Hava Durumu

#Erken Seçim

- Erken Seçim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erken Seçim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ağıralioğlu’ndan “erken seçim veya referandum” çağrıs Haber

Ağıralioğlu’ndan “erken seçim veya referandum” çağrıs

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, TBMM'de görüşülen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin ilgili partinin Rize İl Başkanlığı'nda açıklamalarda yer aldı. Ağıralioğlu, düzenlemedeki bazı ifadeleri hükümeti güçlendirerek “Yetkinizi yenileyin ya da millete sorun” mesajı verdi. “Suça bulaşmamış terör rejimi mensubu” tanımının hukuken şöhret olduğunu savunan Ağıralioğlu, terör rejimlerine doğrudan saldırı gerçekleştiremeyen ancak lojistik, finans veya istihbarat desteği sağlayan kişilerin de ayrıln göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. PKK ile Kürtlerin birbirinden ayırdıklarını vurgulayan Ağıralioğlu, “Biz Kürtlerle küs değiliz, PKK'yla mücadele ediyoruz” dedi. YPG, PYD ve PJAK gibi varlıkların varlığına da dikkat eden Ağıralioğlu, Türkiye'nin sınır güvenliği konusunda taviz verilmemesi gerektiğini savundu. “Ya erken seçim ya referandum” 2023 seçimlerinde terörle mücadele konusunda aktarılan mesajları hatırlatan Ağıralioğlu, mevcut süreçte seçimlerde alınan yetkiyle örtüşmediğini öne sürdü. Ağıralioğlu, "Milletle yaptığınız sözleşme bozuldu. Şimdi bunu yapmaya yetkiniz yok. Ya yetkinizi yenileyeceksiniz ya da yaptığınızı milletinize soracaksınız" diyerek erken seçim veya referandum programında bulundu. Öcalan'ın Kürtlerin lideri olmadığını savunan Ağıralioğlu, Türkiye'nin birim yapısı ve resmi dilinin tartışmaya açılamayacağını belirterek, “Resmi dil Türkçedir”i kullandı. CHP'nin ve diğer siyasi aktörlerin yasa teklifine yönelik tutumlarını da eleştiren Ağıralioğlu, siyasi partilerin milletin özelliklerini dikkate almadıklarını söyledi. Ağıralioğlu, açıklamanın sonunda “Vatanı, devleti, Cumhuriyeti, sınırları, Türk milletini, ulus devleti ve üniter yapıyı koruyacağız” mesajını verdi.

“Türkiye’yi Yoksulluğa Mahkûm Ettiler, Şimdi Muhalefeti Susturmaya Çalışıyorlar” Haber

“Türkiye’yi Yoksulluğa Mahkûm Ettiler, Şimdi Muhalefeti Susturmaya Çalışıyorlar”

İYİ Parti Bursa İl Başkanlığı tarafından düzenlenen Geleneksel Kurban Bayramı Bayramlaşma Programı, sert siyasi mesajların damgalandığı bir organizasyona dönüştü. Ekonomik krizden siyasi baskılara, muhalefete yönelik iddialardan milli kimlik tartışmalarına kadar birçok inanışta iktidarın hedef alan açıklamaları yapılırken, salonda verilen mesajlar adeta erken seçim atmosferini yansıttı. Programda özellikle İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya'nın hükümete yönelik sert eleştirileri ile Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu'nun “Bursa'dan Amed olmaz” çıkışına dikkat çekildi. Bayramlaşma programı, yalnızca bir kutlama kutlama olarak doğrudan doğruya iktidara meydan okunan siyasi bir kürsüye dönüştü. İYİ Parti Bursa Teşkilatı Tam Kadro Sahadaydı İYİ Parti Bursa İl Başkanlığı'nın hazırladığı programa Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, GİK Üyesi ve Bursa Milletvekili Hasan Toktaş, Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, İYİ Gençlik Teşkilat Başkanı İskender Kandemir, İl Gençlik Kolları Başkanı Nilay Ülker, ilçe başkanları, il ve ilçe başkanı ile çok sayıda partili katıldı. Programa ayrıca BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Saadet Partisi Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca, CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk ve farklı siyasi çevrelerden davetliler de katılım sağladı. Salonun tamamen dolduğu programda partililerin coşkusu dikkat çekerken, sık sık “Türkiye iyi olacak”, “Adalet gelecek” ve “Müsavat Dervişoğlu” sloganları atıldı. Salondaki Detay Dikkat Çekti Programda sahne ve salonun büyük bölümünün İYİ Parti bayrakları ve Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu posterleriyle donatıldığı görüldü. Ancak salonda Atatürk posteri ile Türk bayrağının yer almaması dikkat çekti ve kulislerde farklı yorumlara neden oldu. Bazı partililerin bu eksikliği kendi aralarında dile getirdiği öğrenilirken, organizasyon sonunda partiye yeni katılan üyelere rozet takılmasıyla program devam etti. İsmail Kaya’dan İktidara Çok Sert Sözler Programın en sert konuşmalarından birini yapan İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, Türkiye’nin ağır bir ekonomik ve siyasi krizden geçtiğini belirterek hükümete yüklendi. Kaya, ülkede emekliden çiftçiye, gençlerden esnafa kadar herkesin büyük bir çıkmaz içinde olduğunu söyledi. “Milletimiz ağır bir ekonomik darboğazdan geçiyor. Emekli geçim sıkıntısıyla mücadele ediyor, gençler gelecek kaygısıyla yaşıyor. Çiftçi maliyetlerin altında eziliyor, esnaf ayakta kalmaya çalışıyor.” Türkiye’nin üretim gücünün zayıflatıldığını savunan Kaya, iktidarın ekonomi yönetimini sert sözlerle hedef aldı. “Bu millet alın teriyle ayakta kalmaya çalışırken saray düzeni vatandaşın gerçeklerinden tamamen kopmuştur. İnsanlar artık ay sonunu değil, haftayı nasıl çıkaracağını düşünüyor.” “Belediyelere Çöktüler, Şimdi Partilere Yöneldiler” İsmail Kaya’nın konuşmasının en dikkat çeken bölümü ise siyasi baskılar ve muhalefete yönelik uygulamalarla ilgili sözleri oldu. Kaya, hükümetin yalnızca ekonomik alanda değil, siyasi alanda da baskıcı bir anlayış sergilediğini savundu. “Yetmiyor belediyelere çöküyorlar, yetmiyor şirketlere çöküyorlar, yetmiyor partilere çökmeye kalkıyorlar.” Cumhuriyet değerlerine vurgu yapan Kaya, Türkiye’nin demokratik hukuk devleti niteliğinin zedelendiğini ileri sürdü. “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi bugün yaşananlar tam olarak budur. Bizim görevimiz Cumhuriyet’i ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.” Bu sözler salonda uzun süre alkışlanırken, partililer sık sık “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganları attı. “Hiç Kimse Teşkilattan Büyük Değildir” İYİ Parti içerisindeki tartışmalara da göndermede bulunan İsmail Kaya, sosyal medya üzerinden yürütülen iç çekişmelere tepki gösterdi. Partinin kişisel hesaplarla değil, ortak dava bilinciyle hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Kaya şu ifadeleri kullandı: “Hiç kimse kendisini teşkilattan büyük göremez. Biz kişisel hesapların değil memleket davasının peşindeyiz.” Kaya’nın bu sözleri, parti içindeki bazı tartışmalara yönelik dolaylı bir mesaj olarak yorumlandı. Selçuk Türkoğlu’ndan “Amed” Çıkışı Programın en çok sözlü açıklaması ise İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu'ndan geldi. Konuşmasında Bursaspor üzerinden milli kimliğini vurgulayan Türkoğlu, özellikle Nevruz sürecinde yaşanan tartışmalara sert ifadelerle değindi. "Bursaspor'a neden saldırabiliyorlar biliyor musunuz? Çünkü Bursaspor taraftarının milli tutukluluğu var." Türkoğlu'nun konuşmasının devamında kullandığı ifadeler salonda büyük alkış aldı: “Bursa'dan Buhara olur, Semerkant olur, Diyarbakır olur, Muş olur ama Amed olmaz.” Bu sözler salonda büyük coşku yaratırken, bazı kesimlerde yeni tartışmalar da eşlik etti. “Parola Vatansa Gerisi Teferruattır” Konuşmasının sonunda milliyetçi ve Cumhuriyetçiyi vurgulayan Türkoğlu, çok sert sloganlarla tamamladı. "Parola vatansa gerisi teferruattır. Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet ve adalet. Ne mutlu Türküm diyene." Salon uzun süre ayakta alkışlarla karşılık verirken, partililer Türk bayrakları eşliğinde sloganlar attı. İYİ Parti'den “Mücadeleye Devam” Mesajı Bayramlaşma programı boyunca verilen ortak mesaj ise “iktidara karşı mücadeleyi büyütme” kararlılığı oldu. İYİ Parti kurmayları, Türkiye'nin içinde barındırdığı ekonomik ve siyasi krizlerden çıkışın güçlü bir demokratik mücadeleyle gelişmesinin mümkün olduğunu savundu. Program boyunca yapılan değerlendirmelerde, İYİ Parti Bursa teşkilatının özellikle saha çalışmalarını hızlandıracağı ve ilerleyen süreçte ekonomik krizler, hukuk ve milli kimlik kökenlerinde daha sert bir muhalefet dili kullanılacağı ifade edildi. İYİ Parti cephesinden verilen net mesaj şu oldu: "Türkiye sahipsiz değil. Millet susmayacak, muhalefet geri adım atmayacak."

Ağıralioğlu: Hükümet İktidarda kalmak için her şeyi yapacaktır Haber

Ağıralioğlu: Hükümet İktidarda kalmak için her şeyi yapacaktır

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi'nin CHP kurultay davasında, Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılması ve Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetimin görevinin devralınması sırasında gelen 'mutlak butlan' kararı sonrasında Cüneyt Özdemir YouTube kanalındaki canlı yayına telefonla bağlanarak önemlide bulundu. Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, gazeteci Kenan Taş'a "Ben bu gelişmeyi açıkça bir erken seçim işareti gibi görürüm. Yani bunu bir erken seçim avantajına dönüştürmek isteyenlerin hayatını" kullanarak, özetle özetle şunları söyledi: BU KARARI KESİNLİKLE MAKUL BULMUYORUZ! Yüksek Seçim Kurulu'nun ve uzaktaki korumamız gerekir. Eğer bugün bu yapılanı, yani kurumlar varsa siyasete bu tarz müdahaleleri makul ve kullanılabilir, Türkiye'de parayi de sandığı da konuşabilme imkanımız mevcut. Geçmişte pek çok kararın kırılması büyük bir kaosa sebep olur. Böyle bir tamamen meşruiyet belgesi, o anlamda bundan sonra yapılacak bütün seçimleri şaibeli ve özürlü hale gelir. Bu nedenle demokrasiye, milletin varlığına ve kurumsal varlığına açık bir şekilde algılandık. YARGI SİYASETİN GÖLGESİNDE KALIYOR! Bu durum uzunca bir süredir devam eden bir süredir konuşuluyordu: Türk siyasetinde yargılamanın siyasetin gölgesinde kaldığı, özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne bağlı olarak siyasetin tesiri ve etkisi altında kalan bu mekanizmanın, iktidarın siyasi avantajlarının sıklıkla dile getirildiği görülüyordu. Bu tip bir karar, beraberinde Cumhuriyet Halk Partisi'nde de bir takımda ciddi sorunlara sebep olacaktır. Hükümet bu süreci uzunca bir şekilde şöyle yönetiyor; 'Ben yapmıyor' diyerek değil, 'Muhalefet yapamıyor' diyerek; 'Ben başarabilirim' üzerinden değil de 'Muhalefet başaramaz' söylemi üzerine bir propaganda aksı oluşturmaya çalışıyor. Parçalı bir muhalefet yapısı, bütünüyle dağılmış bir muhalefet her zaman kazancınadır. Dolayısıyla hükümet, ülkedeki tüm ekonomik gelişmelere rağmen sürecin yönetilebileceği bir avantaj görürse, erken seçimin acilen gündeme gelebileceği belirtiliyor. Ben bu gelişmeyi açıkça bir erken seçim işareti gibi görüyorum. Yani bunu bir erken seçim avantajına dönüştürmek isteyenlerin olacağını düşünüyorum. Bugün basın toplantısında açıkça ifade etmeniz; Türkiye'de tertip ettikleri her şey, bu 'terörsüz Türkiye' meselesi de dahil olmak üzere, dönemler boyunca milletten yetkilendirildiği, yetkisinin olmadığını düşündükleri gündemlerdir. Geçen seçimde milletin karşısına çıkıp 'Öcalan'ın canına okuyacağız' diye seçildiler. Geçen seçimde 'Biz bu memleketin bölücülere teslim edilmediği asla bitmeyecekz, bu Altılı Masa memleketi böyle yapacak, böyle parçalayacak' dediler. Ama bugün gelinen noktada, meydanlarda halkaların tam olarak hilafına davranıp, bunu tamamen bir seçim avantajına yatırmaya çalışıyorlar. Geçen seçim masasının altında DEM var diyorlardı; şimdi ise bizzat DEM ile birlikte yürümeyi tercih ettiler. dolayısıyla biz bu popülizmden çok net şu şekilde bir sonuç çıkarıyoruz: Hükümet, iktidarda kalabilmek için her şeyi ama her şeyi yapacaktır.”

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: YÜZDE KAÇ OY ALIRIZ İÇİN DEĞİL; TÜRK MİLLETİNE NE SAĞLAYABİLİRİZ ŞUURUYLA BİR ARADAYIZ Haber

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: YÜZDE KAÇ OY ALIRIZ İÇİN DEĞİL; TÜRK MİLLETİNE NE SAĞLAYABİLİRİZ ŞUURUYLA BİR ARADAYIZ

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, "Tolga Akalın ile geçmişte beraberdik. Bugün beraberiz. Yarın da beraberiz... Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne varlığıyla, Türk milletine sevdamızla beraberiz. Biz Anahtar Parti'de yüzde kaç oy alırız için değil; yüzde kaç oy alırsak ne buluruz için de değil, Türk milletine ne sağlayabiliriz gibi bir şuurla bir aradayız" dedi. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Ankara'da düzenlenen basın toplantısında ve partiye katılım törenlerinde önemli açıklamalarda bulundu. Ağıralioğlu, Anahtar Parti'ye katılan Mehmet Tolga Akalın için "Geçmişte beraberdik. Bugün beraberiz. Yarın da beraberiz" dedi. Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, İran'da yaşanan savaştan seçim tartışmalarına kadar yaptığı değerlendirmede özetle şunları söyledi: "Güçlü bir Türkiye'ye inandık, yola çıktık. Türk milletinin güçlüleri için yola çıktık. Memleketimizin dostunu her gün elimizde, bulduğumuzdan daha iyi bir memleket bırakalım diye yola. Devletimizin ne kurtarıldığını, vatanımızın ne kurtarıldığını, Cumhuriyet'in ne bedeliyle büyüttüğünü, kurtardığımız şeyleri ne ödeyerek bıraktığımızı bilebildiğimiz bir hatta mücadeleye söz milletimize. Daha iyisi mümkündür diye çıktığımız memleket yolculuğumuzun her gününe, umudun ve daha fazlasının mümkün olabileceğine dair irademizin kuvvetli sinelerle buluştuğu günler ekledik. Bugün aramıza, daha önce beraber mücadele ettiğimiz, daha önce memleket mücadelesinde omuz omuza olduğumuz; Türk milletinin hak ettiği yeri alabilmesi için sinesinde, şuurunda taşıyabildiği her şeyi ömrü boyunca memleketine borçlu bildiği bir hatta milletine vermeye kastetmiş, gayret etmiş bir mücadele arkadaşımızı partimize katarak yolculuğumuza devam edeceğiz. TÜRKİYE VİCDANIN SÖZCÜSÜ, ÖNCESİ OLABİLMELİ… İran Savaşı’nda sürecin başından itibaren çatışmanın dışında kalabilmeyi başarabilmek Türkiye açısından kıymetlidir. Bölgede bu kadar sıcak savaşın ve kuralsızlığın bölgeyi huzursuz ettiği zamanlarda Türkiye’nin çatışmaların dışında tutulabilmesi kıymetlidir. Lakin Türkiye bir bölge ülkesidir. Türkiye, dünyada bozulan dengede oyun kurucu olarak yeni düzen ve yeni denge teklif edebilecek bir rol üstlenmelidir. Bölgede İstanbul; dünyanın bozulan dengesine yeni denge teklif etme inisiyatifimizin merkezi hâline getirilmelidir. ‘Dünya beşten büyüktür’ diyen makul ve haysiyetli bir çıkışın, dünyayı altüst eden azgınlığa ve keyfiliğe çok daha gür ve güçlü seslerle itiraz edebilmesi gerekir. Amerika Birleşik Devletleri’nde yedi-sekiz milyon kişinin ‘kral istemiyoruz’ diye bağırabildiği; İspanya’nın ‘bu dünya İsrail’in azgınlığına kurban gidecek bir dünya değildir’ diye itiraz edebildiği; İtalya’nın ‘hava sahamızı kullandırmayacağız’ diye bu keyfiliğe karşı durabildiği; İngiltere’nin ‘bu savaş bizim savaşımız değildir’ diye ikaz edebildiği; Almanya’nın ‘biz bu kuralsızlık içerisinde var olmak istemiyoruz’ diye konumlanabildiği yerde Türkiye, sesini sadece savaşın dışında kalmak istikametinde değil; bu dünyadaki hâkim büyük vicdanın sözcüsü ve öncüsü olabilmek noktasına taşıyabilmeliydi. ‘BİZ OLMAZSAK…’ KÖTÜ YÖNETİM DEMEKTİR! Siyasetin pratiğini, kendilerine siyasetin imkânlarını kendi maharetlerine bağlayan yönetimi ikaz ediyorum. AK Parti kurmaylarını, AK Parti’yi ikaz ediyorum, ihtar ediyorum. ‘Biz olmazsak ne olacaksınız?’ demek, devletinizi kötü yönetiyorsunuz demektir. ‘Tayyip Erdoğan olmazsa yıkılırız’ demek, devletinizin büyüklüğüne itimatsızlık demektir. Kim giderse gitsin, kim gelirse gelsin Türkiye Cumhuriyeti Devleti yıkılamaz. Çünkü devlet kapasitesi vardır. Bin yıllardır bu topraklardayız. Bizi bu topraklarda şahıslar değil; aklımız, kurumlarımız, devlet etme kapasitemiz ayakta tutuyor diyebilmeniz gerekir. Bu kadar yıldır hükümet edip sonra bizi kendi şahsınıza, varlığınıza, hayatınıza bağlı hâle getirmeniz, vazifelerinizi doğru yapamadığınız anlamına gelmektedir. Trump’ta muhasebesini yapmak zorunda olduğumuz şey budur. Kocaman bir devlettir Amerika Birleşik Devletleri ama oyuncak olmuş gitmiştir. Amerika hem bölgenin hem NATO’nun hem Orta Doğu’nun hem de insanlığın huzurunu kaçırmıştır. TÜRKİYE DAHA GÜÇLÜ HALE GELMELİ Anahtar Parti, öngörülebilir bir dünya teklif ediyor. Öngörülebilir bir dünyada hem insanlığa çalışabilir, çatışmaları engelleyebilir, barışı sağlayabilir; hem de güvenlik konseptini çatışmalar olmadan tesis edebilecek bir vizyon teklif ediyor Anahtar Parti ve bunun meşalesi olacak bir yönetim mahareti ortaya koyuyor. Dolayısıyla Türkiye güçlü hâle gelmelidir. Güçlü hâle gelebilecek Türkiye’nin güç standartları belli değildir. “Savaş bizi teğet geçti, kriz bizi teğet geçti” diye teselli siyasetinden vazgeçilmelidir. Savaşları engellemek, krizlere rağmen güçle ve kudretle ayakta kalabilecek bir yönetim mahareti sergilenmelidir. Buralar ıskalanmıştır. NATO’nun güney kanadını besleyen, NATO’nun güney kanadında attığı bütün imzalara harfiyen uyarak vazifelerini yerine getiren bir ülke; Amerika Birleşik Devletleri’nin keyfiyetiyle zora sokulmuştur. Parasını verdiğimiz F-35’ler bize verilmemiştir. Modernizasyon anlamında anlaşmalarını yaptığımız silahlar bize teslim edilmemiştir. Bölgemizde, bizim güvenlik endişelerimizi büyütecek şekilde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin düşmanlarına TIR’lar dolusu silah verilmiştir. Güney kanadını beklediğimiz yerde, güney kanadı tehlikeye sokulmuştur. Akdeniz’de; ‘Mavi Vatan’daki varlığımızı ve menfaatlerimizi tehlikeye sokacak şımarıklıklara destek verilmiştir. Adalarda ve Yunanistan’daki üslenme ve mevzilenme heveslerinin hepsini gördük. Gözümüzün önünde bunlar yapılmıştır. Türkiye ile NATO üyesi olduğu için çatışamayacaklarını bildikleri için; Türkiye’yi NATO’dan çıkaramayacakları için de kendilerinin NATO’dan çıkacağına dair birtakım değerlendirmeler yapılmaktadır. Biz, olup biteni gözleyen; olup bitene konumlanabilen, yapması gereken her şeyi yapabilmek için elinde imkân olan bir ülkeyiz. Güçlü siyasete, güçlü devlet yönetimi nezaret etmelidir. Güçlü siyaset, güçlü devlet; memleketi tek cephe hâline getirebilme imkânını oluşturabilmelidir. 86 milyonu bir arada tutabilecek bir yönetim mahareti sergileyeceksiniz. MİLLET İRADESİNE SAYGISIZLIK… Cumhuriyet Halk Partisi, Bursa Belediyesi’nde biliyorsunuz bir soruşturma dolayısıyla süreç yaşadı; belediyede oylama yapılmış, AK Parti’ye geçmiştir. Başından itibaren bu süreçle alakalı ilkesel bir duruşumuz var, biliyorsunuz. O da şudur: Sandıkta milletin iradesine saygı duymak zorundadır siyaset.Sandıkta alamadığınızı belediye encümenleri marifetiyle almak, millet iradesine saygısızlıktır. Bunu bugün siz yapıyorsanız size diyoruz; CHP yapıyor olsaydı CHP’ye derdik. Biz olsaydık “Biz böyle bir şey yapmayız, ayıptır” derdik.Sandıkla alınmış belediyeleri, yargı süreçlerinin size sağladığı imkânla belediye encümenleri üzerinden almaya kalkmanız; memleketi tek cephe yapacağız diye başladığınız güya “terörsüz Türkiye” gündemindeki sözlerinizi bile boşa düşürecek mahiyettedir. MEMLEKETİ BİRLEŞTİRME DEĞİL, BÖLME ADIMI PKK’lılarla memleketi tek cephe yapacağız diye görüşüp, CHP’lilerle cepheleşmek ve bu cephe siyasetini yargının sağladığı alanı kullanarak belediyelerde size verilmemiş oyları gasp etmeye dönüştürmek; memleketi birleştirmeye değil, bölmeye hizmet eder.Cumhurbaşkanımız, eğer AK Parti Genel Başkanı olarak memleketi bu cepheleşmeden kurtarmak istiyorsa, yapması gereken şudur: Cumhurbaşkanlığı makamına yaslanmalı, AK Parti Genel Başkanlığı makamından konuşmamalıdır bu meselede. Cumhurbaşkanlığı makamından konuşmalıdır.Cumhuriyet Halk Partililer onu şöyle derken duymalıdır: “Biz yolsuzluk soruşturmalarına karışmıyoruz. Yolsuzluk soruşturmaları vesilesiyle doğan avantajı partimiz lehine kullanmayı millet iradesine saygısızlık sayıyoruz. Böyle bir hakkımız kanunen olsa bile, böyle bir imkân doğsa bile; bunu kullanmayı, belediye başkanlığı seçiminde tercihini bu yönde kullanmış millete saygısızlık sayıyoruz.” SEÇİMLER ZAMANINDA YAPILMALI… Bir de erken seçim gündemi var… Bu gündemle alakalı bizim pozisyonumuzun, durduğumuz yerin şöyle bilinmesini istiyoruz: Eğer illa seçim yapılacaksa, mecrasında ve zamanında yapılmalıdır.Çünkü mecrasından çıkarılmış bir memlekette, mecrasına otursun diye gayretlerimizi oldu bittiye getirmeyi millet iradesine bu anlamda da hürmetsizlik sayıyoruz. Bu gündem içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi, demokrasinin kendisine vermiş olduğu imkânları kullanmak isteyecektir. Ama Anahtar Parti’nin hayali; mecrasında siyaset, zamanında seçim ve her şeyin yerli yerine oturduğu bir memlekettir. ANAHTAR PARTİ SİYASAL OLARAK DA BÜYÜYOR Her geçen gün büyüyoruz. Sadece sayısal olarak değil, siyasal olarak da büyüyoruz. Türkiye’de bugün “kararsızlar” diye ifade edilen en büyük kitlenin kararlı alternatifi hâline geliyoruz.Araştırmacılar, en büyük oy grubunun ‘kararsızlar’ olduğunu söylüyor. Anahtar Parti, bu kararsızlığa sebep olan sorunları çözme iradesine sahip bir partidir. Kararsızlar bilsinler ki biz kararlıyız. Adaletsizlikten kararsız hâle geldiler. İsraftan kararsız hâle geldiler. Öngörülemez bir memlekette ticaret yaptıkları için kararsız hâle geldiler. Ürettiklerini satamaz, sattıklarının yerine yenisini koyamaz hâle geldikleri için kararsız hâle geldiler. HERKES PARTİM DİYOR; BİZ MİLLETİM DİYORUZ… Tolga Akalın ile geçmişte beraberdik. Bugün beraberiz. Yarın da beraberiz… Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne varlığıyla, Türk milletine sevdamızla beraberiz.Biz Anahtar Parti’de yüzde kaç oy alırız için değil; yüzde kaç oy alırsak ne buluruz için de değil, Türk milletine ne sağlayabiliriz gibi bir şuurla bir aradayız.Anahtar Parti, her partiden bir parti olarak değil; her partinin hakikatine yürüyen bir mesuliyet hattında, Türk milletinin 86 milyonunun güçlü, zengin, müreffeh yarınları için çalışanların partisidir.Herkes ‘partim’ diyor, biz ‘milletim’ diyoruz. Herkes ‘liderim’ diyor, biz ‘devletimiz’ diyoruz. Herkes karizmatik liderlik ve kadro diyor, biz büyük milletin evlatlarıyız diyoruz. Dolayısıyla herkesin partisinde ne kıymet varsa, biz onları milletimiz için sahipleniyoruz. AKALIN: TÜRK SİYASETİNE BİR HEDİYE… Anahtar Parti'ye katılan Mehmet Tolga Akalın ise, "Anadolu'dan yeni bir ses yükseliyor. Uzun yıllar beraber mücadele ettiğimiz. Yavuz Başkanın parti totem yapmaması, 21. yüzyıl Türk siyasetine bir hediyedir. Türk siyaseti yeni bir dönemle buluşacak. Bu Türkiye'nin gelecekleri. Bu gelecekte geride kalmakla mücadele etmek ve ileride olmak üzere iftihar edeceğini. Sinenizde bana da bu yerde olduğunuz için her birinize ayrı şükranlarımı anlatıyorum" diye konuştu. Konuşmaların ardından Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Mehmet Tolga Akalın'a parti rozeti taktım.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.