İYİ Partili Özcan Gönülal'dan Gagavuzya Uyarısı: "Türk Dünyası En Zor Günde Dayanışmasını Göstermelidir"

İYİ Parti'den Özcan Gönülal, Türk Dünyası'nın birliği ve Gagavuz Türklerinin önemi hakkında değerlendirmelerde bulundu. Gönülal, Gagavuzya'daki güncel hukuki süreçlerin takip edilmesi ve Türkiye'nin kültürel diplomasiyi güçlendirmesi gerektiğini vurguladı.

Haber Giriş Tarihi: 13.07.2026 21:04
Haber Güncellenme Tarihi: 11.09.2026 17:44
https://www.habersin.com.tr/

İYİ Parti Osmangazi İlçe Yönetim Kurulu Üyesi, Türk Dünyası ve Yurt Dışı Türklerden Sorumlu Başkan Yardımcısı ve İYİ Parti Bursa İl Başkanlığı Turizm Komisyonu Üyesi Özcan Gönülal; Türk Dünyası'nın istikbali, Gagavuz Türklerinin karşı karşıya kaldığı süreçler ve Türkiye'nin üstlendiği tarihi sorumluluklar hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Gönülal, Gagavuz Türklerinin sadece Moldova sınırları içerisinde yaşayan bir grup olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu toplumun Türk kültür coğrafyasının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.

Türk Dünyası'nın son yıllarda uluslararası mecralarda daha sık gündeme geldiğini ifade eden Gönülal, gerçek bir birlikteliğin yalnızca zirveler, deklarasyonlar veya sembolik buluşmalarla sağlanamayacağını; ortak tarih ve kültür mirasına sahip toplulukların haklarının korunmasına yönelik somut dayanışmanın esas olduğunu belirtti.

"Türk Dünyası, Türkiye Sınırlarından Çok Daha Geniş Bir Medeniyet Alanıdır"

Açıklamasında Türk milletinin varlığının yalnızca Türkiye Cumhuriyeti sınırları ile kısıtlı olmadığını ifade eden Gönülal; Adriyatik kıyılarından Orta Asya'ya, Balkanlar'dan Sibirya'ya kadar uzanan uçsuz bucaksız bir coğrafyada soydaşların ortak tarihi, dil ve kültür bağlarını yaşatmaya devam ettiğini dile getirdi.

Balkanlar, Kırım, Kerkük, Ahıska, Batı Trakya, Doğu Türkistan ve Gagavuzya gibi bölgelerde ortak medeniyetin temsilcilerinin yaşadığını belirten Gönülal, bu topluluklarla kurulacak ilişkilerin sadece dış politika perspektifiyle değil, kültürel diplomasi ve gönül bağları çerçevesinde yürütülmesinin önemini vurguladı.

Gagavuz Türkleri Kimliklerini Asırlardır Koruyorlar

Gönülal, Moldova'da yaşayan yaklaşık 250 bin Gagavuz Türkünün Türk Dünyası içerisinde çok özel bir konuma sahip olduğuna dikkat çekti.

Hıristiyan inancına mensup olmalarına rağmen geleneklerini yaşatmayı ve kültürel kimliklerini muhafaza etmeyi başaran Gagavuzların, dünyadaki en dikkat çekici Türk topluluklarından biri olduğunu belirten Gönülal, bu durumun kültürel dayanışmanın sadece ortak inançla sınırlı kalmadığını kanıtladığını söyledi.

Gagavuzların günlük yaşamdan düğün adetlerine, misafirperverlik anlayışından halk kültürüne kadar pek çok noktada Anadolu kültürüyle büyük benzerlikler taşıdığını belirten Gönülal, bu bağların canlılığını koruduğunu ifade etti.

Atatürk Döneminde Başlayan Kültürel Bağ

Açıklamalarında Türkiye ile Gagavuz Türkleri arasındaki ilişkilerin Cumhuriyet'in ilk yıllarına dayandığını söyleyen Gönülal, Gazi Mustafa Kemal Atatürk döneminde Türk dili ve kültürünün korunmasına yönelik atılan adımların çok kıymetli olduğunu belirtti.

Bu sürecin yalnızca eğitim faaliyetlerinden ibaret görülmemesi gerektiğini belirten Gönülal, söz konusu dönemlerin kültürel hafızanın korunmasına yönelik uzun vadeli bir devlet politikası taşıdığını ifade etti.

"Kardeşlik Sadece Söylemle Yaşamaz"

Gagavuz Türklerinin Türkiye'ye duyduğu sevginin sadece mevcut resmi bağlardan kaynaklanmadığını dile getiren Gönülal, Kurban Bayramı'nda sergilenen dayanışmanın bunun en somut örneklerinden biri olduğunu belirtti.

Hıristiyan inancına sahip olmalarına rağmen Türkiye'den gelen yardım organizasyonlarına gönüllü destek veren Gagavuzların; ihtiyaç sahibi ailelerin belirlenmesinden lojistik sürece kadar birçok alanda aktif rol üstlendiklerini ifade eden Gönülal, bu tablonun farklı inançların ortak insanlık değerlerinde buluşabileceğini gösterdiğini kaydetti.

Gagavuzya'daki Son Hukuki Süreçler Dikkat Çekiyor

Gönülal, son dönemde Gagavuzya'da meydana gelen siyasi ve hukuki gelişmeleri uluslararası kamuoyuyla birlikte yakından takip ettiğini belirtti.

Özellikle Başkân Yevgenia Gutsul hakkında yürütülen yargılama süreci ile Moldova Anayasa Mahkemesi'nin 9 Temmuz 2026 tarihindeki kararının ve Gagavuz Özerk Statüsü'nün bazı hükümlerine ilişkin değerlendirmelerin, bölgenin geleceği açısından önemli tartışmalar yaratacağını söyledi.

Bu gelişmelerin uluslararası hukuk normları çerçevesinde akademik çevrelerce de değerlendirildiğini belirten Gönülal, sürecin titizlikle takip edilmesi gerektiğini ifade etti.

"Türkiye Tarihi ve Kültürel Sorumluluğu Unutmamalıdır"

Türkiye'nin egemen devletlerin iç işlerine müdahale etmeksizin, uluslararası hukuk ve teamüller çerçevesinde tarihî bağlara sahip olduğu soydaş topluluklarla gelişmeleri takip ettiğini belirten Gönülal, kültürel diplomasinin daha etkin kullanılmasının önemine dikkat çekti.

Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere uluslararası platformlarda Türk Dünyası vizyonunun daha güçlü şekilde şekillenmesi gerektiğini vurgulayan Gönülal; eğitim projeleri, gençlik değişim programları ve ekonomik iş birliklerinin bu sürecin temel parçaları olduğunu söyledi.

"Türk Dünyası Fotoğraf Karelerinden İbaret Değildir"

Açıklamasının en dikkat çekici kısmında Türk Dünyası sunumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gönülal, ortak geleceğin yalnızca söylemlerle inşa edilemeyeceğini ifade etti.

"Türk Dünyası yalnızca zirvelerde çekilen aile fotoğraflarıyla ya da güçlü sözlerle büyümez. Asıl birliktelik, kardeş toplulukların zor günlerinde yanlarında durmakla anlam kazanır." değerlendirmesinde bulunan Gönülal, gönül bağlarının korunması ve geliştirilmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı.

"Bursa'dan Gagavuzya'ya Uzanan Kardeşlik"

Bursa'nın tarih boyunca Balkanlar ve Türk Dünyası ile güçlü bağları olan şehirlerden biri olduğunu hatırlatan Gönülal, kentin kültürel diplomasi çalışmalarında daha aktif rol üstlenebileceğini ifade etti.

Bursa'dan Bakü'ye, Üsküp'ten Kerkük'e, Kırım'dan Gagavuzya'ya kadar uzanan coğrafyanın ortak bir tarihe ve hafızaya sahip olduğunu söyleyen Gönülal, bu bağların gelecek nesillere aktarılmasının sadece devlet kurumlarının değil; sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin, yerel yönetimlerin ve tüm toplum kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğunu belirtti.

Gönülal, açıklamasını şu değerlendirmeyle tamamladı:

"Türk Dünyası'nın gerçek gücü, sadece ortak köklerden değil; ortak sorumluluk bilincinden doğar. Tarih, milletlerin yalnızca kazandıkları zaferleri değil, sahip oldukları değerleri ve kardeşlerini ne ölçüde koruyabildiklerini de yazar. Bugün Gagavuzya'da yaşananlar, Türk Dünyası'nın geleceği adına değerlendirilmesi gereken kritik bir süreçtir."