Hava Durumu

#Farkındalık

- Farkındalık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Farkındalık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa'da Anne Sütünün Önemi Bilimsel Sempozyumda Ele Alındı: 500'e Yakın Katılımcı Buluştu Haber

Bursa'da Anne Sütünün Önemi Bilimsel Sempozyumda Ele Alındı: 500'e Yakın Katılımcı Buluştu

Bursa Uludağ Üniversitesi, anne sütü ve emzirmenin önemine dikkat çekmek amacıyla kapsamlı bir bilimsel organizasyona ev sahipliği yaptı. Sağlık Bilimleri Fakültesi öncülüğünde Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen sempozyuma Türkiye'nin farklı illerinden akademisyenler, sağlık çalışanları, araştırmacılar ve öğrenciler katıldı. NNE SÜTÜNÜN BİLİMSEL YÖNLERİ MASAYA YATIRILDI “Anne Sütü: Moleküler Temellerden Kliniğe” başlığıyla düzenlenen sempozyumda, anne sütünün yalnızca bir besin kaynağı olmadığı, aynı zamanda bebeklerin bağışıklık sisteminin gelişiminde önemli rol oynadığı vurgulandı. Bilimsel oturumlarda anne sütünün içeriğinde bulunan antikorlar, vitaminler, mineraller ve biyoaktif bileşenlerin bebeklerin büyüme ve gelişimine sağladığı katkılar ele alındı. EMZİRME SÜRECİNDE DOĞRU BİLGİLENDİRME ÖNEMLİ Sempozyumda anne ve bebek sağlığını ilgilendiren birçok konu uzmanlar tarafından değerlendirildi. Özellikle emzirme döneminde annelerin dengeli beslenmesi, ilaç kullanımında dikkat edilmesi gereken hususlar ve emzirme danışmanlığının önemi üzerinde duruldu. Anne ile bebek arasındaki duygusal bağın güçlenmesinde emzirmenin rolü de bilimsel veriler ışığında ele alındı. SAĞLIK PROFESYONELLERİ BURSA'DA BULUŞTU Yaklaşık 500 katılımcının yer aldığı organizasyon, farklı sağlık disiplinlerinden uzmanların bilgi ve deneyimlerini paylaşmasına olanak sağladı. Katılımcılar, anne sütüyle beslenme konusunda güncel araştırmaları ve klinik uygulamalardaki gelişmeleri değerlendirme fırsatı buldu. ANNE SÜTÜ FARKINDALIĞININ ARTIRILMASI HEDEFLENİYOR Etkinlikte, anne sütüyle beslenmenin desteklenmesi ve emzirme konusunda ailelerin doğru bilgilendirilmesinin önemi vurgulandı. Sağlık profesyonellerinin bilimsel bilgiye dayalı rehberlik sunmasının, anne ve bebek sağlığının korunmasında önemli bir yere sahip olduğu ifade edildi. BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİNDEN BİLİMSEL FARKINDALIK ÇALIŞMASI Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi tarafından gerçekleştirilen sempozyum, anne sütü ve emzirme konusunda bilimsel bilginin paylaşılması açısından önemli bir buluşma oldu. Organizasyon, anne sütüyle beslenmenin desteklenmesine ve toplumda farkındalık oluşturulmasına yönelik mesajlarla tamamlandı.

Bursa’da Kadın Emeği Meydana Taştı! 45 Dernek ve Kooperatif Bir Araya Geldi Haber

Bursa’da Kadın Emeği Meydana Taştı! 45 Dernek ve Kooperatif Bir Araya Geldi

Kadın Üreticiler Heykel’de Buluştu Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin kadın girişimciliğini teşvik etmek ve yerel üretime katkı sağlamak amacıyla hayata geçirdiği “Meydan Kadınların” Dayanışma Pazarı, bu kez Heykel Gazi Orhan Parkı’nda kuruldu. Etkinliğe katılan 45 dernek ve kooperatif, hazırladıkları ürünleri açtıkları stantlarda sergileyerek vatandaşlara tanıtma imkânı buldu. Kadınların üretim gücünü ön plana çıkaran organizasyon, ekonomik dayanışmanın yanı sıra sosyal birlikteliğe de katkı sundu. Kevser Öztürk Kadın Üreticilerle Buluştu Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba’yı temsilen programa katılan Kevser Öztürk, pazar alanındaki stantları tek tek ziyaret etti. Kadın üreticilerle sohbet eden Öztürk, sergilenen ürünler hakkında bilgi aldı. Meme Kanserine Karşı Farkındalık Mesajı Dayanışma Pazarı’nda kadınların ekonomik hayata katılımının yanı sıra sağlık konusunda farkındalık çalışmaları da gerçekleştirildi. Ekim ayı Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında etkinlik alanında vatandaşlara pembe kurdeleler ve bilgilendirici broşürler dağıtıldı. Bu çalışmalarla erken teşhisin önemine dikkat çekilerek toplumda bilinç oluşturulması hedeflendi. Kadın Emeğine Destek Sürecek Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin kadınların üretim süreçlerine daha fazla katılmasını sağlamak ve yerel ekonomiyi desteklemek amacıyla düzenlediği organizasyon, 21’inci buluşmasında da dayanışmanın önemini ortaya koydu. Heykel’de kurulan pazar, kadınların emeğini görünür kılarken üretim, girişimcilik ve toplumsal dayanışmanın buluşma noktası oldu.

Psikolog Hakan Özkan’dan Uyuşturucuya Karşı Ortak Mücadele Çağrısı! Haber

Psikolog Hakan Özkan’dan Uyuşturucuya Karşı Ortak Mücadele Çağrısı!

“Bağımlılık Sadece Bireyi Değil, Toplumu da Etkiliyor” Uyuşturucu bağımlılığının yalnızca madde kullanan kişiyi değil, ailesini, yakın çevresini ve toplumun geleceğini de etkileyen ciddi bir sorun olduğuna dikkat çeken Hakan Özkan, mücadelede toplumsal bilincin artırılması gerektiğini belirtti. Özellikle çocukların ve gençlerin zararlı alışkanlıklardan korunmasında ailelerin, eğitim kurumlarının ve ilgili kuruluşların önemli sorumluluklar üstlendiğine işaret etti. Erken Farkındalık ve Eğitim Ön Planda Bağımlılıkla mücadelede sorun ortaya çıkmadan önce alınacak önlemlerin önemine değinen Özkan, bilinçlendirme çalışmalarının yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı. Gençlerin sağlıklı bir geleceğe hazırlanmasında doğru bilgilendirme, güçlü aile iletişimi ve psikolojik desteğin önemli bir yere sahip olduğu mesajını verdi. Toplumsal Dayanışma Vurgusu Psikolog Hakan Özkan, uyuşturucuyla mücadelenin yalnızca bireylerin veya ailelerin çabasıyla sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çekerek toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluk üstlenmesinin önemini gündeme taşıdı. Bağımlılığın önlenmesi ve bağımlılıkla karşı karşıya kalan bireylerin yeniden topluma kazandırılması için eğitim, farkındalık ve destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Özkan'ın çağrısı, özellikle genç nesillerin korunması ve uyuşturucuyla mücadelede toplumun ortak hareket etmesi gerektiği mesajını öne çıkardı.

Uluslararası Emek İmece Derneği Polonya’da Gıda İsrafına Karşı Gençlerle Buluştu Haber

Uluslararası Emek İmece Derneği Polonya’da Gıda İsrafına Karşı Gençlerle Buluştu

Uluslararası Emek İmece Derneği, Polonya’nın Rakowice Wielkie yerleşiminde gerçekleştirilen Taste Without Waste – Eco Flavours, International Inspirations adlı Erasmus+ gençlik değişimi projesine katıldı. Polonya, Bulgaristan, Sırbistan ve Türkiye’den gençleri bir araya getiren proje; gıda israfının azaltılması, sürdürülebilir yaşam ve kültürlerarası öğrenmeye odaklandı. Instytut Inicjatyw Społecznych koordinasyonunda yürütülen projede gençler, sıfır atık mutfak uygulamaları, sağlıklı beslenme, sorumlu tüketim ve günlük yaşamda çevre dostu alışkanlıklar üzerine deneyimlerini paylaştı. Yaygın öğrenme yöntemleri, aktif katılım ve takım çalışmalarıyla desteklenen program, sürdürülebilirliği günlük yaşamın bir parçası hâline getirmeyi amaçladı. Proje boyunca farklı ülkelerin mutfak kültürleri, çevre bilinci ve kültürlerarası diyalog için ortak bir öğrenme alanı oluşturdu. Gençler, ülkelerinin yemek geleneklerini paylaşırken gıdaların daha verimli değerlendirilmesi, plastik kullanımının azaltılması ve tüketim alışkanlıklarının çevresel etkileri üzerine birlikte çalıştı. Program kapsamında katılımcıların hem teorik bilgilerini hem de uygulama becerilerini geliştirmeleri desteklendi. Ortak eğitim materyalleri hazırlamaya yönelik çalışmalarla, edinilen bilgilerin proje sonrasında da paylaşılması ve daha fazla kişiye ulaşması hedeflendi. Uluslararası Emek İmece Derneğinin projeye katılımı, Türkiye’den gençlerin çevre sorunlarını uluslararası bir ortamda ele almalarına ve farklı kültürlerden akranlarıyla birlikte çözüm üretmelerine fırsat sundu. Proje, gençlerin kendi çevrelerinde gıda israfına karşı farkındalık oluşturmalarını ve daha sürdürülebilir alışkanlıkları yaygınlaştırmalarını teşvik etti. Taste Without Waste, mutfakta başlayan küçük değişimlerin çevreye karşı ortak sorumluluğa dönüşebileceğini vurgulayarak gençler arasında iş birliği ve dayanışmayı güçlendirmeyi amaçladı.

Menopoz çalışma hayatını da etkiliyor: Uzmanından iş yerlerine farkındalık çağrısı Haber

Menopoz çalışma hayatını da etkiliyor: Uzmanından iş yerlerine farkındalık çağrısı

Menopoz döneminde yaşanan sıcak basması, gece terlemesi, uyku sorunları, unutkanlık ve konsantrasyon güçlüğü kadınların yalnızca günlük yaşamını değil, iş hayatındaki performansını da etkileyebiliyor. Doç. Dr. Pınar Yalçın Bahat, menopozun iş yerlerinde daha açık konuşulması ve bu süreçte kadınlara yönelik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Menopoz, kadınların yaşamında doğal bir dönem olmasına rağmen beraberinde getirdiği fiziksel ve zihinsel belirtiler çalışma hayatında önemli güçlükler oluşturabiliyor. Özellikle sıcak basması ve gece terlemesi olarak bilinen vazomotor semptomlar, uyku düzeninin bozulmasından gün içerisindeki enerji kaybına kadar birçok soruna yol açabiliyor. Uyku kalitesinin düşmesi ise yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve iş performansında gerilemeyle sonuçlanabiliyor. “Beyin sisi” iş yaşamını zorlaştırabiliyor Son yıllarda menopozla birlikte daha fazla gündeme gelen sorunlardan biri de “beyin sisi” olarak tanımlanıyor. Konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık hissi ve zihinsel yavaşlama gibi belirtilerle kendisini gösterebilen durum, özellikle aktif çalışma hayatını sürdüren kadınların günlük işlerini yerine getirmesini zorlaştırabiliyor. Buna karşın birçok kadının menopoz belirtilerini doğal sürecin bir parçası olarak görerek sağlık desteğine başvurmadığı, uygun tedavi seçeneklerine erişimde de çeşitli boşlukların bulunduğu belirtiliyor. Menopoz belirtileri yıllarca devam edebiliyor Türkiye'de gerçekleştirilen araştırmalar da menopoz dönemindeki kadınların önemli bölümünün orta ve şiddetli düzeyde belirtiler yaşayabildiğini ortaya koyuyor. Menopoz Derecelendirme Ölçeği kullanılarak yapılan güncel çalışmalardan birinde kadınların yaklaşık yüzde 95'inde semptomların orta, şiddetli veya çok şiddetli seviyede olduğu bildirildi. Türkiye'de gerçekleştirilen başka bir araştırmada ise kadınların yaklaşık yarısında orta veya şiddetli menopoz belirtileri tespit edildi. Belirtilerin süresi de kadından kadına değişiklik gösterebiliyor. Uzun dönemli gözlemsel araştırmalarda sıcak basması ve gece terlemesi gibi vazomotor semptomların bazı kadınlarda 7 yıldan daha uzun süre devam edebildiği belirtiliyor. İş yerlerine menopoz çağrısı Menopozun çalışma yaşamındaki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Pınar Yalçın Bahat, konunun yalnızca belirli farkındalık günlerinde gündeme gelmesinin yeterli olmadığını söyledi. İşverenlerin ve kurumların menopoz dönemindeki çalışanların karşılaşabileceği sorunlar konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğini belirten Bahat, iş yerlerinde menopozun rahatlıkla konuşulabileceği bir ortam oluşturulmasının önem taşıdığını ifade etti. Bahat, bilgi ve farkındalığın artırılmasının yanı sıra gerektiğinde hekim desteğine başvurulmasının kadınların bu dönemi hem özel yaşamları hem de kariyerleri açısından daha sağlıklı yönetmelerine katkı sağlayabileceğini kaydetti. Tedavi yaklaşımlarında yeni dönem Menopoz tedavisinde kullanılan yöntemlerin de gelişmeye devam ettiğini belirten Bahat, özellikle sıcak basması ve gece terlemesi gibi vazomotor belirtilere yönelik hormon içermeyen yeni tedavi yaklaşımlarının klinik araştırmalarda değerlendirildiğini söyledi. Bu çalışmaların semptomların sıklığı ve şiddeti, uyku kalitesi, yaşam kalitesi ile uzun dönem güvenlilik ve tolerabilite gibi başlıklara odaklandığını aktaran Bahat, hormon içermeyen seçeneklerin yalnızca hormon tedavisi kullanamayan kadınlar açısından değil, vazomotor semptom yaşayan daha geniş bir kadın grubu için de değerlendirildiğini ifade etti. Menopozun yalnızca bireysel bir sağlık konusu olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Bahat, kadınların iş ve sosyal yaşamda karşılaştıkları güçlüklerin azaltılmasında farkındalık, doğru bilgilendirme ve uygun sağlık desteğinin önemli rol oynadığını vurguladı.

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler: "Afetlerde ilk dakikalar hayatla ölüm arasındaki çizgiyi belirliyor" Haber

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler: "Afetlerde ilk dakikalar hayatla ölüm arasındaki çizgiyi belirliyor"

BURSA / İZNİK – Türkiye'nin deprem kuşağında bulunması, son yıllarda artış gösteren orman yangınları, endüstriyel kazalar ve diğer felaketler, afetlere hazırlık sürecini yeniden gündeme getirerek en kritik başlıklar arasına taşıdı. DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, afet yönetiminde giderek önem kazanan "Taktik Tıp" yaklaşımına dair kapsamlı bir değerlendirme yaparak, afetlerin ilk dakikalarında gerçekleştirilen müdahalelerin binlerce kişinin hayatını kurtarmadaki kritik rolünü vurguladı. Genişler; büyük depremlerden sel felaketlerine, orman yangınlarından patlamalara kadar kitlesel yaralanmalara yol açan tüm afetlerde ilk saatlerin hayati öneme sahip olduğunu belirterek, klasik sağlık hizmetlerinin bu olağanüstü koşullarda tek başına yeterli olmayabileceğini ifade etti. Kaosun Ortasında Yaşam Mücadelesi Afetlerin sadece yapıları değil, şehirlerin genel işleyişini etkilediğini belirten Genişler, büyük bir deprem anında ortaya çıkan tabloyu şu sözlerle özetledi: "Yer sarsılıyor, binalar saniyeler içinde yıkılıyor, elektrikler kesiliyor, iletişim ağları çöküyor. Ambulanslar yolların kapanması nedeniyle ilerleyemiyor. Hastaneler kısa sürede doluyor. Arama kurtarma ekipleri enkaz altındaki yaşam mücadelesini sürdürürken, sağlık ekipleri sınırlı imkanlarla çok sayıda yaralıya ulaşmaya çalışıyor." Bu durumun yalnızca depremlere özgü olmadığını dile getiren Genişler; heyelanlar, büyük patlamalar, endüstriyel kazalar ve benzeri felaketlerde de benzer kriz ortamlarının yaşandığını söyledi. "En Kritik Soru: Önce Kime Müdahale Edilecek?" Afet sahasındaki en büyük sorunun, kısıtlı imkanlarla hangi yaralılara öncelik verileceği olduğunu ifade eden Genişler, modern afet yönetiminin bu noktasında "Taktik Tıp" yaklaşımının esas alınması gerektiğini dile getirdi. Genişler, "Afetlerde tüm yaralılara aynı anda müdahale etmek çoğu zaman mümkün değildir. Mevcut kaynaklarla mümkün olan en fazla insanın hayatını kurtarmaya yönelik bir önceliklendirme yapılması gerekir. İşte taktik tıp bu anlayış üzerine kuruludur." dedi. Artan Riskler Yeni Yaklaşımları Zorunlu Kılıyor İklim değişikliğinin doğal afetlerin sıklığını ve şiddetini artırdığına dikkat çeken Genişler; hızlı kentleşme, nüfus yoğunluğu ve kritik altyapıların riskli bölgelerde bulunmasının afetlerin etkisini daha da büyüttüğünü belirtti. Genişler'e göre artık sadece tedavi bilgisi yeterli değil; kriz yönetimi, güvenlik, lojistik, koordinasyon ve hızlı karar alma yetenekleri de afet müdahalelerinin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Altın Saat Hayat Kurtarıyor Travma tıbbında "Altın Saat" olarak tanımlanan ilk 60 dakikanın önemine değinen Genişler, ağır yaralanmalarda bu süre zarfında yapılacak doğru müdahalenin hayatta kalma oranlarını önemli ölçüde artırdığını belirtti. Durdurulamayan kanamalar, hava yolu tıkanıklıkları, solunum problemleri ve hipotermi gibi durumların saniyelerle yarıştığını ifade eden Genişler, "Afetlerde zaman yalnızca ilerlemez; aynı zamanda yaşam umudunu da tüketir." değerlendirmesinde bulundu. Taktik Tıp Nedir? Taktik tıbbın sadece acil sağlık hizmetlerinden ibaret olmadığını belirten Genişler; bu sistemin olay yeri güvenliği, ekiplerin korunması, kaynak yönetimi, tahliye stratejileri ve kurumlar arası koordinasyonu içeren kapsamlı bir kriz yönetimi modeli olduğunu söyledi. Genişler, bu yaklaşımın ilk olarak askeri operasyonlar için geliştirildiğini, günümüzde ise deprem, sel, endüstriyel kazalar ve kitlesel yaralanmaların yaşandığı birçok sivil olayda başarıyla uygulandığını ifade etti. "Afet Sahası Hastane Değildir" Afet bölgelerindeki koşulların hastane ortamından tamamen farklı olduğuna dikkat çeken Genişler; yıkılmış yapılar, artçı sarsıntılar, yangınlar, gaz kaçakları, elektrik hatları, kimyasal riskler ve panik halindeki kalabalıklar nedeniyle sağlık hizmeti sunumunun son derece karmaşık hale geldiğini söyledi. Bu nedenle, afet bölgelerinde görev yapan ekiplerin bu olağanüstü şartlara uygun eğitimler almasının hayati önem taşıdığını belirtti. Müdahalenin İlk Kuralı Güvenlik Taktik tıbbın temel prensiplerinden birinin "Kurtarıcı yaralanırsa kurtarma işlemi durur" anlayışı olduğunu vurgulayan Genişler, olay yerine ulaşan ekiplerin öncelikli olarak risk değerlendirmesi yapması gerektiğini ifade etti. Güvenliği sağlanmamış alanlarda yapılacak müdahalelerin hem sağlık çalışanlarını hem de yaralıları daha büyük tehlikelere atabileceğini söyleyen Genişler, planlı ve koordineli hareket etmenin önemine dikkat çekti. Kapsamlı Araştırma Dosyası Hazırlanıyor Recep Genişler; afet yönetimi ve taktik tıp politikalarını daha geniş bir çerçevede ele alarak Türkiye'nin afet risk haritası, deprem ve sel yönetimi, KBRN durumları, UMKE, AFAD, 112 Acil Sağlık, itfaiye ve güvenlik güçlerinin koordinasyonu, triyaj sistemi, psikolojik ilk yardım ve gönüllü destek sistemlerini içeren kapsamlı bir araştırma dosyası planladığını belirtti. Hazırlanacak bu çalışma ile afetlere hazırlık konusunda kamuoyunda farkındalık oluşturmayı ve stratejik yönetimin önemine dikkat çekmeyi amaçladığını açıkça ifade etti.

Bursa’da deprem gündemi yeniden masada: “UNUTMADIK” afişleriyle hazırlık çağrısı Haber

Bursa’da deprem gündemi yeniden masada: “UNUTMADIK” afişleriyle hazırlık çağrısı

Bursa Uludağ Dostlar Derneği, kentteki deprem riskine dikkat çekmek amacıyla hazırlanan “UNUTMADIK” adlı gösteride ana pencerelerini Bursa'nın çeşitli noktalarında standartlarla buluşturdu. Dernek Başkanı Kadri Güven, herhangi bir kişinin, kurum ya da siyasi yapının hedef alındığını belirterek, hedeflerin deprem gerçeğini gündemde tutmak ve hazırlık konusunda toplumsal bilinç oluşturmak olduğunu söyledi. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından izin verilen bölgelerde sergilenen pankartlarda, deprem öncesinde alınması gereken önlemlere dikkat çekildi. Kampanyanın ana mesajı ise Güven'in sözleriyle, “Depremin ne zaman genişletilemiyor; ancak depreme karşı ne yedeki bugünden belirlemekiriz” şeklinde özetlendi. “Deprem gününden düşmemeli” Bursa'nın uzun yıllardır deprem riskiyle karşı karşıya kaldığına dikkat çeken Kadri Güven, deprem hazırlığının yalnızca büyük bir afetin ardından hatırlanacak bir konu olmaması durumunu ifade etti. “UNUTMADIK” sloganının geçmişte yaşanan depremlerin acılarını hatırlatmanın yanı sıra gelecekte benzer kayıpların önlenmesi için sorumluluk alınması gerektiğine işaret ettiğini belirten Güven, farkındalık çalışmasının temel hedefinin korku oluşturmak değil, hazırlık kültürünü güçlendirmek olduğunu kaydetti. “Asıl soru deprem ne zaman olacak değil” Derneğin çalışmasında dikkat çekilen başlıklardan biri de deprem karşısında hazırlığın önemi oldu. Depremin zamanının önceden bilinmesinin mümkün olmadığını belirten Güven, buna karşılık yapıların güvenliği, afet planları, toplanma alanları ve acil müdahale kapasitesi gibi konularda bugünden adım atılabileceğini söyledi. Bu kapsamda Bursa’nın deprem gündeminin; yapı güvenliği, kentsel dönüşüm, kaçak ve ruhsatsız yapılaşma, zemin koşulları, altyapı, ulaşım, afet toplanma alanları, acil müdahale ve koordinasyon başlıklarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Yapı stoku yeniden gündemde Bursa’da deprem riskinin azaltılması konusunda mevcut yapı stokunun durumu da önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Riskli yapıların yenilenmesinin yalnızca bina bazında değil, mahalle ölçeğinde planlanması gerektiğine dikkat çekilirken, kentsel dönüşüm çalışmalarında ulaşım, altyapı, yeşil alan, sosyal donatı ve afet sonrası toplanma alanlarının da dikkate alınması gerektiği ifade ediliyor. Özellikle eski yapıların bulunduğu bölgelerde dönüşümün geciktirilmemesi gerektiğini belirten dernek yönetimi, yeni yapılaşmanın da bilimsel ve mühendislik kriterleri doğrultusunda gerçekleştirilmesi çağrısında bulundu. “Kaçak yapılaşmaya taviz verilmemeli” Kampanyada öne çıkan mesajlardan biri de kaçak ve ruhsatsız yapılara ilişkin oldu. Yapı güvenliğinin yalnızca binanın dış görünümüne bakılarak değerlendirilemeyeceğini belirten Güven, zemin etüdünden projelendirmeye, kullanılan malzemeden uygulamaya ve yapı denetimine kadar bütün sürecin titizlikle yürütülmesi gerektiğini savundu. Deprem güvenliğinin bir imar meselesinden öte doğrudan can güvenliği konusu olduğuna dikkat çekilirken, denetim mekanizmalarının etkin biçimde işletilmesinin önemine vurgu yapıldı. Kentsel dönüşümde “hız” kadar planlama da önemli Bursa’da deprem riskinin azaltılması için kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması gerektiği belirtilirken, dönüşümün yalnızca eski binaların yıkılıp yerine yenilerinin yapılması şeklinde ele alınmaması gerektiği ifade edildi. Yeni yerleşim alanlarının ulaşım ve altyapı kapasitesinin yanı sıra okul, sağlık tesisi, otopark, yeşil alan ve afet toplanma alanlarıyla birlikte planlanması gerektiği vurgulandı. Bu yaklaşımın, Bursa’nın gelecekte daha dirençli bir kent yapısına kavuşması açısından önem taşıdığı belirtildi. Sanayi kenti Bursa için işyerleri de kritik Bursa’nın önemli bir sanayi merkezi olması nedeniyle deprem hazırlığının yalnızca konutlarla sınırlı tutulmaması gerektiğine de dikkat çekildi. Fabrikalar, organize sanayi bölgeleri, depolar, alışveriş merkezleri, okullar, hastaneler ve kamu binalarının da afet planlarına karşı hazırlıklı olma ihtiyacı kolaylıkla karşılandı. Özellikle sanayi tesislerinde afet ve acil durum planlarının akışının, olası bir deprem sonrasında hem can güvenliği hem de ekonomik kazançların devamlılığı açısından önem taşıdığı belirtildi. “Sivil toplumun da sorumluluğu var” Bursa'da afetlere hazırlık süreci kamu yönetimleri kadar yerel yönetimler, mesleki birimler ve sivil toplum birimlerine de görevden ayrılan Güven, toplumun tamamının süresinin dahil olması gerektiğini söyledi. Vatandaşların yaşadıkları bilgileri sorgulamaları, birfet sırasında ne yapacaklarını bilmeleri ve aileleriyle birlikte acil durum planı oluşturmaları gerektiği açıkça ifade edildi. “Bugün alınan önlem karşılığında hayat kurtarılabilir” Bursa Uludağ Dostlar Derneği Başkanı Kadri Güven, kampanyanın temel amacının deprem konusunda toplumun sürekli birinden oluştuğunu belirtti. Güven, herhangi bir siyasi tartışmanın partisini kaybetmesini vurgulayarak, “UNUTMADIK” çalışmasının Bursa'nın deprem gerçeğine dikkat çekme amacını taşıdığını söyledi. Deprem öncesinde her tedbirin olası can kayıplarının azaltılmasında önemli rol oynayacağını ifade eden Güven, hazırlığın ertelenmemesi gerektiğini kaydetti. Bursa için ortak mesaj: “Hazırlığını yarına bırakmayalım” Bursa Uludağ Dostlar Derneği'nin afiş çalışmasıyla birlikte kentte deprem hazırlığı yeniden gündeme gelirken, verilen mesajın genel ortak sorumluluğu bulunuyor. Yerel yönetimin dönüşümü ve yapı denetiminin geliştirilmesinin sürdürülmesi, kamu kurumlarının afet planlarını güncel tutması, elektriksel süreçlerin etkin biçimde yapısı ve kişiliğin da bireysel hazırlıklarının tamamlanması şartı aranır. Birliğin “UNUTMADIK” çapı ise şu noktada birleşiyor: Depremin ne zaman meydana geldiğinin değişmesi mümkün olabilir ancak riskleri en aza indirir ve afetin anında ne şekilde kendiliğinden belirlenmesi mümkündür. Bursa'da deprem gerçeğinin yeniden hatırlatıldığı kampanya, kentte yapı güvenliği ve afet hazırlığı daha güçlü ve sürekli bir çalışma hacmiyle genel olarak parçalara ayrıldı.

Zafer Partisi Nilüfer İlçe Teşkilatı’ndan Önemli Panel: “Akran Zorbalığına Sosyolojik Temelde Bakış ve Başvurulabilecek Hukuki Yollar” Haber

Zafer Partisi Nilüfer İlçe Teşkilatı’ndan Önemli Panel: “Akran Zorbalığına Sosyolojik Temelde Bakış ve Başvurulabilecek Hukuki Yollar”

BURSA – Son yıllarda özellikle çocuklar ve gençler arasında giderek artan akran zorbalığı vakaları, eğitimcilerden ailelere, hukukçulardan sosyal bilimcilere kadar toplumsal tüm kesimlerini ilgilendiren önemli bir sorun haline gelirken, Zafer Partisi Nilüfer İlçe Teşkilatı tarafından düzenlenen anlamlı bir panelde çok yönlü olarak ele alındı. Zafer Partisi Nilüfer İlçe Teşkilatı tarafından 7. Kadın Buluşması kapsamında düzenlenen “Akran Zorbalığına Sosyolojik Temelde Bakış ve Başvurulabilecek Hukuki Yollar” başlıklı panel, yoğun toplantılarla gerçekleştirildi. Programda akran zorbalığının nedenleri, bireylerin üzerindeki psikolojik etkiler, ailelerin ve eğitim yöneticilerinin sorumlulukları ile mağduriyetlerin başvurabileceği hukuki bağlantılar ayrıntılı şekilde değerlendirildi. Etkinliğin ev sahipliğini yapan Zafer Partisi Nilüfer İlçe Başkanı Işıl Esgin, günümüzde çocuklar ve öğrencilerin arasında gerçekleşen akran zorbalığının yalnızca okul bölgeleri içerisinde kalan bir sorun olmadığını, sosyal medya ve dijital platformların dağılımının çok daha geniş bir boyuttan dikkat çektiğini belirtti. Çocukların ve Gençlerin Geleceğini Etkileyen Sorun Panelde yapılan değerlendirmelerde, akran zorbalığının yalnızca fiziksel olarak sınırı yoktu; psikolojik baskı, dışlama, tehdit, tehdit, sosyal izolasyon ve dijital ortamda birleştirme siber zorbalık gibi farklı oluşumların ortaya çıkabildiği vurgulandı. Uzmanlar, zorbalığa maruz kalan evrensel yaşam kaybı, akademik başarısızlık, kaygı bozukluğu, mevcut ve sosyal hayattan uzaklaşma gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabildiğini ifade ederken, erken müdahalenin ve ayakta kalmanın büyük önem taşıdığına dikkat etti. Hukuki Haklar ve Başvuru Yolları Anlatıldı Programın dahil oldukları yer alan Avukat Elif Kaleli Acar, akran zorbalığı mağdurlarının ve ailelerinin sahip olduğu hukuki haklar konusunda ayrıntılı bilgiler verdi. Özellikle okul ortamlarında gerçekleşen olaylarda idari işlemler, hukuki dosya değişiklikleri ve parçaların korunmasına yönelik yasal düzenlemeler hakkında bilgiler verildi. Acar, zorbalık olaylarının çoğu zaman “çocuklar arasında yaşanan sıradan anlaşmazlıklar” olarak değerlendirilmesinin yanlış dikkat edilerek, bazı vakaların ciddi psikolojik ve hukuki sonuçların doğabileceğini ifade etti. Sosyolojik Boyutu Ele Alındı Panelde konuşan Genel Merkez Eğitim Komisyonu Sorumlusu Prof. Dr. Sibel Taş ise akran zorbalığının yalnızca bireysel olaylardan kaynaklanan bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Taş, aile yapısı, sosyal çevre, eğitim sistemi, dijital medya kullanımı ve toplumsal değerlerin çocukların biçimlerdeki şekillerdeki etkilere değinerek, sorunun ısık durumunun göz ardı edilmemesi olduğunu söyledi. Toplumda empati kültürünün geliştiği, çocukların sağlıklı iletişiminin kazandığı ve ailelerin bilinçlendirilmesinin akran zorbalığıyla mücadelede kritik insanların sahip olduğu vurgulandı. Kadınların ve Sivil Toplumun Rolü Vurgulandı Programda ayrıca çocukların güvenli bir sosyal çevrede büyümesinde annelerin, kadınların ve sivil toplum örgütlerinin üstlendiği role dikkat çekildi. Katılımcılar, ailelerin çocuklarıyla daha güçlü iletişim kurmasının ve okullarla iş birliği içerisinde hareketin desteklenmesinin önemine işaret etti. Toplantının organizasyonunda görev alan Zafer Partisi Nilüfer Kadın Komisyonu ile Bal-Göç Kadın Komisyonu'nun çalışmaları da kullanılanlar tarafından takdirle karşılandı. Işıl Esgin'den Teşekkür Mesajı Sonrasında değerlendirmede bulunan Zafer Partisi Nilüfer İlçe Başkanı Işıl Esgin, etkinlik kapsamındaki çocukların güvenli ve sağlıklı büyümelerinin herkesin sorumluluğunda olduğunu belirterek, programa katkı sunan üyelere ve kişilere teşekkür etti. Esgin, "Akran zorbalığı güncel ailelerin, eğitimcilerin ve toplumun birlikte mücadele etmesi gereken önemli bir sosyal sorundur. Bu noktada genel olarak oluşturmak, mevcutların yaşadığı sorunlar ortaya çıkıyor ve çözüm yollarını ele almak büyük önem taşıyor. Programımıza katkı sağlayan Avukat Elif Kaleli Acar'a, Genel Merkez Eğitim Komisyonu Sorumlumuz Prof. Toplumun her kesimini ilgilendiren akran zorbalığı konusunda geniş panel, bilgi paylaşımları ve karşılıklı görüş alışverişleriyle sona ererken, çocukların ruhsal ve sosyal gelişimi tehdidi olmayan bu soruna karşı finansmanın gerektirdiği mesaj öne çıktı.

“Orman Benim” Etkinliğine Bursa’da Yoğun Katılım Bursa Börü Arama Kurtarma Gönüllüleri Sahada Yer Aldı Haber

“Orman Benim” Etkinliğine Bursa’da Yoğun Katılım Bursa Börü Arama Kurtarma Gönüllüleri Sahada Yer Aldı

Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda Türkiye genelinde 81 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen “Orman Benim” sıcaklık etkinliği kapsamında Bursa'da da çevre temizliği ve bilinçlendirme çalışmaları gerçekleştiriliyor. Etkinlikte, orman yangınlarına karşı toplumsal bilgilerin ve doğanın gelişiminin hedeflendi. Bursa'da düzenlenen programa Hulusi Doğan'ın da katılması sağlandı. Kamu kurumları, gönüllüler ve sivil toplumların yer aldığı etkinlikte Bursa Börü Arama Kurtarma ekibi aktif olarak sahada görev aldı. Alanlarda Temizlik Çalışması Yapıldı Etkinlik kapsamındakiler, kaydedilen ormanlık bölgelerde çevre temizliği sağlanmıştır. Özellikle yaz aylarında patlama riskini artıran cam şişeler, plastik atıklar ve yanıcı maddeler toplanarak doğaya bırakılan atıkların oluşturduğu dikkat çekildi. Bursa Börü Arama Kurtarma gönüllüleri, etkinlik boyunca tek tek iletişim kurarak orman yangınlarının ayrılmasında bireysel sorumluluğun önemine vurgu yaptı. Ekip üyelerinin, çevrenin sadece belirli günler değil, her dönemde sürdürülmesinin ifade ettiğini ifade etti. “Doğayı Korumak Herkesin Ortak Görevi” Etkinlikle ilgili olarak mevcut olan Bursa Börü Arama Kurtarma parçaları, doğanın korunmasının toplumsal bir sorumluluğun devam ettiği çizilirdi. Yetkililerin açıklamalarında şu ifadelere yer verdi: "Özellikle sıcak hava rejimi ormanlık alanlarda bırakılan cam, plastik ve yanıcı atıklar riski oluşur. Küçük bir ihmal, geri dönmeyen felaketlere neden olabilir. Bu nedenle çevre temizliği konusunda büyük herkesin daha duyarlı olması gerekiyor." Amaç: Daha Temiz ve Güvenli Bir Gelecek “Orman Benim” sloganıyla elde edilen etkinlik, çevrenin üretilmesi ve gelecek nesillere daha temiz bir doğa sağlanması amaçlandı. Türkiye genelinde eş zamanlı olarak düzenlenen organizasyonun, gücünün doğaya karşı gelişimini artırması açısından önemli bir sağlıklı çalışmanın olduğu belirtildi. Yetkililer, özellikle yaz aylarında artan parlama riskine karşı dayanıklının daha dikkatli davranmaları gerektiğini hatırlatarak, doğanın korunmasının yalnızca bireyin değil, tüm toplumsal ortak görevi olduğunu vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.