Hava Durumu

#Abd

- Abd haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Abd haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ÜMİT ÖZDAĞ’DAN GÜNDEME İLİŞKİN SERT MESAJLAR: EKONOMİDEN TERÖRLE MÜCADELEYE PEŞ PEŞE ELEŞTİRİLER Haber

ÜMİT ÖZDAĞ’DAN GÜNDEME İLİŞKİN SERT MESAJLAR: EKONOMİDEN TERÖRLE MÜCADELEYE PEŞ PEŞE ELEŞTİRİLER

KKTC’DEKİ DENİZ KAZASINA “İHMAL” TEPKİSİ Konuşmasına Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde meydana gelen ve can kayıplarına neden olan deniz kazasına değinerek başlayan Özdağ, olayın ciddi şekilde araştırılması gerektiğini savundu. Kazanın ihmaller zincirinin sonucu olduğunu öne süren Özdağ, Türkiye ile KKTC arasında böyle bir facianın yaşanmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Özdağ, “21. yüzyılda Türkiye ile KKTC arasında gemi batar mı? Evet, battı ve birçok insan hayatını kaybetti” ifadelerini kullandı. CHP’YE “ABD PLANI” ELEŞTİRİSİ Özdağ’ın gündemindeki başlıklardan biri de CHP Genel Merkezi’nde gerçekleştirildiğini söylediği bir toplantı oldu. Toplantıda il başkanları ve belediye başkanlarına Türkiye’nin siyasi geleceğine ilişkin bir sunum yapıldığını öne süren Özdağ, sunumda Türkiye’de gelecekte dört siyasi partinin kalacağı ve bunun ABD ile iktidarın istediği bir yapı olduğu yönünde değerlendirmeler bulunduğunu iddia etti. CHP yönetimini bu iddialar üzerinden sert sözlerle eleştiren Özdağ, partinin kuruluş değerlerinden uzaklaştığını savundu. MUHARREM İNCE’YE YANIT: “KURDUĞUN PARTİDEN KAÇMAMAK DA CİDDİ BİR İŞTİR” Muharrem İnce’nin kendisi ve Zafer Partisi’nin siyasi harcamalarına ilişkin açıklamalarına da yanıt veren Özdağ, İnce’nin “Parti kurmak turşu kurmak değildir” sözlerine karşılık verdi. Özdağ, “Parti kurmanın çok ciddi bir iş olduğunu biz biliyoruz ama parti kurmak ciddi bir iş olduğu kadar insanın kurduğu partiden kaçmaması da ciddi bir iştir” dedi. Zafer Partisi’nin mali hesaplarının devlet denetiminde olduğunu ifade eden Özdağ, partinin çalışmalarının öğrencilerden, memurlardan ve esnaftan gelen bağışlarla sürdürüldüğünü belirtti. “AK PARTİ’NİN EKONOMİNİN AYARINI DÜZELTME İMKÂNI YOK” Ekonomide yaşanan gelişmelere de değinen Özdağ, hükümetin mevcut ekonomik sorunları çözebilecek kapasiteyi kaybettiğini savundu. Özdağ, “Türk ekonomisinin ayarını AK Parti’nin düzeltme imkân ve kabiliyeti yok” sözleriyle ekonomi yönetimini hedef aldı. Türkiye’nin geçmiş yıllarda oluşturduğu ekonomik değerlerin ve kamu varlıklarının elden çıkarıldığını ileri süren Özdağ, “Milletin AKP iktidara gelene kadar dişinden tırnağından artırarak inşa etmiş olduğu zenginlikler pazarlanıyor” ifadelerini kullandı. TERÖRLE MÜCADELE VE ÖCALAN TARTIŞMASI Özdağ, terör örgütü PKK ve Abdullah Öcalan üzerinden yürütülen tartışmalara ilişkin de dikkat çeken açıklamalarda bulundu. “PKK silah bırakmayacak, silahlarının yerini değiştirecek” iddiasını dile getiren Özdağ, terör örgütüne yönelik olası hukuki düzenlemelere karşı olduklarını ifade etti. Futbol karşılaşmalarında Abdullah Öcalan’a yönelik tezahüratlar nedeniyle taraftarların soruşturulması ihtimalini de eleştiren Özdağ, “PKK’lılar serbest bırakılırken, vatansever futbol seyircisi Abdullah Öcalan’a küfretti diye içeri mi alınacak?” diye sordu. Özdağ ayrıca PKK’ya yönelik konuşmasında, örgütün farklı toplumsal kesimlere yönelik saldırılarını hatırlatarak, “Sizin elinizde Alevilerin, Bektaşilerin, Türklerin, Zazaların, Kürtlerin, herkesin kanı var. Bu ne küstahlık?” ifadelerini kullandı. GÖÇ POLİTİKALARINA SEÇİM ÜZERİNDEN ELEŞTİRİ Türkiye’nin göç ve sığınmacı politikalarına ilişkin görüşlerini de yineleyen Özdağ, iktidarın bu politikasını seçim hesapları üzerinden eleştirdi. Özdağ, “Türk halkını ihraç edip yerine başka halk getirmedikçe bu seçimi kaybedersiniz” sözleriyle hükümete tepki gösterdi. YUNANİSTAN VE İSRAİL’E MESAJ Dış politikaya ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Zafer Partisi lideri, Yunanistan’a Türkiye ile gerilimi artıracak adımlardan kaçınması çağrısında bulundu. “Atina’ya tekrar sesleniyoruz: Türkiye’ye karşı bir maceraya girmeyin” diyen Özdağ, bölgesel gelişmeler ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu üzerinden yaptığı değerlendirmede ise “Türkiye Netanyahu’ya çok büyük gelir” ifadelerini kullandı. ADLİ YIL AÇILIŞINDA ATATÜRK VURGUSU Yeni adli yılın başlamasına da değinen Özdağ, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez’in açılış konuşmasını gündemine aldı. Kerkez’in konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin devlet halinde varlığı kabul olunamaz” sözünü hatırlatmasına dikkat çeken Özdağ, hukuk ve yargı bağımsızlığı konusundaki değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın açıklamalarında ekonomi, terörle mücadele, göç politikaları ve dış politika öne çıkarken; iktidar ve muhalefete yönelik sert mesajları konuşmasının ana gündemini oluşturdu.

Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen'den Basın Açıklaması Haber

Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen'den Basın Açıklaması

Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın Antalya Diplomasi Forumu'nda yaptığı açıklamalarla ilgili açıklamalarla ilgili, "Sayın Kışlası haddini bilecek! Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir çadır devleti değil, mazisinde imparatorluk olan bir devlettir. Ancak hiçbir zaman duygularla bulundukları ülkelerde rahatsız edemiyorlar, yönetimlerine müdahil olmuyorlar. Kurulalı iki yüz küsur sene olan tarifez bir, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve mazisine ayar verme hakkı yok, haddi yok." diye konuştu. Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen Geçen, parti genel kapsamlı basın açıklamasına Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okul saldırılarında can kayıpları anarak başladı. Yaralılara acil şifa dileyen Geçen, yaptığı değerlendirmelerde özetle şunları söyledi: “Geçen haftayı uzun süre acısını yüreğimizden çıkaramayacağımız bir sızıyla geçirdik. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa Siverek'te eğitim kurumlarımızda yapılan saldırılarla sarsıldık. Bugüne kadar çeşitli okullarda öğretmenlerin öldürüldüğünü, öğrencilerin akran zorbalığına uğradığı haberlerini birçok kişi duymuştu ve siyasal iktidar bunları münferit olaylar gibi tanımlamıştı. 25 yıldır kesintisiz, tek başına bir siyasal iktidarla ülkemiz yönetiliyor. AK Parti hükümetinin milli eğitim politikalarını çeşitli vesilelerle, çeşitli siyasi kadrolar eleştirdi. Anahtar Parti olarak biz de eleştirdik. Daha çok eğitim-öğretimle alakalı sık sistem değişikliklerinin milli eğitime fayda sağlamadığıyla sınırlı olmayan birçok eleştiriye maalesef siyasal iktidar kayıtsız kaldı. Kahramanmaraş’ta 9 evladımız, gencecik, henüz çocuk yaşında, ilköğretim çağında vefat ettiler bu saldırıda. Ayla öğretmenimiz, bir öğretmen için öğrencilerinin ne anlama geldiğini rahmete yürürken en baskın ve en güçlü şekilde bize hissettirdi. Ayla öğretmenimize ve saldırılarda şehit olan evlatlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Kederli ailelerine başsağlığı diliyorum. Şu anda yaralı, durumları kritik olan evlatlarımız var. Geçmiş olsun, acil şifa diliyorum. OKUL SALDIRILARI BİR KATLİAMDIR! Bu katliamdır, bu münferit bir olay gibi de görülse; bunun bütün sebep ve sonuçlarıyla sakin bir şekilde, bu işi siyasete bulaştırmayalım yaftalamasının da dışında, hızlıca gecikmiş her ne var ise tedbir olarak alınması konusunda siyasal iktidarın muhalefet ile el birliğiyle bu sorunun üzerine gitme zamanının gelip geçtiğini de hatırlatmak isterim. Siyasal iktidar kendisine yöneltilen her türlü eleştiriyi maalesef düşmanca karşılıyor. Ve bu durumda açıkçası şunu söylemek gerekiyor: Siyasal iktidarın bu eleştirileri düşmanca görüp daha sonra da tümünü reddetme psikolojisi sadece bu hadisede değil, ülkenin icra ile ilgili her alanında maalesef tavrı bu oldu. Ve şöyle bir metodu benimsedi AK Parti iktidarı: Acıyı yönetmeyi, olumsuzluğu yönetmeyi çok daha önemsiyor. Halbuki sorun var olan acıyı yönetmek değil, o acıların ortaya çıkmasını engellemektir; siyasal iktidarların görevi oluşan acıları yönetmek olmamalı. Elbette bu acıyı hepimiz yüreğimizde hissediyoruz. Sadece iktidar hissetmiyor. Ve bu hususta olumsuzluğun ortaya çıkarılması, tedbirde hatası olanların, mesul olanların bu konuda hesap vermelerini teklif etmek, siyasete acıyı malzeme etmek anlamına gelmez. Oluşan bu tür durumlarda sürekli olarak ‘acı üzerinden siyaset mi yapmak istiyorsunuz’ yaftalaması aslında acıya en büyük saygısızlıktır. Şu çok iyi bilinmelidir ki bir siyaset kurumunun ana görevi, ister muhalefet ister iktidar olsun, bir olumsuzluk var ise bununla ilgili sorumluluk sahiplerinin hesap vermeleri ve bununla ilgili siyasi bir eksiklik var ise de iktidarın bu eksikliği kamuoyu önünde kabul etmesidir. Selametin yolu buradan geçer fakat bugüne kadar maalesef biz mevcut siyasi iktidardan bu tür bir tavır görmedik. BİR EKSİKLİK OLDUĞUNU SİZ SÖYLÜYORSUNUZ, O HALDE NEDEN ÖNLEM ALMADINIZ? Okullardaki bu noktaya evrilen süreçle ilgili şu anda bir haftada şöyle bir şey yaşıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı, yaptığı açıklamalarla, ‘Şok eylem planına geçiyoruz. Acil eylem planına geçiyoruz’ diyor. Demek ki siz bu eylem planlarına şu an ihtiyaç duyduğunuza göre bir eksiklik vardı. Peki bu eksikliği bu kadar insanımız, bu kadar evladımız ölmeden önce neden düşünmediniz? Neden bir sene önce bu eylem planını yapmadınız? Neden iki sene önce yapmadınız? Neden beş sene önce yapmadınız? Neden on sene önce yapmadınız? Bir eksiklik olduğunu siz söylüyorsunuz. Eğer bir acil eylem planı şu anda var deniliyor ise demek ki bir eksikliğe yöneliktir. OKULLARDAKİ PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK AÇIĞININ SÜRATLE GİDERİLMESİ GEREKİYOR Anahtar Parti olarak biz okullardaki sorunu genel manada tarif ettik ve spesifik olarak da akran zorbalığıyla başlayan, öğretmenlerin öldürülmesine varan sürecin, güvenlik tedbirleri dahil psikolojik danışmanlık ve rehberlik öğretmenliği açıklarının süratle giderilmesinden bahsettik. Bugün itibarıyla 60 bine yakın bir açıktan bahsediliyor. 60 bin güvenlik görevlisi teklif etmenin yanı sıra bir takım muhalefet partilerimiz güvenlik ağırlıklı açıklamalar yaptı. 60 bin güvenlik görevlisi alınsın, okulların fiziki güvenliği sağlansın. Bunu anlamsız bulmamakla birlikte aslında öncelik sırasının, okullarda öğrencilerle öğretmenler, öğrencilerle veliler arasındaki sağlıklı diyaloğun sağlanması adına psikolojik danışmanlık ve rehberlik kadrolarının süratle doldurulmasının çok önemli olduğunu ve sorunun çözümü açısından oldukça ciddi mesafeler aldırılacağını açıkça belirtmek isterim. Bu yeter mi? Yetmez. Sosyal mecraların dünyada egemen olduğu, sadece bizim ülkemizde olan bir durum olmadığı belirtiliyor. Bunu fikir olarak kabul edebiliriz. Ancak bunun filtre edilmesi, kontrol altına alınması konusunda geciktiğimiz de apaçık ortadadır. RTÜK NEDEN VAR? Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Yakında çok iyi bir muhalefet oluşacak’ temennisinde bulunmuştu geçen hafta. Anlıyorum ki Sayın Cumhurbaşkanımızın buna yüklediği anlam, kendi siyasal iktidarını en az eleştirecek veya hiç eleştirmeyecek bir yapının özlemi içerisinde, böyle bir muhalefet anlayışını arzu ediyor. Fakat bunun hiç kimseye hayrı olmaz, iktidara da hayrı olmaz. Bizim bir RTÜK’ümüz var. Radyo ve Televizyon Üst Kurulumuz. Anayasal bir kuruluşumuz. Ne için kuruldu? Kuruluş felsefesi nedir? Ülkemizde milletimizin, evlatlarımızın kültür değerlerine aykırı, inanç değerlerine aykırı, çocuklarımızın hür ve müstakil düşünmelerine aykırı birtakım odakların yayın yoluyla, basım yoluyla veya dijital medyanın kullanılarak tahribatının önlenmesi adına kontrol görevini gören bir müessesemiz. BAZI SİYASİLER MAFYATİK DİZİ OYUNCULARINI KAMUOYU ÖNÜNDE TEBRİK EDİYOR! Bugün dizilerimize baktığımız zaman neredeyse yarısına yakını mafyatik diziler. Hatta buradan şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Siyasilerimizin, tırnak içinde, bu mafyatik dizilerde oynayan kişileri kamuoyu önünde tebrik etme cüretkârlığına bile teşebbüs ettiklerine zaman zaman şahitlik ediyoruz. Bu yeraltı dünyasının güzel gösterilmesi, mafyanın 15-17 yaşındaki çocuklara sevdirilmesi ve teşvik edilmesi gibi algılanacak bu dizileri RTÜK bugüne kadar neden yayından kaldırmadı acaba? Şimdi biz bunu demeyecek miyiz? Burada RTÜK'ün mesuliyeti var. Burada sorumluluğu var. RTÜK'ün de hesap vermesi gerekir dediğimiz zaman biz bu son olaylarla ilgili acıyı istismar mı etmiş olacağız? Böyle bir şey düşünülebilir mi? Siz bu şekilde davranırsanız siyasal iktidar olarak iki tane kötü şey yaparsınız. Bir, mevcut anayasal kurumları ve onların görev anlayışlarını var olandan çıkarır, hükümetin kontrolünde tutarsınız. Bu, siz gittikten sonra da kalıcı bir tahribattır. Siyasal iktidarlar gidicidir. Gitmeyen hiçbir siyasal iktidar yoktur. Sadece bizde değil, dünyada yoktur. İkincisi, mücadele diye ortaya koyduğumuz şeyin içi boşaltılırsa ve boş hale gelirse, bundan sonra yapılacak her türlü ülkemizin dirliği, birliği ve bekası adına olan mücadelelerin çoğu kadük kalır. Yani maksada ermez. Çözüm önerilerimizi, ihtisas olarak ilgili politika başkanlıklarımızca geniş şekilde kamuoyuna duyurduk. Duyurulmaya da devam edecek. Bu hususta bütün çözüm önerilerinin şeffaf bir şekilde tartışıldığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir sürecin başlatıldığı; bunun sosyolojik, psikolojik, güvenlik ve aile boyutuyla topluca ve koordineli bir şekilde ele alınmasının bu sorunun çözümü adına mesafe aldıracağına yürekten inanıyoruz. Anahtar Parti olarak bu konudaki her türlü çalışmaya amasız fakatsız destek vereceğimizin bilinmesini arz etmek isterim. TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEMOKRASİYLE YÖNETİLİR! Antalya’da düzenlenen forumda Amerika'nın Türkiye Büyükelçisi, aynı zamanda da Suriye Özel Danışmanı Tom Barrack’ın yaptığı, bir büyükelçi konseptini aşan; devamlı şekilde ülkemize, bölgemize idari koordinat belirlemeye çalışan, had sınırını aşan ve birliğimizi, dirliğimizi, yönetim şeklimizi sabote etmeye yönelik açıklamalarına geçen hafta şahitlik ettik. Sayın Büyükelçi, bölgenin yönetim şeklinin ne olması gerektiğini açıkladı. Sınırlarını, had sınırlarını ve edep sınırlarını aşarak. Demokrasinin bu bölgeye fazla olduğunu; aslında münasip bir yönetim şeklinin daha verimli ve daha faydalı olabileceğini, dolayısıyla bu konuda Arap Baharı’nın tam maksadına eremediğini; bir sınıfın, bir zümrenin yönetmesinin, vicdani yönetmesinin demokrasiden daha iyi geleceğini söyledi. Anladığımız bu! Şimdi buradan şunu hatırlatmak isterim: Amerika'nın tırnak içinde büyükelçisi olduğunu, fakat görevinin gereğinden çok had sınırlarını aşan şahsına şunu hatırlatmak isterim. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir cumhuriyettir. Demokrasiyle yönetilir. TOM BARRACK’IN ÇIKIŞINA SERT TEPKİ Bu demokrasiye erişim sırasında bu topraklar, kendi gibi düşünenlerin istilasından kurtarılarak kurulmuş bir cumhuriyettir. Eğer bir emperyalizm tanımı yapılacak olsa Sayın Tom Barrack’ın yaptığı açıklama gibi yapardım ben. Eğer bir emperyalist devletin başka bir devletle ilgili tasarımı ne olur deseydim, tam da onun gibi yapardım. ‘Benim emellerime’ diyor Tom Barrack; yani ülkesinin emellerine en iyi hizmet etmenin yolunun bu bölgede monarşik yönetimler olduğunu belirtiyor. Buradan şunu anlıyoruz: Amerika Birleşik Devletleri ve benzeri emperyalist güçler, ulusların insani yönetilmelerinden çok, kendi hizmetlerine, kendi emellerine ne kadar çok yardım ederlerse o yönetim şekli onlar için iyidir, olumludur. Bir sınıfın, bir ailenin vicdanına terk edilmiş bir yönetim şeklinden bahsediyor. Bizim için Orta Çağ; ama işlerine geldiği zaman, başka ülkelere ‘niye demokrasiye geçmediniz, siz demokratik sistemle yönetilmiyorsunuz’ diyerek oralarda ihtilaller yaptılar, ülkemiz dahil. Demek ki istenilen şey şu: Benim emellerime hizmet şu anda bu coğrafyada monarşik yönetimlerden geçiyor. Sayın Barrack haddini bilecek; Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir çadır devleti değil, mazisinde imparatorluk olan bir devlettir. Ve ecdadımızı hayırla yad etmemize vesile oldu bu açıklaması. Ecdadımızın dünyada onlardan daha çok egemen olduğu dönemler oldu. Fakat hiçbir zaman emperyal duygularla bulundukları ülkeleri rahatsız etmediler, yönetimlerine müdahil olmadılar. Kurulalı iki yüz küsur sene olan kural tanımaz bir devletin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve mazisine ayar verme hakkı, haddi yoktur. TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ SAVAŞIN DIŞINDA KALMA TAVRINI ISRARLA SÜRDÜRMELİ Sonuç olarak şunu arz edeceğim. Hemen yanı başımızda bir savaş var. Bu savaşın ritmi, şekli, tarzı sıra dışı. Belki de son yılların hepimizin aklını zorladığı bir formda gelişiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu savaşın dışında kalmayı bugüne kadar başarılı bir şekilde yürüttü. NATO dahil, bundan böyle gelişecek her türlü hadisede bu tavrını ısrarla sürdürebilmelidir. Bu tavrını sürdürebilmesi adına biz, Anahtar Parti olarak, bütün imkânlarımızla siyasal iktidarın, devletin bu tarzı ve tavrının yanında olacağımızın da açıkça altını çizmek isterim. ORTA VADELİ PROGRAM ÇÖKTÜ, EKONOMİK BUHRAN VAR Bizler bugün Yeni Şafak gazetesinde manşet olan haberi; sadece biz de değil, muhalefet uzun süredir Türk ekonomisinin bir türbülansta olduğunu, daha ileri bir tanımla bir buhranda olduğunu, açlık sınırının emekliler için ve asgari ücretliler için sorun haline geldiğini belirtiyoruz. 39 bin lira açlık sınırı tanımlayacaksınız, insanlara 20 bin lira emekli aylığı vereceksiniz. Neredeyse kamu çalışanlarının yüzde 90'ına yakını geçim sınırının altında kaldı. 90 bin liraya çıktı geçinme endeksi. Yani siz yıllık orta vadeli programınızda enflasyonu yüzde 16 olarak öngörüyorsunuz. Üç ay içerisinde yüzde 8 enflasyon yaşamışsınız. Baştan çökmüş orta vadeli planınız; sonra yeniden yüzde 26’ya revize edeceksiniz, son çeyrekte de yüzde 38’e çıkaracaksınız. Her ne kadar Yeni Şafak'ın manşeti belki parti içi bir iç hesaplaşmaya dayalı da olsa, söylenen şey bizim daha önce söylediğimiz, uyardığımız şey olduğu için doğrudur. CHP’Lİ BELEDİYELERLE İLGİLİ OPERASYONLAR!.. CHP belediyelerine yönelik sürdürülen ‘operasyonlarla’ ilgili de yolsuzlukla mücadelede kamu refleksi usul ve esaslarla yönetilir. Yani bir kamu kuruluşunda, denetim sırasında veya ihbarla elde edilen bir duyum icra edilirken bunun usulü vardır, esası vardır. Usulle esası yer değiştirdiğiniz zaman sorun yaşayabilirsiniz. Eğer kamuoyu buna bir “operasyon” diyor ise, yaygın bir şekilde, doğru bir şey yapmıyor siyasal iktidar. Çünkü yapılan yolsuzlukla ilgili mücadeleye de zarar verir bu tarz. Bunun yolu bellidir. Eğer bir kurum, şunu açıkça belirtmek istiyorum, hiçbir kurum denetim dışı kalmamalıdır. Hiçbir kurumun imtiyazı olmamalıdır. Dolayısıyla bu süreç yürütülürken toplumsal vicdanın da taraflaştırılması, mücadeleden yana çok gerekli; Başarılı olması için. Eğer siz bir duyum alındığında bu duyumu doğrudan inzibati izliyorsanız sabaha karşı kişilerin evden alarak yapması gerekir, o şartlar, onu yerine getirmenin şartları bellidir. Bir suç var ise, bu suçlu ortamın ortadan kaldırılması için müdahaleniz gerekir, bu doğru bir harekettir; ama bir belediye ile ilgili bir rapor değerlendirilirken sabaha karşı insanların evlerinden alıp ve bunu da yaşayanların eksik hakları, yani kişilik hakları yok saydıracak şekilde, zannı sonuçlanmış gibi toplum sunacak şekilde yapamazsınız. Sayın İçişleri Bakanımızın geçenlerde bir açıklaması oldu. İçişleri Bakanlığı olarak aşağı yukarı iktidara ne kadar, muhalefete ne kadar soruşturma izni verdiysek buna yakın ölçüde iktidarın da soruşturma izni var. Doğrudur. Ama bir fark var. Soruşturma izni verildikten sonra verilen tarzla ilgili, siyasal iktidarın hiçbir belediyesinin desteği belediyelerinin belediye başkanlarına yapılan hizmetler bir gözaltı süreci, bir hukuki süreç işletilmediğinde halkın iyimser kanaat sahibi oldu. Eğer burada kamuoyunda kanaati 'ya bu siyasi gibi duruyor', 'bu yolsuzlukla mücadele sanki muhalefeti olumsuzlama, onu küçük düşürme', 'ona siyasi avantajı kaybettirmek gibi duruyor' sözleri ve sizin mücadeleniz acı veriyor. Sonuç alamazsınız. Siyasal iktidara uyarımız: Yolsuzlukla mücadele çok ehemmiyetlidir. Bu mücadele bir ülke için olmazsa olmazdır. Burada siyasallaşmış bir görüntü vermek hem yolsuzlukla mücadeleye hem de kamuoyunun birliğine, dirliğine halel gelir. Bilinsin ki bu, siyasetin iklimini kirletir; o da yetmezlik, yapanlara uzun süre bir avantaj sağlamaz.” İletişim: Anahtar Parti Stratejik İletişim ve Medya Ofisi Telefon: 0505 161 87 73

Hürmüz'ün açılmasının ardından petrol ve altında son durum... Haber

Hürmüz'ün açılmasının ardından petrol ve altında son durum...

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçı, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açıldığını duyurdu. Arakçı, "Lübnan'daki ateşkese paralel olarak açık kalacağını" kullanarak, ticari gemilerin geçişine izin verildiğini açıkladı. "TÜM TİCARİ GEMİLERE GEÇİŞ İZNİ VERİLDİ" Arakçı, resmi X hesabından yaptığı paylaşımda, "Lübnan'daki ateşkese paralel olarak, İran İslam Cumhuriyeti Limanlar ve Denizcilik Teşkilatı tarafından rejimin duyurulan koordineli rota üzerinden, tüm ticari gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçişi, ateşkesin kalan süresi boyunca tamamen açık ilan edildiğine" yer verdi. PETROL Sistemi GERİLEDİ ABD ve İsrail'in saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı'nı kapatan İran, küresel petrol ticaretinin yaklaşık dörtte birinde yapılan kritik geçiş işaretlerini yeniden başlattı. Bu gelişmeyle birlikte petrol fiyatları 110 dolar seviyesinden 90 dolar bandına kadar geriledi. ALTIN ​​YENİDEN YÜKSELİŞTE Hürmüz Boğazı'nın açılmasıyla piyasalardaki dengeler değişirken, altın fiyatlarında yükselişe dikkat çekildi. Kararın ardından gram altın spotu 7 bin lirayı geçti. DÜNYA GENELİNDE YAŞANAN AKARYAKIT KRİZİ İran savaşı nedeniyle nakliye rotasının bloke edilmesi, küresel petrol arzını sekteye uğratırken yakıt fiyatlarını da hızla yükseltmişti. Birçok ülke Hürmüz Boğazı'nın çıkışının ardından akaryakıt fiyatlarına ardı ardına zamlar yapmak zorunda kaldı.

Netanyahu'dan İspanya'ya tehdit! Haber

Netanyahu'dan İspanya'ya tehdit!

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İspanya'nın birçok kez Tel Aviv'in karşısında yer aldığını iddia ederek, ABD'nin Gazze anlaşmasının bol olduğu için ülkedeki mevcutki Kiryat Gat'ta kurulu askeri merkezde bulunan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nden (CMCC) Madrid'i kaldırmanın durdurulduğunu belirtti. Netanyahu, İspanya'nın İsrail ordusunu karaladığını öne süren Netanyahu, "Bu nedenle, İspanya'nın tamamı İsrail'in karşısında yer aldığı seçimde, bugün İspanya ülkelerinin Kiryat Gat'taki koordineli olarak genel bilgilerinin verildiği talimatını verdi" açıklamasını yaptı. "İSPANYA'NIN TUTUMU DÜŞMANLIK" Netanyahu, İspanya'nın tutumunu "düşmanlık" olarak nitelendirerek, hiçbir ülkede, İsrail'e karşı "diplomatik bir savaşın yürütülmesine izin vermeyeceği" değerlendirmesinde bulundu. Netanyahu, "Bize karşı olanlar bölgedeki arkadaşımız olamaz" ifadesini kullandı. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da bugün yaptığı açıklamada, İspanya'nın "İsrail'in ayrılması" nedeniyle söz konusu kararın alındığını ifade etti. Kiryat Gat'taki Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi, 20 maddelik Gazze barış planının bir parçası olarak Ekim 2025'te ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından kurulmuştu. İSRAİL-İSPANYA GERGİNLİĞİ İspanya'nın ABD ile İran arasındaki geçici ateşkes sonrasında Tahran Büyükelçiliğini hemen açma kararı İsrail ile yeni bir polemik başlamasına neden olmuştu. İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, Tahran Büyükelçiliği'ni açmaya devam ediyor "ABD ile İran arasında varılan iki haftalık ateşkes yapılıyor ve bu barış çabasını her iki ülkede de teşvik amacıyla" aldıklarını ifade ederken, İsrail Dışişleri Bakanı Saar ise bu kararın sertleştirilmesini eleştirmişti. İspanya'da Filistin Devleti'nin tanınması ve Gazze'ye katılmasıyla ilgili İsrail ile yaşanan ekonomik kriz olayları İsrail, Mayıs 2024'te Madrid Büyükelçisi'ni, İspanya'da ise Eylül 2025'te Tel Aviv Büyükelçisi'ni geri çağırmıştı. İki ülke arasında mevcut durumda en üst temsilcilik maslahatgüzar seviyesinde bulunuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.