Hava Durumu

#Ak Parti

- Ak Parti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ak Parti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AK Parti Bursa’dan Dünya Çevre Günü mesajı Haber

AK Parti Bursa’dan Dünya Çevre Günü mesajı

AK Parti Genel Merkez Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanlığı tarafından hazırlanan 5 Haziran Dünya Çevre Günü basın açıklaması, Türkiye genelindeki il başkanlıklarında eş zamanlı olarak gerçekleştirildi. Bursa’daki açıklama, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi önünde yapıldı. Basın açıklamasını AK Parti Bursa İl Başkan Yardımcısı, Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Fatma Şahin okudu. Bursa'da çifte cinayet zanlısının ifadesi ortaya çıktı: 'Eşim ile bacanağımın ilişkisi olduğundan şüphelendim' “DOĞA ARTIK SUSMUYOR” Fatma Şahin, çevrenin korunmasının yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de sorumluluğu olduğunu belirtti. Şahin, kuruyan nehirler, yanan ormanlar, kirlenen denizler ve bozulan iklim dengesiyle doğanın insanlığa güçlü bir çağrı yaptığını ifade ederek, tabiatla uyumlu bir yaşamın zorunluluk haline geldiğini söyledi. SIFIR ATIK VE YEŞİL DÖNÜŞÜM VURGUSU Açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde açıklanan 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi ile Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen Sıfır Atık Hareketi’ne dikkat çekildi. Şahin, geri kazanılan her atığın, dikilen her fidanın ve korunan her damla suyun geleceğe bırakılan önemli bir miras olduğunu ifade etti. Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımları, millet bahçeleri, yeşil şehircilik anlayışı ve çevre dostu kalkınma adımlarıyla geleceği bugünden inşa ettiğini belirten Şahin, çevreyi korumanın aynı zamanda vatanı korumak anlamına geldiğini kaydetti. COP31 ANTALYA’DA YAPILACAK Fatma Şahin, Türkiye’nin kasım ayında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’e Antalya’da ev sahipliği yapacağını da hatırlattı. 196 ülkenin temsilcilerini buluşturacak zirvenin, yalnızca diplomatik bir toplantı değil, insanlığın ortak geleceğine ilişkin kararların şekilleneceği önemli bir buluşma olacağını belirtti. Şahin, Türkiye’nin çevre, iklim ve kalkınma politikalarında hakkaniyeti savunmaya ve küresel ölçekte sorumluluk üstlenmeye devam edeceğini söyledi.

AK Partili Ömer Aykan: “Kurucu Kadrolarla Aynı Çatı Altında Buluşmak Büyük Bir Vefa Örneğidir” Haber

AK Partili Ömer Aykan: “Kurucu Kadrolarla Aynı Çatı Altında Buluşmak Büyük Bir Vefa Örneğidir”

AK Parti Bursa siyasetinin önemli isimlerinden Ömer Aykan, partinin kuruluş sürecinde görev almış isimlerle gerçekleştirilen buluşmaya ilişkin dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. Aykan, İTÜ Evi’nde düzenlenen programın sadece bir toplantı değil, aynı zamanda “siyasi hafızanın ve teşkilat ruhunun yeniden tazelenmesi” anlamı taşıdığını ifade etti. 2001 yılında AK Parti Bursa İl Teşkilatı’nın kuruluşunda yer alan isimlerle bir araya gelmenin kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını vurgulayan Aykan, bu tür buluşmaların teşkilat içindeki birlik ve dayanışmayı güçlendirdiğini söyledi. “Siyaset sadece bugünü yönetmek değil, geçmişin tecrübesini geleceğe taşımaktır” diyen Aykan, kurucu kadroların birikiminin yeni nesil siyasetçiler için yol gösterici olduğunu dile getirdi. Toplantıya katılan isimlerin Türkiye siyasetinde ve Bursa yerel yönetimlerinde önemli izler bıraktığını belirten Aykan, önceki dönem Bakanı ve Artvin Milletvekili Faruk Çelik’in, AK Parti’nin farklı dönemlerinde üstlendiği görevlerle önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Aynı şekilde, önceki Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı ve AK Parti Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Recep Altepe ile önceki Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar’ın da yerel yönetim tecrübeleriyle toplantıya değer kattığını söyledi. Programda ayrıca önceki dönem milletvekillerinin de yer almasının, siyasi tecrübenin paylaşımı açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirten Aykan, bu tür buluşmaların teşkilat kültürünü canlı tuttuğunu ve ortak hedefler etrafında kenetlenmeyi sağladığını kaydetti. Gecenin ev sahipliğini üstlenen Hasan Tuğcu’ya da özel olarak teşekkür eden Aykan, organizasyonun samimi ve verimli bir atmosferde gerçekleştiğini ifade etti. Katılımcılar arasında güçlü bir dayanışma ve kardeşlik duygusunun hâkim olduğunu dile getiren Aykan, “Bu birliktelik, sadece geçmişe duyulan saygının değil, geleceğe olan inancın da bir göstergesidir” dedi. Açıklamasının sonunda birlik ve beraberlik vurgusu yapan Aykan, “AK Parti’nin gücü, teşkilatlarının sağlam yapısından ve dava bilincinden gelmektedir. Bu birlik ve beraberliğimiz daim olduğu sürece, ülkemiz ve milletimiz için hizmet üretmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Kaçmaz Emlak Nilüfer Merkez Temsilciliği yeni yeri Özlüce'de hizmete açıldı Haber

Kaçmaz Emlak Nilüfer Merkez Temsilciliği yeni yeri Özlüce'de hizmete açıldı

Açılış törenine bölgenin önde gelen iş insanları, sektör temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. Katılımcılar, yeni ofisin modern yapısını ve sunduğu hizmet vizyonunu yerinde inceleme fırsatı buldu. Yoğun katılım dikkat çekti Samimi atmosferin hâkim olduğu etkinlikte, gayrimenkul sektörüne dair önemli temaslar da kurulurken ikramlıkla katılımcılara sunuldu.Açılışa katılanlar arasında Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir, Nilüfer İlçe Başkanı Öner Sevinç, Gürsu İlçe Başkanı Sülleyman Ağırman, Orhaneli İlçe Başkanı Ekrem Şahin, AK Parti Bursa İl Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Faruk Özdemir de yer aldı. Bölgede gayrimenkul hareketliliği oluşturacak bir nitelik taşıyor Kaçmaz Emlak Nilüfer Merkez Temsilciliği Firma Yetkililerinden Ömer Bilgin, katılımın yoğunluğundan duyduğu memnuniyeti dile getirirken gerçekleşen açılışın sektörde önemli bir markayla gelişen ve ihtiyaca cevap verebilecek bir lokasyonda sürdürecekleri çalışmaların şimdiden hayırlı olmasını diledi. Bilgin, Özlüce gibi hızla gelişen bir bölgede hizmet vermenin önemine vurgu yaparak, müşterilere daha kaliteli ve güvenilir hizmet sunmayı hedeflediklerini ifade etti. Yeni temsilciliğin, bölgedeki gayrimenkul hareketliliğine katkı sağlaması bekleniyor. Frima Yetkilileri Fatma Bilgin ve Gülsevin Özkan Derebaşı da davetlilere teşekkür ederken, gayrimenkulle alakalı her türlü öneri ve fikre açık olduklarını, kurumsal ve güvenilir bir marka çatısı aldında daha modern bir ofiste tüm ihtiyaca kolaylıkla cevap verecek alanında uzman isimlerle çalıştıklarını ifade ettiler. Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, kadın girişimcilerin böylesi zor bir dönemde kurumsal bir şube açıyor olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Firma yetkililer Fatma ve Ömer Bilgin ile Gülsevin Özkan Derebaşı'na bol berketli kazançlar temennisini iletti. Açılışın Bursa'ya hayırlı olmasını diledi. AK Parti Bursa İl Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Faruk Özdemir ve Anahtar Parti İlçe Başkanları da temsilcilik açılışının hayırlı ve bereketli olması dileklerini paylaştılar. Öte yandan aynı ofisde iki odanın ise Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Nilüfer Önal Okur'a ait ofis olarak kullanılacağı belirtildi. Emlak sektörü ile mali müşavirlik hizmetinin aynı lokasyonda bulunmasının, verilen hizmetin daha pratik ve güvenilir kıldığını ifade ettiler.

Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen'den Basın Açıklaması Haber

Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen'den Basın Açıklaması

Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı açıklamalarla ilgili, “Sayın Barrack haddini bilecek! Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir çadır devleti değil, mazisinde imparatorluk olan bir devlettir. Fakat hiçbir zaman emperyal duygularla bulundukları ülkeleri rahatsız etmediler, yönetimlerine müdahil olmadılar. Kurulalı iki yüz küsur sene olan kural tanımaz bir devletin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve mazisine ayar verme hakkı, haddi yoktur.” diye konuştu. Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen, parti genel merkezinde düzenlediği basın açıklamasına Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okul saldırılarında hayatını kaybedenleri anarak başladı. Yaralılara acil şifa dileyen Geçen, yaptığı değerlendirmelerde özetle şunları söyledi: “Geçen haftayı uzun süre acısını yüreğimizden çıkaramayacağımız bir sızıyla geçirdik. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa Siverek'te eğitim kurumlarımızda yapılan saldırılarla sarsıldık. Bugüne kadar çeşitli okullarda öğretmenlerin öldürüldüğünü, öğrencilerin akran zorbalığına uğradığı haberlerini birçok kişi duymuştu ve siyasal iktidar bunları münferit olaylar gibi tanımlamıştı. 25 yıldır kesintisiz, tek başına bir siyasal iktidarla ülkemiz yönetiliyor. AK Parti hükümetinin milli eğitim politikalarını çeşitli vesilelerle, çeşitli siyasi kadrolar eleştirdi. Anahtar Parti olarak biz de eleştirdik. Daha çok eğitim-öğretimle alakalı sık sistem değişikliklerinin milli eğitime fayda sağlamadığıyla sınırlı olmayan birçok eleştiriye maalesef siyasal iktidar kayıtsız kaldı. Kahramanmaraş’ta 9 evladımız, gencecik, henüz çocuk yaşında, ilköğretim çağında vefat ettiler bu saldırıda. Ayla öğretmenimiz, bir öğretmen için öğrencilerinin ne anlama geldiğini rahmete yürürken en baskın ve en güçlü şekilde bize hissettirdi. Ayla öğretmenimize ve saldırılarda şehit olan evlatlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Kederli ailelerine başsağlığı diliyorum. Şu anda yaralı, durumları kritik olan evlatlarımız var. Geçmiş olsun, acil şifa diliyorum. OKUL SALDIRILARI BİR KATLİAMDIR! Bu katliamdır, bu münferit bir olay gibi de görülse; bunun bütün sebep ve sonuçlarıyla sakin bir şekilde, bu işi siyasete bulaştırmayalım yaftalamasının da dışında, hızlıca gecikmiş her ne var ise tedbir olarak alınması konusunda siyasal iktidarın muhalefet ile el birliğiyle bu sorunun üzerine gitme zamanının gelip geçtiğini de hatırlatmak isterim. Siyasal iktidar kendisine yöneltilen her türlü eleştiriyi maalesef düşmanca karşılıyor. Ve bu durumda açıkçası şunu söylemek gerekiyor: Siyasal iktidarın bu eleştirileri düşmanca görüp daha sonra da tümünü reddetme psikolojisi sadece bu hadisede değil, ülkenin icra ile ilgili her alanında maalesef tavrı bu oldu. Ve şöyle bir metodu benimsedi AK Parti iktidarı: Acıyı yönetmeyi, olumsuzluğu yönetmeyi çok daha önemsiyor. Halbuki sorun var olan acıyı yönetmek değil, o acıların ortaya çıkmasını engellemektir; siyasal iktidarların görevi oluşan acıları yönetmek olmamalı. Elbette bu acıyı hepimiz yüreğimizde hissediyoruz. Sadece iktidar hissetmiyor. Ve bu hususta olumsuzluğun ortaya çıkarılması, tedbirde hatası olanların, mesul olanların bu konuda hesap vermelerini teklif etmek, siyasete acıyı malzeme etmek anlamına gelmez. Oluşan bu tür durumlarda sürekli olarak ‘acı üzerinden siyaset mi yapmak istiyorsunuz’ yaftalaması aslında acıya en büyük saygısızlıktır. Şu çok iyi bilinmelidir ki bir siyaset kurumunun ana görevi, ister muhalefet ister iktidar olsun, bir olumsuzluk var ise bununla ilgili sorumluluk sahiplerinin hesap vermeleri ve bununla ilgili siyasi bir eksiklik var ise de iktidarın bu eksikliği kamuoyu önünde kabul etmesidir. Selametin yolu buradan geçer fakat bugüne kadar maalesef biz mevcut siyasi iktidardan bu tür bir tavır görmedik. BİR EKSİKLİK OLDUĞUNU SİZ SÖYLÜYORSUNUZ, O HALDE NEDEN ÖNLEM ALMADINIZ? Okullardaki bu noktaya evrilen süreçle ilgili şu anda bir haftada şöyle bir şey yaşıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı, yaptığı açıklamalarla, ‘Şok eylem planına geçiyoruz. Acil eylem planına geçiyoruz’ diyor. Demek ki siz bu eylem planlarına şu an ihtiyaç duyduğunuza göre bir eksiklik vardı. Peki bu eksikliği bu kadar insanımız, bu kadar evladımız ölmeden önce neden düşünmediniz? Neden bir sene önce bu eylem planını yapmadınız? Neden iki sene önce yapmadınız? Neden beş sene önce yapmadınız? Neden on sene önce yapmadınız? Bir eksiklik olduğunu siz söylüyorsunuz. Eğer bir acil eylem planı şu anda var deniliyor ise demek ki bir eksikliğe yöneliktir. OKULLARDAKİ PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK AÇIĞININ SÜRATLE GİDERİLMESİ GEREKİYOR Anahtar Parti olarak biz okullardaki sorunu genel manada tarif ettik ve spesifik olarak da akran zorbalığıyla başlayan, öğretmenlerin öldürülmesine varan sürecin, güvenlik tedbirleri dahil psikolojik danışmanlık ve rehberlik öğretmenliği açıklarının süratle giderilmesinden bahsettik. Bugün itibarıyla 60 bine yakın bir açıktan bahsediliyor. 60 bin güvenlik görevlisi teklif etmenin yanı sıra bir takım muhalefet partilerimiz güvenlik ağırlıklı açıklamalar yaptı. 60 bin güvenlik görevlisi alınsın, okulların fiziki güvenliği sağlansın. Bunu anlamsız bulmamakla birlikte aslında öncelik sırasının, okullarda öğrencilerle öğretmenler, öğrencilerle veliler arasındaki sağlıklı diyaloğun sağlanması adına psikolojik danışmanlık ve rehberlik kadrolarının süratle doldurulmasının çok önemli olduğunu ve sorunun çözümü açısından oldukça ciddi mesafeler aldırılacağını açıkça belirtmek isterim. Bu yeter mi? Yetmez. Sosyal mecraların dünyada egemen olduğu, sadece bizim ülkemizde olan bir durum olmadığı belirtiliyor. Bunu fikir olarak kabul edebiliriz. Ancak bunun filtre edilmesi, kontrol altına alınması konusunda geciktiğimiz de apaçık ortadadır. RTÜK NEDEN VAR? Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Yakında çok iyi bir muhalefet oluşacak’ temennisinde bulunmuştu geçen hafta. Anlıyorum ki Sayın Cumhurbaşkanımızın buna yüklediği anlam, kendi siyasal iktidarını en az eleştirecek veya hiç eleştirmeyecek bir yapının özlemi içerisinde, böyle bir muhalefet anlayışını arzu ediyor. Fakat bunun hiç kimseye hayrı olmaz, iktidara da hayrı olmaz. Bizim bir RTÜK’ümüz var. Radyo ve Televizyon Üst Kurulumuz. Anayasal bir kuruluşumuz. Ne için kuruldu? Kuruluş felsefesi nedir? Ülkemizde milletimizin, evlatlarımızın kültür değerlerine aykırı, inanç değerlerine aykırı, çocuklarımızın hür ve müstakil düşünmelerine aykırı birtakım odakların yayın yoluyla, basım yoluyla veya dijital medyanın kullanılarak tahribatının önlenmesi adına kontrol görevini gören bir müessesemiz. BAZI SİYASİLER MAFYATİK DİZİ OYUNCULARINI KAMUOYU ÖNÜNDE TEBRİK EDİYOR! Bugün dizilerimize baktığımız zaman neredeyse yarısına yakını mafyatik diziler. Hatta buradan şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Siyasilerimizin, tırnak içinde, bu mafyatik dizilerde oynayan kişileri kamuoyu önünde tebrik etme cüretkârlığına bile teşebbüs ettiklerine zaman zaman şahitlik ediyoruz. Bu yeraltı dünyasının güzel gösterilmesi, mafyanın 15-17 yaşındaki çocuklara sevdirilmesi ve teşvik edilmesi gibi algılanacak bu dizileri RTÜK bugüne kadar neden yayından kaldırmadı acaba? Şimdi biz bunu demeyecek miyiz? Burada RTÜK'ün mesuliyeti var. Burada sorumluluğu var. RTÜK'ün de hesap vermesi gerekir dediğimiz zaman biz bu son olaylarla ilgili acıyı istismar mı etmiş olacağız? Böyle bir şey düşünülebilir mi? Siz bu şekilde davranırsanız siyasal iktidar olarak iki tane kötü şey yaparsınız. Bir, mevcut anayasal kurumları ve onların görev anlayışlarını var olandan çıkarır, hükümetin kontrolünde tutarsınız. Bu, siz gittikten sonra da kalıcı bir tahribattır. Siyasal iktidarlar gidicidir. Gitmeyen hiçbir siyasal iktidar yoktur. Sadece bizde değil, dünyada yoktur. İkincisi, mücadele diye ortaya koyduğumuz şeyin içi boşaltılırsa ve boş hale gelirse, bundan sonra yapılacak her türlü ülkemizin dirliği, birliği ve bekası adına olan mücadelelerin çoğu kadük kalır. Yani maksada ermez. Çözüm önerilerimizi, ihtisas olarak ilgili politika başkanlıklarımızca geniş şekilde kamuoyuna duyurduk. Duyurulmaya da devam edecek. Bu hususta bütün çözüm önerilerinin şeffaf bir şekilde tartışıldığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir sürecin başlatıldığı; bunun sosyolojik, psikolojik, güvenlik ve aile boyutuyla topluca ve koordineli bir şekilde ele alınmasının bu sorunun çözümü adına mesafe aldıracağına yürekten inanıyoruz. Anahtar Parti olarak bu konudaki her türlü çalışmaya amasız fakatsız destek vereceğimizin bilinmesini arz etmek isterim. TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEMOKRASİYLE YÖNETİLİR! Antalya’da düzenlenen forumda Amerika'nın Türkiye Büyükelçisi, aynı zamanda da Suriye Özel Danışmanı Tom Barrack’ın yaptığı, bir büyükelçi konseptini aşan; devamlı şekilde ülkemize, bölgemize idari koordinat belirlemeye çalışan, had sınırını aşan ve birliğimizi, dirliğimizi, yönetim şeklimizi sabote etmeye yönelik açıklamalarına geçen hafta şahitlik ettik. Sayın Büyükelçi, bölgenin yönetim şeklinin ne olması gerektiğini açıkladı. Sınırlarını, had sınırlarını ve edep sınırlarını aşarak. Demokrasinin bu bölgeye fazla olduğunu; aslında münasip bir yönetim şeklinin daha verimli ve daha faydalı olabileceğini, dolayısıyla bu konuda Arap Baharı’nın tam maksadına eremediğini; bir sınıfın, bir zümrenin yönetmesinin, vicdani yönetmesinin demokrasiden daha iyi geleceğini söyledi. Anladığımız bu! Şimdi buradan şunu hatırlatmak isterim: Amerika'nın tırnak içinde büyükelçisi olduğunu, fakat görevinin gereğinden çok had sınırlarını aşan şahsına şunu hatırlatmak isterim. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir cumhuriyettir. Demokrasiyle yönetilir. TOM BARRACK’IN ÇIKIŞINA SERT TEPKİ Bu demokrasiye erişim sırasında bu topraklar, kendi gibi düşünenlerin istilasından kurtarılarak kurulmuş bir cumhuriyettir. Eğer bir emperyalizm tanımı yapılacak olsa Sayın Tom Barrack’ın yaptığı açıklama gibi yapardım ben. Eğer bir emperyalist devletin başka bir devletle ilgili tasarımı ne olur deseydim, tam da onun gibi yapardım. ‘Benim emellerime’ diyor Tom Barrack; yani ülkesinin emellerine en iyi hizmet etmenin yolunun bu bölgede monarşik yönetimler olduğunu belirtiyor. Buradan şunu anlıyoruz: Amerika Birleşik Devletleri ve benzeri emperyalist güçler, ulusların insani yönetilmelerinden çok, kendi hizmetlerine, kendi emellerine ne kadar çok yardım ederlerse o yönetim şekli onlar için iyidir, olumludur. Bir sınıfın, bir ailenin vicdanına terk edilmiş bir yönetim şeklinden bahsediyor. Bizim için Orta Çağ; ama işlerine geldiği zaman, başka ülkelere ‘niye demokrasiye geçmediniz, siz demokratik sistemle yönetilmiyorsunuz’ diyerek oralarda ihtilaller yaptılar, ülkemiz dahil. Demek ki istenilen şey şu: Benim emellerime hizmet şu anda bu coğrafyada monarşik yönetimlerden geçiyor. Sayın Barrack haddini bilecek; Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir çadır devleti değil, mazisinde imparatorluk olan bir devlettir. Ve ecdadımızı hayırla yad etmemize vesile oldu bu açıklaması. Ecdadımızın dünyada onlardan daha çok egemen olduğu dönemler oldu. Fakat hiçbir zaman emperyal duygularla bulundukları ülkeleri rahatsız etmediler, yönetimlerine müdahil olmadılar. Kurulalı iki yüz küsur sene olan kural tanımaz bir devletin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve mazisine ayar verme hakkı, haddi yoktur. TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ SAVAŞIN DIŞINDA KALMA TAVRINI ISRARLA SÜRDÜRMELİ Sonuç olarak şunu arz edeceğim. Hemen yanı başımızda bir savaş var. Bu savaşın ritmi, şekli, tarzı sıra dışı. Belki de son yılların hepimizin aklını zorladığı bir formda gelişiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu savaşın dışında kalmayı bugüne kadar başarılı bir şekilde yürüttü. NATO dahil, bundan böyle gelişecek her türlü hadisede bu tavrını ısrarla sürdürebilmelidir. Bu tavrını sürdürebilmesi adına biz, Anahtar Parti olarak, bütün imkânlarımızla siyasal iktidarın, devletin bu tarzı ve tavrının yanında olacağımızın da açıkça altını çizmek isterim. ORTA VADELİ PROGRAM ÇÖKTÜ, EKONOMİK BUHRAN VAR Bizler bugün Yeni Şafak gazetesinde manşet olan haberi; sadece biz de değil, muhalefet uzun süredir Türk ekonomisinin bir türbülansta olduğunu, daha ileri bir tanımla bir buhranda olduğunu, açlık sınırının emekliler için ve asgari ücretliler için sorun haline geldiğini belirtiyoruz. 39 bin lira açlık sınırı tanımlayacaksınız, insanlara 20 bin lira emekli aylığı vereceksiniz. Neredeyse kamu çalışanlarının yüzde 90'ına yakını geçim sınırının altında kaldı. 90 bin liraya çıktı geçinme endeksi. Yani siz yıllık orta vadeli programınızda enflasyonu yüzde 16 olarak öngörüyorsunuz. Üç ay içerisinde yüzde 8 enflasyon yaşamışsınız. Baştan çökmüş orta vadeli planınız; sonra yeniden yüzde 26’ya revize edeceksiniz, son çeyrekte de yüzde 38’e çıkaracaksınız. Her ne kadar Yeni Şafak'ın manşeti belki parti içi bir iç hesaplaşmaya dayalı da olsa, söylenen şey bizim daha önce söylediğimiz, uyardığımız şey olduğu için doğrudur. CHP’Lİ BELEDİYELERLE İLGİLİ OPERASYONLAR!.. CHP belediyelerine yönelik sürdürülen ‘operasyonlarla’ ilgili de yolsuzlukla mücadelede kamu refleksi usul ve esaslarla yönetilir. Yani bir kamu kuruluşunda, denetim sırasında veya ihbarla elde edilen bir duyum icra edilirken bunun usulü vardır, esası vardır. Usulle esası yer değiştirdiğiniz zaman sorun yaşayabilirsiniz. Eğer kamuoyu buna bir “operasyon” diyor ise, yaygın bir şekilde, doğru bir şey yapmıyor siyasal iktidar. Çünkü yapılan yolsuzlukla ilgili mücadeleye de zarar verir bu tarz. Bunun yolu bellidir. Eğer bir kurum, şunu açıkça belirtmek istiyorum, hiçbir kurum denetim dışı kalmamalıdır. Hiçbir kurumun imtiyazı olmamalıdır. Dolayısıyla bu süreç yürütülürken toplum vicdanının da taraf edilmesi, mücadeleden yana çok lazımdır; başarılı olması için. Eğer siz bir duyum aldığınız zaman bu duyumu direkt inzibati tedbirlerle sabaha karşı kişileri evinden alarak yapıyor iseniz, o şartları, onu yapmanızın şartları bellidir. Bir suçüstü var ise, bu suçlu ortamı ortadan kalkması için müdahaleniz gerekiyorsa bu doğru bir harekettir; ama bir belediye ile ilgili bir ihbarı değerlendirirken sabaha karşı insanları evlerinden alıp ve bunu da kişilerin özlük haklarını, yani kişilik haklarını yok saydıracak şekilde, zannı sonuçmuş gibi topluma sunacak şekilde yapamazsınız. Sayın İçişleri Bakanımızın geçenlerde bir açıklaması oldu. İçişleri Bakanlığı olarak aşağı yukarı iktidara ne kadar, muhalefete ne kadar soruşturma izni verdiysek buna yakın ölçüde iktidarın da soruşturma izni var demişti. Doğrudur. Ama bir fark var. Soruşturma izni verildikten sonra yürütülen tarzla ilgili, siyasal iktidarın hiçbir belediyesinin muhalefet belediyelerinin belediye başkanlarına yapılan tarzda bir gözaltı süreci, bir hukuki süreç işletilmediği konusunda kamuoyu epey kanaat sahibi oldu. Eğer burada kamuoyu kanaati ‘ya bu siyasi gibi duruyor’, ‘bu yolsuzlukla mücadele sanki muhalefeti olumsuzlama, onu küçük düşürme’, ‘ona siyasi avantaj kaybettirmek gibi duruyor’ dediği anda sizin mücadeleniz biter. Sonuç alamazsınız. Siyasal iktidara uyarımız: Yolsuzlukla mücadele çok ehemmiyetlidir. Bu mücadele bir ülke için olmazsa olmazdır. Buraya siyasallaşmış bir görüntü vermek hem yolsuzlukla mücadeleye hem de kamuoyunun birliğine, dirliğine halel getirir. Bilinsin ki bu, siyaset iklimini kirletir; o da yetmez, yapanlara uzun süre bir avantaj sağlamaz.” İletişim: Anahtar Parti Stratejik İletişim ve Medya Ofisi Telefon: 0505 161 87 73

Büyükşehir’de İYİ Çıkış! Haber

Büyükşehir’de İYİ Çıkış!

Geçmiş dönem İYİ Parti Bursa İl Başkanı Mehmet Hasanoğlu, Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde gerçekleştirilen son seçim sonrası yaşanan gelişmelere ilişkin sert ve çarpıcı bir açıklamada bulundu. Hasanoğlu’nun ifadeleri, yalnızca bir siyasi değerlendirme değil; aynı zamanda “halk iradesi” tartışmasına yönelik güçlü bir itiraz niteliği taşıdı. 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Bursa’da 20 yıllık yerel Adalet ve Kalkınma Partisi yönetiminin sandıkta sona erdiğini hatırlatan Hasanoğlu, halkın açık tercihiyle Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın Mustafa Bozbey’e emanet edildiğini vurguladı. Ancak gelinen noktada, Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yapılan seçimle başkanlık makamının yeniden AK Parti etkisine geçtiğini belirterek bu durumu “siyasi çelişki” olarak nitelendirdi. “Halkın Kararı Açıkken, Meclis Aritmetiğine Sığınılıyor” Hasanoğlu, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan’ın “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözleriyle yaptığı açıklamaya doğrudan yanıt vererek, kullanılan söylemin sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini ifade etti. Gürkan’ın “millet iradesi” vurgusuna karşılık, sandıktan çıkan somut rakamları hatırlatan Hasanoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: “Sayın Gürkan ‘halk iradesini yok saymak’ ifadesini kullanıyor. O halde sormak gerekir: Halk iradesi sadece meclis çoğunluğundan mı ibarettir? Eğer gerçekten milletin kararına saygı duyulacaksa, seçim sisteminin ürettiği meclis aritmetiğine değil, doğrudan sandıktan çıkan oylara bakılması gerekirdi.” Rakamlarla Sert Eleştiri Hasanoğlu, 31 Mart seçim sonuçlarını hatırlatarak tartışmayı sayısal veriler üzerinden değerlendirdi: Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde Mustafa Bozbey : 860.490 oy Alinur Aktaş : 693.031 oy Fark: 167.459 oy İlçe belediye meclis oyları toplamında ise: Cumhuriyet Halk Partisi : 697.730 oy Adalet ve Kalkınma Partisi : 631.876 oy Fark: 65.854 oy “Bu rakamlar ortadayken ‘millet iradesi’ söylemiyle farklı bir tablo çizmek mümkün değildir” diyen Hasanoğlu, seçim sonuçlarının açık bir halk tercihini yansıttığını dile getirdi. “Aday Çıkarmamak Gerekirdi” Hasanoğlu, açıklamasının en dikkat çekici bölümünde ise AKP’ye yönelik şu sert eleştiriyi yöneltti: “Madem halkın iradesine bu kadar vurgu yapılıyor, o halde Büyükşehir Belediye Başkan Vekilliği için aday çıkarmamak gerekirdi. Gerçek saygı bunu gerektirirdi. Aksi tutum, milletin doğrudan ortaya koyduğu tercihle çelişmektedir.” “Bu Bir Yönetim Meselesidir” Meclis çoğunluğu tartışmalarına da değinen Hasanoğlu, konunun yalnızca teknik bir aritmetik meselesi olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bana sistemden kaynaklı meclis aritmetiğini anlatmayın. Çünkü burada seçilen kişi sadece meclisi yönetmeyecek; Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili olarak Bursa’yı yönetecek. Bu nedenle mesele, doğrudan halkın iradesine ne kadar sadık kalındığı meselesidir.” “Nokta” Açıklamasının sonunda net ve keskin bir duruş sergileyen Hasanoğlu, tartışmaya son noktayı şu sözlerle koydu: “Rakamlar yalan söylemez. Halkın tercihi ortadadır. Buna rağmen farklı bir irade inşa etmeye çalışmak, milletin kararını tartışmaya açmaktır. Nokta.”

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: YÜZDE KAÇ OY ALIRIZ İÇİN DEĞİL; TÜRK MİLLETİNE NE SAĞLAYABİLİRİZ ŞUURUYLA BİR ARADAYIZ Haber

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: YÜZDE KAÇ OY ALIRIZ İÇİN DEĞİL; TÜRK MİLLETİNE NE SAĞLAYABİLİRİZ ŞUURUYLA BİR ARADAYIZ

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “Tolga Akalın ile geçmişte beraberdik. Bugün beraberiz. Yarın da beraberiz… Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne varlığıyla, Türk milletine sevdamızla beraberiz. Biz Anahtar Parti’de yüzde kaç oy alırız için değil; yüzde kaç oy alırsak ne buluruz için de değil, Türk milletine ne sağlayabiliriz gibi bir şuurla bir aradayız” dedi. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Ankara’da düzenlenen basın toplantısı ve partiye katılım töreninde önemli açıklamalarda bulundu. Ağıralioğlu, Anahtar Parti’ye katılan Mehmet Tolga Akalın için “Geçmişte beraberdik. Bugün beraberiz. Yarın da beraberiz” dedi. Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, İran’da yaşanan savaştan seçim tartışmalarına kadar yaptığı değerlendirmede özetle şunları söyledi: “Güçlü bir Türkiye’ye inandık, yola çıktık. Türk milletinin güçlü yarınları için yola çıktık. Memleketimizin umudunu her gün büyütelim, evlatlarımıza bulduğumuzdan daha iyi bir memleket bırakalım diye yola çıktık. Devletimizin bize ne pahasına bırakıldığını, vatanımızın ne pahasına kurtarıldığını, Cumhuriyet’in ne bedelle kurulduğunu, evlatlarımıza neyi ne bedel ödeyerek bırakacağımızı bilebildiğimiz bir hatta mücadeleye söz verdik milletimize. Daha iyisi mümkündür diye çıktığımız memleket yolculuğumuzun her gününe, umudun ve daha fazlasının mümkün olabileceğine dair irademizin kuvvetli sinelerle buluştuğu günler ekledik. Bugün aramıza, daha önce beraber mücadele ettiğimiz, daha önce memleket mücadelesinde omuz omuza olduğumuz; Türk milletinin hak ettiği yeri alabilmesi için sinesinde, şuurunda taşıyabildiği her şeyi ömrü boyunca memleketine borçlu bildiği bir hatta milletine vermeye kastetmiş, gayret etmiş bir mücadele arkadaşımızı partimize katarak yolculuğumuza devam edeceğiz. TÜRKİYE VİCDANIN SÖZCÜSÜ, ÖNCESİ OLABİLMELİ… İran Savaşı’nda sürecin başından itibaren çatışmanın dışında kalabilmeyi başarabilmek Türkiye açısından kıymetlidir. Bölgede bu kadar sıcak savaşın ve kuralsızlığın bölgeyi huzursuz ettiği zamanlarda Türkiye’nin çatışmaların dışında tutulabilmesi kıymetlidir. Lakin Türkiye bir bölge ülkesidir. Türkiye, dünyada bozulan dengede oyun kurucu olarak yeni düzen ve yeni denge teklif edebilecek bir rol üstlenmelidir. Bölgede İstanbul; dünyanın bozulan dengesine yeni denge teklif etme inisiyatifimizin merkezi hâline getirilmelidir. ‘Dünya beşten büyüktür’ diyen makul ve haysiyetli bir çıkışın, dünyayı altüst eden azgınlığa ve keyfiliğe çok daha gür ve güçlü seslerle itiraz edebilmesi gerekir. Amerika Birleşik Devletleri’nde yedi-sekiz milyon kişinin ‘kral istemiyoruz’ diye bağırabildiği; İspanya’nın ‘bu dünya İsrail’in azgınlığına kurban gidecek bir dünya değildir’ diye itiraz edebildiği; İtalya’nın ‘hava sahamızı kullandırmayacağız’ diye bu keyfiliğe karşı durabildiği; İngiltere’nin ‘bu savaş bizim savaşımız değildir’ diye ikaz edebildiği; Almanya’nın ‘biz bu kuralsızlık içerisinde var olmak istemiyoruz’ diye konumlanabildiği yerde Türkiye, sesini sadece savaşın dışında kalmak istikametinde değil; bu dünyadaki hâkim büyük vicdanın sözcüsü ve öncüsü olabilmek noktasına taşıyabilmeliydi. ‘BİZ OLMAZSAK…’ KÖTÜ YÖNETİM DEMEKTİR! Siyasetin pratiğini, kendilerine siyasetin imkânlarını kendi maharetlerine bağlayan yönetimi ikaz ediyorum. AK Parti kurmaylarını, AK Parti’yi ikaz ediyorum, ihtar ediyorum. ‘Biz olmazsak ne olacaksınız?’ demek, devletinizi kötü yönetiyorsunuz demektir. ‘Tayyip Erdoğan olmazsa yıkılırız’ demek, devletinizin büyüklüğüne itimatsızlık demektir. Kim giderse gitsin, kim gelirse gelsin Türkiye Cumhuriyeti Devleti yıkılamaz. Çünkü devlet kapasitesi vardır. Bin yıllardır bu topraklardayız. Bizi bu topraklarda şahıslar değil; aklımız, kurumlarımız, devlet etme kapasitemiz ayakta tutuyor diyebilmeniz gerekir. Bu kadar yıldır hükümet edip sonra bizi kendi şahsınıza, varlığınıza, hayatınıza bağlı hâle getirmeniz, vazifelerinizi doğru yapamadığınız anlamına gelmektedir. Trump’ta muhasebesini yapmak zorunda olduğumuz şey budur. Kocaman bir devlettir Amerika Birleşik Devletleri ama oyuncak olmuş gitmiştir. Amerika hem bölgenin hem NATO’nun hem Orta Doğu’nun hem de insanlığın huzurunu kaçırmıştır. TÜRKİYE DAHA GÜÇLÜ HALE GELMELİ Anahtar Parti, öngörülebilir bir dünya teklif ediyor. Öngörülebilir bir dünyada hem insanlığa çalışabilir, çatışmaları engelleyebilir, barışı sağlayabilir; hem de güvenlik konseptini çatışmalar olmadan tesis edebilecek bir vizyon teklif ediyor Anahtar Parti ve bunun meşalesi olacak bir yönetim mahareti ortaya koyuyor. Dolayısıyla Türkiye güçlü hâle gelmelidir. Güçlü hâle gelebilecek Türkiye’nin güç standartları belli değildir. “Savaş bizi teğet geçti, kriz bizi teğet geçti” diye teselli siyasetinden vazgeçilmelidir. Savaşları engellemek, krizlere rağmen güçle ve kudretle ayakta kalabilecek bir yönetim mahareti sergilenmelidir. Buralar ıskalanmıştır. NATO’nun güney kanadını besleyen, NATO’nun güney kanadında attığı bütün imzalara harfiyen uyarak vazifelerini yerine getiren bir ülke; Amerika Birleşik Devletleri’nin keyfiyetiyle zora sokulmuştur. Parasını verdiğimiz F-35’ler bize verilmemiştir. Modernizasyon anlamında anlaşmalarını yaptığımız silahlar bize teslim edilmemiştir. Bölgemizde, bizim güvenlik endişelerimizi büyütecek şekilde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin düşmanlarına TIR’lar dolusu silah verilmiştir. Güney kanadını beklediğimiz yerde, güney kanadı tehlikeye sokulmuştur. Akdeniz’de; ‘Mavi Vatan’daki varlığımızı ve menfaatlerimizi tehlikeye sokacak şımarıklıklara destek verilmiştir. Adalarda ve Yunanistan’daki üslenme ve mevzilenme heveslerinin hepsini gördük. Gözümüzün önünde bunlar yapılmıştır. Türkiye ile NATO üyesi olduğu için çatışamayacaklarını bildikleri için; Türkiye’yi NATO’dan çıkaramayacakları için de kendilerinin NATO’dan çıkacağına dair birtakım değerlendirmeler yapılmaktadır. Biz, olup biteni gözleyen; olup bitene konumlanabilen, yapması gereken her şeyi yapabilmek için elinde imkân olan bir ülkeyiz. Güçlü siyasete, güçlü devlet yönetimi nezaret etmelidir. Güçlü siyaset, güçlü devlet; memleketi tek cephe hâline getirebilme imkânını oluşturabilmelidir. 86 milyonu bir arada tutabilecek bir yönetim mahareti sergileyeceksiniz. MİLLET İRADESİNE SAYGISIZLIK… Cumhuriyet Halk Partisi, Bursa Belediyesi’nde biliyorsunuz bir soruşturma dolayısıyla süreç yaşadı; belediyede oylama yapılmış, AK Parti’ye geçmiştir. Başından itibaren bu süreçle alakalı ilkesel bir duruşumuz var, biliyorsunuz. O da şudur: Sandıkta milletin iradesine saygı duymak zorundadır siyaset.Sandıkta alamadığınızı belediye encümenleri marifetiyle almak, millet iradesine saygısızlıktır. Bunu bugün siz yapıyorsanız size diyoruz; CHP yapıyor olsaydı CHP’ye derdik. Biz olsaydık “Biz böyle bir şey yapmayız, ayıptır” derdik.Sandıkla alınmış belediyeleri, yargı süreçlerinin size sağladığı imkânla belediye encümenleri üzerinden almaya kalkmanız; memleketi tek cephe yapacağız diye başladığınız güya “terörsüz Türkiye” gündemindeki sözlerinizi bile boşa düşürecek mahiyettedir. MEMLEKETİ BİRLEŞTİRME DEĞİL, BÖLME ADIMI PKK’lılarla memleketi tek cephe yapacağız diye görüşüp, CHP’lilerle cepheleşmek ve bu cephe siyasetini yargının sağladığı alanı kullanarak belediyelerde size verilmemiş oyları gasp etmeye dönüştürmek; memleketi birleştirmeye değil, bölmeye hizmet eder.Cumhurbaşkanımız, eğer AK Parti Genel Başkanı olarak memleketi bu cepheleşmeden kurtarmak istiyorsa, yapması gereken şudur: Cumhurbaşkanlığı makamına yaslanmalı, AK Parti Genel Başkanlığı makamından konuşmamalıdır bu meselede. Cumhurbaşkanlığı makamından konuşmalıdır.Cumhuriyet Halk Partililer onu şöyle derken duymalıdır: “Biz yolsuzluk soruşturmalarına karışmıyoruz. Yolsuzluk soruşturmaları vesilesiyle doğan avantajı partimiz lehine kullanmayı millet iradesine saygısızlık sayıyoruz. Böyle bir hakkımız kanunen olsa bile, böyle bir imkân doğsa bile; bunu kullanmayı, belediye başkanlığı seçiminde tercihini bu yönde kullanmış millete saygısızlık sayıyoruz.” SEÇİMLER ZAMANINDA YAPILMALI… Bir de erken seçim gündemi var… Bu gündemle alakalı bizim pozisyonumuzun, durduğumuz yerin şöyle bilinmesini istiyoruz: Eğer illa seçim yapılacaksa, mecrasında ve zamanında yapılmalıdır.Çünkü mecrasından çıkarılmış bir memlekette, mecrasına otursun diye gayretlerimizi oldu bittiye getirmeyi millet iradesine bu anlamda da hürmetsizlik sayıyoruz. Bu gündem içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi, demokrasinin kendisine vermiş olduğu imkânları kullanmak isteyecektir. Ama Anahtar Parti’nin hayali; mecrasında siyaset, zamanında seçim ve her şeyin yerli yerine oturduğu bir memlekettir. ANAHTAR PARTİ SİYASAL OLARAK DA BÜYÜYOR Her geçen gün büyüyoruz. Sadece sayısal olarak değil, siyasal olarak da büyüyoruz. Türkiye’de bugün “kararsızlar” diye ifade edilen en büyük kitlenin kararlı alternatifi hâline geliyoruz.Araştırmacılar, en büyük oy grubunun ‘kararsızlar’ olduğunu söylüyor. Anahtar Parti, bu kararsızlığa sebep olan sorunları çözme iradesine sahip bir partidir. Kararsızlar bilsinler ki biz kararlıyız. Adaletsizlikten kararsız hâle geldiler. İsraftan kararsız hâle geldiler. Öngörülemez bir memlekette ticaret yaptıkları için kararsız hâle geldiler. Ürettiklerini satamaz, sattıklarının yerine yenisini koyamaz hâle geldikleri için kararsız hâle geldiler. HERKES PARTİM DİYOR; BİZ MİLLETİM DİYORUZ… Tolga Akalın ile geçmişte beraberdik. Bugün beraberiz. Yarın da beraberiz… Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne varlığıyla, Türk milletine sevdamızla beraberiz.Biz Anahtar Parti’de yüzde kaç oy alırız için değil; yüzde kaç oy alırsak ne buluruz için de değil, Türk milletine ne sağlayabiliriz gibi bir şuurla bir aradayız.Anahtar Parti, her partiden bir parti olarak değil; her partinin hakikatine yürüyen bir mesuliyet hattında, Türk milletinin 86 milyonunun güçlü, zengin, müreffeh yarınları için çalışanların partisidir.Herkes ‘partim’ diyor, biz ‘milletim’ diyoruz. Herkes ‘liderim’ diyor, biz ‘devletimiz’ diyoruz. Herkes karizmatik liderlik ve kadro diyor, biz büyük milletin evlatlarıyız diyoruz. Dolayısıyla herkesin partisinde ne kıymet varsa, biz onları milletimiz için sahipleniyoruz. AKALIN: TÜRK SİYASETİNE BİR HEDİYE… Anahtar Parti’ye katılan Mehmet Tolga Akalın ise, “Anadolu’dan yeni bir ses yükseliyor. Uzun yıllar beraber mücadele ettik. Yavuz Başkanın parti totemciliği yapmaması, 21. yüzyılda Türk siyasetine bir hediyedir. Türk siyaseti yeni bir dönemle tanışacak. Bu Türkiye’nin geleceği. Bu gelecekte sizinle omuz omuza mücadele etmekten ve edecek olmaktan dolayı iftihar ediyorum. Sinenizde bana da bu yeri açtığınız için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu. Konuşmaların ardından Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Mehmet Tolga Akalın’a parti rozeti takdim etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.