Hava Durumu

#Çiftçi

- Çiftçi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çiftçi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ANAHTAR PARTİ İZNİK’TE YENİ DÖNEM: ERKAN ÇAKIR İLÇE BAŞKANI OLDU Haber

ANAHTAR PARTİ İZNİK’TE YENİ DÖNEM: ERKAN ÇAKIR İLÇE BAŞKANI OLDU

Anahtar Parti’nin Bursa genelindeki teşkilatlanma çalışmaları sürerken İznik İlçe Başkanlığı’nda yeni dönem başladı. Bursa İl Başkanı Fikret Arslan’ın görüşü doğrultusunda, Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu’nun kararıyla Erkan Çakır, Anahtar Parti İznik İlçe Başkanı olarak görevlendirildi. Yeni görevlendirmeyle birlikte partinin İznik’te teşkilat yapısını güçlendirmesi ve saha çalışmalarına daha fazla ağırlık vermesi bekleniyor. İZNİK’İN SORUNLARI SAHADAN GÜNDEME TAŞINACAK İlçe Başkanlığı görevini üstlenen Erkan Çakır’ın öncelikli çalışma alanlarından birinin İznik’in yerel sorunları olması bekleniyor. Yeni dönemde vatandaş, esnaf, çiftçi, gençler, kadınlar, sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütleriyle doğrudan temas kurulması planlanıyor. Mahalle ziyaretleri ve saha çalışmalarıyla ilçenin ihtiyaçlarının yerinde tespit edilmesi, vatandaşlardan gelen talep ve önerilerin siyasi gündeme taşınması hedefleniyor. İznik’te ulaşım ve altyapıdan tarıma, turizmden çevre sorunlarına, gençlerin istihdamından kırsal mahallelerin ihtiyaçlarına kadar birçok başlık yeni yönetimin gündeminde olacak. TURİZM VE İZNİK GÖLÜ ÖNCELİKLİ BAŞLIKLAR ARASINDA Tarihi ve kültürel mirasıyla Bursa’nın önemli turizm merkezlerinden biri olan İznik’in sahip olduğu potansiyelin ekonomik kalkınmaya daha güçlü şekilde yansıtılması gerektiği belirtiliyor. İznik Gölü’nün korunması da ilçenin önemli gündem maddeleri arasında bulunuyor. Su kaynaklarının sürdürülebilir kullanılması, çevre kirliliğiyle mücadele ve doğal yaşamın korunmasına yönelik çalışmaların yeni dönemde yakından takip edilmesi bekleniyor. Turizmin yıl geneline yayılması, ilçenin tanıtımının güçlendirilmesi ve ziyaretçi hareketliliğinin yerel esnafa daha fazla ekonomik katkı sağlaması da üzerinde durulacak konular arasında gösteriliyor. ÇİFTÇİ VE GENÇLER İÇİN SAHA ÇALIŞMASI Tarımın önemli geçim kaynaklarından biri olduğu İznik’te üreticilerin artan maliyetler, sulama, pazarlama ve ürünlerin değerinde satılması konusunda yaşadığı sıkıntıların gündeme taşınması hedefleniyor. Özellikle çiftçinin üretimde kalmasını sağlayacak politikalar, yerel ürünlerin markalaştırılması ve üreticinin pazarlama imkanlarının güçlendirilmesi konusunda çalışmalar yapılması bekleniyor. Gençlerin ilçede kalmasını sağlayacak eğitim, mesleki gelişim, sosyal yaşam ve istihdam imkanları da yeni yönetimin üzerinde duracağı başlıklardan biri olacak. TEŞKİLATLANMA ÇALIŞMALARI HIZ KAZANACAK Erkan Çakır’ın atanmasının ardından Anahtar Parti’nin İznik’teki teşkilatlanma sürecinin hızlandırılması planlanıyor. İlçe yönetiminin oluşturulmasının ardından mahalle yapılanmalarının güçlendirilmesi ve vatandaşlarla doğrudan temasın artırılması hedefleniyor. Bursa İl Başkanı Fikret Arslan’ın koordinasyonunda yürütülecek çalışmalarla partinin İznik’te daha etkin ve geniş tabanlı bir teşkilat yapısına ulaşması amaçlanıyor. Erkan Çakır’ın önümüzdeki süreçte teşkilat yapılanmasını tamamlayarak saha çalışmalarına başlaması beklenirken, Anahtar Parti’nin İznik’te izleyeceği yeni siyasi yol haritası da merakla takip edilecek.

Dervişoğlu Bursa’da tarlaya indi: “Devlet çiftçiye borçlu” Haber

Dervişoğlu Bursa’da tarlaya indi: “Devlet çiftçiye borçlu”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun Bursa programında tarım ve çiftçinin yaşadığı ekonomik sorunlar öne çıktı. Programına Türkiye’nin 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın anıt mezarını ziyaret ederek başlayan Dervişoğlu, daha sonra Çeltikçi köyüne geçerek çiftçilerle buluştu. Üreticilerle birlikte hasada katılan Dervişoğlu, çiftçilerin yaşadığı sorunları tarlada dinledi. Vatandaşın sorunlarını sahada dinleyerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşıdıklarını belirten Dervişoğlu, siyaseti vatandaşla birlikte yapmaya çalıştıklarını söyledi. “Milletin içinde olmakla iftihar ediyoruz” diyen Dervişoğlu, kendilerine verilen milletvekilliği sorumluluğunu doğru kullanmak için çalıştıklarını ifade etti. “Borçlu olan çiftçi değil, devlet” Dervişoğlu’nun açıklamalarının en dikkat çeken bölümlerinden biri çiftçilere sağlanan desteklere ilişkin değerlendirmeleri oldu. Çiftçinin üretimden uzaklaşmaya başladığını savunan Dervişoğlu, üreticinin emeğinin karşılığını alamadığı için farklı geçim yollarına yöneldiğini söyledi. Tarımsal desteklerin kanunda öngörülen seviyede verilmediğini öne süren Dervişoğlu, gayrisafi milli hasılanın yüzde 1’inin çiftçilere ayrılması gerektiğini belirtti. Bu miktarın yaklaşık 750 milyar liraya karşılık geldiğini söyleyen Dervişoğlu, çiftçilere sağlanan desteğin bunun çok altında kaldığını savundu. Dervişoğlu, “Borçlu olan çiftçi değildir. Aslına bakarsanız devlet çiftçiye borçludur” sözleriyle mevcut tarım politikalarını eleştirdi. Çiftçinin banka borcuna dikkat çekti Çiftçilerin bankalara olan toplam borcunun 1,5 trilyon lirayı geçtiğini belirten Dervişoğlu, üreticinin bir taraftan borçlarını diğer taraftan faiz yükünü karşılamaya çalıştığını söyledi. Mevcut şartlarda çiftçinin ekonomik olarak ayakta kalmasının giderek zorlaştığını savunan Dervişoğlu, iktidara gelmeleri halinde çiftçinin borç yükünü azaltmaya yönelik adımlar atacaklarını ifade etti. Dervişoğlu, “Cenabı Allah bize bu ülkeyi yönetmeyi nasip ederse, 5 yıl içinde çiftçilerin bankalara 1 lira bile borcu kalmayacak” dedi. “Tarlalar vatandır, muhafızları çiftçilerdir” Konuşmasında tarımsal üretimin ülkenin bağımsızlığı açısından taşıdığı öneme de değinen Dervişoğlu, Türkiye’nin kendi gıda ihtiyacını karşılayabilecek üretim kapasitesini koruması gerektiğini söyledi. “Bir millet kendisini besleyemezse başkalarına esir olur” diyen Dervişoğlu, çiftçiyi ve tarım arazilerini korumanın stratejik bir mesele olduğunu belirtti. Dervişoğlu, “Bizim için tarlalar vatandır, muhafızları da çiftçilerimizdir” ifadelerini kullandı. Üreticinin toprağından kopmasının önüne geçilmesi gerektiğini söyleyen Dervişoğlu, çiftçilere de üretimden vazgeçmeme çağrısında bulundu. Gençlerin tarımdan uzaklaşmasına dikkat çekti Türkiye’de çiftçilik yapan nüfusun yaş ortalamasının 60’a yaklaştığını ifade eden Dervişoğlu, gençlerin giderek tarımsal üretimden uzaklaştığını söyledi. Sorunun yalnızca belirli ürünleri yetiştiren çiftçilerle sınırlı olmadığını belirten Dervişoğlu; domates, biber ve ayçiçeği üreticilerinin yanı sıra fındık, incir ve pamuk üreticilerinin de ekonomik sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi. Üreticilerin borç yükünün azaltılması ve tarımsal üretimin yeniden cazip hale getirilmesi gerektiğini savunan Dervişoğlu, devletin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi halinde Türkiye’nin tarımda başka ülkelere bağımlı kalmayacağını söyledi. “Anadolu’yu adım adım dolaşacağım” Çiftçinin sorunlarını yerinde görmeye devam edeceğini belirten İYİ Parti lideri, Anadolu’nun farklı bölgelerini ziyaret ederek üreticilerle buluşacağını açıkladı. Sorunların çözümünün vatandaşla birlikte oluşturulması gerektiğini ifade eden Dervişoğlu, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal sorunlarını aşabilecek güce sahip olduğunu söyledi. Dervişoğlu konuşmasını, “Türkiye’nin çözülmeyecek hiçbir derdi yoktur. Türkiye büyük bir ülkedir. Türk milleti büyük bir milletin adıdır. Yeni bir Türk mucizesi doğmalıdır, doğacaktır. Belki yarın, belki yarından da yakın” sözleriyle tamamladı.

BURSA’NIN YERLİ KARPUZU TARLADA KALDI! Haber

BURSA’NIN YERLİ KARPUZU TARLADA KALDI!

Üretici kara kara şunu düşünüyor: “Masrafımızı bile çıkaramıyoruz” Bursa'da yaz aylarının önemli tarım ürünlerinden biri olan yerli karpuzda üretici zor günler yaşıyor. Hasat döneminin gelmesiyle birlikte tarlalarda tonlarca karpuz alıcı beklerken, düşük fiyatlar ve artan beklentiler nedeniyle emeklerinin karşılığını alamadıklarını söylüyor. Mazot, gübre, ilaç, sulama ve işçiliklerinin giderdiğini yükselten çiftçiler, tarladaki satış fiyatlarının üretim masraflarını karşılamada yetersiz kalanları dile getiriyor. “KARPUZ VAR, ALICI YOK” Aylar boyunca liderlerin başında gelenler, şimdi ise yetiştirdikleri karpuzu satabilmenin mücadelesini veriyor. Üreticiler sıkıntıyı, "Aylarca emek verdiler. Gübre, mazot, ilaçlama, sulama, çalışma sırasında ciddi masraf yaptık. Şimdi karpuzumuz tarlada bekliyor. Ürünümüz var ama ulaşım şeklinde alıcı bulamıyoruz. Böyle giderse çiftçilik yapan yıl ekim yapılamayan hale gelecek" sözleriyle dile getiriyor. ÜRETİCİ DESTEK BEKLİYOR Karpuzun tarlada kalman yalnızca çiftçinin değil, bölgesel yönetimde üretimin geleceğinin de sorununun belirtilmesi, kurumsalden ve ilgili kurumlardan çözüm bekleniyor. Çiftçinin talebi ise oldukça net: Üretim maliyetleri dikkate alınmıyor, yerli ürün üretiliyor ve üreticinin malı değerinde satabileceği pazar seçeneklerinin üretilebiliyor. Bursa'nın bereketli ürünleri yetişen yerli karpuz tarlada kalırken, üreticinin dilinde tek bir soru var: “Biz üretmezsek yerine bu sofralara ürünü kim üretir?” ???? Peki sizce Bursa'nın yerli üretimini korumak için ne yapılmalı?

Gelecek Partisi Bursa İl Başkanı Mahmut Fuat Kadıoğlu: “Çiftçi Üretiyor, Kazanan Başkaları Oluyor” Haber

Gelecek Partisi Bursa İl Başkanı Mahmut Fuat Kadıoğlu: “Çiftçi Üretiyor, Kazanan Başkaları Oluyor”

Gelecek Partisi Bursa İl Başkanı Mahmut Fuat Kadıoğlu, uygulanan hububat alım fiyatlarına sert tepki göstererek, tarım sektörünün ihmal edildiğini ve üreticinin alındığının arttığını alamadığını söyledi. Çiftçinin artan artışları, düşük alım fiyatları ve geciken ödemeler arasında adeta hayatta kalma mücadelesi veren Kadıoğlu, mevcut tarım politikalarının üreticiyi değil aracını ve ithalatçı lobilerini koruduğunu savundu. Türkiye'nin en önemli tarımsal tarım alanlarından biri olan Bursa'da sağlanan büyük bir umutsuzluk içinde hasat sezonuna girdiğini ifade eden Kadıoğlu, uygulanan fiyatların çiftçinin beklentilerinin çok uzağında kaldığını belirtti. "Bugün tarlada alın teri döken çiftçi kazanamıyor. Mazotun, gübrenin, yetişen, tohumların ve sulama maliyetlerin sürekli olarak bakılmış bir şekilde uygulanan alım fiyatları üreticinin yorgunluk hafifletmek yerine daha da ağırlaştırıyor. Çiftçi üretiyor, kazanan ancak yine başkaları oluyor" dedi. “Üretici Beklemiyor, Mecbüren Satıyor” Çiftçinin ekonomik baskılar nedeniyle bolluğun elinde tutmanın mümkün olmadığını vurgulayan Kadıoğlu, üreticinin hasat sonrasında adeta bir borç ödemenin içine itildiğini söyledi. "Çiftçimizin önünde yeni sezon hazırlıkları var. “Toprak Mahsulleri Ofisi Çiftçiye Değil, Soruna Dönüyor” Toprak Mahsulleri Ofisi'nin ödeme süreçlerini de eleştiren Kadıoğlu, ürününü teslim eden çiftçinin haftalarca parasını beklemek zorunda kaldığını ifade etti. "Çiftçi bugün nakde ihtiyaç duyuyor. Ancak ürün teslim ediyor ve haftalarca ödeme bekliyor. Üretici zaten yüksek sıcaklıklar altında ezilmiş durumda. Bir de ödeme gecikmeleri nedeniyle yeni borçlanmalara yönelmek zorunda kalıyor. Çiftçinin enerji rejimi her geçen gün büyüyor. Tarımı sürdürmeye devam etmeden önce nefes alacaksınız." “Rekolte Yüksek Ama Kazanç Düşük” Bu yıl yağışların olumlu seyretmesi nedeniyle birçok bölgedeki verim seviyesinin yükseldiğine dikkat eden Kadıoğlu, yüksek rekoltenin çiftçi için avantaja dönüşmesi gerekirken tam tersine fiyat baskısına dönüştüğünü söyledi. "Geçen yıl kuraklık yaşandı, don felaketleri yaşandı, üretim düştü. Bu yıl ise çiftçinin tüm zorluklara rağmen üretmeye devam etti ve tarlalarda bereket var. Ancak ne yazık ki Türkiye'de çiftçinin kaderi değişmiyor. Üretim artınca fiyatlar düşüyor, üretim azalınca yükseliyor yükseliyor. Her şart altında zayıflıyor yine oluyor oluyor. Bu anlayışlar değişmediği üremenin tükenmesi mümkün değil." “Türkiye Tarımda Dev Olabilir Ama Yanlış Politikalar Engel Oluyor” Türkiye'nin sahip olduğu üretim potansiyeline rağmen yanlış planlamalar nedeniyle tarımda hak sağladığı dağıtıma ulaşamadığını ifade eden Kadıoğlu, ihracat odaklı yeni bir tarım vizyonuna ihtiyaç olduğunu söyledi. "Türkiye bereketli topraklarıyla, güçlü çiftçisiyle ve üretim kapasitesiyle dünyanın sayılı tarım ülkelerinden biri. Ancak plansızlık, öngörüsüzlük ve günü kurtarmaya yönelik politikalar nedeniyle çiftçi üretimden uzaklaşıyor. Yüksek rekolte doğru ihracat politikalarıyla desteklenebilse hem üretken kazanır hem ülke ekonomik olarak güçlenir. Sorunte değil, üretiliyori değerlendiremiyor." “Çiftçinin Feryadı Artık Görmezden Gelinemez” Tarımda yaşanan ekonomik sıkıntıların artık kritik seviyeye ulaşmasını sağlayan Kadıoğlu, çiftçilerin arttırılmasının yapılmaması gerektiğini söyledi. "Çiftçimiz bağırmak istemiyor, dağıtmak istiyor. Bugün Anadolu'nun dört bir yanında üretici aynı soru soruyor: Üretiyoruz ama neden kazanamıyoruz? Bu sorun çözümü yıllardır yanlış uygulanan tarım politikalarında saklıdır. Çiftçinin kazanamadığı bir yerde üretim sürdürülemez. Üretimin olmadığı yerde ise gıda güvenliği devreye girer." “Tarım Milli Güvenlik Meselesidir” Açıklamanın sonunda tarım ve hayvancılığın yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Kadıoğlu, üreticiyi koruyan politikaların artık ertelenemez bir öğrenildiğini söyledi. "Tarım ve hayvancılık yalnızca ekonomik faaliyet değildir. Bu insanların aynı zamanda gıda sigortasıdır, bağımsızlığın ve milli geleceğin garantisidir. Kendi çiftçisini koruyamayan ülkelerin topraklarında ekmek dahi yurtdışında almak zorundadır. Üreten çiftçiyi destekler, emeğin veren mali, maliyeti düşen ve üretim teşvik eden politikalar vaktini kaybetmekten hayatta kalmaktır. Çiftçimizin ayakta kalması demektir, Türkiye'nin ayakta kalması demektir. Tarım çökerse sadece ekonomik değil, 86 milyon."

Anahtar Parti Lideri Ağıralioğlu: Razı değiliz! Haber

Anahtar Parti Lideri Ağıralioğlu: Razı değiliz!

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partinin Niğde halk buluşmasına katıldı. Vatandaşın yaşadığı dönemde 'razı oluyor' diyerek itiraz eden Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi: "Bizler parti değil devlet, oy değil millet demeye karar vermiş bir hareketiz. O yüzden AK Parti'ye düşmana ya da hasıma bakıyor gibi bakmıyoruz; adetaya bakıyor gibi bakıyoruz. O aynada olduğu gibi iyi, neyin kötü olduğunu; ne yapılınca memleketin abad, ne yapılınca berbat olduğunu görerek, bunun derin muhasebesini yaparak yürüyoruz. Anahtar Parti olarak geride kalan 24 yıllık muhasebesini yapıyor ve gür bir sesle haykırıyoruz: 2026 yılında biz bu emekli ücretine razı olmadık! Biz bu asgari ücrete razı olmuyoruz! Çocuklarımıza reva görülen bu yarım yamalak eğitime, evlatlarımızın işsizliğine ve mesleksiz kalmaya razı olmuyoruz! Tarımdaki bu plansızlığa, çiftçimizin omuzlarına yüklediğiniz ağır yüklere razı oluyoruz! Bu dağınıklık yüzünden ürünün tarlada dağılmasına sebep olan savurganlığınıza, programsızlığa razı olmadığınızda! Yüksek faize, bu ağır enflasyona razı olmuyoruz! Adaletin bu denli siyasallaşmasına, küresel adaletsizliklere, torpile ve zavallılığa asla razı olmadık! Bizler bir zamanlar emekli ikramiyemizle bir ev, bir araba alabiliyorduk; şimdi ise o ikramiyeyle bir koltuk takımı dahi alınamıyor. Biz bu düzene razı olmuyoruz! Biz bu memleketi bu hale gelen sizin dağınıklığınızdan, plansızlığınızdan, israfınızdan ve hesapsız harcamalarınızdan bizim tıslamamıza düşen bu fakirliğe razı olduk! Size bu memleketi yönetin diye vekalet verdik. Biz sizin asiliniz, siz bizim vekilimiz olmanıza rağmen, elinizdeki devlet gücüyle birlikte korkutmaya çalışmanıza razı oluyoruz! Sizin artık bir patatesi bile yönetemeyecek durumda olduğunuzu görebilir ve size razı olduğumuzu! Her gün bir konuştuğunuzun ertesi gün tersini söylüyorsunuz, razı olmuyorsunuz. Onun davranışlarının mutlak olarak doğru olduğu, insanların dinini, imanını, vatan ve millet sevgisini sorgulama hakkını gelecekte görmeye; bu saygısızlığınıza razı olmuyorsunuz! Bir gün Öcalan'a sövüp oy toplamanıza, ertesi gün Öcalan ile yola devam etmeye kalkmanıza razı değiliz! Bu kadar varlık, imkan olan bir memleketi bu büyük darlığa düşmenize razı değiliz! Biz bugün doğru sorularınızı soruyoruz. Peki, bu gidişata sadece iyileşmeye devam etmekle mi kalmayız? Elbette hayır. Anahtar Parti, bu düzene razı olmayanların ve 'tüm bu söylediklerimizi düzeltecek imkan da akıl da bu devlette var' diyenlerin partisidir. dolayısıyla biz; eksiklerin yerine insanları aşa ve hayata geçirmek, mali istikrarı sağlamış, enflasyonsuz ve faizsiz bir ülkeyi inşa edecek olan iradeyiz. Liyakati kurumsallaşacak, müzakereleri tamamen kaldıracak, mevcuta dünya standartlarında bir eğitim vererek bu eğitimi istihdamla birleştirecek olan biziz. Tarımı ve tarladaki ürünü planlayacak; Çiftçinin ekerken maliyetine ortak olup, biçerken harmanda bereketi büyütecek olan kadroyuz. Biz bu memleketi dışarıdan kaldıracak olan tarafı temsil ediyoruz. Biz, sermayenin korkup kaçtığı değil, güvenin duyulabildiği bir ülkede organize edilmektedir. Paranın hangi ülkesinde, neden geldiğinizde siz de gayet iyi biliyorsunuz; çünkü bu memleketten kazandığınız paraları bizzat kendi başınıza uzaktaysanız, hukuk ve güven ortamında tam olarak oralarda yaşarsınız. Anahtar Parti olarak bizler, Türk siyasetinde nezaketin, mesuliyetin, terbiyenin ve devlet ciddiyetinin adresiyiz. Sayın Cumhurbaşkanı bugüne kadar karşısına çıkan pek çok rakibi kolayca yendi, hiçbirini dişine göre bulmadı ve bu kadar soruna rağmen o rakipleri yenmenin konforunu yaşadı. İşte Anahtar Parti, Reis Bey’in bu siyasi konforunu bozmak ve siyasete gerçek bir kalite getirmek için kurulmuştur. Tayyip Bey’in dilinden düşürmediği bir söz var: ‘Yahu bu yalan dünyada bir dişimize göre muhalefet bulamadık.’ Sayın Cumhurbaşkanım, biz tam dişinize göre bir hareketiz; siz şimdiden o dişlerinizi bir kontrol ettirin! Bizler sadece kuru bir iktidar koltuğu için değil, bu aziz milleti hak ettiği zenginlikle buluşturmak ve elinizde mağdur olmuş halkımızla kenetlenmek için geliyoruz. Bu yüzden bizim işimiz kolay. Neden mi kolay? Çünkü zor olanı bugüne kadar onlar yaptılar. Bu kadar yetişmiş insan gücü olan, bu kadar birikimi, imkânı ve potansiyeli bulunan muazzam bir memleketi bu darlığa, bu zorluğa düşürmek gerçekten büyük bir beceriksizlik isterdi; onlar işte bu zoru başardılar! Toprağınız olmasa, suyunuz olmasa, ekecek çiftçiniz, üretecek girişimciniz, satacak tüccarınız, projeyi yapacak mühendisiniz ya da dünyanın her yerine koşacak enerjiniz olmasa, dersiniz ki ‘ne yapalım, imkâanımız yok.’ Ama bu kadar varlığı olan bir memleketi siz yokluğa mahkum ettiniz. ANAHTAR PARTİ GELİNCE NE OLACAK? Biz gelince ne mi olacak? Biz gelince şu olacak: Bu partili cumhurbaşkanlığı işi devletimizi de milletimizi de çok yordu. Anahtar Parti iktidarında kesinlikle partili cumhurbaşkanlığı uygulaması olmayacak. Cumhurbaşkanı herkesin, 85 milyonun cumhurbaşkanı olacak. Kendi partisine yaslanıp diğer partilere öfke kusan bir figür yerine; her partiyi, her vatandaşı bu devletin öz evladı gibi gören kapsayıcı bir cumhurbaşkanlığı makamı tesis edilecek. Anahtar Parti iktidara geldiğinde, ilk ve en mühim adalet şemsiyesi bizzat cumhurbaşkanlığı makamından aşağıya doğru açılacak. Devletin başı, milletin de gerçek başı olacak; cumhurun başı, cumhurun tamamını kucaklayacak. Bizim iktidarımızda teröristler asla meclise giremeyecek. Anahtar Parti iş başına geldiğinde, kırk yıldır aziz milletimizin ümit şafaklarına kabus gibi çöken, yüreklere hüzün düşüren bu bölücü terör örgütlerini övenler, devletin tek bir kuruşuna dahi el süremeyecekler. Çocuklarımızın katiline meclis kürsülerinden övgüler dizip, bir de üstüne devletten maaş alma dönemi tamamen son bulacak. Bizim iktidarımızda teröriste terörist, terör örgütüne terör örgütü denir. Teröristlere ‘umut hakkı’ falan tanınmayacak, hainlerin adı dahi anılmayacak. Onların isimleri bir umutla değil, hak ettikleri en ağır cezalarla tarihin kara sayfalarına gömülecek. Kendilerine infaz edilmesi için verilen o cezaları son gününe kadar çekecek ve kirlettikleri bu dünyadan defolup gidecekler. Bizim, teröristlerin isimleriyle kirletilecek bir meclisimiz yoktur. Teröristler bizim devlet iktidarımızda asla ‘kurucu önder’ olarak kabul edilemez, edilmeyecektir. Hainler muhatap alınmayacak, önlerine mikrofonlar konulmayacak, prompter cihazları gönderilmeyecek ve onlarla asla kirli pazarlıklar, hediyeleşmeler yapılmayacaktır. Siyaset her şeyden önce ilkeli ve öngörülebilir olacak; milletimiz nihayet terbiyeli, seviyeli bir siyasete şahitlik edecek. Millet siyasetçilerden korkmayacak; aksine siyasetçiler milletten, milletin sandıktaki iradesinden korkacak. Bizim iktidarımızla birlikte; ‘Milletime verdiğim sözü tutamazsam, ben bir daha halkımın huzuruna çıkamam’ diyen edep sahibi siyasetçilerin dönemi başlayacak. Bugün seçip meclise gönderdiğimiz vekillerin, yarın bize ne yapacaklarını düşünmekten ödümüz patlıyor. Oysa onlar bizim vekilimiz, onları seçen asıl biziz. Bizler kadrolarımızı kurarken asla partili atamayacağız, partili kartviziti aramayacağız; sadece bileni arayacak, işin uzmanını bulacağız. O liyakatli isim bizim partimizden olmasa bile gözümüzü kırpmadan göreve getireceğiz. Çünkü bizim tek şiarımız liyakattir; biz liyakatin yanında, liyakat de bizim yanımızda olacak. Biz bu memleketi gençlerle ve kadınlarla birlikte omuz omuza vererek ayağa kaldıracağız. Bu ülkenin bütün yükünü şimdiye kadar hep birlikte çekmiş olduğumuz için önümüzde duran kalan yük, geçmişte göğüslediklerimizden asla daha fazla değildir. O yüzden inancınız tam olsun, memleketi ayağa kaldırmak çok kolaydır. TOPYEKÛN BİR SEFERBERLİK İLAN EDİLDİ Bugünden itibaren artık net bir şekilde seçim sathına girmiş bulunuyoruz. Anahtar Parti'yi önümüzdeki dönemde iktidar yapacaksak, bugünden tezi yok topyekûn bir seferberlik ilan ediyoruz. Biz sadece kürsülerden konuşan bir hareket etmiyoruz. Türkiye'nin onun bir köşesinde açtığımız bu teşkilatları; herkesin kendi helal alınışından, zamanından, eşinden, işinden ve sevdiklerinden fedakarlık ede ede, gece gündüz emek vererek kurduk. Halısını omuzunda taşıyan, boyasını kendi elleriyle yapan, kirasını cebinden veren, evde eşine yemeğini yaptırıp kermesine koşan, anasının hayır duasını alıp, babasını o kalabalığa omuz vermek diye faaliyetlerie çağıran, evlatlarına 'Biz sizlerin geleceği için çalışıyoruz' diyerek onları bu kutlu organizasyonlara katan koca bir neferiz biz. Bir milletin omuzlarına yeni bir yük düşüşün diye bunca meşakkati omuzlayıp, sadece bir yıl içinde 800 teşkilatı anında açan bu günlük partiye ve kadrolara hiçbir mecrada hakaret etmem, merkezsizlik yapılmasına asla bırakmam; bunu herkes böyle bilsin!”

Hürriyetçi Tarım ve Orman Sen Genel Başkanı Muzaffer Genç’ten Dünya Çiftçiler Günü Mesajı “Çiftçi Üretiyor, Değeri Başkaları Paylaşıyor” Haber

Hürriyetçi Tarım ve Orman Sen Genel Başkanı Muzaffer Genç’ten Dünya Çiftçiler Günü Mesajı “Çiftçi Üretiyor, Değeri Başkaları Paylaşıyor”

Hürriyetçi Tarım ve Orman Sen Genel Başkanı Muzaffer Genç, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü'nde yayımladığı özet özetini Türkiye'de tarım sektörünün karşı karşıya kaldığı sorunlara dikkat çekti. Çiftçinin üretmeye devam ettiğini ancak emeğinin karşılığını almakta zorlandığını belirten Genç, mevcut tarım politikalarının yeniden ele alınmasını vurgulayarak, "Çiftçi üretiyor ama oluşan büyük bölümlerde başkaları paylaşıyor" dedi. Muzaffer Genç açıklamasında, Dünya Çiftçiler Günü'nün yalnızca bir kutlama günü olmaması; Türkiye'nin üretim gücü, gıda geliştirme ve tarımın yeniden değerlendirme fırsatı olduğunu ifade etti. “Çiftçi Bu Ülkenin Üretim Gücüdür” Çiftçinin yalnızca havalandırmayı kişi değiştirmeyi amaçlayan Genç, üreticinin aynı zamanda ülkenin ekonomik bağımsızlığının ve gıda ekonomisinin temel taşı olduğunu söyledi. Gençlerin açıklamasında şu ifadeleri kullanıldı: "Çiftçi; emeğin, sabrın, üretimin ve milli bağımsızlığın lideridir. Türkiye'nin dört bir yanında çoğalan üreticimiz tüm zorluklara rağmen bölünmeyi bırakmıyor, üretmeye devam ediyor. Bu fedakarlık, geleceğe yönelik açıdan son derece değerlidir." Artan Maliyetler Çiftçiyi Zorluyor Tarım sektöründe yaşanan en büyük sorunlardan birinin üretim maliyetlerindeki hızlı artışa dikkat çeken Muzaffer Genç, mazot, gübre, yem, enerji ve tohum fiyatlarının çiftçiyi ciddi baskı altında bıraktığını söyledi. Özellikle küçük ve orta seçenekleri ekonomik açıdan ayakta kalmakta zorlanarak Genç: "Üretici çoğu zaman emeğin karşılığını alamıyor. Çiftçimiz büyük risk alıyor, yapıyor üretim ancak gelir dengesi giderek bozuluyor. Artan artış nedeniyle üretimin yapıldığı yapmak her geçen gün daha da zor hale geliyor." adanmış. “Kırsal Genç Nüfus Azalıyor” Açıklamada tarımın gelecek açısından kritik sorunlardan birinin gezideki genç katılımına da dikkat çekildi. Gençler için üretimin cazibesini kaybetmeye devam eden Muzaffer Genç, bunun uzun süreceği Türkiye'nin üretim faaliyetini tehdit edeceğini belirtti. "Gençler sürüşten kaçmıyor. Ancak emeğin gücü alabildiğine, sıcaklıkta planlayabilen bir sistem görmek istiyor. Köylerin yaşlanması ve üretici yaşın durdurulmasının yükselmesi, geleceğimiz adına ciddi bir uyarıdır." ifadelerini. “Üretici En Düşük Payı Alıyor” Tarım sektöründeki gelir sorununa da dikkat edilmesi Hürriyetçi Tarım ve Orman Sen Genel Başkanı Muzaffer Genç, üretim zincirinde en düşük artış çoğu zaman çiftçinin durumunun olduğunu söyledi. Tarladan çıkan ürün ile pazar fiyatları arasında farkın giderek büyüdüğünü vurgulayan Genç: "Çiftçi üretye, risk almaya ve ülkesine katkı sağlamaya devam ediyor. Ancak ürün ticaretiye ulaşana kadar fiyatlar katlanıyor. Bu süreçte araçlar ve büyük market zincirleri daha fazla kazanırken üretici hak ettiği gelir üretilemiyor. Bu tablo hem çiftçiyi hem de çalıştırıyor." dedi. “Türkiye Tarımda Çok Daha Güçlü Olabilir” Türkiye'nin sahip olduğu verimli topraklar, üretim kültürü ve insan kaynağı sayesinde tarımda çok daha güçlü bir genişlemeye ulaşabilen potansiyele sahip olduğunu belirten Genç, bunun ancak uzun vadeli politikalarla mümkün olabileceğini ifade etti. “Tarım sektörü günü kurtaran uygulamalarla değil; öngörülebilir, sürdürülebilir ve üreticiyi merkeze alan bir vizyonla yönetilmelidir.” diyen Genç, kalıcı çözümün önemine dikkat çekti. Hürriyetçi Tarım ve Orman Sen'den Çözüm Önerileri Muzaffer Genç sendikasında tarım sektörüne yönelik çözüm önerileri de sıraladı. Buna göre: Üretim azaltılacak sürekli adımlar atılmalı, Destekleme modelleri gerçek saha şartlarına göre yeniden düzenlenmeli, Çiftçinin finansmanı kolaylaştırılmalı, Planlı üretim modeli bürokratik engelleme oluşturmadan uygulanmalı, Kooperatifçilik sistemi güçlendirilmeli, Üreticinin pazardaki rekabet gücü artırılmalı, aracı yapıların fiyat oluşumunda etkisi artırılmalı, Tarımda teknoloji ve verimli üretim modelleri yaygınlaştırılmalı, Gençlere özel destek programı geliştirilmelidir. “Tarım Stratejik Bir Güçtür” Tarımın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda oluştuğunu vurgulayan Genç, krizlerin kendi üreticisini koruyan ülkeleri daha güçlü olduklarını söyledi. "Kendi çiftçisini güçlü tutan ülkelerin krizleri daha dirençli olur. Üreten toplumun ekonomik bağımsızlığını korur. Toprağına sahip olan milletlerin geleceğine de sahip çıkar." ifadelerini. “Çiftçi Kazanırsa Türkiye Kazanır” Dünya Çiftçiler Günü'nde çiftçilere yalnızca sözlü destek belgesinin yeterli olmayı hedefleyen Muzaffer Genç, üreticinin güçlü politikalarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Açıklamanın sonunda tüm çiftçilerin ve tarım çalışanlarının gününü kutlayan Genç şu mesajı verdi: "Bugün yapılması gereken; çiftçimizi yalnızca sözle değil, sürdürülebilir çözümlerle desteklemektir. Çünkü çiftçi kazanırsa Türkiye kazanır. Üretim gücü olurse ülke güçlenir. Hürriyetçi Tarım ve Orman Sen olarak emeğin, üretimin ve alın terinin yanında olmaya devam ediyor." Muzaffer Genç, başta çiftçiler olmak üzere tarım ve ormancılık sektöründe emek veren tüm çalışanlara 14 Dünya Çiftçiler Günü'nü kutlayarak Mayıs bereketli, huzurlu ve umut dolu mutluluklar temennisinde bulunuyordu.

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Sert Çıkış: “İznik Gölü’nü Göz Göre Göre Kurutuyorlar!” Haber

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Sert Çıkış: “İznik Gölü’nü Göz Göre Göre Kurutuyorlar!”

Bursa'nın en önemli doğal miraslarından biri olan İznik Gölü'nde yaşanan dramatik su kaybı, kamuoyunda giderek büyüyen bir endişeye dönüşürken, DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler'den dikkat etme ve sert ifadeler içeren bir açıklama geldi. Genişler, yağışlara rağmen göl seviyesinde yükselmemesinin “doğal değil, tamamen insan kaynaklı bir felaket” olduğunu vurgulayarak kurumsale yüklendi. “Yağmur Yağıyor Ama Göl Dolmuyor: Bu Bir Yönetim Krizidir” Recep Genişler, son dönemde artan yağışlara rağmen İznik Gölü'nün su seviyesinde toparlanmamasını eleştirerek, "Yağış var ama sonuç yok. Çünkü sorun gökyüzünde değil, kırılma yapılan yanlışlarda. Bu artık bir doğa olayı değil, açık bir yönetim krizidir" ifadesini kullandı. Sanayiye Sert Eleştiri: “Göl Adeta Fabrikalara Tahsis Edilmiş” Genişler, göldeki sanayi tesislerinin kontrolsüz su kullanımını dikkat çekmeyi, denetim eksikliğini hedef aldı: "Sanayi tesisleri aralığı sınırsız bir kaynak gibi kullanılıyor. Su çekiliyor ama geri dönüş yok. Denetim yok, yaptırımlar yok. İznik Gölü kısmen bazı fabrikalara tahsis edilmiş durumda. Bu kabul edilemez." Tarım Politikalarına Tepki: “Vahşi Sulama Devam Ediyor” Tarımda modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırılmamasını da eleştiren Genişler, yabani sulamanın göl üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti: "Çiftçi suçlanamaz, çünkü doğru yönlendirme yapılamıyor. Hâlâ ilkel sulama yöntemleri kullanılıyor. Damla sulama gibi sistemler teşvik edilmediği sürece bu israf devam edecek. Gölün suyu bilinçsizce tüketiliyor." İklim Krizi ve Kurumsal İhmalkârlık İklim değişikliğinin etkilerine de değinen Genişler, artan sıcaklıkların buharlaşmasını hızlandırdığını ancak asıl sorunun buna karşı önlem alınmaması olduğunu söyledi: "Evet, iklim krizi var. Ama bu krizle mücadele etmek için rejimin görevi. Siz hiçbir önlem almazsanız, buharlaşma artar, kaynaklar kurur. İznik Gölü kaderine terk edilmiş durumda." “Gölü Besleyen Damarlar Kurutuldu” Gölü besleyen dere ve büyümenin zayıflamasına da dikkat etme Genişler, plansız su yönetiminin ekosisteminin çökme noktasına geldiğini ifade etti: "Gölü besleyen damarlar bir kurutuldu. Dereler ya kurudu ya da bakış açısı değiştirildi. Bu göl kendi kendini yenileyemez hale getirildi." Sazlık Tahribatı: “Doğal Kalkan Yok Edildi” Kıyı bölgelerinde yaşanan tahribata da değinen Genişler, sazlık ürünlerinin yok olmasının büyük bir ekolojik hata olduğunu belirtti: "Sazlıklar bu gölde akciğeriydi. Yakıldı, kesildi, yok edildi. Doğal koruma aralıkları kaldırıldılar. Bu sadece çevre katliamı değil, ihanettir." “Bu Gidişle İznik Gölü Haritadan Silinecek” Açıklamanın sonunda resmi çağrıda bulunan Genişler, acil önlem alınmazsa geri dönüş olmayan bir süre boyunca girileceğini vurguladı: "Eğer bugün radikal olaylar alınmazsa, çok geç olacak. İznik Gölü'ne göre yok oluyor. Bu sadece İznik'in değil, Türkiye'nin kaybı olur. Herkes sorumluluk almak zorundadır." İznik Gölü'nde yaşanan bu kritik süreç, su yönetimi politikalarının yeniden tartışılmasının nedeni, bölgedeki kamuoyundaki gelişmeler tarafından yakından takip ediliyor.

Ümit Özdağ’dan İlçe İlçe Yoğun Program, Temas Trafiği ve Halk Buluşmaları Haber

Ümit Özdağ’dan İlçe İlçe Yoğun Program, Temas Trafiği ve Halk Buluşmaları

Türk siyasetinin sürekli takip edilen isimlerinden Ümit Özdağ, 16-19 Nisan 2026 tarihleri ​​arasında kayıtlı olanlar arasında gerçekleştireceği Bursa programıyla kentsel siyasi bölünmeye damga vurmaya hazırlanıyor. Dört günlük kapsamlı ziyaret takviminde esnaf buluşmalarından sanayi oda temaslarına, sivil toplum üyelerinin görüşmelerinden gençlik programlarına, ilçe kongrelerinden vatandaş ziyaretlerine kadar geniş yelpazede temaslar yer alıyor. Bursa'nın genel ilçelerine uzanan program, yalnızca parti çalışması değil; aynı zamanda ekonomi, toplumsal olaylar, yerel sorunlar, gençlik politikaları, göç, üretim ve sivil toplum başlıklarında yoğun bir saha mesaisi olarak değerlendiriliyor. Özdağ'ın Bursa turunun, kentte siyasi hareketliliğinin artması bekleniyor. İlk Durak İnegöl: Esnaf, Sanayi ve Vatandaş Teması Programın ilk günü olan 16 Nisan Perşembe'de İnegöl ilçesi ziyaret edilecek. Bursa'nın üretim gücü yüksek, ticaret hacmi geniş ve siyasi açıdan kritik ilçelerinden biri olan İnegöl'de gün boyu yoğun temaslar gerçekleştirilecek. Saat 12.30’da Genel Başkan’ın karşılanmasıyla başlayacak program kapsamında Perşembe Pazarı gezisi yapılacak. Bölgenin en yoğun alışveriş noktalarından biri olan pazar yerinde vatandaşlarla bir araya gelinmesi, esnafın ekonomik beklentilerinin dinlenmesi ve saha gözlemleri yapılması bekleniyor. Öğle yemeği arasının ardından saat 14.15’te İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası ziyareti gerçekleştirilecek. Sanayiciler, üreticiler ve iş dünyası temsilcileriyle yapılacak görüşmede ihracat, üretim maliyetleri, yatırım ortamı, istihdam ve sanayinin geleceği gibi başlıkların ele alınması öngörülüyor. Saat 15.00 ile 17.00 arasında çarşı yürüyüşü ve fuar alanı ziyareti planlanırken, saat 17.00’de basın toplantısı düzenlenecek. Günün son programı ise saat 20.00’de Sani Konukoğlu Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilecek konferans ve soru-cevap paneli olacak. Bu programda Özdağ’ın hem ulusal gündeme hem de Bursa özelindeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunması bekleniyor. Bursa Merkezde Yoğun Diplomasi Trafiği 17 Nisan Cuma günü programın merkezi Bursa olacak. Kent merkezinde yapılacak ziyaretlerde ekonomi, ticaret, sivil toplum ve toplumsal uzlaşı başlıkları ön plana çıkıyor. Saat 11.00’de Esnaf ve Sanatkarlar Odası ziyaretiyle başlayacak temaslarda küçük işletmelerin yaşadığı ekonomik sıkıntılar, finansmana erişim, kira baskısı ve ticari daralma gibi konuların gündeme gelmesi bekleniyor. Saat 13.00’te tarihi Ulu Camii’nde Cuma namazına katılım planlanıyor. Ardından saat 15.00’te RUMELİSİAD ziyareti gerçekleştirilecek. Rumeli kökenli iş insanlarının oluşturduğu yapıyla yapılacak görüşmede bölgesel kalkınma, yatırım iklimi ve göçmen topluluklarının ekonomik katkısı gibi konular öne çıkabilir. Saat 16.00 ile 16.30 arasında Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ziyareti yer alıyor. Kent ekonomisinin ana aktörlerinden biri olan BTSO ile yapılacak temas, programın dikkat çeken duraklarından biri olarak görülüyor. Akşam saat 19.00’da ise Demokrasi Platformu buluşması gerçekleştirilecek. Çeşitli sivil toplum kuruluşları ve farklı görüşlerden katılımcıların yer alacağı toplantının, diyalog ve fikir alışverişi açısından önem taşıdığı değerlendiriliyor. Cumartesi Günü: Göçmen Dernekleri, Açılış Töreni ve Gençlik Buluşması 18 Nisan Cumartesi günü program sosyal tabanı genişleten ziyaretlerle devam edecek. Günün ilk durağı saat 11.00’de BALGÖÇ olacak. Balkan göçmeni vatandaşların temsil edildiği önemli yapılardan biri olan BALGÖÇ ziyareti, Bursa’nın demografik ve kültürel yapısı açısından dikkat çekici başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Saat 13.00’te Yıldırım İlçe Başkanlığı binasının açılışı yapılacak. Parti teşkilatlanması açısından önem taşıyan açılış töreninin yoğun katılımla gerçekleşmesi bekleniyor. Saat 15.00’te Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde kitap imza programı ve Genel Başkan sempozyumu düzenlenecek. Bu etkinlikte Özdağ’ın siyasi vizyonunu, güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerini ve düşünsel perspektifini paylaşması bekleniyor. Günün finali ise saat 19.00'da Görükle'de yapılacak gençlik buluşması ve esnaf ziyaretiyle gerçekleşecek. Üniversitenin başlangıç ​​ve genç seçimlerinin yoğun olarak bulunduğu bölgede düzenlenen etkinlik, gençlik politikaları açısından önem taşıyor. Son Gün: Aile Ziyareti, İnanç Kurumları, Çiftçi Temaları ve Kongre 19 Nisan Pazar günü programının en dikkat çekici başlıklarından biri, saat 11.00'deki trafik kazası sonucu Zeynep Nas Sarıkaya'nın ailesinin ziyaret edileceği belirtildi. Sosyal dayanışma ve toplumsal yaşamın mesajını içeren bu olayın kamuoyunda yankı uyandırması bekleniyor. Saat 13.00'te Orhangazi Cemevi ziyareti gerçekleştirilecek. Farklı inanç kesimleriyle temas açısından önemli görülen program, toplumsal birliktelik mesajının taşınmasını sağladı. Saat 13.45'te Orhangazi Ziraat Odası ziyareti yapılacak. Tarım, üretim maliyetleri, çiftçi sorunları, su kaynakları ve kırsal kalkınma başlıklarının burada gündeme gelmesi bekleniyor. Saat 14.45'te Orhangazi Rumeli Göçmenleri Derneği ziyareti ve STK Sohbet Platformu gerçekleştirilecek. Bölgesel dayanışma, göçmen kimliği ve yerel kalkınma politikaları toplantılarının ana başlıkları arasında yer alabilir. Programın finali saat 17.00'de Kestel İlçe Kongresi yapılacak. 500 kişilik salonda düzenlenecek kongrenin, teşkilat açısından önemli kararların alınacağı ve geniş katılımın beklendiği bir organizasyon olması öngörülüyor. Kongrenin ardından Genel Başkan uğurlanacak. Bursa'da Siyasi Nabız Yükselecek Dört gün sürecek yoğun programda, Bursa'da siyasetin nabzını yükseltecek önemli bir ziyaret değişimi olarak görülüyor. İlçelere yayılan temaslar, farklı toplumsal kesimlerle kurulacak diyaloglar ve ekonomik güvenlere odaklı görüşmeler, program yalnızca rutin bir gezi değil; kapsamlı bir saha çalışmasının sürdürüldüğünü ortaya koyuyor. Esnaftan sanayiciye, gençlerden çiftçilere, sivil toplumdan inançlara kadar geniş kesimlerle buluşacak olan Ümit Özdağ'ın Bursa ziyareti, kent siyasetinde uzun süre tartışılacak başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.