Hava Durumu

#Gıda Güvenliği

- Gıda Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gelecek Partisi Bursa İl Başkanı Mahmut Fuat Kadıoğlu: “Çiftçi Üretiyor, Kazanan Başkaları Oluyor” Haber

Gelecek Partisi Bursa İl Başkanı Mahmut Fuat Kadıoğlu: “Çiftçi Üretiyor, Kazanan Başkaları Oluyor”

Gelecek Partisi Bursa İl Başkanı Mahmut Fuat Kadıoğlu, açıklanan hububat alım fiyatlarına sert tepki göstererek, tarım sektörünün yıllardır ihmal edildiğini ve üreticinin alın terinin karşılığını alamadığını söyledi. Çiftçinin artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve geciken ödemeler arasında adeta hayatta kalma mücadelesi verdiğini belirten Kadıoğlu, mevcut tarım politikalarının üreticiyi değil aracıyı ve ithalatçı lobileri koruduğunu savundu. Türkiye'nin en önemli tarım bölgelerinden biri olan Bursa’da üreticilerin büyük bir umutsuzluk içinde hasat sezonuna girdiğini ifade eden Kadıoğlu, açıklanan fiyatların çiftçinin beklentilerinin çok uzağında kaldığını belirtti. “Bugün tarlada alın teri döken çiftçi kazanamıyor. Mazotun, gübrenin, ilacın, tohumun ve sulama maliyetlerinin sürekli arttığı bir ortamda açıklanan alım fiyatları üreticinin yükünü hafifletmek yerine daha da ağırlaştırıyor. Çiftçi üretiyor, ancak kazanan yine başkaları oluyor” dedi. “Üretici Bekleyemiyor, Mecburen Satıyor” Çiftçinin ekonomik baskılar nedeniyle ürününü elinde tutma şansının bulunmadığını vurgulayan Kadıoğlu, üreticinin hasat sonrası adeta bir borç ödeme döngüsünün içine itildiğini söyledi. “Çiftçimizin önünde yeni sezon hazırlıkları var. Sulama giderleri var. Banka kredileri, kredi kartı borçları, ödenmesi gereken çekler ve faturalar var. Üretici ürününü bekletip fiyatların yükselmesini bekleyemiyor. Çünkü nakde ulaşmak zorunda. Bu nedenle açıklanan fiyatlar ne olursa olsun satış yapmak zorunda bırakılıyor. Bu bir tercih değil, ekonomik mecburiyettir.” “Toprak Mahsulleri Ofisi Çiftçiye Değil, Soruna Dönüşüyor” Toprak Mahsulleri Ofisi'nin ödeme süreçlerini de eleştiren Kadıoğlu, ürününü teslim eden çiftçinin haftalarca parasını beklemek zorunda bırakıldığını ifade etti. “Çiftçi bugün nakde ihtiyaç duyuyor. Ancak ürününü teslim ediyor ve haftalarca ödeme bekliyor. Üretici zaten yüksek maliyetlerin altında ezilmiş durumda. Bir de ödeme gecikmeleri nedeniyle yeni borçlanmalara yönelmek zorunda kalıyor. Çiftçinin finansman yükü her geçen gün büyüyor. Tarımı ayakta tutmak istiyorsanız önce üreticinin nefes almasını sağlayacaksınız.” “Rekolte Yüksek Ama Kazanç Düşük” Bu yıl yağışların olumlu seyretmesi nedeniyle birçok bölgede verim beklentisinin yükseldiğine dikkat çeken Kadıoğlu, yüksek rekoltenin çiftçi için avantaja dönüşmesi gerekirken tam tersine fiyat baskısına dönüştüğünü söyledi. “Geçen yıl kuraklık yaşandı, don felaketleri yaşandı, üretim düştü. Bu yıl ise çiftçi tüm zorluklara rağmen üretmeye devam etti ve tarlalarda bereket var. Ancak ne yazık ki Türkiye’de çiftçinin kaderi değişmiyor. Üretim artınca fiyatlar düşürülüyor, üretim azalınca maliyetler yükseliyor. Her şart altında kaybeden yine üretici oluyor. Bu anlayış değişmediği sürece tarımın geleceğini kurtarmak mümkün değildir.” “Türkiye Tarımda Dev Olabilir Ama Yanlış Politikalar Engel Oluyor” Türkiye'nin sahip olduğu üretim potansiyeline rağmen yanlış planlamalar nedeniyle tarımda hak ettiği noktaya ulaşamadığını ifade eden Kadıoğlu, ihracat odaklı yeni bir tarım vizyonuna ihtiyaç olduğunu söyledi. “Türkiye bereketli topraklarıyla, güçlü çiftçisiyle ve üretim kapasitesiyle dünyanın sayılı tarım ülkelerinden biri olabilir. Ancak plansızlık, öngörüsüzlük ve günü kurtarmaya yönelik politikalar nedeniyle çiftçi üretimden uzaklaşıyor. Yüksek rekolte doğru ihracat politikalarıyla desteklenebilse hem üretici kazanır hem ülke ekonomisi güçlenir. Sorun üretmekte değil, üretileni değerlendirememektedir.” “Çiftçinin Feryadı Artık Görmezden Gelinemez” Tarım sektöründe yaşanan ekonomik sıkıntıların artık kritik seviyeye ulaştığını belirten Kadıoğlu, çiftçilerin taleplerinin duyulması gerektiğini söyledi. “Çiftçimiz bağırmak istemiyor, sesini duyurmak istiyor. Bugün Anadolu’nun dört bir yanında üretici aynı soruyu soruyor: Üretiyoruz ama neden kazanamıyoruz? Bu sorunun cevabı yıllardır yanlış uygulanan tarım politikalarında saklıdır. Çiftçinin kazanamadığı bir yerde üretim sürdürülemez. Üretimin olmadığı yerde ise gıda güvenliği tehlikeye girer.” “Tarım Milli Güvenlik Meselesidir” Açıklamasının sonunda tarım ve hayvancılığın yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Kadıoğlu, üreticiyi koruyan politikaların artık ertelenemez bir zorunluluk olduğunu söyledi. “Tarım ve hayvancılık yalnızca ekonomik faaliyet değildir. Bu alanlar aynı zamanda gıda güvenliğinin, stratejik bağımsızlığın ve milli geleceğin teminatıdır. Kendi çiftçisini koruyamayan ülkeler yarın sofralarındaki ekmeği dahi dışarıdan almak zorunda kalır. Üreten çiftçiyi destekleyen, emeğin hakkını veren, maliyetleri düşüren ve üretimi teşvik eden politikalar vakit kaybetmeden hayata geçirilmelidir. Çiftçimizin ayakta kalması, Türkiye’nin ayakta kalması demektir. Tarım çökerse sadece çiftçi değil, 86 milyon kaybeder.”

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Çevre ve İklim Değişikliği Uyarısı: “Doğanın İhtiyaçlarını Görmezden Gelemeyiz” Haber

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Çevre ve İklim Değişikliği Uyarısı: “Doğanın İhtiyaçlarını Görmezden Gelemeyiz”

Aşırı Yaz Sıcaklıkları Ekosistemi Tehdit Ediyor DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, son yıllarda etkisini giderek artıran aşırı sıcaklıkların doğa üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekerek çevre bilincinin artırılması ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunda daha kararlı adımlar atılması gerektiğini vurguladı. “Doğanın İhtiyaçları” başlıklı değerlendirmesinde yaz aylarında yaşanan sıcak hava dalgalarının yalnızca insan yaşamını değil, tüm canlıları ve doğal yaşamı tehdit ettiğini belirten Genişler, özellikle su kaynakları, ormanlar, tarım alanları ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki risklere dikkat çekti. Küresel İklim Değişikliği Yaz Aylarını Daha Tehlikeli Hale Getiriyor Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de yaz aylarında sıcaklıkların her geçen yıl daha yüksek seviyelere ulaştığını belirten Recep Genişler, küresel iklim değişikliğinin etkilerinin artık günlük yaşamda net şekilde hissedildiğini ifade etti. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıkların yalnızca geçici bir hava olayı olmadığını söyleyen Genişler, bu durumun doğal dengeyi doğrudan etkileyen ciddi bir çevresel sorun haline geldiğini kaydetti. Yaz mevsiminin normal şartlarda doğanın canlandığı, tarımsal faaliyetlerin yoğunlaştığı ve insanların açık alanlarda daha fazla zaman geçirdiği bir dönem olduğunu belirten Genişler, son yıllarda yaşanan aşırı sıcaklıkların bu olumlu tabloyu tersine çevirmeye başladığını söyledi. Su Kaynaklarında Kritik Azalma Yaşanıyor Aşırı sıcakların en önemli sonuçlarından birinin su kaynaklarında meydana gelen kayıplar olduğuna dikkat çeken Genişler, göller, akarsular, barajlar ve yer altı su rezervlerinde ciddi seviyelerde azalma görüldüğünü belirtti. Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte buharlaşmanın hızlandığını ifade eden Genişler, özellikle yaz aylarında artan tarımsal sulama ihtiyacının mevcut kaynaklar üzerindeki baskıyı daha da artırdığını söyledi. Su seviyelerindeki düşüşün yalnızca insanların kullanımını değil, su ekosistemlerinde yaşayan balıklar, amfibiler ve diğer canlı türlerinin yaşamını da tehdit ettiğini vurguladı. Uzmanların kuraklık riskine karşı sık sık uyarılarda bulunduğunu hatırlatan Genişler, su tasarrufunun artık bireysel bir tercih değil, toplumsal bir zorunluluk haline geldiğini ifade etti. Orman Yangınları Doğal Yaşamı Yok Ediyor Yüksek sıcaklıklar ve düşük nem oranlarının yaz aylarında orman yangınlarının başlıca nedenleri arasında yer aldığını belirten Recep Genişler, Türkiye’nin özellikle Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde son yıllarda çok sayıda büyük yangınla karşı karşıya kaldığını söyledi. Kuruyan bitki örtüsünün en küçük bir kıvılcımla bile tutuşabildiğini belirten Genişler, yangınların yalnızca ağaçları değil, tüm ekosistemi yok ettiğini dile getirdi. Orman yangınlarının sonuçlarına değinen Genişler şunları kaydetti: Binlerce hektarlık orman alanı yok oluyor. Yüzlerce canlı türü yaşam alanlarını kaybediyor. Toprak verimliliği azalıyor. Atmosfere büyük miktarda karbon salınıyor. Erozyon riski artıyor. Ekolojik denge uzun yıllar boyunca onarılamayacak zararlar görüyor. Yangınların ardından ortaya çıkan tahribatın yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri de etkilediğini ifade eden Genişler, ormanların korunmasının iklim değişikliğiyle mücadelede hayati önem taşıdığını vurguladı. Bitki Örtüsü ve Tarım Alanları Risk Altında Aşırı sıcaklıkların doğal bitki örtüsü üzerinde de ciddi olumsuz etkiler oluşturduğunu belirten Genişler, yüksek sıcaklık ve yetersiz yağış nedeniyle birçok bitki türünün su kaybına uğradığını söyledi. Fotosentez faaliyetlerinin yavaşlamasıyla birlikte bitkilerin gelişiminin olumsuz etkilendiğini belirten Genişler, bazı türlerin tamamen kuruyarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Kuraklık nedeniyle; Çayır ve meralar verimsizleşiyor, Tarımsal ürünlerde verim kaybı yaşanıyor, Doğal bitki çeşitliliği azalıyor, Toprak yüzeyi çıplaklaşarak erozyona açık hale geliyor. Tarımsal üretimde yaşanan düşüşlerin gıda güvenliği açısından da önemli riskler oluşturduğunu belirten Genişler, çiftçilerin iklim değişikliğine uyum sağlayacak yeni yöntemlere yönlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yaban Hayatı Sıcak Hava Dalgalarından Olumsuz Etkileniyor Recep Genişler, aşırı sıcakların yalnızca bitkileri değil, hayvan türlerini de doğrudan etkilediğini belirtti. Su kaynaklarının azalması ve besin zincirinde meydana gelen bozulmalar nedeniyle birçok hayvanın yaşam mücadelesi verdiğini ifade etti. Özellikle kuşlar, sürüngenler ve memelilerin sıcak hava dalgalarından ciddi şekilde etkilendiğini söyleyen Genişler, bazı türlerin yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldığını, bazılarının ise yeterli su bulamadığı için hayatını kaybettiğini dile getirdi. Bu durumun biyolojik çeşitliliği tehdit ettiğini vurgulayan Genişler, doğal yaşamın korunmasının çevre politikalarının merkezinde yer alması gerektiğini söyledi. Toprak Verimliliği Düşüyor, Çölleşme Riski Artıyor Toprağın ekosistemin temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Genişler, aşırı sıcaklıkların toprağın nemini hızla kaybetmesine neden olduğunu belirtti. Kuruyan toprakların zamanla sertleştiğini ve verimliliğini yitirdiğini ifade eden Genişler, bitki örtüsünün azalmasının da toprağı koruyan doğal yapıyı zayıflattığını söyledi. Bu süreç sonucunda; Tarımsal üretim azalıyor, Çölleşme riski yükseliyor, Toprak canlılarının yaşam alanları zarar görüyor, Ekosistemlerin sürdürülebilirliği tehlikeye giriyor. Türkiye'nin birçok bölgesinde kuraklık ve çölleşme riskinin giderek arttığını belirten Genişler, toprağın korunmasının geleceğin korunması anlamına geldiğini ifade etti. Hava Kirliliği ve Sağlık Sorunları Artıyor Aşırı sıcaklıkların hava kalitesi üzerinde de olumsuz etkiler oluşturduğunu belirten Genişler, sıcak havalarda atmosferdeki kirletici maddelerin yoğunlaştığını söyledi. Orman yangınlarından kaynaklanan yoğun dumanın da hava kirliliğini artırdığını belirten Genişler, bunun hem insan sağlığını hem de çevreyi tehdit ettiğini kaydetti. Artan hava kirliliğinin bitkilerin gelişimini olumsuz etkilediğini ve ekosistemler üzerinde ek baskılar oluşturduğunu ifade eden Genişler, çevre ve halk sağlığı politikalarının birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. İklim Değişikliği Kısır Döngüye Dönüşüyor Aşırı sıcaklıkların hem iklim değişikliğinin sonucu hem de bu süreci hızlandıran bir etken olduğunu söyleyen Genişler, orman yangınları ve kuraklık nedeniyle doğal karbon yutaklarının zarar gördüğünü belirtti. Atmosfere daha fazla sera gazı salınmasının küresel ısınmayı artırdığını ifade eden Genişler, bunun da daha sık ve daha şiddetli sıcak hava dalgalarına yol açtığını söyledi. “İklim değişikliği ve aşırı sıcaklıklar birbirini besleyen olumsuz bir döngü oluşturuyor. Bu döngünün kırılması için yerel, ulusal ve küresel ölçekte güçlü çevre politikalarına ihtiyaç vardır” dedi. Çözüm İçin Ortak Mücadele Çağrısı Recep Genişler, doğanın korunması için bireylerden kamu kurumlarına kadar herkesin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirterek alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı: Su kaynakları tasarruflu kullanılmalı. Orman yangınlarına karşı toplumsal farkındalık artırılmalı. Ağaçlandırma çalışmaları yaygınlaştırılmalı. Yenilenebilir enerji yatırımları desteklenmeli. Doğal alanların korunmasına öncelik verilmeli. Modern ve tasarruflu sulama sistemleri kullanılmalı. Karbon salımını azaltacak çevreci politikalar uygulanmalı. İklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası iş birlikleri güçlendirilmeli. “Doğayı Korumak Geleceği Korumaktır” Açıklamasının sonunda çevre duyarlılığı çağrısında bulunan DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, doğanın korunmasının yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de sorumluluğu olduğunu belirtti. Genişler, “Su kaynaklarının azalması, orman yangınlarının artması, biyolojik çeşitliliğin zarar görmesi ve toprak verimliliğinin düşmesi gibi sorunlar artık geleceğin değil, bugünün gerçeğidir. Doğaya karşı sorumluluğumuzu yerine getirmek zorundayız. Daha yaşanabilir bir çevre ve sürdürülebilir bir gelecek için çevre dostu uygulamaları yaygınlaştırmalı, iklim değişikliğiyle mücadeleyi kararlılıkla sürdürmeliyiz” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.