Hava Durumu

#Atatürk

- Atatürk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Atatürk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İYİ Partili Özcan Gönülal'dan Gagavuzya Uyarısı: "Türk Dünyası En Zor Günde Dayanışmasını Göstermelidir" Haber

İYİ Partili Özcan Gönülal'dan Gagavuzya Uyarısı: "Türk Dünyası En Zor Günde Dayanışmasını Göstermelidir"

BURSA – İYİ Parti Osmangazi İlçe Yönetim Kurulu Üyesi, Türk Dünyası ve Yurt Dışı Türklerden Sorumlu Başkan Yardımcısı ile İYİ Parti Bursa İl Başkanlığı Turizm Komisyonu Üyesi Özcan Gönülal, Türk Dünyası'nın geleceği, Gagavuz Türklerinin karşı karşıya bulunduğu gelişmeler ve Türkiye'nin tarihi sorumluluklarına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Gönülal, Gagavuz Türklerinin yalnızca Moldova sınırları içerisinde yaşayan bir topluluk olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu toplumun Türk kültür coğrafyasının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Türk Dünyası kavramının son yıllarda uluslararası platformlarda daha sık dile getirildiğini ifade eden Gönülal, gerçek birlikteliğin yalnızca zirve toplantıları, deklarasyonlar veya sembolik buluşmalarla sağlanamayacağını, ortak tarih ve kültür bağlarına sahip toplulukların haklarının korunmasına yönelik somut dayanışmanın esas olduğunu söyledi. "Türk Dünyası, Türkiye Sınırlarından Çok Daha Geniş Bir Medeniyet Alanıdır" Açıklamasında Türk milletinin yalnızca Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan insanlardan ibaret olmadığını ifade eden Gönülal, Adriyatik kıyılarından Orta Asya'ya, Balkanlar'dan Sibirya'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada milyonlarca soydaşın ortak tarih, dil ve kültür bağlarını yaşatmaya devam ettiğini dile getirdi. Balkanlar, Kırım, Kerkük, Ahıska, Batı Trakya, Doğu Türkistan ve Gagavuzya gibi bölgelerde yaşayan Türk topluluklarının ortak medeniyetin yaşayan temsilcileri olduğunu belirten Gönülal, bu topluluklarla kurulacak ilişkilerin yalnızca dış politika perspektifiyle değil, kültürel diplomasi ve gönül bağları ekseninde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Gagavuz Türkleri Kimliklerini Asırlardır Koruyor Gönülal, Moldova'nın güneyinde yaşayan yaklaşık 250 bin Gagavuz Türkünün Türk Dünyası içerisinde özel bir yere sahip olduğuna dikkat çekti. Hristiyan inancına mensup olmalarına rağmen Türkçe konuşmayı, geleneklerini yaşatmayı ve kültürel kimliklerini korumayı başaran Gagavuzların dünya üzerindeki en dikkat çekici Türk topluluklarından biri olduğunu belirten Gönülal, bu durumun kültürel aidiyetin yalnızca din ekseninde değerlendirilemeyeceğini gösterdiğini söyledi. Gagavuzların günlük yaşamından düğün geleneklerine, halk müziğinden misafirperverlik anlayışına kadar pek çok unsurun Anadolu kültürüyle benzerlik taşıdığına dikkat çeken Gönülal, bölgeyi ziyaret eden Türk vatandaşlarının kendilerini yabancı hissetmediklerini ifade etti. Atatürk Döneminde Başlayan Kültürel Bağ Açıklamalarında Türkiye ile Gagavuz Türkleri arasındaki ilişkilerin Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar uzandığını belirten Gönülal, Gazi Mustafa Kemal Atatürk döneminde bölgeye öğretmen gönderilmesinin Türk dili ve kültürünün korunmasına yönelik önemli adımlardan biri olduğunu söyledi. Bu girişimlerin yalnızca eğitim faaliyetleri olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Gönülal, söz konusu çalışmaların kültürel hafızanın korunmasına yönelik uzun vadeli bir devlet politikası niteliği taşıdığını ifade etti. "Kardeşlik Sadece Söylemle Yaşamaz" Gagavuz Türklerinin Türkiye'ye duyduğu sevginin yalnızca tarihsel bağlardan kaynaklanmadığını dile getiren Gönülal, Kurban Bayramı dönemlerinde yaşanan dayanışmanın bunun en güzel örneklerinden biri olduğunu belirtti. Hristiyan inancına mensup olmalarına rağmen Türkiye'den gelen yardım organizasyonlarına gönüllü destek veren Gagavuzların, ihtiyaç sahibi ailelerin belirlenmesinden yardım faaliyetlerine kadar birçok alanda aktif rol üstlendiklerini ifade eden Gönülal, bu tablonun farklı inançların ortak insanlık değerleri etrafında buluşabileceğinin önemli bir göstergesi olduğunu kaydetti. Gagavuzya'daki Son Hukuki Süreçler Dikkat Çekiyor Gönülal, son dönemde Gagavuzya'da yaşanan siyasi ve hukuki gelişmelerin uluslararası kamuoyunda yakından takip edildiğini belirtti. Özellikle seçilmiş Başkân Yevgenia Gutsul hakkında yürütülen yargı süreci ile Moldova Anayasa Mahkemesi'nin 9 Temmuz 2026 tarihinde aldığı ve Gagavuz Özerk Statüsü'nün bazı hükümlerini etkileyen kararlarının bölgenin geleceği açısından önemli tartışmaları beraberinde getirdiğini söyledi. Bu gelişmelerin uluslararası hukuk uzmanları ve bölgeyi yakından takip eden akademik çevreler tarafından değerlendirildiğini belirten Gönülal, sürecin dikkatle izlenmesi gerektiğini ifade etti. "Türkiye Tarihi ve Kültürel Sorumluluğunu Unutmamalıdır" Türkiye'nin egemen devletlerin iç işlerine müdahale etmeksizin, uluslararası hukuk ve diplomatik teamüller çerçevesinde tarihî bağlarının bulunduğu soydaş topluluklarla ilişkilerini güçlendirmesi gerektiğini belirten Gönülal, kültürel diplomasi mekanizmalarının daha etkin kullanılmasının önemine dikkat çekti. Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere uluslararası platformlarda Türk Dünyası vizyonunun daha güçlü şekilde desteklenmesinin önemine değinen Gönülal, kültürel iş birlikleri, eğitim projeleri, gençlik değişim programları ve ekonomik ilişkilerin de bu sürecin ayrılmaz parçaları olduğunu söyledi. "Türk Dünyası Fotoğraf Karelerinden İbaret Değildir" Açıklamasının en dikkat çeken bölümünde Türk Dünyası kavramına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gönülal, ortak geleceğin yalnızca söylemlerle inşa edilemeyeceğini ifade etti. "Türk Dünyası yalnızca zirvelerde çekilen aile fotoğraflarıyla ya da güçlü söylemlerle büyümez. Asıl birliktelik, kardeş toplulukların zor günlerinde yanlarında durabilmekle anlam kazanır." değerlendirmesinde bulunan Gönülal, gönül bağlarının korunmasının diplomatik ilişkiler kadar önemli olduğunu vurguladı. "Bursa'dan Gagavuzya'ya Uzanan Kardeşlik" Bursa'nın tarih boyunca Balkanlar ve Türk Dünyası ile güçlü bağlara sahip şehirlerden biri olduğunu hatırlatan Gönülal, kentin kültürel diplomasi faaliyetlerinde daha aktif rol üstlenebileceğini ifade etti. Bursa'dan Bakü'ye, Üsküp'ten Kerkük'e, Kırım'dan Gagavuzya'ya kadar uzanan gönül coğrafyasının ortak tarih ve ortak hafızanın önemli parçaları olduğunu belirten Gönülal, bu bağların gelecek nesillere aktarılmasının yalnızca devlet kurumlarının değil, sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin, yerel yönetimlerin ve toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğunu söyledi. Gönülal, açıklamasını şu değerlendirmeyle tamamladı: "Türk Dünyası'nın gerçek gücü, sadece ortak köklerden değil; ortak sorumluluk bilincinden doğar. Tarih, milletlerin yalnızca kazandıkları zaferleri değil, sahip çıktıkları kardeşlerini ve koruyabildikleri ortak değerleri de yazar. Bugün Gagavuzya'da yaşanan gelişmeler, Türk Dünyası'nın geleceği açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken önemli bir süreçtir."

İsmail Tekin: “Tanrının Birinci Kuralı Düzen”   İnsanı, Toplumu ve Geleceği Yeniden Düşünmek Haber

İsmail Tekin: “Tanrının Birinci Kuralı Düzen” İnsanı, Toplumu ve Geleceği Yeniden Düşünmek

İsmail Tekin, kaleme aldığı “Tanrının Birinci Kuralı Düzen” başlıklı yazısında insanlığın doğayla kurduğu ilişkiyi, toplumsal düzen arayışını ve modern dünyanın temel çelişkilerini felsefi bir çerçevede ele alıyor. Tekin, düzen kavramını yalnızca fiziksel evrenin değil, insan yaşamının da merkezine yerleştirerek dikkat çekici bir düşünsel sorgulama ortaya koyuyor. İnsanlığın tarih boyunca büyük ilerlemeler kaydettiğini ancak buna rağmen en temel sorunu çözmekte zorlandığını ifade eden Tekin, doğanın mükemmel işleyişi ile insan topluluklarının karmaşası arasındaki tezatı vurguluyor. “Düzen = Matematik, Fizik ve Kusursuz İşleyiş” Yazısında evreni “kusursuz bir sistem” olarak tanımlayan Tekin, düzenin matematik, fizik, kimya ve biyoloji ile var olduğunu belirtiyor. Doğadaki her şeyin belirli bir kurallar bütünü içinde işlediğini ifade eden Tekin, insanın bu sistemin dışında kaldığında ortaya karmaşanın çıktığını savunuyor. Tekin’e göre evren; Ölçülebilir, Hesaplanabilir, Öngörülebilir bir yapıya sahipken, insan faktörü bu düzenin en kırılgan noktası olarak öne çıkıyor. İnsanlık Neden Kendi Düzenini Kuramıyor? İnsan bilimlerinin gelişmesine rağmen toplumsal düzenin istenilen seviyeye ulaşamadığını sorgulayan Tekin, antropoloji, sosyoloji ve psikoloji gibi disiplinlerin insan davranışını anlamada yetersiz kaldığını ima ediyor. Yazısında şu sorulara dikkat çekiyor: İnsan neden aynı hataları tekrar ediyor? Bilim, insan davranışını neden tamamen açıklayamıyor? Neden bilgi, davranışa dönüşmüyor? İnsanlık neden birlikte yaşamayı öğrenemiyor? Tekin’e göre sorun bilgi eksikliği değil, “bilginin yaşama aktarılmasındaki yetersizliktir”. Doğadan İlham Alan İnsan, Toplumda Başarısız mı? Tekin, insanın doğayı taklit ederek büyük teknolojik başarılar elde ettiğini hatırlatıyor. Uçaklardan helikopterlere, genetik biliminden klonlama çalışmalarına kadar birçok örnekle insanın doğayı çözümleme ve kopyalama becerisine dikkat çekiyor. Ancak aynı insanın, doğanın kendi içindeki düzeni toplumsal yaşama aktarmakta başarısız olduğunu savunuyor. Bu çelişkiyi şu sözlerle özetliyor: “Doğayı gözlemledik, doğayı kopyaladık, doğadan teknoloji ürettik. Peki neden aynı düzeni kendi toplumumuza kuramadık?” Karıncalar ve Ortak Akıl Metaforu Yazının dikkat çeken bölümlerinden biri ise karınca kolonileri üzerinden yapılan değerlendirme oluyor. Tekin, son derece küçük bir beyne sahip olan karıncaların milyonlarcasının bir araya geldiğinde “tek bir organizma gibi” hareket edebildiğini hatırlatarak, bu yapıyı “ortak akıl” metaforuyla açıklıyor. İnsan beyninin milyonlarca kat daha gelişmiş olmasına rağmen, insanlığın benzer bir kolektif düzen oluşturamamasını ise temel bir paradoks olarak sunuyor. Düzen İçin Gereken Üç Temel Unsur Tekin’e göre düzen yalnızca bilgiyle değil, belirli sosyal ve ahlaki koşullarla mümkündür. Yazısında bu koşulları şu şekilde özetliyor: Disiplin Ortak hedef Kurallara sadakat Bu unsurlar olmadan düzenin kurulamayacağını, kurulduğu varsayılsa bile sürdürülemeyeceğini ifade ediyor. Atatürk Vurgusu: “Bir Düzen Kurucusu” Yazıda Mustafa Kemal Atatürk’e de özel bir bölüm ayrılıyor. Tekin, Atatürk’ü yalnızca bir devlet kurucusu değil, aynı zamanda bir “toplumsal düzen kurucusu” olarak tanımlıyor. Cumhuriyet’in kuruluşu, dil devrimi ve modernleşme adımlarıyla yeni bir sistem inşa edildiğini belirten Tekin, asıl meselenin bu düzeni sürdürebilmek olduğunu vurguluyor. “Okumuyoruz, Anlamıyoruz, Değiştiremiyoruz” Toplumsal gelişimin önündeki en büyük engelin çalışma disiplini eksikliği olduğunu ifade eden Tekin, yazısında şu çarpıcı değerlendirmelere yer veriyor: Okumuyoruz Okuduğumuzu anlamıyoruz Anladığımızı anlatamıyoruz Anlatamadığımızı değiştiremiyoruz Bu zincirin toplumun dönüşümünü engellediğini savunan Tekin, çözümün daha fazla emek, planlama ve süreklilikten geçtiğini ifade ediyor. “Düzen Yoksa Yok Oluş Vardır” Yazının sonuç bölümünde Tekin, düzen kavramını yalnızca bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda varoluşun temel şartı olarak tanımlıyor. Kuralsızlığın yalnızca kaos değil, aynı zamanda çöküş anlamına geldiğini belirten Tekin, şu ifadeyle yazısını sonlandırıyor: “Tanrının birinci kuralı olan düzen, bizim de birinci kuralımız olmalıdır. Çünkü kuralsızlık sadece karmaşa üretmez; eninde sonunda yok oluşu da beraberinde getirir.”

BURSA SİYASETİNDE KRİZ: ERDOĞAN KAÇAR’DAN İL YÖNETİMİNE AĞIR SUÇLAMALAR Haber

BURSA SİYASETİNDE KRİZ: ERDOĞAN KAÇAR’DAN İL YÖNETİMİNE AĞIR SUÇLAMALAR

Bursa’da parti içi tartışmalar yeni bir boyut kazandı. Osmangazi’de ilçe başkan adaylığı sürecinde öne çıkan isimlerden Erdoğan Kaçar, hazırladığı kapsamlı ihbar ve disiplin savunma raporunu genel merkeze sunarak il yönetimine yönelik dikkat çeken iddialarda bulundu. Kaçar, Bursa İl Örgütü’nde “tüzük ihlalleri, belediye vesayeti, liyakatsiz kadrolaşma ve ideolojik savrulma” yaşandığını öne sürdü. “SANDIK İRADESİ GASP EDİLDİ” İDDİASI Kaçar, Osmangazi İlçe Başkanlığı sürecinde üye iradesinin yok sayıldığını iddia ederek, 4 Şubat 2024 tarihli ön seçimde 764 oy almasına rağmen liste sıralamasında geriye düşürüldüğünü belirtti. Bu durumu “açık bir yetki gaspı” olarak nitelendiren Kaçar, il yönetiminin ilçe örgütünü devre dışı bıraktığını savundu. OLAĞANÜSTÜ KONGREYE “BASKI VE ŞANTAJ” SUÇLAMASI 2 Şubat 2025 tarihinde gerçekleştirilen Osmangazi Olağanüstü İlçe Kongresi’ne de değinen Kaçar, süreçte belediye etkisinin belirleyici olduğunu iddia etti. Kaçar’ın raporunda, Erkan Aydın ve bazı yerel yöneticilerin taraf olduğu, delegeler üzerinde baskı kurulduğu ve iş vaadi ya da işten çıkarma tehdidiyle oy yönlendirmesi yapıldığı öne sürüldü. Ayrıca mevcut ilçe yönetiminin belediye imkanlarıyla desteklendiğini savunan Kaçar, adaylık sürecinde tehdit edildiğini de iddia etti. DİSİPLİN KURULUNA “TARAFSIZLIK” ELEŞTİRİSİ Kaçar, Bursa İl Disiplin Kurulu’nda verdiği savunma sırasında kendisine yöneltilen “Kimin adamısınız?” sorusunun kurulun tarafsızlığına gölge düşürdüğünü belirtti. İl Disiplin Kurulu Başkanı Adil Öztürk’ü de eleştiren Kaçar, kurulun hukuki değil siyasi saiklerle hareket ettiğini iddia etti. MİLLETVEKİLİNE YÖNELİK TUTUM TARTIŞMA YARATTI Raporda ayrıca, Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’a yönelik tutum da eleştirildi. Kaçar, bir ziyaret üzerinden milletvekiline yönelik “kınama” ifadeleri kullanıldığını öne sürerek, bunun parti hiyerarşisine aykırı olduğunu savundu. “AKRABA VE HEMŞEHRİ KADROLAŞMASI” İDDİASI Kaçar’ın en dikkat çekici iddialarından biri de il yönetimindeki kadrolaşma üzerine oldu. İl Başkanı Nihat Yeşiltaş başta olmak üzere bazı yöneticilerin hemşehrilik ve akrabalık ilişkileri üzerinden görevlendirildiğini öne süren Kaçar, liyakat ilkesinin ortadan kalktığını iddia etti. “BELEDİYE ÜZERİNDEN SİYASİ İKBAL” SUÇLAMASI Raporda, bazı il yöneticilerinin belediye iştiraklerinde görev aldığı ve bunun etik dışı olduğu ileri sürüldü. Kaçar, bu durumu “maaşlı örgüt” olarak nitelendirerek, parti emekçilerinin dışlandığını savundu. İDEOLOJİK ELEŞTİRİLER VE “SAVRULMA” VURGUSU Kaçar, il yönetiminin partinin temel ilkelerinden uzaklaştığını da öne sürerek, özellikle laiklik ve parti ideolojisi konusunda eleştirilerde bulundu. Açıklamasında, partinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün eleştiri ve iç denetim konusundaki sözlerine atıfta bulundu. “İNTİKAM AMAÇLI DİSİPLİN SÜRECİ” İDDİASI Kendisi hakkında başlatılan disiplin sürecinin “intikam amacı taşıdığını” savunan Kaçar, eleştirilerinin ardından hedef alındığını ileri sürdü. Kaçar, Bursa’daki bazı isimlerin disipline sevk edilmezken kendisinin hedef alınmasının “çifte standart” olduğunu iddia etti. SONUÇ VE TALEP 10 Nisan 2026 tarihli raporunda Kaçar, hakkında yürütülen ihraç talebinin reddedilmesini isterken; başta İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ve İl Disiplin Kurulu Başkanı Adil Öztürk olmak üzere bazı yöneticiler hakkında kesin ihraç talebiyle soruşturma başlatılmasını talep etti. Bursa siyasetinde yankı uyandıran bu kapsamlı raporun ardından gözler genel merkezin atacağı adımlara çevrildi. Parti içindeki bu gerilimin önümüzdeki günlerde daha da derinleşebileceği değerlendiriliyor.

DSP Osmangazi’de Yeni Dönem: Nalan Usta’dan Birlik, Demokrasi ve Cumhuriyet Vurgusu Haber

DSP Osmangazi’de Yeni Dönem: Nalan Usta’dan Birlik, Demokrasi ve Cumhuriyet Vurgusu

Demokratik Sol Parti (DSP) Osmangazi İlçe Başkanlığı’nda yeni bir dönem resmen başladı. Olağan genel kurulun ardından ilçe başkanlığı görevine seçilen Nalan Usta, yaptığı kapsamlı konuşmayla hem parti tabanına hem de kamuoyuna önemli mesajlar verdi. Yoğun katılımın gözlendiği genel kurulda birlik, demokrasi ve Cumhuriyet değerleri ön plana çıktı. “Zor Bir Süreçten Geçiyoruz” Konuşmasına genel kurula katılan partililere ve destekçilere teşekkür ederek başlayan Nalan Usta, Türkiye’nin içinde bulunduğu toplumsal ve siyasal sürece dikkat çekti. Ülkenin kritik bir dönemden geçtiğini ifade eden Usta, bu süreçte sorumluluklarının daha da arttığını vurguladı. DSP’nin bu zorlu dönemde ilkeli duruşuyla öne çıkacağını belirten Usta, siyasetin çözüm üretme sorumluluğuna işaret etti. Cumhuriyet ve Ecevit Vurgusu Usta’nın konuşmasının en dikkat çeken bölümlerinden biri, Cumhuriyet değerlerine yaptığı güçlü vurgu oldu. DSP’nin siyaset anlayışının temelinde Atatürk ilke ve inkılaplarının yer aldığını belirten Usta, merhum Başbakan Bülent Ecevit’i de rahmet ve minnetle andı. “Cumhuriyetimizin kurucu değerlerinden sapmadan, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı bir anlayışla siyaset yapmaya devam edeceğiz” diyen Usta, DSP’nin ideolojik çizgisinin net ve kararlı olduğunu ortaya koydu. Osmangazi’de “Samimi Siyaset” Dönemi Yeni dönemde Osmangazi’de nasıl bir yönetim anlayışı benimseyeceklerine de değinen Usta, “samimi, ilkeli ve dürüst siyaset” vurgusu yaptı. Vatandaşla iç içe, ulaşılabilir ve çözüm odaklı bir yönetim anlayışı hedeflediklerini belirten Usta, yerel siyasette güven duygusunun yeniden inşa edilmesi gerektiğini dile getirdi. Demokrasinin önemine de dikkat çeken Usta, siyasi partilerin halkın iradesini temsil eden temel yapılar olduğunu ifade ederek, katılımcı ve şeffaf bir yönetim anlayışı sergileyeceklerini söyledi. “Bize İnanın, Bize Güvenin” Konuşmasının sonunda Bursa halkına doğrudan seslenen Nalan Usta, “Bize inanın, bize güvenin” sözleriyle destek çağrısında bulundu. Bu mesaj, yeni yönetimin hem iddialı hem de sorumluluk bilinci yüksek bir yaklaşımla göreve başladığını ortaya koydu. Usta ayrıca, kendisini bu göreve layık gören DSP Genel Başkanı Önder Aksakal’a ve DSP Bursa İl Başkanı Mehmet Seskir’e teşekkür ederek parti içi dayanışmaya vurgu yaptı. DSP Osmangazi’de Yeni Yönetim Kadrosu Açıklandı Genel kurulun ardından yalnızca ilçe başkanı değil, yönetim kadrosu da netlik kazandı. Tek aday olarak seçime giren Nalan Usta’nın liderliğinde oluşturulan yeni yönetim kurulu, farklı meslek gruplarından ve toplumsal kesimlerden isimleri bir araya getirdi. Yönetim Kurulu Asil Üyeleri: Enes Seskir Tayfun Dinçer Hakan Uslu Emine Yılmaz Berrin Torun Çağlar Karagöz Elif Borçbakan Abdul Burak Güler Elif Uslu Ahmet Aslan Yönetim Kurulu Yedek Üyeleri: Zekeriya Seskir Mustafa Seskir Cesur Bayram Abdullah Kurt Erhan Özçerçel Yeni yönetim, DSP’nin Osmangazi’deki örgütlenmesini güçlendirmeyi ve yerel siyasette daha etkin bir rol üstlenmeyi hedefliyor. Yeni Dönemin Mesajı DSP Osmangazi İlçe Başkanlığı’nda Nalan Usta liderliğinde başlayan bu yeni dönem, parti içinde yenilenme ve sahada daha görünür olma hedefiyle şekilleniyor. Cumhuriyet değerlerine bağlılık, demokratik katılım ve halkla doğrudan temas, yeni yönetimin öncelikli başlıkları arasında yer alıyor. Osmangazi gibi Bursa’nın en büyük ve en dinamik ilçelerinden birinde, DSP’nin nasıl bir performans sergileyeceği önümüzdeki süreçte yakından takip edilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.