Hava Durumu

#Çifte Standart

- Çifte Standart haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çifte Standart haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

PAŞADER Kongresinde Gerginlik: Saadet Partisi Heyeti Salonu Terk Etti Haber

PAŞADER Kongresinde Gerginlik: Saadet Partisi Heyeti Salonu Terk Etti

PAŞADER tarafından toplanan olağan kongreye seçim heyecanı kadar siyasi gerilim de damga vurdu. Mevcut Başkan Murat Tunçel, oyların 481'ini alarak yeniden başkanlığa seçilmişken, kongrede yaşanan “konuşma krizi” salonda tansiyonu yükseltti. Yoğun katılımla toplanan kongrede, Bursa siyasetinin önemli isimleri de yer aldı. Protokol konuşmalarında ilk söz hakkı CHP'li temsilcilere verilirken, sırasıyla Erkan Aydın, Şükrü Erdem, Selçuk Türkoğlu ve Mehmet Seskır kürye kişiler konuşmalar yaptı. Ancak kongrede yaşanan bir gelişme, salonda ciddi rahatsızlığa neden oldu. Saadet Heyetine Söz Verilmedi, Tepki Sert Oldu Kongreye kalabalık bir grupla katılan Saadet Partisi heyetine söz hakkı verilmemesi, partililerin sert tepkisine yol açtı. Kongreye katılan isimler arasında Saadet Partisi Genel Merkez Bursa İl Müfettişi Salih Kocatepe ile Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Ahmet Vakkas Yıldız da yer aldı. Yaşananlara sert sözlerle tepki gösteren Salih Kocatepe, dernek yönetiminin tavrını “siyasi nezaketsizlik” olarak değerlendirdi. Kocatepe yaptığı şu ifadeleri kullandı: "Grubu olan bir siyasi partiye söz verilmezken, grup dahi olmayan siyasi partilere söz verilmiş olması bizi yok saymaktır. Bu tavır sadece bizlerde değil, Bursalıların vicdanını da yaralamıştır." “Bekledik, Dinledik Ama Yok Sayıldık” Saadet Partisi heyetinin tüm konuşmaları boyunca Kocatepe'yi dinlediğini, kendilerine hiçbir açıklama yapılmadan doğrudan seçimin geçmesini sert sözlerle eleştirdi. Kocatepe açıklamasının devamında şunları söyledi: "Bizler faiz oranları kongreye katıldık. Salondaki tüm siyasi ödemeleri bekledik. Siyasi partilerin sözlerini aldığı kadar doğal hiçbir şey yokken, bizim dikkate alınmamamız kabul edilmiyor. Hiçbir bilgilendirme yapılmadan kısaca 'zart' diye seçime geçildi. Bu yaklaşma hoş karşılandık ve protesto ederek salonu terk ettiniz." Kongrede Siyasi Ayrımcılık İddiası Yaşanan olayın ardından kongre kulislerinde “siyasi indirimi” tartışmaları başladı. Saadet Partisi cephesi, kongrede farklı siyasi partilere söz hakkı tanınırken kendilerinin dışlanmasının “çifte standart” olarak değerlendirilmesi sırasında, bazılarının da dernek yönetiminin daha kapsayıcı bir tutum sergilemesi sürecini ifade etti. Öte yandan yeniden başkan seçilen Murat Tunçel'in, kongrede yaşanan bu yoğunlukla ilgili nasıl bir açıklama yapacağı merak konusu oldu. PAŞADER Kongresinin Gölge Düşüşü Her ne kadar kongrenin ana bölümünün başkanlık seçimi olsa da, yaşanan protesto salonunu terk eden Saadet Partisi heyeti, organizasyonun önüne geçti. Bursa siyasetinde yankı uyandıran olayın ardından, birçok kişinin sivil toplum üyelerinin siyasi görüşlere eşit mesafede olması yerinde değerlendirmelerde bulundu. Kongre sonunda güveni yeniden tazeleyen Murat Tunçel ve yönetiminin sürecinde yaşanan tartışmalarla ilgili nasıl bir tutum sergileyeceği ise merakla bekleniyor.

EMEKLİ TSK MENSUBU SADETTİN UZLUK’TAN SERT ANALİZ: “İLKELER UNUTULDU, KOLTUK KAVGASI ÖNE ÇIKTI” Haber

EMEKLİ TSK MENSUBU SADETTİN UZLUK’TAN SERT ANALİZ: “İLKELER UNUTULDU, KOLTUK KAVGASI ÖNE ÇIKTI”

Bursa siyasetinde dikkat çeken bir çıkış, emekli Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu Sadettin Uzluk'tan geldi. Uzluk, geçmişteki kurucuları arasında yer alan İYİ Parti'nin bugün geldiği noktayı sert ifadelerle eleştirirken, teşkilat yapısından aday belirleme seçeneklerine kadar pek çok başlıkta ayrıntılı değerlendirmelerde bulundu. “KURULUŞ RUHU YERİNİ KOLTUK MÜCADELESİNE BIRAKTI” Uzluk'un açıklamalarında en dikkat çekici vurgu, partinin kuruluş amaçlarından uzaklaştığı yönünde oldu. “İlkeler, tüzük, liyakat ve özgürlük söylemleri seçim yaklaştıkça yer kavgasına bırakıldı” diyen Uzluk, özellikle örgüt içi rekabetin yıkıcı bir boyuta ulaşmasını savundu. Bir dönem Osmangazi'de kurucu olarak görev yaptığını hatırlatan Uzluk, "Gece gündüz emek veren kadroların tanımlanmasının, buna karşılık kenarda bekleyen isimlerin ön planda çıkarıldığını gösterdiğini" ifadeleriyle teşkilat yapısındaki değişime tepki gösterdi. “HAYALLER VE SÖZLER NEREDE KALDI?” Kuruluş sürecinde verilen vaatlerin unutulduğunu vurgulayan Uzluk, şu sorularla parti yönetimini hedef aldı: “Hani iktidar olacaktık? Hani ayrım olmayacaktı? Hani herkes aday adayı olabilecekti? Aynı hedefe yürüyen bir kadro olacaktık? Başaracaktık deniliyordu—peki şimdi ne oldu?” Bu ifadeler, parti tabanında yaşanan kırılmanın ve güven kaybının altını çizen güçlü bir eleştiri olarak öne çıktı. BURSA’DA OY KAYBI: %12’DEN %2’LERE Uzluk’un analizinde en somut veriler ise seçim sonuçları üzerinden geldi. Bursa ve özellikle Osmangazi özelinde oy oranlarının dramatik biçimde düştüğüne dikkat çekildi. “%12 seviyelerinden %2 bandına gerileyen oy oranı, yalnızca bir seçim sonucu değil, yönetimsel hataların açık göstergesidir” diyen Uzluk, bu düşüşün nedenlerinin sorgulanması gerektiğini belirtti. Ona göre asıl yapılması gereken; hatalarla yüzleşmek ve yeniden yapılanma planı oluşturmakken, bunun yerine teşkilat içi görevden almalar ve atamalarla sürecin yönetilmesi tabloyu daha da ağırlaştırdı. “ADAY LİSTELERİNDE AYNI İSİMLER, AYNI HATALAR” 2019 ve 2023 genel seçim aday listelerine de değinen Uzluk, bazı isimlerin sürekli ön planda tutulmasını eleştirdi. “Listeler incelendiğinde değişmeyen, klişeleşmiş isimler dikkat çekiyor. Asıl kırılma noktası burada başlıyor” diyerek aday belirleme sürecinin partiyi zayıflattığını savundu. 2024 YEREL SEÇİMLERİ: “SONUÇLAR ALARM VERİYOR” 2024 Türkiye yerel seçimleri sonuçlarını “yerle yeksan” olarak nitelendiren Uzluk, özellikle bazı ilçelerde alınan oyların çarpıcı biçimde düştüğünü ifade etti. Kestel örneğini veren Uzluk, “Teşkilat uyumu gözetilmeden belirlenen adaylarla yalnızca 516 oy alınması, siyasi gerçeklikten kopuşun en somut göstergesidir” dedi. Aynı şekilde Osmangazi’de alınan yaklaşık 9.800 oy için de “Partiden ayrılan isimlerin aldığı oylar neredeyse bunun iki katı—rakamlar açık konuşuyor” ifadelerini kullandı. “TEŞKİLAT HAFIZASI YOK SAYILDI” Uzluk, geçmişte yaşanan teşkilat krizlerini hatırlatarak, merkezden yapılan müdahalelerin partiye zarar verdiğini ileri sürdü. Özellikle Koray Aydın döneminde yaşanan bir teşkilat feshi örneğini hatırlatarak, “Aynı hatalar tekrar ediliyor, ders alınmıyor” değerlendirmesinde bulundu. ETİK TARTIŞMASI: “ÇİFTE STANDART MI UYGULANIYOR?” Açıklamanın en sert bölümlerinden biri ise etik tartışmalar üzerineydi. Uzluk, bazı atama ve adaylık süreçlerinin parti ilkeleriyle çeliştiğini öne sürdü: “Seçim yasaklarına uymayan yöneticiler görevde kalabiliyorsa, bu bir zaaf değil midir?” “Genel merkezin talimatlarına rağmen yakın ilişkiler üzerinden aday belirlenmesi ne kadar adildir?” Bu sorularla parti yönetimini doğrudan hedef alan Uzluk, “Tüm bu gelişmeler ortadayken başarı adına çifte standart uygulanması kabul edilemez” diyerek eleştirilerini zirveye taşıdı. “YENİDEN YAPILANMA ŞART” Uzluk'un değerlendirmesi, yalnızca bir eleştiri değil aynı zamanda bir uyarı aktarılmıştır. “Seçmen gidişin düşüş başladı ve bu sürecin doğru analiz edilememesi durumunda geri dönüş daha da zorlaşacaktır” diyen Uzluk, parti yönetimine açık çağrıda bulundu: “Gerçeklerle yüzleşin, teşkilatın ayrıntılarını birleştirin ve ilk kurulduğunuz günkü ilkelere geri dönün.” Siyasi kulislerde geniş yankı uyandıran bu açıklamanın, süreçte parti içi tartışmaları daha da alevlendirmesi bekleniyor.

Orhan Karaduman’dan Gemlik Belediyesi’ne Kaldırım Tepkisi: “Denetimler Eşit Uygulanmalı” Haber

Orhan Karaduman’dan Gemlik Belediyesi’ne Kaldırım Tepkisi: “Denetimler Eşit Uygulanmalı”

İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanı Orhan Karaduman, Gemlik Belediyesi tarafından yapılan saldırılara yönelik saldırılara tepki gösterdi. Karaduman, ekranda sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini savunarak denetimlerin eşit ve adil şekilde yapılmasını ifade etti. Belediyenin açıklamasında “düzen sağlama” yönünde ısrarcı olduğunu vurgulayan Karaduman, kaldırım işgali denildiğinde yalnızca esnafın hedef alındığını öne sürdü. İlçede yürümelerin sadece işletmeler tarafından yapılmadığını, park halindeki araçlar tarafından da yoğun şekilde işgal edildiğini dile getiren Karaduman, bu konuda yeterli denetim yaptığını iddia etti. Karaduman, yaptığı açıklamalarda özellikle yayaların yaşadığı zorluklara dikkat çekerek, "Bebek arabasıyla yürüyen anneler, engelli vatandaşlar ve yaşlı bireylerin yürüyüşleri kullanmakta ciddi sıkıntılar yaşıyor. Bu durumun temel nedeni, kaldırımların araçların tarafından işgal edilmesidir" ifadesini kullandı. Belediyenin esnafa yönelik denetimlerde ceza uygulamaları uygulandığını ancak araç işgallerine karşı aynı hassasiyetin gösterilmediğini savunan Karaduman, bu durumu “çifte standart” olarak nitelendirdi. Kaldırımların aslı kullanım amacının yayalar olduğunu vurgulayan Karaduman, gerçek bir düzenin ancak kuralların sağlığı eşitleyerek sağlanabileceğini belirtti. Araçların kaldırımlarının işgal edilmesine karşı daha etkin denetim yapılması işlemi ifade eden Karaduman, caydırıcı cezaların toplanması ve özellikle engelli erişiminin güvencesinin toplanmasında bulunuyordu. Açıklamasında, mevcut sistemin yeterli olup olmadığını dile getiren Karaduman, “Gemlik halkının özgürlüğünü, adaleti ve samimiyeti bekliyor” dedi.

SERT ÇIKIŞ: “BU BİR DÖNÜŞÜM DEĞİL, AÇIKÇA MAĞDURİYET ÜRETME DÜZENİ!” Haber

SERT ÇIKIŞ: “BU BİR DÖNÜŞÜM DEĞİL, AÇIKÇA MAĞDURİYET ÜRETME DÜZENİ!”

İmar yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu, yaptığı açıklamayla hem kalkınma politikalarına hem de tarım-toprak katkılarına sert sözlerle yüklendi. Hacıoğlu, “Bu ülkelerde sorun artık teknik değil, doğrudan adalet sorunudur” diyerek mevcut sistemin vatandaş aleyhine uygulamalarını açıkça dile getirdi. “Mülkiyet Yoksa Dönüşüm Değil, Felaket Vardır!” Hacıoğlu'nun en net vurgusu, evrensel insanın barınma gücünün kalıcı hukuki güvence altında olmamasıydı. Kamuoyuna yansıyan payların gerçeği saklamadığını söyleyen Hacıoğlu, ayırma dönüşümü adı altında tutulan liberallerin vatandaşta güven değil korku yarattığını söyledi: "Altını kalın çizgilerle çiziyoruz: Mülkiyeti olmayan bir yapıda olmayan dönüşüm olmaz! Olursa bunun adı dönüşüm değil, açıkça mağduriyet döndürür." Bugün tapusu, yapı kaydı veya resmi seçenekleri bulunmayan dünya genelinde dönüşüm kapsamına alınmasının ciddi sonuçları doğuran Hacıoğlu, şu risklere dikkat çekti: Hak sahipliğinin belirsiz bırakılması Yerinde dönüşüm yerine vatandaşın yerinden edilmesi Ağır borç yükleriyle karşı karşıya kalınması Sosyal bağların koparılması ve yaşam düzeninin altüst edilmesi “Önce Yapı Kayıt, Sonra Dönüşüm!” Hacıoğlu’na göre çözüm açık ama bilinçli şekilde erteleniyor: “Yapı kayıt sistemi olmadan yapılan her dönüşüm, çözüm değil yeni bir krizdir.” Yapı kayıt sisteminin yalnızca teknik bir düzenleme değil, aynı zamanda sosyal adalet meselesi olduğunu vurgulayan Hacıoğlu, bu sistemin: Mülkiyet hakkını güvence altına alacağını Devlet-vatandaş ilişkisini yeniden tesis edeceğini Dönüşüm süreçlerini adil hale getireceğini Afet riskleri için sağlıklı veri oluşturacağını ifade etti “KENTSEL DEĞİL, RANTSAL DÖNÜŞÜM DAYATILIYOR!” Sahadan gelen tepkilerin artık gizlenemez noktaya ulaştığını söyleyen Hacıoğlu, vatandaşın talebini şu sözlerle özetledi: “Biz kentsel dönüşüm değil, rantsal dönüşüm görüyoruz! İnsanlar evlerini değil, hayatlarını kaybetme korkusu yaşıyor.” Vatandaşın talebinin son derece net ve meşru olduğunu belirten Hacıoğlu: “Önce hakkımızı verin, sonra dönüşümü konuşalım!” diyerek çağrısını yineledi. MECLİS’E AÇIK ÇAĞRI İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nin talepleri ise net: Yapı kayıt düzenlemesi derhal Meclis’e getirilmeli Mülkiyet sorunları çözüme kavuşturulmalı Kentsel dönüşüm adil bir zemine oturtulmalı Hacıoğlu’nun sert uyarısı dikkat çekti: “Adalet yoksa dönüşüm de yoktur! Olsa olsa insanları yerinden etmek vardır.” TARIM ÜZERİNDEN İKİYÜZLÜLÜK ELEŞTİRİSİ: “BETONA GELİNCE SERBEST, VATANDAŞA GELİNCE YASAK!” Açıklamanın ikinci bölümünde ise hedefte bu kez tarım politikaları ve şehirleşme anlayışı vardı. Hacıoğlu, üretim modeli üzerinden çarpıcı bir karşılaştırma yaparak mevcut sistemin çelişkilerini gözler önüne serdi. 700 metrekarelik bir arazide klasik tarım yapan bir vatandaşın neredeyse hiçbir gelir elde edemediğini belirten Hacıoğlu, buna karşılık aynı alanın doğru planlandığında katbekat fazla ekonomik değer üretebildiğini söyledi. “650 kilo mısırdan elde edilen gelirle bir ailenin temel gıda ihtiyacı bile karşılanamazken, aynı alan doğru kullanıldığında adeta bir yaşam sistemine dönüşür.” Ancak asıl sert çıkış, tarım arazilerinin imara açılması konusundaydı: “Şu an oturduğunuz evlerin büyük çoğunluğu 20-30 yıl önce tarım arazisiydi. O zaman sorun yoktu da, vatandaş kendi tarlasına küçük bir yapı yaptığında mı ‘tarım düşmanı’ oluyor?” “BU DÜZEN MİLLİ SERVETİ YOK EDİYOR!” Hacıoğlu, sistemin çifte standart üzerine kurulu olduğunu savundu: Büyük projeler için tarım arazileri kolayca imara açılıyor Vatandaş kendi arazisinde yapılaşınca suçlu ilan ediliyor “Eğer gerçekten toprağı korumak istiyorsanız, o zaman buyurun şehirlerin büyük bölümünü yıkın! Çünkü hepsinin altında bir zamanlar tarım vardı.” “ADALET İMZAYLA DEĞİL, VİCDANLA OLUR!” Açıklamanın en çarpıcı cümlesi ise şu oldu: “Bir imzayla hava imara açca 'yasal', vatandaş kullanınca 'suç' oluyor. Bu adalet değil, açık bir çifte standarttır.” “BAHÇELİ YAŞAM LÜKS DEĞİL, HAKTIR!” Hacıoğlu, şehirleşme politikalarının insanlardan doğadan koptuğunu belirterek, bahçeli yaşamın bir ayrıcalık olmadığını temel bir hak olduğunu söyledi. Langa Caddesi örneğini veren Hacıoğlu, örnekleri şu şekilde özetledi: "Bir zamanlar bostan olan yerler bugün beton yığını. Ama o toprakların hafızası hala yaşıyor. Langa hıyarı şu anda bir efsane olarak anılıyorsa, bu bizi kaybettiğimizi kaybetmemişiz yeter." SON SÖZ: “BU ARTIK BİR UYARI DEĞİL, AÇIK BİR İSYANDIR” İmar yasasına Takılanlar Derneği'nin açıklaması, yalnızca bir basın metni değil; Büyüyen bir toplumsal tepkinin sert bir dışavurumu olarak değerlendiriliyor. Mesaj net: Mülkiyet çözülmeden dönüşüm olmaz. Adalet sağlanmadan sistem işlemez. Toprak korumasından gelecek kurulmaz. Ve en önemlisi: Vatandaş yok sayılarak hiçbir politika ayakta kalmıyor.

BURSA SİYASETİNDE KRİZ: ERDOĞAN KAÇAR’DAN İL YÖNETİMİNE AĞIR SUÇLAMALAR Haber

BURSA SİYASETİNDE KRİZ: ERDOĞAN KAÇAR’DAN İL YÖNETİMİNE AĞIR SUÇLAMALAR

Bursa'daki parti içi tartışmalar yeni bir boyut kazandı. Osmangazi'de ilçe başkan adaylığı sürecinde öne çıkan isimlerden Erdoğan Kaçar, hazırlanan kapsamlı rapor ve disiplinli savunma raporunu genel merkeze sunarak yönetime yönelik dikkat çekici iddialarda bulundu. Kaçar, Bursa İl Örgütü'nde “tüzük ihlalleri, belediye vesayeti, liyakatsız kadrolaşma ve ideolojik savrulmanın” yaşandığını öne sürdü. “SANDIK İRADESİ GASP EDİLDİ” İDDİASI Kaçar, Osmangazi İlçe Seçimi sürecinde üye gücünün yok sayıldığı iddiasıyla, 4 Şubat 2024 tarihli ön seçimde 764 oy aldığına rağmen listede sıralandığında geri çekildiğini belirtti. Bu durumu “açık bir yetki gaspı” olarak nitelendiren Kaçar, il yönetiminin bölgesel devre dışı devre dışı bırakılmasını savundu. OLAĞANÜSTÜ KONGREYE “BASKI VE ŞANTAJ” SUÇLAMASI 2 Şubat 2025 tarihinde ortaya çıktığı Osmangazi'nin ilk İlçe Kongresi'ne de değinen Kaçar, bu süreçte belediyenin hasar gördüğünü iddia etti. Kaçar'ın raporunda, Erkan Aydın ve bazı yerel kaynaklar tarafında olduğu, delegeler üzerinde baskı kayıtları ve iş vaadi ya da odadan çıkma tehdidiyle oy yönlendirmesi yapıldığı öne sürüldü. Ayrıca mevcut ilçe yönetiminin belediye hizmetleriyle desteklendiğini savunan Kaçar, adaylık sürecinde tehdit edildiğini de iddia etti. DİSİPLİN KURULUNA “TARAFSIZLIK” ELEŞTİRİSİ Kaçar, Bursa İl Disiplin Kurulu'nda savunma sırasında kendisine yöneltilen “Kimin adamısınız?” kişilerin kuruluşunda gölge düşürdüğünü belirtti. İl Disiplin Yönetim Kurulu Başkanı Adil Öztürk'ü de eleştiren Kaçar, kuruluşun hukuki değil siyasi saiklerle hareket ettiğini iddia etti. MİLLETVEKİLİNE YÖNELİK TUTUM TARTIŞMA YARATTI Raporda ayrıca, Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal'a yönelik tutum da eleştirildi. Kaçar, bir ziyaret üzerinden milletvekiline yönelik “kınama” ifadelerinin yayınlanmasını öne sürerek, bunun partinin iddialarına aykırı olduğunu savundu. “AKRABA VE HEMŞEHRİ KADROLAŞMASI” İDDİASI Kaçar'ın en dikkat çekici iddialarından biri de il yönetimindeki kadrolaşma üzerine oldu. İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, başta olmak üzere bazılarını dinleyen hemşehrilik ve akrabalık ilişkileri üzerinden görevlendirildiğini öne süren Kaçar, liyakat ilkesinin ortadan kalktığını iddia etti. “BELEDİYE ÜZERİNDEN SİYASİ İKBAL” SUÇLAMASI Raporda, bazı il ücretlerinin belediye iştiraklerinde görev aldığı ve bunun etik dışı olduğu ileri sürüldü. Kaçar, bu durumu “maaşlı örgüt” olarak nitelendirerek, parti emekçilerinin dışlandığını savundu. İDEOLOJİK ELEŞTİRİLER VE “SAVRULMA” VURGUSU Kaçar, il yönetiminin partinin temel değerlerinden uzaklaştığını da öne sürerek, özellikle laiklik ve parti ideolojisi konusunda eleştirilerde bulundu. Açıklamasında, partinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün eleştirisi ve iç denetim konusundaki sözlerine ilişkin açıklamalarda bulunuldu. “İNTİKAM AMAÇLI DİSİPLİN SÜRECİ” İDDİASI kendisinin hakkında sürekli disiplin sürecini “intikam amacını taşıdığını” savunan Kaçar, eleştirilerinin ardından hedefin alındığını ileri sürdü. Kaçar, Bursa'daki bazı isimlerin disipline sevk edilmezken bizzat hedef alınmasının “çifte standart” olduğunu iddia etti. SONUÇ VE TALEP 10 Nisan 2026 tarihli raporda Kaçar, hakkında ihraç edilen talebin reddedilmesini isterken; İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ve İl Disiplin Kurulu Başkanı Adil Öztürk olmak üzere bazı yöneticiler hakkında kesin ihraç talebiyle soruşturma talebini talep etti. Bursa siyasetinde yankı uyandıran bu özet raporun ardından gözler genel merkezin atılacağı adımlara çevrildi. Kısmen bu gerilimin önümüzdeki günlerde daha da derinleşebileceği değerlendiriliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.