Hava Durumu

#Çiftçi

- Çiftçi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çiftçi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anahtar Parti Lideri Ağıralioğlu: Razı değiliz! Haber

Anahtar Parti Lideri Ağıralioğlu: Razı değiliz!

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Niğde halk buluşmasına katıldı. Vatandaşın yaşadığı sorunlara ‘razı değiliz’ diyerek itiraz eden Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi: “Bizler parti değil devlet, oy değil millet demeye karar vermiş bir hareketiz. O yüzden AK Parti’ye düşmana ya da hasıma bakar gibi bakmıyoruz; adeta aynaya bakar gibi bakıyoruz. O aynada neyin iyi, neyin kötü olduğunu; ne yapılınca memleketin abad, ne yapılınca berbat olduğunu görerek, bunun derin muhasebesini yaparak yürüyoruz. Anahtar Parti olarak, geride kalan 24 yılın muhasebesini yapıyor ve gür bir sesle haykırıyoruz: 2026 yılında biz bu emekli ücretine razı değiliz! Biz bu asgari ücrete razı değiliz! Çocuklarımıza reva görülen bu yarım yamalak eğitime, evlatlarımızın işsizliğine ve mesleksiz kalmasına razı değiliz! Tarımdaki bu plansızlığa, çiftçimizin omuzlarına yüklediğiniz ağır yüklere razı değiliz! Bu dağınıklık yüzünden ürünün tarlada çürümesine sebep olan savurganlığınıza, programsızlığınıza razı değiliz! Yüksek faize, bu ağır enflasyona razı değiliz! Adaletin bu denli siyasallaşmasına, mülakat adaletsizliklerine, torpile ve yoksulluğa asla razı değiliz! Bizler bir zamanlar emekli ikramiyemizle bir ev, bir araba alabiliyorduk; şimdi ise o ikramiyeyle bir koltuk takımı dahi alınamıyor. Biz bu düzene razı değiliz! Biz bu memleketi bu hale getiren sizin dağınıklığınızdan, plansızlığınızdan, israfınızdan ve hesapsız harcamalarınızdan bizim hissemize düşen bu fakirliğe razı değiliz! Size bu memleketi yönetin diye vekalet verdik. Biz sizin asiliniz, siz bizim vekilimiz olmanıza rağmen, elinizdeki devlet gücüyle bizleri korkutmaya çalışmanıza razı değiliz! Sizin artık bir patatesi bile yönetemeyecek durumda olduğunuzu görüyoruz ve size razı değiliz! Her gün bir dediğinizin ertesi gün tersini söylüyorsunuz, razı değiliz. Her yaptığınızın mutlak doğru olduğuna inanıyor, insanların dinini, imanını, vatan ve millet sevgisini sorgulama hakkını kendinizde görüyorsunuz; bu saygısızlığınıza razı değiliz! Bir gün Öcalan’a sövüp oy toplamanıza, ertesi gün Öcalan ile yol yürümeye kalkmanıza razı değiliz! Bu kadar varlığı, imkanı olan bir memleketi bu büyük darlığa düşürmenize razı değiliz! Biz bugün doğru soruları soruyoruz. Peki, bu gidişata sadece razı olmamakla mı kalacağız? Elbette hayır. Anahtar Parti, bu düzene razı olmayanların ve ‘tüm bu saydıklarımızı düzeltecek imkân da akıl da bu devlette var’ diyenlerin partisidir. Dolayısıyla biz; eksiklerin yerine halkı aşa ve işe kavuşturan, finansal istikrarı sağlamış, enflasyonsuz ve faizsiz bir ülkeyi inşa edecek olan iradeyiz. Liyakati kurumsallaştıracak, mülakatı tamamen kaldıracak, çocuklarımıza dünya standartlarında bir eğitim verip bu eğitimi istihdamla birleştirecek olan biziz. Tarımı ve tarladaki ürünü planlayacak; çiftçi ekerken maliyetine ortak olup, biçerken harmanda bereketi büyütecek olan kadroyuz. Biz bu memleketi ayağa kaldıracak olan tarafı temsil ediyoruz. Biz, sermayenin korkup kaçtığı değil, güven duyup gelebildiği bir ülkeyi organize edeceğiz. Paranın hangi ülkeye, neden gittiğini sizler de gayet iyi biliyorsunuz; çünkü bu memleketten kazandığınız paraları bizzat kendiniz nerelere götürüyorsanız, hukuk ve güven ortamı tam olarak oralarda yatıyor. Anahtar Parti olarak bizler, Türk siyasetinde nezaketin, mesuliyetin, terbiyenin ve devlet ciddiyetinin adresiyiz. Sayın Cumhurbaşkanı bugüne kadar karşısına çıkan pek çok rakibi kolayca yendi, hiçbirini dişine göre bulmadı ve bu kadar soruna rağmen o rakipleri yenmenin konforunu yaşadı. İşte Anahtar Parti, Reis Bey’in bu siyasi konforunu bozmak ve siyasete gerçek bir kalite getirmek için kurulmuştur. Tayyip Bey’in dilinden düşürmediği bir söz var: ‘Yahu bu yalan dünyada bir dişimize göre muhalefet bulamadık.’ Sayın Cumhurbaşkanım, biz tam dişinize göre bir hareketiz; siz şimdiden o dişlerinizi bir kontrol ettirin! Bizler sadece kuru bir iktidar koltuğu için değil, bu aziz milleti hak ettiği zenginlikle buluşturmak ve elinizde mağdur olmuş halkımızla kenetlenmek için geliyoruz. Bu yüzden bizim işimiz kolay. Neden mi kolay? Çünkü zor olanı bugüne kadar onlar yaptılar. Bu kadar yetişmiş insan gücü olan, bu kadar birikimi, imkânı ve potansiyeli bulunan muazzam bir memleketi bu darlığa, bu zorluğa düşürmek gerçekten büyük bir beceriksizlik isterdi; onlar işte bu zoru başardılar! Toprağınız olmasa, suyunuz olmasa, ekecek çiftçiniz, üretecek girişimciniz, satacak tüccarınız, projeyi yapacak mühendisiniz ya da dünyanın her yerine koşacak enerjiniz olmasa, dersiniz ki ‘ne yapalım, imkâanımız yok.’ Ama bu kadar varlığı olan bir memleketi siz yokluğa mahkum ettiniz. ANAHTAR PARTİ GELİNCE NE OLACAK? Biz gelince ne mi olacak? Biz gelince şu olacak: Bu partili cumhurbaşkanlığı işi devletimizi de milletimizi de çok yordu. Anahtar Parti iktidarında kesinlikle partili cumhurbaşkanlığı uygulaması olmayacak. Cumhurbaşkanı herkesin, 85 milyonun cumhurbaşkanı olacak. Kendi partisine yaslanıp diğer partilere öfke kusan bir figür yerine; her partiyi, her vatandaşı bu devletin öz evladı gibi gören kapsayıcı bir cumhurbaşkanlığı makamı tesis edilecek. Anahtar Parti iktidara geldiğinde, ilk ve en mühim adalet şemsiyesi bizzat cumhurbaşkanlığı makamından aşağıya doğru açılacak. Devletin başı, milletin de gerçek başı olacak; cumhurun başı, cumhurun tamamını kucaklayacak. Bizim iktidarımızda teröristler asla meclise giremeyecek. Anahtar Parti iş başına geldiğinde, kırk yıldır aziz milletimizin ümit şafaklarına kabus gibi çöken, yüreklere hüzün düşüren bu bölücü terör örgütlerini övenler, devletin tek bir kuruşuna dahi el süremeyecekler. Çocuklarımızın katiline meclis kürsülerinden övgüler dizip, bir de üstüne devletten maaş alma dönemi tamamen son bulacak. Bizim iktidarımızda teröriste terörist, terör örgütüne terör örgütü denir. Teröristlere ‘umut hakkı’ falan tanınmayacak, hainlerin adı dahi anılmayacak. Onların isimleri bir umutla değil, hak ettikleri en ağır cezalarla tarihin kara sayfalarına gömülecek. Kendilerine infaz edilmesi için verilen o cezaları son gününe kadar çekecek ve kirlettikleri bu dünyadan defolup gidecekler. Bizim, teröristlerin isimleriyle kirletilecek bir meclisimiz yoktur. Teröristler bizim devlet iktidarımızda asla ‘kurucu önder’ olarak kabul edilemez, edilmeyecektir. Hainler muhatap alınmayacak, önlerine mikrofonlar konulmayacak, prompter cihazları gönderilmeyecek ve onlarla asla kirli pazarlıklar, hediyeleşmeler yapılmayacaktır. Siyaset her şeyden önce ilkeli ve öngörülebilir olacak; milletimiz nihayet terbiyeli, seviyeli bir siyasete şahitlik edecek. Millet siyasetçilerden korkmayacak; aksine siyasetçiler milletten, milletin sandıktaki iradesinden korkacak. Bizim iktidarımızla birlikte; ‘Milletime verdiğim sözü tutamazsam, ben bir daha halkımın huzuruna çıkamam’ diyen edep sahibi siyasetçilerin dönemi başlayacak. Bugün seçip meclise gönderdiğimiz vekillerin, yarın bize ne yapacaklarını düşünmekten ödümüz patlıyor. Oysa onlar bizim vekilimiz, onları seçen asıl biziz. Bizler kadrolarımızı kurarken asla partili atamayacağız, partili kartviziti aramayacağız; sadece bileni arayacak, işin uzmanını bulacağız. O liyakatli isim bizim partimizden olmasa bile gözümüzü kırpmadan göreve getireceğiz. Çünkü bizim tek şiarımız liyakattir; biz liyakatin yanında, liyakat de bizim yanımızda olacak. Biz bu memleketi gençlerle ve kadınlarla birlikte omuz omuza vererek ayağa kaldıracağız. Bu ülkenin bütün yükünü şimdiye kadar hep birlikte çekmiş olduğumuz için önümüzde duran kalan yük, geçmişte göğüslediklerimizden asla daha fazla değildir. O yüzden inancınız tam olsun, memleketi ayağa kaldırmak çok kolaydır. TOPYEKÛN BİR SEFERBERLİK İLAN EDİLDİ Bugünden itibaren artık net bir şekilde seçim sathına girmiş bulunuyoruz. Anahtar Parti’yi önümüzdeki dönemde iktidar yapacaksak, bugünden tezi yok topyekûn bir seferberlik ilan ediyoruz. Biz sadece kürsülerden konuşan bir hareket değiliz. Türkiye’nin her bir köşesinde açtığımız bu teşkilatları; herkesin kendi helal alın terinden, zamanından, eşinden, işinden ve sevdiklerinden fedakarlık ede ede, gece gündüz emek vererek kurduk. Halısını omuzunda taşıyan, boyasını kendi elleriyle yapan, kirasını cebinden veren, evinde eşine yemeğini yaptırıp kermesine koşan, anasının hayır duasını alıp, babasını o kalabalığa omuz versin diye faaliyetlere çağıran, evlatlarına ‘Biz sizlerin geleceği için çalışıyoruz’ diyerek onları bu kutlu organizasyonlara katan koca bir neferiz biz. Bir milletin omuzlarına yeni bir yük düşmesin diye bunca meşakkati omuzlayıp, sadece bir yıl içinde 800 teşkilatı birden açan bu tertemiz partiye ve kadrolara hiçbir mecrada hakaret ettirmem, nezaketsizlik yapılmasına asla müsaade etmem; bunu herkes böyle bilsin!”

Hürriyetçi Tarım ve Orman Sen Genel Başkanı Muzaffer Genç’ten Dünya Çiftçiler Günü Mesajı “Çiftçi Üretiyor, Değeri Başkaları Paylaşıyor” Haber

Hürriyetçi Tarım ve Orman Sen Genel Başkanı Muzaffer Genç’ten Dünya Çiftçiler Günü Mesajı “Çiftçi Üretiyor, Değeri Başkaları Paylaşıyor”

Hürriyetçi Tarım ve Orman Sen Genel Başkanı Muzaffer Genç, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yayımladığı kapsamlı açıklamada Türkiye’de tarım sektörünün karşı karşıya bulunduğu sorunlara dikkat çekti. Çiftçinin üretmeye devam ettiğini ancak emeğinin karşılığını almakta zorlandığını belirten Genç, “Çiftçi üretiyor ama oluşan değerin büyük bölümünü başkaları paylaşıyor” diyerek mevcut tarım politikalarının yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı. Muzaffer Genç açıklamasında, Dünya Çiftçiler Günü’nün yalnızca bir kutlama günü olmadığını; Türkiye’nin üretim gücünü, gıda güvenliğini ve tarımın geleceğini yeniden değerlendirme fırsatı olduğunu ifade etti. “Çiftçi Bu Ülkenin Üretim Gücüdür” Çiftçinin yalnızca toprağı işleyen kişi olmadığını belirten Genç, üreticinin aynı zamanda ülkenin ekonomik bağımsızlığının ve gıda güvenliğinin temel taşı olduğunu söyledi. Genç açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Çiftçi; emeğin, sabrın, üretimin ve milli bağımsızlığın temsilcisidir. Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca üreticimiz tüm zorluklara rağmen toprağını terk etmiyor, üretmeye devam ediyor. Bu fedakârlık, ülkemizin geleceği açısından son derece değerlidir.” Artan Maliyetler Çiftçiyi Zorluyor Tarım sektöründe yaşanan en büyük sorunlardan birinin üretim maliyetlerindeki hızlı artış olduğuna dikkat çeken Muzaffer Genç, mazot, gübre, yem, enerji ve tohum fiyatlarının çiftçiyi ciddi baskı altında bıraktığını söyledi. Özellikle küçük ve orta ölçekli üreticilerin ekonomik açıdan ayakta kalmakta zorlandığını belirten Genç: “Üretici çoğu zaman emeğinin karşılığını alamıyor. Çiftçimiz büyük risk alıyor, üretim yapıyor ancak gelir dengesi giderek bozuluyor. Artan maliyetler nedeniyle üretim planlaması yapmak her geçen gün daha da zor hale geliyor.” dedi. “Kırsal Genç Nüfus Azalıyor” Açıklamada tarımın geleceği açısından en kritik sorunlardan birinin kırsaldaki genç nüfusun azalması olduğuna da dikkat çekildi. Gençler için üretimin cazibesini kaybetmeye başladığını ifade eden Muzaffer Genç, bunun uzun vadede Türkiye’nin üretim kapasitesini tehdit ettiğini belirtti. “Gençler üretmekten kaçmıyor. Ancak emeğinin karşılığını alabildiği, geleceğini güvenle planlayabildiği bir sistem görmek istiyor. Köylerin yaşlanması ve üretici yaş ortalamasının yükselmesi, geleceğimiz adına ciddi bir uyarıdır.” ifadelerini kullandı. “Üretici En Düşük Payı Alıyor” Tarım sektöründeki gelir dağılımı sorununa da dikkat çeken Hürriyetçi Tarım ve Orman Sen Genel Başkanı Muzaffer Genç, üretim zincirinde en düşük payı çoğu zaman çiftçinin aldığını söyledi. Tarladan çıkan ürün ile market fiyatları arasındaki farkın giderek büyüdüğünü vurgulayan Genç: “Çiftçi üretmeye, risk almaya ve ülkesine katkı sunmaya devam ediyor. Ancak ürün tüketiciye ulaşana kadar fiyatlar katlanıyor. Bu süreçte aracılar ve büyük market zincirleri daha fazla kazanırken üretici hak ettiği gelir seviyesine ulaşamıyor. Bu tablo hem çiftçiyi hem tüketiciyi mağdur ediyor.” şeklinde konuştu. “Türkiye Tarımda Çok Daha Güçlü Olabilir” Türkiye’nin sahip olduğu verimli topraklar, üretim kültürü ve insan kaynağı sayesinde tarımda çok daha güçlü bir noktaya ulaşabilecek potansiyele sahip olduğunu belirten Genç, bunun ancak uzun vadeli politikalarla mümkün olabileceğini ifade etti. “Tarım sektörü günü kurtaran uygulamalarla değil; öngörülebilir, sürdürülebilir ve üreticiyi merkeze alan bir vizyonla yönetilmelidir.” diyen Genç, kalıcı çözümlerin önemine dikkat çekti. Hürriyetçi Tarım ve Orman Sen’den Çözüm Önerileri Muzaffer Genç açıklamasında sendika olarak tarım sektörüne yönelik çözüm önerilerini de sıraladı. Buna göre: Üretim maliyetlerini azaltacak kalıcı adımlar atılmalı, Destekleme modelleri gerçek saha koşullarına göre yeniden düzenlenmeli, Çiftçinin finansmana erişimi kolaylaştırılmalı, Planlı üretim modeli bürokratik engeller oluşturmadan uygulanmalı, Kooperatifçilik sistemi güçlendirilmeli, Üreticinin pazardaki rekabet gücü artırılmalı, Aracı yapıların fiyat oluşumundaki etkisi denetlenmeli, Tarımda teknoloji ve verimli üretim modelleri yaygınlaştırılmalı, Genç çiftçilere özel destek programları geliştirilmelidir. “Tarım Stratejik Bir Güçtür” Tarımın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Genç, kriz dönemlerinde kendi üreticisini koruyan ülkelerin daha güçlü kaldığını söyledi. “Kendi çiftçisini güçlü tutan ülkeler kriz dönemlerinde daha dirençli olur. Üreten toplumlar ekonomik bağımsızlığını korur. Toprağına sahip çıkan milletler geleceğine de sahip çıkar.” ifadelerini kullandı. “Çiftçi Kazanırsa Türkiye Kazanır” Dünya Çiftçiler Günü’nde çiftçilere yalnızca sözlü destek verilmesinin yeterli olmayacağını belirten Muzaffer Genç, üreticinin güçlü politikalarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Açıklamasının sonunda tüm çiftçilerin ve tarım çalışanlarının gününü kutlayan Genç şu mesajı verdi: “Bugün yapılması gereken; çiftçimizi yalnızca sözle değil, sürdürülebilir çözümlerle desteklemektir. Çünkü çiftçi kazanırsa Türkiye kazanır. Üretim güçlenirse ülke güçlenir. Hürriyetçi Tarım ve Orman Sen olarak emeğin, üretimin ve alın terinin yanında olmaya devam edeceğiz.” Muzaffer Genç, başta çiftçiler olmak üzere tarım ve ormancılık sektöründe emek veren tüm çalışanların 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutlayarak bereketli, huzurlu ve umut dolu yarınlar temennisinde bulundu.

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Sert Çıkış: “İznik Gölü’nü Göz Göre Göre Kurutuyorlar!” Haber

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Sert Çıkış: “İznik Gölü’nü Göz Göre Göre Kurutuyorlar!”

Bursa’nın en önemli doğal miraslarından biri olan İznik Gölü’nde yaşanan dramatik su kaybı, kamuoyunda giderek büyüyen bir endişeye dönüşürken, DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den dikkat çeken ve sert ifadeler içeren bir açıklama geldi. Genişler, yağışlara rağmen göl seviyesinin yükselmemesinin “doğal değil, tamamen insan kaynaklı bir felaket” olduğunu vurgulayarak yetkililere yüklendi. “Yağmur Yağıyor Ama Göl Dolmuyor: Bu Bir Yönetim Krizidir” Recep Genişler, son dönemde artan yağışlara rağmen İznik Gölü’nün su seviyesinin toparlanamamasını eleştirerek, “Yağış var ama sonuç yok. Çünkü sorun gökyüzünde değil, yeryüzünde yapılan yanlışlarda. Bu artık bir doğa olayı değil, açık bir yönetim krizidir” ifadelerini kullandı. Sanayiye Sert Eleştiri: “Göl Adeta Fabrikalara Tahsis Edilmiş” Genişler, göl çevresindeki sanayi tesislerinin kontrolsüz su kullanımına dikkat çekerek, denetim eksikliğini hedef aldı: “Sanayi tesisleri gölü sınırsız bir kaynak gibi kullanıyor. Su çekiliyor ama geri dönüşü yok. Denetim yok, yaptırım yok. İznik Gölü adeta bazı fabrikalara tahsis edilmiş durumda. Bu kabul edilemez.” Tarım Politikalarına Tepki: “Vahşi Sulama Devam Ediyor” Tarımda modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırılmamasını da eleştiren Genişler, vahşi sulamanın göl üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti: “Çiftçi suçlanamaz, çünkü doğru yönlendirme yapılmıyor. Hâlâ ilkel sulama yöntemleri kullanılıyor. Damla sulama gibi sistemler teşvik edilmediği sürece bu israf devam edecek. Gölün suyu bilinçsizce tüketiliyor.” İklim Krizi ve Kurumsal İhmalkârlık İklim değişikliğinin etkilerine de değinen Genişler, artan sıcaklıkların buharlaşmayı hızlandırdığını ancak asıl sorunun buna karşı önlem alınmaması olduğunu söyledi: “Evet, iklim krizi var. Ama bu krizle mücadele etmek devletin görevi. Siz hiçbir önlem almazsanız, buharlaşma artar, kaynaklar kurur. İznik Gölü kaderine terk edilmiş durumda.” “Gölü Besleyen Damarlar Kurutuldu” Gölü besleyen dere ve yeraltı kaynaklarının zayıflamasına da dikkat çeken Genişler, plansız su yönetiminin ekosistemi çökme noktasına getirdiğini ifade etti: “Gölü besleyen damarlar bir bir kurutuldu. Dereler ya kurudu ya da yönü değiştirildi. Bu göl kendi kendini yenileyemez hale getirildi.” Sazlık Tahribatı: “Doğal Kalkan Yok Edildi” Kıyı bölgelerinde yaşanan tahribata da değinen Genişler, sazlık alanların yok edilmesinin büyük bir ekolojik hata olduğunu belirtti: “Sazlıklar bu gölün akciğeriydi. Yakıldı, kesildi, yok edildi. Doğal koruma mekanizmasını ortadan kaldırdılar. Bu sadece çevre katliamı değil, geleceğe ihanettir.” “Bu Gidişle İznik Gölü Haritadan Silinecek” Açıklamasının sonunda yetkililere çağrıda bulunan Genişler, acil önlem alınmazsa geri dönüşü olmayan bir sürece girileceğini vurguladı: “Eğer bugün radikal kararlar alınmazsa, yarın çok geç olacak. İznik Gölü göz göre göre yok oluyor. Bu sadece İznik’in değil, Türkiye’nin kaybı olur. Herkes sorumluluk almak zorunda.” İznik Gölü’nde yaşanan bu kritik süreç, su yönetimi politikalarının yeniden tartışılmasına neden olurken, bölgedeki gelişmeler kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.

Ümit Özdağ’dan İlçe İlçe Yoğun Program, Temas Trafiği ve Halk Buluşmaları Haber

Ümit Özdağ’dan İlçe İlçe Yoğun Program, Temas Trafiği ve Halk Buluşmaları

Türk siyasetinin dikkatle takip edilen isimlerinden Ümit Özdağ, 16-19 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştireceği Bursa programıyla kentin siyasi gündemine damga vurmaya hazırlanıyor. Dört güne yayılan kapsamlı ziyaret takviminde esnaf buluşmalarından sanayi odası temaslarına, sivil toplum kuruluşları görüşmelerinden gençlik programlarına, ilçe kongrelerinden vatandaş ziyaretlerine kadar geniş yelpazede temaslar yer alıyor. Bursa’nın merkezinden ilçelerine uzanan program, yalnızca parti çalışması değil; aynı zamanda ekonomi, toplumsal meseleler, yerel sorunlar, gençlik politikaları, göç, üretim ve sivil toplum başlıklarında yoğun bir saha mesaisi olarak değerlendiriliyor. Özdağ’ın Bursa turunun, kentte siyasi hareketliliği artırması bekleniyor. İlk Durak İnegöl: Esnaf, Sanayi ve Vatandaş Teması Programın ilk günü olan 16 Nisan Perşembe’de İnegöl ilçesi ziyaret edilecek. Bursa’nın üretim gücü yüksek, ticaret hacmi geniş ve siyasi açıdan kritik ilçelerinden biri olan İnegöl’de gün boyu yoğun temaslar gerçekleştirilecek. Saat 12.30’da Genel Başkan’ın karşılanmasıyla başlayacak program kapsamında Perşembe Pazarı gezisi yapılacak. Bölgenin en yoğun alışveriş noktalarından biri olan pazar yerinde vatandaşlarla bir araya gelinmesi, esnafın ekonomik beklentilerinin dinlenmesi ve saha gözlemleri yapılması bekleniyor. Öğle yemeği arasının ardından saat 14.15’te İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası ziyareti gerçekleştirilecek. Sanayiciler, üreticiler ve iş dünyası temsilcileriyle yapılacak görüşmede ihracat, üretim maliyetleri, yatırım ortamı, istihdam ve sanayinin geleceği gibi başlıkların ele alınması öngörülüyor. Saat 15.00 ile 17.00 arasında çarşı yürüyüşü ve fuar alanı ziyareti planlanırken, saat 17.00’de basın toplantısı düzenlenecek. Günün son programı ise saat 20.00’de Sani Konukoğlu Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilecek konferans ve soru-cevap paneli olacak. Bu programda Özdağ’ın hem ulusal gündeme hem de Bursa özelindeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunması bekleniyor. Bursa Merkezde Yoğun Diplomasi Trafiği 17 Nisan Cuma günü programın merkezi Bursa olacak. Kent merkezinde yapılacak ziyaretlerde ekonomi, ticaret, sivil toplum ve toplumsal uzlaşı başlıkları ön plana çıkıyor. Saat 11.00’de Esnaf ve Sanatkarlar Odası ziyaretiyle başlayacak temaslarda küçük işletmelerin yaşadığı ekonomik sıkıntılar, finansmana erişim, kira baskısı ve ticari daralma gibi konuların gündeme gelmesi bekleniyor. Saat 13.00’te tarihi Ulu Camii’nde Cuma namazına katılım planlanıyor. Ardından saat 15.00’te RUMELİSİAD ziyareti gerçekleştirilecek. Rumeli kökenli iş insanlarının oluşturduğu yapıyla yapılacak görüşmede bölgesel kalkınma, yatırım iklimi ve göçmen topluluklarının ekonomik katkısı gibi konular öne çıkabilir. Saat 16.00 ile 16.30 arasında Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ziyareti yer alıyor. Kent ekonomisinin ana aktörlerinden biri olan BTSO ile yapılacak temas, programın dikkat çeken duraklarından biri olarak görülüyor. Akşam saat 19.00’da ise Demokrasi Platformu buluşması gerçekleştirilecek. Çeşitli sivil toplum kuruluşları ve farklı görüşlerden katılımcıların yer alacağı toplantının, diyalog ve fikir alışverişi açısından önem taşıdığı değerlendiriliyor. Cumartesi Günü: Göçmen Dernekleri, Açılış Töreni ve Gençlik Buluşması 18 Nisan Cumartesi günü program sosyal tabanı genişleten ziyaretlerle devam edecek. Günün ilk durağı saat 11.00’de BALGÖÇ olacak. Balkan göçmeni vatandaşların temsil edildiği önemli yapılardan biri olan BALGÖÇ ziyareti, Bursa’nın demografik ve kültürel yapısı açısından dikkat çekici başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Saat 13.00’te Yıldırım İlçe Başkanlığı binasının açılışı yapılacak. Parti teşkilatlanması açısından önem taşıyan açılış töreninin yoğun katılımla gerçekleşmesi bekleniyor. Saat 15.00’te Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde kitap imza programı ve Genel Başkan sempozyumu düzenlenecek. Bu etkinlikte Özdağ’ın siyasi vizyonunu, güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerini ve düşünsel perspektifini paylaşması bekleniyor. Günün finali ise saat 19.00’da Görükle’de yapılacak gençlik buluşması ve esnaf ziyaretiyle gerçekleşecek. Üniversite öğrencileri ve genç seçmenlerin yoğun bulunduğu bölgede düzenlenecek etkinlik, gençlik politikaları açısından önem taşıyor. Son Gün: Aile Ziyareti, İnanç Kurumları, Çiftçi Teması ve Kongre 19 Nisan Pazar günü programın en dikkat çeken başlıklarından biri, saat 11.00’de trafik kazası mağduru olarak belirtilen Zeynep Nas Sarıkaya ailesine yapılacak ziyaret olacak. Sosyal dayanışma ve toplumsal duyarlılık mesajı taşıyan bu temasın kamuoyunda yankı uyandırması bekleniyor. Saat 13.00’te Orhangazi Cemevi ziyareti gerçekleştirilecek. Farklı inanç kesimleriyle temas açısından önemli görülen program, toplumsal birliktelik mesajı niteliği taşıyor. Saat 13.45’te Orhangazi Ziraat Odası ziyareti yapılacak. Tarım, üretim maliyetleri, çiftçi sorunları, su kaynakları ve kırsal kalkınma başlıklarının burada gündeme gelmesi bekleniyor. Saat 14.45’te Orhangazi Rumeli Göçmenleri Derneği ziyareti ve STK Sohbet Platformu gerçekleştirilecek. Bölgesel dayanışma, göçmen kimliği ve yerel kalkınma meseleleri toplantının ana başlıkları arasında yer alabilir. Programın finalinde ise saat 17.00’de Kestel İlçe Kongresi yapılacak. 500 kişilik salonda gerçekleşecek kongrenin, teşkilat açısından önemli kararların alınacağı ve geniş katılımın beklendiği bir organizasyon olması öngörülüyor. Kongrenin ardından Genel Başkan uğurlanacak. Bursa’da Siyasi Nabız Yükselecek Dört gün sürecek yoğun program, Bursa’da siyasetin nabzını yükseltecek önemli bir ziyaret trafiği olarak görülüyor. İlçelere yayılan temaslar, farklı toplumsal kesimlerle kurulacak diyaloglar ve ekonomik başlıklara odaklanan görüşmeler, programın yalnızca rutin bir gezi değil; kapsamlı bir saha çalışması niteliği taşıdığını ortaya koyuyor. Esnaftan sanayiciye, gençlerden çiftçilere, sivil toplumdan inanç temsilcilerine kadar geniş kesimlerle buluşacak olan Ümit Özdağ’ın Bursa ziyareti, kent siyasetinde uzun süre konuşulacak başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.