Hava Durumu

#Bursa

- Bursa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bursa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BURSA’NIN DEPREM GERÇEĞİ MASADA: JAPON JICA RAPORLARI KENTİN RİSK HARİTASINI ORTAYA KOYDU Haber

BURSA’NIN DEPREM GERÇEĞİ MASADA: JAPON JICA RAPORLARI KENTİN RİSK HARİTASINI ORTAYA KOYDU

İznik-Gemlik ve İnegöl fayları için hazırlanan senaryolar, bina envanteri ve kritik yapı analizleri Bursa’nın afet hazırlığında yol haritası oluşturuyor BURSA – Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Büyükşehir Belediye Meclis Sözcüsü İsmail Şenol’un gündeme getirdiği deprem hazırlıkları, Bursa’nın yıllardır üzerinde çalıştığı afet risklerini yeniden gündeme taşıdı. Türkiye’nin en önemli sanayi ve tarih kentlerinden biri olan Bursa’nın deprem gerçeğine karşı hazırlıklı olması amacıyla 2020 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) arasında başlatılan kapsamlı çalışma, kentin afet risklerini bilimsel veriler ışığında ortaya koymayı hedefledi. 6 Şubat depremlerinden önce başlayan proje kapsamında Bursa’dan teknik ekipler Japonya’ya giderek deprem yönetimi, afet öncesi hazırlık, yapı güvenliği ve risk azaltma çalışmaları konusunda incelemelerde bulundu. Japon uzman ekipler de Bursa’ya gelerek kentin jeolojik yapısını, yapı stokunu ve olası deprem senaryolarını değerlendirdi. Çalışmalar sonucunda Bursa’nın deprem riskine ilişkin önemli analizler hazırlanırken, olası büyük depremlerin şehir üzerindeki etkilerini gösteren kapsamlı değerlendirmeler ortaya konuldu. BURSA’NIN İKİ KRİTİK FAY SENARYOSU JICA iş birliği kapsamında yapılan değerlendirmelerde Bursa için özellikle iki önemli fay hattı üzerinde duruldu. Bunlardan ilki; 7,6 büyüklüğünde deprem üretmesi beklenen İznik-Gemlik Fayı olarak öne çıktı. İkinci önemli senaryo ise; 7,2 büyüklüğünde deprem üretmesi beklenen İnegöl Fayı üzerinden değerlendirildi. Uzman çalışmalarında bu fayların oluşturabileceği olası sarsıntıların kentte meydana getirebileceği hasarlar bilimsel modellerle incelendi ve risk bölgeleri haritalandırıldı. Hazırlanan analizlerde, yalnızca fay hatlarının değil, bina özelliklerinin, yapı yaşlarının, kat yüksekliklerinin ve bölgesel yapı yoğunluklarının da dikkate alındığı belirtildi. BURSA’DAKİ 536 BİN BİNANIN ENVANTERİ ÇIKARILDI Deprem hazırlıkları kapsamında Bursa genelindeki yapı stokuna yönelik önemli bir çalışma gerçekleştirildi. Bu kapsamda; 536 bin binanın konum bilgileri, kat sayıları ve yapım yılları detaylı şekilde değerlendirildi. Kent genelindeki yapıların afet karşısındaki durumunu ortaya koymayı amaçlayan bu çalışma ile hangi bölgelerde risk yoğunluğunun daha fazla olduğu, hangi alanlarda öncelikli dönüşüm ve güçlendirme çalışmalarının yapılması gerektiği konusunda önemli bir veri altyapısı oluşturuldu. Uzmanların hazırladığı senaryolarda yalnızca bina yıkımları değil, ulaşım, altyapı, kritik tesisler ve ekonomik faaliyetlerin devamlılığı da değerlendirildi. GAZİAKDEMİR VE ALTIPARMAK ÖRNEKLERİ DİKKAT ÇEKTİ JICA çalışması kapsamında belirlenen örnek bölgelerde yapılan analizler, Bursa’nın yapı stokundaki riskleri daha somut şekilde ortaya koydu. Gaziakdemir Mahallesi Analizi Gaziakdemir Mahallesi’nde seçilen bir çalışma alanında toplam 323 bina üzerinde değerlendirme yapıldı. İnegöl Fayı senaryosuna göre gerçekleştirilen analizlerde, 7,2 büyüklüğündeki olası deprem durumunda bu binalardan 37’sinin yıkılabileceği öngörüldü. Bu çalışma, mahalle ölçeğinde risk tespiti yapılmasının ve yerinde dönüşüm planlarının önemini ortaya koydu. Altıparmak Mahallesi Analizi Bursa’nın yoğun yapılaşmış bölgelerinden biri olan Altıparmak Mahallesi’nde ise seçilen karelaj alanında 255 bina incelendi. Analizde; 160 binanın 1980 yılı öncesinde yapıldığı, 181 binanın 5 kat ve üzerinde olduğu belirlendi. İnegöl Fayı senaryosuna göre yapılan değerlendirmede ise bu yapı grubunda 90 binanın yıkılabileceği öngörüldü. Bu sonuçlar, özellikle eski yapı stokunun yoğun olduğu bölgelerde deprem risk azaltma çalışmalarının önemini bir kez daha ortaya koydu. KRİTİK TESİSLER İÇİN ÖZEL ANALİZLER YAPILDI Bursa’nın yalnızca konutlardan oluşan bir şehir olmadığına dikkat çekilirken, kritik altyapı tesislerinin de deprem güvenliği açısından büyük önem taşıdığı belirtildi. Bu kapsamda; Doğancı Barajı gibi yüksek önem taşıyan yapılar için özel analizler gerçekleştirildi. Su kaynaklarının güvenliği, ulaşım altyapısı, enerji sistemleri ve kamu hizmetlerinin deprem sonrasında kesintisiz sürdürülebilmesi için risk azaltıcı politikaların geliştirilmesi hedeflendi. SANAYİ BÖLGELERİ İÇİN “AFET SONRASI ÜRETİM” HEDEFİ Türkiye’nin en büyük sanayi merkezlerinden biri olan Bursa’da deprem hazırlıklarının önemli başlıklarından birini de organize sanayi bölgeleri oluşturuyor. JICA çalışmaları kapsamında organize sanayi bölgelerindeki yapıların güçlendirilmesi, olası depremde oluşabilecek yapısal hasarların azaltılması ve işletmelerin afet sonrasında üretime devam edebilmesini sağlayacak tedbirlerin geliştirilmesi hedeflendi. Bursa ekonomisinin büyük bölümünü oluşturan sanayi tesislerinin deprem sonrasında faaliyetlerini sürdürebilmesi, yalnızca kent ekonomisi açısından değil, Türkiye ekonomisi açısından da kritik bir konu olarak değerlendiriliyor. BURSA İÇİN YENİ DÖNEM: RİSK AZALTMA VE DİRENÇLİ KENT HEDEFİ Uzmanlara göre deprem hazırlığında temel amaç yalnızca binaların yıkılmasını önlemek değil; şehirlerin afet sonrasında yaşamaya ve üretmeye devam edebilecek kapasiteye ulaştırılması. Bu kapsamda; Riskli yapı stokunun belirlenmesi, Kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması, Kritik altyapıların güçlendirilmesi, Sanayi tesislerinin afet dayanıklılığının artırılması, Toplumun afet bilincinin yükseltilmesi Bursa’nın deprem dirençli bir kent olması açısından büyük önem taşıyor. “BURSA’NIN GELECEĞİ İÇİN BİLİMSEL VERİLERLE HAREKET EDİLMELİ” Bursa Büyükşehir Belediyesi ile JICA arasında yürütülen çalışma, kentin deprem risklerini bilimsel verilerle ortaya koyan önemli projelerden biri olarak değerlendiriliyor. İznik-Gemlik ve İnegöl fayları üzerinde hazırlanan deprem senaryoları, bina envanteri çalışmaları ve kritik yapı analizleri; Bursa’nın afetlere karşı hazırlığında önemli bir rehber niteliği taşıyor. Uzmanların ortak görüşü ise Bursa gibi sanayi, tarih ve nüfus yoğunluğu yüksek bir kentin deprem hazırlığını yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin güvenliği açısından da ele alması gerektiği yönünde. Bursa’nın önündeki en önemli görevlerden biri; bilimsel veriler ışığında, kamu kurumları, yerel yönetimler, akademik çevreler, meslek odaları ve vatandaşların ortak iradesiyle daha güvenli ve dirençli bir şehir modeli oluşturmak olarak görülüyor.

DEMOKRAT PARTİ GENEL BAŞKANI GÜLTEKİN UYSAL BURSA’DA DÜĞÜN BULUŞMASINDA PARTİLİLERLE BİR ARAYA GELDİ Haber

DEMOKRAT PARTİ GENEL BAŞKANI GÜLTEKİN UYSAL BURSA’DA DÜĞÜN BULUŞMASINDA PARTİLİLERLE BİR ARAYA GELDİ

BURSA – Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Bursa’da gerçekleştirilen anlamlı bir düğün organizasyonunda partililer, eski yol arkadaşları ve teşkilat mensuplarıyla bir araya geldi. Demokrat Parti Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi Ahmet Okur’un oğlunun düğün merasimi, siyaset ve teşkilat camiasından çok sayıda ismi aynı çatı altında buluşturdu. Bursa’da gerçekleştirilen düğün törenine Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın yanı sıra, Bursa İl Başkanı Ali Kamil Goral, geçmiş dönemlerde Demokrat Parti çatısı altında görev yapmış çok sayıda isim, teşkilat mensubu ve partili katılım sağladı. Organizasyon, yalnızca bir aile mutluluğuna ortak olunan özel bir gün olmanın ötesinde, Demokrat Parti camiasının geçmişten bugüne uzanan dostluk ve dayanışma bağlarının yeniden güçlendiği bir buluşma niteliği taşıdı. Bursa’da Teşkilat ve Siyaset Buluşması Düğün programında eski ve yeni dönem Demokrat Partililerin bir araya gelmesi dikkat çekerken, katılımcılar arasında uzun yıllar parti teşkilatlarında görev yapan isimlerin de yer aldığı görüldü. Genel Başkan Gültekin Uysal, program boyunca davetlilerle yakından ilgilenirken, eski yol arkadaşlarıyla sohbet ederek ülke ve yerel gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Samimi atmosfer içerisinde gerçekleşen buluşmada, siyaset gündeminin yanı sıra Bursa’nın ekonomik, sosyal ve yerel sorunları da ele alındı. Bursa’nın Sorunları Masaya Yatırıldı Bursa’nın Türkiye ekonomisi açısından stratejik bir kent olduğuna dikkat çeken katılımcılar, kentin sahip olduğu sanayi, tarım, ticaret ve turizm potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesi gerektiği görüşünü dile getirdi. Bursa’nın hızla büyüyen nüfusu, kentleşme baskısı ve altyapı ihtiyaçlarının önemli başlıklar arasında yer aldığı değerlendirmelerde; ulaşım, trafik yoğunluğu, plansız yapılaşma, çevre sorunları, sanayi bölgelerinin geleceği ve tarımsal alanların korunması gibi konuların kentin öncelikli meseleleri arasında bulunduğu ifade edildi. Türkiye’nin önemli sanayi merkezlerinden biri olan Bursa’da üretim gücünün korunması, küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenmesi, ihracat kapasitesinin artırılması ve sanayinin nitelikli dönüşüm sürecine hazırlanmasının önemine vurgu yapıldı. Ekonomi ve Üretim Gündemi Bursa’nın otomotiv, tekstil, makine, tarım ve gıda sektörlerinde Türkiye’nin lokomotif şehirlerinden biri olduğuna dikkat çekilirken, ekonomik koşulların üretici, esnaf ve çalışan kesimler üzerindeki etkileri de değerlendirildi. Katılımcılar, artan maliyetler, finansmana erişim sorunları, gençlerin istihdam beklentileri ve ekonomik belirsizliklerin şehir ekonomisine yansımalarının yakından takip edilmesi gerektiğini belirtti. Özellikle Bursa’nın üretim kapasitesinin sürdürülebilir olması için uzun vadeli şehir planlamasına ve ekonomik politikalara ihtiyaç olduğu görüşü öne çıktı. Tarım Alanlarının Korunması ve Kent Dengesi Düğün buluşmasında Bursa’nın tarımsal kimliği de gündeme gelen konular arasında yer aldı. Verimli ovalarıyla Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden biri olan Bursa’da tarım arazilerinin korunması, kırsal kalkınmanın desteklenmesi ve üreticinin güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Sanayi ve tarım arasındaki dengenin korunmasının Bursa’nın geleceği açısından büyük önem taşıdığı belirtilirken, plansız büyümenin kent kimliğine zarar vermemesi gerektiği görüşü paylaşıldı. Demokrat Parti Camiası Yeniden Bir Araya Geldi Ahmet Okur’un düğün töreni vesilesiyle gerçekleşen buluşma, Demokrat Parti teşkilatları açısından da önemli bir dayanışma görüntüsü oluşturdu. Geçmiş dönemlerde partide görev alan isimlerin aynı ortamda bulunması, parti içindeki vefa ve dostluk bağlarının devam ettiğinin göstergesi olarak değerlendirildi. Katılımcılar, siyasi görüş alışverişlerinin yanı sıra geçmiş dönem çalışmalarını hatırlayarak teşkilat kültürünün önemine vurgu yaptı. Uysal’dan Bursa Mesajı Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın Bursa ziyaretinde, kentin Türkiye açısından taşıdığı öneme dikkat çekildiği ve Bursa’nın sorunlarının yakından takip edilmesi gerektiği mesajı verildi. Uysal’ın, vatandaşların ekonomik beklentileri, yerel yönetimlerin karşılaştığı sorunlar ve Bursa’nın geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu öğrenildi. Bursa’daki buluşma, Demokrat Parti camiasının farklı dönemlerden isimlerini bir araya getiren, dostluk ve dayanışma mesajlarının öne çıktığı anlamlı bir organizasyon olarak kayıtlara geçti.

BBP Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı, Yıldırım İlçe Teşkilatını Ağırladı: "Yerel Gündemden Türkiye'nin Geleceğine Kadar Kapsamlı Değerlendirmelerde Bulunduk" Haber

BBP Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı, Yıldırım İlçe Teşkilatını Ağırladı: "Yerel Gündemden Türkiye'nin Geleceğine Kadar Kapsamlı Değerlendirmelerde Bulunduk"

BURSA – Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı, partisinin Bursa teşkilatlarıyla gerçekleştirdiği istişare toplantılarına bir yenisini daha ekledi. BBP Yıldırım İlçe Başkanı Gürkan Sidal ve beraberindeki ilçe yönetim kurulu üyelerini ağırlayan Alfatlı, gerçekleştirilen ziyarette Yıldırım ilçesinin öncelikli ihtiyaçlarından Bursa'nın genel gündemine, yerel yönetim çalışmalarından Türkiye'nin güncel siyasi ve ekonomik gelişmelerine kadar birçok başlıkta kapsamlı değerlendirmelerde bulunduklarını ifade etti. Parti teşkilatlarının sahadaki çalışmalarına büyük önem verdiklerini belirten Alfatlı, vatandaşların beklenti ve taleplerinin doğrudan teşkilatlar aracılığıyla genel merkeze taşınmasının, izlenecek siyasi politikaların oluşturulmasında önemli rol oynadığını söyledi. Yıldırım'ın Gündemi Masaya Yatırıldı BBP Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı'nın makamında gerçekleşen ziyarette, Bursa'nın en yoğun nüfusa sahip ilçelerinden biri olan Yıldırım'da yürütülen teşkilat çalışmaları, vatandaşlardan gelen talepler ve ilçede devam eden sosyal, ekonomik ve yerel yönetim uygulamalarına ilişkin kapsamlı istişarelerde bulunuldu. Toplantıda, mahalle teşkilatlanmalarının güçlendirilmesi, parti çalışmalarının daha geniş kitlelere ulaştırılması, vatandaşlarla birebir temasın artırılması ve yerel sorunların çözümüne yönelik izlenecek yol haritası da ele alındı. İlçe teşkilatının saha faaliyetleri hakkında bilgi alan Alfatlı, parti teşkilatlarının toplumun her kesimiyle güçlü iletişim içerisinde olmasının önemine dikkat çekti. Bursa'nın Öncelikli Konuları Değerlendirildi Görüşmede yalnızca Yıldırım ilçesi değil, Bursa genelinde yaşanan gelişmeler de kapsamlı şekilde değerlendirildi. Şehrin ulaşım, kentsel dönüşüm, sanayi, istihdam, çevre, sosyal yaşam ve ekonomik kalkınmasına ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı toplantıda, Bursa'nın geleceğine yönelik atılması gereken adımlar konusunda karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. BBP'nin yerel yönetim anlayışı doğrultusunda vatandaş odaklı hizmet anlayışının önemine vurgu yapılırken, teşkilatların sahadan aldığı geri bildirimlerin parti politikalarının şekillenmesinde önemli katkılar sunduğu ifade edildi. Türkiye Gündemine İlişkin Değerlendirmeler Gerçekleştirilen görüşmede Türkiye'nin güncel siyasi gündemi de ele alındı. Ekonomik gelişmeler, toplumsal beklentiler, dış politika, güvenlik konuları ve ülkenin içinde bulunduğu siyasi süreçler üzerine değerlendirmelerde bulunulurken, Büyük Birlik Partisi'nin milli ve manevi değerler temelinde yürüttüğü siyaset anlayışının önemine dikkat çekildi. Toplantıda, teşkilatların vatandaşlarla sürekli temas halinde olması, toplumun beklentilerini doğru analiz etmesi ve çözüm odaklı siyaset üretmeye devam etmesi gerektiği yönünde görüş birliği oluştu. Alfatlı'dan İlçe Teşkilatına Teşekkür Ziyaretin ardından açıklamada bulunan BBP Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı, Yıldırım İlçe Başkanı Gürkan Sidal ve yönetim kurulu üyelerine nazik ziyaretlerinden dolayı teşekkür etti. Alfatlı, teşkilatların özverili çalışmalarının partinin sahadaki gücünü artırdığını belirterek, birlik ve beraberlik içerisinde yürütülen çalışmaların Büyük Birlik Partisi'nin hedeflerine ulaşmasında önemli katkılar sağlayacağını ifade etti. Açıklamasında şu değerlendirmeye yer verdi: "Yıldırım İlçe Başkanımız Sayın Gürkan Sidal ve kıymetli ilçe yönetimimizi genel merkezimizde ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduk. Gerçekleştirdiğimiz samimi ve verimli görüşmede Yıldırım ilçemize ilişkin çalışmaların yanı sıra Bursa'mızın öncelikli meselelerini ve ülkemizin güncel gündemini kapsamlı şekilde değerlendirme fırsatı bulduk. Nazik ziyaretleri dolayısıyla kendilerine teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum." BBP Divan Toplantısı Genel Merkezde Yapıldı Öte yandan BBP Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı, parti çalışmaları kapsamında Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici başkanlığında gerçekleştirilen Divan Toplantısına da katıldı. Partinin genel merkezinde düzenlenen toplantıda, ülke gündemindeki gelişmeler, teşkilat faaliyetleri, önümüzdeki döneme ilişkin siyasi çalışmalar ve organizasyon planlamaları ele alındı. Genel Başkan Mustafa Destici'nin başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda parti yönetiminin çeşitli gündem maddelerini değerlendirdiği, teşkilat çalışmalarının güçlendirilmesine yönelik planlamaların yapıldığı ve önümüzdeki süreçte izlenecek siyasi yol haritası üzerinde görüş alışverişinde bulunulduğu belirtildi. Toplantının ardından açıklama yapan Ekrem Alfatlı, Divan Toplantısında alınan kararların hem parti teşkilatları hem de ülke adına hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni etti. Alfatlı açıklamasında, "Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici'nin başkanlığında Divan Toplantımızı genel merkezimizde gerçekleştirdik. Toplantımızda teşkilat çalışmalarımızdan ülke gündemine kadar birçok başlık kapsamlı şekilde değerlendirildi. Alınan kararların partimiz, milletimiz ve ülkemiz adına hayırlara vesile olmasını diliyorum." ifadelerini kullandı. Teşkilat Çalışmaları Sürüyor Büyük Birlik Partisi yönetimi, önümüzdeki dönemde de il ve ilçe teşkilatlarıyla gerçekleştireceği istişare toplantılarını sürdürerek sahadan gelen talepler doğrultusunda çalışmalarını devam ettirmeyi hedefliyor. Parti yönetimi, teşkilatların güçlendirilmesi, vatandaşlarla daha etkin iletişim kurulması ve yerel sorunların çözümüne yönelik çalışmaların artırılması amacıyla düzenlenen bu buluşmaların, hem parti organizasyonunun gelişmesine hem de toplumun beklentilerinin daha yakından takip edilmesine katkı sağlamasını amaçlıyor.

Anahtar Parti'den çocuklara patlamış Mısır, ailelere samimi sohbet Haber

Anahtar Parti'den çocuklara patlamış Mısır, ailelere samimi sohbet

Etkinliğe Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, Nilüfer İlçe Başkanı Öner Sevinç ile il ve ilçe teşkilatı yöneticileri katıldı. Yaz akşamının keyfini parkta geçiren ailelerle tek tek ilgilenen parti yöneticileri, Anahtar Parti'nin hedefleri ve çalışmaları hakkında bilgi verirken vatandaşların talep ve önerilerini de dinledi. Çocuklara patlamış mısır ikram edilirken, ailelerle sıcak ve samimi bir ortamda gerçekleşen buluşmada birlik, dayanışma ve gönül bağı mesajları ön plana çıktı. Aslan: "Siyaset, vatandaşın yanında olmaktır" Etkinlikte kısa bir değerlendirmede bulunan Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, vatandaşlarla doğrudan temas kurmanın önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Biz siyaset anlayışımızı yalnızca seçim dönemlerine sıkıştırmıyoruz. Vatandaşımızın olduğu her yerde, her zaman yanında olmayı önemsiyoruz. Bugün burada ailelerimizle bir araya gelerek hem çocuklarımızın mutluluğuna ortak olduk hem de hemşehrilerimizin görüş ve önerilerini dinleme fırsatı bulduk. Anahtar Parti olarak toplumun her kesimiyle gönül köprüleri kurmaya ve Bursa'nın geleceği için birlikte çalışmaya devam edeceğiz." Nilüfer İlçe Başkanı Öner Sevinç ise benzer buluşmaların farklı mahallelerde de sürdürüleceğini belirterek, vatandaşlarla iç içe olmaya devam edeceklerini ifade etti. Etkinlik, ailelerle çekilen hatıra fotoğrafları ve sohbetlerin ardından sona erdi.

Demokrat Parti Osmangazi İlçe Başkanı Semra Şahinalp'ten Deprem Çıkışı: "Osmangazi'nin Kalbine Adeta Hançer Saplanacak, Daha Ne Bekleniyor?" Haber

Demokrat Parti Osmangazi İlçe Başkanı Semra Şahinalp'ten Deprem Çıkışı: "Osmangazi'nin Kalbine Adeta Hançer Saplanacak, Daha Ne Bekleniyor?"

Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) iş birliğinde hazırlanan "Bursa Deprem Risk Azaltma ve Önleme Planlama Projesi" kapsamında kamuoyuyla paylaşılan deprem risk analizleri, Bursa'nın özellikle Osmangazi ilçesi açısından taşıdığı büyük tehlikeyi bir kez daha gözler önüne sererken, Demokrat Parti Osmangazi İlçe Başkanı Semra Şahinalp dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Bilimsel verilerin artık tartışmaya açık olmadığını belirten Şahinalp, özellikle Osmangazi'nin tarihi merkezinde bulunan mahallelerin deprem riski açısından Bursa'nın en kritik bölgeleri arasında yer almasının, yıllardır ertelenen kentsel dönüşümün bedelini ağırlaştırdığını söyledi. Şahinalp, "Bugün elimizde bilim insanlarının hazırladığı raporlar var. Risk haritaları var. Fay senaryoları var. Tehlikenin nerede olduğu, hangi mahallelerin en yüksek risk altında bulunduğu artık herkes tarafından biliniyor. Buna rağmen yıllardır konuşup hiçbir somut adım atmamak, on binlerce insanın hayatını kaderine terk etmektir." dedi. "Osmangazi'nin Kalbine Depremde Hançer Saplanacak" JICA destekli analizlerde, olası 7.6 büyüklüğündeki İznik-Gemlik Fay Hattı depremi senaryosunda Bursa'nın en yüksek risk taşıyan mahallelerinin büyük bölümünün Osmangazi'de yer aldığına dikkat çeken Şahinalp, tablonun son derece ürkütücü olduğunu ifade etti. Risk oranlarının Çırpan'da yüzde 87,7, Altıparmak'ta yüzde 87,3, Kükürtlü'de yüzde 85,2, Selimiye'de yüzde 82,2, Hocahasan'da yüzde 78,2, Kırcaali'de yüzde 76,9, İntizam'da yüzde 75,2 ve Kiremitçi Doğanbey bölgesinde yüzde 74,4 seviyelerine ulaşmasının tesadüf olmadığını belirten Şahinalp, şu değerlendirmede bulundu: "Bu tablo sıradan bir istatistik değildir. Bu tablo, olası büyük bir depremde Osmangazi'nin kalbine adeta hançer saplanacağının bilimsel ifadesidir. İnsanların yaşadığı mahalleler alarm veriyor. Bu rakamlar siyaset üstüdür. Bunlar seçim malzemesi değil, doğrudan insan hayatını ilgilendiren gerçeklerdir." "Depremde Sadece Binalar Değil, Ulaşım Ağı da Çökebilir" Şahinalp, yalnızca yapı stokunun değil, Bursa'nın ulaşım altyapısının da ciddi risk altında olduğuna dikkat çekerek özellikle doğu-batı ulaşım aksında yaşanabilecek olası hasarların şehrin tamamını felç edebileceğini söyledi. "Deprem yalnızca binaları yıkmaz. Ulaşım yolları zarar görürse ambulans ulaşamaz, itfaiye ulaşamaz, arama kurtarma ekipleri müdahale edemez. Osmangazi'nin merkezinde yaşanacak büyük bir yıkım, Bursa'nın doğu ile batısını birbirine bağlayan ana ulaşım koridorlarını da işlemez hale getirebilir. Böyle bir senaryonun ekonomik ve insani sonuçlarını düşünmek bile ürkütücüdür." "70 Bin Vatandaş Bekliyor, Projeler Neden Bekletiliyor?" Altıparmak-Çarşamba hattında yıllardır konuşulan kentsel dönüşüm çalışmalarının hazırlıklarının tamamlandığını ancak uygulamaya geçilmediğini savunan Şahinalp, bölgede yaşayan yaklaşık 70 bin vatandaşın büyük bir belirsizlik içinde bırakıldığını ifade etti. "Son dört yıldır Altıparmak-Çarşamba hattında yapılacak dönüşüm için çalışmaların tamamlandığı söylendi. Planlar hazırlandı, projeler konuşuldu, kamuoyuna umut verildi. Peki sonuç ne oldu? Bugün hâlâ binlerce insan aynı riskli yapılarda yaşamaya devam ediyor." "Yaklaşık 70 bin vatandaşımız her gece aynı endişeyle uyuyor. İnsanlar depremi değil, ihmali konuşuyor. Bu tablo ne Osmangazi Belediyesi'nin ne de Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin vicdanına sığar." "Deprem Siyaseti Affetmez" Şahinalp, deprem konusunun günlük siyasi tartışmaların dışında tutulması gerektiğini vurgulayarak, ihmalin telafisinin olmayacağını söyledi. "Deprem geldiğinde siyasi rozetlerin hiçbir anlamı kalmaz. O enkazın altında partiler değil insanlar kalır. Bu nedenle herkesin sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekir. Deprem kapıyı çaldığında mazeretlerin hiçbir değeri olmayacaktır." "Artık Zaman Kaybetme Lüksü Yok" Kentsel dönüşümün yalnızca bina yenilemekten ibaret olmadığını belirten Şahinalp, afet yönetimi anlayışının bütüncül bir planlamayla ele alınması gerektiğini dile getirdi. "Bugün dönüşüm konuşulurken yalnızca betonarme yapılar düşünülmemelidir. Altyapı, ulaşım, toplanma alanları, yeşil alanlar, sağlık tesisleri, eğitim kurumları ve acil müdahale güzergâhları birlikte planlanmalıdır. Gerçek şehircilik budur." "Şehircilik Bakanlığı'nın Desteğiyle Süreç Derhal Başlatılmalı" Demokrat Parti Osmangazi İlçe Başkanı Semra Şahinalp, merkezi idarenin de sürece güçlü şekilde dahil olması gerektiğini belirterek çağrısını şu sözlerle tamamladı: "Şehircilik Bakanlığı'nın teknik ve mali desteğiyle Altıparmak-Çarşamba başta olmak üzere yüksek risk taşıyan bölgelerde kapsamlı kentsel dönüşüm vakit kaybetmeden başlatılmalıdır. Artık rapor hazırlama değil, temel atma zamanıdır." "Bugün atılacak cesur adımlar yarının hayatlarını kurtaracaktır. Hiç kimsenin bu sorumluluğu erteleme hakkı yoktur. Bursa'nın kalbi olan Osmangazi'nin kaderi belirsizliğe teslim edilemez. Bilimin gösterdiği yolu izlemek, vatandaşın can güvenliğini her türlü siyasi hesabın üzerinde tutmak hepimizin ortak görevidir." Şahinalp, deprem riskinin artık teorik bir ihtimal değil, bilimsel çalışmalarla ortaya konmuş somut bir gerçek olduğunu belirterek, ilgili tüm kurumlara ortak akıl ve koordinasyon içinde hareket etme çağrısında bulundu.

Eczacı Melike Şahin Kozaş'tan Bursa'da Kozmetik Güvenliği Uyarısı: "Cilt Sağlığında Bilimsel Yaklaşım ve Güvenilir Ürün Kullanımı Hayati Önem Taşıyor" Haber

Eczacı Melike Şahin Kozaş'tan Bursa'da Kozmetik Güvenliği Uyarısı: "Cilt Sağlığında Bilimsel Yaklaşım ve Güvenilir Ürün Kullanımı Hayati Önem Taşıyor"

BURSA – Günümüzde sosyal medya etkisi, internet üzerinden kontrolsüz kozmetik ürün satışları ve yetkisiz uygulama merkezlerinin artması, cilt sağlığını tehdit eden önemli riskleri de beraberinde getiriyor. Akne, cilt lekeleri, kırışıklıklar, cilt sarkmaları, yanlış estetik uygulamalar ve sahte kozmetik ürünlerden kaynaklanan mağduriyetler her geçen gün artarken, uzmanlar vatandaşların yalnızca bilimsel temelli tedavilere ve güvenilir sağlık kuruluşlarına başvurması gerektiğini vurguluyor. Kozmetik bilimi alanındaki akademik çalışmalarıyla dikkat çeken Eczacı Melike Şahin Kozaş, cilt sağlığının yalnızca estetik bir konu olmadığını, aynı zamanda halk sağlığını doğrudan ilgilendiren önemli bir alan olduğunu belirterek, özellikle Bursa'da yaşayan vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Akademik Birikimini Kozmetik Bilimiyle Birleştiriyor Eczacı Melike Şahin Kozaş, 2008-2014 yılları arasında Semmelweis Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nde eğitimini tamamladıktan sonra, kozmetik alanındaki uzmanlığını geliştirmek amacıyla Yeditepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Kozmetoloji Yüksek Lisans Programı'nda (2014-2016) lisansüstü eğitim aldı. Eczacılık eğitiminin sağladığı farmasötik bilgi birikimini kozmetoloji alanındaki akademik uzmanlığıyla birleştiren Kozaş, kozmetik ürünlerin içerik güvenliği, etkin hammaddeler, doğru formülasyon ve bilimsel cilt bakım uygulamaları üzerine çalışmalar yürütmektedir. Kozmetik Sorunlar Her Yaş Grubunu Etkiliyor Uzmanlara göre günümüzde en sık karşılaşılan kozmetik sorunlar arasında; Akne ve akne izleri, Güneş lekeleri ve hiperpigmentasyon, Cilt elastikiyetinin azalması, Erken yaşlanma belirtileri, Siyah nokta ve geniş gözenek problemleri, Cilt sarkmaları, Hatalı estetik uygulamalara bağlı deformasyonlar, Sahte veya merdiven altı kozmetik ürünlerin neden olduğu alerjik reaksiyonlar, Kimyasal yanıklar ve kalıcı cilt hasarları yer alıyor. Özellikle internet üzerinden satılan kaynağı belirsiz kozmetik ürünlerin kullanımının son yıllarda ciddi sağlık sorunlarına yol açtığına dikkat çekiliyor. Bilimsel Teşhis Tedavinin İlk Basamağı Eczacı Melike Şahin Kozaş, kozmetik problemlerin her bireyde farklı nedenlerden kaynaklanabileceğini belirterek şu değerlendirmede bulunuyor: "Ciltte görülen aynı belirti her zaman aynı hastalık anlamına gelmez. Hormonal bozukluklar, alerjik reaksiyonlar, yanlış kozmetik kullanımı, çevresel faktörler veya sistemik hastalıklar benzer belirtiler oluşturabilir. Bu nedenle sosyal medyada önerilen ürünler yerine dermatolojik değerlendirme sonrasında kişiye özel tedavi planlanmalıdır." Kozaş'a göre doğru teşhis konulmadan yapılan bilinçsiz uygulamalar, mevcut cilt problemlerini daha da ağırlaştırabiliyor. Medikal Estetikte Güvenilir Merkezlerin Önemi Uzman kontrolünde gerçekleştirilen medikal estetik uygulamalar, cilt sağlığının korunması ve yaşlanma belirtilerinin azaltılmasında önemli rol oynuyor. Bursa'da uzman dermatologlar ve medikal estetik hekimleri tarafından uygulanan tedaviler arasında; Botulinum toksin uygulamaları, Dermal dolgu işlemleri, PRP (Platelet Rich Plasma), Dermapen (mikroiğneleme), Karbon peeling, Fraksiyonel lazer uygulamaları, Cilt yenileme protokolleri, Mezoterapi, Ozon destekli uygulamalar, Medikal cilt bakım protokolleri bulunuyor. Bu yöntemlerin yalnızca uygun endikasyonlarda, steril koşullarda ve yetkili sağlık profesyonelleri tarafından uygulanması gerektiği belirtiliyor. Kaliteli Hammadde Kullanımı Sağlıklı Kozmetiğin Temeli Kozmetik sektöründe son yıllarda "doğal", "organik" ve "temiz içerik" kavramlarına yönelik ilginin arttığını ifade eden Kozaş, özellikle kendi kozmetik ürünlerini hazırlamak isteyen tüketicilerin güvenilir hammadde kullanımına dikkat etmesi gerektiğini vurguluyor. Şeffaf içerik bilgisi sunan, analiz belgeleri bulunan ve ilgili mevzuata uygun şekilde faaliyet gösteren tedarikçilerden temin edilen hammaddelerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Kozaş, merdiven altı üretim yapan işletmelerden alınan içeriklerin ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğini ifade ediyor. Uzmanlara göre sahte kozmetik ürünlerde; Ağır metaller, Yasaklı koruyucu maddeler, Steroid türevleri, Uygun olmayan boya maddeleri, Mikrobiyolojik kontaminasyon riski bulunabiliyor. Bu durum uzun vadede egzama, kontakt dermatit, pigment bozuklukları ve kalıcı cilt hasarlarına neden olabiliyor. Bursa'nın Aromatik Bitki Potansiyeli Kozmetik Sektörüne Katkı Sağlıyor Bursa'da geliştirilen tıbbi ve aromatik bitki projeleri sayesinde lavanta, kekik, adaçayı, biberiye gibi bitkilerden elde edilen hidrosoller ve uçucu yağlar kozmetik sektöründe değerlendiriliyor. Uzmanlar, doğal içerikli ürünlerin destekleyici bakım amacıyla kullanılabileceğini ancak bu ürünlerin de doğru konsantrasyonlarda hazırlanması ve bilinçsiz şekilde uygulanmaması gerektiğini belirtiyor. Özellikle uçucu yağların doğrudan cilde uygulanmasının tahriş ve alerjik reaksiyon riskini artırabileceği ifade ediliyor. Sahte Kozmetik Ürünler Büyük Risk Oluşturuyor Son yıllarda internet üzerinden satılan sahte kozmetik ürünlerin sayısında önemli artış yaşandığına dikkat çeken uzmanlar, tüketicilerin yalnızca güvenilir satış kanallarını tercih etmeleri gerektiğini söylüyor. Ambalajı taklit edilen veya içeriği değiştirilen ürünler; Cilt yanıkları, Kalıcı lekeler, Alerjik reaksiyonlar, Kimyasal tahriş, Enfeksiyonlar, Göz hasarları, Sistemik toksik etkilere kadar uzanabilen ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Yetkisiz Uygulamalar Hukuki Süreç Doğurabiliyor Uzmanlar, güzellik merkezlerinde gerçekleştirilen yetkisiz tıbbi işlemler ile hijyen kurallarına aykırı uygulamaların hem sağlık hem de hukuk açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. Vatandaşların sahte kozmetik ürünleri, hijyen eksiklikleri veya hatalı uygulamalar nedeniyle mağdur olmaları halinde; Sağlık Bakanlığı'nın ilgili bildirim kanallarına başvurabilecekleri, Gerekli sağlık raporlarını alabilecekleri, Fotoğraf ve belgeyle süreci kayıt altına alabilecekleri, Tüketici ve hukuki başvuru yollarını kullanabilecekleri ifade ediliyor. Bilimsel Yaklaşım Cilt Sağlığının Vazgeçilmez Unsuru Eczacı Melike Şahin Kozaş, kozmetik alanındaki gelişmelerin bilimsel araştırmalar ışığında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, bilinçsiz ürün kullanımının ve yetkisiz uygulamaların ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini vurguluyor. Kozaş, "Cilt sağlığı kısa vadeli estetik kaygılarla değil, bilimsel veriler doğrultusunda planlanan, kişiye özel ve güvenilir uygulamalarla korunmalıdır. Doğru teşhis, kaliteli hammadde, güvenilir ürün ve uzman kontrolü sağlıklı sonuçların temelini oluşturur." değerlendirmesinde bulunuyor. Uzmanlar, vatandaşların kozmetik uygulamalarda yalnızca yetkili sağlık profesyonellerine danışmalarını, Sağlık Bakanlığı mevzuatına uygun faaliyet gösteren merkezleri tercih etmelerini ve kaynağı belirsiz ürünlerden uzak durmalarını öneriyor.

İYİ Partili Özcan Gönülal'dan Gagavuzya Uyarısı: "Türk Dünyası En Zor Günde Dayanışmasını Göstermelidir" Haber

İYİ Partili Özcan Gönülal'dan Gagavuzya Uyarısı: "Türk Dünyası En Zor Günde Dayanışmasını Göstermelidir"

BURSA – İYİ Parti Osmangazi İlçe Yönetim Kurulu Üyesi, Türk Dünyası ve Yurt Dışı Türklerden Sorumlu Başkan Yardımcısı ile İYİ Parti Bursa İl Başkanlığı Turizm Komisyonu Üyesi Özcan Gönülal, Türk Dünyası'nın geleceği, Gagavuz Türklerinin karşı karşıya bulunduğu gelişmeler ve Türkiye'nin tarihi sorumluluklarına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Gönülal, Gagavuz Türklerinin yalnızca Moldova sınırları içerisinde yaşayan bir topluluk olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu toplumun Türk kültür coğrafyasının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Türk Dünyası kavramının son yıllarda uluslararası platformlarda daha sık dile getirildiğini ifade eden Gönülal, gerçek birlikteliğin yalnızca zirve toplantıları, deklarasyonlar veya sembolik buluşmalarla sağlanamayacağını, ortak tarih ve kültür bağlarına sahip toplulukların haklarının korunmasına yönelik somut dayanışmanın esas olduğunu söyledi. "Türk Dünyası, Türkiye Sınırlarından Çok Daha Geniş Bir Medeniyet Alanıdır" Açıklamasında Türk milletinin yalnızca Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan insanlardan ibaret olmadığını ifade eden Gönülal, Adriyatik kıyılarından Orta Asya'ya, Balkanlar'dan Sibirya'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada milyonlarca soydaşın ortak tarih, dil ve kültür bağlarını yaşatmaya devam ettiğini dile getirdi. Balkanlar, Kırım, Kerkük, Ahıska, Batı Trakya, Doğu Türkistan ve Gagavuzya gibi bölgelerde yaşayan Türk topluluklarının ortak medeniyetin yaşayan temsilcileri olduğunu belirten Gönülal, bu topluluklarla kurulacak ilişkilerin yalnızca dış politika perspektifiyle değil, kültürel diplomasi ve gönül bağları ekseninde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Gagavuz Türkleri Kimliklerini Asırlardır Koruyor Gönülal, Moldova'nın güneyinde yaşayan yaklaşık 250 bin Gagavuz Türkünün Türk Dünyası içerisinde özel bir yere sahip olduğuna dikkat çekti. Hristiyan inancına mensup olmalarına rağmen Türkçe konuşmayı, geleneklerini yaşatmayı ve kültürel kimliklerini korumayı başaran Gagavuzların dünya üzerindeki en dikkat çekici Türk topluluklarından biri olduğunu belirten Gönülal, bu durumun kültürel aidiyetin yalnızca din ekseninde değerlendirilemeyeceğini gösterdiğini söyledi. Gagavuzların günlük yaşamından düğün geleneklerine, halk müziğinden misafirperverlik anlayışına kadar pek çok unsurun Anadolu kültürüyle benzerlik taşıdığına dikkat çeken Gönülal, bölgeyi ziyaret eden Türk vatandaşlarının kendilerini yabancı hissetmediklerini ifade etti. Atatürk Döneminde Başlayan Kültürel Bağ Açıklamalarında Türkiye ile Gagavuz Türkleri arasındaki ilişkilerin Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar uzandığını belirten Gönülal, Gazi Mustafa Kemal Atatürk döneminde bölgeye öğretmen gönderilmesinin Türk dili ve kültürünün korunmasına yönelik önemli adımlardan biri olduğunu söyledi. Bu girişimlerin yalnızca eğitim faaliyetleri olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Gönülal, söz konusu çalışmaların kültürel hafızanın korunmasına yönelik uzun vadeli bir devlet politikası niteliği taşıdığını ifade etti. "Kardeşlik Sadece Söylemle Yaşamaz" Gagavuz Türklerinin Türkiye'ye duyduğu sevginin yalnızca tarihsel bağlardan kaynaklanmadığını dile getiren Gönülal, Kurban Bayramı dönemlerinde yaşanan dayanışmanın bunun en güzel örneklerinden biri olduğunu belirtti. Hristiyan inancına mensup olmalarına rağmen Türkiye'den gelen yardım organizasyonlarına gönüllü destek veren Gagavuzların, ihtiyaç sahibi ailelerin belirlenmesinden yardım faaliyetlerine kadar birçok alanda aktif rol üstlendiklerini ifade eden Gönülal, bu tablonun farklı inançların ortak insanlık değerleri etrafında buluşabileceğinin önemli bir göstergesi olduğunu kaydetti. Gagavuzya'daki Son Hukuki Süreçler Dikkat Çekiyor Gönülal, son dönemde Gagavuzya'da yaşanan siyasi ve hukuki gelişmelerin uluslararası kamuoyunda yakından takip edildiğini belirtti. Özellikle seçilmiş Başkân Yevgenia Gutsul hakkında yürütülen yargı süreci ile Moldova Anayasa Mahkemesi'nin 9 Temmuz 2026 tarihinde aldığı ve Gagavuz Özerk Statüsü'nün bazı hükümlerini etkileyen kararlarının bölgenin geleceği açısından önemli tartışmaları beraberinde getirdiğini söyledi. Bu gelişmelerin uluslararası hukuk uzmanları ve bölgeyi yakından takip eden akademik çevreler tarafından değerlendirildiğini belirten Gönülal, sürecin dikkatle izlenmesi gerektiğini ifade etti. "Türkiye Tarihi ve Kültürel Sorumluluğunu Unutmamalıdır" Türkiye'nin egemen devletlerin iç işlerine müdahale etmeksizin, uluslararası hukuk ve diplomatik teamüller çerçevesinde tarihî bağlarının bulunduğu soydaş topluluklarla ilişkilerini güçlendirmesi gerektiğini belirten Gönülal, kültürel diplomasi mekanizmalarının daha etkin kullanılmasının önemine dikkat çekti. Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere uluslararası platformlarda Türk Dünyası vizyonunun daha güçlü şekilde desteklenmesinin önemine değinen Gönülal, kültürel iş birlikleri, eğitim projeleri, gençlik değişim programları ve ekonomik ilişkilerin de bu sürecin ayrılmaz parçaları olduğunu söyledi. "Türk Dünyası Fotoğraf Karelerinden İbaret Değildir" Açıklamasının en dikkat çeken bölümünde Türk Dünyası kavramına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gönülal, ortak geleceğin yalnızca söylemlerle inşa edilemeyeceğini ifade etti. "Türk Dünyası yalnızca zirvelerde çekilen aile fotoğraflarıyla ya da güçlü söylemlerle büyümez. Asıl birliktelik, kardeş toplulukların zor günlerinde yanlarında durabilmekle anlam kazanır." değerlendirmesinde bulunan Gönülal, gönül bağlarının korunmasının diplomatik ilişkiler kadar önemli olduğunu vurguladı. "Bursa'dan Gagavuzya'ya Uzanan Kardeşlik" Bursa'nın tarih boyunca Balkanlar ve Türk Dünyası ile güçlü bağlara sahip şehirlerden biri olduğunu hatırlatan Gönülal, kentin kültürel diplomasi faaliyetlerinde daha aktif rol üstlenebileceğini ifade etti. Bursa'dan Bakü'ye, Üsküp'ten Kerkük'e, Kırım'dan Gagavuzya'ya kadar uzanan gönül coğrafyasının ortak tarih ve ortak hafızanın önemli parçaları olduğunu belirten Gönülal, bu bağların gelecek nesillere aktarılmasının yalnızca devlet kurumlarının değil, sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin, yerel yönetimlerin ve toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğunu söyledi. Gönülal, açıklamasını şu değerlendirmeyle tamamladı: "Türk Dünyası'nın gerçek gücü, sadece ortak köklerden değil; ortak sorumluluk bilincinden doğar. Tarih, milletlerin yalnızca kazandıkları zaferleri değil, sahip çıktıkları kardeşlerini ve koruyabildikleri ortak değerleri de yazar. Bugün Gagavuzya'da yaşanan gelişmeler, Türk Dünyası'nın geleceği açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken önemli bir süreçtir."

“Bursa Hak Ettiği Yönetim Anlayışından Çok Uzak” Haber

“Bursa Hak Ettiği Yönetim Anlayışından Çok Uzak”

"Türkiye'nin Üreten Başkenti, Hizmette Hak Ettiği Noktanın Çok Gerisinde" DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Bursa'nın yıllardır biriken ve her geçen gün derinleşen sorunlarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunarak hem merkezi yönetimi hem de yerel yönetimleri sert sözlerle eleştirdi. Bursa'nın sahip olduğu ekonomik güç, sanayi kapasitesi, tarımsal üretim potansiyeli ve stratejik konumuna rağmen temel altyapı, ulaşım, çevre ve şehircilik alanlarında kronikleşen sorunlarla karşı karşıya bırakıldığını savunan Öztürk, "Bursa artık günü kurtaran politikalarla yönetilemez. Bu şehir, vizyon isteyen, plan isteyen ve cesur kararlar gerektiren bir döneme girmiştir." dedi. Öztürk, Bursa'nın yalnızca Türkiye'nin değil, Avrupa'nın da önemli üretim merkezlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, böylesine güçlü bir kentin ulaşım krizinden hava kirliliğine, plansız kentleşmeden deprem hazırlığına kadar birçok temel konuda geri kalmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti. "Bursa'nın Trafiği Alarm Veriyor" Kent içi ulaşımın artık günlük yaşamı felç eden bir noktaya geldiğini belirten Tayfun Öztürk, özellikle sabah ve akşam saatlerinde yaşanan trafik yoğunluğunun ekonomik kayıplara, çevresel sorunlara ve ciddi zaman israfına yol açtığını söyledi. "Bursa büyüyor ancak yollar aynı kalıyor. Nüfus artıyor ama ulaşım planları buna göre güncellenmiyor. İnsanlar her gün saatlerini trafikte kaybediyor. Bu sadece ulaşım sorunu değildir; aynı zamanda ekonomik verimlilik, yaşam kalitesi ve şehir yönetimi sorunudur." Öztürk, raylı sistem ağının genişletilmesi, yeni çevre yollarının planlanması, toplu ulaşımın güçlendirilmesi ve akıllı ulaşım sistemlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini belirterek, ulaşımın seçim dönemlerinde verilen vaatlerin ötesine taşınması gerektiğini vurguladı. "Deprem Kapıda, Bursa Hâlâ Hazır Değil" Marmara Bölgesi'nin deprem gerçeğiyle yaşadığını hatırlatan DEVA Partisi Bursa İl Başkanı, Bursa'daki yapı stokunun önemli bölümünün risk taşıdığına dikkat çekti. "Kentsel dönüşüm yıllardır konuşuluyor ancak istenilen hızda ilerlemiyor. Depremi bekleyerek şehir yönetilmez. Bilim insanlarının uyarıları ortadayken hâlâ kapsamlı bir dönüşüm seferberliği başlatılamamış olması ciddi bir eksikliktir." Öztürk, dönüşümün yalnızca bina yenilemekten ibaret olmadığını; altyapı, ulaşım, toplanma alanları, afet koordinasyonu ve sosyal donatıları kapsayan bütüncül bir planlama anlayışına ihtiyaç bulunduğunu ifade etti. "Sanayi Güçlü Ama Çevre Alarm Veriyor" Bursa'nın üretim gücüyle öne çıkan bir kent olduğunu söyleyen Öztürk, sanayi ile çevrenin karşı karşıya getirilmemesi gerektiğini belirtti. "Hava kirliliği artık mevsimsel bir sorun olmaktan çıkmıştır. Nilüfer Çayı'nın durumu ortadadır. Sanayi üretimi elbette devam edecektir ancak çevreyi koruyacak güçlü denetim mekanizmaları oluşturulmadan sürdürülebilir kalkınmadan söz edilemez." Çevre yatırımlarının ertelenmemesi gerektiğini belirten Öztürk, temiz üretim teknolojilerinin teşvik edilmesi ve sanayi bölgelerinde çevresel standartların daha sıkı uygulanması çağrısında bulundu. "Tarım Bursa'nın Geleceğidir" Bursa'nın yalnızca sanayi değil aynı zamanda önemli bir tarım kenti olduğuna dikkat çeken Tayfun Öztürk, verimli tarım arazilerinin plansız yapılaşma baskısıyla karşı karşıya olduğunu ifade etti. "Bursa Ovası betonlaşmanın değil üretimin merkezi olmalıdır. Çiftçi artan maliyetler nedeniyle üretimden uzaklaşıyor. Mazot, gübre, sulama ve enerji maliyetleri üreticiyi zorluyor. Üretici kazanamazsa tüketici de uygun fiyatla gıdaya ulaşamaz." Tarımın stratejik sektör olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Öztürk, genç nüfusun tarıma yönlendirilmesi ve üreticinin desteklenmesi gerektiğini söyledi. "Gençler Bursa'da Gelecek Göremiyor" İşsizlik ve beyin göçünün Bursa açısından önemli sorunlardan biri haline geldiğini belirten Öztürk, özellikle üniversite mezunu gençlerin başka şehirlerde veya yurt dışında gelecek aradığını ifade etti. "Gençler yalnızca iş değil; adalet, liyakat, özgürlük ve umut arıyor. Bursa gibi güçlü bir şehir gençlerini kaybediyorsa bunun üzerinde ciddi şekilde düşünmek gerekir." Teknoloji yatırımlarının artırılması, girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesi ve yüksek katma değerli üretime geçilmesi gerektiğini belirtti. "Bursa'nın Sorunları Parça Parça Değil, Bütüncül Bir Vizyonla Çözülmeli" DEVA Partisi Bursa İl Başkanı, Bursa'nın artık kısa vadeli çözümlerle yönetilemeyeceğini belirterek kentin uzun vadeli stratejik bir master plana ihtiyacı olduğunu söyledi. Öztürk'e göre Bursa'nın öncelikli çözüm başlıkları şöyle sıralandı: Depreme dayanıklı şehirleşme ve hızlandırılmış kentsel dönüşüm. Ulaşım ana planının yeniden hazırlanması ve raylı sistem yatırımlarının artırılması. Bursa Ovası'nın kesin olarak korunması ve tarımsal üretimin desteklenmesi. Hava, su ve çevre kirliliğiyle etkin mücadele. Sanayide yüksek teknolojiye dayalı dönüşüm. Genç istihdamını artıracak yeni yatırım alanlarının oluşturulması. Sosyal konut projeleriyle konut krizine kalıcı çözüm üretilmesi. Dijital belediyecilik uygulamalarının yaygınlaştırılması. Şeffaf, hesap verebilir ve katılımcı yerel yönetim anlayışının güçlendirilmesi. "Bursa Türkiye'nin Lokomotifidir; Hak Ettiği Yönetim Anlayışını Bekliyor" Açıklamasının sonunda Bursa'nın Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biri olduğunu vurgulayan Tayfun Öztürk, kentin mevcut potansiyelinin doğru planlama ve güçlü yönetim anlayışıyla çok daha ileriye taşınabileceğini ifade etti. "Bugün Bursa'nın ihtiyacı yeni sloganlar değil; bilimsel planlama, ortak akıl, liyakat ve kararlı yönetimdir. Bu şehir günü kurtaran projelerle değil, gelecek nesilleri düşünen vizyoner politikalarla yönetilmelidir. Bursa'nın kaybedecek tek bir günü bile kalmamıştır. Artık mazeret değil, çözüm üretme zamanıdır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.