Hava Durumu

#Gıda Güvenliği

- Gıda Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Veteriner Sağlık Çalışanları İçin “Beyaz Kod” Talebi: Kanun Teklifi Hazırlanıyor Haber

Veteriner Sağlık Çalışanları İçin “Beyaz Kod” Talebi: Kanun Teklifi Hazırlanıyor

Hürriyetçi Tarım ve Orman Sendikası (Hürriyetçi Tarım Orman-Sen), görev sırasında şiddete maruz kalma, kalan veteriner hekim, veteriner sağlık teknikerleri ve teknisyenlerinin sağlık çalışanlarına yönelik hukuki koruma mekanizmalarından yararlanabilmesi için harekete geçti. Sendika, veteriner sağlık çalışanlarının da “Beyaz Kod” kapsamını hazırlamasını planladığı kanun teklifini hazırladığını açıkladı. Sendika Genel Başkanı Muzaffer Genç, genel basın toplantısında özel sahada görev yapan veteriner sağlık çalışanlarının karşı karşıya kaldığı şiddet olaylarına dikkat ederek, düzenlenen düzenleme için TBMM'deki tüm siyasi partilerden destek istedi. ÇORUM'DAKİ SALDIRI GÜNDEME TAŞINDI Açıklamanın özeti, 1 Ağustos 2026'da Çorum'un Kınık Köyü'nde görev yapan Veteriner Hekim Yusuf Özdamar ile Veteriner Sağlık Teknikeri Sedat Uzunkaya'ya yönelik saldırıda bulunuldu. Sendikanın aktardığı bilgiler, iki görevliye göre, hayvan aşılama çalışması sırasında fiziksel olarak hasar görmüştü. Hürriyetçi Tarım Orman-Sen, olayı yalnızca çalışanların güvenliği açısından değil, hayvan sağlığı ve gıda güvenliği açısından da değerlendirdi. Genç, veteriner sağlık çalışanlarının yerine getirilmesi sırasında korunması gerektiğini belirtirken, sahadaki güvenlik sorunlarının artık yasal düzenlemelerle ele alınması gerektiğini savundu. “VETERİNERLER TOPLUM SAĞLIĞININ BİR PARÇASI” Sendika tarafından yapılan değerlendirmede, veteriner sağlık makinelerinin yalnızca dağıtma araçlarıyla sınırı olmadığı vurgulandı. İnsan, hayvan ve çevre ürünleri birlikte ele alan “Tek Sağlık” yaklaşımına dikkat çeken sendika, veteriner sağlık çalışanlarının yayılmasıyla mücadele, gıda güvenliği, biyogüvenlik ve sağlık hizmetlerinin korunması gibi alanlarda da görev yaptığını belirtti. Bu nedenle veteriner hekim ve veteriner sağlık çalışanlarının görev süreleri boyunca maruz kaldıkları süre boyunca, yalnızca bireysel bir meslek sorunu olarak görülmesi gerektiği şekilde kullanıldı. 2025 TARİHLİ ARAŞTIRMA DA GÜNDEME GETİRİLDİ Basın toplantısında veteriner hekimlere yönelik şiddete ilişkin akademik bilgiler verildi. Sendikanın aktardığı 2025 tarihli bir verilere göre, Ocak 2013-Kasım 2024 döneminde kamuoyuna yansıyan en az 33 şiddet vakası tespit edildi. Bu olayların arasında fiziksel saldırı, darp, sözlü saldırı, mala zarar verme, cinsel taciz ve görev başında öldürme vakalarının yer aldığı belirtildi. Sendika, resmi kayıtlara ve genel olarak yansımayan olayların dikkate alınmamasını savunarak, mevcut tablonun veteriner sağlık açısından ciddi bir güvenlik sorununun oluştuğunu dile getirdi. “BEYAZ KOD” KAPSAMİ GENİŞLETİLSİN Hürriyetçi Tarım Orman-Sen'in hazırladığı kanun teklifinin temel amacı, veteriner sağlık çalışanlarının görev sırasında ziyaretleri sırasında sağlık çalışanlarına yönelik mevcut koruma mekanizmalarından yararlanabilmesini sağlamaktır. Teklifte; Kamu ve özel görev yapan veteriner hekim, veteriner sağlık teknikerleri ve teknisyenlerinin kapsamı, Görev sırasında yaralama, tehdit ve hakaret eylemlerinde daha ağır cezalar, “Beyaz Kod” ihbarları ve hukuki destek aralıklarının veteriner sağlıklarını çalıştıran da kapsaması . TBMM'YE SİYASİ PARTİLERE ÇAĞRI Sendika, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yapılan teklifin ardından siyasi partilerin saklandıklarını açıkladı. Genel Başkan Muzaffer Genç, veteriner sağlık çalışanlarının can güvenliğinin aynı zamanda toplum sağlığıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek, düzenlemenin siyasi muayenesinin yapılmadan dağıtım programında bulunduğunu belirtti. Genç ayrıca Çorum'daki saldırının adli sürecini takip edeceklerini ve sorumluların gerekli cezayı alması için süreci izleyeceklerini ifade etti. “GÖREV BAŞINDA HİÇBİR VETERİNER YALNIZ KALMAMALI” Hürriyetçi Tarım Orman-Sen, açıklamasının sonunda veteriner sağlık çalışanlarının güvenli çalışma garantisinin yasal güvencesini bir araya getirerek tam mesajını verdi. Sendikaya göre, yalnızca yaşanan saldırılara tepki göstermek değil, benzer olaylara kadar devam edecek kalıcı bir hukuki koruma sistemi oluşturmak. Sendika, veteriner hekimler ile veteriner sağlık teknikerleri ve cihazların donanımının güven içinde sürdürülebilmesi için “Beyaz Kod”un kapsamının genişletilmesi istenirken, planlanan kanun teklifinin Meclis'te yayınlanması çağrısını yineledi.

Bursa Veteriner Hekimler Odası’ndan “Başarı Sırası” Çağrısı Haber

Bursa Veteriner Hekimler Odası’ndan “Başarı Sırası” Çağrısı

BURSA – Bursa Veteriner Hekimler Odası, veteriner fakültelerine kabul edilecek öğrenciler için başarı sırası şartı getirilmesi yönündeki talebini yineledi. Oda Başkanı Melike Baysal, veteriner hekimlik eğitiminin niteliğini artırmak için kontenjan düzenlemelerinin yanı sıra akademik yeterlilik standartlarının uygulanması gerektiğini vurguladı. Veteriner hekimliğin sorumluluk alanının yalnızca hayvan sağlığıyla sınırlı kalmadığını ifade eden Baysal; zoonoz hastalıklarla mücadele, güvenli gıda arzı, salgınların engellenmesi ve biyogüvenliğin sağlanmasında mesleğin kritik bir öneme sahip olduğunu belirtti. “Akademik yeterlilik temel kriter olmalı” Diş hekimliği ve eczacılık gibi diğer sağlık disiplinlerinde başarı sırası zorunluluğunun bulunduğunu hatırlatan Baysal, veteriner hekimlik fakültelerinde de benzer bir mekanizmanın işletilmesi gerektiğini söyledi. Baysal, “Sağlık alanında faaliyet gösteren diğer meslek gruplarında olduğu gibi, veteriner hekimlik eğitiminde de akademik yeterlilik temel bir kriter olarak kabul edilmelidir” ifadelerini kullandı. Yalnızca kontenjan sayılarında yapılan güncellemelerin eğitim kalitesini yükseltmekte tek başına kafi gelmeyeceğini belirten Oda, kalıcı çözümün şeffaf ve objektif bir başarı sırası kriterinin uygulanmasında olduğunu kaydetti. “Sorun kişiler değil, sistem” 34 yaş üstü kadın adaylara ayrılan özel kontenjanlara yönelik tartışmalara da değinen Baysal, kişilerin hedef alınmasına karşı çıktı. “Hiçbir adayın yaş kriteri üzerinden değerlendirilmesini uygun bulmuyoruz. Başarı yaşa değil; bilgiye, emeğe, çalışmaya ve yeterliliğe bağlıdır” diyen Baysal, eleştirilerin şahıslar üzerinden değil, eğitim sisteminin kalitesi üzerinden yapılması gerektiğini vurguladı. Bursa Veteriner Hekimler Odası, 2026 YKS yerleştirme sonuçlarının ilan edilmesinin ardından veteriner fakültelerine yerleşen öğrencilerin başarı sıralamalarını inceleyerek verileri kamuoyuyla paylaşacağını açıkladı. Oda, veteriner hekimliğin sadece hayvan sağlığı için değil, aynı zamanda halk sağlığı, güvenli gıda ve ulusal biyogüvenlik açısından stratejik bir sağlık mesleği olduğunu hatırlatarak eğitim standartlarının yükseltilmesi çağrısını tekrarladı.

Gelecek Partisi Bursa İl Başkanı Mahmut Fuat Kadıoğlu: “Çiftçi Üretiyor, Kazanan Başkaları Oluyor” Haber

Gelecek Partisi Bursa İl Başkanı Mahmut Fuat Kadıoğlu: “Çiftçi Üretiyor, Kazanan Başkaları Oluyor”

Gelecek Partisi Bursa İl Başkanı Mahmut Fuat Kadıoğlu, uygulanan hububat alım fiyatlarına sert tepki göstererek, tarım sektörünün ihmal edildiğini ve üreticinin alındığının arttığını alamadığını söyledi. Çiftçinin artan artışları, düşük alım fiyatları ve geciken ödemeler arasında adeta hayatta kalma mücadelesi veren Kadıoğlu, mevcut tarım politikalarının üreticiyi değil aracını ve ithalatçı lobilerini koruduğunu savundu. Türkiye'nin en önemli tarımsal tarım alanlarından biri olan Bursa'da sağlanan büyük bir umutsuzluk içinde hasat sezonuna girdiğini ifade eden Kadıoğlu, uygulanan fiyatların çiftçinin beklentilerinin çok uzağında kaldığını belirtti. "Bugün tarlada alın teri döken çiftçi kazanamıyor. Mazotun, gübrenin, yetişen, tohumların ve sulama maliyetlerin sürekli olarak bakılmış bir şekilde uygulanan alım fiyatları üreticinin yorgunluk hafifletmek yerine daha da ağırlaştırıyor. Çiftçi üretiyor, kazanan ancak yine başkaları oluyor" dedi. “Üretici Beklemiyor, Mecbüren Satıyor” Çiftçinin ekonomik baskılar nedeniyle bolluğun elinde tutmanın mümkün olmadığını vurgulayan Kadıoğlu, üreticinin hasat sonrasında adeta bir borç ödemenin içine itildiğini söyledi. "Çiftçimizin önünde yeni sezon hazırlıkları var. “Toprak Mahsulleri Ofisi Çiftçiye Değil, Soruna Dönüyor” Toprak Mahsulleri Ofisi'nin ödeme süreçlerini de eleştiren Kadıoğlu, ürününü teslim eden çiftçinin haftalarca parasını beklemek zorunda kaldığını ifade etti. "Çiftçi bugün nakde ihtiyaç duyuyor. Ancak ürün teslim ediyor ve haftalarca ödeme bekliyor. Üretici zaten yüksek sıcaklıklar altında ezilmiş durumda. Bir de ödeme gecikmeleri nedeniyle yeni borçlanmalara yönelmek zorunda kalıyor. Çiftçinin enerji rejimi her geçen gün büyüyor. Tarımı sürdürmeye devam etmeden önce nefes alacaksınız." “Rekolte Yüksek Ama Kazanç Düşük” Bu yıl yağışların olumlu seyretmesi nedeniyle birçok bölgedeki verim seviyesinin yükseldiğine dikkat eden Kadıoğlu, yüksek rekoltenin çiftçi için avantaja dönüşmesi gerekirken tam tersine fiyat baskısına dönüştüğünü söyledi. "Geçen yıl kuraklık yaşandı, don felaketleri yaşandı, üretim düştü. Bu yıl ise çiftçinin tüm zorluklara rağmen üretmeye devam etti ve tarlalarda bereket var. Ancak ne yazık ki Türkiye'de çiftçinin kaderi değişmiyor. Üretim artınca fiyatlar düşüyor, üretim azalınca yükseliyor yükseliyor. Her şart altında zayıflıyor yine oluyor oluyor. Bu anlayışlar değişmediği üremenin tükenmesi mümkün değil." “Türkiye Tarımda Dev Olabilir Ama Yanlış Politikalar Engel Oluyor” Türkiye'nin sahip olduğu üretim potansiyeline rağmen yanlış planlamalar nedeniyle tarımda hak sağladığı dağıtıma ulaşamadığını ifade eden Kadıoğlu, ihracat odaklı yeni bir tarım vizyonuna ihtiyaç olduğunu söyledi. "Türkiye bereketli topraklarıyla, güçlü çiftçisiyle ve üretim kapasitesiyle dünyanın sayılı tarım ülkelerinden biri. Ancak plansızlık, öngörüsüzlük ve günü kurtarmaya yönelik politikalar nedeniyle çiftçi üretimden uzaklaşıyor. Yüksek rekolte doğru ihracat politikalarıyla desteklenebilse hem üretken kazanır hem ülke ekonomik olarak güçlenir. Sorunte değil, üretiliyori değerlendiremiyor." “Çiftçinin Feryadı Artık Görmezden Gelinemez” Tarımda yaşanan ekonomik sıkıntıların artık kritik seviyeye ulaşmasını sağlayan Kadıoğlu, çiftçilerin arttırılmasının yapılmaması gerektiğini söyledi. "Çiftçimiz bağırmak istemiyor, dağıtmak istiyor. Bugün Anadolu'nun dört bir yanında üretici aynı soru soruyor: Üretiyoruz ama neden kazanamıyoruz? Bu sorun çözümü yıllardır yanlış uygulanan tarım politikalarında saklıdır. Çiftçinin kazanamadığı bir yerde üretim sürdürülemez. Üretimin olmadığı yerde ise gıda güvenliği devreye girer." “Tarım Milli Güvenlik Meselesidir” Açıklamanın sonunda tarım ve hayvancılığın yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Kadıoğlu, üreticiyi koruyan politikaların artık ertelenemez bir öğrenildiğini söyledi. "Tarım ve hayvancılık yalnızca ekonomik faaliyet değildir. Bu insanların aynı zamanda gıda sigortasıdır, bağımsızlığın ve milli geleceğin garantisidir. Kendi çiftçisini koruyamayan ülkelerin topraklarında ekmek dahi yurtdışında almak zorundadır. Üreten çiftçiyi destekler, emeğin veren mali, maliyeti düşen ve üretim teşvik eden politikalar vaktini kaybetmekten hayatta kalmaktır. Çiftçimizin ayakta kalması demektir, Türkiye'nin ayakta kalması demektir. Tarım çökerse sadece ekonomik değil, 86 milyon."

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Çevre ve İklim Değişikliği Uyarısı: “Doğanın İhtiyaçlarını Görmezden Gelemeyiz” Haber

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Çevre ve İklim Değişikliği Uyarısı: “Doğanın İhtiyaçlarını Görmezden Gelemeyiz”

Aşırı Yaz Sıcaklıkları Ekosistemi Tehdit Ediyor DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, son yıllarda aşırı derecede artan artış aşırı sıcaklıkların doğa üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat ederek çevre bilincinin yayılması ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunda daha kararlı adımların atılması gerektiğini vurguladı. “Doğanın İhtiyaçları” başlıklı değerlendirmesinde yaz aylarında yaşanan sıcak hava dalgalarının yalnızca insan sorunları değil, tüm canlıları ve doğal yaşamı tehdit ettiğini Genişler, özellikle su kaynakları, ormanlar, tarım alanları ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki risklere dikkat çekti. Küresel İklim Değişikliği Yaz Aylarını Daha Tehlikeli Hale Getiriyor Dünya çapında olduğu gibi Türkiye'de de yaz aylarında sıcaklıkların her geçen yıl daha yüksek seviyelere yayılmasını sağlayan Recep Genişler, küresel iklim sıcaklıklarının etkilerinin artık günlük yaşamda net şekilde hissedildiğini ifade etti. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıkların yalnızca geçici bir hava olayı olmadığını söyleyen Genişler, bu durumun doğal dengeyi doğrudan olumsuz bir şekilde etkilediğini kaydetti. Yaz mevsiminin normal koşullarının dengelenebildiği, yönetimin yoğunlaştığı ve insanların açık alanlarda daha fazla zaman geçirdiği bir dönem olduğunu söyleyen Genişler, son yıllarda yaşanan aşırı sıcaklıkların bu olumlu tabloyu çevirmeye gittiğini söyledi. Su Kaynaklarında Kritik Azalma Yaşanıyor Aşırı sıcakların en önemli sonuçlarından birinin su kaynağında meydana gelen kayıplara dikkat ederek Genişler, göller, akarsular, barajlar ve yer altı su rezervlerinde ciddi enerji azalmasının arttığını belirtti. Hava sıcaklığının yükselmesiyle birlikte buharlaşmanın hızlanmasını ifade eden Genişler, özellikle yaz aylarında artan yönetim sulama ihtiyacının mevcut kaynakların üzerindeki baskıyı daha da artırdığını söyledi. Sudaki kayıplarda yalnızca insanların enerjileri değil, su ekosistemlerinde yaşayan balıklar, amfibiler ve diğer canlı türlerinin de tehdit altında olduğu vurgulandı. Uzmanların kuraklık riskine karşı sık sık uyarılarda bulunduğunu hatırlatan Genişler, Tasarruf suyunun artık bireysel bir tercih değil, toplumsal bir kişi haline geldiğini ifade etti. Orman Yangınları Doğal Yaşamı Yok Ediyor Yüksek sıcaklıklar ve düşük nem oranlarının yaz aylarında orman yangınlarının istatistiksel nedenleri arasında yer değiştirdiğini söyleyen Recep Genişler, Türkiye'nin özellikle Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde son yıllarda çok sayıda büyük yangınla karşı karşıya kalamayacağını söyledi. Kuruyan bitki örtüsünün en küçük bir kılavuzla bile tutuşabildiğini belirten Genişler, yangınların yalnızca ağaçları değil, tüm ekosistemi yok olduğunu dile getirdi. Ormanın büyümesinin dokunuşu Genişletenler şunları kaydetti: yetişen hektarlık orman alanı yok oluyor. Yüzlerce canlı türde yaşam sınırına erişebilirsiniz. Toprak değişimi azalıyor. Atmosfere büyük miktarda karbon salınıyor. Erozyon riski artıyor. Ekolojik denge uzun yıllar boyunca onarılamayacak zararlar görülüyor. Yangınların ardından ortaya çıkan tahribatın yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri de devamını ifade eden Genişler, ormanların korunmasının iklim değişimiyle mücadelede hayati önem taşıdığını vurguladı. Bitki Örtüsü ve Tarım Alanları Risk Altında Aşırı sıcaklıkların doğal bitki örtüsü üzerinde de ciddi olumsuz etkilerin büyüyerek genişlediğini, yüksek sıcaklık ve yetersiz yağış nedeniyle birçok bitki örtüsünün bozulmasını sağladığını söyledi. Fotosentez faaliyetlerinin yavaşlamasıyla birlikte bitkilerin gelişiminin olumsuz etkilendiğini belirten Genişler, bazı türlerin tamamen kuruyarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Kuraklık nedeniyle; Çayır ve meralar verimsizleşiyor, Tarımsal ürünlerde verim kaybı yaşanıyor, Doğal bitki çeşitliliği azalıyor, Toprak yüzeyi çıplaklaşarak erozyona açık hale geliyor. Tarımsal üretimde yaşanan düşüşlerin gıda güvenliği açısından da önemli riskler oluşturduğunu belirten Genişler, çiftçilerin iklim değişikliğine uyum sağlayacak yeni yöntemlere yönlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yaban Hayatı Sıcak Hava Dalgalarından Olumsuz Etkileniyor Recep Genişler, aşırı sıcakların yalnızca bitkileri değil, hayvan türlerini de doğrudan etkilediğini belirtti. Su kaynaklarının azalması ve besin zincirinde meydana gelen bozulmalar nedeniyle birçok hayvanın yaşam mücadelesi verdiğini ifade etti. Özellikle kuşlar, sürüngenler ve memelilerin sıcak hava dalgalarından ciddi şekilde etkilendiğini söyleyen Genişler, bazı türlerin yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldığını, bazılarının ise yeterli su bulamadığı için hayatını kaybettiğini dile getirdi. Bu durumun biyolojik çeşitliliği tehdit ettiğini vurgulayan Genişler, doğal yaşamın korunmasının çevre politikalarının merkezinde yer alması gerektiğini söyledi. Toprak Verimliliği Düşüyor, Çölleşme Riski Artıyor Toprağın ekosistemin temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Genişler, aşırı sıcaklıkların toprağın nemini hızla kaybetmesine neden olduğunu belirtti. Kuruyan toprakların zamanla sertleştiğini ve verimliliğini yitirdiğini ifade eden Genişler, bitki örtüsünün azalmasının da toprağı koruyan doğal yapıyı zayıflattığını söyledi. Bu süreç sonucunda; Tarımsal üretim azalıyor, Çölleşme riski yükseliyor, Toprak canlılarının yaşam alanları zarar görüyor, Ekosistemlerin sürdürülebilirliği tehlikeye giriyor. Türkiye'nin birçok bölgesinde kuraklık ve çölleşme riskinin giderek arttığını belirten Genişler, toprağın korunmasının geleceğin korunması anlamına geldiğini ifade etti. Hava Kirliliği ve Sağlık Sorunları Artıyor Aşırı sıcaklıkların hava kalitesi üzerinde de olumsuz etkiler oluşturduğunu belirten Genişler, sıcak havalarda atmosferdeki kirletici maddelerin yoğunlaştığını söyledi. Orman yangınlarından kaynaklanan yoğun dumanın da hava kirliliğini artırdığını belirten Genişler, bunun hem insan sağlığını hem de çevreyi tehdit ettiğini kaydetti. Artan hava kirliliğinin bitkilerin gelişimini olumsuz etkilediğini ve ekosistemler üzerinde ek baskılar oluşturduğunu ifade eden Genişler, çevre ve halk sağlığı politikalarının birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. İklim Değişikliği Kısır Döngüye Dönüşüyor Aşırı sıcaklıkların hem iklim değişikliğinin sonucu hem de bu süreci hızlandıran bir etken olduğunu söyleyen Genişler, orman yangınları ve kuraklık nedeniyle doğal karbon yutaklarının zarar gördüğünü belirtti. Atmosfere daha fazla sera gazı salımının küresel ısınmayı artırdığını ifade eden Genişler, bunun da daha sık ve daha şiddetli sıcak hava dalgalarına yol açtığını söyledi. “İklim değişimi ve aşırı sıcaklıklar arasında değişen besleyen olumsuz bir döngü oluşuyor. Bu döngünün kırılması için yerel, ulusal ve küresel ölçekte güçlü çevre politikalarına ihtiyaç vardır” dedi. Çözüm İçin Ortak Mücadele Çağrısı Recep Genişler, doğanın korunması için bireylerden kamu kişilere kadar herkesin sorumluluğunun üstlenmesinde belirtilen alınabilecek önlemleri şu şekilde sıraladı: Su kaynakları tasarruflu kullanılmalı. Orman yangınlarına karşı toplumsal olarak artırılmalı. Ağaçlandırma çalışmaları yaygınlaştırılmalıdır. Yenilenebilir enerji yatırımları desteklenmeli. Doğal korumasına parlaklık verilmeli. Modern ve tasarruflu sistem kullanımı. Karbon salınımını azaltacak çevreci politikalar uygulanmalı. İklim değişimiyle mücadelede uluslararası iş birlikleri güçlendirilmeli. “Doğayı Korumak Geleceği Korumaktır” Açıklamanın sonunda çevre bereketinde bulunan DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, doğanın korunmasının yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de sorumluluğu olduğunu belirtti. Genişletme, orman yangınlarının patlaması, biyolojik çeşitliliğin zarar görmesi ve toprak bozulmasının kopması gibi sorunlar artık gelecekten değil, bugünün gerçeğidir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.