Hava Durumu

#Dsi̇

- Dsi̇ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dsi̇ haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BTSO SEÇİMLERİ ÖNCESİ BURSA’NIN SU VE SANAYİ GELECEĞİ TARTIŞMAYA AÇILDI Haber

BTSO SEÇİMLERİ ÖNCESİ BURSA’NIN SU VE SANAYİ GELECEĞİ TARTIŞMAYA AÇILDI

Necati Şahin, BTSO seçimlerinin yalnızca oda yönetiminin belirleneceği bir sürecin olmadığını belirterek, Bursa'nın sanayi politikası, tarım alanları, su kaynakları ve büyümenin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şahin'in açıklamasında Çınarcık Barajı ile TEKNOSAB arasındaki su tahsisi iddiaları öne çıktı. BURSA – İnşaat mühendisi ve Bursa'daki çeşitli meslek kuruluşları ile spor camiasında görevliler üstlenen Necati Şahin, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın (BTSO) seçimlerini dikkate alarak bir değerlendirme yaptı. Şahin, gelecek seçimde yalnızca BTSO'nun yeni yönetiminin belirlenmesi olarak ele alınmaması gerektiğini belirterek, Bursa'nın gelecek yıllardaki sanayi ve kentleşme tercihleri ​​açısından önemli bir döneme girildiğini savundu. Bursa'da 48 yıldır yaşadığını belirten Şahin, rekabetçi sıra yanı kentte yaşadığında da aktif kişilerin üstlendiğini, geçmişte Bursaspor'un yönetiminde asbaşkanlık yaptığını ve İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi'nde 10. yıl başkanlık görevinde bulunduğunu hatırlattı. Şahin’in değerlendirmesinde Bursa’nın sanayi büyümesi ile doğal kaynakların korunması arasındaki denge başlıca gündem maddesi oldu. “BTSO SEÇİMLERİ BURSA’NIN GELECEĞİYLE İLGİLİ” BTSO seçimlerinin rutin bir oda seçimi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Şahin, Bursa’nın sanayi politikalarının kentin havası, su kaynakları, tarım alanları ve doğal varlıkları üzerinde doğrudan etkili olduğunu söyledi. Bursa’nın ekonomik gücünün korunması gerektiğini belirten Şahin, sanayileşmenin doğal kaynaklar üzerindeki baskısının da dikkate alınması gerektiğini dile getirdi. Şahin’in açıklamasında özellikle Çınarcık Barajı ve TEKNOSAB arasında gündeme gelen su bağlantısı ve su tahsisi konusu dikkat çekti. ÇINARCIK BARAJI İÇİN PLANLANAN KULLANIMLAR Şahin, Çınarcık Barajı’nın Bursa’nın uzun vadeli su ihtiyacına katkı sağlamak amacıyla planlandığını belirtti. Barajın Orhaneli Çayı üzerinde bulunduğunu aktaran Şahin, yıllık içme ve kullanma suyu kapasitesinin 140 milyon metreküp olarak öngörüldüğünü ifade etti. Şahin’e göre barajın planlama aşamasında birden fazla kullanım amacı bulunuyordu. Bunlar arasında Mustafakemalpaşa Ovası’nın sulanması, Bursa’nın gelecekteki içme ve kullanma suyu ihtiyacının karşılanmasına katkı sunulması, Uluabat Gölü’ne can suyu bırakılması ve bu su üzerinden enerji üretimi yer alıyordu. Şahin, barajın ilk planlandığı dönemde bugün TEKNOSAB ve çevresinde bulunan sanayi yapılanmasının mevcut planlamada bulunmadığını ileri sürdü. TEKNOSAB’A SU TAHSİSİ İDDİASI Açıklamanın en dikkat çekici bölümünü ise Çınarcık Barajı’ndan TEKNOSAB’a su tahsisiyle ilgili iddialar oluşturdu. Şahin, Bursa’nın içme suyu sistemine yönelik çalışmalar tamamlanmadan önce TEKNOSAB için bir su isale sisteminin devreye alındığını öne sürdü. Bunun yanı sıra Şahin, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü ile yapılan bir protokol kapsamında Çınarcık Barajı’nın yıllık kapasitesinin yarısına karşılık gelen yaklaşık 70 milyon metreküplük suyun TEKNOSAB’a tahsis edildiğini iddia etti. Şahin, söz konusu tahsisin hukuki ve teknik dayanaklarının kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini savundu. “SANAYİ BÖLGELERİ ARASINDA FARKLI UYGULAMA OLMAMALI” Bursa’daki organize sanayi bölgelerinin su ihtiyaçlarını farklı yöntemlerle karşıladığını belirten Şahin, sanayi kuruluşlarının alternatif su kaynaklarına yönelmesi gerektiğini ifade etti. Bazı organize sanayi bölgelerinde gölet, arıtılmış atık su ve yeniden kullanım sistemlerinden yararlanıldığını aktaran Şahin, TEKNOSAB açısından da benzer alternatiflerin değerlendirilmesini istedi. Şahin, özellikle deniz suyunun arıtılarak sanayi kullanımına kazandırılmasının seçeneklerden biri olabileceğini dile getirdi. Sanayi bölgelerine su sağlanmasında farklı standartların uygulanmasının doğru olmayacağını savunan Şahin, Bursa’nın su kaynaklarının bütün sanayi bölgeleri açısından eşit ve sürdürülebilir bir anlayışla değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “İÇME SUYU YETERSİZ KALIRSA TAHSİS KESİLEBİLİR” İDDİASI Necati Şahin, DSİ ile birlikte sunulduğu protokolde Bursa'nın kullanma ve kullanma suyunun karşılanma sorunu yaşanması durumunda TEKNOSAB'a verilen suyun kesilebileceğine ilişkin bir hüküm bulunduğunu ileri sürdü. Şahin, böyle bir hükümler halinde bunun hem küresel hem de TEKNOSAB'daki bireysel bakış açısını açık biçimlendirme sürecini ifade etti. Bu iddia, Bursa'nın artan evinde ve sanayi yatırımlarının karşısında su tüketiminin nasıl karşılanacağı tartışmasının yeniden gündeme getirilmesini destekledi. ERDEM SAKER'İN SÖZLERİNE ATIF Şahin, değerlendirmesinde eski Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı ve İnşaat Yüksek Mühendisi Erdem Saker'in 2024 yılında EKO HABER'de yayımlanan taleplerinde bulunmaktaydı. Saker'in geçmişte Çınarcık Barajı'nın planlama ve yapım aşamasında görev yaparak genişlediğini söyleyen Şahin, Bursa'nın su tutulması konusunda Saker'in değerlendirmelerinin önem taşıdığını söyledi. Şahin, Saker'in katıldığı, “Çınarcık Barajı'nın 1 bardak suyu bile TEKNOSAB'a verilemez” şeklindeki ifadeyle aktardı. SANAYİ BÜYÜMELİ, ANCAK KAYNAKLAR KORUMALI Şahin'in açıklaması, BTSO seçimleri üzerinden Bursa'nın kalkınma modeli tartışmasını da gündeme taşıdı. Türkiye'nin önemli sanayi kentlerinden biri olan Bursa'da sanayi yatırımlarının ekonomik büyüme ve istihdam açısından önemli olduğunu belirten Şahin, buna karşılık tarım arazileri, su havzaları, ormanlar ve doğal oluşumların da çoğalması da dikkat çekti. Özellikle sanayi yatırımlarının artmasıyla birlikte su tüketimi, tarım topraklarının korunması, şiddet etkileri ve altyapı ihtiyacının daha fazla kalkınmayı başlatan Şahin, ekonomik büyüme ile büyümenin sürdürülebilirliğin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. “BURSA'NIN GELECEĞİ İÇİN KARAR VERİLECEK” BTSO seçimlerinin Bursa'nın ekonomik gelişmeleri açısından önemli bir fırsat olduğunu savunan Şahin, odanın yalnızca ticari ve sanayi hedefi olmadığını, kentin doğal gelişim konusunda da tercih eğitimi aldığını belirtti. Şahin, sanayi politikalarının belirlenmesinde kısa vadeli ekonomik kazançların yanı sıra gelecek kuşakların su, tarım ve çevre ihtiyaçlarının da çoğalmasına katılması gerektiğini vurguladı. Açıklamanın sonunda Bursa'nın ortak bir yaşam alanına dikkat çeken Şahin, değerlendirmesini “Başka Bursa yok. Bursa hepimizin” sözleriyle tamamladı. Öte yandan Şahin'in açıklamasında yer alan Çınarcık Barajı'nın kullanım amacı, TEKNOSAB'a su dağıtımları, isale hattı ve DSİ protokolüne ilişkin iddiaların ilgili kayıtlar ve resmi belgelerin üzerinden ayrıca doğrulanması gerekiyor. Söz konusu iddialara ilişkin DSİ, TEKNOSAB, BTSO ve ilgili yerel yönetimlerin açıklamaları da tartışmanın tüm gelişmelerle ortaya çıkmasının önemini taşıyor.

Çevre Katliamına Demokrat Tepki! Haber

Çevre Katliamına Demokrat Tepki!

Demokrat Parti Bursa İl Başkanı, Nilüfer Çayı'nda yaşanan çevresel felakete ilişkin çok sert açıklamalarda bulundu. Bursa'nın verimli tarım topraklarının göz göre göre zehirlendiğini belirten Göral, “Bu artık çevre sorunu değil; halk sağlığına karşı işlenmiş bir çevre suçudur” dedi. Osmangazi'ye bağlı Armutköy, Yeniceabat, Derecavuş, Çağlayan ve Ahmetbey hattından sona eren Karacabey'e uzanan Nilüfer Çayı'nın yıllar boyunca sanayi atıklarıyla kirlendiğini ifade eden Goral, özellikle yaz aylarında bölgede neredeyse nefes alamaz hale geldiğini söyledi. “Bir zamanlar insanların yüzleştiği, balıkların yaşadığı Nilüfer Çayı bugün kapkara akan bir su kanalına dönüştürülmüştür” diyen Goral, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Büyük sanayi tesisleri göstermelik arıtma sistemleriyle Bursa'nın can damarını katlediyor. Boyahane atakları, ağır kimyasallar, sanayi pisliği ovamızın içine akıtılıyor. Kestel ve Barakfakih'ten temizlenen su, Osmangazi ovasına ulaştığında sürekli ulaşımda taşınır. Bu tabloya göz yuman herkesin bu çevre cinayetinin bir parçasıdır." Dere çevresinde yaşayan ailenin ağır koku nedeniyle evlerinin camını açamaz hale geldiğini söyleyen Goral, "İnsanlarımız kendi köyünde nefes alamıyor. Geniz yakan kimyasal koku evlerin içine kadar giriyor. Bahçede oturmak bile mümkün değil. Halkın normal sanayi atıklarıyla kuşatılmış durumda" dedi. Sivrisinek ve haşere kahramanın da kontrolden çıkan ifade eden Demokrat Parti İl Başkanı, dere yataklarının balçığa ve bataklığa dönüştüğünü belirterek şu sözlerle tepki gösterdi: "Çocuklarımız sineklerden dışarı çıkamadı. İnsanların bakteri sızıntısına neden oldular. Bursa'nın köylüsü, çiftçisi, ailesinin kaderine terk edildi." DSİ tarafından verilen “halk sağlık bakış açısı riski yoktur” yönündeki raporlara da sert tepki gösteren Göral, “Kapkara akan, leş gibi kokan, içinde tek bir canlının yaşamadığı dereye 'zararsız' demek, Bursa'nın yapısal olarak aklıyla alay etmektir.Bu raporların gerçekleri örtbas etme çabasıdır” kullanıldı. Bölgedeki çiftçilerin başka su kaynağı olmadığı için tarlalarını çarklarını bu sulayarak suladığını Goral, durumun sadece çevreyi değil doğrudan insanın tehdit ettiğini söyledi. "Bu devredilmiş su koşullarında işliyor. Topraktan soframıza geliyor. Çocuklarımızın sebzeye, meyveye karışıyor. Soruyorum: Sanayicinin milyonluk kârı, Bursa'nın çiçek sağlığından daha mı değerli?" dedi. Açıklamada siyasi iradeye de yüklenen Goral, yıllardır süren sessizliğin arkasında büyük sermaye gruplarının ve sanayi lobilerinin bulunduğunu savundu. "Bursa'da bazı çevreler sanayicinin dışında kalan sağlığın ortaya çıkması. Kimse kusura artık bakmasın; bu darı zehiri soluyarak yaşamak mahkûm değildir. Nilüfer Çayı üzerinden yayılan bu çevre talanı hoşgörü sınırlarını aşmıştır" diye konuştu. Demokrat Parti olarak dağıtılmayan Goral, şu çağrıda bulundu: "Sanayi tesislerinin arıtma sistemleri bağımsız akademik dergiler tarafından 7 gün 24 saat denetlenmelidir. Dere yatağı acilen temizlenmeli, depolanma alanları saklanmalıdır. Halkın hiçe sayan firmalara göstermelik cezalar değil, üretim durmaya kadar devam eden ağır yaptırımlar uygulanır." Açıklamanın sonunda Bursa halkına seslenen Ali Kamil Göral, "1970'lerde balıkların yüzdüğü Nilüfer Çayı'nı bu hale gelenlerden hesap sormak için bu şehrin namus borcudur. Toprağımızı, suyumuzu ve tükenmişliğin tükenmişlikleriyletenlere zarar verebileceğiz" kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.