son örneği olması gerektiğini belirterek, eğitimcilerin her türlü şiddet ve saldırı karşısında savunmasız bırakılmaması gerektiğini ifade etti. Acar, “Eğitimciye yönelik şiddeti protesto ettiğimiz, yetkilileri daha etkin tedbirler almaya davet ettiğimiz açıklamamız burada sona ermiştir. Siverek’te, menfur saldırıda yaralanan 16 canımıza Cenab-ı Allah’tan acil şifalar diliyor, menfur saldırıyı bir kez daha lanetliyor, eğitimde şiddetin takipçisi olmaya devam edeceğimizi ilan ediyoruz” dedi.

A Parti Bursa’dan okullarda şiddete karşı sert çıkış: “Artık yeter!” Haber

A Parti Bursa’dan okullarda şiddete karşı sert çıkış: “Artık yeter!”

Anahtar Parti Genel Merkez Eğitim Politikaları Başkanlığı tarafından 81 ilde organize edilen basın açıklaması, Bursa Milli Eğitim Müdürlüğü önünde gerçekleşti. Açıklamaya Eğitim Politikalarından Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Kemal Karakaya, ilçe başkanları ve il-ilçe yöneticileri ile parti mensupları katıldı. “Her Çocuk Devlete Emanet” Toplumun derin bir endişe içinde olduğunu vurgulayan Aslan, velilerin çocuklarını okula gönderirken artık tedirginlik yaşadığını ifade etti. Okulların güvenli alanlar olması gerektiğinin altını çizen Aslan, “Okul kapısından giren her çocuk bizlere emanettir. Ancak bugün bu emaneti korumakta ciddi zafiyetler yaşandığı ortadadır” diye konuştu. “Sadece Kınamak Yetmez” Yaşanan olayların ardından yalnızca kınama mesajlarıyla ilerlemenin yetersiz olduğunu dile getiren Aslan, somut ve profesyonel adımlar atılması gerektiğini belirtti. Güvenlik meselesinin temennilerle değil, sistemli çözümlerle ele alınması gerektiğini vurguladı. 3 Maddelik Güvenlik Çağrısı Aslan, eğitim kurumlarında uygulanması gereken üç temel öneriyi kamuoyuyla paylaştı: 1-Özel eğitimli güvenlik personeli: Çocuk psikolojisi, kriz yönetimi ve öfke kontrolü alanlarında eğitim almış uzmanların okullarda görev yapması 2-Akıllı kartlı giriş sistemleri: Okullara giriş-çıkışların kontrol altına alınması *3-Yapay zekâ destekli güvenlik: Şüpheli hareketlerin önceden tespit edilerek emniyet birimlerine anlık bildirilmesi “Güvenli Okul, Güvenli Gelecek” Eğitimde şiddetin sadece kınanarak sona ermeyeceğini vurgulayan Aslan, “Çocuklarımızın korkmadan teneffüse çıkabildiği, öğretmenlerimizin can güvenliği endişesi taşımadığı bir eğitim ortamı istiyoruz” dedi. Açıklamasında hayatını kaybeden öğretmen ve öğrenciler için rahmet dileyen Aslan, yetkililere çağrıda bulunarak okulların birer “güven adasına” dönüştürülmesi için önerilerinin hızla hayata geçirilmesini istedi. Basın açıklaması, “Çocuklarını koruyamayanların koruyacak başka hiçbir şeyi kalmaz. Çocuklarımızı korumak, geleceğimizi korumaktır” sözleriyle sona erdi.

Saldırıda katledilen Ayla öğretmenin kahramanlığı... Haber

Saldırıda katledilen Ayla öğretmenin kahramanlığı...

Kahramanmaraş'taki Ayser Çalık Ortaokulu'na düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybeden öğretmenin Ayla Kara olduğu öğrenildi. 9 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ Kahramanmaraş'ta ortaokulda 8'inci sınıf öğrencisi tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırıda 1 öğretmen ile 8 öğrenci hayatını kaybetti. Saldırıda yaşamını yitiren matematik öğretmeni Ayla Kara'nın, öğrencilerini korumak amacıyla kendini siper ettiği sırada hayatını kaybettiği bilgisine ulaşıldı. Okulda yaşanan üzücü olayda, öğrenciler ve öğretmenler büyük bir şok yaşadı. Saldırının hemen ardından bölgeye çok sayıda sağlık ve güvenlik ekibi yönlendirilirken, yaralılar acil olarak hastanelere kaldırıldı. FEDAKARLIĞI YÜREK BURKDU Görev yaptığı okulda öğrencileriyle kurduğu yakın bağ ve mesleğine olan özverisiyle bilinen Ayla Kara'nın, olay anında öğrencilerini korumaya çalıştığı öğrenildi. Kara'nın, öğrencilerini tehlikeden uzak tutmak için üzerlerine atladığının ortaya çıkması, acıyı daha da artırdı. OKULUN SEVİLEN ÖĞRETMENİYDİ Meslektaşları ve öğrencileri tarafından sevilen bir öğretmen olduğu belirtilen Ayla Kara'nın vefatı, eğitim camiasında derin bir üzüntüye neden oldu. Ayla Öğretmenin meslektaşları, sosyal medya platformlarında paylaştıkları mesajlarla duydukları derin üzüntüyü dile getirdi. Kara'nın öğrencilerine olan bağlılığı, fedakarlığı ve örnek duruşuna vurgu yapılan paylaşımlarda, eğitim camiasının önemli bir değerini kaybettiği ifade edildi.

Yıldırım’da Trafik ve Güvenlik Tartışması: Ziraat Bankası Yerleşimi Tepki Çekiyor Haber

Yıldırım’da Trafik ve Güvenlik Tartışması: Ziraat Bankası Yerleşimi Tepki Çekiyor

Bursa’nın Yıldırım ilçesinde, Erikli Caddesi üzerinde dört yol ağzında bulunan Ziraat Bankası şubesi ve ATM noktalarının konumu, bölge sakinlerinin tepkisine neden oluyor. Özellikle bankanın girişinin ve ATM’lerin doğrudan cadde kenarında yer alması, hem trafik akışını olumsuz etkiliyor hem de çevrede yaşayan vatandaşlar açısından güvenlik riskleri oluşturuyor. Bölge halkının aktardığına göre, bankacılık işlemleri için gelen bazı sürücüler araçlarını düzensiz ve gelişigüzel şekilde park ederek cadde üzerinde ciddi bir yoğunluğa yol açıyor. Bu durum, hem araç trafiğinin aksamasına hem de zaman zaman sürücüler ile yayalar arasında tartışmalara varan gerginliklerin yaşanmasına neden oluyor. Özellikle yoğun saatlerde söz konusu noktanın adeta bir karmaşa alanına dönüştüğü ifade ediliyor. Vatandaşlar, yaşanan sorunun yalnızca bireysel duyarsızlıktan kaynaklanmadığını, asıl problemin banka şubesinin ve ATM’lerin konumlandırılma biçimi olduğunu dile getiriyor. ATM’lerin doğrudan ana cadde üzerinde, üstelik yol ağzına yakın bir noktada bulunması; hem yaya hareketliliğini zorlaştırıyor hem de araçların kısa süreli dur-kalk yapmasına neden olarak trafik güvenliğini riske atıyor. Ayrıca, yoğunluk nedeniyle yayaların kaldırımlarda rahat hareket edemediği, bazı durumlarda yola inmek zorunda kaldığı ve bunun da olası kazalara davetiye çıkardığı belirtiliyor. Bu durumun özellikle yaşlılar, çocuklar ve engelli bireyler için daha büyük riskler barındırdığına dikkat çekiliyor. Bölge sakinleri, çözüm olarak ATM’lerin ana cadde yerine daha uygun bir yan sokağa taşınmasını öneriyor. Bu tür bir düzenlemenin hem trafik yoğunluğunu azaltacağı hem de yaya güvenliğini artıracağı ifade ediliyor. Aynı zamanda, banka girişinin de daha kontrollü bir alana yönlendirilmesinin, yaşanan sorunların önemli ölçüde önüne geçebileceği değerlendiriliyor. Yetkililere çağrıda bulunan vatandaşlar, sorunun büyümeden çözüme kavuşturulmasını ve hem trafik düzeni hem de kamu güvenliği açısından gerekli adımların atılmasını talep ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.