Hava Durumu

#Arkeoloji

- Arkeoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Arkeoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ARAŞTIRMACI YAZAR EKREM HAYRİ PEKER'DEN TARİH TEZLERİNE YENİ BİR BAKIŞ: “ANADOLU VE AVRASYA'NIN KAYIP İZLERİ” Haber

ARAŞTIRMACI YAZAR EKREM HAYRİ PEKER'DEN TARİH TEZLERİNE YENİ BİR BAKIŞ: “ANADOLU VE AVRASYA'NIN KAYIP İZLERİ”

Araştırmacı yazar Ekrem Hayri Peker, tarih dünyasında uzun yıllardır tartışılan Avrasya, Anadolu ve Mezopotamya medeniyetlerinin kökenlerine ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaşırken, Türk tarihinin bilinen sınırlarının çok ötesine uzanan yeni bir araştırma çalışmasının hazırlıkları içerisinde olduğunu açıkladı. Peker, özellikle Batı merkezli tarih anlayışının, Avrasya coğrafyasında yaşamış birçok topluluğu çeşitli kategoriler altında incelemesine rağmen Türklerin ve Turani kavimlerin insanlık tarihindeki rolünün yeterince araştırılmadığını savunuyor. Tarih literatüründe uzun yıllar boyunca Avrasya ve Orta Doğu halklarının “Sami”, “Ari”, “Kafkas” ya da “Asyatik” gibi kavramlarla sınıflandırıldığını belirten Peker, buna karşın Turani halkların medeniyet tarihindeki etkilerinin çoğu zaman göz ardı edildiğini ifade ediyor. Ona göre son yıllarda ortaya çıkarılan arkeolojik bulgular, yeni kazılar ve çeviri eserler, insanlık tarihine ilişkin mevcut kabullerin yeniden değerlendirilmesini gerektirecek önemli veriler sunuyor. MEZOPOTAMYA VE MISIR MEDENİYETLERİNİN KÖKENLERİ TARTIŞILIYOR Peker’in dikkat çektiği en önemli başlıklardan biri, Mezopotamya ve Mısır medeniyetlerinin kuruluş süreçleriyle ilgili alternatif tarih tezleri oldu. Araştırmacı yazar, çeşitli arkeolojik bulgular, çivi yazılı belgeler ve farklı coğrafyalarda yapılan kazı çalışmalarından elde edilen verilerin, bu büyük uygarlıkların oluşumunda Turani toplulukların etkisine işaret ettiğini öne sürüyor. Özellikle Türkmenistan’daki Anev bölgesinin tarih öncesi kültür merkezlerinden biri olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Peker, Avrasya'nın doğusundan batısına doğru gerçekleşen göç hareketlerinin yalnızca nüfus hareketi olarak değil, aynı zamanda kültür, teknoloji ve medeniyet transferi olarak da ele alınması gerektiğini vurguluyor. AVRUPA'DAKİ TAŞ ANITLAR VE KURGANLAR DİKKAT ÇEKİYOR Araştırmalarında Avrupa'nın çeşitli bölgelerinde bulunan taş anıtlar ve mezar yapıları üzerinde duran Peker, Türk kültürünün önemli unsurlarından biri olarak kabul edilen kurgan geleneğinin yalnızca Orta Asya ve Avrasya bozkırlarıyla sınırlı olmadığını ifade ediyor. Batı Avrupa'dan Balkanlar'a, Karadeniz havzasından Anadolu içlerine kadar uzanan geniş coğrafyada kurgan benzeri mezar yapılarının bulunduğunu belirten Peker, bu durumun tarih öncesi kültürel etkileşimlerin sanılandan çok daha geniş bir alanı kapsadığını ortaya koyduğunu dile getiriyor. Bugün Anadolu'nun birçok bölgesinde bulunan ve Batılı araştırmacılar tarafından “tümülüs” olarak adlandırılan anıtsal mezarların da bu çerçevede yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunan Peker, özellikle Frig ve Lidya dönemlerine ait mezar yapılarının kültürel süreklilik açısından önemli ipuçları taşıdığını kaydediyor. KURT SEMBOLÜ, BALBAL VE YEŞİM TAŞI İZLERİ Peker'in çalışmalarında üzerinde durduğu bir diğer konu ise Türk kültürüne özgü kabul edilen semboller ve gelenekler. Kurt motifi, balbal geleneği, yeşim taşı kullanımı ve bazı toplumsal yapı özelliklerinin yalnızca Orta Asya coğrafyasında değil, Pelasglar, Troya, Etrüskler ve Daklar gibi eski Avrupa topluluklarında da görüldüğünü belirten araştırmacı yazar, bu benzerliklerin daha kapsamlı akademik çalışmalarla incelenmesi gerektiğini ifade ediyor. Bu tür kültürel unsurların tarih boyunca farklı toplumlar arasında nasıl yayıldığının ve hangi yollarla aktarıldığının araştırılmasının, Avrasya tarihine ilişkin yeni perspektifler kazandırabileceğini vurgulayan Peker, disiplinler arası çalışmaların önemine dikkat çekiyor. KARADENİZ VE ANADOLU'DA ÖN TÜRK İZLERİ İDDİASI Karadeniz Bölgesi ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da çok sayıda kaya resmi, petroglif ve tarih öncesi kalıntının bulunduğunu belirten Peker, bu eserlerin önemli bölümünün Türk tarihi açısından yeterince değerlendirilmediğini savunuyor. Özellikle Batı Anadolu'nun tarih öncesi dönemlerine ilişkin çalışmaların yetersiz kaldığını ifade eden Peker, bölgede yer alan çok sayıdaki tümülüs, kaya anıtı ve arkeolojik merkezin yeni yöntemlerle yeniden incelenmesi gerektiğini söylüyor. Araştırmacı yazara göre Anadolu, yalnızca Hititler, Frigler, Lidyalılar, Yunanlar ve Romalılar üzerinden okunamayacak kadar zengin bir geçmişe sahip. Bölgenin tarih öncesi kültür katmanlarının ayrıntılı biçimde incelenmesi, insanlık tarihine ilişkin birçok bilinmeyen noktayı aydınlatabilir. RUNİK YAZI VE ANADOLU ARASINDAKİ OLASI BAĞLANTILAR Peker'in dikkat çektiği bir diğer konu ise Balkanlar üzerinden Anadolu'ya gelen eski toplulukların kullandığı yazı sistemleri ile Türklerin tarih boyunca kullandığı Runik karakterler arasındaki olası ilişkiler. Bu konuda yeterli akademik araştırmanın bulunmadığını belirten Peker, eski yazı sistemleri arasındaki benzerliklerin karşılaştırmalı dilbilim ve epigrafi çalışmalarıyla daha ayrıntılı incelenmesi gerektiğini ifade ediyor. YENİ KİTABIN ODAĞINDA GÖBEKLİTEPE'DEN BALKANLAR'A UZANAN TARİH YOLCULUĞU VAR Son yıllarda Türkçeye çevrilen yabancı kaynakların sayısındaki artış, uluslararası arkeolojik kazılardan gelen yeni veriler ve yayımlanan bilimsel çalışmaların kendisini yeni bir araştırmaya yönlendirdiğini belirten Ekrem Hayri Peker, hazırlıklarını sürdürdüğü eserinde Göbeklitepe'den başlayarak Çatalhöyük, Anadolu, Trakya ve Balkanlar'a uzanan geniş bir coğrafyadaki tarih öncesi toplulukları inceleyeceğini açıkladı. Peker'in çalışması, tarih yazımında uzun yıllardır kabul gören tezlerin dışında kalan görüşleri gündeme taşırken, Anadolu ve Avrasya'nın kadim geçmişine ilişkin yeni tartışmaların da kapısını aralamayı hedefliyor. Göbeklitepe'den Balkanlar'a uzanan binlerce yıllık tarih yolculuğunda Turani toplulukların izlerini araştıracak olan eser, tarih meraklıları ve araştırmacılar tarafından şimdiden merakla bekleniyor. Uzmanlar ise bu tür tezlerin arkeoloji, antropoloji, tarih ve dilbilim alanlarında yapılacak kapsamlı bilimsel çalışmalarla desteklenmesinin önemine dikkat çekerken, Anadolu'nun insanlık tarihindeki merkezi rolünün her geçen gün yeni keşiflerle daha da netleştiğini vurguluyor

“AHŞABIN CAZİBESİ” ULUSLARARASI ARENADA FİNALDE: GORDİON ARKEOFİLM FESTİVALİ SEÇKİSİNDE DİKKAT ÇEKEN BAŞARI Haber

“AHŞABIN CAZİBESİ” ULUSLARARASI ARENADA FİNALDE: GORDİON ARKEOFİLM FESTİVALİ SEÇKİSİNDE DİKKAT ÇEKEN BAŞARI

Kültürel miras temalı yapımlarıyla son dönemde öne çıkan “Ahşabın Cazibesi” belgeseli, uluslararası festival yolculuğunda önemli bir başarıya imza atarak Gordion Arkeofilm Festivali final seçkisine girdi. Kastamonu’nun ahşap mimarisini ve geleneksel yaşam kültürünü merkezine alan yapım, hem Türkiye’de hem de yurt dışında dikkat çeken projeler arasında yer alıyor. Belgeselin yönetmenliğini ve yapımcılığını Gemlikli akademisyen Ersoy Soydan üstleniyor. Soydan, aynı zamanda Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi bünyesinde akademik çalışmalar yürüten bir isim olarak biliniyor ve kültürel miras, belgesel sinema ve görsel anlatı alanlarında üretimleriyle tanınıyor. KÜLTÜREL MİRAS ODAKLI BİR BELGESEL PROJE “Ahşabın Cazibesi”, özellikle Kastamonu’nun yüzyıllara dayanan ahşap yapı geleneğini, kırsal ve kentsel mimari dokuyu ve bu yapının toplumsal hafızadaki yerini sinema diliyle ele alıyor. Yapım, yalnızca mimari unsurları değil, aynı zamanda ahşabın bir yaşam kültürü olarak Anadolu’daki karşılığını da belgeliyor. Yaklaşık iki yıllık bir çekim sürecinin ardından tamamlanan belgesel, konaklardan köy evlerine, camilerden yayla yaşamına kadar geniş bir coğrafyayı kapsayan görsel bir arşiv niteliği taşıyor. Film, ahşabı yalnızca bir yapı malzemesi değil, aynı zamanda kültürel kimliğin taşıyıcısı olarak ele alıyor. FESTİVAL YOLCULUĞU VE ULUSLARARASI BAŞARI Belgesel, daha önce Türkiye’de çeşitli kültürel etkinliklerde gösterilmiş ve akademik çevrelerde ilgi görmüştü. İstanbul ve Bursa’daki özel gösterimlerin ardından festival sürecine dahil olan yapım, 27. Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali’nde de “Kültürel Miras ve Korumacılık” kategorisinde finale kalmıştı. Bu süreçte dikkat çeken yapım, şimdi de Uluslararası Gordion Arkeofilm Festivali’nin final seçkisine girerek uluslararası bir platformda temsil edilmeye hak kazandı. Festivalin, arkeoloji ve sinemayı bir araya getiren yapısı nedeniyle belgeselin içeriğiyle doğrudan örtüştüğü değerlendiriliyor. GORDİON ANTİK KENTİ’NDE FİNAL GÖSTERİMLERİ Festival, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Gordion Antik Kenti ev sahipliğinde 24–27 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Antik kentin tarihi atmosferinde yapılacak gösterimler, arkeolojik mirasın sinema ile buluşmasına sahne olacak. “Ahşabın Cazibesi”nin de yer aldığı final seçkisi, Ukrayna, İran, Polonya, Belarus, Yunanistan, Sırbistan, Güney Kore ve İspanya gibi birçok ülkeden gelen yapımları bir araya getiriyor. Bu yönüyle festival, kültürler arası sinema üretiminin önemli bir buluşma noktası olarak öne çıkıyor. GEMLİKLİ AKADEMİSYENİN KÜLTÜREL ÜRETİMİ Gemlikli akademisyen Ersoy Soydan’ın imzasını taşıyan belgesel, aynı zamanda akademi ile sanatın kesiştiği bir üretim modeli olarak değerlendiriliyor. Soydan’ın çalışmaları, kültürel mirasın korunması ve görsel anlatı yoluyla gelecek kuşaklara aktarılması hedefiyle şekilleniyor. Belgesel, yalnızca bir sinema eseri olmanın ötesinde, Türkiye’nin somut olmayan kültürel mirasını görünür kılmayı amaçlayan bir araştırma ve kayıt projesi niteliği de taşıyor. KÜLTÜREL BELLEĞE KATKI “Ahşabın Cazibesi”, özellikle son yıllarda artan kültürel miras temalı yapımlar arasında özgün anlatımıyla öne çıkarken, Anadolu’nun geleneksel mimari hafızasını uluslararası platformlara taşıma hedefiyle dikkat çekiyor. Film ekibi, yapımın farklı festivallerde gösterilmeye devam edeceğini ve kültürel miras bilincine katkı sunmayı amaçladığını belirtiyor. Finale kalan yapımın Gordion Arkeofilm Festivali’ndeki gösterimi, hem akademik hem de sinema çevrelerinde merakla bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.