Hava Durumu

#Asgari Ücret

- Asgari Ücret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Asgari Ücret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

''Her üç emekliden biri taban aylığa bağımlı" Haber

''Her üç emekliden biri taban aylığa bağımlı"

Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, Temmuz ayında yürürlüğe girmesi beklenen en düşük emekli aylığı düzenlemesine ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, milyonlarca emekliyi ilgilendiren düzenlemenin mevcut sorunları çözmekten uzak olduğunu savundu. Meclis'e sunulan torba kanun teklifinde en düşük emekli aylığının 20 bin liradan 23 bin 552 liraya yükseltilmesinin öngörüldüğünü hatırlatan Erdem, emeklilik sisteminde kalıcı ve adil bir reform yapılması gerektiğini söyledi. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulan torba kanun teklifine göre Temmuz ayından itibaren en düşük emekli aylığının 20 bin liradan 23 bin 552 liraya çıkarılması planlanıyor. Düzenlemeden yaklaşık 5 milyon 100 bin emeklinin yararlanması beklenirken, Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, söz konusu artışın emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara kalıcı çözüm getirmeyeceğini belirtti. Erdem, açıklamasında en düşük emekli aylığı uygulamasının yıllar içerisinde giderek daha geniş bir kesimi kapsadığına dikkat çekerek, bu durumun emeklilik sistemindeki bozulmanın en önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade etti. "Taban aylık uygulaması giderek yaygınlaşıyor" En düşük emekli aylığı uygulamasının 2019 yılında bin lira olarak hayata geçirildiğini hatırlatan Erdem, o dönemde yaklaşık 800 bin emeklinin bu uygulamadan yararlandığını belirtti. Aradan geçen yıllarda tablonun önemli ölçüde değiştiğini kaydeden Erdem, şu değerlendirmeyi yaptı: "2019 yılında emeklilerin yalnızca yüzde 7'si en düşük emekli aylığı alıyordu. Bugün ise bu oran yüzde 31'e yükseldi. Başka bir ifadeyle artık her üç emekliden biri taban aylığa bağımlı hale geldi. Bu tablo, emeklilik sistemindeki bozulmanın ve emekli gelirlerindeki erimenin en somut göstergesidir." Ortalama emekli aylığı ile taban aylık arasındaki fark kapanıyor Erdem, Temmuz 2026 itibarıyla oluşacak maaş tablosuna ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Buna göre en düşük emekli aylığının 23 bin 552 liraya yükselmesi beklenirken, ortalama emekli aylığının ise bunun yalnızca yaklaşık yüzde 17 üzerinde, yani 27 bin 700 lira seviyesinde olacağı öngörülüyor. Bu verilerin, prim ödeme esasına dayalı emeklilik sisteminin giderek zayıfladığını gösterdiğini belirten Erdem, ortalama maaş ile taban maaş arasındaki farkın her geçen yıl daraldığını ifade etti. "Emekli aylıkları asgari ücret karşısında değer kaybetti" Açıklamada emekli maaşlarının yıllar içindeki alım gücüne de dikkat çekildi. DİSK-AR'ın Temmuz 2025 tarihli araştırmasına atıfta bulunan Erdem, emekli aylıklarının asgari ücret karşısında ciddi oranda gerilediğini belirterek, Mart 2025 itibarıyla ortalama emekli aylığının asgari ücretin yalnızca yüzde 78'i seviyesinde kaldığını ifade etti. Erdem, 2016 yılına kadar emekli aylıklarının asgari ücretin üzerinde seyrettiğini, ancak sonraki yıllarda yüksek enflasyon, yetersiz maaş artışları ve uygulanan sosyal güvenlik politikaları nedeniyle emeklilerin satın alma gücünün önemli ölçüde düştüğünü savundu. Açıklamada, artan gıda fiyatları, kira giderleri, enerji maliyetleri ve sağlık harcamalarının emeklilerin bütçesini her geçen gün daha fazla zorladığına da dikkat çekildi. "En düşük emekli aylığı bir sisteme bağlı değil" Erkan Erdem, mevcut uygulamanın belirli ve kalıcı bir hesaplama yöntemine dayanmadığını belirterek, en düşük emekli aylığının her zam döneminde çıkarılan torba kanunlarla yeniden belirlendiğini söyledi. Bu durumun sosyal güvenlik sisteminde belirsizlik yarattığını ifade eden Erdem, şu değerlendirmede bulundu: "AKP, 2008 yılında kaldırdığı bu uygulamaya emekli maaşlarının çok düşmesi nedeniyle 2019 yılında yeniden dönmek zorunda kaldı. Ancak bunu herhangi bir sisteme ya da objektif kurala bağlamadı. Her maaş artışında yeni bir torba kanun çıkarılıyor ve taban aylık yeniden belirleniyor. Bu yöntem sosyal güvenlik sisteminin temel ilkeleriyle bağdaşmıyor." "Uzun yıllar prim ödeyen ile kısa süre çalışan aynı seviyeye geliyor" Erdem, mevcut sistemin prim ödeme esasını da zedelediğini savunarak, uzun yıllar boyunca yüksek prim ödeyen emekliler ile daha kısa süre çalışan kişilerin benzer maaş seviyelerine gelmesinin sosyal güvenlik sistemindeki adalet duygusunu zayıflattığını söyledi. "Bugünkü uygulama otuz yıl boyunca prim ödeyen emekliyle daha kısa süre çalışmış emekliyi dipte eşitliyor. Prim ödeme gün sayısı ve ödenen prim miktarı arasındaki fark giderek anlamsız hale geliyor. Bu durum hem çalışma hayatındaki motivasyonu hem de sosyal güvenlik sistemine duyulan güveni olumsuz etkiliyor." ifadelerini kullandı. Kalıcı reform çağrısı Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu, açıklamasının sonunda emeklilik sisteminde geçici maaş artışları yerine kalıcı düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Platform adına konuşan Erkan Erdem, kök emekli aylıklarının prim esasına göre yeniden ve kalıcı biçimde güncellenmesini, en düşük emekli aylığı uygulamasının ise her zam döneminde çıkarılan torba kanunlarla değil, önceden belirlenmiş objektif kriterlere dayanan kalıcı bir yasal sisteme bağlanmasını talep etti. Erdem, emeklilerin yıllarca çalışarak ülke ekonomisine katkı sunduğunu belirterek, insanca yaşam koşullarını sağlayacak bir gelir düzeyinin sosyal devlet anlayışının gereği olduğunu ifade etti. Emeklilerin geçim sıkıntısının giderek ağırlaştığını dile getiren Erdem, hükümete ve TBMM'ye sosyal güvenlik sisteminde adaletin yeniden tesis edilmesi, emekli maaşlarının gerçek yaşam maliyetleri dikkate alınarak belirlenmesi ve emeklilerin alım gücünü kalıcı olarak artıracak düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Yeşil Sol Parti Bursa İl Örgütü’nden 1 Mayıs Çağrısı: “Emek, Barış ve Demokrasi Mücadelesi Ortaklaştırılmalı” Haber

Yeşil Sol Parti Bursa İl Örgütü’nden 1 Mayıs Çağrısı: “Emek, Barış ve Demokrasi Mücadelesi Ortaklaştırılmalı”

Yeşil Sol Parti Bursa İl Örgütü, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla kapsamlı bir yazılı açıklama yayımladı. İl eş sözcüleri İlminur Yiğitoğlu ve Sayım Gültekin imzasını taşıyan açıklamada, 2026 yılı 1 Mayıs’ının yalnızca bir anma günü değil, aynı zamanda emek, demokrasi, barış ve ekoloji mücadelesinin güçlendirileceği tarihsel bir dönemeç olması gerektiği vurgulandı. Açıklamada, toplumsal muhalefetin ortak bir zeminde buluşmasının önemine dikkat çekilerek, tüm yurttaşlara birlikte mücadele çağrısı yapıldı. “Dünya ve Türkiye derin bir krizden geçiyor” Açıklamada, küresel ölçekte artan eşitsizlikler, yaygınlaşan savaşlar ve güçlenen otoriter yönetimlerin emekçiler üzerindeki etkilerine değinildi. Bu sürecin, işçi sınıfı açısından daha fazla yoksulluk, güvencesizlik ve hak kaybı anlamına geldiği ifade edildi. Türkiye’de de benzer bir tablonun yaşandığı belirtilerek, geniş halk kesimlerinin ağır bir geçim kriziyle karşı karşıya bırakıldığı kaydedildi. 2026 1 Mayıs’ının, bu koşullar altında emekçilerin taleplerini daha güçlü dile getirdiği ve ortak mücadele iradesini pekiştirdiği kritik bir eşik olduğu ifade edildi. “Asgari ücret açlık sınırının altında, emekliler yoksullukla karşı karşıya” Metinde, Türkiye’de emek sömürüsünün yapısal bir nitelik kazandığına dikkat çekildi. Asgari ücretin milyonlarca çalışan için ortalama ücret haline geldiği ve bu ücretin açlık sınırının altında kaldığı belirtilirken, emeklilerin de insanca yaşam koşullarından uzaklaştığı ifade edildi. Kayıt dışı çalışan işçilerin ise denetimsizlik, güvencesizlik ve düşük ücret sarmalında ağır bir sömürüye maruz kaldığı vurgulandı. Ayrıca esnek çalışma modelleri, taşeronlaşma ve dijital platformlar üzerinden yürüyen “platform ekonomisi”nin emek yapısını parçaladığı ve ortak hak mücadelesini zayıflattığı değerlendirmesi yapıldı. “Yeni örgütlenme modelleri şart” İşçi sınıfının yapısal dönüşüm geçirdiği belirtilen açıklamada, geçmişte daha örgütlü ve kolektif olan yapının yerini bugün daha dağınık ve güvencesiz çalışma biçimlerinin aldığı ifade edildi. Bu durumun sınıf dayanışmasını zayıflattığı ve sermaye lehine bir tablo yarattığı belirtildi. Bu nedenle mevcut örgütlenme biçimlerinin yetersiz kaldığına dikkat çekilen açıklamada, kayıt dışı çalışanlar, platform işçileri, göçmen emekçiler ve güvencesiz tüm kesimleri kapsayan yeni bir sendikal yaklaşımın geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. “Savaş politikaları emekçileri doğrudan etkiliyor” Açıklamada küresel ölçekte artan savaş riskine de geniş yer verildi. Savaşların, enerji kaynakları ve doğal varlıklar üzerindeki emperyalist rekabetten beslendiği belirtilerek, bu politikaların emekçiler için daha fazla yoksulluk, baskı ve sömürü anlamına geldiği ifade edildi. Emperyalist politikalara karşı mücadelenin, barış ve demokrasi talepleriyle birlikte ele alınması gerektiği kaydedildi. “Emek, demokrasi ve barış birbirinden ayrı düşünülemez” Yeşil Sol Parti, demokratik hakların güvence altına alınmadığı bir ortamda emekçilerin kazanımlarını koruyamayacağını vurguladı. Aynı şekilde savaş politikalarının sürdüğü bir düzende toplumsal refahın ve adaletin sağlanamayacağı ifade edildi. Bu nedenle mücadelenin hem emek sömürüsüne hem de otoriterleşme ve savaş politikalarına karşı bütünlüklü bir hat üzerinden yürütülmesi gerektiği belirtildi. “1 Mayıs ortak mücadelenin büyütülmesi için fırsat” Açıklamanın sonunda, 2026 1 Mayıs’ının emekçilerin birliğini güçlendiren, toplumsal muhalefetin ortaklaştığı bir zemin haline getirilmesi gerektiği ifade edildi. Yeşil Sol Parti, tüm emekçileri, emeklileri, gençleri ve halk kesimlerini; emeğin haklarını, demokratik bir toplumsal düzeni ve kalıcı barışı birlikte savunmaya çağırdı. “Emek, demokrasi, barış ve ekolojik bir yaşam için mücadeleyi birlikte büyüteceğiz” denilen açıklama, “Yaşasın 1 Mayıs” sloganıyla son buldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.