Hava Durumu

#Anayasa Mahkemesi

- Anayasa Mahkemesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anayasa Mahkemesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Özdağ’dan yargı eleştirisi ve Yemen’e asker gönderilmesine itiraz Haber

Özdağ’dan yargı eleştirisi ve Yemen’e asker gönderilmesine itiraz

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ı ziyaretinin ardından açıklamalarda bulundu. Yargı uygulamalarını eleştiren Özdağ, fon soruşturmasında şeffaflık çağrısı yaptı ve Türk askerinin Yemen’de görevlendirilmesine karşı çıktı. Tanju Özcan’ı ikinci kez ziyaret ettiğini belirten Özdağ, önceki görüşmelerine kıyasla Özcan’ın sağlık durumunu ve moralini daha iyi bulduğunu söyledi. Özcan’ın yaklaşan karar duruşmasından beraat beklentisi taşıdığını aktardı. Muhalefet üzerindeki yargı baskısının arttığını savunan Özdağ, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ile yanıltıcı bilgiyi yayma suçlarına ilişkin düzenlemelerin siyasi amaçlarla kullanıldığını ileri sürdü. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasını da eleştiren Özdağ, “Türkiye artık bir hukuk devleti değildir” dedi. Hukuka ve adalete duyulan güvenin zedelendiğini ifade eden Özdağ, demokratik değişimin seçim yoluyla gerçekleşmesi gerektiğini belirterek mücadelenin hukuk çerçevesinde sürdürüleceğini söyledi. Halk TV’ye ilişkin gelişmeleri değerlendirdi Basın mensuplarının Halk TV’ye yönelik operasyon, gözaltı kararları ve kayyum atanmasına ilişkin sorusunu yanıtlayan Özdağ, söz konusu gelişmeleri basın özgürlüğü açısından eleştirdi. Zamanlamaya dikkat çeken Özdağ, operasyonun Ekrem İmamoğlu’nun savunma duruşmalarının başladığı güne denk gelmesinin siyasi bir mesaj taşıdığını savundu. Kendi tutukluluk sürecine de değinen Özdağ, hakkında yürütülen işlemlerin siyasi nitelik taşıdığını ileri sürdü. Muhalif siyasetçiler ve yayın kuruluşlarına yönelik uygulamaların yurttaşların hukuki güvencelerini zayıflattığını söyledi. Bahçeli’ye şeffaflık çağrısı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin fon soruşturmasına ilişkin açıklamaları sorulan Özdağ, Bahçeli’nin iktidar üzerindeki etkisini kullanarak soruşturmanın şeffaf yürütülmesine katkı sağlayabileceğini belirtti. “Eğer Bahçeli isterse fon yolsuzluğu soruşturmasının şeffaf yapılmasını sağlayabilir” diyen Özdağ, açıklamaların somut adımlar ve görüşmelerle desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Soruşturma kapsamında siyasi konuma göre farklı muamele yapıldığını da iddia etti. Yemen konusunda askerî müdahaleye karşı çıktı Türk Silahlı Kuvvetlerinin Suudi Arabistan’a destek vermesine yönelik tartışmaları değerlendiren Özdağ, Türk askerinin Yemen’de Husilere karşı kullanılmasına karşı olduğunu söyledi. Böyle bir politikanın Türkiye’nin çıkarlarına hizmet etmeyeceğini savunan Özdağ, bunun ABD ve İsrail’in bölgesel hedefleriyle örtüştüğünü ileri sürdü. Olası bir askerî müdahalenin deniz ticareti açısından da risk yaratabileceğini belirten Özdağ, Kızıldeniz güzergâhını kullanan Türk gemilerinin hedef hâline gelebileceği uyarısında bulundu. Donald Trump’ın Türkiye’den Yemen konusunda destek istenebileceğine ilişkin sözleri de sorulan Özdağ, “Türk askerinin kanı Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğü veya Suudi ailesinin serveti için dökülemez” ifadelerini kullandı.

Memur Emeklileri Platformu'ndan Anayasa Mahkemesi'ne Sert Çağrı: "Üç Yıldır Süren Hak Kaybı Sessiz Bir Çığlığa Dönüştü" Haber

Memur Emeklileri Platformu'ndan Anayasa Mahkemesi'ne Sert Çağrı: "Üç Yıldır Süren Hak Kaybı Sessiz Bir Çığlığa Dönüştü"

Memur Emeklileri Platformu, Temmuz 2023'te bu yana memur emeklilerine ödenmeyen seyyanen ilave ödemenin yol açtığı zararlara ilişkin dikkat çekici bir bildiri yayımladı. "Sessiz Çığlığın İlanıdır" liderliğiyle kamuoyuna duyurulan bildiride, yaklaşık üç yıldır devam ettiği belirtilen hak kaybının asker emeklisini ekonomik ve sosyal açıdan ağır bir çıkmaza sürüklendiği savunuldu. Platform, Anayasa Mahkemesi'ni (AYM) dosyaya parlaklık sorunları ve kusuriyetinin giderilmesi için acilen karar çalışmaya çağrıldı. Platform tarafından yapılan açıklamada, Temmuz 2023'te bu yana memur emeklilerinin anayasal hak olarak değerlendirdikleri seyyanen ilave ödeme artışından yararlanamadıkları, bunun da maaşlarda ciddi gelir kaybı neden olduğu ifade edildi. Bildiride, yaklaşık 36 ülkede devam ettiği belirtilen kullanım yalnızca ekonomik bir sorun olmadığı, aynı zamanda sosyal devlet ilkesi, hukuk devleti anlayışı ve insan onuru açısından önem da dikkate alınması gereken ciddi bir hak ciddiyeti öne çıktığı öne sürüldü. "Hak Kaybı Milyonlarca Emekliyi Yoksulluğa Sürükleniyor" Açıklamada, memur emeklilerinin maaşlarında oluşan gelir kaybının temel yaşam ihtiyaçlarını karşılamayı karmaşıklaştırdığı, özellikle yüksek enflasyon ve artan yaşam süreleri boyunca emeklilerin beslenmesi, barınma, sağlık ve ilaç giderlerini karşılamakta zorluk çektiği ifade edildi. Platform, uzun süre kamu hizmetinde görev yapan memur emekliliklerinin emeklilik süresini insanca yaşayabilecek bir gelire sahip olmalarını vurgulayarak, mevcut kullanımın sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını savundu. AYM'nin Tedbir Kararı Vermesi Talep Edildi Bildiride, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 73. maddesine çalıştırılarak, tedbir kararı verilebilmesi için dosyada "yaşam hakkı ile maddi ve manevi bütünlüğe yönelik ağır tehlike" cezasının memurun emeklileri açısından ileri sürüldü. Platform ayrıntılarında, ekonomik yoksunluğun yalnızca maddi kayıp olarak değerlendirilmesi gerekli görülen ek şu görüşlere yer verildi: Kaybın emeklilerin beslenmesi ve barınmanın olumsuz bozulması, İlaç ve tedavi giderlerinin karşılanmasının güçlendiği, İleri yaş grubundaki emeklilerin sağlık harcamalarının artırıldığı, Sürekli ekonomik baskının psikolojik ve sosyal etkilerin doğurduğu ifade edildi. Açıklamada, yaşam hakkının yalnızca fiziksel saldırılarla sınırlı yorumlanamayacağı, ekonomik yoksunluğun da bireysel yaşam özgürlüğü ve sağlık haklarının doğrudan sunulan unsurlar arasında yer aldığı savunuldu. "Memur Emeklileri Çalışma Hayatının Son Sınırına Kadar Hizmet Verdi" Platformda, memur emeklilerinin diğer emekli gruplarından farklı olarak büyük bölmelerin saklandığı yaş haddine kadar sürdürüldüğüne dikkat çekildi. Açıklamada, kamu görevlilerinin önemli bir bölümünün 65 yaş sınırına kadar uğraştığı, uzun yıllar devlet hizmetinde bulunan bu kişilerin emeklilik döneminde, ekonomik koşullarla mücadele etmek zorunda kaldıkları ifade edildi. Özellikle 60 yaş üstü emeklilerin kronik sağlık sorunları nedeniyle yeniden çalışma hayatına dönmelerinin çoğu zaman mümkün olmadığı belirtilirken, tek geçişli emekli aylıklarının olduğu vurgulandı. "Geciken Adalet, Telafisi İmkânsız Sonuçlar Doğuruyor" Bildirinin en dikkat süresinin uzatılmasından biri ise yargılamanın değerlendirilmesi oldu. Platform, Anayasa Mahkemesi'nde devam eden sürecin devam ettiğini ileri yaştaki memurların emeklilerine yönelik olarak geri döndürülmesinin mümkün olmayan sonuçların doğurduğunu savundu. Açıklamada, yaşları kaydedilen yüksek olan memur emeklilerinin uzun süreler boyunca fiziksel olarak depolanacak zamanlarının kullanıma sunulduğu, geciken her günün yeni mağduriyetleri oluşturularak bir araya getirildi. Platform, adaletin makul bir süreçteki gelişiminin hukuk devletinin temel politikalarından biri olduğunu belirtirken, uzun bacakların hak arama özgürlüğünün genişlediğini ileri sürdü. Anayasa Mahkemesi'ne Acil Çağrı Memur Emeklileri Platformu, açıklamanın sonunda Anayasa Mahkemesi'ne doğrudan çağrıda bulunarak, seyyanen ilave ödemeye ilişkin mağduriyetin silahlı olarak değerlendirilmesini istedi. Platform ayrıntılarında, kısıtlamaların yeni bir ayrıcalık ya da sosyal yardım olmadığı, uzun süreli kamu hizmeti sırasında kazanıldığı açıkça mali hakların teslim edildiği vurgulandı. Açıklamada, "Bizler sadaka değil, uzun süre boyunca hak ettiğimiz ücretinin tamamını tamamlamak istiyoruz." Anayasa Mahkemesi'nin ileri yaştaki subay emeklilerinin sağlık durumları, ekonomik durumlarını ve geri gönderilemeyecek süreleri dikkate alarak hızlandırması talep edildi. Platform, kamuoyuna yaptığı çağrıda ise memur emeklilerinin yaşadıkları mağduriyetin yalnızca ekonomik bir sorun olarak değil, sosyal adalet ve hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, çözümün gecikmeden hayata dönüşünü istedi.

Vekil Din Görevlilerinin Mali Haklarıyla İlgili Davada Önemli Gelişme: İstinaf Mahkemesi Sendikayı Haklı Buldu Haber

Vekil Din Görevlilerinin Mali Haklarıyla İlgili Davada Önemli Gelişme: İstinaf Mahkemesi Sendikayı Haklı Buldu

Türk Diyanet Vakıf-Sen, vekil imam-hatip ve müezzin-kayyımların mali haklarının geriye dönük olarak düzenlenmesi talebiyle açılan davada önemli bir taşınabilir elde etti. Sendika, davanın istinaf incelemesini yapan Ankara Bölge İdare Mahkemesi'nin dünkü kararıyla haklılıklarının bir kez daha tescillendiğini kamuoyuna duyurdu. Sendika tarafından yapılan, söz konusu yargılama kararının, vekil statüsünde görev yapan din görevlilerinin uzun yıllardır yaşadığı mali hak kayıplarının hukuken kabul edilemediği açık bir gösterge olduğu vurgulandı. Kararın yalnızca hukuki olmadığı, aynı zamanda toplumsal açıdan önemli bir anlamı taşıdığı, bu gelişmenin kamu vicdanını rahatlattığı ve adaletin gösterdiği güçlendiği ifade edildi. “Hak Kayıpları Hukuken Tescillendi” Açıklamada, vekil din görevlilerinin yıllardır aynı görev ve sorumlulukları yerine getirmelerine rağmen kadrolu personel eşit mali haklardan yararlanamadığına dikkat çekildi. Sürecin bu durumunun açıkça ortaya çıktığı, kararın emsal olarak taşıdığına işaret edildi. Ancak sendika, kararın kapsamına ilişkin önemli bir eleştiriyi gündeme getirdi. Mahkeme tarafından verilen hükmün yalnızca son iki aylık süresi kapsaması, geçmiş yıllara yayılan tazminatların telafisi açısından yetersiz bulunuyordu. “Mağduriyetler İki Ayla Sınırlanamaz” Türk Diyanet Vakıf-Sen, yaptığı değerlendirmede, aynı işi yapanların hak kayıplarının sadece belirli bir dönemle sınırlandırılmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını vurguladı. Açıklamada şu görüşlere yer verildi: “Aynı görev ve sorumluluğu yerine geçen geçmiş geçmişe dönük tüm hak kayıplarının dağılımı, hukuk ve adaletin gereğidir. Bu nedenle verilen karar önemli olmakla birlikte eksik bir tutulabilir niteliktedir.” Anayasa Mahkemesi'ne Başvuru Kararı Sendika, bu potansiyeli yeni bir hukuki süreci başlatacaklarını da açıkladı. Vekil din görevlilerinin mağduriyetlerinin tamamen giderilmesi amacıyla Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunulacağı bildirildi. Bu adımın, yalnızca mevcut davanın kapsamını genişletmediği, benzer durumda olan tüm kamu çalışanları için emsal teşkilatının devam edeceği bir hak arayışı olduğu açıkça ifade edildi. “Mücadelemiz Sürecek” Türk Diyanet Vakfı-Sen açıklamasında, emeğin karşılığının eksiksiz dağıtım ve kamu çalışanları arasındaki ilişkilerin sürdürüleceğinin istikrarlı olduğunun bir kez daha vurgulandığını vurguladı. Sendika, “eşit işe eşit ücret” ilkesinin hayata doğru ve kamu çalışanlarının haklarının korunması için mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti. Ayrıca yetkili kurumlara çağrıda bulunularak, yargı kararlarının eksiksiz şekilde verildiği ve benzer kesintilerin tamamen ortadan kaldırılması için gerekli parçaların gecikmeden atılması istendi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.